VURMA BENİ

Ana dolu’da asırlardır, söylenegelen bir türkümüz vardır:
“AMAN AVCI, VURMA BENİ,
BEN BU DAĞIN, “MARALIYIM,”
HEM “MARALI,”
HEM , “YARALI,”

AMAN AVCI, VURMA BENİ!..”

“MARALI” yani o dağların ANNE GEYİĞİ ne diyor insanlara?..
“Ey insanoğlu!..
Ben senin bereketin için yaratıldığımdan bu dağlarda varım!..
Senin doğal bereketinin bir görevlisiyim.
Allah’ın arzında yaşamak, yavrularımı büyütüp, neslimi devam ettirmek için çabalıyorum!..
Bak, ben bu dağın ANNE GEĞİYİYİM, YAVRULARIM VAR BENİM, KARNIMI DOYURUP, GİDİP YAVRULARIMI DA EMZİRİP DOYURACAĞIM!..
Şimdi onların karınları aç, özlemle beni bekliyorlar. Eğer gidemezsem, halleri nice olur, açlıktan ölmezler mi?..
NE OLUR AVCI, VURMA BENİ, BEN BU DAĞIN ANNE GEĞİYİYİM!..”
“BEN BU DAĞIN YAVRULU, ANNE GEĞİYİYİM. GEÇEN SENELER, ZATEN BİR AVCI BENİ KURŞUNLAMIŞTI, O ZAMANDAN BERİ YARALI YARALI-ACILI YAŞAMAYA ÇALIŞIYORUM!..
AMAN AVCI HEM “MARALI” hem “YARALIYAM” hem de “YAVRULUYAM” NE OLUR VURMA BENİ!” diye insanlara, yalvarmasıdır, bu türkü!.
Asırlardır söyleniyor, ama ANLAYAN MI VAR?
Bu türkü yıllardır, bu topraklarda söylenir durur, ama ANLAYAN MI VAR!..
ELİNİN ALTINDA ÜÇYÜZ KOYUNUN OLSUN, SEN GİT “MARALI” katlet, “adına da “AV” DE!.. ancak kendini kandırırsın!..
Ülkemizde, üç yüz koyununu, üç ineğini satıp da, Avrupa’da ELLİ ADET koyunu olana ırgat olmaya gidişler, bu yüzden mi acaba?..
Hem yurdunun bereketlerini katlet, hem de bereket içinde yaşamayı bekle HİÇ OLMAZ Kİ!..

Siz bilirsiniz, GELEN GELİR, GİDEN GİDER, KALAN KALIR!..

Kuran’ı Kerim. Sure 3/Ayet 56—57:
Fakat o kâfir olanları dünyada da, Ahret’te en şiddetli azapla azaplandıracağım. Onların bir yardımcıları da yoktur. Fakat iman edip, Salih amel işleyenlere gelince: Allah onların mükâfatlarını tamamen ödeyecektir. Allah zalimleri sevmez.

‘Mutfak Edirne’ üretim için gün sayıyor


Edirne Belediyesi’nin dev sosyal yatırımı olan “Mutfak Edirne” Gıda Üretim ve Lojistik Merkezi, kapılarını açmaya hazırlanırken, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan projenin kente katacağı değeri ve vizyonu anlattı. Yaklaşık 1000 metrekarelik dev bir alana kurulan merkezin, Edirne’nin sadece lezzet standardını değil, sosyal dayanışma gücünü de artıracağını vurguladı.
Başkan Gencan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, tesisin en önemli amacının “halkımıza en uygun fiyatla, en yüksek kalitede hizmet sunmak” olduğunu belirtti.


