‘Gıda zehirlenmeleri kader değildir’

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Kadir Süzme, gıda zehirlenmelerinin kader olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
“Gıda kaynaklı hastalıklar bireyde akut ve kronik sağlık sorunlarına sebep olduğu gibi, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar, yaşlılar veya kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir ve ölümle sonuçlanabilir” şeklinde konuşan İl Temsilcisi Kadir Süzme, gıda kaynaklı hastalıkların ölüme neden olmadığı durumlarda da sağlık sorunlarının yanı sıra ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini, iş gücü ve üretimi düşürdüğünü sağlık sistemi üzerinde yük oluşturduğunu kaydetti.
İl Temsilcisi Kadir Süzme açıklamasında şunlara değindi:
Yine toplumda gıdalara ve sektöre olan güvenin azalmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, gıda kaynaklı hastalıklar ve zehirlenmelerin üzerinde ciddiyetle durulması ve acil çözümlerin alınması gereken hayati bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.
Gıda zehirlenmesi vakalarının son günlerde artması, Türkiye’de gıda güvenliğinin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha acı şekilde gözler önüne sermiştir. Sadece Kasım ayının ilk 3 haftasında 750’den fazla yurttaşımız gıda zehirlenmesi ile karşı karşıya kalmıştır. Basına yansıyan haberlere göre, Samsun’da bir okul yemekhanesinde hamburger yiyen 5 öğrenci, Karabük’te yardım kermesinde yemek yiyen 28 öğrenci, Kayseri’de bir okulda sucuk festivalinde 80 kişi, Rize’de mevlide gidip yemek yiyen 104 kişi, Bursa’da tavuk pilav yiyen 11 işçi, Trabzon’da düğün yemeği yiyen 100 kişi, Şişli’de bir restoranda yemek yiyen 25 kişi, Gümüşhane’de bir imam hatip ortaokulunda öğle yemeğinde pide ayran tüketen 29 öğrenci, Adıyaman’ın Besni ilçesindeki KYK yurtlarında akşam yemeğinin ardından 70 öğrenci, Sakarya Ferizli ilçesinde açık ceza infaz kurumunda 131 mahkum, Gaziantep İl Göç İdaresi’ne bağlı Geri Gönderme Merkezi’nde verilen akşam yemeğinde 56 mülteci, Kocaeli ‘de özel bir lisede eğitim gören 14 öğrenci kantinden aldıkları tavuk ürününü tükettikten sonra gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.
Tüm bunların altında yatan temel neden, Gıda Güvenliği İlkelerine uyulmamasıdır.
Özellikle toplu tüketim yerlerinde artan maliyetler karşısında düşük kaliteli ürün kullanımı, hijyen gerekliliklerinin yerine getirilmemesi, soğuk/sıcak zincirin kırılması, maliyetten kaçınmak için dezenfektan kullanılmaması-yeterli kullanılmaması, yeterli sayıda teknik personel çalıştırılmaması, restoran, büfe, lokanta, fast food noktaları gibi yerlerde ise düşük kaliteli ürün kullanımı, soğuk/sıcak zincire dikkat edilmemesi, çapraz bulaşıya neden olacak şekilde çalışılması, personel ve alet ekipman hijyeninin yeterince sağlanmaması, gıda üretiminde kullanılan suyun doğrudan tüketime uygun su olmaması, işverenlerin ve bu alanlarda çalışan personellerin gıda güvenliği konusunda eğitimsiz olması gibi hatalar ön plana çıkmaktadır.
