TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği Trakya Birlik İlkokulu bahçesinde ki ağaçların kesilmemesi için Edirne İl Özel İdaresi’ne resmi başvuru yaptı. TEMA Vakfı İl Temsilcisi Şirin Çoğal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ağaçların kesilme tehlikesine karşı yaptıkları başcuruyu duyurdu. Çoğal paylaşımında şunlara yer verdi: Edirne TEMA Vakfı İl Temsilciliği olarak; doğanın, yaşamın ve gelecek nesillerin ortak mirası olan ağaçların korunması yönündeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu kapsamda, Trakya Birlik İlkokulu bahçesinde yaklaşık 25 yıldır varlığını sürdüren yetişkin ağaçların, okul bahçesinde yapılan yeni inşaat düzenlemeleri nedeniyle kesilme riskiyle karşı karşıya olduğuna ilişkin tespitlerimiz doğrultusunda, Edirne İl Özel İdaresi’ne resmi dilekçemizi sunmuş bulunuyoruz. Söz konusu ağaçlar; öğrencilerimizle birlikte yürüttüğümüz çevre bilinci çalışmalarının, okul kültürünün ve doğayla bağ kurma deneyiminin önemli bir parçasıdır. Ağaçların yok edilmesi yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal hafıza ve eğitim ortamı açısından da geri döndürülemez bir kayıp yaratacaktır.
Bu nedenle; Ağaçların mevcut proje kapsamında korunmasını sağlayacak alternatif çözümlerin değerlendirilmesi, İlgili kurumlar nezdinde incelemelerin yapılması ve Kesim kararının gözden geçirilmesi hususlarında resmi talebimizi ilettik. Doğayı korumak bir tercih değil, geleceğe karşı sorumluluğumuzdur. Sürecin takipçisi olmaya; bilimsel, çözüm odaklı ve iş birliğine açık şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Saygıyla duyurulur.
Edirne’de, 18 Kasım’da Uzunköprü’yle başlayan kurtuluş günleri, Lalapaşa’nın kurtuluşunun kutlanmasıyla sona erdi.
Lalapaşa’nın kurtuluş için düzenlenen program, ilçedeki Atatürk Anıtı’ndaki törenle başladı. Anıta çelenk sunulan törende saygı duruşunda bulunulup, istiklal marşı okundu. İlçe meydanında devam eden kurtuluş programına Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Lalapaşa Kaymakamı Bahadır Yılmaz, Lalapaşa Garnizon Komutanı Burak İlbey, Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi ile kurum ve kuruluş temsilcileriyle vatandaşlar katıldı.
Lalapaşa Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan “Kurtuluş Kahramanları” adlı gösterinin sahnelendiği programda halk oyunları gösterileri yapıldı, şiirlerin okundu.
Törende konuşan Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, Lalapaşa’nın düşman işgalinden kurtuluşunu gurur ve coşkuyla kutladıklarını belirterek, “Bugün Lalapaşa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünü, gurur ve coşkuyla kutluyoruz. Bu anlamı gün, bizlere bağımsızlık ve özgürlük uğruna verilen mücadelenin kıymetini bir kez daha hatırlatıyor. Lalapaşa halkı, tıpkı aziz vatanımızın dört bir yanındaki kahramanlarımız gibi canı pahasına mücadele etmiş ve bağımsızlığını geri kazanmıştır. Kurtuluş mücadelesinde emeği geçen aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet duygularımı sunuyorum. Onların fedakarlıkları, bugün özgürce yaşadığımız toprakların teminatıdır. Bizlere düşen, bu emanete sahip çıkarak Lalapaşa’mızı birlik ve beraberlik içinde daha güzel yarınlara taşımaktır” dedi.
Geldi’nin konuşmasının ardından program, resmi geçit töreni ile sona erdi.
Olgay GÜLER Edirne’nin Keşan ilçesinde polisin uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyonunda 10 şüpheli gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Keşan ilçesinde özel harekat polislerinin de katılımıyla uyuşturucu satıcılarına yönelik belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı.
Aramalarda bir miktar sentetik hap ve bonzai ile suçtan elde edildiği belirtilen 18 bin 400 lira nakit para ele geçirildi.
Olgay GÜLER Edirne’nin Keşan ilçesinde yolcu midibüsünün traktör römorkuna arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada, 1 kişi yaralandı.
Kaza, ilçenin Dr. Sadık Ahmet Köprülü Kavşağı yakınlarında meydana geldi. Gelibolu yönüne giden M.Ç. yönetimindeki yolcu midibüsü, önünde seyreden S.Ü. yönetimindeki 22 FP 243 plakalı traktörün römorkuna arkadan çarptı.