Günlük 15.000 kişilik yemek yapabilme kapasitesine sahip olacak merkezle ilgili konuşan Başkan Gencan, şunları kaydetti:
“Uzun süredir üzerinde titizlikle çalıştığımız bir vizyonu hayata geçiriyoruz. Mutfak Edirne, bizim için sadece bir mutfak değil, bir ‘üretim ve dayanışma merkezi’dir. Sıcak pişirme, soğuk alan, depo ve sosyal birimleriyle tam 1000 metrekareye yayılan bu modern tesis, Edirne’nin sosyal belediyecilik anlayışına yeni bir boyut getirecek. Artık sosyal tesislerimizde sunulan tüm lezzetler, yüksek gıda güvenliği ve hijyen standartlarında, son teknoloji ekipmanlarla hazırlanacak. Böylece Kent Lokantası’ndan Gölet Restoran’a kadar her noktamızda standart lezzeti ve kaliteyi halkımıza en uygun fiyat dengesiyle sunabileceğiz. Yüksek kapasiteli alımlarımız sayesinde maliyetleri düşürecek ve elde ettiğimiz bu avantajı doğrudan hemşehrilerimize yansıtacağız.”
“AFET ANINDA KENTİN HİZMETİNDEYİZ”
Projenin sosyal boyutuna da dikkat çeken Başkan Gencan, özellikle afet ve kriz durumlarında merkezin kritik bir rol üstleneceğini belirtti:
“Bu tesisin en hayati görevlerinden biri de olası afet durumlarında kentimizin hizmetinde olmak. 7 gün 24 saat esasında çalışacak olan Mutfak Edirne, acil durumlarda on binlerce kişiye sıcak yemek ve lojistik destek sağlama gücüne sahip olacak. Ayrıca Öğrenci Yemekleri, lokma dağıtımı, taziye pilavı gibi tüm sosyal projelere daha kolay ve etkin destek verme imkânı bulacağız. Gıda Mühendisimiz, Diyetisyenimiz ve 7 şefimizle beraber toplam 24 kişilik uzman kadromuzla, bu şehir için gece gündüz çalışacağız.”
Başkan Gencan sözlerini, “Mutfak Edirne, Edirne Belediyesi’nin ‘Marka’laşma sürecine de önemli bir katkı sunacak, ürün çeşitliliğini artıracak ve sofralarımıza lezzet, kentimize değer katacaktır. Çok yakında kapılarımızı Edirne halkına açıyoruz. Şehrimize hayırlı olsun” diyerek tamamladı.

‘Selimiye’yi tartışmayalım, yaşatalım’

Olgay GÜLER

Tarihi Kentler Birliği kurucularından, ülke genelinde birçok eserin UNESCO’ya kazandırılmasında rolü bulunan merhum Prof.Dr. Metin Sözen’in kızı ve kurduğu ÇEKÜL Vakfı’nın Genel Sekreteri Ilgın Sözen, kubbesindeki kalemişleri nedeniyle tartışmalara konu olan Selimiye Camisi’yle ilgili konuştu.

Vakfın Genel Sekreteri Sözen, Edirne Belediyesi, Tarihi Kentler Birliği ile ÇEKÜL Vakfı tarafından Edirne’de gerçekleştirilen programda, restorasyonun devam ettiği Mimar Sinan’ın ustalık eseri, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’yle ilgili konuştu. Tarihi camide, ana kubbedeki kalemişlerinin tartışmalara konu olmasına değinen Sözen, Selimiye’nin tartışmaların değil, hayranlığın ve saygının konusu olması gerektiğini söyledi.

‘SELİMİYE, TARTIŞMALARIN DEĞİL, SAYGININ KONUSU OLMALI’

Konuyla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sözen, “ÇEKÜL Vakfı olarak biz, Selimiye gibi bir konunun gündeme gelmesini dahi doğru bulmuyoruz. Çünkü Selimiye, Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2000’li yıllarda girmiş çok kıymetli bir yapıdır. Böyle bir yapının tartışma konusu edilmesi, bu mirasa yakışmaz. Ayrıca bunun gerçekleşeceğini de düşünmüyoruz. Selimiye gibi Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği bir yapının tekrar gündeme bu şekilde gelmesini gerçekçi ve doğru bulmuyoruz. O yüzden diyoruz ki, gelin güzel şeyleri konuşalım. Selimiye, tartışmaların değil, hayranlığın ve saygının konusu olmalı. Selimiye bizim gözbebeğimizdir. UNESCO mirasıdır. Başımızın tacıdır. Mimar Sinan’ın bize bıraktığı en kıymetli eserlerden biridir. Bu nedenle Selimiye’yi konuşacaksak, onu korumak ve yaşatmak üzerine konuşalım” dedi.

