Masalsı Ülke Özbekistan İzlenimlerim -10-

Gönül UYANIKTIR

İlkokul çağlarımızdan kalma bir algı vardır çoğumuzda… Orta Asya denince bozkırlar, stepler canlanır gözümüzün önünde, bir de dünyaya ışık olmuş ilim ve bilim insanları… Yarım asır önce Coğrafya ve tarih kitaplarımızdan bunları görmüş öğrenmiştik. İşte bu yüzden bu günkü başlığı, ‘Orta Asya’nın Ters Köşe Yapan Kentleri’ olarak atmaya cesaret ettim.

Registan Meydanında saatlerce havada duran adam


Çünkü Özbekistan’da yaşadığımız 5-6 günde gördüklerimiz ve izlenimlerim beni ters köşe yaptı. Birbirinin üzerinde yapılanan çok zengin bir multi-kültür ve ondan geride kalan miras değildi sadece gördüklerimiz.! Bugünün insanlarının, coğrafyalarına uyumu, yaratıcılıkları, azimle başardıkları, ama örf, adet ve geleneklerini, geleneksel sanatlarına gösterdikleri bağlılığı sürdürmelerini, hızla değişen dünyaya sakince ayak uydurmalarını, kumların arasında yarattıkları mucizeleri, yeşili, estetiği; bunların her biri de ters köşe yapacak ağırlıkta.!
Semerkat’ta yaşadığımız gün de gece de, nokta atışıydı, unutulmazdı. Bu rotayı belirleyip şekillendirenlere, Başta Atıl Erman, Cevat İşlik ve Pronto Tur Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran’a teşekkür ediyorum.

……………………………………………………..

İpek Yolu geleneği tarih kültür ticaret…

Özbekistan’da üçüncü günümüz, öğle yemeğini kentin önemli bir turistik restoranında yedik. Özbek kentlerin merkezlerinde görülmesi gereken tarihi ve turistik eserlerin çoğu, yeme içme mekanları, çarşılar hep yürüme mesafesinde. Bu yüzden çok uzun yürüyüşlere de gerek kalmıyor.

Meydanda yorulanlar da düşünülmüş


Tarih ve kültürün, estetik ve ahşap oymacılığı, çini ve taş süslemeciliğin zirve yaptığı Registan Meydanda İpek Yolu geleneği de sürüyor. Bu ortamda, kültürlerin ve ürünlerin alışverişi, sohbet; gece gündüz sürüyor ve Meydanının ziyaretçileri eksik olmuyor. En çok uzun, yöresel renk ve desenlerdeki üstlüklere, klasik yakasız Özbek ceketlerine, ipek şallara ve şapkalara ilgi var. En çok satılan Özbek ceketleri 20 Euro ile 30 Euro arası, saf ipek şalların fiyatı da 40-50 Euro arası… Ülkeye gelip de bunlardan almayan, alınca da hemen giymeyen yok gibi…Erkeklerin favorisi hayli renkli ve süslemeli takke modeli şapkalar… Bu şapkaları alıp kullanan çok da kadın gördüm. Açık renk uzun ve kıvırcık saçlı gençlere de çok yakışıyor. Onlar da bunun farkında olarak fotoğrafçılara bol bol poz veriyor.

Turistler yerel kıyafetlerle


Taşkent’te iki gece, Ramada Encore By Wyndam Otelde geceledikten sonra Semerkant’ta Wellness Park Hotel Backtria’da konaklayacağız. Ama daha Semerkant’ta göreceğimiz çok güzellikler var.

(YARIN : Geleneksel Yöntemlerle İpek Kağıda Yolculuk)

KRONİKLEŞEN ERGENE ETRAFA TEHLİKE SAÇIYOR

Yük Müh Hüseyin ERKİN
Su – Enerji Yöneticisi
DSİ Em. Böl. Müd. Yrd.