Römork çarpmanın etkisiyle kontrolden çıkıp yan yatarken, midibüste bulunan bir yolcu yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı yolcu, ambulans ile Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralının sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.
Olgay GÜLER Edirne’nin İpsala ilçesinde Hüseyin Bülbül’ün (42) sokakta beslediği kedilerin av tüfeğiyle vurularak öldürülmesiyle ilgili, olayın şüphelisi komşusu K.G. (56) hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İpsala’ya bağlı Köprü Mahallesi’nde 2018 yılından bu yana, beslediği kedilerin bazılarının ortadan kaybolması, bazılarının da ölmesi üzerine harekete geçen hayvansever Hüseyin Bülbül, sokağın belirli noktalarına güvenlik kamerası yerleştirdi. Ölü bulduğu kedileri özel bir kliniğe götüren Bülbül’e burada sunulan raporunda, ‘ateşli silah yaralanması ile uyumlu patolojiler’ tespit edildiği, hayvanların tüfek saçması sonucu öldüğüne ilişkin bulgulara yer verildi. Güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen Bülbül, hareketlerinden şüphelendiği komşusu K.G. bahçesine girdiğinde bazı kedilerin aniden kaçtığını fark etti.
KOMŞUNUN EVİNDE 2 AV TÜFEĞİ BULUNDU Bülbül, olayın ardından komşusu K.G.’den şikayetçi olurken, eve giden İpsala İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, K.G.’ye ait ruhsatlı 2 av tüfeğine incelenmek üzere el koydu. Öte yandan K.G.’den alınan svap örneklerinde sol elinde atış artıklarına rastlandı. K.G., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinde suçlamaları kabul etmeyen K.G., yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
‘YETERLİ ŞÜPHE OLUŞTURACAK DELİL MEVCUT’ İpsala Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin iddianamede hazırladı. İddianamede K.G., hakkında, ‘Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme’ suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, “Herhangi bir silah ateşleme görüntüsü tespit edilmese de şüphelinin ikamet ettiği evin bahçe kapısı önünde bir kedinin can çekiştiği ve bir kedinin de kaçtığının tespit edildiği, dosya kapsamında tanık olarak beyanı alınan S.Ç.’nin şüphelinin bahçe kapısı önünde bir kediyi yatar vaziyette gördüğünü, başını sevmek istediğinde kedinin ölü olduğunu fark ettiğini, kediyi eline aldığında başından kan aktığını görmesi üzerine yol üzerinde kalmaması amacıyla kediyi çöp tenekesinin içerisine bıraktığını, ölen ve yaralanan 2 kedi hakkında düzenlenen 25/08/2025 tarihli veteriner hekim ön muayene raporu ile çekilen radyografilerde ateşli silah yaralanması (kuş saçması) ile uyumlu patolojiler gözlemlendiği şeklinde rapor tanzim edildi. Tüm dosya kapsamı incelenmekle şüpheli savunması, bilgi sahibi beyanları, İpsala İlçe Tarım Müdürlüğü’nün yazılı başvurusu, müşteki beyanı, kamera görüntüleri ve kriminal raporları birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin olay tarihinde müşteki Hüseyin Bülbül tarafından da beslenmekte olan sokak kedilerine ateş etmek suretiyle, bir kedinin ölümüne neden olarak üzerine atılı suçu işlediğine dair ve bir kedinin yaralanmasına neden olarak tariflenen suçu işlediğine dair hakkında kamu davası açmak üzere yeterli şüphe oluşturacak kadar delilin mevcut olduğu anlaşılmakla” denildi.
SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ Sanık K.G.’nin yargılanmasına İpsala 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Tutuksuz yargılanan sanık K.G., hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek, masum olduğunu söyledi. K.G., hakkında adli kontrol kararının devam etmesine karar verilerek duruşma ertelendi.
‘DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’ Hüseyin Bülbül’ün avukatı Edirne Barosu Keşan Temsilcisi ve Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Büşra Ağır Ürkmez, kedilerin 2018 yılından bu yana sistematik olarak öldürüldüğünü belirterek, “En somut adımlar, 24 Ağustos 2025 tarihiyle Hüseyin Bülbül’ün şikayet etmesi neticesinde başlamıştır. Davanın ilk celsesi görüldü. İlk celsede deliller toplandı. Balistik rapor sonucu dosyaya ibraz edilmiştir. Şüpheli beyanlarında suçu işlemediğini, bu olayla ilgi ve alakasının olmadığını söylemişse de dosyadaki mevcut deliller, tanık beyanları şüphelinin ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını ortaya çıkarmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak davanın takipçisi olacağız” dedi.