‘ÇEKÜL Gençlik Akademisi’ başladı!

Olgay GÜLER

Edirne’de, Tarihi Kentler Birliği ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtım Vakfı (ÇEKÜL) işbirliğiyle, 2 gün sürecek ‘ÇEKÜL Gençlik Akademisi’ eğitim programı başladı.

Edirne Belediyesi, Tarihi Kentler Birliği ile Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) iş birliğiyle düzenlenen “ÇEKÜL Gençlik Akademisi Edirne Alanda Eğitim Programı”, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde başladı. ‘Kentsel Mimarlık Mirası ve Koruma Sorunları’ başlıklı eğitimle başlayan programın açılışına ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, Türkiye’nin farklı illerinden gelen belediye temsilcileri, kültürel mirasın korunması alanında görev yapan teknik personel, mimarlar ve uzmanlar katıldı. Programın ilk oturumunda, Edirne Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu (KUDEB) tarafından kentte gerçekleştirilen restorasyon ve koruma çalışmaları hakkında sunum yapıldı.

ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen

‘EDİRNE BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ’

Programla ilgili bilgi veren ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, Edirne’nin tarihi ve kültürel kimliğinin korunması yönündeki çalışmaların önemine vurgu yaptı. Sözen, “Bugün burada Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Akademisi olarak Edirne’de buluştuk. Edirne’yi seçmemizin en büyük nedeni, nereye baksanız tarihle karşılaşmanız. Gerçekten çok özel ve nadide bir şehir. Rahmetli Metin Sözen’in çok kıymet verdiği bir yer. Burada hem onun bıraktığı izleri, hem de Mimar Sinan’ın doyumsuz eserlerini görmek mümkün. Farklı şehirlerden gelen belediye çalışanlarımız ve teknik personelimizle birlikte bu tarihi alanları birlikte geziyoruz. Yapılmış olan sokak sağlıklaştırmalarını, metruk binaların nasıl dönüştürüldüğünü yerinde inceliyoruz. Bu, karşılıklı bir deneyim ve bilgi paylaşımı ortamı yaratıyor. Biz de ÇEKÜL Vakfı Gelecek Akademisi olarak bu süreci çok önemsiyoruz. Ne kadar çok paylaşır, ne kadar çok çoğaltırsak, o kadar iyi. Edirne bizim için çok değerli” diye konuştu.

Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden

‘EDİRNE, KÜLTÜREL MİRAS ALANINDA İŞ BİRLİĞİNE HER ZAMAN AÇIK’

Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden de, belediyenin kültürel mirasın korunması ve bu alanda farkındalık yaratma konusundaki kararlılığını değinerek, “Bu çalışmanın Edirne’de yapılması fikri ilk olarak ÇEKÜL tarafından gündeme getirildiğinde, sayın başkanımız Filiz Gencan bu projeye destek verme konusunda hiç tereddüt etmeden ‘Hemen destek olalım’ yaklaşımı bizler için çok kıymetliydi. Biz de Edirne Belediyesi olarak, kültürel mirasın korunması ve bu alandaki bilinçlendirme faaliyetlerine verdiğimiz önem doğrultusunda, gerekli katkıyı sunarak bu organizasyonu hayata geçirdik. Bugünkü çalışmanın temelinde saha gezileri, alan incelemeleri ve katılımcıların kendi kentlerinde yaptığı koruma çalışmalarına dair sunumlar yer alıyor. Dolayısıyla burada hem bir bilgi paylaşımı hem de uygulama deneyimi anlamında karşılıklı bir etkileşim sağlanıyor. Bu çalışma hem bugün hem de yarın devam edecek şekilde planlandı. Yakın zamanda yine bildiğiniz üzere, Edirne olarak Tarihi Kentler Birliği Meclis Toplantısı’na da ev sahipliği yaptık. Şehrimiz, kültürel miras ve koruma alanındaki her türlü iş birliği talebine açık bir yaklaşımla yaklaşmaktadır. Sayın Başkanımızın bu konudaki hassasiyeti ve kararlı tutumuyla bu alandaki çalışmalarımıza da aynı şekilde güçlü bir şekilde devam edeceğimizi ifade etmek isterim” dedi.