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası olarak tekrar uyarıyoruz.
Yerel yönetimler, işporta tarzı, seyyar gıda satışı yapan ve herhangi bir izni veya ruhsatı olmayan bu tür noktalara kesinlikle izin vermemeli, bunlara göz açtırmamalıdır.
Tarım ve Orman Bakanlığı ise tüm gıda üretim ve tüketim noktalarının gerek açılışından önce gerekse faaliyet süresince risk esasına göre etkili ve yeterli denetim yapmalıdır. Denetçi sayısı artmadığı halde denetim sayısının artıyor olması ise etkinliğinin azaldığını göstermektedir. Denetim ekipleri arttırılmalı ve denetim ekipleri içerisindeki gıda mühendisi sayıları da kesinlikle arttırılmalıdır. Çünkü gıda mühendisliği, gıda mikrobiyolojisi, gıda güvenliği konusunda eğitimli ve yetkin olan meslektir.
Hazır gıda sunumunun yapıldığı restoran, lokanta, büfe, fast food noktaları gibi yerler açılmadan önce, hem sahipleri hem de çalışanları gıda güvenliği eğitiminden geçirilmelidir. Bu eğitim, gıda/su/personel hijyeni, gıda güvenliği konularında temel bilgileri içeren nitelikli bir eğitim olmalı, sınavlı ve belgeli olacak şekilde planlanmalıdır. Bir işletmecinin ancak bu belgeyi aldıktan sonra iş yerini açabileceği şeklinde bir yönetmelik Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından acilen hayata geçirilmelidir. Belirli aralıklarla tekrarlanacak bu eğitimlerin verilmesi konusunda gıda güvenliği ve gıda mikrobiyolojisi alanında yetkin olan başta Odamız olmak üzere ilgili meslek odaları görev almalıdır.
Ayrıca, küçük çaplı gıda işletmeleri ve satış noktaları herhangi bir teknik gözetim altında değildir. Bu boşluğun giderilmesi için bir an önce gerekli düzenlemeler yapılarak küçük gıda işletmelerini teknik gözetim altına almak için yetkilendirilmiş gıda danışmanlığı sistemi hayata geçirilmelidir.
Yine zehirlenmelerin sık yaşandığı ve toplu tüketimin çok yoğun olduğu Milli Eğitim Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Gençlik Spor Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Üniversiteler gibi kurumlarda kendi iç kontrol ve denetim süreçleri için Gıda Mühendisi bulundurmaları alınacak önlemlerin başında gelmektedir.
Gıdada yaşanan güvenlik ihlallerinin ve hilelerin önüne geçilememesindeki en önemli etkenlerden bir diğeri ise yaptırımların yetersizliği ve verilen cezaların caydırıcı olmamasıdır. Ceza alan ya da uygunsuzluk tespit edilen bazı firmaların tekrar tekrar isim değiştirerek farklı firmalarla gıda sektöründe devam ediyor olması ise dikkat edilmesi gereken başka bir konudur. Bu tarz yanlışlıkları engellemek için önerimiz Gıda İhtisas Mahkemelerinin ivedilikle oluşturulmasıdır.
Ülkemizde gıda güvenliğinden tam anlamıyla bahsediyor olmak için sayılan bu önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi zorunludur.
Temel bir insan hakkı olan güvenli gıdaya ulaşabilmek ve halk sağlığını korumak, başta iktidar olmak üzere yetkili tüm kurum ve kuruluşların asli görevidir. Kamuoyu önünde bunu bir kez daha hatırlatıyor ve toplum sağlığını korumak için ülkemizde Gıda Güvenliğinin tam olarak sağlamasını talep ediyoruz.

