Görünmez Tehdit: Gıdanın Endüstrileşmesi ve Çocuklarımızın Sessiz Dönüşümü

Uz. Dr. Uğur Özdağlı

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Bir sabah fark etmeden sofralarımızın rengi değişti.

Annemizin tencere yemeğinin yerini, ambalajı parlak; kokusu yapay ürünler aldı.

Raf ömrü uzadı ama insan ömrü kısalmaya başladı.

Ve biz, modern beslenmenin bedelini çocuklarımızın sağlığıyla ödemeye başladık.

Ultra-işlenmiş gıdalar: Renkli paketlerin ardındaki karanlık

Çocukluk çağı obezitesi Türkiye’de son 20 yılda iki katına çıktı.

Nedeni sadece “fazla yemek” değil — yediğimizin ne olduğu.

Hazır çorbalar, aromalı yoğurtlar, kahvaltılık gevrekler… Hepsi enerji yüklü ama besin değeri düşük.

UNICEF ve DSÖ verileri, ultra-işlenmiş gıda tüketimi arttıkça obezite ve erken ergenliğin de hızla arttığını söylüyor.

Bu ürünler şeker, tuz, katkı ve doymuş yağla dolu bir biyokimyasal fırtına.

Beyindeki açlık-tokluk dengesini bozuyor, bağımlılık etkisi yaratıyor.

Bir porsiyon “çikolatalı gevrek”, gizli beş küp şeker anlamına geliyor.

Palm yağı: Bitkisel maskeli risk

“Bitkisel yağ içerir” yazısı güven veriyor gibi görünse de çoğu zaman bu palm yağı.

Ucuza üretildiği için çikolata, bebek bisküvisi, margarin, kremalı ürünlerin hepsinde karşımıza çıkıyor.

Palm yağı doymuş yağ oranı yüksek bir madde; kalp ve damar sistemini erken yaşta yoran bir faktör. Yüksek ısıda rafine edilirken 3-MCPD ve glisidil esterleri gibi kanserojen öncüller oluşabiliyor.

Avrupa çocuk ürünlerinde bu nedenle sınırlama getirdi;

bizde ise hâlâ etikette “bitkisel yağ” yazıp geçiliyor.

Türkiye’de tavuk üretiminde büyüme hormonu kullanılmıyor.

Ama bu, sistemin masum olduğu anlamına gelmiyor.

Hayvanlar hızlı kilo alabilsin diye özel yem katkıları, antibiyotikler ve dar alan koşullarıyla büyüyor. Yani mesele hormon değil, biyolojik dengesizlik.

Et ucuzladıkça, hayvanın ve insanın bedeni aynı anda bozuluyor.

Endüstriyel mısır ve şeker: Tatlı bir tuzak

Yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFCS), neredeyse her tatlı ve içecekte karşımıza çıkıyor. Beyinde “doydum” sinyali göndermediği için çocuk içtikçe içiyor, yedikçe yiyor.

Sonuç: yağlanan karaciğer, bozulmuş insülin dengesi, 8 yaşında tip 2 diyabet tanısı alan çocuklar.

Bu tablo sessiz bir salgın hâline geldi.

GDO’lar: Bilim, belirsizlik ve etik

Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA) ve Türk Gıda Kodeksi, GDO’lu ürünleri sıkı denetliyor.

Ancak mesele sadece “zararlı mı” değil; uzun vadede mikrobiyota, bağışıklık ve ekolojik denge üzerindeki etkiler hâlâ tartışmalı.

Bilim “doğrudan toksik etki yok” diyor, ama halk “artık tat değişti” diyor.

Bu iki gerçeklik arasında güven duygusu kayboldu.

Sorun sadece gıda değil, şeffaflık.

Katkı maddeleri, ambalaj kimyasalları ve jelatin

Bugün çocuklar yalnızca yemek yemiyor; farkında olmadan kimyasal maruziyet de yaşıyor.

Plastik şişelerden, renkli ambalajlardan, parlatıcılardan…

Ftalatlar ve BPA gibi maddeler, vücutta östrojen benzeri etki yaratarak erken ergenliği tetikleyebiliyor.

Son 15 yılda Türkiye’de kız çocuklarında ergenlik başlangıç yaşı ortalama 9,5 yaşa kadar indi.

Bu sadece biyolojik değil, psikososyal bir alarm.

Bilim diyor ki:

* Obeziteyi asıl beslenme şekli belirler, tek bir madde değil.