ÇEKÜL heyeti, gün boyunca Edirne’nin tarihi mekanlarında incelemelerde bulundu. Program, bugün eğitim oturumları ve alan gezileriyle devam edecek. Katılımcılar, Edirne’nin sokak sağlıklaştırma örneklerini, restorasyon projelerini ve kültürel mirasın korunmasına yönelik belediye uygulamalarını yerinde inceleyecek.

Gidea Medya Teknoloji: İzmir’in Öncü Yazılım Ajansı

Dijitalleşen iş dünyasında başarılı olmak isteyen işletmeler için doğru yazılım çözümleri kritik önem taşıyor. İzmir’de faaliyet gösteren Gidea Medya Teknoloji, sunduğu kapsamlı hizmetlerle işletmelerin dijital dünyada fark yaratmasını sağlıyor. Modern tasarım anlayışı, yenilikçi yaklaşımları ve güçlü teknik ekibi ile Gidea Medya Teknoloji, İzmir’in en iyi yazılım ajansları arasında öne çıkıyor.

Özel Yazılım ve Proje Geliştirmede Uzmanlık

Gidea Medya Teknoloji, işletmelere özel çözümler sunarak her firmanın ihtiyaçlarına uygun özel yazılım geliştirme konusunda uzmanlaşmıştır. İster kurumsal bir web sitesi, ister e-ticaret platformu veya haber yazılımı olsun, firma her projeyi titizlikle yönetiyor.

  • Kurumsal Projeler: İş süreçlerini optimize eden yazılım çözümleri
  • Haber Yazılımları: İçerik yönetimi ve yayın süreçlerini kolaylaştıran platformlar
  • E-Ticaret Yazılımları: Online satış süreçlerini hızlı, güvenli ve etkili bir şekilde yönetme imkânı

Bu sayede işletmeler, hem müşteri deneyimini iyileştiriyor hem de dijital pazarlamada güçlü bir varlık oluşturuyor.

İzmir’de Faaliyet Gösteren Güvenilir Bir Yazılım Ajansı

İzmir’deki işletmeler için doğru yazılım ajansı ile çalışmak, rekabette avantaj sağlamak açısından önemlidir. Gidea Medya Teknoloji, yerel pazar bilgisi ve teknik uzmanlığı sayesinde İzmir’deki firmaların dijital dönüşüm süreçlerini başarıyla yönetiyor.

Firma, müşterilerine yalnızca yazılım geliştirme hizmeti sunmakla kalmıyor; aynı zamanda proje danışmanlığı, kullanıcı deneyimi optimizasyonu ve SEO uyumlu altyapılar ile bütünleşik çözümler sağlıyor.

E-Ticaret ve Dijital Yayın Çözümlerinde Öncü

Gidea Medya Teknoloji’nin en güçlü yanlarından biri de e-ticaret yazılımları ve haber yazılımı geliştirmedeki başarısıdır. Firma, işletmelere:

  • Hızlı ve güvenli e-ticaret altyapıları
  • Kolay içerik yönetimi ve güncelleme imkanları
  • Mobil uyumlu ve SEO dostu platformlar

sunarak, online satış ve dijital yayıncılıkta fark yaratmalarını sağlıyor.

Gidea Medya Teknoloji ile Dijital Başarı

İster küçük bir işletme, ister büyük bir marka olun, Gidea Medya Teknoloji’nin sunduğu çözümler, İzmir’deki firmaların dijital dünyada güçlü ve etkili bir varlık oluşturmasını sağlıyor. Özel yazılım, haber yazılımı ve e-ticaret projeleri konusunda sektördeki deneyimi ve yenilikçi yaklaşımıyla firma, İzmir’in en güvenilir ve başarılı yazılım ajanslarından biri olarak öne çıkıyor.

Gidea Medya Teknoloji ile çalışmak, işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırmak ve rekabette fark yaratmak için ideal bir adım.

