‘Alternatifsiz’ eğitim!

Olgay GÜLER
Edirne Valisi Yunus Sezer, kentte depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı alınıp, 1’nci Murat Anadolu Lisesi’ne taşınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencileri için, alternatifsizlikten dolayı bu okulun seçildiğini açıkladı.
Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle geçici olarak 1’inci Murat Anadolu Lisesi’ne taşınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’yle ilgili veliler ve öğrencilerin, alternatif bina talepleri devam ederken, Edirne Valisi Yunus Sezer konuyla ilgili İl Genel Meclisi’nde konuştu. Velilerin, fiziki koşulları daha iyi olduğunu iddiasıyla talep ettikleri Hasan Sezai Anadolu İmam Hatip Lisesi binasıyla ilgili depreme dayanıksız raporu beklediklerini açıklayan Sezer, öğrencilerin alternatifsizlikten dolayı 1’nci Murat Anadolu Lisesi’ne taşındığını belirtti.


‘1. MURAT’TA STATİK VE SAĞLAMLIK AÇISINDAN SIKINTI YOK’
Okulun geçici olarak 1’inci Murat Anadolu Lisesi’ne taşınma sebebine değinen Sezer, “Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’yle ilgili olarak da ara tatildeyken orayla ilgili olarak bir maalesef depreme dayanıksız olduğu için bir yıkım kararı geldi. Yıkım kararı gelince apar topar hızlı bir karar alınarak daha önce restore edilen 1. Murat Anadolu Lisesi’ne taşındı. Taşınma sebebi de şu; geçen sene restore edilmişti. İkincisi de bu kadar boş alan sınıf yeterlilik bakımından, büyük alan sadece 1. Murat Lisesi’nde vardı. Daha sonra ki süreci yoğun bir şekilde hem Edirne kamuoyu hem ülke kamuoyu takip etti. Daha sonra dediler ki burayla ilgili olarak velilerimiz uygun değil, eski bir bina burası. Hatta biz velilerimizle beraber gidip ziyaret ettik. Eski bir bina, doğrudur, tarihi bir bina. Fakat bina statik açıdan ve sağlamlık açısından herhangi bir sıkıntısı yok. Binayla ilgili olarak bizim 1. Murat Lisesi’nin 100’e yakın öğrencisi var, 350 öğrenci de Yıldırım Beyazıt Lisesi, iki okulu kaldırıyor. Eksikleri olan bir yerdi ve bu eksikler de tamamlanabilecek eksikler. Onların tamamlanmasıyla ilgili süreci hızlı bir şekilde devam ettirdik ve birçok eksiği giderildi. Yine birkaç eksiği var. Onlarla ilgili de çalışma devam ediyor şu anda. Zannediyorum bir iki hafta içerisinde herhangi bir eksiği kalmayacak oranın” diye konuştu.
‘ALTERNATİFSİZLİKTEN DOLAYI BURAYI KULLANIYORUZ’
EYBAL öğrencileri için, 1’nci Murat Anadolu Lisesi binasından başka alternatif yer bulamadıklarını anlatan Sezer, “Burayla ilgili olarak başka alternatifler önerildi. Bu alternatiflerden bir tanesi özel bir kolej. O kolejle ilgili olabilir. Baktık olmayacağı görüldü, uygun değil. Sonra başka bir okulumuz önerildi. Oranın beş dersliği vardı. Bize 15 derslik lazımdı, orası da uygun olmadı. En son Hasan Sezai İmam Hatip Lisesi olabilir diye söylendi. Bir teknik ekip oluşturduk ve Hasan Sezai Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne ekip gitti velilerle beraber. Belli dersliklerin birleştirilmesi, idari birimlerin iptal edilmesi koşuluyla buranın ucu ucuna sığabileceği söylendi. Fakat orayla ilgili şöyle bir problemimiz var; bunu gelen velilerimize de söyledim. Orayla ilgili devam eden bir süreç var. İmam hatip lisesi binasının yapımı 1967 yılında. Deprem analizinden yüzde 90 büyük ihtimalle orayla ilgili de Yıldırım Beyazıt Lisesi’yle ilgili süreç devam edecek. Bu süreç devam ediyor. Yani sonuçta Hasan Sezai’de de aynı süreçte olacağı için oradan tekrar alıp yıkıldığı zaman döneceğimiz yer yine 1. Murat olacak ki orası da bizim bir okulumuz. Oraya taşımayı çok uygun görmedik idare olarak. Fakat bunu yeterince anlatamadık ki bunu değişik platformlara da taşıdılar. En son dün baktım mecliste milletvekilimiz de konuşuyor. Yani burada arkadaşlar açık bir şekilde söyleyeyim alternatifsizlikten dolayı burayı kullanıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ÇOK BOYUTLU DEĞERLENDİRİYORUZ’
Konuyu çok boyutlu olarak değerlendirdiklerini dile getiren Sezer, “1. Murat da bizim bir okulumuz sonuçta. Standartlar düşük mü düşük olabilir ama mecburuz. Bunun alternatifi ne? 2 tane alternatif var. Bir ikili eğitime geçmek. Burada da gideceğimiz okul 100. yıl olacak büyük ihtimal. 100. yılda biz ikili eğitime geçeceğimiz için liselerin ders müfredatı çok yoğun. Çocuklarımız saat 6’da başlayacak 1’de bitecek, Öbürü de gece yarısında ayrılacaklar. Burada da her iki okula da bir eziyet olacak yani. Bunu çok boyutlu olarak düşünüyoruz. Bazen isteriz ki yeni okul olsun. Velilerimize ve öğrencilerimize şunu da önerdik. Bizim şu anda yapılan Trakya Birlik Okulumuz var. Bu 2026 eğitim sezonuna yetişecek. Eğer burada devam etmeme kararı verirsek ikinci alternatif olarak orada Trakya Birlik’te devam edebiliriz diye yani Yıldırım Beyazıt yapılana kadar ki bu sene programa alındı Yıldırım Beyazıt. Hızlı bir şekilde inşallah orayı yaptıracağız. Böyle bir teklifte bulunduk. Yani burada alternatiflere baktığımız zaman sıkıntı var” şeklinde konuştu.
‘KISITLILIĞIMIZI BİLİYORLAR’
Hasan Sezai Anadolu İmam Hatip Lisesi’yle ilgili olumlu sonuç çıkması halinde, öğrencilerin oraya geçme taleplerinin kabul edilebileceğini söyleyen Sezer, “Hasan Sezai’yle ilgili süreçte olumlu bir karar çıkarsa yine siz oraya geçmek isterseniz orası da açık. Yani sonuçta bunlar bizim evlatlarımız. Nerede mutlu olacaklarsa, nerede daha iyi eğitim alacaklarsa oraya geçsinler. Ama böyle sanki bir taraflar buna karşı, bir taraf var, şuna karşı. Bu açıklığı açık ve şeffaf bir şekilde başından beri bu süreç beraber yönetildi. Buradaki mesele de budur. Hem çocuklarımızla, öğrencilerimizle görüştük. Hem velilerimizle görüştük. Hem sürecin başından beri herkes her şeyi biliyor. Bizim kısıtlılığımızı da biliyorlar. Yani bir alternatif bina sorduk üniversitemize. Oradan da olumsuz cevap geldi. Belediyeye sorduk. Tahsis edeceğiniz uygun bir bina var mı bu süreçte? Oradan da olumsuz cevap geldi. Ne yapalım? Elimizdeki 1. Murat. Onu en iyi şekilde yapacağız, eksiklerini gidereceğiz. Burada devam edeceğiz. Hasan Sezai’yle ilgili olumsuz karar gelirse oradaki çocukları da taşıyacağız” dedi.
‘OĞUL PAŞA KÖPRÜSÜ’NDE SIKINTI YOK’
Yapımı yarıda kalan Oğul Paşa Köprüsü’yle ilgili konuya da açıklık getiren Sezer, “Oğul Paşa Köprüsü’yle ilgili olarak orada yanlış bir anlaşılma var. Orada devam eden bir iş var. O iş için yarım kaldığı, ödeneğinin olmadığı, yapılmayacağı yönünde bir şey var. Bizde hiçbir iş durmaz. Sonuçta ayakları yapılmış oranın ve üst kısmı da kalmış durumda. Onu geçen tekrar teyit ettim. Müteahhit devam edecek ve bu sene bitirecek. O şekilde yarın bir iş zaten uygun değil. Belli teknik sıkıntılar olmuş orada gördüğüm kadarıyla. O teknik sıkıntılar da aşılmış durumda ve müteahhit de devam edecek. Orada bir sıkıntımız yok” diye konuştu.