Olgay GÜLER Edirne Valisi Yunus Sezer, kentte depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı alınıp, 1’nci Murat Anadolu Lisesi’ne taşınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencileri için, alternatifsizlikten dolayı bu okulun seçildiğini açıkladı. Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle geçici olarak 1’inci Murat Anadolu Lisesi’ne taşınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’yle ilgili veliler ve öğrencilerin, alternatif bina talepleri devam ederken, Edirne Valisi Yunus Sezer konuyla ilgili İl Genel Meclisi’nde konuştu. Velilerin, fiziki koşulları daha iyi olduğunu iddiasıyla talep ettikleri Hasan Sezai Anadolu İmam Hatip Lisesi binasıyla ilgili depreme dayanıksız raporu beklediklerini açıklayan Sezer, öğrencilerin alternatifsizlikten dolayı 1’nci Murat Anadolu Lisesi’ne taşındığını belirtti.
‘1. MURAT’TA STATİK VE SAĞLAMLIK AÇISINDAN SIKINTI YOK’ Okulun geçici olarak 1’inci Murat Anadolu Lisesi’ne taşınma sebebine değinen Sezer, “Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’yle ilgili olarak da ara tatildeyken orayla ilgili olarak bir maalesef depreme dayanıksız olduğu için bir yıkım kararı geldi. Yıkım kararı gelince apar topar hızlı bir karar alınarak daha önce restore edilen 1. Murat Anadolu Lisesi’ne taşındı. Taşınma sebebi de şu; geçen sene restore edilmişti. İkincisi de bu kadar boş alan sınıf yeterlilik bakımından, büyük alan sadece 1. Murat Lisesi’nde vardı. Daha sonra ki süreci yoğun bir şekilde hem Edirne kamuoyu hem ülke kamuoyu takip etti. Daha sonra dediler ki burayla ilgili olarak velilerimiz uygun değil, eski bir bina burası. Hatta biz velilerimizle beraber gidip ziyaret ettik. Eski bir bina, doğrudur, tarihi bir bina. Fakat bina statik açıdan ve sağlamlık açısından herhangi bir sıkıntısı yok. Binayla ilgili olarak bizim 1. Murat Lisesi’nin 100’e yakın öğrencisi var, 350 öğrenci de Yıldırım Beyazıt Lisesi, iki okulu kaldırıyor. Eksikleri olan bir yerdi ve bu eksikler de tamamlanabilecek eksikler. Onların tamamlanmasıyla ilgili süreci hızlı bir şekilde devam ettirdik ve birçok eksiği giderildi. Yine birkaç eksiği var. Onlarla ilgili de çalışma devam ediyor şu anda. Zannediyorum bir iki hafta içerisinde herhangi bir eksiği kalmayacak oranın” diye konuştu. ‘ALTERNATİFSİZLİKTEN DOLAYI BURAYI KULLANIYORUZ’ EYBAL öğrencileri için, 1’nci Murat Anadolu Lisesi binasından başka alternatif yer bulamadıklarını anlatan Sezer, “Burayla ilgili olarak başka alternatifler önerildi. Bu alternatiflerden bir tanesi özel bir kolej. O kolejle ilgili olabilir. Baktık olmayacağı görüldü, uygun değil. Sonra başka bir okulumuz önerildi. Oranın beş dersliği vardı. Bize 15 derslik lazımdı, orası da uygun olmadı. En son Hasan Sezai İmam Hatip Lisesi olabilir diye söylendi. Bir teknik ekip oluşturduk ve Hasan Sezai Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne ekip gitti velilerle beraber. Belli dersliklerin birleştirilmesi, idari birimlerin iptal edilmesi koşuluyla buranın ucu ucuna sığabileceği söylendi. Fakat orayla ilgili şöyle bir problemimiz var; bunu gelen velilerimize de söyledim. Orayla ilgili devam eden bir süreç var. İmam hatip lisesi binasının yapımı 1967 yılında. Deprem analizinden yüzde 90 büyük ihtimalle orayla ilgili de Yıldırım Beyazıt Lisesi’yle ilgili süreç devam edecek. Bu süreç devam ediyor. Yani