Buğlem Milli Takım seçmelerinde

Edirne Kutlu Spor Kulübü’nün siyah kuşak karate sporcusu Buğlem Aladağ, 2025 yılı boyunca gösterdiği performansla büyük bir başarıya imza attı.

Edirne’nin gururu Buğlem, Türkiye Ümit-Genç Karate Şampiyonası ve Avrupa Şampiyonası Milli Takım seçmelerine katılmaya hak kazandı! Edirneli siyah kuşak karate sporcusu Buğlem Aladağ, 2025 yılı boyunca gösterdiği performansla büyük bir başarıya imza attı.

İstanbul, Zonguldak, Manisa, Diyarbakır ve Muş illerinde düzenlenen ön eleme liglerinde puan toplayan genç sporcu, Elazığ’da gerçekleştirilecek “Türkiye Ümit – Genç – U21 Karate Şampiyonası ve Avrupa Şampiyonası Milli Takım Ön Seçmesi”ne Edirne’yi temsilen Ümit – Genç 61 kg Bayan Kumite kategorisinde katılma hakkı kazandı.

Mercedes Araçların Bilinmeyen Özellikleri

Mercedes-Benz, lüks, konfor ve mühendislik mükemmelliğiyle otomotiv dünyasının en prestijli markalarından biridir. Ancak birçok sürücü, Mercedes araçlarının sunduğu bazı gelişmiş özelliklerden haberdar değildir. Günlük sürüşte fark edilmeyen ama konforu, güvenliği ve performansı artıran bu fonksiyonlar, markanın “The Best or Nothing” felsefesini en iyi şekilde yansıtır. İşte Mercedes araçların bilinmeyen özellikleri ve bu özelliklerin sürüş deneyimine kattığı avantajlar…

1. Otomatik Koltuk Ayarı Hafızası

Birçok Mercedes modelinde sürücü koltuğu, direksiyon ve ayna pozisyonları kişisel hafızaya kaydedilebilir. Bu sayede aracı farklı kişiler kullansa bile, tek bir tuşla koltuk ve direksiyon ayarları otomatik olarak kişisel sürüş pozisyonuna döner. Bu sistem, hem konfor hem de ergonomi açısından büyük kolaylık sağlar.

2. Keyless-Go ve Soft Close Kapı Sistemi

Mercedes’in gelişmiş “Keyless-Go” sistemi sayesinde sürücü anahtarı cebindeyken araca yaklaşarak kapıları açabilir ve tek tuşla motoru çalıştırabilir. Ayrıca “Soft Close” kapı özelliği, kapıların tam kapanmadığı durumlarda bile otomatik olarak kendini çeker ve sessizce kapatır. Bu detay, markanın konfora verdiği önemin küçük ama etkili bir örneğidir.

3. Aktif Park Asistanı

Mercedes modellerinde bulunan Aktif Park Asistanı, aracın park edilmesini sürücü yerine otomatik olarak gerçekleştirir. Sistem, sensörlerle uygun park alanını tespit eder ve direksiyon hareketlerini kendi yapar. Sürücü yalnızca gaz ve fren pedallarını kontrol eder. Özellikle şehir içi park alanlarında bu özellik büyük kolaylık sağlar.

4. Yorgunluk Algılama Sistemi (Attention Assist)

Uzun yol sürüşlerinde sürücünün direksiyon hareketlerini ve tepkilerini analiz eden bu sistem, yorgunluk belirtilerini algıladığında ekrana kahve fincanı simgesiyle uyarı verir. Bu, Mercedes’in güvenlik teknolojilerinde ne kadar ileri düzeyde olduğunu gösterir.

5. Pre-Safe Güvenlik Sistemi

Pre-Safe sistemi, olası bir çarpışma anında emniyet kemerlerini önceden gerer, camları kapatır ve koltukları en güvenli pozisyona getirir. Bu sistem, kazayı önlemese bile çarpışma anında oluşabilecek hasarı minimuma indirir.

