‘Çocuk işçiliği toplumsal ihlaldir’

Olgay GÜLER
ÇYDD Edirne Şubesi Çocuk Güvenliği Sorumlusu Dr Ertuğrul Tanrıkulu, Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla açıklama yayınladı.
Tanrıkulu’nun, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yayınladığı açıklamada; çocuk haklarının savunul-masının, çocuk işçiliği ile kararlılıkla mücadele edilmesinin ve her çocuğun güvenli bir ortamda büyüme hakkının güvence altına alınmasının toplumsal bir öncelik olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
‘KRİZ DÖNEMLERİNDE SOSYAL KORUMA PROGRAMLARI GÜÇLENDİRİLMELİ’
“TÜİK verilerine göre 5‑17 yaş grubunda en az 720.000 çocuk çalışmaktadır. Bu oran çocuk nüfusunun %4,4’üne denk gelmektedir. Çalışan çocukların sektörel dağılımı: %45,5 hizmet, %30,8 tarım, %23,7 sanayi. Son 12,5 yılda en az 770 çocuk çalışırken yaşamını yitirmiştir. Çocuk güvenliği; fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital istismardan korunmayı kapsar. Güvenlik birimlerine gelen çocuk sayıları belirli dönemlerde artış göstermektedir. Çocuk koruma hizmetlerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşır. UNICEF ve ILO raporları dünya genelinde milyonlarca çocuğun hâlâ tehlikeli işlerde çalıştırıldığını ortaya koymaktadır. Türkiye, “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı” kapsamında yürütülen çalışmaların tarafıdır. Kriz dönemlerinde sosyal koruma programlarının güçlendirilmesi gerekmektedir.
‘ÇOCUK İŞÇİLİĞİ TOPLUMSAL BİR İHLALDİR’
Çocuk işçilikle mücadelede toplumsal farkındalık çalışmaları yapılmalıdır. Risk altındaki çocuklara eğitim ve psikososyal destek verilmelidir. Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılmalı, izleme ve raporlama faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Ailelerin ekonomik açıdan desteklenmesi için sosyal koruma mekanizmalarının savunulması önemlidir. Çocuklar çalıştırılmak için değil, korunmak ve gelişmek için vardır. Çocuk işçiliği toplumsal bir ihlaldir ve hepimizin sorumluluğudur. ÇYDD olarak çocukların eşit, güvenli ve Çavuş: ‘Çocuklar için mücadelemiz sürecek’onurlu bir yaşam sürebilmesi için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Çavuş: Çocuklar için mücadelemiz sürecek