sonuçta Hasan Sezai’de de aynı süreçte olacağı için oradan tekrar alıp yıkıldığı zaman döneceğimiz yer yine 1. Murat olacak ki orası da bizim bir okulumuz. Oraya taşımayı çok uygun görmedik idare olarak. Fakat bunu yeterince anlatamadık ki bunu değişik platformlara da taşıdılar. En son dün baktım mecliste milletvekilimiz de konuşuyor. Yani burada arkadaşlar açık bir şekilde söyleyeyim alternatifsizlikten dolayı burayı kullanıyoruz” ifadelerini kullandı. ‘ÇOK BOYUTLU DEĞERLENDİRİYORUZ’ Konuyu çok boyutlu olarak değerlendirdiklerini dile getiren Sezer, “1. Murat da bizim bir okulumuz sonuçta. Standartlar düşük mü düşük olabilir ama mecburuz. Bunun alternatifi ne? 2 tane alternatif var. Bir ikili eğitime geçmek. Burada da gideceğimiz okul 100. yıl olacak büyük ihtimal. 100. yılda biz ikili eğitime geçeceğimiz için liselerin ders müfredatı çok yoğun. Çocuklarımız saat 6’da başlayacak 1’de bitecek, Öbürü de gece yarısında ayrılacaklar. Burada da her iki okula da bir eziyet olacak yani. Bunu çok boyutlu olarak düşünüyoruz. Bazen isteriz ki yeni okul olsun. Velilerimize ve öğrencilerimize şunu da önerdik. Bizim şu anda yapılan Trakya Birlik Okulumuz var. Bu 2026 eğitim sezonuna yetişecek. Eğer burada devam etmeme kararı verirsek ikinci alternatif olarak orada Trakya Birlik’te devam edebiliriz diye yani Yıldırım Beyazıt yapılana kadar ki bu sene programa alındı Yıldırım Beyazıt. Hızlı bir şekilde inşallah orayı yaptıracağız. Böyle bir teklifte bulunduk. Yani burada alternatiflere baktığımız zaman sıkıntı var” şeklinde konuştu. ‘KISITLILIĞIMIZI BİLİYORLAR’ Hasan Sezai Anadolu İmam Hatip Lisesi’yle ilgili olumlu sonuç çıkması halinde, öğrencilerin oraya geçme taleplerinin kabul edilebileceğini söyleyen Sezer, “Hasan Sezai’yle ilgili süreçte olumlu bir karar çıkarsa yine siz oraya geçmek isterseniz orası da açık. Yani sonuçta bunlar bizim evlatlarımız. Nerede mutlu olacaklarsa, nerede daha iyi eğitim alacaklarsa oraya geçsinler. Ama böyle sanki bir taraflar buna karşı, bir taraf var, şuna karşı. Bu açıklığı açık ve şeffaf bir şekilde başından beri bu süreç beraber yönetildi. Buradaki mesele de budur. Hem çocuklarımızla, öğrencilerimizle görüştük. Hem velilerimizle görüştük. Hem sürecin başından beri herkes her şeyi biliyor. Bizim kısıtlılığımızı da biliyorlar. Yani bir alternatif bina sorduk üniversitemize. Oradan da olumsuz cevap geldi. Belediyeye sorduk. Tahsis edeceğiniz uygun bir bina var mı bu süreçte? Oradan da olumsuz cevap geldi. Ne yapalım? Elimizdeki 1. Murat. Onu en iyi şekilde yapacağız, eksiklerini gidereceğiz. Burada devam edeceğiz. Hasan Sezai’yle ilgili olumsuz karar gelirse oradaki çocukları da taşıyacağız” dedi. ‘OĞUL PAŞA KÖPRÜSÜ’NDE SIKINTI YOK’ Yapımı yarıda kalan Oğul Paşa Köprüsü’yle ilgili konuya da açıklık getiren Sezer, “Oğul Paşa Köprüsü’yle ilgili olarak orada yanlış bir anlaşılma var. Orada devam eden bir iş var. O iş için yarım kaldığı, ödeneğinin olmadığı, yapılmayacağı yönünde bir şey var. Bizde hiçbir iş durmaz. Sonuçta ayakları yapılmış oranın ve üst kısmı da kalmış durumda. Onu geçen tekrar teyit ettim. Müteahhit devam edecek ve bu sene bitirecek. O şekilde yarın bir iş zaten uygun değil. Belli teknik sıkıntılar olmuş orada gördüğüm kadarıyla. O teknik sıkıntılar da aşılmış durumda ve müteahhit de devam edecek. Orada bir sıkıntımız yok” diye konuştu.