Saros’a ‘Minyatür Edirne’ batırılacak!

Olgay GÜLER
Edirne Valisi Yunus Sezer, kentin Keşan ilçesine bağlı Saros Körfezi’ne, deniz ekosistemini zenginleştirmek adına, kentin kültürel değerlerinin bulunduğu ‘Minia Edirne’ isimli minyatür şehir batırılacağını söyledi.
Vali Sezer, İl Genel Meclisi’nde devam eden 2026 bütçe görüşmelerine gelerek, meclis üyelerine devam eden çalışmalar ve projelerle ilgili bilgiler verdi.

Kentte 2025 yılında yaptıkları çalışmalara değinen Vali Sezer, Keşan ve Enez ilçelerine kıyısı bulunan Saros Körfezi sahiline geniş yer ayırdı. En son geçtiğimiz 3 Haziran’da Su Altı Tarih Müzesi’ne M62 T model tankın batırıldığı bölgede, İbrice Limanı’nın dalış turizminin merkezi haline geldiğini söyleyen Sezer, yeni çalışmayı da açıkladı. Sezer, kentin kültürel varlıklarının taştan yapımıyla oluşturulacak, yapımı süren ‘Minia Edirne’ isimli minyatür şehrin İbrica Limanı’nda batırılacağını söyledi.