Olgay GÜLER
Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nebahat Çavuş, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle yayınladığı açıklamada, çocukların bu yıl da, eşit, adil, güvenli ve sevgi dolu yaşam haklarının tam anlamıyla gerçekleşemediğini belirtti.
Dernek Başkanı Çavuş, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, çocukların bu yıl da yaşam haklarını tam anlamıyla elde edemediklerini belirten Çavuş, çocukların üstün yararını temel alan politikaların hayata geçirilmesi konusunda tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğine hazır olduklarını belirtti.
‘VERİLEN HER KARARDA ÇOCUKLARIN ÜSTÜN YARARI GÖZETİLMELİ’
Çavuş, çocukların bu yıl da, eşit, adil, güvenli ve sevgi dolu yaşam haklarının tam anlamıyla gerçekleşemediğini belirterek, “Bugün tüm çocuklardan içtenlikle özür diliyoruz. Çünkü onlar daha iyi bir dünya beklerken, biz yetişkinler o dünyayı inşa etmekte geç kaldık. Çünkü onların sesi daha gür çıkabilsin diye yükseltmemiz gereken sesimizi bazen alçak tuttuk. Çünkü her çocuk “Ben de varım, beni duyun” derken dünya çoğu zaman sessiz kaldı. Bu nedenle açıklamamıza mahcup ama kararlı bir sesle devam ediyoruz. Çocuklar için verilen her sözün, alınan her kararın ve kurulan her politikanın onların üstün yararını gözetmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Edirne ölçeğinde çocukların karşı karşıya olduğu sorunlar, yalnızca ailelerin değil; tüm kentin, tüm kurumların ve hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
‘EĞİTİM HAKKI ÜCRETSİZ, EŞİT VE ERİŞİLEBİLİR OLMALI’
Çocukların, bazı hastalıkların tedavi maliyetlerinin yüksek olması ve devlet tarafından karşılanmaması nedeniyle yardım kampanyaları düzenlemek zorunda kaldığına dikkat çeken Çavuş, “Bu durum, çocukların yaşam ve sağlık hakkının güvence altına alınması konusunda acil politika değişikliğine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Artan yoksulluk sebebiyle birçok çocuk yeterli beslenememekte, okul çağındaki çocukların bir kısmı ailelerinin harçlık verememesi nedeniyle derslerini aç şekilde dinlemektedir. Tüm çocuklara en az bir öğün ücretsiz ve nitelikli yemek sağlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Deprem riski sebebiyle yıkılan okulların yerine yenileri yapılmadığı için bazı okullar aynı binada eğitime devam etmek zorunda kalmıştır. Bazı mahallelerde hâlâ ilkokul bulunmamakta, kent genelinde kamuya ait anaokulu sayısı da yetersizdir. Eğitim hakkı ücretsiz, eşit ve erişilebilir olmalıdır; eğitimin özel sektöre devredilmesi kabul edilemez. Kent merkezinde ve dezavantajlı mahallelerde çocukların güvenli biçimde ders desteği alabileceği, spor yapabileceği veya nitelikli zaman geçirebileceği kapalı alanlar yoktur. Çocukların birey olarak görülmesi gerektiğine dair savunucuların talepleri görmezden gelinmektedir” ifadelerini kullandı.
‘HER ÇOCUK EŞİT VE GÜVENLİ BİR YAŞAM SÜRENE KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK’
Edirne’de çocukların en çok vakit geçirdiği okul bahçeleri ve parkların betonlaştığını, oyun ve öğrenme değeri düşük alanlara dönüştüğünü kaydeden Çavuş, “Giderek daha fazla çocuk örgün eğitimden uzaklaşmakta; MESEM ve açık öğretime yönlendirme artmakta, devamsızlık yükselmektedir. Bu süreçte çocuk işçiliği yaygınlaşmış; son yıllarda birçok çocuk işçi hayatını kaybetmiştir. İşveren ihtiyaçlarının çocukların güvenliği ve sağlığına üstün tutulması asla kabul edilemez. Akran zorbalığı ve çocuklar arası şiddet artış göstermektedir. Bu nedenle yerel ölçekte kamu kurumları, okullar ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği hayati önemdedir. Çocukları hem yetişkinlerden hem akranlarından gelebilecek şiddete karşı bilinçlendirmek, zorbalığın yerine nezaketi koymak için birlikte çalışmalıyız. Edirne Çocuk Hakları Derneği olarak; çocukların üstün yararını temel alan politikaların hayata geçirilmesi için başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere tüm kurumlarla işbirliğine hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz. Çocukların sesi duyulana, hakları tam olarak güvence altına alınana, her çocuk eşit ve güvenli bir yaşam sürünceye kadar mücadelemiz sürecektir” dedi.