TÜ’de Zeytin Ağacı Günü

Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından “26 Kasım, Dünya Zeytin Ağacı Günü” kutlandı. Etkinlikte, zeytin ağacının kültürel miras, yaşam ve sağlıklı beslenme açısından taşıdığı önem vurgulandı.
UNESCO tarafından ilan edilen Dünya Zeytin Ağacı Günü kapsamında, Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından fakülte ön bahçesinde bir farkındalık etkinliği düzenlendi. Zeytin ağacının tarih boyunca üstlendiği kültürel, ekonomik ve ekolojik rolün yanı sıra, sağlıklı beslenme modellerindeki stratejik önemi etkinliğin odağını oluşturdu.
Etkinlik, Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydan Ercan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Aydan Ercan, Dünya Zeytin Ağacı Günü etkinliğini gelenekselleştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Zeytine yüklenen yaşam, barış ve sağlık gibi anlamlara dikkat çeken Ercan, katılımcılara teşekkür ederek “ağaçlarımız artsın, eksilmesin” temennisinde bulundu.


Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Prof. Dr. Özgül Erol, konuşmasında Dünya Zeytin Ağacı Günü etkinliğinin bu yıl ikincisinin düzenlendiğini ifade ederek Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanına, öğretim elemanlarına ve öğrencilere teşekkür etti. Zeytinin üretkenlik, sağlık ve barışı simgelediğini vurgulayan Prof. Dr. Erol, fakülte için sağlıklı, başarılı, bolluk ve bereket içinde bir yıl temennisinde bulunarak Dünya Zeytin Ağacı Günü’nü kutladı.
Programın kapanış konuşmasını yapan Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, bir tarım bilimci olarak zeytin ağacına duyduğu saygıyı vurgulayarak, yaklaşık 7000 yıldır varlığını sürdüren bu kadim ağacın çok yavaş büyümesine rağmen oldukça uzun ömürlü olduğunu ifade etti.
Girit ve Portekiz’de 3000 yılı aşkın, Manisa Kırkağaç’ta ise 1600 yılı aşkın süredir yaşayan zeytin ağaçlarının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tan, zeytinin zaferin, barışın, gücün ve üretkenliğin sembolü olmasının yanı sıra ülkemiz için de çok değerli bir ticari ürün olduğunu söyledi.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan Dünya zeytinyağı üretiminde İspanya’nın ilk sırada, Türkiye’nin ise İtalya’dan sonra üçüncü sırada yer aldığını hatırlatarak; zeytin ağacının kuraklık, sıcaklık, hastalıklar ve düşük sıcaklıklara karşı dayanıklı bir ılıman iklim bitkisi olmakla birlikte artık Edirne bahçelerinde de yetişebildiğini dile getirdi.


Güney bölgelerdeki zeytinlik alanların turizm ve yapılaşma nedeniyle baskı altında olduğunu, zeytinin doğal ortamından uzaklaşıp dağlara doğru “tırmanmak zorunda kaldığını” ifade eden Prof. Dr. Tan, dikilen bu zeytin ağacının gelecek kuşaklar tarafından da görülebilmesini temenni ederek etkinliğe katkı sunan ve katılan herkese teşekkür etti.
Etkinlik süresince zeytin ağacının tarihsel ve kültürel önemi ile zeytin ve zeytinyağının sağlıklı beslenme ve Akdeniz diyeti açısından değeri vurgulandı.
Dekan, dekan yardımcıları, fakülte öğretim elemanları, idari personel ve öğrencilerin geniş katılımıyla gerçekleştirilen program, zeytin ağacının barış, sağlık ve yaşamın simgesi olarak taşıdığı anlamın bir kez daha hatırlatılmasıyla sona erdi.

Aramızdan ayrılanlar

Screenshot

MEHMET KÖKER VEFAT ETTİ
Gönül Köker’in eşi, Mustafa Köker ve Gökçe Durmaz’ın babaları, Sema Köker ve Şenol Durmaz’ın kayınpederi Nesrin Kılıç, İbrahim Köker ve Nejat Köker’in kardeşi Trakya Birlik’ten emekli Mehmet Köker 67 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Ayşekadın Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.
SALİH ADA VEFAT ETTİ
Süloğlu ilçesi Sülecik köyü sakinlerinden merhume Sacide Ada’nın eşi, Sadık Ada, Fikret Ada, İsmail Ada, Emine Kum ve Mustafa Ada’nın babaları Salih Ada 94 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Sülecik Köy Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.
ZENNUN BAŞARAN VEFAT ETTİ
Lalapaşa ilçesinin Çallıdere Köyü sakinlerinden merhume Kerzıvan Başaran’ın eşi, Menşure Bayraktar, Yüksel ve Zekeriye Başaran’ın babaları Zennun Başaran 84 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Çallıdere Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.
BÜLENT AZSEVEN VEFAT ETTİ
Kirişhane semti sakinlerinden merhum Sarı Lütfi ve Fatma Azseven’in oğlu, Şükrüpaşa İlkokulu öğretmenlerinden Ayşe Azseven’in eşi, Oğuzhan Azseven ve Birgül Çisem Çetiner’in babaları, Mehmet Uğurcan Çetiner’in kayınpederi Bülent Azseven 61 yaşındavefat etti. Merhumun cenazesi dün Süle Çelebi Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
PERİHAN GÜLERYÜZ VEFAT ETTİ
Eski Adliye Başkatibi merhum Mesut Güleryüz’ün eşi, Harun, Emine ve Cüneyt Güleryüz’ün anneleri Emekli Başhemşire Perihan Güleryüz 91 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