6. Ankara Mercedes Servisi ile Profesyonel Destek

Mercedes araçlarındaki bu gelişmiş özelliklerin doğru çalışabilmesi için düzenli bakım çok önemlidir. Yazılım güncellemeleri, sensör kontrolleri ve sistem testleri, yalnızca yetkin servislerde güvenli şekilde yapılabilir. Uzman teknisyen kadrosu ve orijinal parça garantisiyle Ankara Mercedes servisi, aracınızdaki tüm bu teknolojik sistemlerin sorunsuz çalışmasını sağlar.

Mercedes’in gizli kalmış özellikleri, markanın sürücü konforuna ve güvenliğine verdiği önemi net biçimde ortaya koyar. Bu özellikleri doğru şekilde kullanmak, sürüş deneyimini üst seviyeye taşır. Aracınızdaki tüm sistemlerin doğru çalıştığından emin olmak ve en güncel yazılım desteğini almak için düzenli olarak Ankara Mercedes servisi ziyaret ederek profesyonel bakım hizmetlerinden faydalanabilirsiniz.

Opel Araçlarda Yağ Kaçağı Neden Olur?

Motor yağı, aracın kalbi sayılan motorun sağlıklı çalışabilmesi için en önemli bileşenlerden biridir. Yağ, motor parçaları arasında sürtünmeyi azaltır, aşınmayı önler ve sıcaklığın dengede kalmasını sağlar. Ancak zamanla bazı araçlarda, özellikle de uzun süre bakıma girmemiş Opel modellerinde yağ kaçağı problemi ortaya çıkabilir. Peki bu durumun sebepleri nelerdir ve ne zaman servise başvurmak gerekir?

1. Conta ve Keçelerde Aşınma

Yağ kaçaklarının en sık görülen nedeni, conta ve keçelerdeki deformasyondur. Motor bloğunda, kapaklarda veya karterde bulunan contalar zamanla yüksek ısı ve basınca maruz kalarak sertleşir ya da çatlar. Bu durumda motor yağı dışarı sızar. Özellikle karter contası, subap kapağı contası ve krank keçesi gibi bölgelerde kaçaklar sıkça görülür. Bu tür sorunların onarımı için profesyonel bir Ankara Opel özel servisi desteği almak gerekir.

2. Yağ Filtresi veya Tapası Gevşemesi

Yağ değişimi sırasında filtre veya yağ tahliye tapası doğru şekilde sıkılmadıysa, bu bölgelerden sızıntı meydana gelebilir. Ayrıca bazı durumlarda, düşük kaliteli filtreler de tam sızdırmazlık sağlayamaz. Düzenli bakım yaptırmak, bu tarz basit ama etkili problemleri önlemenin en kolay yoludur.

3. Motor Havalandırma Sistemindeki Tıkanıklık

Opel motorlarında yer alan PCV (Positive Crankcase Ventilation) sistemi, motor iç basıncını dengelemekle görevlidir. Bu sistemin tıkanması durumunda, motor içindeki basınç artar ve yağın dışarı sızmasına neden olabilir. PCV valfi veya hortumlarının periyodik kontrolü, olası yağ kaçaklarını önlemede oldukça etkilidir.

4. Aşırı Yağ Dolumu

Bazı sürücüler, motor yağı seviyesini “fazla doldurmanın” motoru koruyacağını düşünür. Oysa fazla yağ, motorun havalandırma sistemine ve conta bölgelerine baskı yaparak kaçaklara yol açabilir. Bu nedenle yağ seviyesi her zaman üretici tarafından belirtilen sınırlar içinde olmalıdır.

5. Aşınmış Motor Parçaları

Zamanla piston segmanları veya silindir yüzeyleri aşınabilir. Bu durumda motorun iç basıncı artar ve yağ sızıntısı meydana gelir. Bu tür durumlar genellikle ileri seviye bakım gerektirir ve Ankara Opel özel servis tarafından detaylı bir motor kontrolüyle tespit edilmelidir.

Opel araçlarda yağ kaçağı küçük bir damla olarak başlayabilir ancak kısa sürede motor performansını ciddi şekilde etkileyebilir. Aracınızın altına park sonrası yağ damlaması görüyorsanız, vakit kaybetmeden profesyonel destek almanız gerekir. Uzman teknisyen kadrosu ve orijinal yedek parça garantisiyle Ankara Opel özel servis, yağ kaçağı sorunlarını hızlı ve kalıcı çözümlerle giderir. Düzenli bakım yaptırarak hem aracınızı koruyabilir hem de uzun ömürlü bir sürüş keyfi yaşayabilirsiniz.