Olgay GÜLER Edirne Valisi Yunus Sezer, kentin Keşan ilçesine bağlı Saros Körfezi’ne, deniz ekosistemini zenginleştirmek adına, kentin kültürel değerlerinin bulunduğu ‘Minia Edirne’ isimli minyatür şehir batırılacağını söyledi. Vali Sezer, İl Genel Meclisi’nde devam eden 2026 bütçe görüşmelerine gelerek, meclis üyelerine devam eden çalışmalar ve projelerle ilgili bilgiler verdi.
Kentte 2025 yılında yaptıkları çalışmalara değinen Vali Sezer, Keşan ve Enez ilçelerine kıyısı bulunan Saros Körfezi sahiline geniş yer ayırdı. En son geçtiğimiz 3 Haziran’da Su Altı Tarih Müzesi’ne M62 T model tankın batırıldığı bölgede, İbrice Limanı’nın dalış turizminin merkezi haline geldiğini söyleyen Sezer, yeni çalışmayı da açıkladı. Sezer, kentin kültürel varlıklarının taştan yapımıyla oluşturulacak, yapımı süren ‘Minia Edirne’ isimli minyatür şehrin İbrica Limanı’nda batırılacağını söyledi.
‘İBRİCE’DE DENİZİN ALTINA MİNİA EDİRNE YAPILIYOR’ İbrice Limanı’yla ilgili düzenleme çalışmalarının sürdüğünü söyleyen Sezer, “Özellikle dalış turizmiyle ilgili deyince İbrice aklımıza geliyor. İbrice’de yapılan her işle ilgili olarak bir taraftan çok olumlu dönüşler aldık. Çünkü oranın bir dalış turizmi merkezi diyoruz ama ne tuvaleti vardı, ne suyu vardı, ne otopark alanı vardı. Dalış turizmi merkezleri için bir alan oluşturduk. Bunları bir standarda bağlamamız lazım ki buraya gelen insanların kendini güvende hissetmesi ve iyi hizmet alması lazım. Otopark alanlarını düzenledik ve dalış turizmiyle ilgili olarak da yine aynı alanda şimdi bir Minia Edirne projemiz var. Orada taştan, Edirne’nin belli kültürel değerlerini yaptırıp inşallah önümüzdeki yıl için onlar da orada bir batık şehir, artık bir Minia Edirne’yi yapmayı düşünüyoruz” dedi.
‘ATIKLARIN DENİZE DEŞARJINA KATI KURALLAR GETİRİLECEK’ Saros Körfezi’nde atıkların denize deşarjı konusunda daha katı tedbirler alacaklarını belirten Sezer, “Denize deşarj noktasında, kanalizasyon ve diğer noktalarda tedbirlerimizi arttırmamız lazım. Belediyelerimizin orada çalışmalarını arttırması lazım. Onunla ilgili özellikle Tuz Gölü noktasında bir çalışma talimatı vermiştim. Bir çalışma ortaya koyduk. Bir projelendirme yaptık. Oradaki çevre düzenlemesi ve oranın tamamının çöplerden arındırılıp kaçak alanların düzene kavuşturulmasıyla beraber buranın bir turizm lokasyonu olması ve bizim Edirne’mize yakışan bir yer olması için bu sene daha katı ve daha düzenli tedbirlerle devam edeceğiz. Geçen yıl çöpleri kaldırdık. Lavabolar ve belli konteynerleri bir araya topladık. Park alanlarını topladık. Bu sene biraz daha burayı sistematik bir şekilde halk plajlarıyla beraber, daha insanımıza yakışan alanlar oluşturarak düzenlemeye çalışacağız. Bir taraftan da oradaki az önce bahsettiğim gibi özellikle evsel atıkların bertarafı ve denize deşarjıyla ilgili de kesinlikle katı çözümler ve katı kurallar getirilecek. Onun da burada altını çizmiş olalım” ifadelerini kullandı. ‘RESTORASYON ÇALIŞMALARINI NEHRİN ÖBÜR TARAFINA ALMAK İSTİYORUZ’ Kent merkezinde kültürel varlıkların korunmasına yönelik çalışmalar kapsamında, 500’e yakın restorasyon çalışmasının sürdüğünü dile getiren Vali Sezer, “Bir taraftan Saraçlar’daki yeri yapıyoruz. Bir taraftan ayakkabıcılar çarşısı şu anda bitmek üzere. Çokalca Camisi’nden, Şeyh Şüceattin Camisi’ne kadar, Evliya Kasımpaşa Camii’ne kadar, Mevlevihane’den hamam restorasyonlarına kadar birçok alanda restorasyon çalışmaları devam ediyor ve birçoğu da bitme aşamasına geldi. Manyas Karakolu’ndan, konakların ihyasına kadar, sokak düzenlemelerine kadar birçok alanda az önce bahsettiğim gibi çalışmalar yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Yani Selimiye ile Muradiye Camisi arasındaki Muradiye yoluna başlayacağız. Eğer imkanlarımız olur, başka bir mani durum söz konusu olmazsa belki ilimizdeki restorasyon çalışmalarını biraz daha nehrin öbür tarafına doğru almayı düşünüyoruz” diye konuştu.