ADD’den çocuklara kutlama

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi, Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutladı.
Dernekten yapılan açıklamada, çocuk haklarına dair resmileşen ilk metnin 1924 yılında Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi olduğu hatırlatıldı.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi açıklamasında şunlara yer verildi:
Bu bildirge Birleşmiş Milletler tarafından kuruluşunda kabul edilmiş, 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi olarak güncellenmiş ve 20 Kasım 1989 tarihinde daha geniş olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile değiştirilmiştir.
Çocuk hakları, hem kanunen hem ahlaki olarak dünya üzerindeki bütün çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavramdır.
Çocuk hakları, bir insan hakları meselesidir. Çocuk hakları, insan hakları kavramının içinde ele alınması gereken bir konudur. Bugün, dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve büyüyerek, müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır.
Uluslararası Af Örgütü’nün belirttiğine göre; az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, emek sömürüsü, pornografi, şiddet, yasa dışılık gibi çocuk hakları ihlalleri daha büyük boyutlarda olmaktadır. Bu nedenle çocuk hakları büyük bir önem taşımaktadır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, günümüzde çocukların haklarını korumak için en geniş kapsamlı hukukî metin durumundadır. Günümüzde geldiğimiz noktada ise çocuk hakları konusunda örnek bir ülke olduğumuzu söylememiz maalesef mümkün değil. Çocuklara bayram armağan eden ilk ve tek ülke olan Türkiye’de her üç çocuktan biri yoksul. “Adalet İstatistikleri 2023” raporuna göre, “çocukların cinsel istismarı” iddiası ile 2023 yılında 40.713 yeni dosya açıldı ve bu dosyalarda 36.275 şüpheli yer aldı. 2015-2023 yılları arasında “çocukların cinsel istismarı” suçuna ilişkin açılan dosya endeksi ise yüzde 94 arttı. Sadece 2015’te, 31 bin 337 kız çocuğu evlendirildi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de altına imza attığı Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre her birey 18 yaşına kadar çocuktur. Bunun çiğnenmesini mazur gösterecek herhangi bir açıklamanın geçerliliği de yoktur. Çocuk Hakları Sözleşmesine göre, her birey on sekiz yaşına kadar çocuk olarak kabul edilir. Her çocuk vazgeçilmez haklara sahiptir.
Yaşama ve gelişme hakkı, Bir isme ve vatandaşlığa sahip olma ve bunu koruma hakkı, Sağlık hizmetlerine erişim hakkı, Eğitime erişim hakkı, İnsana yakışır bir yaşam standardına erişim hakkı, İstismar ve ihmalden korunma hakkı, Ekonomik sömürüden korunma hakkı, Uyuşturucu bağımlılığından korunma hakkı, Eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma hakkı ve Çocukların kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirme hakkı, sözleşmede yer alan vazgeçilmez çocuk haklarından bazılarıdır.
Kısacası, çocukların yaşamaya, eğitime, sağlıklı olmaya, seslerinin duyulmasına, kendilerine adilce davranılmasına hakları var. Çocukların yaşamaya, eğitime, sağlıklı olmaya, seslerinin duyulmasına, kendilerine adilce davranılmasına hakları var.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, “Her şeyden öte çocukların çocuk olmaya hakkı var!” diyerek 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Gününün bütün çocuklarımıza kutlu olmasını diliyoruz.

EĞİTİM PLAN DEMEKTİR

Eğitim plan demektir. 2002 yılında iktidar olan AKP’nin eğitim planı yok diyoruz ama aslında en planlı olan AKP’dir. Bu plan; kamusal eğitimi özelleştirmektir. Bunun yanında laik, karma, pozitif bilimsel eğitimi değersizleştirip tüm okulları din ağırlıklı imam hatip okullarına benzetmektir. Bu planlarını gerçekleştirmek için de her kararı devrim diye niteleyip algı yaratıyorlar. Bizler plansız eğitim olmaz derken birilerinin planı vardı yani.

Yurttaşlar olarak bu günleri gör(e)mediğimizden bugünlere geldik. Kentte laik bilimsel ve kamusal eğitimi savunan, yıkılan, kapatılan okulların yerine yenileri yapılmadı, itirazda yetersizdik. Depreme dayanıksız nedeniyle yıkılan Gazi İlkokulu, Meriç ilkokulu, Mimar Sinan Ortaokulu yerine yenisi yapılmadığında yeterli ses çıkaramadık. Trakya Birlik yıkıldı ve ancak üç yıl sonra yeni temelleri atılıyor. Kentin yeni yerleşim yerlerinde her mahalleye en azından bir okul planlaması gerekirken en az 20 yıldır hiç okul yapılmadı ve nihayet bir okul yapılmaya çalışılıyor.