Ergene Nehri, 45 yıldır giderek artan toksik etkisi Ergene ovasını öldürdüğü gibi etrafına da telafisi mümkün olmayan çevresel zararlar vermeye devam etmektedir. Çerkezköy hinterlandında başlayan çarpık sanayileşme, Çorlu ve Lüleburgaz üçgeninde kontrolsüz bir şekilde büyümüştür. Doksanlı yıllarda kokusu ve kirli suyu ile kendisini göstermeye başlayan Ergene, giderek sanayi atık sularını Meriç nehrine taşıyan deşarj kanalına dönüştü. İlk zamanlar toplumsal gösteriler ile kirliliğe tepki gösterilerek yetkililerin dikkatleri çekildi. Lakin kimse umursamadı.2003 yılında bölge milletvekilleri konunun meclis araştırması ile çözümü için araştırma önergesi verdiler. DSİ olarak bizde mecliste konu ile ilgili sorunlar ve çözüm önerilerimizi anlatmıştık. Hatta bölgenin Sanayi tesislerinin ihtiyacı olan proses sularının yeraltı kuyularından çekilmesi yerine, DSİ olarak sanayiciler için ”YONCALI BARAJI” projesini hazırladık. Projenin inşası protokolü bile imzalandı. Lakin sanayiciler masraftan kaçınıp barajı yapmak istemedi. Yeraltı suları tamamen çekilerek kirletilip tüketildi. Maalesef sanayicilerin verdiği zararlar görünmezden gelinerek Ergene vadisine zarar verilmeye devam edildi. Alındığı söylenen lafta önlemler Ergene kirliliği için hiçbir sonuç çıkarmadı.


AKP iktidarının para harcamayı ve şovu seven müsrif bakanı ”Ergene Şafak Harekatı” ile projeler uyguladı. Nehirde yüzülecek, balık tutulacak dendi. Lakin bu kadar masraf ve zaman kaybına rağmen Ergene aynı kirlilikte akmaya devam etti. Kendi kaynağından yaklaşık 1 m3/s debi ile doğan Ergene nehri, düzensiz konuşlanan sanayi tesislerinin yeraltı kuyularından çektiği suların prosesler sonrası kirletilerek Ergeneye bırakılan arıtıldığı söylenen suların katılımıyla Uzunköprü de debisi 6 m3/s ye kadar çıkmaktadır.
Uzunköprü’de Ergene mosmor akıyor


Çerkezköy OSB nin ve Çorlu Deri OSB ortak kullanılan arıtma tesislerine ilave 6 ad yeni OSB arıtma tesisi yapıldı. Lakin Ergene hala eskisi gibi kirli akıyor. Oluşan kamuoyu tepkilerini azalmak için ”Ergene Temizleniyor” iddiasıyla, Ergene Nehri Marmara Denizine derin deşarj yapılacak dendi. 120 milyon dolarlık proje ile 400 bin m3/gün su kısmen arıtılmış sulamaya uygun olmayan tuz oranı yüksek olarak denize verilecek şekilde uygulamaya sokulacaktı. Lakin sadece açılış için bir miktar kısmen arıtıldığı söylenen su deşerj edildi. Tünel çöküp tamir edildikten sonra denize deşarj işlemi durdu. Fabrikaların arıtma tesisleri yeni yapılan OSB lerin arıtma tesislerine bağlanmadığı için derin deşarj projesi atıl kalmıştır. İşlevsiz olarak proje ortada durmaktadır. Harcanan paralar heba edilmiş görünüyor. Ergene Nehrinin kirli sularını Marmara derin deşarj sistemi ile Marmara Denizi de Ergene ovası hinterlandı gibi kirletilecektir.
Görüldüğü gibi 35 yıldır sanayicilerin Ergene’yi kirletmesi görmezden gelindi. Çözüm sağlamayan palyatif projeler gündeme getirilerek fazlaca paralar harcanarak kamuoyunun gazı alınmaya çalışıldı. Ergene Kirliliği artık müzmin bir hal almıştır. Trakya Ergene Havzası kirliliği çaresiz bir şekilde bölgesinin doğal yaşamını ve ekolojik dengesini yok etmektedir. Bölgede yaşayan insan ve canlılar çaresizlik içinde umutla Ergene’nin kirlilik hastalığının tedavisini gözlemektedir.
Aşağıda ki harita tüm Trakya’yı drene eden pembe renkle gösterilen Ergene Nehrinin kolları olan tüm dereler gösterilmiştir.


