Edirne’de bir giyim mağazası, satılmayan sezon sonu ürünleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere Kurtuluş Mahallesi Muhtarlığı’na bırakarak, örnek davranışa imza attı.
Kentteki bir giyim mağazası, ellerinde kalan sezon sonu ürünleri, Edirne Gönüllü Yardımlaşma Derneği aracılığıyla Kurtuluş Mahallesi Muhtarlığı’na bağışladı. Bağışlanan ürünleri Dernek Başkanı Ersan Öz’den teslim alan Mahalle Muhtarı Nurcan Uzel, sosyal medya aracılığıyla ihtiyaç sahibi vatandaşları, kıyafetleri muhtarlıktan almaya davet etti. Kurtuluş Mahalle Muhtarlığı’ndaki kıyafetlere Yıldırım Beyazıt ve Yıldırım Hacısarraf, Yeniimaret ile Menzilahir mahallelerindeki vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.
‘HEPSİ KULLANILMAMIŞ ÜRÜNLER’
Kurtuluş Mahallesi Muhtarı Nurcan Uzel, giyim mağazasına teşekkür ederek, “Bir giyim mağazası sezon sonu ürünlerinin birçoğunu akşam Edirne Gönüllü Yardımlaşma Derneği’nden Ersan Öz aracılığıyla bize, sağ olsun, ulaştırdı. Biz de yalnızca kendi mahallemiz için değil, tüm Edirne’ye sosyal medyadan duyuru yaparak ‘İhtiyaç sahipleri gelip buradan temin edebilir’ dedik. Bugün de Kıyık, Yeniimaret, Yıldırım gibi mahalle ve semtlerden ihtiyaç sahipleri gelip buradan ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Hepsi etiketli, tertemiz ürünler. Çoğu kadın giyim ama erkek ve çocuk ürünleri de mevcut. Ben özellikle bu vesileyle, böyle güzel bir yardımlaşma örneğine aracılık ettikleri için teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten insanların gönlüne dokunuyorlar” dedi.
‘ÖNEMLİ OLAN YARDIMLARIN DOĞRU KİŞİLERE GİTMESİ’
Bu tarz yardımlarda vatandaşlarla hayırseverler arasında köprü görevi gördüklerinin altını çizen Uzel, “Burada verilen ürünler sezon sonu ürünleri; yani mağazada kalan, tek beden kalan, serisi bitmiş ama yepyeni ürünler. Kadın giyimi ağırlıklı olsa da erkek ve çocuk ürünleri de var. Duyuruyu akşam yaptım, bugün hem Yıldırım’dan hem de kendi mahallemden, Kıyık’tan gelenler oldu. Amaç sadece kendi mahallemiz değil, tüm Edirne’deki ihtiyaç sahiplerine ulaşmak. Bizim için önemli olan bu yardımların doğru kişilere gitmesi. Ersan Öz’e de ayrıca teşekkür ediyorum; bizlere ulaşıp bu yardımları organize ettiği için. Vatandaşlarımız burada ihtiyaçlarını giderirken aynı zamanda teşekkürlerini de iletiyorlar. Biz de bir nevi köprü görevi görüyoruz. Zaten bizim işimiz bu; toplumda yardıma ihtiyacı olanla imkânı olan arasında köprü kurmak. Bu köprü görevini en iyi şekilde sürdürmeye gayret ediyoruz” diye konuştu.
‘HANGİ MAHALLEDE İHTİYAÇ VARSA GÖNDERİYORUZ’
Ellerinde ürün kalan benzer mağazalara da çağrıda bulunan Uzel, “İnşallah bu bir örnek olur. Dileriz diğer mağazalar da ellerinde kalan, satılamayan, sezon sonu ürünlerini bu şekilde değerlendirmek isterler. Mahalle fark etmez; hangi mahallede olursa olsun, mağazalar ürünleri bize ya da diğer muhtarlara ulaştırırsa, biz de onları doğrudan ihtiyaç sahiplerine teslim edebiliriz. Bu süreçte muhtarlar olarak birbirimizle güzel bir dayanışma içindeyiz. Kimin mahallesinde ihtiyaç varsa, birbirimize haber veriyor, yardımları yönlendiriyoruz. Bu paydaşlığı sürdürmeyi ve daha fazla kişiye ulaşmayı umuyoruz” şeklinde konuştu.
Edirne Tatlıcı Büfeci Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası, Trakya Kalkınma Ajansı ve Edirne Ticaret Borsası temsilcileri Tencere Köftesi’nin Coğrafi İşaret Tescili’ne yönelik yol haritasının belirlenmesi için bir araya geldi.
Edirne Tatlıcı Büfeci Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Harun Özen toplantı sonrası yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Edirne Tatlıcı Büfeci Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası olarak, Tencere Köftesi’nin Coğrafi İşaret Tescili için çalışmalarımız devam ediyor.
Bu kapsamda, tescil sürecine yönelik önemli bir toplantı gerçekleştirdik. Odamızda düzenlenen toplantıya Trakya Kalkınma Ajansı ve Edirne Ticaret Borsası temsilcileri katılım sağladı.
Toplantıda, Tencere Köftesi’nin karakteristik özellikleri ve esas nitelikleri detaylı biçimde ele alındı. Kurumlar arası iş birliğiyle, Coğrafi İşaret Tescil sürecine ilişkin yol haritası belirlendi.
Amacımız; Tencere Köftesi’nin Coğrafi İşaretle tescillenerek marka değerinin güçlendirilmesi ve Edirne mutfağının tanıtımına katkı sağlanmasıdır.”
Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Başkanı Kadir Delibalta, özellikle mahalle muhtarlarının şehirlerde en büyük yükü sırtladığını belirterek, muhtarlar yasasının revize edilmesi gerektiğini söyledi.
Konfederasyonu Başkanı Delibalta, Edirne Belediyesi’nin Meriç Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen kahvaltıda, kentteki mahalle ve köy muhtarlarıyla bir araya geldi. Etkinliğe Delibalta ve muhtarların yanı sıra, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Savaş Çerkez de katıldı. Konfederasyon Başkanı Delibalta buradaki konuşmasında, ülke genelinde muhtarların sorunlarına değindi.
’50 BİN 420 MUHTARIN HEPSİ AYNI SAYGIYI HAK EDİYOR’
Konuşmasında, yaklaşık 1 yıldır konfederasyon başkanlığı yaptığını, bu süreçte çokça yol kat ettiklerini dile getiren Delibalta, “Ben beş dönemdir muhtarlık yapıyorum ve dün başlamış gibi heyecanım var. Muhtarlık şikayet makamı değil, gönül makamı, devlet kapısı ve halkın en rahat ulaştığı, demokrasinin en yalın yaşandığı kapı. Dolayısıyla muhtarlar birbirinden zeki, leb demeden leblebiyi anlayan, neyin ne olduğunu bilen bir yapı. Burada olmaktan son derece mutluyuz. Farkındalıkla bu işleri yapıyoruz. Şu anda da Edirne’deyiz. 150 bin kilometre yol yaptık. Siyasi partilerden fazla yol yapıyoruz. Benim ve ekibimin istediği şu; 50 bin 420 muhtar eşittir hepsi aynı saygıyı hak ediyor. Kimisi bir dönem almış, kimi beş dönem almış, kimisi AK Partili, kimisi CHP’li, kimisi HDP’li, kimisi MHP’li, kimisi Alevi, kimisi Sünni hiç fark etmez. Bunlar insanlığın en güzel değerleridir. Farklılığımız, zenginliğimizle beraber bu yapıyı Türkiye’ye yakışan, demokrasimize yakışan, herkesin temsil edildiği bir alana çekmeye çalışıyoruz. Yani bütün derdimiz bu, küçük olsun, benim olsun demiyoruz” dedi.
‘BİR YILDA 8 FEDERASYON KATILDI’
Son bir yılda, konfederasyon bünyesine, 8 yeni federasyon kattıklarını anlatan Delibalta, “Son bir senede kattığımız federasyon sayısı en son Konya, Urfa ve Muğla’yla beraber şu anda 8 tane daha kattık. Zaten 10 tane vardı. 14 senede 10 tane, bir yılda 8 tane. Bunu yaparken bize; ‘hormonlu büyüme’ diyor bazıları. Yunanistan’dan muhtar almıyoruz ki. Veyahut da Afganistan’dan almıyoruz. Orta Doğu’dan almıyoruz ki. Türkiye’de zaten var olan muhtarını alıyoruz. Yani olması gerekeni yapıyoruz. Doğrusu budur diye düşünüyorum. Dönemimi bitirene kadar Allah nasip ederse hedefimiz yüzde 95’lere ulaşmaktı. Kimse yüzde 100’ü bulamaz. Çünkü kuyruk acısı olan var. Başka düşüncesi olan var. Veyahut da çalışmak istemeyen vardır ama bizim niyetimiz Türkiye’de kenarında, köşesinde herkes bu yapıyı bilmeli” diye konuştu.
‘SİYASETİN DIŞINDA, HİZMETİN PEŞİNDEYİZ’
Konfederasyon olarak, hiçbir muhtarın kişisel çıkarı için çalışmadıklarının altını çizen Delibalta, “Bir senede bayağı bir iş çözme noktasında baya bir mesafe aldık. Muhtarlarımızın kişisel sorunları da var. Onları da eğer kendi çıkarı, menfaati yoksa onunla da ilgileniyoruz. Hiçbir özel çıkar, menfaat işine girmiyoruz. Kimse de öyle bir iş beklemesin bizden. İş takipçiliği yapmıyoruz. Kurumu başka amaç için kullanmıyoruz, kurumu siyasete alet etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ndeki bütün partilere saygımız aynı, eşit derecededir. İktidarla çalışmak daha yoğundur. Örneğin burada bir belediye başkanı var onunla çalışıyorsunuz. Halk kimi seçerse başımızın tacıdır. O mantıkla siyasetin dışında, hizmetin peşinde mantığıyla bir yönetim şeklimiz var. Ortak noktamız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve milletine yakışan bir muhtarlık kurumunu nasıl daha iyi yapabiliriz? Hep bu yönde çalışmalar yapıyoruz” şeklinde konuştu.
‘MUHTARLAR YASASI REVİZE EDİLMELİ’
Muhtarlar kanunun revize edilmesinin şart olduğunu söyleyen Delibalta, “Eğer bu ülkede belediye, kaymakamlık, valilik, hükümetten bile fazla yetkisi olan tek kanun var kim yazdı bunu? Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk yazdı. Ne zaman yazdı? 1924’te kendi eliyle yazdı. Yazdığı tek kanundur. O kanun bugüne kadar işlevselliğini yürüttü ve Türkiye’nin kalkınmasına da en büyük payı veren o kanundur. Tarım, hayvancılık, köy enstitüleri bu milletin, hepimizin kökü köylerden gelmedir. Ama şu anda sorun mahallede yaşanıyor. İnsanların yüzde 85’i mahallede yaşıyor. Dolayısıyla bütün sorun mahallede. Dolayısıyla şehir muhtarının çok daha işi zor, çok daha yükü ağır. Yetkisi yok, yükü ağır. Biz muhtarlar yasasının revize edilmesini, günün şartlarına uygun hale getirilmesini istiyoruz. İşlevsel, sorun çözen, belediyenin rakibi alternatifi değil, kaymakamın rakibi, alternatifi değil, tam tersine onun paydaşı, onun yol arkadaşı, hizmet yapma yolunda ona daha destek olacak bir yapı yaratmaya çalışıyoruz. İnşallah bunu başaracağız hep beraber. Geleceğe, 197 yıldır hayatını sürdüren bu kurumu yasasıyla beraber bırakmak zorundayız. Bu konuda hepimize vazife düşüyor” ifadelerini kullandı.
‘YASA OLMADAN BU KURUMU GELECEĞE TAŞIYAMAYIZ’
Muhtarlığın, para karşılığı yapılacak bir iş olmadığının da altını çizen Konfederasyon Başkanı Delibalta, “Bu, parayla olacak bir iş değil. Şikayet olsun diye söylemiyoruz. Ben severek yapıyorum, siz de severek yapıyorsunuz. Muhtarlık gerçekten sevgi işi, gönül işi. Niye bu kadar severek yapıyoruz biliyor musunuz? Çok önemli bir gizem var muhtarlıkta. Herkesin yasalarla alanı bellidir, onun içinden çıkamaz. Hiç kimse izinsiz bir yere gidemez. Muhtar kendi başına hükümettir. Kendi başına kraldır. Kendi başına abladır, abidir. Mesaisini her şeyini kendi ayarlar. Bütün işini kendi yapar. Kararını kendi verir ve uygular. Bu kadar özel, bu kadar güzel bir yapı olduğu için biz bu iş severek yapıyoruz. Yoksa bu iş parayla pulla olacak iş değil. Sandıktan adımızla çıktığımız için bu işi seviyoruz. Demokrasinin en yalın yaşandığı yer olduğu için seviyoruz. Buradan devletimize, hükümete, muhalefete, meclise sesleniyoruz. Yasamız orada hazır; diyoruz ki Ankara’da devletin masası, o masan çıksın artık muhtarların yasası. En kısa zamanda inşallah yasamız çıkacaktır. Geldiğim günden beri yasa diyorum, çünkü yasa olmadan bu kurumu geleceğe taşıyamayız” dedi.
Toplantıda konuşan Edirne Muhtarlar Federasyonu Başkanı Fatih Kıyga da, kentte 353 muhtarın birlik içerisinde çalıştığını belirterek, “Edirne’de 353 muhtarımızla hep birlikte, birlik içerisinde çalışmaktayız. Bu gücümüzü de Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu’na kattık. İnşallah bundan sonra daha büyük işler yapacağız hep birlikte” diye konuştu.
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan dış ticaret verilerini değerlendirerek, tarım sektöründe her geçen gün dış ticaret açığının büyüdüğünü söyledi. Ün, “AKP yönetiminde Türkiye tarımda net ithalatçı ülke konumuna düştü” dedi.
Ün, yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu:
“En son açıklanan TÜİK verilerine göre, bu yılın ilk dokuz ayında tarım sektöründe 4,7 milyar dolarlık ihracata karşılık 9,4 milyar dolarlık ithalat yapıldı. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracat yalnızca yüzde 3 artarken, ithalat yüzde 27 yükseldi. En çarpıcı veri ise dış ticaret açığındaki artış: Geçen yılın ilk dokuz ayında 2,6 milyar dolar olan açık, bu yıl yüzde 83 artarak 4,7 milyar dolara ulaştı. Bu tablo, AKP’nin tarım politikalarının ülkeyi üretimden uzaklaştırdığının açık göstergesidir.”
Balıkçılıkta ihracat artıyor ama ithalat da hızla yükseliyor
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin balıkçılık sektöründe ihracatçı bir ülke olduğunu hatırlatan Ün, sektördeki dengelerin bozulmaya başladığına şöyle dikkat çekti:
“Son yıllarda yetiştiricilik faaliyetlerinin artmasıyla balıkçılıkta ihracatçı bir ülke konumundayız. Ancak dış ticaret verileri uyarıcı nitelikte. Geçen yılın ilk dokuz ayında 46,5 milyon dolar olan ithalat, bu yıl yüzde 22 artışla 56,8 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde ihracat 661 milyon dolardan yüzde 2 artışla 672 milyon dolara yükseldi. İhracattaki artış olumlu olsa da ithalatın artış hızını mutlaka düşürmemiz gerekiyor.”
Gıda sektöründe ithalat artıyor, ihracat yerinde sayıyor
Gıda sektöründe de benzer bir tablo olduğunu vurgulayan Ediz Ün, şunları söyledi:
“Geçen yılın ilk dokuz ayında 14,4 milyar dolar olan ihracat bu yıl da aynı seviyede kaldı. Ancak ithalat 6,3 milyar dolardan yüzde 13 artışla 7,2 milyar dolara yükseldi. Yani gıda sektöründe üretim yerinde sayarken, ithalat giderek hızlanıyor.”
“AKP ülkeyi ithalata mahkûm ediyor”
Sektör bazında ithalat artışlarının çok yüksek olduğuna dikkat çeken Ün, şu ifadeleri kullandı:
“Tarım, balıkçılık ve gıda sektörlerinde ihracatta çok sınırlı artışlar görülürken, ithalat tarafı adeta patladı. AKP ülkeyi ithalata mahkûm ediyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da tıpkı kendinden önceki bakanlar gibi üretimi desteklemek yerine ithalatı tercih ediyor.Tarımda başarısızlığın adı İbrahim Yumaklı olmuştur. Başarısız iktidarın başarısız bakanıdır.”
“Üreten Türkiye’nin gücünü dünya yeniden görecek”
Üretime verilecek destekle Türkiye’nin dünyanın sayılı ihracatçı ülkeleri arasına girebileceğini vurgulayan Ediz Ün, sözlerini şöyle tamamladı:
“Dört bir yanı bereketli topraklarla çevrili bu cennet vatanda AKP eliyle ithalata mahkûm ediliyoruz. Bu veriler TÜİK’in kendi rakamlarıdır. TÜİK bile artık gerçeği gizleyemiyor. Gizlemeye çalışsalar da dünya verileri ortada. Halk da gerçeği biliyor. Bu düzen değiştiğinde, yeniden üreten Türkiye’nin gücünü tüm dünya görecek.”
Fransa, yüzyıllardır eğitimde mükemmeliyetin sembolü olmuş bir ülkedir. Akademik başarı, kültürel çeşitlilik ve yaşam kalitesiyle dünyanın dört bir yanından öğrencileri kendine çeker. Özellikle son yıllarda uluslararası öğrenciler için sunduğu geniş burs imkanları ve İngilizce programlarıyla dikkat çekmektedir. Bu yazıda Fransa üniversiteleri yapısından eğitim sistemine, öğrenci yaşamından başvuru sürecine kadar birçok konuyu detaylı biçimde ele alacağız.
Fransa Eğitim Sisteminin Genel Yapısı
Fransa’nın yükseköğretim sistemi köklü bir geçmişe sahiptir ve dünya sıralamalarında her zaman üst sıralarda yer alır. Üniversiteler genellikle kamuya bağlı olup, eğitim kalitesi devlet tarafından sıkı biçimde denetlenir. Ülke genelinde üç temel kurum tipi bulunur: klasik üniversiteler, Grandes Écoles (elit okullar) ve özel yüksekokullar.
Klasik üniversitelerde genellikle lisans, yüksek lisans ve doktora programları bulunurken, Grandes Écoles kurumları daha seçici olup mühendislik, işletme ve siyaset gibi alanlarda uzmanlaşmıştır. Örneğin, École Polytechnique veya HEC Paris, dünya genelinde prestijli kurumlar arasında gösterilir.
Fransa’daki eğitim sisteminin bir diğer avantajı, Lisans–Master–Doktora (LMD) yapısının Avrupa Birliği uyumlu olmasıdır. Bu sistem, öğrencilerin diğer Avrupa ülkelerinde eğitimlerine kolayca devam edebilmesini sağlar.
Fransa Üniversitelerinde Eğitim Dili ve Program Seçenekleri
Fransızca, Fransa’daki eğitimin geleneksel dili olsa da son yıllarda birçok üniversite İngilizce programlar sunmaya başlamıştır. Bu sayede dil bariyeri ortadan kalkmış ve uluslararası öğrenciler için cazibe artmıştır. Özellikle işletme, uluslararası ilişkiler ve mühendislik alanlarında İngilizce program sayısı hızla yükselmiştir.
Yine de Fransızca bilmek büyük bir avantajdır. Çünkü öğrenciler hem günlük yaşamda hem de stajlarda dil becerilerini aktif olarak kullanır. Bu nedenle birçok üniversite, yabancı öğrencilere ücretsiz Fransızca hazırlık kursları sunmaktadır.
Fransa’da Öğrenci Yaşamı ve Kültürel Deneyim
Fransa’da öğrenci olmak, yalnızca akademik bir deneyim değil; aynı zamanda kültürel bir yolculuktur. Paris, Lyon, Toulouse ve Bordeaux gibi şehirlerde eğitim gören öğrenciler, sanat, moda, tarih ve gastronominin merkezinde yaşama fırsatı bulur. Her şehir kendine özgü bir karaktere sahiptir:
Paris, kültür ve kariyer fırsatlarının buluştuğu merkezdir.
Lyon, gastronomi başkenti olarak bilinir.
Toulouse, teknoloji ve havacılık endüstrisinin kalbidir.
Fransa’da Üniversite Başvuru Süreci ve Gereklilikler
Fransa’da üniversiteye başvurmak için adayların izlemesi gereken süreç, eğitim düzeyine ve vatandaşlık durumuna göre değişir. Avrupa Birliği dışından gelen öğrenciler genellikle Campus France sistemi üzerinden başvuru yapar. Bu platform, hem belgelerin değerlendirilmesini hem de vize sürecini kolaylaştırır.
Gerekli belgeler arasında lise veya lisans diploması, not dökümü (transkript), dil yeterlilik belgesi (DELF, DALF veya IELTS) ve motivasyon mektubu yer alır. Bazı okullar mülakat ya da yazılı sınav da talep edebilir. Erken başvuru yapmak büyük avantaj sağlar, çünkü özellikle burslu kontenjanlar hızla dolmaktadır.
Fransa’da Yaşam Maliyetleri ve Burs İmkanları
Fransa, yaşam kalitesi yüksek bir ülke olsa da şehirden şehre yaşam maliyetleri değişiklik gösterir. Paris en pahalı şehirlerden biridir, ancak küçük şehirlerde yaşam giderleri daha düşüktür. Ortalama olarak bir öğrencinin aylık gideri 800–1200 € arasındadır. Bu tutar konaklama, yemek, ulaşım ve kişisel harcamaları kapsar.
Fransız hükümeti ve çeşitli kurumlar, uluslararası öğrencilere çok sayıda burs programı sunar. Bunların en bilinenleri Eiffel Bursu, Campus Bursları ve çeşitli üniversite içi başarı burslarıdır. Burs kazanan öğrenciler hem maddi destek alır hem de prestijli bir akademik çevreye dahil olurlar.
Neden Fransa’da Üniversite Eğitimi Tercih Edilmeli?
Fransa’da eğitim almak, yalnızca bir diploma sahibi olmak anlamına gelmez; aynı zamanda küresel vizyon kazanmak anlamına gelir. Fransız üniversiteleri, uluslararası akreditasyonlara sahip programlar sunar ve mezunları dünya çapında tanınır. Ayrıca ülke, Avrupa’nın en güçlü iş piyasalarından birine sahiptir; öğrenciler mezuniyet sonrası staj ve iş olanaklarından yararlanabilir.
Fransa’nın sunduğu akademik disiplin, kültürel çeşitlilik ve yenilikçi eğitim anlayışı, onu dünyanın en cazip eğitim destinasyonlarından biri haline getirmiştir. Kısacası, Fransa’da üniversite okumak hem kişisel gelişim hem de profesyonel kariyer açısından büyük bir yatırımdır.
Tartışmalara konu olan yeni kalem işi uygulamalarıyla ilgili mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verdiği Selimiye Camisi restorasyonu için tanınan 30 günlük süre sona erdi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi restorasyonunda tartışmalar devam ediyor.
Cumhuriyet Gazetesi’nde Öznur Oğraş Çolak imzalı, “Selimiye Cami restorasyonunda tartışmalar devam ediyor: Çok sayıda kültürel miras yok edildi” başlıklı haberde şunlara yer verildi:
“Edirne İdare Mahkemesi kararında, yüksek kurulun onayladığı projeyle ilgili tüm belgeler talep edilmiş ve 30 gün süre tanınmıştı. Bu süre içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı gerekli belgeleri göndermedi. Bakanlık yetkililerinden aldığımız bilgiye göre ise ‘belgeler 30 Ekim’de gönderilecek’ şeklinde oldu. AKP Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın Selimiye Camisi’ne ilişkin yaptığı övgü konuşması gündeme oturdu. Aksal’ın “Selimiye’nin yaklaşık 100 yılını kurtaracak, 100 yıl daha ileriye taşıyacak bir restorasyon yapıldı” açıklaması tepkilere neden oldu.
Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz mimar, restorasyon uzmanı ve mimarlık tarihçisi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, “Sıradan bir bezeme programı öne sürülerek, ‘Bu 16. yüzyıla bütünlenmeli’ diye bir gerekçe sunulamaz” dedi. Ahunbaş sözlerine şöyle devam etti: “Kubbede tarihi katmanlarla oluşmuş bir anlatı var. Kubbe çeşitli dönemlerde onarım alıyor ve bu onarımlar da onun tarihinin parçası oluyor. Selimiye de 18. yüzyılda bir deprem yaşıyor, nakışları dökülüyor veya eskiyor, onu tekrar elden geçiriyorlar ve o da o dönemin sanat eseri oluyor. Mevcut bezemenin altında ise 16. yüzyıl yok. Bugün onu kazıyıp, başka bir yerden böyle olabilirdi diye bir örnek alıp, monte etmek yeniden tarih yazmaktır. Bezemeleri yeniden yapmak uydurma bir işleme girer. Özellikle dünya mirası olan eserlere çok dikkat edilmeli.”
‘ANITYAPI TASARLANABİLECEK BİR NESNE DEĞİL’
“Selimiye Camisi herhalde dünya mirası olarak ülkenin en önde gelen anıt yapılarından biri. Bu anıtın nasıl korunacağı meselesi yalnızca mahkeme kararlarıyla ve bu yönetimsellik biçimi ile değerlendirilemez. Bu vaka bu yüzden çok önemli, bu meselenin tartışılması gerekiyor” diyen mimar Korhan Gümüş, asıl sorunun mimarlığın ve koruma meselesinin iktidara bağımlı olması ve bakanlık güdümünde bir faaliyet olarak görülmesi olduğunu belirtiyor.
Gümüş, “Maalesef oluşturulan kurullar, danışma organları daima kamu tarafı ile kapalı bir ilişki ve ideolojik yaklaşım biçimi içinde kariyer sahibi oluyorlar. Böyle olunca tuhaf bir şekilde fikir ortamı felç ediliyor. Bunun sonucunda depresif bir durum ortaya çıkıyor. Kaybedilmiş bir geçmişin arayışı içinde, aslına dönmek gibi hayali bir geçmiş yaratılmaya çalışılıyor. Bunun elbette ki deneysel, kültürel miras değerleriyle ilişki kuran, kavramaya çalışan deneysel bir çaba olan koruma kavramıyla bir ilgisi yok. Bu şekilde anıt yapıların özgün, miras değeri yüksek katmanları yok ediliyor. Bu şekilde hatırlarsanız çok sayıda ‘Kültürel miras korunuyor’ denerek yok edildi” diyor.
Gümüş, ayrıca her dönem eklerinin, ayrı katmanlarının uluslararası koruma normlarına göre de bir değere sahip olduklarının kabul edildiğinin altını çiziyor. Gümüş, “Buradaki sorun anıtyapının sanki tasarlanabilecek bir nesne olarak kabul görmesinde. Oysa yapıyla diyalog kurmak, anlamaya çalışmaktır, koruma eylemselliklerini yönlendiren mesele” diyor.
‘DANIŞMA KURULU TOPLANMALI’
Mimar Sinan’ın 80 yaşında yaptığı ve “ustalık eserim” olarak nitelendirdiği Edirne Selimiye Camisi, gerek Sinan’ın, gerek Osmanlı mimarisinin en önemli eserleri arasında sayılır. Kitâbesine göre, yapımına 1568 yılında başlanmış ve 14 Mart 1575’te ibadete açılmıştı. 2011 yılında Üstün Evrensel Değer olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edildi. Bu açıdan gözümüz gibi korunması gereken Edirne Selimiye Camii’nin restorasyonunda, yetkili Bilim Kurulu’nun onayladığı ve tamamlanmış olan kubbe içi kalem işi projesi iptal edilerek; resmi hüviyeti bulunmayan bir heyetin önerdiği yeni restitüsyon projesi kabul edilmesi ilgili tüm çevrelerde büyük tepkiyle karşılandı.
Bu yeni restitüsyon projesi teklife göre 18’inci yüzyıla ait kalem işlerinin sökülerek, yerine belirlenmiş bir ismin kalem işi uygulamaların yapılmak istenmesinin ilgili çevrelerde büyük tartışmalara neden olduğu basına yansıdı. Koruma mevzuatı açısısından da taraf olduğumuz Venedik Tüzüğü’nden Burra Tüzüğü’ne (2013) kadar uluslararası ve ulusal tüm koruma belgeleri ile de çelişen bu tarz bir müdahalenin UNESCO açısından da Selimiye’nin mevcut statüsünü riske sokacağı öngörülüyor.
Bu vahim gelişmelere karşı açılan davada, Edirne Bölge İdare Mahkemesi, 26 Eylül’de toplanarak davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden savunma ve belgelerin cevaplarını göndermeleri için 30 gün süre vererek, yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bu dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir karar ve izlenmesi gereken bir süreç. Bu hayati süreçte Selimiye ilgili oluşturulan Danışma Kurulu’nun acilen toplanarak gerekli izlemeyi ve değerlendirmeleri yaparak görüşünü ilgili yerler ve kamuoyuyla paylaşması bekleniyor.”
NEZİH BAŞGELEN
(Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Yöneticisi Arkeolog-Editör)
VENEDİK TÜZÜĞÜ’NÜN EDİRNE SELİMİYE’DE GÖZ ARDI EDİLEN MADDELERİ:
Venedik Tüzüğü tarihi yapıların korunması ve restorasyon hakkında uluslararası bir çerçeve belirleyen bir antlaşmadır (1964).
– Madde 9 Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir. Amacı, anıtın estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Onarım kendine temel olarak aldığı özgün malzeme ile güvenilir belgelere saygıyla bağlıdır. Faraziyenin başladığı yerde onarım durmalıdır; yapılması gerekli herhangi bir eklemenin mimari kompozisyondan farkı anlaşılabilmeli ve gününün damgasını taşımalıdır. Herhangi bir onarım işine başlamadan önce ve bittikten sonra, anıtın arkeolojik ve tarihi bir incelemesi yapılmalıdır.
– Madde 10 Geleneksel tekniklerin yetersiz kaldığı yerlerde, koruma ve inşa için bilimsel verilerle ve deneylerle geçerliliği saptanmış herhangi çağdaş bir teknik kullanılarak anıt sağlamlaştırılabilir.
– Madde 11 Anıta mal edilmiş farklı dönemlerin geçerli katkıları saygı görmelidir; zira onarımın amacı üslup birliği değildir. Bir anıt üst üste çeşitli dönemlerin izlerini taşıyorsa, alttaki dönemleri açığa çıkarmak ancak bazı özel durumlarda yok edilen malzemenin önemi azsa, açığa çıkarılan malzeme büyük tarihi, arkeolojik, ya da estetik değer taşıyorsa ve korunma durumu böyle bir davranışı gerekli gösterecek kadar iyi ise haklı çıkarılabilir. İlgili unsurların öneminin değerlendirilmesi ile ilgili yargıyı ve neyin yok edileceği üzerinde kararı vermek, sadece bu işi üzerine almış kimseye bırakılamaz.
– Madde 12 Eksik kısımlar tamamlanırken, bütünle uyumlu bir şekilde bağdaştırılmalıdır; fakat bu onarımın, aynı zamanda sanatsal ve tarihi tanıklığı yanlış bir biçimde yansıtmaması için, özgünden ayırt edilebilecek bir şekilde yapılması gereklidir.
– Madde 13 Eklemelere, ancak yapının ilgi çekici bölümlerine, geleneksel konumuna, kompozisyonuna, dengesine ve çevresiyle olan bağıntısına zarar gelmediği durumlarda izin verilebilir.
Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Gençlik Senfoni Orkestrası, Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlamaları kapsamında anlamlı bir konsere imza attı. Doç. Deniz Sever yönetimindeki orkestra, Balkan Kongre Merkezi’nde müzikseverlerle buluştu.
Konsere, Edirne Vali Yardımcısı Sıdkı Zehin, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Konservatuvar Müdürü Prof. Tanju Araboğlu, dekanlar, müdürler ve Bulgaristan Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafedzhiyska ile birlikte çok sayıda akademisyen, öğrenci ve davetli katıldı.
Cumhuriyet coşkusunun sanatla birleştiği konserde, klasik eserlerin yanı sıra milli duyguları yücelten besteler de yer aldı. Konser repertuvarında, İstiklal Vapuru, Senfoni No.3 a moll (I. Bölüm), Türk Yılmaz, Baharımsan, Türk Gençleri, Denizde Akşam, Vatan Marşı, Gülnihal ve Memleketim gibi seçkin eserler seslendirildi.
Dinleyiciler genç müzisyenleri ve orkestra şefi Doç. Deniz Sever’i konser sonunda uzun süre alkışladı.
Sahnedeki enerjisi ve performansıyla büyük beğeni toplayan orkestra, dinleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu.
Ankara kira getirisinde ilk sırada yer aldı. Başkentin yıllık kira getirisi oranı yüzde 9,33 oldu.
Ankara, konut yatırımında kira getirisi açısından Türkiye’nin en kazançlı ili konumuna yükseldi. Elips Haber’de yer alan habere göre başkentte yıllık kira getirisi yüzde 9,33 seviyesine ulaşırken, İstanbul bu oranın gerisinde kalarak yüzde 7,46’da kaldı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Eylül ayında konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 artış göstererek 150 bin 657’ye çıktı. Bu yılın ilk dokuz ayında satılan toplam konut sayısı ise 1 milyon 128 bin 727 olarak kaydedildi. Eylülde en fazla konut satışı 24 bin 119 ile İstanbul’da gerçekleşti. Başkenti 13 bin 417 satışla Ankara, ardından ise 8 bin 544 satışla İzmir izledi.
Konut değerleme platformu Endeksa’nın Eylül 2025 raporuna göre, en yüksek kira bedelleri İstanbul’da görülse de yatırım açısından en yüksek kira kazancı Ankara’da elde edildi. Raporda, Ankara’da ortalama kiralık konut fiyatının 28 bin 218 lira olduğu, bu fiyata göre yıllık kira getirisinin yüzde 9,33 olarak hesaplandığı belirtildi.
Ankara’da evler yaklaşık 10 yılda kendini amorti ediyor
Ankara’da ortalama konut fiyatı yaklaşık 3 milyon 630 bin lira seviyesinde bulunuyor. Ortalama kira bedeli olan 28 bin 218 lira dikkate alındığında, bir evin kendini kira geliriyle geri ödemesi yaklaşık 10,7 yıl sürüyor. Bu süre, Türkiye ortalamasının altında kalarak başkenti konut yatırımı açısından cazip hale getiriyor.
Kira getirisinde ikinci sıra Şanlıurfa’nın
Ankara’nın ardından yüzde 8,59 getiriyle Şanlıurfa, yüzde 8,22 ile Tekirdağ, yüzde 7,81 ile Eskişehir ve yüzde 7,65 ile Van geldi.
Kira getirisi yüksek iller arasında Kahramanmaraş, Denizli, Malatya, İstanbul ve Manisa da yer alarak ilk 10 sıralamasını tamamladı.
Doğru ceviz fidanı seçimi, uzun yıllar boyunca yüksek verim elde etmenin en önemli adımıdır. Ziraat Fidancılık olarak, ülkemizin farklı bölgelerine uygun, hastalıklara dayanıklı ve yüksek verimli ceviz fidanlarıyla üreticilerimizin yanındayız. Her bir fidan, uzman ziraat mühendislerimizin gözetiminde yetiştirilir ve dikime hazır hale getirilir. Böylece hem bireysel hem de ticari üretim yapan çiftçiler için güvenilir bir başlangıç sunarız.
Ceviz yetiştiriciliğinde doğru iklim, toprak yapısı ve fidan seçimi kadar fidanın kalitesi de büyük önem taşır. Ziraat Fidancılık olarak biz, sadece sertifikalı ve sağlıklı ceviz fidanlarını üretip gönderiyoruz. Yılların deneyimiyle, üreticilerimizin hem zaman hem de maliyet açısından avantaj elde etmesini sağlıyoruz.
Ziraat Fidancılık ile Bahçenizi Güvenle Kurun
Ziraat Fidancılık sadece fidan satışı yapan bir yer değil; aynı zamanda üreticilerin yol arkadaşıdır. Dilerseniz bahçenizi uzman ekibimizle birlikte biz kuruyoruz. Toprak analizi, dikim planlaması ve sulama sistemlerinin hazırlanması gibi tüm süreçleri sizin için profesyonelce yürütüyoruz.
Toplu alımlarda sezon öncesi özel indirim fırsatlarıyla bütçenizi de koruyabilirsiniz. Ayrıca Türkiye’nin her yerine indirimli kargo avantajı sunarak ceviz üreticilerine kolaylık sağlıyoruz. Sipariş miktarınıza göre bahçenize kadar teslimat imkânı da veriyoruz. Yani siz sadece hayalinizdeki bahçeyi düşünün, gerisini Ziraat Fidancılık’a bırakın.
Ceviz Fidanı Dikiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Ceviz yetiştiriciliğinde verimi belirleyen en önemli unsurlardan biri, doğru dikim aşamasıdır. Ne kadar kaliteli bir fidan alırsanız alın, dikim süreci doğru yapılmazsa beklenen sonuç elde edilemez. Bu yüzden ceviz fidanı dikimi dikkat, bilgi ve özen isteyen bir iştir.
Ziraat Fidancılık, üreticilerin bu süreçte hata yapmaması için rehberlik eder. Fidan dikiminde öncelikle toprak analizi yapılmalı, iklim koşullarına uygun ceviz türü seçilmeli ve fidan aralıkları doğru belirlenmelidir. Ayrıca dikim zamanının da önemi büyüktür; genellikle sonbahar veya erken ilkbahar aylarında yapılan dikimlerde, fidanlar toprağa daha kolay uyum sağlar.
Ziraat Fidancılık Neden Tercih Edilmeli?
Yıllardır tarım sektöründe güvenle hizmet veren Ziraat Fidancılık hem amatör bahçe sahipleri hem de profesyonel üreticiler için doğru bir adrestir. Uygun fiyat politikası, müşteri memnuniyetine verdiği önem ve kaliteli üretim anlayışıyla fark yaratır. Her sezon binlerce ceviz üreticisine hizmet sunan firma, ülkemizin dört bir yanında başarılı bahçelerin kurulmasına katkı sağlamıştır.
Kaliteli, sağlıklı ve yüksek verimli ceviz fidanı arayışındaysanız; Ziraat Fidancılık size hem ekonomik hem de profesyonel bir çözüm sunar. Daha fazla bilgi ve sipariş için www.cevizfidancisiyiz.com adresini ziyaret edebilirsiniz.