TÜ Araştırma ve Geliştirme Programları Üst Kurulu toplandı

Trakya Üniversitesinin araştırma, geliştirme, inovasyon ve proje çalışmalarını ortak bir vizyon ve strateji doğrultusunda güçlendirmek amacıyla oluşturulan Araştırma ve Geliştirme Programları Üst Kurulu ilk toplantısını gerçekleştirdi.


Toplantı, Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nde, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in başkanlığında yapıldı.


Toplantıya, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Sedat Üstündağ Ve Prof. Dr. Eylem Bayır, kurul üyeleri Prof. Dr. Ahmet Asan, Prof. Dr. Burak Öterler, Doç. Dr. Filiz Umaroğulları, Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya ile sekreterya görevini yürüten Şube Müdürü Seda Çiftçi katıldı.


Toplantıda, Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji transferine yönelik altyapı, insan kaynağı ve mali kaynakların etkin ve verimli kullanılması; ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla imzalanan iş birliği protokollerinin akademik personelle paylaşılması; öğretim elemanlarının Ar-Ge ve proje geliştirme süreçlerine katkılarının artırılması; ortak proje geliştirme faaliyetlerinin teşvik edilmesi ve üniversite–sanayi iş birliğini güçlendirmeye yönelik bilgilendirmelerin yapılması konularında kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.
Toplantının sonunda, Üniversitenin araştırma kapasitesini artırmaya, bilimsel üretkenliğini güçlendirmeye ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak projeleri desteklemeye yönelik çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Osteoporoz önlenebilir bir hastalık!

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Çağrı Kılıçlı, 20 Ekim “Dünya Osteoporoz Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Osteoporoz, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen, kemik dokusunun bozulması, kemik kütlesinin azalması sonucu kemiğin kırılganlığında ve kırık riskinde artışla kendini gösteren ilerleyici sistemik bir iskelet hastalığıdır” dedi.

Kılıçlı, osteoporozun en önemli klinik sonucunun, küçük travmalarda dahi kırıkların oluşması olduğuna dikkat çekti.

“Osteoporoz yaşam süresinin uzaması sonucu, yaşlanan nüfusun artması ile önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Günümüzde 200 milyondan fazla insanın osteoporotik olduğu tahmin edilmektedir” diyen Uzm. Dr. Kılıçlı, “Türkiye’de 2010 yılında gerçekleştirilen FRAKTÜRK çalışmasına göre 50 yaş ve üzeri bireylerin yaklaşık %50’sinde osteopeni, yaklaşık %25’inde osteoporoz saptanmıştır” bilgisini paylaştı.

Kadınlar İçin Risk Daha Fazla

Osteoporozun önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Kılıçlı, “Osteoporoz, kırıklar oluşmadan önce tanısı konulabilen, gerekli önlemlerle ve tedavilerle kırıkların yaratacağı sağlık sorunlarının önlenebileceği bir hastalıktır” ifadesini kullandı. Kalça kırıklarının önemine değinerek, “Kalça kırıkları osteoporozun en önemli komplikasyonudur ve kalça kırığı olanlarda kırık sonrası iki yıl içinde her 5-7 hastadan biri hayatını kaybetmektedir” uyarısında bulundu.

Kadınların daha yüksek risk altında olduğunu belirten Kılıçlı, “Menopoz kemik kaybını artırdığından kadınlar osteoporoz için daha yüksek risk altındadırlar. 50 yaşında bir kadının osteoporoza bağlı kırık geliştirme riski meme, yumurtalık ve rahim kanseri geliştirme riskinden daha fazla fazladır” dedi.