Ergene Nehrinin kirli sularında yer alan ağır metal ve aşırı tuz bileşenleri yanında bilmediğimiz yeni maddelerin varlığı ortaya çıktı. Türkiye’nin ilaç fabrikalarının çoğu Trakya’da konuşlanmıştır. Bunların atıksularının verdiği zararlarda ortaya çıktı. Mart 2022 yılında Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü’nden uzmanlar, İngiltere York Üniversitesi’nin öncülüğünde, 258 nehri içine alan ve dünya ölçeğinde yapılan “Dünya Nehirlerindeki İlaç Kirliliği” araştırması kapsamında Ergene Nehri’ni incelediler. Ergene Nehri, dünyada aktif farmakolojik bileşenler açısından en kirli %20’lik dilimde yer aldı. Ayrıca nehrin suyunda, antibiyotik ile ağrı kesici ilaçlarda kullanılan temel etkin maddelerin yoğunluğu dikkat çekti. Araştırma bulguları Ergene Nehri’nin dünyada en kirli %20’lik dilimde yer aldığını gösterirken nehir sularındaki ilaç bileşenlerinin insan sağlığı ve çevre açısından ciddi tehlike oluşturduğunu da gözler önüne serdi. Raporda; ”Bu maddelerin nehir ekosistemlerine etkileri konusunda araştırmalara devam edilmeli. Bunların nehirde yaşayan canlıları nasıl etkilediğini anlamalıyız. Özellikle son yıllarda çok konuşulan antibiyotiklerin suda yaşayan mikroorganizmalar üzerindeki etkisi iyi incelenmeli denmektedir” York Üniversitesi’nin paylaştığı bilgiye göre en kirli nehirler genellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde bulunuyor. Bu ekonomilerde kötü atık su yönetiminin olduğu bölgelerde nehir sularındaki aktif farmakolojik bileşenler artıyor. Dünya çapında Pakistan, Bolivya ve Etiyopya’daki nehirler en kirlileri arasında yer almaktadır. Maalesef Trakya da Ergene Vadisi de bu gurupta yerini almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56’ncı maddesi herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirtirken çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önlenmesinin devlet ile vatandaşların ortak sorumluluğunda olduğunu belirtmektedir. Anayasa’da yer alan bu maddeye istinaden çıkarılan 2872 sayılı Çevre Kanunu su yönetimine ilişkin çok sayıda esası barındırmaktadır.
Anayasa hükmüne rağmen, para cezaları ve palyatif çözümlerle müzminleşen Ergene Nehri kirliği çözümü Allaha havale edilmiş görünüyor….

Uğurcan İmrak’tan Edirne tanıtımı

Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, ulusal bir televizyon kanalında katıldığı programda kentin kültürel mirasını ve meşhur tava ciğerini geniş kitlelere tanıttı.
Program boyunca Edirne’nin tarihsel dokusu, kültürel zenginliği ve gastronomi alanındaki marka değerleri detaylarıyla ele alındı. Özellikle Edirne Tava Ciğeri’nin hazırlanış biçimi, kullanılan özel yöntemler ve şehrin bu lezzetle özdeşleşmesi izleyicilere aktarılırken, ciğerin yanında servis edilen Edirne Karaağaç biberinin de yöreye özgü aromasıyla sofradaki yerinin önemi vurgulandı.


Uğurcan İmrak, ayrıca Türkiye’nin buğday üretiminde birinciliği elinde bulunduran Edirne’nin tarımsal gücüne de dikkat çekerek, kentin sadece gastronomisiyle değil, üretim kapasitesiyle de ülke ekonomisine katkı sunduğunu ifade ederek Edirne çiftçisinin önemini dile getirdi.