* Palm yağı, HFCS ve katkı maddeleri “tek başına zehir” değildir; ama aşırı tüketim sistemik zarardır.

* GDO’lu ürünlerde doğrudan toksisite yok, fakat gıda güvenliğinde izlenebilirlik esastır.

Ama Türkiye gerçeği diyor ki:

* Etiketsiz üretim hâlâ yaygın,

* Reklam kontrolü zayıf,

* Okul kantinlerinde şekerli içecek satılıyor,

* Aile bilinçli ama zaman baskısı altında.

Gerçek koruma, bireysel farkındalıkla başlar ama devlet politikasıyla güçlenir.

Bu mesele sadece gıda değil;

bir toplumun beden bağımsızlığı ve gelecek sağlığı meselesi.

Bir çocuk evde tencere yemeği kokusunu duyabiliyorsa, hâlâ umut var.

Bir anne “etiketi okumayı” öğrendiyse, bir nesil kurtulabilir.

Bir devlet “şeffaf üretim” ilkesini yerleştirdiyse, sağlık politikası başarıya ulaşır.

GDO’lu gıdalar, palm yağı, katkılar, hormon söylentileri…

Hepsi birer parça; ama tablo bütünüyle insanın doğadan kopuşunun hikâyesidir.

Unutmayalım:

Çocuğumuzun tabağı yalnızca bugünün değil, geleceğin aynasıdır.

Ve geleceğin kaderi, mutfakta pişen her kararda gizlidir.

Gencan, CHP lideri Özel’le ASM açılışında


Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Olağan Meclis Toplantısı ve çeşitli temaslar kapsamında Ankara’da bir dizi programa katıldı. Başkan Gencan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Atatürk Sanat Merkezi açılışına katıldı.


Başkan Gencan, ziyaretleri çerçevesinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Prof. Dr. Mehmet Haberal ve değerli sanatçı Zülfü Livaneli gibi önemli isimlerle bir araya geldi.
Ankara programının önemli bir bölümünü Türkiye Belediyeler Birliği Olağan Meclis Toplantısı’na ayıran Gencan, toplantıya ilçe belediye başkanlarıyla birlikte katıldı.


Gencan, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilimiz ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in başkanlığında düzenlenen Olağan Meclis Toplantısı’na ilçe belediye başkanlarımızla birlikte katıldık. Kentlerimizin gelişimi ve yerel yönetimlerin güçlenmesi adına önemli kararların alındığı toplantıda, 2026 Yılı Performans Programı ve 2026 Mali Yılı Bütçesi kabul edildi. Kararların tüm belediyelerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”


ÖZEL VE YAVAŞ İLE ATATÜRK SANAT MERKEZİ AÇILIŞINA KATILDI
Toplantının ardından Başkan Gencan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Atatürk Sanat Merkezi açılışına katıldı. Açılışta Prof. Dr. Mehmet Haberal ve sanatçı Zülfü Livaneli ile bir araya gelen Gencan, etkinliğin kendisi için anlamlı olduğunu belirtti.


Başkan Gencan, “Sanatın ve emeğin buluşturduğu bu güzel atmosfer, Cumhuriyet’in aydınlık yoluna olan inancımızı bir kez daha güçlendirdi. Kültürün, sanatın ve yaşamın yanında olmaya devam edeceğiz.”
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan’ın Ankara’daki yoğun programı, yerel yönetimler arası iş birliğini güçlendirme ve kültürel yaşamı destekleme kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Suudi Arabistan Vize Başvuruları: Normal Vize ve Umre Vizesi Süreçlerinde Güncel Bilgiler

Orta Doğu’nun en büyük ekonomilerinden biri olan Suudi Arabistan, iş dünyası için olduğu kadar, kutsal toprakları ziyaret etmek isteyen milyonlarca kişi için de önemli bir destinasyondur. Ülkeye yapılacak seyahatlerde, seyahat amacına göre doğru vizeye sahip olmak zorunludur. En çok aranan konuların başında Suudi Arabistan Vize Başvurusu ve yıl boyunca yapılabilen Suudi Arabistan Umre Vize Başvurusu süreçleri gelmektedir. Başvuruların eksiksiz ve Konsolosluk prosedürlerine uygun olması, ret riskini ortadan kaldırır.