Yıllardır sadece yıkan konumunda olan eğitim yetkilileri en son Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesinde eğitim öğretime son vermiştir. Daha önce yıkılan okullarda da gerekçe depreme dayanıksız olduğu idi. Ancak aynı tarihte deprem sakıncası verilen binalar farklı zamanlarda yıkıldı. Kamu binalarının hangileri bu listede vardı sorusu henüz yanıtlanmadı. Bu nedenle soruyu bir kez daha Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi üzerinden sormak gerekir; Okulun depreme dayanıksız raporu ne zaman verildi? Rapor yeni ise okulu kapatmaya amenna ama önceden verildiyse velilerin de sorduğu “neden bugünü beklediniz?”

Daha önceki okul kapatmalarındaki plansızlık Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi için de geçerli. Veliler açıklamaları ile eğitim yetkililerine ders verdi. Talepleri çok haklı. Neden kendi okullarına uygun alanların olduğu, boş dersliği ve salonları özenle donatılmış okula yani Hasan Sezai İmam Hatip Lisesi’ne değil de 1. Murat Lisesine taşınıyorlar?

Siz olsanız kapatılmak zorunda olan bir okulun öğrencilerini hangi okula aktarırsınız?

Hasan Sezai İmam Hatip Lisesi; toplam 4 şubeli 61 öğrencili, 22 derslikli, spor salonu, yemekhanesi ve güvenliği bulunan, ulaşımı daha rahat. Altyapısı teknolojik yeniliklerle geliştirilmiştir. Okullar sadece sınıfları ile beraber değil fiziki alt yapıları, sosyal ve sportif mekanları ile bir bütündür.

Murat Anadolu Lisesi; 1. Murat Anadolu Lisesi ise 130 öğrencisi olan 29 derslikli tarihi bir binadır. Geçmişte yatakhane olan ve dersliğe dönüştürülen üst kat Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesine ayrılmış. Okulda sportif faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği kapalı bir spor salonu yok. Okulda ciddi anlamda internet, elektrik, su ve ısınma sorunları ile beraber yapısal sorunlar da bulunmakta. Örneğin tuvalet ve sınıflar yetersiz ve bakımsız. Havalandırması ve aydınlatması yetersiz, camları küçük, koridorları ve merdivenleri oldukça dar. Olası bir afet anında, okulun acil tahliyesini gerektiren bir durumda, bu dar koridor ve merdivenler, 400’den fazla öğrencinin hızlı bir şekilde tahliyesini olanaksız hale getirecektir. Bu durum telafisi imkânsız can ve mal kayıplarına sebebiyet verebilecektir.

Eğitim yetkilisi siz olsanız, öğrencileri Hasan Sezai İmam Hatip Lisesine mi ,1. Murat Anadolu Lisesine mi taşırsınız? Aklın yolu birdir ama o akıl eğitim yetkililerinde yok gibi. Bu anlamıyla veliler, öğrenciler ve kentin duyarlı eğitim örgütleri eğitim yetkililerine akıl ve vicdan dersi verdi.

Maalesef bu tercihte de gördük ki; eğitim yetkilileri sorunları çözmek veya en aza indirmek derdinden çok İmam Hatip okullarını konforlu korumak görevini yapmaktadır. İktidar dini eğitim veren okullara ayrıcalıklı davranıyor. Bu okulların donatıları dahil yemek ve benzeri konforu var iken yoksul mahalle okullarında bu hizmetin olmaması adında adalet olan iktidarın en büyük ayıbıdır. Bu konuda seçimlerde vaatleri olmasına rağmen geçen günlerde muhalefetin verdiği okul yemeği sağlama kanun teklifini de red ettiler.

Eğitim plan demektir dedik; AKP ‘ne oy veren dostlar da bilmelidir ki partilerinin eğitim planı çağdaş eğitimi değersizleştirip özel okulları ve dini eğitimi başat kılmaktır. Böylece bir azınlığı teknolojik donatılarla idareci olarak yetiştirmek ve büyük çoğunluğu da dindar iyi tüketici hale getirmektir. Bu planlarından hiç vazgeçmediler. Eğitim plan demektir. Ya bizim planımız var mı ve ne kadar sahip çıkıyoruz? Biz velilere düşen görev de başımıza geldiğinde değil her zaman her yerde arka planları öngörmek tavır almaktır.