‘İBRİCE’DE DENİZİN ALTINA MİNİA EDİRNE YAPILIYOR’
İbrice Limanı’yla ilgili düzenleme çalışmalarının sürdüğünü söyleyen Sezer, “Özellikle dalış turizmiyle ilgili deyince İbrice aklımıza geliyor. İbrice’de yapılan her işle ilgili olarak bir taraftan çok olumlu dönüşler aldık. Çünkü oranın bir dalış turizmi merkezi diyoruz ama ne tuvaleti vardı, ne suyu vardı, ne otopark alanı vardı. Dalış turizmi merkezleri için bir alan oluşturduk. Bunları bir standarda bağlamamız lazım ki buraya gelen insanların kendini güvende hissetmesi ve iyi hizmet alması lazım. Otopark alanlarını düzenledik ve dalış turizmiyle ilgili olarak da yine aynı alanda şimdi bir Minia Edirne projemiz var. Orada taştan, Edirne’nin belli kültürel değerlerini yaptırıp inşallah önümüzdeki yıl için onlar da orada bir batık şehir, artık bir Minia Edirne’yi yapmayı düşünüyoruz” dedi.


‘ATIKLARIN DENİZE DEŞARJINA KATI KURALLAR GETİRİLECEK’
Saros Körfezi’nde atıkların denize deşarjı konusunda daha katı tedbirler alacaklarını belirten Sezer, “Denize deşarj noktasında, kanalizasyon ve diğer noktalarda tedbirlerimizi arttırmamız lazım. Belediyelerimizin orada çalışmalarını arttırması lazım. Onunla ilgili özellikle Tuz Gölü noktasında bir çalışma talimatı vermiştim. Bir çalışma ortaya koyduk. Bir projelendirme yaptık. Oradaki çevre düzenlemesi ve oranın tamamının çöplerden arındırılıp kaçak alanların düzene kavuşturulmasıyla beraber buranın bir turizm lokasyonu olması ve bizim Edirne’mize yakışan bir yer olması için bu sene daha katı ve daha düzenli tedbirlerle devam edeceğiz. Geçen yıl çöpleri kaldırdık. Lavabolar ve belli konteynerleri bir araya topladık. Park alanlarını topladık. Bu sene biraz daha burayı sistematik bir şekilde halk plajlarıyla beraber, daha insanımıza yakışan alanlar oluşturarak düzenlemeye çalışacağız. Bir taraftan da oradaki az önce bahsettiğim gibi özellikle evsel atıkların bertarafı ve denize deşarjıyla ilgili de kesinlikle katı çözümler ve katı kurallar getirilecek. Onun da burada altını çizmiş olalım” ifadelerini kullandı.
‘RESTORASYON ÇALIŞMALARINI NEHRİN ÖBÜR TARAFINA ALMAK İSTİYORUZ’
Kent merkezinde kültürel varlıkların korunmasına yönelik çalışmalar kapsamında, 500’e yakın restorasyon çalışmasının sürdüğünü dile getiren Vali Sezer, “Bir taraftan Saraçlar’daki yeri yapıyoruz. Bir taraftan ayakkabıcılar çarşısı şu anda bitmek üzere. Çokalca Camisi’nden, Şeyh Şüceattin Camisi’ne kadar, Evliya Kasımpaşa Camii’ne kadar, Mevlevihane’den hamam restorasyonlarına kadar birçok alanda restorasyon çalışmaları devam ediyor ve birçoğu da bitme aşamasına geldi. Manyas Karakolu’ndan, konakların ihyasına kadar, sokak düzenlemelerine kadar birçok alanda az önce bahsettiğim gibi çalışmalar yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Yani Selimiye ile Muradiye Camisi arasındaki Muradiye yoluna başlayacağız. Eğer imkanlarımız olur, başka bir mani durum söz konusu olmazsa belki ilimizdeki restorasyon çalışmalarını biraz daha nehrin öbür tarafına doğru almayı düşünüyoruz” diye konuştu.