Ticari ve Turistik Seyahatler: Normal Vize

Suudi Arabistan, son yıllarda turizme açılmasıyla birlikte normal vize (turistik, ticari, aile ziyareti) başvurularında da büyük bir artış yaşanmıştır. Bu vize türlerinde, başvuru sahiplerinin seyahat amacını kanıtlayıcı belgeler (davetiye, şirket yazısı, konaklama bilgileri) sunması beklenir. Normal Suudi Arabistan Vize Başvurusu sürecinde, güncel evrak listesi ve biyometrik işlemlerin doğru yönetilmesi, hızlı sonuç almanın temel şartıdır.

Manevi Yolculuk: Umre Vizesi ve Prosedürleri

Özellikle dini vecibeleri yerine getirmek amacıyla yapılan Umre ziyaretleri için özel bir vize türü gereklidir. Suudi Arabistan Umre Vize Başvurusu süreci, normal vizeye göre farklılık gösterir ve genellikle yetkili acenteler aracılığıyla yürütülür. Başvuru sahiplerinin aşı zorunlulukları, pasaport geçerlilik süreleri ve vize ücretleri gibi konularda en güncel bilgileri takip etmesi büyük önem taşımaktadır.

İki Ayrı Süreçte Tek Uzmanlık: Marina Vize

Suudi Arabistan’ın hem normal vize hem de Umre vizesi süreçlerindeki özel ve değişken kurallar dizisi, profesyonel danışmanlığı zorunlu kılmaktadır. Marina Vize Başvuru Merkezi, her iki alandaki kapsamlı tecrübesiyle müşterilerinin vize dosyasını hatasız hazırlar ve Konsolosluk nezdindeki tüm takipleri büyük bir titizlikle gerçekleştirir.

Suudi Arabistan’a iş, turizm ya da ziyaret amaçlı seyahatleriniz için güncel evraklar, ücretler ve adımlarla ilgili tüm detaylı bilgileri Suudi Arabistan Vize Başvurusu sayfasında; kutsal topraklara yapacağınız ziyaretleriniz için gerekli olan Suudi Arabistan Umre Vize Başvurusu detaylarını ise ilgili sayfamızda bulabilirsiniz.

Marina Vize: Herkese Heryere Vize

Marina Vize Başvuru Merkezi İletişim Bilgileri:

Telefon: +90 538 954 74 58

E-posta: info@marinavize.com

Web sitesi: https://www.marinavize.com

Adres: Aksaray Mah. Teceddüt Sok No:19/3 Fatih, İstanbul

Sosyal Medya hesaplarımız:

İnstgram.com/marina.vize

Tiktok.com/marina.vize

Facebook.com/marinavize

Twitter.com/marinavize

youtube.com/c/marinavize

Üreticide güven de dondu!

Olgay GÜLER

CHP Edirne İl Genel Meclis Üyesi Ahmet Sarıgül, geçtiğimiz Nisan ayında meydana gelen ve 65 ilin etkilendiği don felaketi sonrası, birçok çiftçinin primlerini ödemesine rağmen devlet desteğinden yararlanamadığını belirtti.

Ülke genelinde Nisan ayında yaşanan don olayının ardından, 65 ilde binlerce dekar arazide ürün kaybı yaşandı. Edirne’nin de etkilendiği don felaketinin ardından, Cumhurbaşkanlığı kararıyla destek ödemeleri yapılmasına karar verildi. Desteklemelerin ödeneceğine sevinen üreticiler, sigorta primini ödedikleri TARSİM’in, bilirkişi aracılığıyla zararlarının çok altında tespit yapmasıyla şok yaşadı. CHP Edirne İl Genel Meclis üyesi Ahmet Sarıgül, destek kapsamına alınan alanın, toplam üretim kapasitesinin yalnızca yaklaşık yüzde 5’i olduğuna dikkat çekerek, üreticinin güveninin sarsıldığını dile getirdi.

‘ZARARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ DESTEK KAPSAMINA ALINAMADI’

Sarıgül, don felaketinin bir çok üreticinin bir yıllık emeğini yok ettiğini belirterek, “Türkiye genelinde 65 ili etkileyen 2025 zirai don felaketi, birçok üreticinin bir yıllık emeğini yok etti. Cumhurbaşkanlığı kararıyla yayımlanan destekleme ödemeleri elbette önemli; ancak mesele sadece “destek verilmesi” değil; asıl mesele, tarımın hâlâ afetlere bu kadar savunmasız olmasıdır. AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, don afetinden etkilenen 785 üreticiye yönelik destek ödemelerinin yapılacağını, toplam 22.130 dekar alanda hasar tespit edildiğini açıkladı. TÜİK verilerine göre Edirne’de yaklaşık 46 bin hektar (460 bin dekar) meyve üretim alanı bulunuyor. Yani destek kapsamına alınan alan, toplam üretim kapasitesinin yalnızca yaklaşık yüzde 5’i. Demek ki zararın büyük bölümü ya kayıt altına alınamadı ya da destek kapsamı dışında kaldı” dedi.