Ziya Gökerküçük       – gokerkucuk@gmail.com

20.11.2025 

‘Yıldız’ sansürüne tepki!

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne il başkanı Yücel Balkanlı  Edirne 80.yıl Cumhuriyet Lisesi’ndeki Voleybol takımı öğrencilerinin fotoğrafının sosyal medyada yıldız ile sansürlenmesi ile ilgili olarak açıklama yaptı.

Balkanlı yaptığı açıklamada” Edirne 80. Yıl  Cumhuriyet Lisesi genç kız voleybol takımının fotoğrafının, okul yönetimi tarafından “uygunsuz” bulunduğu gerekçesiyle yıldızlarla sansürlenmesi; sadece akla ve bilime değil, okulun adına,Atatürk devrimlerinin özüne, Cumhuriyet’in özgürlükçü anlayışına ve çağdaş eğitim ilkelerine bütünüyle aykırıdır”dedi.


‘Bu tablo, 21. yüzyılda nasıl bir zihinsel kuşatmaya sürüklendiğimizin utanç verici bir göstergesidir’ diyen Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi:

Bugün spor yapan genç kızlarımızın formalarını sansürlemek, çağdışı bir zihniyetin en çıplak göstergesidir.Öğrencilerimizin başarılarıyla gurur duymamız gerekirken; onların bedenlerini yıldızlarla kapatacak kadar geriye düşmek hangi aklın yansımadır.Yazık yazık hem de çok yazık.
Bu anlayış, Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” idealine taban tabana zıttır.
Cumhuriyet’in kızları sporun özgür ve eşitlikçi ruhuyla yetişirken, onları yıldızlarla gizlemeye kalkmak; gençlerimizin emeğini, başarısını ve varlığını gölgelemekten başka bir şey değildir. Bu, toplumu sistemli biçimde geriye götürme girişimlerinin dışa vurumudur.

Buradan açıkça söylüyorum:
Kapatılan bedenler değildir; kapatılmak istenen düşüncedir, akıldır, çağdaşlıktır, Cumhuriyet’tir, kadının toplumdaki yeridir.

23 yıllık AKP iktidarının yarattığı ortamda okulların bile genç kızları hedef alan sansür uygulamalarına yönelmesi bir “tesadüf” değil, planlı bir dönüşümün parçasıdır.
CHP olarak Cumhuriyetin kazanımlarını aşındırmaya dönük atılan her adımın karşısında durmaya kararlıyız.

Edirne halkı, bu tür yapay ve ucube sansür girişimleri ile test edilecek bir kent değildir.

Bir eğitimci olarak bu fotoğrafın sansür edilmesinden büyük bir utanç duyuyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak net  olarak şunu söylüyoruz:
Bu çağ dışı, bu akıl dışı, bu bilim dışı anlayışı reddediyoruz.
Biz yıldız sansürleyenlerin değil, yıldız gibi parlayan gençlerin yanındayız.

Ve son olarak şunu da ekliyorum:
Vay be… 2025 yılında genç kızların spor formasını sansürleyecek noktaya gelmiş bir Türkiye… Bu tablo bile tek başına ülkenin hangi karanlığa sürüklendiğini özetlemeye yetiyor.
CHP olarak tüm eğitim kurumlarını bir kez daha Atatürk ilke ve devrimlerine, çağdaş eğitime, bilime ve aklın rehberliğine davet ediyoruz”dedi

EYBAL 15 Temmuz’da buluştu

Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencileri velileri bu akşam 15 Temmuz Şehitler Parkı’nda toplandı. Yapılan açıklamada okulların taşınması protesto edilirken müzik dinletisi gerçekleştirildi.

Yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkım kararı alınmasının ardından öğrencilerimizin geçici olarak 1. Murat Anadolu Lisesi’ne taşınması kararlaştırılmıştır. Ancak 17 Kasım’dan bu yana söz konusu binada karşılaşılan fiziki yetersizlikler, güvenlik riskleri ve temel hijyen eksiklikleri nedeniyle öğrencilerimiz sağlıklı bir eğitim ortamına erişememekte, okula uyum sağlayamamakta ve önemli bir bölümü eğitime devam edememektedir.