‘TUNCA’DA KAYIKLAR VE KANOLARLA AKTİVİTELER OLACAK’ Meriç Nehri’nin etrafındaki düzenlemeler, Söğütlük Millet Bahçesi gibi projelerin de bittiğine dikkat çekip, sırada Tunca Nehri ve çevresinin olduğunu anlatan Sezer, “İkinci aşama da Tunca Nehri. Tunca Nehri’yle ilgili olarak da çalışmalara inşallah yakın zamanda başlayacağız. Sarayla ilgili konuyu takip ediyorsunuz. Edirne Sarayı hızlı bir şekilde devam ediyor ve Tunca Nehri’nin içerisinde kazı çalışmaları şu anda yapılmaya başlandı ve orada da inşallah bahsedilen Osmanlı dönemindeki nehrin altının mermer olduğu belirtiliyor. O da belli yerlerde rıhtımlar olduğu belirtiliyor. Onlarla ilgili şu anda kazı çalışmalarını, sondaj çalışmalarını yapıyoruz ve nehri diğer tarafa yani Fatih Köprüsü’nün tarafına verip nehri burada tamamen aşağıya Beyazıt Külliyesi’nin olduğu yere kadar bir temizlik çalışması ve kazı çalışması yapılacak. Nehrin her iki tarafında da seddeler de dikkate alınarak yine orada da bir çevre düzenlemesi ve bir çalışmayı ortaya koymayı düşünüyoruz. Böyle olunca Evliya Kasımpaşa Camisi’nde, oradaki rıhtımdan itibaren yukarıya doğru Tunca Köprüsü ve onun üst kısımlarını alacak şekilde inşallah orada da çok kısa zamanda bu çalışmalar bittikten sonra yine kanolarla, teknelerle oranın da kendine göre daha bir güzelliği var. Çünkü dar bir alan ve ağaçlarla kaplı bir alan. Orada da bu tür çalışmaların olmasını, aktivitelerin olmasını ben çok arzu ediyorum. İnşallah onları da önümüzdeki yıl hedeflerimiz arasına koymayı düşünüyoruz” şeklinde konuştu. ‘TARİHİ ÇEŞMELERLE İLGİLİ ÇALIŞMA BAŞLATTIK’ Edirne’nin tarihi çeşmeleriyle ilgili de çalışma başlattıklarını dile getiren Vali Sezer, “Bir çalışma da tarihi çeşmelerle ilgili başlattık. Edirne’de birçok tarihi çeşme var ve çalışan çeşme görmedim ben şu ana kadar. O tarihi çeşmelerin de şimdi tespitlerini yaptırdık arkadaşlarımızla beraber. Bir tanesinde de bir örnek çalışma yapıyorlar. Fatih Belediyesi’ni de takip ediyorum. Onlar paylaşıyorlar bazen. Benim de böyle bir merakım var. Onlar çok güzel çeşmelerle ilgili çalışmalar yapmışlar. Benzer çalışmayı Edirne’miz için de yapmanın çok güzel olacağına, sokaklardan çeşmelerin akmasının çok güzel olacağını düşünüyorum” dedi.
Mehmet ŞELECİ Yıldırım Beyazıd Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) 1. Murat Lisesi önünde basın açıklması yaparak yaşanan sorunları anlattı ve depreme dayanıksız raporunun açıklanmasını istedi. Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) 1. Murat Lisesi’ne taşınması ile başlayan sorunlar dün bir öğrencinin başına pencere düşmesi ile farklı bir noktaya geldi. EYBAL’da çocukları eğitim gören veliler 1. Murat Lisesi önündeki basın açıklması yaparak sorunu tekrar gündeme getirdi. Veliler adına konuşan Makine Mühendisleri Odası Edirne Şubesi eski Başkanı makine Mühendisi Aziz Avukatoğlu , okulları için hazırlanan depreme dayanıksız raporunun kaomuoyuna açıklamasını istedi.