Dinar ve Sansı unutulmadı
Programda ayrıca 2024 yılında vefat eden Edirne’nin turizm elçisi olarak tanınan rahmetli Bahri Dinar ile Kırkpınar Marşı’nın yazarı, emekli öğretmen Beyazıt Sansı, kente kazandırdıkları değerler ve bıraktıkları kalıcı izlerle birlikte saygıyla anıldı.
Edirne’nin hem mutfağını hem kültürünü geniş kitlelere tanıtan program Edirne’nin tanıtım çalışmalarına önemli bir katkı sağladı.

U14 erkeklerde Şampiyon FSM

İsmail DEMİRAY
Türkiye Basketbol Federasyonu Edirne İl Temsilciliği tarafından düzenlenen U14 Erkekler Basketbol ligini MM Akademiyi final maçında 48-38 yenen FSm Ortaokulu Spor Kulübü şampiyon olarak tamamladı.
Kulüp Başkanı Yardımcısı ve Antrenörü Sezer Parlak yaptığı açıklamada, 6 takımın katıldığı ligde zevkli ve heyecan verici maçlar izlediklerini söyledi. Final maçında rakipleri MM Akademi’ye ilk maçta 6 sayı farklı yenildiklerini hatırlatan Parlak, ‘Rövanş maçında sporcularımız sahaya karakter ve hırsını koyarak maçı 10 sayı farkla kazananarak şampiyonluğu hak ettiklerini göstrdiler” dedi.
Kulüp Başkanı Yardımcısı ve Antrenörü Sezer Parla,k” Bu başarıda başta takım antrenörü Mutlu Dıramalı ve tüm teknik ekibi kutluyorum. Şubat ayında Balıkesir ilinde düzenlenecek olan Marmara grup müsabakalarında ilimizi en iyi şekilde temsil edeceklerini inanıyorum. Final müsabakasında bizleri destekleyen tüm FSM ailesi velilerine teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

MEHMET ERYONAR VEFAT ETTİ

Hacı Salih ve Hacı Hayriye Eryonar’ın oğulları, Ayşe Eryonar’ın eşi, Murat Eryonar ve Mükerrem Kurt’un babaları, Tamer Kurt ve Gülçin Eryonar’ın kayınpederi Maliye’den emekli, Eski Umurbey Mahalle Muhtarı Onbaşı Mehmet Eryonar 70 yaşında vefat etti.
Merhumun cenazesi dün Küçükpazar Sarı Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.

Vali Sezer’den kutlama

Edirne Valisi Yunus Sezer, 25 Kasım Edirne’nin Kurtuluş Günü nedeniyle mesaj yayınladı.

Vali Sezer mesajında şunlara yer verdi:

Şehirlerin Sultanı, Sultanların Şehri, Balkanların barış ve huzur kenti Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşku içerisinde kutluyoruz.

Traklar’dan Bizans’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü tarihiyle üç medeniyetin, Meriç, Tunca ve Arda nehirleriyle üç suyun buluştuğu bu kadim şehir, yüzyıllar boyunca hoşgörünün, barışın ve ilmin merkezi olmuştur. Osmanlı Devleti’ne 92 yıl boyunca başkentlik yapmış olan Edirne, Balkan coğrafyasının kaderinde daima belirleyici bir rol üstlenmiştir.

1912 Balkan Savaşları’nda Edirne, Şükrü Paşa komutasındaki kahraman askerlerimizin 155 gün süren destansı savunmasına sahne olmuş; büyük acılar yaşamış, binlerce evladını şehit vermiştir. Bu topraklar, 25 Kasım 1922’de Kuva-i Milliye ruhuyla yeniden vatan yapılmış, Edirne tekrar hürriyetine kavuşmuştur. Bu kurtuluş, yalnızca bir şehrin değil; bir milletin hürriyet ve bağımsızlık inancının yeniden dirilişidir.

Selimiye Camii’nden Üç Şerefeli’ye, Eski Camii’nden tarihi köprülerine; kadim eserlerinden Balkanlara uzanan kültür izlerine kadar Edirne, yalnızca geçmişin hatırası değil, geleceğin ilham kaynağıdır.