Tahsis edilen katta ısıtmanın çalışmaması, su akışının sağlanamaması, sınıfların teknolojik altyapıdan tamamen yoksun olması ve binada yangın merdiveninin bulunmaması; çocuklarımızın güvenliğini ve eğitim hakkını ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Tüm bu değerlendirmeler neticesinde 1. Murat Anadolu Lisesi binasının kendi öğrencileri için de risk oluşturduğu görülmektedir.

19 Kasım 2025 tarihinde okul müdürümüzün velileri daveti ve bizzat katılımıyla gerçekleştirilen ziyaret sonucunda, Edirne Hasan Sezai Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin fiziki koşullarının öğrencilerimizin geçici olarak taşınmasına uygun olduğu görülmüştür. Bu nedenle veliler olarak, çocuklarımızın güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamına kavuşması için söz konusu okulun uygun bölümünün Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencilerine tahsis edilmesini talep ediyoruz.

Ayrıca kamuoyunun bilgisine sunmak isteriz ki, Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi Okul Aile Birliği’nin Millî Eğitim Müdürlüğü’ne ilettiği görüşler, velilerin ortak iradesini değil; Okul Aile Birliği üyelerinin bireysel görüşlerini yansıtmaktadır. Velilerin büyük çoğunluğunun talebi, çocuklarımızın güvenli koşullara sahip bir okula taşınması yönündedir. Yapılan tüm değerlendirme ve incelemeler neticesinde de tüm koşullara sahip olan okulun Hasan Sezai İmam Hatip Lisesi olduğu görülmektedir.

Eğitim hakkının korunması için,
uygun eğitim ortamı ve güvenli koşullar sağlanana kadar çocuklarımızı mevcut geçici binaya göndermeyeceğimizi açıkça ifade ediyor; yetkilileri öğrencilerimizin eğitim hakkını korumak üzere ivedilikle çözüm üretmeye çağırıyoruz. Çocuklarımızın güvenliği ve eğitim hakkı bizim için tartışılmazdır. Bu sorun çözülene kadar Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi velileri olarak Birlik içinde kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

EFOD objektifinden Edirne çarşıları!

Olgay GÜLER
Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği (EFOD) bünyesinde açılan ‘Hasan Karakaş & Tamer Yavuz Fotoğraf Atölyesi’nin ‘Edirne’nin Çarşılarına Fotoğraflarla Sosyolojik Bakış’ konulu 36 fotoğraflık sergisi, ziyarete açıldı.


EFOD’da Hasan Karakaş & Tamer Yavuz Fotoğraf Atölyesi’nin 8 ay süren çalışmasında, Edirne’nin çarşıları merkeze alındı. Toplam 36 fotoğrafın seçildiği ‘Edirne’nin Çarşılarına Fotoğraflarla Sosyolojik Bakış’ isimli sergi, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyaretçileriyle buluştu. Serginin açılış törenine, Edirne Ticaret İl Müdür Vekili Mustafa Kurt, EFOD Başkanı Serdar İyiiz, Edirne Belediyesi eski başkanlarından İbrahim Ay ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sergide, başta atölye sorumluları Hasan Karakaş ve Tamer Yavuz olmak üzere; Engin Sincar, Fatma Uşar, Hüseyin Koşar, Mehmet Aktaş, Meltem Sözer Yavuz, Mutlu Anas, Mustafa Korkmaz, Sevil Atar, Sinem Erem ve Sultan Sarı’nın fotoğrafları yer aldı.


‘GENÇ EFOD’ SÜRPRİZİ
Açılışta konuşan EFOD Başkanı Serdar İyiiz, dernek bünyesinde ‘Genç EFOD’ birimi kurduklarını belirterek, büyük çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğunu, lise öğrencilerinin de projede yer aldığını söyledi. Genç EFOD’la ortaokul ve ilkokul düzeyinde fotoğraf eğitimi de vermek istediklerini söyleyen İyiiz, konuşmasının ardından gençleri sahneye davet etti.