‘TUNCA’DA KAYIKLAR VE KANOLARLA AKTİVİTELER OLACAK’
Meriç Nehri’nin etrafındaki düzenlemeler, Söğütlük Millet Bahçesi gibi projelerin de bittiğine dikkat çekip, sırada Tunca Nehri ve çevresinin olduğunu anlatan Sezer, “İkinci aşama da Tunca Nehri. Tunca Nehri’yle ilgili olarak da çalışmalara inşallah yakın zamanda başlayacağız. Sarayla ilgili konuyu takip ediyorsunuz. Edirne Sarayı hızlı bir şekilde devam ediyor ve Tunca Nehri’nin içerisinde kazı çalışmaları şu anda yapılmaya başlandı ve orada da inşallah bahsedilen Osmanlı dönemindeki nehrin altının mermer olduğu belirtiliyor. O da belli yerlerde rıhtımlar olduğu belirtiliyor. Onlarla ilgili şu anda kazı çalışmalarını, sondaj çalışmalarını yapıyoruz ve nehri diğer tarafa yani Fatih Köprüsü’nün tarafına verip nehri burada tamamen aşağıya Beyazıt Külliyesi’nin olduğu yere kadar bir temizlik çalışması ve kazı çalışması yapılacak. Nehrin her iki tarafında da seddeler de dikkate alınarak yine orada da bir çevre düzenlemesi ve bir çalışmayı ortaya koymayı düşünüyoruz. Böyle olunca Evliya Kasımpaşa Camisi’nde, oradaki rıhtımdan itibaren yukarıya doğru Tunca Köprüsü ve onun üst kısımlarını alacak şekilde inşallah orada da çok kısa zamanda bu çalışmalar bittikten sonra yine kanolarla, teknelerle oranın da kendine göre daha bir güzelliği var. Çünkü dar bir alan ve ağaçlarla kaplı bir alan. Orada da bu tür çalışmaların olmasını, aktivitelerin olmasını ben çok arzu ediyorum. İnşallah onları da önümüzdeki yıl hedeflerimiz arasına koymayı düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
‘TARİHİ ÇEŞMELERLE İLGİLİ ÇALIŞMA BAŞLATTIK’
Edirne’nin tarihi çeşmeleriyle ilgili de çalışma başlattıklarını dile getiren Vali Sezer, “Bir çalışma da tarihi çeşmelerle ilgili başlattık. Edirne’de birçok tarihi çeşme var ve çalışan çeşme görmedim ben şu ana kadar. O tarihi çeşmelerin de şimdi tespitlerini yaptırdık arkadaşlarımızla beraber. Bir tanesinde de bir örnek çalışma yapıyorlar. Fatih Belediyesi’ni de takip ediyorum. Onlar paylaşıyorlar bazen. Benim de böyle bir merakım var. Onlar çok güzel çeşmelerle ilgili çalışmalar yapmışlar. Benzer çalışmayı Edirne’miz için de yapmanın çok güzel olacağına, sokaklardan çeşmelerin akmasının çok güzel olacağını düşünüyorum” dedi.

‘Deprem raporu açıklansın’

Mehmet ŞELECİ
Yıldırım Beyazıd Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) 1. Murat Lisesi önünde basın açıklması yaparak yaşanan sorunları anlattı ve depreme dayanıksız raporunun açıklanmasını istedi.
Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) 1. Murat Lisesi’ne taşınması ile başlayan sorunlar dün bir öğrencinin başına pencere düşmesi ile farklı bir noktaya geldi. EYBAL’da çocukları eğitim gören veliler 1. Murat Lisesi önündeki basın açıklması yaparak sorunu tekrar gündeme getirdi. Veliler adına konuşan Makine Mühendisleri Odası Edirne Şubesi eski Başkanı makine Mühendisi Aziz Avukatoğlu , okulları için hazırlanan depreme dayanıksız raporunun kaomuoyuna açıklamasını istedi.


Avukatoğlu yaptığı konuşmada, öğrencinin başına pencere düşmesinin ardından bir müstahdemin ayağına akıllı tahta çerçevesinin düştüğünü öğrendiklerini söyledi.
1’nci Murat Lisesi’nin denetlemeye alındığını kaydeden Avukatoğlu, şunları söyledi:
Üç denetçi gelmiş. Bizim gördüğümüz eksikleri herhalde onlar da görmüştür. Okulun sağlıksız bir okula taşınması bizi çok zor duruma düşürdü. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Biz sadece çocuklarımızın sıhhatli ortamlarda, sıhhatli koşullarda eğitim almasını istiyoruz. Sürekli böyle şey bir durum altında kalmak istemiyoruz. Gergin bir vaziyetteyiz. Biz kimseye düşman değiliz.
Benim çocuğum bir hafta okula gitmedi. İki gündür okula gidiyor. İki günde okulda olmayan olay kalmadı ve şu anda da risk taşıyor. Biraz evvel öğrendim ki bodrum katta bir köpek leşi var. Bu bırakın her şeyi de geçtim her türlü bulaşıcı hastalığı taşır. Hava yolu, nefes yoluyla bile hasta olabilir çocuklar. Buna okulda çalışan görevliler de dahil.
En çok üzüldüğüm tarafta bütün okullarda Cuma günleri deneme sınavları yapıyor, biz yapamıyoruz. Çünkü niye? Bodrumu hazırlamışlar, havasız ve karanlık olduğu için deneme sınavı yapılamıyor. Demek ki eşit bir eğitim verilemiyor bu okulda. Bunun için de Yıldırım Beyazıd Anadolu Lisesi’nin bu okuldan alınması lazım arkadaşlar. Yani biz savaş vermiyoruz, bizim geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz, bunu anlamamımız lazım.
Bizim ne okul idaresiyle, ne Milli Eğitimle, ne valilikle, kimseyle bir şeyimiz yok, kavgamız yok. Biz sadece çocuklarımızı savunmakistiyoruz.
Okulda yaşanan pencere düşmesini komplo olarak yorumluyorlar. Size soruyorum; bunu komplo olarak düşünen şahıs, düşecek pencerenin altına oturabilir mi? Herkes için bu geçerli bu sorum, buna cevap istiyorum.
DEPREM RAPORU AÇIKLANSIN
En çok istediğimiz bir konuda bizim çıkarılmış olduğumuz Yıldırım Beyazıd Anadolu Lisesi’nin çürük raporunun açıklanmasını istiyoruz. Çünkü onun hakkında da değişik yorumlar alıyoruz. Bize emri vaki yapıldı. Bize cuma günü haber verildi, Pazartesi buraya geçtiniz dendi. Depreme dayanıksız raporunun açıklanmasını istiyoruz.