‘DESTEK ÇİFTÇİNİN AYAĞA KALKMAMASINI DEĞİL, DÜŞMEMESİNİ SAĞLIYOR’

Ceviz ve armut üretiminde Edirne’nin payının küçük ama değerli olduğuna vurgu yapan Sarıgül, “Edirne’de öne çıkan meyveler ceviz ve armut. 2021 verilerine göre ilde 2.400 ton ceviz, 3.357 ton armut üretilmiş. Bu miktar Türkiye toplamında küçük bir pay (%0,6–0,7 civarı) gibi görünse de, Edirne tarımı için katma değeri yüksek, istihdam oluşturan ürünler. Bu nedenle don, sadece bir üretim kaybı değil, aynı zamanda bölgesel ekonomik bir darbe anlamına geliyor.  Resmî listede; Armut için dekar başına 5.000 TL, ceviz için yine 5.000 TL destek öngörülüyor. Kulağa iyi geliyor ama sahadaki üretici için tablo farklı. Uzunköprü’deki bir ceviz üreticisine sorun: Bir dekar ceviz bahçesinin yıllık bakım maliyeti 8–9 bin lirayı çoktan geçmiş durumda. Mazot, budama, ilaç, sulama, işçilik derken, verilen destek zararın yalnızca küçük bir kısmını karşılıyor. Üstelik bu 5.000 TL, yalnızca yüzde 100 zarar gören üreticiler için geçerli. Hasar oranı yüzde 20 ya da 30 olduğunda destek 1.000–1.500 TL’ye kadar düşüyor. Yani kâğıt üzerindeki destek, sahada gerçek bir telafi sağlamıyor. Bu destek, çiftçinin ayağa kalkmasını değil, sadece düşmemesini sağlıyor” diye konuştu.

‘HEM SİGORTASINI ÖDEMİŞ, HEM DESTEKTEN MAHRUM KALMIŞ’

Uzunköprü’de ceviz üretimi yapan Ayşe Darıcan’ı örnek gösteren Sarıgül, “Bu tablonun en somut örneklerinden biri Uzunköprü’de 625 dönüm arazide ceviz üretimi yapan kadın girişimci Ayşe Darıcan. Ayşe Hanım, üretimini sigorta altına almış; TARSİM’den fırtına, dolu ve don teminatı içeren bir poliçe yaptırmış. Don teminatı için ayrıca 35–40 ton rekolte karşılığı 285 bin TL prim ödemiş. Nisan ayında yaşanan don olayında ürününün büyük kısmı zarar görüyor, ancak TARSİM bilirkişileri tarafından yapılan inceleme sonucunda “0 zarar” raporu düzenleniyor. Bu karar karşısında kendi bilirkişisini tutarak yeni tespit yaptıran Ayşe Darıcan, şimdi mahkeme süreci başlatmak zorunda. Beklentisi 35–40 ton rekolteyken, yalnızca 4 ton ürün hasat edebilmiş durumda. Ancak dava süreci devam ettiği için, devletin açıkladığı don desteğinden de yararlanamıyor. Yani hem sigorta primini ödemiş, hem afet desteğinden mahrum kalmış bir üretici. Bu durum sadece bir kişinin hikâyesi değil; sistemin en zayıf halkasını gözler önüne seriyor” şeklinde konuştu.

‘SADECE ÜRÜN DEĞİL, GÜVEN DE DONMUŞ’

Destek ödemelerinin hızı kadar, adaletli dağılımı ve tespitlerin doğruluğunun da üretici açısından hayati önem taşıdığının altını çizen Sarıgül, “Çiftçi için sigorta, umudun teminatı olmalıydı ama gelinen noktada, TARSİM’e duyulan güven ciddi biçimde sarsılmış durumda. Üretici artık “primimi ödüyorum ama zararımı alamıyorum” diyor. Bu sadece bireysel bir şikâyet değil; sahada yankısı büyüyen bir kurumsal güven krizi. Bilirkişi raporlarıyla üretici beyanları arasında büyük farklar var. Değerlendirme süreçleri şeffaf yürütülmediği için, çiftçi kendini sistemin dışında hissediyor. Sigorta sistemi, çiftçiyi korumak yerine bürokrasiyle mücadeleye zorluyorsa, orada sadece ürün değil, güven de donmuş demektir” ifadelerini kullandı.