‘DERDİMİZ TARİHE NOT DÜŞMEKTİ’
Atölye sorumlularından Hasan Karakaş, proje kapsamında yalnızca fotoğraf çekmediklerini, aynı zamanda çarşı esnaflarıyla röportajlar yaparak onların hafızalarını bu çalışmaya dahil ettiklerini kaydetti. Karakaş, “Biliyorsunuz, Edirne sadece taştan, duvardan, camiden veya köprüden ibaret bir şehir değildir. Edirne; o taşların arkasında nefes alan, üreten, gülümseyen ve insanlarıyla bir bütündür. Bizler, bu sergi için yola çıkan 12 fotoğrafçı arkadaşım ile birlikte, objektiflerimizi işte bu yaşamın kendisine çevirmek istedik. Sergimizin adı ‘Hasan Karakaş – Tamer Yavuz, Edirne Çarşılarına Fotoğraflarla Bakış’tır. Peki neden ‘bakış’? Çünkü amacımız sadece estetik ve güzel fotoğraflar çekip duvarlara asmak değildi. Bizim derdimiz tarihe not düşmekti. ‘Dünden bugüne çarşılarımızda neler değişti? Ahi kültüründen bugünün modern ticaretine nasıl bir dönüşüm yaşandı?’ işte bu soruların cevabını aradık. Bu projede sadece deklanşöre basmadık. Esnaflarımıza mikrofon uzattık. Onların dertlerini, anılarını, dükkânlarının iç kokusunu ve yılların yorgunluğunu hem karelere hem de kayıtlara yansıtmaya çalıştık. Bu çalışmayla, dünden bugüne değişime uğramış çarşılarımızın fotoğraflarına ve unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden, teknolojiye direnmeye devam eden ustalarımıza kadar bu çarşıların gerçek sahiplerinin hikâyelerine tanık olacaksınız” dedi.


‘BU PROJE TARİHSEL BİR BELLEK OLUŞTURUYOR’
Atölyenin sorumlusu Tamer Yavuz da, “Bugün burada, tam 8 ay süren titiz, sabırlı ve bir o kadar da heyecanlı bir çalışmanın sonucunu hep birlikte paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. ‘Edirne Çarşılarına Fotoğraflarla Sosyolojik Bakış’ adını verdiğimiz bu atölye, sadece fotoğraf üretmenin ötesine geçen; kentin belleğine dokunan, geçmişin izlerini bugüne taşıyan kolektif bir emek çalışması oldu. Arkadaşlarımızla birlikte büyük bir özveriyle kentin sokaklarını, çarşılarını, hanlarını, bedestenlerini karış karış gezdik. Edirne’nin ticaret hafızasını oluşturan bu tarihi alanları hem güncel halleriyle belgeledik hem de yaklaşık 40 yıl önce buralara tanıklık etmiş ustalarımızla bir araya gelerek sözlü tarih niteliğinde görüşmeler yaptık. Bu süreçte, bizlere kapılarını büyük bir samimiyetle açan; yılların birikimini, emeğini ve hikâyesini paylaşan tüm değerli esnaflarımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum” şeklinde konuştu.


Konuşmaların ardından atölyede yer alan fotoğrafçılara sertifikaları verildi. Atölye sorumluları Hasan Karakaş ve Tamer Yavuz’un yanı sıra tecrübeli fotoğrafçı Hüseyin Koşar’a ise plaketi, Edirne Belediyesi eski başkanlarından İbrahim Ay takdim etti.

Kadına şiddetle mücadele konferansı

Edirne Belediyesi ve Edirne Barosu iş birliğiyle, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında önemli bir farkındalık konferansı düzenleniyor. Konferans, 24 Kasım 2025 Pazartesi günü, 18:00 ile 20:00 saatleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nin Büyük Salonu’nda gerçekleştirilecek.