Çay: Hedefimiz yeni gelir fırsatlarıyla birlikte sürdürülebilir yayıncılık

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 5. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay’ın konuşmasıyla başladı.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Türk basınının en güçlü destek mekanizması olan Basın İlan Kurumu’nun, Genel Kurul üyelerinin de katkılarıyla sektörün ihtiyaçlarına cevap veren ve paydaşları geleceğe hazırlayan çalışmalara imza atacağına yönelik inancının tam olduğunu belirtti.

Gazetecilik sahaya inen, haberin merkezine dokunan yayınlarla hayat bulacak

Genel Müdür Çay, sürdürülebilir bir yayıncılık modeli oluşturmak ve gazetecilik meslek standartlarını yükseltmek gibi iki önemli konuda çözüm üretilmedikçe sektörün rekabet gücünün zayıflamasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Gazeteciliğin yalnızca masa başında üretilen metinlerle yürütülebilecek bir meslek olmadığını kaydeden Çay, gerçek gazeteciliğin sahaya inen, haberin merkezine dokunan, toplumun sorunlarını gündemine taşıyan ve yayın politikasıyla fark oluşturan süreli yayınlarla hayat bulacağının altını çizdi.

“Bugün ayakta kalabilen yayınların ortak noktası sahicilik, sahada olmak ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle üretmektir” diyen Çay, yeni dönemde de yerelden beslenen, özgün içerikle fark yaratan ve dijital çağa tam anlamıyla entegre olmuş bir gazetecilik anlayışını desteklemeye kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.

Yapay zekâ, haberciliği güçlendiren bir kaynak olmalı

Basının geleceğinin güçlü yerel ağlara, topluma temas eden hikâyelere ve dijital platformlarda nitelikli içerik üretebilen bir yapıya bağlı olduğunu belirten Çay, şöyle konuştu:

“Yalnızca dijital dönüşümü değil, aynı zamanda özgün içerik üretimini artırmayı da temel bir öncelik olarak görüyoruz. İçeriğin niteliği yükselmeden dijital araçların tek başına bir değer üretmeyeceğinin bilincindeyiz. Dijital dönüşümü konuşurken, yapay zekâ başlığını es geçmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Yapay zekânın medyaya sunduğu arşivleme, görsel üretim ve içerik desteği; doğru kullanıldığında sektöre önemli bir güç kazandıracaktır. Basın İlan Kurumu olarak yapay zekâyı bir dezenformasyon aracı değil, pozitif ve doğrulanabilir haberciliği güçlendiren bir kaynak haline getirmek istiyoruz.”

Genel Müdür Çay, dijitalleşme ne kadar ilerlerse ilerlesin, nitelikli ve etik değerlere bağlı gazeteciliğin sektörün omurgası olduğunu hatırlattı.

‘İstişare’ ve ‘adalet’ temel ilkelerimiz

Genel Müdür Çay, sektörde arzu edilen dönüşümün gerçekleşmesinde istişare ve adalet ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalacaklarını; Kurumun hareket noktasını belirleyecek olan pusulanın ‘adalet’, hedefe ilerlerken takip edeceği yolun ise ‘istişare’ olduğunu ifade etti. Çay, “Paydaşlarımızla ilişkilerimizde hakkaniyeti esas alan, güven oluşturan ve eşit mesafeyi koruyan bir tutumu devam ettireceğiz. Bu yaklaşım yalnızca Kurumumuzun itibarını güçlendirmeyecek aynı zamanda basın sektörüne duyulan güveni de pekiştirecektir” şeklinde konuştu.