TÜ’de Osmanlı İzleri Sempozyumu

Trakya Üniversitesi tarafından Osmanlı medeniyetinin tarihsel ve kültürel yansımalarını ele alan IV. Uluslararası Osmanlı İzleri Sempozyumu gerçekleştirildi. Sempozyumda, Osmanlı’nın siyasi, sosyal ve kültürel mirası farklı disiplinler ışığında değerlendirildi.


Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen programa Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Vali Yardımcısı Şevket Atlı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Sempozyum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tülay Canıtez, dekanlar, müdürler, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren Sempozyum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tülay Canıtez, Osmanlı Medeniyeti Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (OSMER) kuruluş amacının altı asırlık bir medeniyetin izlerini sürmek ve bilimsel çalışmalara katkı sunmak olduğunu ifade etti.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise konuşmasında, Osmanlı medeniyetinin yalnızca bir coğrafya sınırına sıkışamayacak kadar köklü ve geniş bir yapıya sahip olduğunu belirtti. “Bugün izlerini araştırmaya çalıştığımız 600 yıllık medeniyet, adalet ve istimalet üzerine inşa edilmiştir.” sözleriyle dönemin temel anlayışına dikkat çekti.
Vali Yardımcısı Şevket Atlı, bu sempozyumun bilim camiasına, ülkeye ve gönül coğrafyasına hayırlı olmasını diledi. Atlı, programın verimli geçmesi temennisinde bulunarak emeği geçenlere teşekkür etti.
Açılış konuşmalarının ardından Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Crisantem Quartet grubu tarafından müzik dinletisi sunuldu.
Dinletinin ardından sempozyuma verdiği desteklerden dolayı Kilim Grubu Kartaltepe Mensucat Fabrikası Genel Müdürü Nadir Kartal’a, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.
Daha sonra sempozyuma çağrılı konuşmacı olarak katılan Lübnan Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Khaled Omar Thadmori, “İstanbul’dan Beyrut’a II. Abdülhamid Dönemi Moderasyon Projeleri” başlıklı sunumuyla dönem modernleşme yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Açılış programı, Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler ve Vali Yardımcısı Şevket Atlı’nın, Prof. Dr. Khaled Omar Thadmori’ye sempozyuma sağlamış olduğu katkılardan dolayı teşekkür belgesi ve hediye takdim etmeleriyle son buldu.
Öğleden sonra farklı salonlarda çeşitli oturumlarla devam eden sempozyum, bugün gerçekleştirilecek olan çevrimiçi oturumların ardından sona erecek.