Avukatoğlu yaptığı konuşmada, öğrencinin başına pencere düşmesinin ardından bir müstahdemin ayağına akıllı tahta çerçevesinin düştüğünü öğrendiklerini söyledi. 1’nci Murat Lisesi’nin denetlemeye alındığını kaydeden Avukatoğlu, şunları söyledi: Üç denetçi gelmiş. Bizim gördüğümüz eksikleri herhalde onlar da görmüştür. Okulun sağlıksız bir okula taşınması bizi çok zor duruma düşürdü. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Biz sadece çocuklarımızın sıhhatli ortamlarda, sıhhatli koşullarda eğitim almasını istiyoruz. Sürekli böyle şey bir durum altında kalmak istemiyoruz. Gergin bir vaziyetteyiz. Biz kimseye düşman değiliz. Benim çocuğum bir hafta okula gitmedi. İki gündür okula gidiyor. İki günde okulda olmayan olay kalmadı ve şu anda da risk taşıyor. Biraz evvel öğrendim ki bodrum katta bir köpek leşi var. Bu bırakın her şeyi de geçtim her türlü bulaşıcı hastalığı taşır. Hava yolu, nefes yoluyla bile hasta olabilir çocuklar. Buna okulda çalışan görevliler de dahil. En çok üzüldüğüm tarafta bütün okullarda Cuma günleri deneme sınavları yapıyor, biz yapamıyoruz. Çünkü niye? Bodrumu hazırlamışlar, havasız ve karanlık olduğu için deneme sınavı yapılamıyor. Demek ki eşit bir eğitim verilemiyor bu okulda. Bunun için de Yıldırım Beyazıd Anadolu Lisesi’nin bu okuldan alınması lazım arkadaşlar. Yani biz savaş vermiyoruz, bizim geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz, bunu anlamamımız lazım. Bizim ne okul idaresiyle, ne Milli Eğitimle, ne valilikle, kimseyle bir şeyimiz yok, kavgamız yok. Biz sadece çocuklarımızı savunmakistiyoruz. Okulda yaşanan pencere düşmesini komplo olarak yorumluyorlar. Size soruyorum; bunu komplo olarak düşünen şahıs, düşecek pencerenin altına oturabilir mi? Herkes için bu geçerli bu sorum, buna cevap istiyorum. DEPREM RAPORU AÇIKLANSIN En çok istediğimiz bir konuda bizim çıkarılmış olduğumuz Yıldırım Beyazıd Anadolu Lisesi’nin çürük raporunun açıklanmasını istiyoruz. Çünkü onun hakkında da değişik yorumlar alıyoruz. Bize emri vaki yapıldı. Bize cuma günü haber verildi, Pazartesi buraya geçtiniz dendi. Depreme dayanıksız raporunun açıklanmasını istiyoruz.
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 5. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay’ın konuşmasıyla başladı.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Türk basınının en güçlü destek mekanizması olan Basın İlan Kurumu’nun, Genel Kurul üyelerinin de katkılarıyla sektörün ihtiyaçlarına cevap veren ve paydaşları geleceğe hazırlayan çalışmalara imza atacağına yönelik inancının tam olduğunu belirtti.
Gazetecilik sahaya inen, haberin merkezine dokunan yayınlarla hayat bulacak
Genel Müdür Çay, sürdürülebilir bir yayıncılık modeli oluşturmak ve gazetecilik meslek standartlarını yükseltmek gibi iki önemli konuda çözüm üretilmedikçe sektörün rekabet gücünün zayıflamasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Gazeteciliğin yalnızca masa başında üretilen metinlerle yürütülebilecek bir meslek olmadığını kaydeden Çay, gerçek gazeteciliğin sahaya inen, haberin merkezine dokunan, toplumun sorunlarını gündemine taşıyan ve yayın politikasıyla fark oluşturan süreli yayınlarla hayat bulacağının altını çizdi.
“Bugün ayakta kalabilen yayınların ortak noktası sahicilik, sahada olmak ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle üretmektir” diyen Çay, yeni dönemde de yerelden beslenen, özgün içerikle fark yaratan ve dijital çağa tam anlamıyla entegre olmuş bir gazetecilik anlayışını desteklemeye kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.
Yapay zekâ, haberciliği güçlendiren bir kaynak olmalı
Basının geleceğinin güçlü yerel ağlara, topluma temas eden hikâyelere ve dijital platformlarda nitelikli içerik üretebilen bir yapıya bağlı olduğunu belirten Çay, şöyle konuştu:
“Yalnızca dijital dönüşümü değil, aynı zamanda özgün içerik üretimini artırmayı da temel bir öncelik olarak görüyoruz. İçeriğin niteliği yükselmeden dijital araçların tek başına bir değer üretmeyeceğinin bilincindeyiz. Dijital dönüşümü konuşurken, yapay zekâ başlığını es geçmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Yapay zekânın medyaya sunduğu arşivleme, görsel üretim ve içerik desteği; doğru kullanıldığında sektöre önemli bir güç kazandıracaktır. Basın İlan Kurumu olarak yapay zekâyı bir dezenformasyon aracı değil, pozitif ve doğrulanabilir haberciliği güçlendiren bir kaynak haline getirmek istiyoruz.”