Hedefimiz yeni gelir fırsatlarının önünü açmak

Fayda-maliyet dengesinin sağlanmasının zorlaştığı bir dönemde, sistemin sürdürülebilirliğini güçlendirmek için yeni bir değerlendirmeye her açıdan ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Çay, sözlerine şöyle devam etti:

“Kurum olarak temel hedefimiz; süreli yayınlarımızın mevcut gelirlerini korumakla yetinmeyip, yeni gelir fırsatlarının önünü açmak, yayıncılarımızın ekonomik olarak güçlenmesine katkı sunmaktır. Bu kapsamda bürokrasi, kamu kurumları ve sektöre ek kaynak sağlayabilecek tüm mekanizmalarla ilişkilerimizi daha yoğun ve sonuç odaklı biçimde sürdüreceğiz. Nihai amacımız; basın sektörünün kendi ayakları üzerinde durabilen, ekonomik olarak dayanıklı ve rekabet gücü yüksek bir yapıya kavuşmasıdır. Resmî ilan ve reklam gelirlerini yalnızca bir destek unsuru olmaktan çıkararak, yayınların sürdürülebilir büyümesini besleyen stratejik bir araç hâline getirmek istiyoruz.”

Kurumun yalnızca mevzuat düzenlemeleriyle değil; sosyal ve ekonomik destek mekanizmalarıyla da basının yanında durmaya devam edeceğini vurgulayan Çay, sektör adına avantaj sağlayacak yeni iş birlikleri için çalışmalar başlattıklarını aktardı.

Genel Müdür Çay’ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi.

Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu’nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı.

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 5. Genel Kurulu’nun 28 Kasım 2025 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.

ADD’den Papa ziyaretine tepki

Atatükçü Düşünce Derneği, 14. Leo İznik Konsili’nin iznik’ bugün yapacağı ziyareti, “Lozan Antlaşmasını delerek tartışmaya açmak amacıyla planlandı” olarak değerlendirdiklerini açıkladı.

Atatürk’ün 100 yıl önce böyle bir ziyaret ve gösteriye izin vermediği hatırlatılan ADD açıklamasında şunlara yer verildi:

Papa 14. Leo İznik Konsili’nin yıl dönümü bahanesiyle gösteri ve ayin düzenlemek üzere yanına Fener Rum Patriği Bartholomeos’u da alarak bugün İznik’e geliyor ve bunun Papa’nın ilk yurt dışı ziyareti olacağı da özellikle duyuruluyor.

Bu ziyaret ve gösterinin, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un “Ekümeniklik” iddiasını güçlendirmek ve Lozan Antlaşmasını delerek tartışmaya açmak amacıyla planlandığı açıktır.

Büyük Atatürk 100 yıl önce böyle bir ziyaret ve gösteriye izin vermemişti.

Hal bu iken, iktidarın bu ziyarete izin vermesi de, siyaset kurumunun tepkisizliği de anlaşılır gibi değildir, kabul edilemez.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak devletimizi yönetenleri ve yönetmeye talip olanları varlık nedenlerinin ve sorumluluklarının bilinci ile davranmaya davet ediyoruz.

1. Murat Lisesi’nde tepki toplayan görüntü

Birinci Murat Lisesi’nde bir sınıfta yerinden kopan pencerenin öğrencilerin üzerine düşmesi büyük tepki topladı. İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın yaşanan sıkıntıyı TBMM’de gündeme getirdi. İl Başkanlığından yapılan açıklamada da Valilik ve il Müdürlüğü çözüm bulmaya çağrıldı.

Çarşamba günü yaşanan olayda rüzgarla birlikte pencere yerinden çıkarak öğrencilerin başına düştü. Bu olaydan kısa bir süre önce TBMM’de konuşma yapan İYİ Parti Edirne Milletvekilimiz Prof. Dr. Mehmet Akalın yaşanan sıkıntıları gündeme getirdi.

Akalın konuşmasında, ““Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesinin depreme dayanıksızlığı nedeniyle yıkım kararı sonrası öğrencilerin 1. Murat Anadolu Lisesine taşınması ciddi sorunlar doğurmaktadır. Resmi yazıda alternatif binaların uygun olmadığı belirtilmesine rağmen öğrencilerin nakil taleplerine İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Valilik tarafından hâlâ net bir yanıt verilmemektedir. Bazı sınıflarda pencere bulunmaması, mevcut pencerelerin ise kaza riski taşıması, hem havalandırma sorunlarına hem de öğrencilerde psikolojik sıkıntılara yol açmaktadır. Bu nedenle, İl Müdürlüğü ve Valilik süreci ivedilikle hızlandırmalı, belirsizlikleri gidermeli ve öğrencilerimizin yaşadığı mağduriyeti en kısa sürede ortadan kaldırmalıdır” dedi.

İYİ PARTİ’DEN AÇIKLAMA

İYİ Parti Edirne İl Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada da Valilik ve İl  Müdürlüğü yaşanan soruna çare bulmaya çağrıldı.

İl Başkanlığı açıklamasında şunlara yer verildi:

Milletvekilimiz Prof. Dr. Mehmet Akalın, bugün yaptığı açıklamada 1. Murat Anadolu Lisesinde pencerelerin güvenlik riski oluşturduğunu, bazı sınıflarda pencere dahi bulunmadığını ve öğrencilerin psikolojik-fiziksel güvenliğinin tehdit altında olduğunu net şekilde dile getirmişti.