‘GERÇEK ÇÖZÜM, DON OLMADAN ALINACAK ÖNLEMLER’

Zirai don destekleri çiftçi için nefes niteliğinde olduğunu ekleyen Sarıgül, “Ama bu nefes, kısa süreli. Edirne’nin meyve üreticileri için gerçek çözüm, don olduktan sonra ödenen destekler değil; don olmadan alınacak önlemler. Erken uyarı sistemleri, sigorta değerlendirme süreçlerinde şeffaflık, bilirkişi denetimi ve üretici lehine tazmin süreçleri olmadan, her yıl aynı hikâyeyi dinleyeceğiz. Edirne’nin üreticisi bir yandan doğayla, bir yandan maliyetle, şimdi de “sistemin kör noktalarıyla” mücadele ediyor. Toprak donuyor, ama asıl tehlike, adaletin ve güvenin de donması” dedi.

EDESOB’da seçimlere geri sayım!

Olgay GÜLER

Edirne Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Kemal Cingöz, birliğe bağlı odaların seçimli olağan genel kurul takviminin 1 Ocak’ta başlayacağını açıkladı.

EDESOB Başkanı Cingöz, Türkiye genelinde Esnaf ve Sanatkar Odaları Birlikleri’ne bağlı odaların seçimli olağan genel kurul takvimlerinin belli olduğunu açıkladı. Buna göre odalarda takvimin 1 Ocak’ta başlayacağını duyuran Cingöz, 31 Mart’a kadar bu sürecin işleyeceğini söyledi. Birliklerin ise genel kurullarını 1 – 31 Mart tarihleri arasında yapacağını anlatan Cingöz, kendisinin de yeniden aday olabileceğini belirtti.

‘İLLERDEN BAŞLAYARAK KONFEDERASYON SEÇİMLERİNE KADAR GİDİYOR’

Süreçle ilgili bilgi veren Cingöz, “5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’na göre, oda seçimlerinin 1 Ocak ile 31 Mart tarihleri arasında tamamlanması gerekiyor. Tabii bu seçimleri 1 Ocak’ta yapmak mümkün değil çünkü bilançolar, defterler ve yıllık işlemler o tarihe kadar yetişmiyor. Genellikle seçim süreci Ocak ayının 15’inden sonra başlar ve Mart ayının 31’ine kadar devam eder. Bu takvime göre önce odaların seçimleri yapılacak. Ardından 1 Mayıs ile 31 Mayıs tarihleri arasında Esnaf Odaları Birlikleri seçimleri gerçekleştirilecek. Haziran ayında federasyon seçimleri yapılır, Eylül ayında ise konfederasyon seçimleri tamamlanır. Yani bu sistem, illerden başlayarak ülke genelindeki sivil toplum yapılanmalarında yukarıya doğru işleyen bir süreçtir. Bize bağlı toplam 34 oda bulunuyor. Yani 1 Ocak ile 31 Mart arasında Edirne ve genelinde bu 34 odanın seçimleri tamamlanacak. Daha sonra da birlik seçimleri yapılacak. Birlik seçiminin de yasal takvime göre 1 Mayıs ile 31 Mayıs tarihleri arasında yapılması gerekiyor” dedi.

‘YENİDEN ADAYLIK NEDEN OLMASIN’

Yeniden adaylığı konusunda da konuşan Cingöz, “Önce oda seçimlerinin bitmesini görelim, delege yapısını ortaya çıkaralım. Ondan sonra biz de durum değerlendirmemizi yaparız. Ama yeniden adaylık olabilir tabii, neden olmasın” diye konuştu.

Sofyalı öğrenciler TÜ’de

Trakya Üniversitesi, uluslararası iş birlikleri kapsamında Bulgaristan Sofya Kütüphane Çalışmaları ve Bilgi Teknolojileri Üniversitesi’nden gelen bir öğrenci grubunu ağırladı.