Edirne’nin Ekim ihracatı 14.6 milyon dolar


Edirne’de Ekim ayında ihracat 14 milyon 616 bin dolar, ithalat 10 milyon 642 bin dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’de Ekim ayında genel ticaret sistemine göre ihracat %2,0, ithalat %7,2 arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu Ekim ayı ihracat ve ithalat rakamlarını açıkladı. Yapılan açıklamada Edirne’de Ekim ayında ihracatın 14 milyon 616 bin dolar, ithalatın 10 milyon 642 bin dolar olarak gerçekleştiği kaydedildi. Tekirdağ’da Ekim ayında genel ticaret sistemine göre ihracat 278 milyon 603 bin dolar, ithalat 231 milyon 219 bin dolar olarak gerçekleşti. Kırklareli’nde ise Ekim ayında genel ticaret sistemine göre ihracat 23 milyon 801 bin dolar, ithalat 15 milyon 239 bin dolar oldu.
Ekim ayında genel ticaret sistemine göre ihracat %2,0, ithalat %7,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2025 yılı Ekim ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %2,0 artarak 23 milyar 941 milyon dolar, ithalat %7,2 artarak 31 milyar 521 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Ekim döneminde ihracat %3,9, ithalat %6,1 arttı
Genel ticaret sistemine göre ihracat 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %3,9 artarak 224 milyar 469 milyon dolar, ithalat %6,1 artarak 299 milyar 152 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ekim ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat %3,8, ithalat %5,2 arttı
Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2025 Ekim ayında %3,8 artarak 22 milyar 25 milyon dolardan, 22 milyar 826 milyon dolara yükseldi.
Ekim ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat %5,2 artarak 22 milyar 684 milyon dolardan, 23 milyar 865 milyon dolara yükseldi.
Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Ekim ayında 1 milyar 10 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi %4,5 artarak 46 milyar 721 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı %95,8 oldu.
Dış ticaret açığı Ekim ayında %27,6 arttı
Ekim ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %27,6 artarak 5 milyar 938 milyon dolardan, 7 milyar 580 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2024 Ekim ayında %79,8 iken, 2025 Ekim ayında %76,0’a geriledi.
Dış ticaret açığı Ocak-Ekim döneminde %13,3 arttı
Ocak-Ekim döneminde dış ticaret açığı %13,3 artarak 65 milyar 913 milyon dolardan, 74 milyar 683 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2024 Ocak-Ekim döneminde %76,6 iken, 2025 yılının aynı döneminde %75,0’a geriledi.
Ekim ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı %94,4 oldu
Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2025 Ekim ayında imalat sanayinin payı %94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı %3,3, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı %1,6 oldu.
Ocak-Ekim döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı %94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı %3,3, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı %1,6 oldu.
Ekim ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı %68,3 oldu
Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2025 Ekim ayında ara mallarının payı %68,3, sermaye mallarının payı %16,0 ve tüketim mallarının payı %15,5 oldu.
İthalatta, 2025 Ocak-Ekim döneminde ara mallarının payı %68,9, sermaye mallarının payı %14,6 ve tüketim mallarının payı %16,2 oldu.
Ekim ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu
Ekim ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 3 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 423 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 409 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 210 milyon dolar ile Irak, 1 milyon 152 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %30,1’ini oluşturdu.
Ocak-Ekim döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 18 milyar 554 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 13 milyar 811 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 13 milyar 427 milyon dolar ile ABD, 10 milyar 987 milyon dolar ile İtalya ve 9 milyar 883 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %29,7’sini oluşturdu.
İthalatta ilk sırayı Çin aldı
İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Ekim ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 977 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 712 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 326 milyon dolar ile Almanya, 2 milyar 5 milyon dolar ile İsviçre, 1 milyar 828 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın %43,9’unu oluşturdu.
Ocak-Ekim döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 40 milyar 731 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 35 milyar 508 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 24 milyar 598 milyon dolar ile Almanya, 14 milyar 570 milyon dolar ile ABD, 12 milyar 886 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın %42,9’unu oluşturdu.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat %1,7 arttı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2025 Ekim ayında bir önceki aya göre ihracat %1,7, ithalat %4,8 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2025 yılı Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat %2,0, ithalat %7,2 arttı.
Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı %3,4 oldu
Ekim ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı %94,4’tür. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı %3,4’tür. Ocak-Ekim döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı %94,5’tir. Ocak-Ekim döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı %3,6’dır.
Ekim ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı %84,4’tür. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı %12,7’dir. Ocak-Ekim döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı %81,8’dir. Ocak-Ekim döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı %11,5’tir.
İhracat 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde 203 milyar 993 milyon dolar oldu
Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,2 artarak 203 milyar 993 milyon dolar, ithalat %6,9 artarak 280 milyar 748 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Ekim döneminde dış ticaret açığı %14,9 artarak 66 milyar 775 milyon dolardan, 76 milyar 755 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2024 Ocak-Ekim döneminde %74,6 iken, 2025 yılının aynı döneminde %72,7’ye geriledi.

ABD ve Rusya’nın Ukrayna Meselesi

Rusya Federasyonu Ukrayna’yı işgale başladığında bazı görüşlere göre Rusya Federasyonu Ukrayna’nın bir ucundan girip öbür ucundan çıkacaktı. Çıktı mı? Çıkamadı!