Vekilimizin bu uyarısından dakikalar sonra görüntülerini yayınlamaktan imtina ettiğimiz, Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencilerinin derste bulunduğu sırada pencerenin öğrencilerin üzerine düşmesi sonucu 2 öğrencinin yaralandığı haberini üzüntüyle öğrendik.

Yaralı öğrenciler hastaneye kaldırılmış olup sağlık durumlarını yakından takip ediyoruz. Geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Bu olay, bizlerin ve vekilimizin yaptığı uyarıların ne kadar yerinde, haklı ve zamanında olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Buradan İl Millî Eğitim Müdürlüğüne ve Valiliğe açık çağrımızdır:

Güvenlik riski taşıyan sınıflar derhal kapatılmalı, öğrencilerimizin can güvenliği için gerekli tüm tedbirler gecikmeden alınmalıdır. Depreme dayanıksız bir okuldan çıkıp güvenlik zaafı olan başka bir binaya taşınmak çözüm değildir! Plansızlığınızın ceremesini öğrencilerimize yükleyemezsiniz ! Harekete geçip çözüm üretmeniz için daha ne olmasını bekliyorsunuz!

Edirne’nin çocukları sahipsiz değildir.

Masalsı Ülke Özbekistan İzlenimlerim -12-

Muhteşem köfte servisi

Gönül UYANIKTIR

İpek kağıt yapım atölyesini ziyaretimizde baştan sona süreci adım adım izledik. Dut ağacı kabuğunun kağıda dönüşümünün ne denli sabır gerektiren bir iş olduğuna da tanık olduk. Dut ağacının ipek kağıda dönüşmesi için geçen sürede uçakla dünyanın çevresinde kaç tur atılır, bilemem… Oldukça detaylı ve çok sabır gerektiren bir iş; çünkü bu dönüşüm en azından çalışanların on gününü alıyor. Ancak her gün aynı işlemler devam ettiği için her gün kağıt üretimi aralıksız gerçekleşiyor.

Özbek gençler yerel giysilerle şarkı söyledi yerel oyunlar oynadı


Dut ağacı kabuğundan ipek kağıt yapımının, geçmiş yıllarda Doğu Türkistan’ın pek çok kenti ve köyünde sürdürüldüğü, ancak günümüzde bu sanatın sadece Semerkant’ta yaşatıldığını öğreniyoruz.
Semerkant kağıdı da denilen ipek kağıdın yolculuğu ilkbahar aylarında dut ağacı dallarının kesilmesiyle başlıyor. Kesildikten sonra dallar kurutuluyor ve ardından da depolarda bekletiliyor. Belli bir sürenin ardından soyulan kabuklar, yumuşaması ve küçük parçalara kolaylıkla parçalanması için büyük kazanlar içinde büyük taş sobalar üzerinde kaynatılıyor. Parçalara ayrılınca da yine büyük eleklerle süzülüp tekrar kurutuluyor. Sonunda da ametist taşı ile cilalanıyor. Kullanıma hazır hale gelince de hediyelik eşya yapımında, eski el yazmalarının onarımında kullanılıyor. Bu nedenle de yurt dışından da çok sipariş alıyor. Rengi hafif sarıya çalan ve sallandığında kendine has bir ses çıkaran ipek kağıt yapımında doğal ham maddelerin kullanılması nedeniyle kimyasallarla rengi ağırtılamıyor.

Altı metrelik köfte tabaklara servis yapıldı.



……………………………………

Bin yıllık geleneksel yöntemlerle Semerkant İpek Kağıdı üreten atölyeden ayrıldıktan sonra akşam yemeği için rezervasyon yapılan yerel restorana geldik. Rusya’da; Moskova ve St. Petersburg’daki restoranlar gibi sahne düzeni olan, konferans salonuna benzer, kolonlarla bölünmüş hissi veren eli yüzü düzgün bir mekandı. En güzeli de gün ışığı hissi veren sarı ışıklandırmasıydı. Masada atıştırmalıklar önceden getirilmiş, bizi bekliyordu. Salata ve meze benzeri yiyeceklerden atıştırdık, kafilemiz ana yemeği bekliyordu.

Akşam yemeği sürprizden önce


Ana yemek yine muhtemelen et olacaktı. Ama siyah eldivenli garsonlar masaya önce ne olduğuna anlam veremediğim çatala benzer uzun aparatlar getirdiler. Kısa bir süre sonra mutfak olduğunu sandığım bölümden el çırpmalar ve şarkı söyleyenlerin sesi geldi. Ne oluyor, doğum günü, nişan mı var derken, grup; devasa bir demir şişe geçirilmiş, köfte olduğu söylenen eti getirip, daha önce masaya dizilen çataların üzerine bıraktı. Herkes şaşkınlıkla birbirine bakarken, şarkı söyleyen, ardından aynı bizim gibi kollarını kaldırarak oynayan gençlere alkış tutmaya başladı.