Balkan Kongre Merkezi Senato Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir ve Prof. Dr. Mustafa Tan, Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe, Dış İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rifat Gürgendereli, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Misafir öğrencilere hitaben konuşan Dr. Öğr. Üyesi Rifat Gürgendereli ve Prof. Dr. Kartal, Trakya Üniversitesinin uluslararası öğrencilere yönelik faaliyetleri, Bulgaristan ile yürütülen ortak projeler ve akademik iş birlikleri hakkında bilgi verdiler.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise 1499 yılında Endülüs’ten kovulan Musevilerin Selanik’e yerleştirildiklerini belirterek, o dönemde Edirne Hahambaşısı’nın onlara hitaben yazdığı mektuptaki “Edirne’ye gelin, burada herkes kendi asma ve incir ağacı altında özgürce yaşamaktadır.” sözünü hatırlattı ve bölgesel iş birliklerinin önemine değindi.

Açılış konuşmalarının ardından Trakya Üniversitesi tanıtımı gerçekleştirildi.

Ziyaret kapsamında Bulgaristanlı öğrenciler, Trakya Üniversitesinin akademik olanakları, öğrenci yaşamı ve uluslararası projeleri hakkında bilgi edinme fırsatı buldular.

1 yıl 1 hafta sonra kazandılar

İsmail DEMİRAY

Edirne DSİ Spor’u Halkbank Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin 4. haftasında geçen Pazar günü Mimar Sinan Spor Salonu’nda 56-67 yenen Bodrum Basketbol’un tam 372 gün sonra galibiyet yüzü gördüğü belirtildi.

Just Women’s Basketball’in sayfasındaki bu ilginç paylaşımda şunlara yer verildi:

“1 YIL 1 HAFTA SONRA

Geçtiğimiz sezon Süper Lige Süper giriş yapan ve 3 galibiyet alan EuroLeague Women şampiyonluğu bulunan Sopron’u yenen Bodrum son galibiyetini 13 Ekim’de Botaş karşısında almıştı.

Daha sonra dibe vurmuştu.

372 gün sonra Edirne’de kazandılar (56-67)”

Edirne DSİ Spor Mersin yolcusu

İsmail DEMİRAY

Halkbank Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde Zorlu Koleji Samsun ve.Fenerbahçe Gelişim 4’te 4 ile yollarına devam ederken Bodrum Basketbol karşısında da şeytanın bacağını kıramayan Edirne DSİ Spor, galibiyet sevincini Mersin’de yaşamak istiyor.

Edirne DSİ Spor, Halkbank Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin 5. haftasında 23 Ekim Perşembe günü deplasmanda Seçil Kauçuk Mersin Basketball ile karşı karşıya gelecek. Mersin Edip Buran Spor Salonu’ndaki karşılaşma saat 18.00’de başlayacak. 

TKBL’DE 4. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Yalova Vip 77-85 Zorlu Koleji Samsun Basketbol       

Mersin Gençlerbirliği 82-71 Adana Nova Basketbol

Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri 64-53 Darıca Basketbol Feneri

Aslan Yol Burhaniye Belediyespor 94-86 Emlak Konut Gelişim

Turgutlu Belediyespor 82-70 İstanbul Gençlik Spor

Fenerbahçe Gelişim 77-74 Seçil Kauçuk Mersin Basketball

Edirne DSİ 56-67 Bodrum Basketbol   

Edirnespor: Sıfıra sıfır, elde var sıfır!

Nesine 3. Lig 7. haftası 8 karşılaşma il geride kalırken evinde Küçükçekmece Sinop Spor’a da yenilen Edirnespor, 7’de 0 ile liglerde en kötü tabloya sahip takımı oldu.

Nesine 3. Lig 7. haftasında Edirnespor’u 3-1 yenen Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. dahil 4 deplasman takımı galip gelirken fileler tam 26 kez havalandı, sadece Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. – Etimesgut Spor Kulübü maçından gol sesi gelmedi.

Edirnespor ligin 8. haftasında 25 Ekim Cumartesi günü Bulvarspor’a konuk olacak. Geçen hafta Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü’ne 2-1 yenilen Bulvarspor, 7 puanla 13. sırada bulunuyor.  

NESİNE 3. LİG 1. GRUP  7. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Galata Spor Kulübü 2-0 Polatlı 1926 Spor Kulübü 

İnegöl Kafkas Spor Kulübü 2-2 Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. 

Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 2-1 Bulvarspor 

Yalova Fk 77 Spor Kulübü 0-1 Kestel Çilek Spor Kulübü 

Edirnespor 1-3 Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 

Bursa Yıldırım Spor Kulübü 2-4 Silivrispor 

İnkılap Futbol Spor Kulübü 0-6 Çorlu Spor 1947 

Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. 0-0 Etimesgut Spor Kulübü