65 Yaş Üstü Tarama Önemli

Kılıçlı, tanı sürecinde ayrıntılı öykü, fizik muayene ve laboratuvar testlerinin yanı sıra yıllık boy ölçümü yapılmasını önerdi ve ekledi: “Bu şekilde vertebral (omurga) kırıklar saptanabilir.” Osteoporoz tanısının Kemik Mineral Yoğunluğu (KMY) ölçümü veya düşük travmalı bir kırık gelişmesi ile konulduğunu aktaran Kılıçlı, T skorunun -2,5 değerine eşit ya da altında olmasının osteoporoz tanısı olduğunu kaydetti.

Tarama önerilen grupları sıralayan Uzm. Dr. Kılıçlı, “65 yaş üzeri kadınlar ve 70 yaş üzeri erkekler (risk faktörlerinden bağımsız) taranmalıdır” dedi ve ek olarak düşük travmalı kırık öyküsü, sigara, alkol, uzun süreli kortizon kullanımı, zayıflık ve romatizmal hastalık gibi risk faktörleri taşıyan 50 yaş üstü bireylerin de taranması gerektiğini belirtti.

Uygun Beslenme Korunmada Önemli Bir Faktör

Osteoporozdan korunmanın öneminin aslında çocukluktan itibaren başladığını belirten Kılıçlı, “En yüksek kemik kütlesine ulaşamamak, gelecekte osteoporoz olaylarının sıklığını artıracaktır. Bu yüzden çocukluk ve ergenlik döneminde uygun beslenme (yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı) ve hareketli bir hayat sürmek, ilerde gelişebilecek osteoporoz riskini düşürür” diye konuştu.

Tedavideki en önemli basamağın “ilaçsız tedavi” olduğunu vurgulayan Kılıçlı, şunları kaydetti:

  • “Hastalara kemik kütlesinin korunması için egzersiz önerilmelidir. Egzersiz kemiğin güçlenmesini sağlar. Haftada üç kez en az 30-40 dakika kadar yürüyüş yapmaları ve mümkünse her gün birkaç dakika sırt ve postür egzersizleri yapmaları önerilir.”
  • “Egzersizden sonra önemli bir nokta sigaranın bırakılmasıdır. Sigara kemik kaybını hızlandırıcı etki gösterir.”
  • Alkol kullanımı kemik sağlığını olumsuz etkilemekte ve denge bozukluğuna sebebiyet vermesi neticesinde düşmeye bağlı kırık riskini arttırmaktadır.”

Düşme Riski ve D Vitaminine Dikkat

Kırıkları önlemek için “düşme riskinin azaltılması” gerektiğinin altını çizen Kılıçlı, düşme risk faktörlerinin (uygunsuz terlik, yetersiz aydınlatma, D vitamini eksikliği, denge bozukluğu vb.) ortadan kaldırılmasının hayati önem taşıdığını söyledi.

Beslenme konusunda ise yeterli kalsiyum ve D vitamini alımının şart olduğunu belirterek, “Menopoz sonrası dönemde 1000-1200 mg kalsiyum alınması önerilir” dedi ve aşırı kalsiyum alımının böbrek taşı, kalp hastalığı ve inme riskini artırabileceği uyarısında bulundu.

Özellikle mide koruyucu (PPI) ilaç kullananları uyaran Uzm. Dr. Kılıçlı, “PPI grubu ilaçlar mide asidini azalttığı için kalsiyum emilimini bozar. Mide koruyucusunun mutlaka kullanılması gereken durumlarda, emilimi için mide asidine ihtiyaç duymayan kalsiyum sitratlı preparatlar tercih edilmelidir” dedi.

D vitamini eksikliğinin Türkiye’de her 5 kişiden 3’ünde görüldüğünü ifade eden Kılıçlı, menopoz sonrası kadınlarda günde 800-1200 ünite D vitamini desteği gerektiğini belirtti.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri Kritik Rol Oynuyor

Uzm. Dr. Çağrı Kılıçlı, “Osteoporoz önlenebilen bir hastalıktır” diyerek, hastalığın ve kırık risklerinin çoğunun yaşam tarzı alışkanlıkları ile ilişkili olduğunu vurguladı. Kılıçlı, “İlaçlara odaklanmak yerine, her bir risk faktörüne dikkat etmek ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bunları düzeltmek için çaba göstermek, kırıklarının önlenmesine ve bireylerin daha sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olacaktır” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.