Sevinç, onur ve gururla kutladığımız Kurtuluş günlerimiz aynı zamanda; gençlerimize, geleceği göstermek için, geçmişi anlamak gerektiğine dair bir şuur vermeye gayret ettiğimiz günlerdir. O günlerde vatan müdafaası için birleşen yüreklerimiz, bugün de aynı sevdayla, aynı ruhla, aynı inanç ve kararlılıkla, Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi yüceltmek için çarpmaktadır.

Bugün bizlere düşen görev, bu eşsiz mirası koruyarak gelecek kuşaklara aktarmak, bu kadim şehri kültürde, eğitimde, bilimde ve sanatta daha ileri taşımaktır. Bu bilinçle; Balkan Şehirleri İş birliği Edirne Platformu başta olmak üzere, dostluğu güçlendirecek tüm çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor, gönül coğrafyamızla kurduğumuz köprüleri her geçen gün daha da sağlamlaştırıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve kutsal vatan topraklarımızın her bir karışı için göğsünü siper eden tüm şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle anıyorum. Tüm Edirneli hemşerilerimin Kurtuluş Bayramını kutluyor, sevgi ve selamlarımı sunuyorum.

Kurtuluşumuzun 103. Yılı Kutlu Olsun, Bayramımız Kutlu Olsun…

Gencan’dan kurtuluş kutlaması

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 25 Kasım Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü sebebiyle bir mesaj yayınladı.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan yayınladığı mesajında şunlara yer verdi:
“Değerli Edirneliler, Kıymetli Hemşehrilerim,
Kadim şehrimiz Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünü büyük bir coşku ve derin bir gururla kutlamanın onurunu yaşıyoruz.


Tarih boyunca medeniyetlere başkentlik yapmış olan bu güzide şehrimiz, en zorlu günlerinde dahi asla boyun eğmemiş, hürriyet ve bağımsızlık aşkını sinesinde daima canlı tutmuştur. Bu kutlu yürüyüşte, tarihimizin en büyük kahramanlık destanlarından biri olan Balkan Savaşları’ndaki Edirne Savunması’nın eşsiz Komutanı Şükrüpaşa ve onun fedakâr askerlerini rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Onların azmi, yokluklara rağmen sergiledikleri direniş, vatan sevgisinin en yüce örneğidir.
Edirne’nin kesin kurtuluşu, Anadolu’da Büyük Önderimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan emsalsiz Kurtuluş Savaşı zaferi ile mümkün olmuştur. O büyük deha, yalnızca savaş meydanlarında değil, diplomasi masasında da milletinin hakkını savunmuş ve Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Edirne’mizi işgalden kurtararak bizlere miras bırakmıştır.
Değerli Edirneliler,
Bizler, bu şehre hizmet etme onuruna sahip olanlar olarak, ecdadımızdan miras aldığımız bu kutsal emanetin bilincindeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığımız güç ve ilhamla, onun belirlediği çağdaş uygarlık yolunda kararlılıkla ilerliyor; tüm zorlukların üstesinden gelme azmiyle çalışıyoruz.
Edirne’mizi; tarihi dokusunu koruyan, kültür sanatla ışıldayan, modern şehircilik anlayışıyla gelişen ve her vatandaşımızın mutlu olduğu aydınlık yarınlara taşıma hedefimizden asla vazgeçmeyeceğiz.
Bu anlamlı günde, başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Edirne’yi bizlere vatan yapan tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anıyorum.
25 Kasım Kurtuluş Bayramımız kutlu olsun!
Yaşasın Edirne! Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!” ifadelerini kullandı.

Yazgan: Bağımsızlık ateşini yüreklerinde taşıdılar



Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yılı nedeniyle açıklama yaptı. Yazgan, “Edirne’nin vatanperver, azimli ve cesur insanları, Anadolu’da Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı bağımsızlık meşalesini yüreğinde taşıyarak, topyekûn direnişin en güçlü temsilcisi olmuştur” dedi.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yılı nedeniyle yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“Kadim medeniyetlere başkentlik yapmış, göz nurumuz Serhat Şehrimiz Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun şanlı yıldönümünü kutluyoruz. Tarih 25 Kasım 1922. Bu mübarek gün, Edirnemizin yeniden Türk’ün şanlı bayrağı altında özgürlüğüne kavuştuğu, asırlık varoluş mücadelemizin Trakya’daki zirve noktasıdır.
1920 yılında şehrimizin üzerine çöken zifiri karanlık, iki yılı aşan esaretin habercisiydi. Ancak Edirne, tarih boyunca olduğu gibi bu işgal döneminde de boyun eğmedi, teslim olmadı. Edirne’nin vatanperver, azimli ve cesur insanları, Anadolu’da Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı bağımsızlık meşalesini yüreğinde taşıyarak, topyekûn direnişin en güçlü temsilcisi olmuştur. Anadolu’daki büyük zaferin ardından imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması, Trakya’nın kurtuluş yolunu açmıştır. Ardından kahraman Türk ordusu, bu toprakları geri aldı. Bu destansı kurtuluş zinciri, 18 Kasım’da Uzunköprü ile başladı; 19 Kasım’da Keşan ve Meriç’le, 20 Kasım’da İpsala ile devam etti. Şanlı yürüyüş 22 Kasım’da Süloğlu’nu, 23 Kasım’da Havsa’yı, 24 Kasım’da Enez’i kucakladı ve bağımsızlık sancağı 25 Kasım 1922 günü Selimiye’nin gölgesinde, 27 Kasım’da ise Lalapaşa’da yeniden gururla dalgalandı.
Bu bayram, sıradan bir günün değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ya istiklal ya ölüm’ ilkesiyle başlattığı Ulusal Mücadele ruhunun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sarsılmaz iradesinin zaferidir.
Edirnemizin her karış toprağı, bağımsızlık aşkıyla yoğrulmuştur. Bizler, bu büyük mirasın bekçileri olarak, şehitlerimizin emanetine sımsıkı sahip çıkmaya ve Serhat Şehrimizi Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına layık biçimde çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine taşımaya kararlıyız.
Bu anlamlı günde, başta Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu toprakları vatan yapan tüm kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Tüm Edirneli hemşerilerimin 25 Kasım Kurtuluş Bayramı kutlu olsun!”

Milletvekili Ün’den kutlama

Edirne Milletvekili Ediz Ün, Edirne’nin kurtuluş yıldönümü nedeniyle mesaj yayınladı.

Milletvekili Ün mesajında şunlara yer verdi:

Bir asırdan fazla zaman önce, milletimizin bağımsızlık iradesini yok sayanların işgali sona erdi. Bu topraklar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen büyük mücadelenin, Evlad-ı Fatihan dedelerimizin canları pahasına kazandığı bir zaferlerin mirasıdır. O gün direnenlerin cesareti, bugün bizlere özgürlük, birlik ve onur dolu bir vatan bırakmıştır.

Atalarımız bu toprakları sadece savaş meydanlarında değil, yokluğa, yoksulluğa ve ihanete direnerek kazandılar. Onların bize emanet ettiği bu vatan ne parayla ölçülebilir ne de pazarlık konusu yapılabilir. Bizler de aynı kararlılıkla bu emanete sahip çıkacak, çocuklarımıza özgür bir yurt olarak bırakacağız.

Bu toprakları korumak sadece sınırlarını savunmak değildir. Aynı zamanda doğasını, suyunu, ormanını, tarımını ve emeğini korumaktır. Bu ülkenin bir karış toprağını, bir damla suyunu dahi heba etmeyeceğiz. Çünkü bu vatan, bedel ödeyenlerin alın teriyle, kanıyla kurulmuştur.

Biz biliyoruz ki bu milletin iradesi esir alınamaz. Düne kadar düşmanla iş birliği yapanların, bugün farklı maskelerle var olmaya çalışanların kaderi yine yenilgi olacaktır. Çünkü bu ülkenin Atatürk’ün ışığında yürüyen, bağımsızlık sevdasından asla vazgeçmeyen evlatları vardır.

Kurtuluşun 103’üncü yılında, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; Edirne’nin kurtuluş gününü yürekten kutluyorum.