İpek kağıttan yapılan hediyeler


Bu sürpriz yemeğin ve gösterinin failini bilemiyorum. Altından Atıl Erman ya da Cevat İşlik mi, yoksa Rehberimiz Said Köseoğlu veya Yerel Rehberimiz Sümeyya mı çıkacak. Biz de üzümü yiyip, bağını sormadık. Ben kendimi yine de zulama sakladım….

(YARIN : Yolculuk Buhara’ya)

Dal: Veliler, sadece ara tatilden mi şikayetçisiniz?

Eğitim İş Edirne Şube Sekreteri Olcay Dal, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in velilerin şikayetçi olduğu ara tatillerin kaldırılabileceğini açıklamasının ardından, sosyal medyada paylaşım yaptı. Dal paylaşımında eğitimde yaşanan sorunlara gönderme yaparak, “İlahi sayın veliler siz sadece ara tatillerden mi şikayetçisiniz?” dedi.
Şube Sekreteri Olcay Dal, paylaşımında şunlara yer verdi:
İlahi sayın veliler;
Demek ki siz çocuğunuzun her öğlen karnını bedava okul yemeği yerine zincir marketten çiğ köfte ve bisküvi ile doyurmasından şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz okul aidatından, fotokopi parasından, kağıt havlu yardımı yapmaktan şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz çocuğunuzun depreme dayanıksız olduğu için yıkılan ve yerine yenisi yapılmadığı için diğer okulun üstüne taşınan okulundan şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz çocuğunuzun sıvı sabun ve peçete bulamadığı, kadrolu hizmetli olmadığı için temizlenemeyen tuvaletten su içmesinden şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz her kurumda çifter çifter bulunan ama çocuğunuzun okuluna bir türlü verilmeyen güvenlik görevlisi yokluğundan şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz okul türlerinden birinin her ihtiyacının giderilirken diğer türlerin kendi yağıyla kavrulmasına mecbur bırakılmasından şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz 15 yaşındaki voleybolcu kızınızın okulunun sosyal medya sayfasındaki galibiyet fotoğrafında sportoto tabelası dururken bacaklarının üzerine yıldız çıkartması koyulmasından şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz her sene değişen müfredattan, senaryolu sınavlardan, sene ortasında değiştirilen lise ve üniversite giriş sınavı kurallarından şikayetçi değilsiniz.
Demek ki siz çocuğunuzun diplomasını aldığı alanda yazılı sınava girip en yüksek puanı almasına rağmen mülakatta elenmesinden ve atamasının yapılmamasından şikayetçi değilsiniz.
Olsaydınız Sayın Bakan sizi de dinlerdi.
(Tatil taraftarı değilim)

Enez’de Balık Çorbası Yarışması

Enez’de coğrafi işaret alınması hedeflenen “Balık Çorbası” için düzenlenen yarışmaya katılanlar hünerlerini sergiledi.
Enez’de “Balık Çorbası” yarışması yapıldı. Eski Öğretmen Evi Salonu’nda yapılan yarışmaya 6 yarışmacı katıldı. Yarışmada, jüri üyeleri Diyetisyen Öğretmenler Fatma Köseler, Ayşenur Alkın, ile deneyimli aşçı Mehmet Koca yaptı. Jüri üyeleri sunulan çorbaları sunum, anlatım ve hijyen, tat, lezzet, koku nitelikleriyle değerlendirerek sonuçları açıkladılar.


Enez Balık Çorbası Yarışması’nda Selma Yılmaz birinciliği elde etti. Yadigar Altıntaş’ın ikinci olduğu yarışmada Nuran Özcan da üçüncü oldu.
6 yarışmacının katıldığı yarışma sırasında yapılan bilgilendirmeler ve sonuçta dağıtılan Katılım Sertifikaları ile etkinlik sona erdi. Yarışmacıların yaptığı çorbalar konuklar tarafından paylaşıldı.
Celil Kurter’in özel olarak çokça yaptığı çorbası yarışma sonrasında Yudum Restoran’ta katılanlara ikram edildi.


Kartopu Derneği Başkanı Hasan Akkuş ve Sahil Derneği Başkanı Ulaş Demiray bu etkinliğe destek veren ve salonu tahsis eden Enez Kaymakamı Merve Ayık’a, Milli Eğitim Müdürü Cengiz Aydemir’e, salonun hazırlanması ve her konuda sonuna kadar etkinliğe sahip çıkan SYDV Müdürü Özlem Esengin’e, jüri üyelerine, yarışmacılara, katılıp katkı verenlere çok teşekkür etti.
Akkuş ve Demiray, bu yarışmanın coğrafi işaret yolculuğunda ilk adım olduğu gibi Enez’in unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerinin yeniden canlandırılması için bir ilk adım olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladılar.