Mehmet Tolga Akalın’dan sert çıkış!

İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi ve partide çeşitli görevlerde bulunan Keşanlı hukukçu Mehmet Tolga Akalın, sosyal medya hesabından yaptığı uzun paylaşımda, parti içinden ve dışarıdan kendilerine yönelik başladığını öne sürdüğü saldırılara yönelik sert ifadeler kullandı.

Akalın’ın paylaşımı partideki kongre sürecine ilişkin değerlendirmeler içerirken, bazı çevrelerin parti içinde fitne çıkarmaya çalıştığını savundu.

Akalın paylaşımında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “ihtiyacı olacak 400 milletvekilini” anarak, bazı kimselerin “politik memur” sıfatıyla dışarıdan talimat alıp partide kargaşa yaratmaya çalıştığını iddia etti. Ayrıca, geçtiğimiz aylarda gündeme gelen bazı söz veya programların “geçmişe ait olmasına rağmen” şimdi yeniden tartışma konusu yapıldığını belirtti. Paylaşımında Meral Akşener’e hitaben de çağrı ve açıklamalar yer aldı.

“VES-SELAM”

Mehmet Tolga Akalın’ın “Ves-selam” ifadesiyle son bulan paylaşımı şöyle:

“Hayırdır muhtereme? Erdoğan’ın ihtiyacı olacak 400 milletvekilini tamamlamak için, politik memuru olduğunuz saraydan sefer görev emri alıp, gitme hazırlığı mı yapıyorsunuz ki; Vakko lakaplı sadık vezireniz ve bendeleriniz maraz çıkarmak için bana, partinin milletvekiline ve Sn Müsavat Dervişoğlu’na saldırıya geçti?

@meral_aksener

Sevgili mücadele arkadaşlarım; 03.01.2025 tarihli Twitter (X) paylaşımıma neredeyse 1 yıl sonra bugün cevap verilme gereği hissedilmiş. Benzer şekilde yine üzerinden oldukça zaman geçen bir TV programımız da niyeyse bugün gündeme getirilmiş.

Bundan birkaç gün önce de benzeri şekilde İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz’un, üzerinden aylar geçmiş sözlerine yönelik saldırılar gelmişti. Ayrıca bugün itibariyle paylaşımlarınızın satır aralarında örtülü, yarınlarda kullanmak üzere Sayın Müsavat Dervişoğlu’na bir takım çamur sıçratma gayretleri de gözümüzden kaçmıyor.

Biz zaten söylediği sözün arkasında duran kişiler olarak müfteriye defans yapılmayacağının bilincinde, her türlü tartışma için gerekli bilgi, birikim, müktesebat, cesaret ve inanca sahibiz.

Bu noktada bir sorun yok. Üzerinde durmamız gereken husus; bayram değil, seyran değil muhteremenin dolma kalemleri son günlerde niye bizlerin üzerinden partide bir kavga çıkarma  seferberliğine girişti diye şaşıran dostlara durumu kırıp dökmeden tasvir edebilmekte.

Benim sözümün muhatabı bellidir, dolayısıyla maaşlı elemanları, kirli para sahiplerini cevaplamak gereksiz bulunabilirdi. Ancak samimi, iyi niyetli, ne olup bittiğini anlama çabasındaki mücadele arkadaşlarımızın soru işaretlerini gidermek adına son günlerde başlayan ortalığı karıştırma çabasının doğru okunmasına mütevazı bir katkı sunmak isterim.

Sevgili dostlar biliyorsunuz ki biz bir kongre süreci yaşıyoruz. Aynı zamanda Türkiye’nin bazı odalarında ise terör örgütünün başına gidecek vekilleri, Tayyip Erdoğan’ın aradığı 400 milletvekilini, Cumhur ittifakının ihtiyaç duyduğu yeni partnerleri konuşuyor. Kuruluşundaki emeklerini nakde ve geleceğe yönelik menfaate dönüştürüp, partiyi  yok oluş sürecine soktuktan sonra evine gönderdiğimiz bazıları, son il kongrelerinde de umduklarını bulamamışlardır.

Bir politik ayrışmaya ve bunu olabildiğince şatafatlı yapabilmek için politik güç ve zemin inşa etme gayreti içerisine girmişlerdir.

Bunu hem de tam Tayyip Erdoğan’ın 400 vekile ve yeni ittifaklara ihtiyaç duyduğu bir zamanda yapmaları oldukça manidir değil midir?

Her madalyon gibi son günlerde sergilenen madalyon da iki taraflıdır. Bir yüzünde zaman zaman  ve tek tek diş çekerek zarar verdiği partiden kongre sürecine müdahale ederek bu kez damak koparıp Cumhur İttifak’ına yarar sağlamak vardır, diğer yüzünde ise bazılarının kendisi olmadan da yürüyen ve büyüyen partiye tahammül edemeyip partiyi zayıf düşürmek çabası.

Bir klişeyi tekrar edelim, evet klişedir ama bazı klişeler tüm zamanlara hitap eder:

‘Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sananlarla doludur…’

İYİ Parti tarihin doğru noktasında dururken, büyük mücadelelerle partiyi bu günlere taşıyan dava arkadaşlarımız, kendisi olmadan tükeneceklerini zannedenlere inat, yeniden mücadele aşkıyla ve heyecanıyla seferber olurken, dolma kalemler aracılığı ile başlatılacak bir fitne ile emeklerin heba edilmesine göz yumamayız.

O yüzden, fedakâr dava arkadaşlarımızın azim ve kararlığını kırma, bin bir emekle bu günlere gelen partiyi bölme amacı taşıyanları ifşa edebilmek, ‘Hey siz kendini uyanık sananlar, neler yaptığınızı biliyoruz, ne yapmak istediğinizi de görüyoruz’ diyebilmek için, aciz tetikçileri de muhatap almak zorunda kalıyoruz.

Ves-selam…”

Aramızdan ayrılanlar

NECİP BEŞTEPE VEFAT ETTİ
Trakya Birlik’ten emekli, Taksici Necip Beştepe 73 yaşında vefat etti. Merhum Nazif Beştepe ve merhume Nazmiye Beştepe’nin oğulları, merhum Nejat ile Nedim Beştepe’nin ağabeyleri, Fatma Beştepe’nin eşi, Özlem ve Ümit Beştepe’in babaları olan merhumun cenazesi dün Darül Hadis Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
İSMAİL SÜLÜN VEFAT ETTİ
Edirne Tarımsal Araştırma Müdürlüğünden emekli Arif Sülün ile Songül Sülün’ün oğulları, Berrin Sülün’ün eşi, Yasemin Sülün’ün kardeşi, Soykan Sülün’ün babası İsmail Sülün 41 yaşında vefat etti Merhumun cenazesi dün İskender Köy camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından İskender Köy Mezarlığında toprağa verildi..

TÜ’de Aktiviteler Koordinatörlüğü

Trakya Üniversitesi’nde Bilimsel, Kültürel ve Sanatsal Aktiviteler Koordinatörlüğü tanıtım ve bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.

Trakya Üniversitesi Bilimsel, Kültürel ve Sanatsal Aktiviteler Koordinatörlüğü tarafından Balkan Kongre Merkezi Senato Salonu’nda, üniversite bünyesindeki tüm akademik birimlerde yürütülecek bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerin planlı, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Toplantıda, yeni kurulan Bilimsel, Kültürel ve Sanatsal Aktiviteler Koordinatörlüğünün amaçları, faaliyet alanları ve özellikle “Etkinlik Hazırlama İş Akış Planı” hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı.

Toplantıya, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe ile akademik birimlerin ilgili yöneticileri katıldı.

Katılımcılar, koordinatörlük tarafından yürütülecek çalışmaların, üniversitede düzenlenecek tüm etkinliklerin daha sistemli, etkili ve kurumsal bir şekilde planlanmasına katkı sağlayacağına dikkat çekti.

Şükrüpaşa U16 zirvede

Cemal KUDAY

Edirne’nin Gelişim Ligi’ndeki iki takımından Edirne Şükrüpaşa Spor’un U16 takımı zirve savaşını sürdürürken, U14 takımı 6, U15 takımı 5 ve U17 takımı ise 9, Edirne Birlik Spor’un U14 takımı 13 ve U15 takımı da 10. sırada yer alıyor.

U14 GELİŞİM LİGİ

Edirnespor 0-3 İstanbul Beylikdüzüspor

Çerkezgücü Spor 0-5 Kepezspor          

Çorlu Belediye Futbol Kulübü – Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk

Edirne Birlik Spor 1-3 Silivrispor        

Beylikdüzü Yakuplu Spor – Çorlu Spor 1947

Granny’s Waffles Kırklarelispor – Prestij Atletik Spor Kulübü  

Edirne Şükrüpaşa Spor 4-2 Lüleburgaz Atletik Spor

Çerkezköy 1923 Spor Kulübü – Büyükçekmece Belediye Spor

U15 GELİŞİM LİGİ

Edirnespor 0-3 İstanbul Beylikdüzüspor

Çerkezgücü Spor 2-0 Kepezspor          

Çorlu Belediye Futbol Kulübü 1-2 Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk

Edirne Birlik Spor 1-4 Silivrispor        

Beylikdüzü Yakuplu Spor 1-1 Çorlu Spor 1947

Granny’s Waffles Kırklarelispor 2-0 Prestij Atletik Spor Kulübü

Edirne Şükrüpaşa Spor 2-0 Lüleburgaz Atletik Spor

Çerkezköy 1923 Spor Kulübü 2-6 Büyükçekmece Belediye Spor

U16 GELİŞİM LİGİ

Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü 1-3 Büyükçekmece Gençordu Spor

Fevzipaşaspor – Prestij Atletik Spor Kulübü

Büyükçekmece Belediye Spor 1-1 İstanbul Trabzonspor

Tekirdağspor 1-1 Çorlu Belediye Futbol Kulübü

Edirne Şükrüpaşa Spor 2-1 Granny’s Waffles Kırklarelispor    

Süleymanpaşa Namık Kemal Spor 0-5 Silivrispor        

Çanakkale Gençlerbirliği Spor 1-2 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü

U17 GELİŞİM LİGİ

Süleymanpaşa Namık Kemal Spor 1-3 Silivrispor        

Edirne Şükrüpaşa Spor 2-2 Granny’s Waffles Kırklarelispor    

Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü 1-2 Büyükçekmece Gençordu Spor 

Fevzipaşaspor 4-0 Prestij Atletik Spor Kulübü

Büyükçekmece Belediye Spor 5-1 İstanbul Trabzonspor

Çanakkale Gençlerbirliği Spor 2-1 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü  

Tekirdağspor 0-2 Çorlu Belediye Futbol Kulübü

‘Mutlak buhran’  (3)

‘Mutlak Butlan’ davası, ıskartaya çıktı.

İradesi zedelendiği iddia edilen kurultay delegeleri, arka arkaya yapılan olağanüstü kurultaylarda yekvücut Özgür Özel’i tekrar seçerek mental açıdan sağlıklıyız mesajı verdiler.                                                      

Buna inandırıcı bakanların yanı sıra vaziyeti kurtardılar diyenler de var.

Neticede, ‘Mutlak Butlan’ davası, CHP’de kargaşa çıkarmak amaçlı bir iktidar hamlesi izlenimi bıraktı.

Ve fakat…

‘Mutlak buhran’ lök gibi ortada duruyor. CHP’deki yapısal sorunlar aşılmadan bu buhrandan çıkış yok. Çünkü kendini yeniden üretme kapasitesi yüksek bir sorunlar yumağı söz konusudur.

Gürsel Tekin, Berhan Şimşek ve benzerlerinin partiden ihraç edilmesi de gösteriyor ki genel merkezde sazı eline alan kendi türküsünü çığırmaktadır.

Gürsel Tekin iyot gibi açığa çıkmaktan duyduğu rahatsızlığı, Sabah gazetesi yazarı Tuğba Kalçık’a verdiği mülakatta bakın nasıl dillendirmiş…  

//Biz sadece hukuken üzerimize düşeni yaptık ve elimizi taşın altına soktuk. Ama buna rağmen sosyal medyada troller tarafından linç edildik. Hindistan’dan, Pakistan’dan troll orduları organize edilmiş. (…)CHP üyeliğimizi bir imza ile silemezsiniz. 40 yıllık emeğimiz, ideallerimiz var. Üstelik tüzüğe göre partiden ihraç edilmek için yolsuzluk, hırsızlık, yüz kızartıcı suç ya da vatana ihanet gibi gerekçeler gerekir. Ben bunların hiçbirini yapmadım. Ömrünü bu partiye adamış insanlar kapı önüne bırakılırken, yüzlerce CHP’linin tutuklanmasına neden olan itirafçılar partide tutuluyorsa ben bu duruma isyan ederim.//

AKP medyası için biçilmiş kaftan Gürsel Tekin gibiler, seslerini ancak böyle duyurabildikleri bahanesine sığınsalar da ihtiraslarında sınır tanımaz halleri yüzlerinden ve söylediklerinden okunuyor.

Bahsettiği 40 yıllık emeğin, “ömrümü partiye adadım” ajitasyonunun ciddiye alınacak, değer verilecek bir yanı yok tabii. Etinden/sütünden/tırnağından yararlanan, möhim şahsiyet rollerinde CHP’de yıllarca salınan Gürsel Tekin, muktedir dönemlerinin geride kalmasından rahatsız. Bir hiç olduğunun gözler önüne serilmesinden duyduğu sıkıntıyı dışa vuruyor aslında

Kılıçdaroğlu dönemi oligarklarından Tekin’in en çarpıcı laf salatası ise halen ideallerden bahsetmesidir. Gülünçtür zira 40 yıl boyunca CHP’deki varlığı sadece ve sadece benmerkezci tutum ve davranışlar temelindedir. Siyaset kavramının içini dolduracak hiçbir nitelikli çalışması yoktur.                               Konjonktüre yaslanan,  gösteri siyasetine abanan ve dolayısıyla çekim merkezi yaratmanın peşinde rüzgârda sürüklenen kuru bir yaprak gibi oradan oraya savrulmuştur.  Çarşafa taktığı CHP rozeti, kullanışlı eleman özelliği hafızalara kazınmıştır.

Gürsel Tekin yetiştirmesi Barış Yarkadaş da abisi gibi CHP’deki oligarşik yapının doğurduğu marazaları, akçeli işleri ifşa etmekte kendiyle yarışıyor. TGRT’de dillendirdiklerini neden daha önce duymadık diyenler yerden göğe kadar haklıdır. CHP’de belirleyici konumda iken sesin çıkmayacak, ıskartaya çıkarılınca çemkireceksin. Önce ortada bir siyasi ahlak sorunu olduğunu kafalarına sokmaları gerekiyor bu muhteremlerin. Nafile bir beklentidir tabii…

Ancak haklı bir yanları da yok değil. Partiden ihraç edilmeleri asla tasvip görmemeli.

Şimdi partiye hâkim İmamoğlu oligarşisinin ihraç işlemleri, “korkunun ecele faydası yok” deyişini anımsatıyor çünkü İmamoğlu düzeni taşıyıcı muktedirlerinin ihraçları da farklı değil. Onlar da parti içi iktidar için kurgulanmış kongrelerden geldiler, hâkimiyet sağladıktan sonra rakip gördüklerini tasfiye ediyorlar. Bu da CHP’deki, yıllardır dile getirdiğimiz, ‘yapısal sorun’ saptamamızı doğrulamıyor mu, değerli okur?

Hatırlatmakta fayda var: CHP’nin iktidar yolunda büyük bir engeldir yapısal sorunlar; demokratik/saydam/dürüst bir parti yönetim yoksunluğu…          

Hadi somut bir örnek, Barış Yarkadaş’ın Facebook sayfasından gelsin…

//CHP Aydın eski Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfü Baydar, CHP’nin emir ve talimatla karar alan sözde Yüksek Disiplin Kurulu’nun hukuksuz ihraç kararını Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden durdurdu. Hepimiz döneceğiz partimize… Bugüne kadar AK Parti’nin hukuksuzluklarına boyun eğmedik; sözde Yüksek Disiplin Kurulu’nun hukuksuzluklarına da boyun eğmeyeceğiz …//

Yarkadaş’ın hezeyan içinde fakat yapı bozukluğunu yansıtan sözleri yabana atılacak cinsten değil. Elbette Yarkadaş’ın da içinde yer aldığı Kılıçdaroğlu dönemi de farklı değildi; bu da Yarkadaş’ın yaman çelişkisidir.

 ‘Proje Kemal’i anmadan olmaz elbet, baş müsebbiplerdendir  zira…

2010’da genel başkanlık koltuğuna oturtulduğunda, CHP’nin yapısal sorunlarını çözeceğini vaat etmişti Kılıçdaroğlu. Ben de, “hadi hayırlısı” demiştim.

Ancak gereğini yapmadığı gibi, antidemokratik yönetim tarzına güzelce yaslanarak CHP’yi işine geldiği şekilde yönetti.

Daha Aralık 2012’de partisinin örgüt yapısını sağlıksız ve kötü bulduğunu ifade etmişti.                                 Yani, konuya vakıftı Kemal Bey.

Peki, yönetsel ve örgütsel sorunlara ilişkin kılını kıpırdatmayıp hangi bahaneye sığındı daha sonra?

 “Seçimlerden partideki yapısal sorunları çözmeye vakit bulamadık” diyerek.

Bu gerekçe Kemal Bey’in inandırıcılıktan uzak, partilileri ‘salak’ yerine koyan yaklaşımını yeterince ortaya sermiyor mu, değerli okur?

Kılıçdaroğlu’nun lagara lugara yaptığını fark etmem çok gecikmedi; 26.4.2014’te “CHP kimin partisi?” başlıklı yazım, özeleştiride bulunduğum tarihtir.

Şunları demişim: // Kılıçdaroğlu CHP’nin başına ‘getirilince’, ülke siyaseti adına umutlananlardan biri de bendim. Ancak, Kılıçdaroğlu’nun ilk dönem girişimlerini analiz ederken kendisine gereğinden fazla kredi açmış olduğumu şimdi daha iyi anlıyorum. Özellikle CHP’de siyaset yapan okurlarda yersiz bir umut yaratmışsam affımı dilerim.                                                                                                                                                     Elbette ihtiyatlı yaklaştım Kılıçdaroğlu’nun demokratik siyaset temelinde dile getirdiği, hatta vaat ettiği değişim/dönüşüm hamlelerine. Fakat ülke demokrasisi açısından heyecanlanmamak da elde değildi. Çünkü her ne kadar CHP’yi ilgilendiren demokratikleşme hamleleri söz konusu olsa da, dolaylı olarak ülkemizin siyasi kültürünü etkileyecek bir kapsamdaydı ‘Kılıçdaroğlu vaatleri’.//

Bu köşede Kemal Bey’i ifşa eden çokça yazıya tanıksınız. Eleştiri de aldım. Kılıçdaroğlu siyasi madrabazlıklarını ortaya döktüğüm için kızanlar şimdi İmamoğlu düzenine methiye düzüyor. Sosyal medya sayfalarında profil resimlerini İmamoğlu yapanlar hiç de az değil.

CHP’yi devraldığı bu bozuk düzene yaslanarak yıllarca yöneten Kılıçdaroğlu’nu göklere çıkaran partililerin, iyi bir süreç analizi yaparak yanıldıklarını kavramaları, İmamoğlu düzenine de- ‘iktidara yürüyoruz’ gazına kendilerini kaptırmadan- ihtiyatla yaklaşmaları, önceliği CHP’nin demokratik/saydam/dürüst yönetilmesine vermeleri, cendereden çıkış için fevkalâde gereklidir.

Peki,  bu mümkün mü?

Zor görünüyor çünkü siyaseti toplum yararına bir faaliyet değil, bireysel çıkarlar için yapanlar çoktur CHP’de ve kervanın yıllardır garipsenmeden yürümesinde itici güçtürler.

Belediyeler geçim kapısıdır. Partide kim yerel muktedir ise onun ayakçısı olarak hizmet vermekte kusur etmezler; üstüne üstlük “gerçek partili olmak budur” işte demekten de geri durmazlar.

Küçük büyük fark etmez hepsi aynı geminin miçolarıdır, menfaat siyaseti zincirini oluşturan bu kifayetsiz muhterisler, CHP’yi vasata mahkûm etmektedirler.

Söyle söyle ipe diz türünden ifadelerden, sebep-sonuç ilişkisinden yoksun, halkın zaten yaşadığı sorunları terennüm eden parti muktedirlerinden çok etkilenirler; “it ürür kervan yürür” değişine hayat veren işte  bunlardır.

Siyaset kavramının ne ifade ettiğiyle zaten hiç ilgilenmezler; sabun köpüğü halkla ilişkiler, sosyal medyada görünürlük, poz vermek yeterlidir partili olmak için. Mamafih bir koltuğa/ranta dayalı klik oluşumları siyasi faaliyetlerinin ‘göbeğini ‘oluşturur.

Hülasa, siyaseti bir geçim kapısı ya da güç elde etme köprüsü yapan, yoz siyasetin toplumda kanıksanmasına sebep bu suretlerin cirit attığı bataklığı kurutmaktır meselenin özü.

Bu da himayeci/yanaşmacı/kayırmacı siyaset tarzına set çekmekle, demokratik/saydam/dürüst bir yönetim anlayışını mümkün kılmakla olabilir ancak.

Sonraki bölümde, oligarşik genel merkez yönetim tarzının yerel aktörlere etkilerini ele alacağız.

Yazı tamamlanmak üzereyken 402 şüpheli, 76 pişmanlıktan yararlanan itirafçı kapsamlı 3900 sayfalık iddianame açıklandı. İmamoğlu’na 2352 yıla kadar hapis isteniyor. CHP’nin kapatılmasına dair bir talep de var.

Şimdilik şu kadarını belirtelim: ülke siyaseti açısından birçok sonuca gebe yeni bir süreçteyiz.

İYİMSERLİK OLMAK

İyimserlik nedir, bir çok sıkıntılı zamanlarda biraz olsun rahatlamak için yaşamı toz pembe görüp, boş verip, gelecek günler daha iyi olacak diye düşünmektir.
Sahi gelecek günler iyi olacak mı, hiç bir garantisi yok ama bunalıma girip daha kötü hallere düşmektense buda bir teselli halidir. Hoşgörü bir yerde centilmenlik halidir. Bu duruma şükredip ‘beterin de beteri vardır’ diyerek teselli bulmaktır. Hakikaten bugünün dünyasında çok üzücü olaylar olmaktadır. Gazze, Ukrayna olayları, bombalar altında ölen, sakat kalan, bir lokma yiyeceğe ihtiyaç duyan, bunu bulamayıp açlıktan ölen insanlar varken eğer sen bunların dışında isen buna şükretmelisin.
Delikanlı liseyi bitirmiş, üniversite sınavlarına girmiş ama kazanamamış, yahutta istediği fakülteye girememiş, ne yapacak elden fazla bir şey gelmez. Bu hallere bende düştüm, yapılacak olan her doğan güneş yeni bir gündür deyip teselli bulup tekrar üniversite sınavlarına hazırlanmak, yapacak fazla bir şey yok.
Başka bir konu, tarımla uğraşıyorsun, o yıl havalar aşırı sıcaklar yüzünden kurak gitti, elde ettiğin mahsul ettiğin masrafı kurtarmıyor, zarardasın. ‘Keşke ürünümü sigorta ettirseydim’ desen ne fayda, olan olmuştur, elden ne gelir, fazla bir şey yapamazsın. Yapacağın başka çareler aramak.
Örneğin başka mahsuller denemek, tarlanın bir kısmına meyve ağaçları dikmek, az az meyvecilikte yapmak, hatta az az çiçekçiliğe yönelmek. Trakya’nın bir köyü var lale soğanları yetiştiriyorlar, çeşitli alternatifler düşünmek, çare bir değil çok çareler var ama en uygununu bulmak. Bir yolda başkalarını izlemek, onlar neler yapıyor, en iyi çarede Edirne’ye bir tarım okulu kurmak. En iyisi de sonradan ağlamamak için iyi düşünmek.
Rahmetli Süleyman Demirel’in şöyle bir sözü vardır — Demokrasilerde çare tükenmez —
Öyle olaylar var ki; neticesi senin elinde değil. Örneğin tabiat şartları, ne yaparsan yap az biraz belki. Tabiata karşı koyamazsın, tabiat senden üstündür, seni her zaman mat eder, çaresiz kalırsın. Belki baraj, set yapmakla biraz olsun sel felaketini önlesen de deprem için fazla bir şey yapamazsın. Sağlam binalar yapsan da belki bir derece hasarı önlesen de deprem olacaksa olacak, bunu önleyemezsin. Ama ne zaman olacak bu şimdilik bilinmiyor, olacağı kabul edeceksin. Bu da yaşamın bir kuralı. En iyisi iyimser olmak.
Oğlunuz futbol delisi, fırsat buldukça oda oynuyor, futbol oynayıp da takım tutmamak olur mu? Tuttuğu takım gol yemiş yenilmiş, üzüntüden kahroluyor. Üzülecek ne var bunda? Futbolcuların çok kullandığı bir söz vardır — Top yuvarlaktır belli olmaz — Hakikaten öyledir, bu maçta kaybetmişsen başka maçta kazanabilirsin, üzülmeye değmez. Biraz olayı sineye çekip boş ver demelisin. Yani iyimser olmak.
Genç adam üniversiteyi bitirmiş, askerliğini de yapmış, geriye ne kalıyor arayıp iş bulmak. Köşe bucak iş ara, çalmadık kapı bırakma ama yaptığı tahsille ilgili bir iş bulamıyor, üzüntüden kahroluyor, sıkıntıdan patlayacak hale geliyor. Her doğan güneş yeni bir gündür deyip, teselli bulup tekrar tekrar iş aramak, yılmadan moralini bozmadan iyimser olup iş aramak. Bunlarda hayatın bir cilvesidir işte.
Hayat dediğin ne, üzüntü ve sevinç yani biraz kül, biraz duman, hayat dediğin işte bu. Dünyaya gelmişiz yaşamaya, ne kadar az üzülürsek o kadar sağlıklı oluruz. Duvarı nem yıkar, insanı gam yıkar. Üzüntüyü bırak, yaşamaya bak, yani hayatı biraz toz pembe görmek İYİMSER OLMAK…

OLMAK MI?..

İnsanın olgunlaşması, öyle sebze ve meyveler gibi değil, SONU YOK!..
“Sonsuz olgunlaşma hakkı” veya “Sonsuz, medeni gelişme hakkı” NE MÜTHİŞ BİR İLÂHİ LÜTUFTUR, DÜŞÜNÜR MÜYÜZ?..
İNSANİ OLGUNLAŞMANIN MAYASI, SEVGİDİR!..
SEVGİNİN OLDUĞU YER MEDENİDİR!..
Eğer yüreğinde varsa SEVGİ, SEVGİNİN ZAHMETİ OLUR MU HİÇ?..
Bakmak zahmetli demezsin kucaklarsın kedini, köpeğini, çocuklarını onların karşılıksız sevgi aşılamaları ile büyütür, yılanın, farenin, kuşun yaşam haklarına saygı duyarsın, “Onlarda benim gibi can sahibi, Yaratan’ımın benim gibi vazifeli kulları” dersin!..
Birileri, istedikleri kadar medeni araçları üretmeyi başarsınlar, eğer, başka ülke halklarını kendilerinden daha küçük, aciz görüp, onları fitne, fesat ile, eğitimlerini, sağlıklarını bozma, yalan, silah ve savaş ile zayıflatıp, köle edip sömürmek, sevgisizliğin, yani medeniyetsizliğin dibidir!..
Dünyanın en gelişmiş ülkeleri ile, geri kalmış ülkeleri arasında ki bu ilişki, dünyanın en önemli sorunudur!..
Dünya da ki, tüm kötülüklerin kaynağında, “Yaratan’dan ötürü, yaratılana SEVGİ DUYMAK, FAYDA ETMEK” yerine, MADDİ ÇIKARCILIĞA TAPINMAK yatar.
İleri ülkeler, maddi ÇIKARCI, geri ülkeler de, MADDİ ÇIKARCI OLMA GAYRETİNDELER maalesef. İşte işlerin karıştığı yer, tam burası. Yani, kan, gözyaşı ve savaşların temelinde, inanç zafiyeti, Yaratan’ını ve kendi insanlığını inkâr EDEN ŞEYTANIN UŞAKLARINA KANMAK veya MEYDANI ONLARA BIRAKMAK YATAR!.. MEYDANI ŞEYTANA BIRAKAN, ŞEYTANLA BİRLİKTE, MEYDAN DA YANAR! DÜNYADA, ÖRNEKLERİNE ŞAHİT OLDUĞUMUZ GİBİ!..

Kuran’ı Kerim. Sure 14/Ayet 34:
Muhtaç olduğunuz ve istediğiniz şeylerin hepsini size verdi. Eğer, “Allah’ın verdiği nimetleri sayalım” derseniz, saymaya gücünüz yetmez. Hakikaten insan, çok zalim, çok nankördür.
14/28: Görmüyor musun onları ki, Allah’ın verdiği nimetlere şükür yerine küfrü tercih ettiler. Ve kavimlerini helak yurduna soktular.

Sezer’den iki ilçede ‘uyuşturucuyla mücadele’ toplantısı

Edirne Valisi Yunus Sezer, Keşan ve Uzunköprü ilçelerinde, uyuşturucuyla etkin mücadele, rehabilite ve vatandaşları topluma kazandırma çalışmaları kapsamında, vatandaşlarla muhtarlar ve vatandaşlarla bir araya geldi.

Edirne Valisi Sezer, Keşan’da katıldığı Milli Ağaçlandırma Günü programının ardından uyuşturucuyla etkin mücadele, rehabilite ve vatandaşları topluma kazandırma çalışmaları kapsamında düzenlenen toplantıda, muhtarlar ve vatandaşlarla buluştu. Toplantıya Vali Sezer’in yanı sıra Keşan Kaymakamı Aziz Mercan, İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, İl Jandarma Komutanı Mehmet Kasım Ermiş ve İl Sağlık Müdürü İshak Yıldırım da katıldı. Toplantıda, uyuşturucuyla mücadelede etkin yöntemler ve yapılacak çalışmalar vatandaşlar ve muhtarlarla paylaşıldı.

KEŞAN GENÇLİK MERKEZİ’Nİ ZİYARET

Vali Sezer, Keşan’daki programı kapsamında Gençlik Merkezini de ziyaret etti. Burada genç sporcularla bir araya gelen Sezer, merkezdeki spor faaliyetlerine katılan çocuklarla sohbet etti. Çocuklarla birlikte halat Vali Sezer, Keşan Ritim Grubu’nun da mini bir konserini dinledi.

UZUNKÖPRÜ’DE UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE TOPLANTISI

Vali Sezer, Keşan’daki programın ardından Uzunköprü ilçesine geçerek aynı toplantıda yine muhtar ve vatandaşlarla buluştu. Buradaki programda Sezer’e, Uzunköprü Kaymakamı Muammer Köken, İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş ile muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

Vicdan nerede?

Olgay GÜLER

Edirne’de sokak köpeğini iple sürükleyerek toplayan belediye personeli hakkında soruşturma başlatıldı.

Olay, kentin Meriç Nehri ve Tunca Nehri arasındaki alanda yaşandı. Edirne Belediyesi’ne bağlı ekiplerden bir görevlinin, sokak köpeğini iple sürükleyerek çektiğini gören bir vatandaş, o anları cep telefonuyla görüntüledi. Sosyal medyada yayınlanan görüntüler, büyük tepki topladı.

Edirne Belediyesi tarafından, görüntüde köpeği sürükleyerek çeken  personel hakkında soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

EDİRNE BELEDİYESİ’NİN AÇIKLAMASI

Hepimizi derinden üzen görüntülerle ilgili olarak gerekli inceleme başlatılmış, görüntülerde yer alan personel hakkında soruşturma süreci yürütülmektedir.

Can dostumuzun sağlık durumu iyi olup, veteriner hekimlerimizin gözetiminde barınağımızda bakımı sürmektedir.

Edirne Belediyesi olarak hiçbir koşulda şiddeti, ihmali ya da kötü muameleyi kabul etmemiz mümkün değildir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.