Rusya Federasyonu Ukrayna’yı işgale başladığında bazı görüşlere göre ABD, Rusya Savaşı çıkacaktı. Çıktı mı? Çıkmadı!

Rusya Federasyonu Ukrayna’yı işgale başladığında bazı görüşlere göre Rusya Federasyonu Ukrayna’yı işgal ettikten sonra Avrupa’ya yönelecek bu da 3. Dünya Savaşını çıkaracaktı. Çıktı mı? Çıkmadı!

Rusya Federasyonu Ukrayna’yı işgale başladığında bazı görüşlere göre Putin nükleer silah kullanma emri verecekti. Verdi mi? Vermedi!

Bu saydıklarım popülizm rahatsızlığının analiz diye sunulması sonrası ortaya çıkan ve uluslararası politika analizini ciddiyet zemininden uzaklaştıran, alana ihanetin önemli bir merhalesini oluşturan görüşler. Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Bu görüşleri serdedenlerin önemli bir kısmı da aslında alanla ilintili faaliyetlerde bulunmayıp televizyon kanallarına çıkabilmeyi uluslararası politikanın güncel sorunlarını yorumlamak olarak görenlerden oluşuyor.

Bu noktada tabipleri her daim gıpta ile izlemişimdir. Bırakınız kendi alanlarından olmayan birinin alanları hakkında konuşturulmasını alanlarından olan birinin doğruluğu şüpheli bir açıklaması bile bir daha alanda bulunması hususunda önemli zorluklar getiriyor. Oysa ki uluslararası politika alanı maalesef bu şekilde değil. Neyse bu serzenişten sonra dönelim konuya.

Ukrayna işgal girişiminin artık sonuna gelindi. Uzun zamandır ABD’nin zorlaması ile bir ortak noktada buluşulması için adımlar atılıyor. Ne 3. Dünya Savaşı çıkacak ne de Putin düğmelere basacak.

Bunun yerine olacak olan ise tarafların ABD talepleri ile bir masa etrafında oturması. Şimdi bu noktada Rusya Federasyonu yetkilileri ile ABD yetkililerinin barış için masaya oturdukları Trump tarafından açık bir şekilde belirtildi. Yani güç dengesi yeniden oluşuyor. Ortaya çıkan her krizin mutlaka düğmelere basarak biteceği konusunda sansasyonel tutum peşindekilere kötü bir haber daha…

Bu aşamada Türkiye’nin arabulucu olma ihtimali de gündemde. Buna istinaden de bir cümle ile KIRIM UNUTULAMAZ! Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

FATİH VAZİFESİ

Tarih sadece rakamlar ve sığ olaylar vakıası olmamalıdır.
İnsanlığa, haklı, haksız; iyi, kötü; gelişme, gerileme; özgürlük, sömürü gibi NİYET, SEBEP VE EYLEMLER açısından da insanlığa dersler de verici olması gerekmez mi?..
O zaman insanlar Tarihi güzelliklerden de, hatalardan da dersler çıkarıp ibretler alırlar ve de gelecekte, AYNI HATALARI YAPARAK, TARİHİ AYNI ACILARLA TEKERRÜR ETTİRMEZ, DEĞİL Mİ?..
Bu tür soruların yaşanmışlığını da araştırarak, bin yıldan beri, Anadolu halkının MÜSLÜMAN TÜRK İLKELERİ ile yaptığı, DUR DURAK BİLMEYEN müthiş mücadelesinin nedenlerini açıklayalım!..
Önce şunu biliyoruz ki, Sevgili peygamberimiz döneminde, KRALLAR VE DİN SİMSARLARININ SAPKIN ÇIKARLARI İÇİN HALKLARI KANDIRILMIŞ, ACIMASIZCA SÖMÜRÜLEN KAVİMLERİ KURTARMAK VE ONLARI HAK YOLUNDA ÖZGÜRLEŞTİRMEK İÇİN, HALKLARIN TALANINA DEĞİL, NEGATİFLERİN ORDULARINA KARŞI CİHAT VE FETİH SAVAŞLARINI BAŞLATMIŞTI!..
Daha sonra, bu negatif güçlerin köleleri olan halkları özgürleştirmek için, Hz. Muhammet’in CİHAT VE FETİH BAYRAĞINI TÜRKLER DEVRALMIŞLARDIR!..
Kısaca:

Türklerin savaşları köleleştirilmiş hakları özgürleştirmek içinidir. Bu yüzen, savaşlarının gayesi, FETİH olarak adlandırılmıştır.