Kadına Yönelik Şiddetin Psikolojik ve Hukuki Boyutlarını Ele Aldığımız Farkındalık Konferansı’nda kadına yönelik şiddetin çok boyutlu yapısını ele almayı ve katılımcıları bu konuda hem psikolojik hem de hukuki açılardan bilgilendirmeyi amaçlıyor.

Alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak yer alacağı programda, ilk olarak Uzm. Psikolog Işıl Altıntaş Uçar tarafından “Kadına Yönelik Şiddetin Dili” başlığı altında şiddetin psikolojik boyutu incelenecek.

Ardından konferansın hukuki boyutunda Avukatlar; Özge Hazır Kalıp Yargıları Yıkmak: Kadın–Erkek Eşitliği, Aygün Ulubey Ergüden 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Bedi Mutlu Mirzabey Vücut Bütünlüğüne Yönelik Suçlar, Basın Yoluyla Hakaret ve Kadın Cinayetleri, Basında Şiddetin Dili ve Ayşenur Çalışkanlar Aşılıoğlu TCK Kapsamında Israrlı Takip gibi kritik konuları detaylı bir şekilde ele alacaktır.

Etkinlik, son bölümde adli yardım kurumuna dair genel bilgilerin paylaşılmasıyla son bulacak.

Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan etkinliğin önemine dair yaptığı açıklamada, “Edirne Belediye Başkanı ve Avukat olarak ben de bu mücadelenin hem yerel yönetim hem de hukuk camiası açısından ne kadar hayati olduğunun bilincindeyim. Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal bir yaradır. Bu konferansta, uzman hukukçular ve psikologlar eşliğinde hem yasal haklarımızı öğrenecek hem de şiddetin psikolojik etkileri üzerine farkındalık geliştireceğiz. Güçlü bir toplum, şiddetsiz bir gelecek inşa etme kararlılığımızı göstererek tüm vatandaşlarımızı bu önemli etkinliğe katılmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Uyuşturucu ticaretine şafak operasyonu

Olgay GÜLER
Edirne’de polisin uyuşturucu kullanımı ve ticaretine yönelik 10 adrese düzenlediği eş zamanlı şafak operasyonunda, 361.50 gram sentetik uyuşturucu ele geçirildi, 8 şüpheli yakalandı.


İl Emniyet Müdürülüğü’ne bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kent merkezinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı belirlenen 10 şüpheliye yönelik operasyon düzenledi. Şüphelilerin evlerine 116 polisle yapılan eş zamanlı şafak operasyonunda, 0.67 gram sentetik kannabionid, 341.09 gram bonzai, 19.74 gram metamfetamin, 25 fişek ve 1 şarjör ele geçirildi.

Operasyonlarda, uyuşturucu madde ticaretinden kesinleşmiş 4 yıl hapis cezası bulunan C.Y.’nin de aralarında bulunduğu 8 şüpheli yakalandı. Diğer 2 şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.

Hüseyin Türkel TÜ Genel Sekreteri

Trakya Üniversitesi Genel Sekreterliği görevine, Hüseyin Türkel atandı.

Daha önce Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan tarafından yürütülmekte olan Trakya Üniversitesi Genel Sekreterliği görevine, Hüseyin Türkel atandı.
Üniversitenin çeşitli birimlerinde idari görevlerde bulunan ve son olarak Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan Hüseyin Türkel, yeni görevi dolayısıyla makamında düzenlenen hayırlı olsun ziyaretinde tebrikleri kabul etti.


Ziyarete Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Sedat Üstündağ ve Prof. Dr. Eylem Bayır’ın yanı sıra rektör danışmanları, genel sekreter yardımcıları ile daire başkanları katılarak Hüseyin Türkel’e başarı dileklerini ilettiler.
İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu olan Hüseyin Türkel, yüksek lisans eğitimini Trakya Üniversitesi’nde “Sel ve Taşkınların Sosyal Hayat ve Ekonomiye Etkileri Edirne Örneği” teziyle tamamladı. Afet ve Acil Durum Yönetimi uzmanlığı da bulunan ve denizcilik konularında dersler de veren Türkel, uzun yıllar ulusal ve uluslararası sularda gemi mühendisi ve kaptanı olarak görev yaptı.