Genel Müdür Çay, dijitalleşme ne kadar ilerlerse ilerlesin, nitelikli ve etik değerlere bağlı gazeteciliğin sektörün omurgası olduğunu hatırlattı.
‘İstişare’ ve ‘adalet’ temel ilkelerimiz
Genel Müdür Çay, sektörde arzu edilen dönüşümün gerçekleşmesinde istişare ve adalet ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalacaklarını; Kurumun hareket noktasını belirleyecek olan pusulanın ‘adalet’, hedefe ilerlerken takip edeceği yolun ise ‘istişare’ olduğunu ifade etti. Çay, “Paydaşlarımızla ilişkilerimizde hakkaniyeti esas alan, güven oluşturan ve eşit mesafeyi koruyan bir tutumu devam ettireceğiz. Bu yaklaşım yalnızca Kurumumuzun itibarını güçlendirmeyecek aynı zamanda basın sektörüne duyulan güveni de pekiştirecektir” şeklinde konuştu.
Hedefimiz yeni gelir fırsatlarının önünü açmak
Fayda-maliyet dengesinin sağlanmasının zorlaştığı bir dönemde, sistemin sürdürülebilirliğini güçlendirmek için yeni bir değerlendirmeye her açıdan ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Çay, sözlerine şöyle devam etti:
“Kurum olarak temel hedefimiz; süreli yayınlarımızın mevcut gelirlerini korumakla yetinmeyip, yeni gelir fırsatlarının önünü açmak, yayıncılarımızın ekonomik olarak güçlenmesine katkı sunmaktır. Bu kapsamda bürokrasi, kamu kurumları ve sektöre ek kaynak sağlayabilecek tüm mekanizmalarla ilişkilerimizi daha yoğun ve sonuç odaklı biçimde sürdüreceğiz. Nihai amacımız; basın sektörünün kendi ayakları üzerinde durabilen, ekonomik olarak dayanıklı ve rekabet gücü yüksek bir yapıya kavuşmasıdır. Resmî ilan ve reklam gelirlerini yalnızca bir destek unsuru olmaktan çıkararak, yayınların sürdürülebilir büyümesini besleyen stratejik bir araç hâline getirmek istiyoruz.”
Kurumun yalnızca mevzuat düzenlemeleriyle değil; sosyal ve ekonomik destek mekanizmalarıyla da basının yanında durmaya devam edeceğini vurgulayan Çay, sektör adına avantaj sağlayacak yeni iş birlikleri için çalışmalar başlattıklarını aktardı.
Genel Müdür Çay’ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi.
Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu’nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı.
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 5. Genel Kurulu’nun 28 Kasım 2025 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.
Atatükçü Düşünce Derneği, 14. Leo İznik Konsili’nin iznik’ bugün yapacağı ziyareti, “Lozan Antlaşmasını delerek tartışmaya açmak amacıyla planlandı” olarak değerlendirdiklerini açıkladı.
Atatürk’ün 100 yıl önce böyle bir ziyaret ve gösteriye izin vermediği hatırlatılan ADD açıklamasında şunlara yer verildi:
Papa 14. Leo İznik Konsili’nin yıl dönümü bahanesiyle gösteri ve ayin düzenlemek üzere yanına Fener Rum Patriği Bartholomeos’u da alarak bugün İznik’e geliyor ve bunun Papa’nın ilk yurt dışı ziyareti olacağı da özellikle duyuruluyor.
Bu ziyaret ve gösterinin, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un “Ekümeniklik” iddiasını güçlendirmek ve Lozan Antlaşmasını delerek tartışmaya açmak amacıyla planlandığı açıktır.
Büyük Atatürk 100 yıl önce böyle bir ziyaret ve gösteriye izin vermemişti.
Hal bu iken, iktidarın bu ziyarete izin vermesi de, siyaset kurumunun tepkisizliği de anlaşılır gibi değildir, kabul edilemez.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak devletimizi yönetenleri ve yönetmeye talip olanları varlık nedenlerinin ve sorumluluklarının bilinci ile davranmaya davet ediyoruz.