Kuran’ı Kerim. Sure 9/Ayet 20:
İman edenler, hicret yapanlar, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar, Allah katında daha büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar, dünya ve ahret saadetine kavuşanlardır.
47/31: Andolsun, sizi imtihana sokacağız; ta ki içinizden savaşçıları ve sabır gösterenleri meydana çıkaralım ve haberlerimizi imtihan meydanlarına örnek yapalım.
9/14: Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları öldürsün ve böylece azap etsin; onları perişan etsin; onlara karşı, size zafer versin ve müminler topluluğunun kalplerini ferahlatsın.

Edirne Valiliği adına sahte hesap!

Edirne Valiliği adına sosyal medya hesabı açıldı. Valilikten yapılan duyuruda sahte hesabı açanlarla ilgili yasal işlemlere başlandığı açıklandı.

Vatandaşların uyarıldığı açıklamada şunlara yer verildi:

DUYURU

Değerli takipçilerimiz,

Sosyal medya platformlarında Edirne Valiliği adına oluşturulan sahte bir sosyal medya hesabının bazı kullanıcılarla iletişime geçtiği tespit edilmiştir.

Konuya ilişkin yasal işlemler başlatılmış olup, söz konusu hesabın Edirne Valiliği ile hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır.

Herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına resmi hesaplarımız dışında paylaşım ve hesaplara itibar edilmemesi önemlidir.

Resmî sosyal medya hesaplarımız:

Facebook: facebook.com/share/1Bk9skJy…

İnstagram: instagram.com/edirne_valilig…

X : x.com/edirne_valilig…

şeklindedir.

Gencan, SODEMSEN Disiplin Kurulu Başkanı

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) Disiplin Kurulu Başkanı oldu.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, yerel yönetimler camiasında önemli bir sorumluluk üstlendi. Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası (SODEMSEN) tarafından düzenlenen “Yerel Yönetimlerde Hak Temelli Yönetişim ve Çalışma İlişkileri” çalıştayında Başkan Gencan, SODEMSEN Disiplin Kurulu Başkanı olarak görevlendirildi.
Ankara’da gerçekleştirilen çalıştayda belediyelerin ortak sorunları ve çözüm yolları ele alındı. Yeni görevlendirmesiyle ilgili bir açıklama yapan Başkan Gencan, yerel yönetimler arası iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Başkan Gencan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “SODEMSEN Genel Merkezi’ndeki toplantıda, belediyelerimizin ortak çalışma kültürünü güçlendirmeye yönelik değerlendirmelerde bulunduk. Toplantıda SODEMSEN Disiplin Kurulu Başkanı olarak görevlendirildim. Bu görevi, yerel yönetimlerde adalet ve iş birliğini güçlendirmek adına önemli bir sorumluluk olarak görüyorum. Belediyelerimizin ortak hedefleri için dayanışma içinde çalışmaya devam edeceğiz.”
YENİ GÖREV YEREL YÖNETİMLERDEKİ ROLÜNÜ GÜÇLENDİRDİ
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın bu yeni görevi, yerel yönetimler alanındaki etkisini ve sorumluluğunu daha da artırdı. Başkan Gencan, SODEMSEN çatısı altında hak temelli yönetim anlayışının ve etik çalışma ilkelerinin yerleşmesine katkı sağlayacak.
Başkan Gencan’ın, Edirne’ye yaptığı hizmetlerin yanı sıra, yerel yönetimlerin genel sorunlarına çözüm arayan bu kritik platformdaki yeni pozisyonu, dikkatleri Edirne’ye çevirdi.