TÜ’de sektör temsilcisi öğrenci buluşması

Trakya Üniversitesi’nde düzenlenen “Sürdürülebilirlik Zirvesi – I”, gayrimenkul, üretim ve perakende sektörlerinin temsilcilerini bir araya getirerek sürdürülebilirlik odaklı strateji ve uygulamaların kapsamlı biçimde ele alınmasını sağladı.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Fehmi Yıldız Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, Risk Yönetimi ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. İlknur Taştan, dekanlar, müdürler, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Doç. Dr. İlknur Taştan yaptığı açılış konuşmasında, sektör ile üniversite arasında güçlü bir iş birliği oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, zirve boyunca paylaşılan her katkının yalnızca bugüne değil, geleceğe de yön vereceğini ifade etti.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, zirvenin yalnızca iş dünyasının değil; akademinin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olan sürdürülebilirlik konusuna ışık tuttuğunu dile getirdi.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir ise risk yönetiminin önemine değinerek sürdürülebilirliğin her alanda dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Öğrencilere seslenen Demir, bu tür toplantıların program dışı öğrenme fırsatları sunduğunu belirterek oldukça kıymetli olduğunu ifade etti ve etkinliğin verimli geçmesi temennisinde bulundu.

Açılış konuşmasının ardından sektör temsilcileri, sürdürülebilirlik odağında güncel eğilimleri, kurumsal dönüşüm süreçlerini ve geleceğe yönelik stratejileri değerlendirdi. Bu çerçevede Saya Holding Strateji, İş Geliştirme ve Yatırımlar Direktörü ve Sürdürülebilirlik Lideri Caner Özsaran, holding düzeyinde sürdürülebilir değer yaratma ve dönüşüm modellerini ele aldı. Migros Kalite Yönetim Sistemleri Grup Müdürü Sevil Damatoğulları, perakende sektöründe tedarikten mağazaya uzanan döngüsel değer yaklaşımını anlattı. Sinpaş GYO Sürdürülebilirlik Müdürü Dr. A. Berrak Köten, gayrimenkul sektöründe doğa, insan ve yaşam alanı ekseninde sürdürülebilirlik uygulamalarını değerlendirdi. Beko’da Çevre Mühendisi olarak görev yapan Elif Öztürk ise ürün döngüselliği çerçevesinde kaynak verimliliğinin önemini vurguladı.

Daha sonra Risk Yönetimi ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. İlknur Taştan’ın moderatörlüğünde “Sürdürülebilirlikte Ortak Yol Haritası” konulu panel gerçekleştirildi. Ayrıca program kapsamında öğrencilere yönelik sürdürülebilirlik temalı bilgi yarışması düzenlendi.

Etkinlik, kapanış konuşmaları ve bilgi yarışmasında dereceye giren 10 öğrenciye ödüllerinin verilmesiyle sona erdi.

‘Maden kazaları yapısal sorun’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’de 1941 yılından bu yana maden kazalarında 3 binden fazla madencinin vefat ettiğine dikkat çekerek, bu tablonun kazaların münferit değil; yapısal bir sorun olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Milletvekili Akalın, Madenciler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Yeraltında emek veren tüm madencilerimizi saygıyla anarken, Türkiye’de madenciliğin ağır ve çoğu zaman hayati riskler barındıran bir sektör olmayı sürdürdüğünü bir kez daha hatırlatmak isteriz” diyerek şunlara yer verdi:

“Ülkemizde 1941 yılından bu yana maden kazalarında 3 binden fazla madenci vefat etmiştir. Sadece 2010–2020 yılları arasında kaydedilen vefat sayısı 1.042’dir. Buna ek olarak aynı dönemde kömür ve linyit ocaklarında 568 vefat, 786 kalıcı maluliyet ve on binlerce yaralanma vakası raporlanmıştır. Bu tablo, kazaların münferit değil; yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir.

Son yıllarda ‘kaza sıklığı’ ve ‘kaza şiddeti’ oranlarının yeniden artış eğilimine girmesi, alınması gereken önlemlerin hâlâ tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. 2014 Soma faciasında 301, 2022 Amasra faciasında 42 madencimizin vefatı, madenciliğin ülkemizde ağır sonuçlar doğurmaya devam ettiğini acı biçimde hatırlatmaktadır.

Madencilerimizin emeği, ülkemizin kalkınmasının temel unsurlarından biridir. Bu nedenle temel hedef, her madencimizin ‘sağ salim evine döndüğü’ bir çalışma düzeni olmalıdır. Madenciler Günü, geçmiş kayıplarımızı anmak kadar, daha güvenli, denetimli ve insana yakışır koşullar için ortak sorumluluğumuzu da vurgulama günüdür.”

Haftanın açılış maçı Edirnespor’dan

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 12. hafta perdesi Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Edirnespor  arasında 06 Aralık 2025 Cumartesi günü Ankara’da oynanacak karşılaşma ile açılacak.

Edirnespor’un yer aldığı Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 8 karşılaşmadan 4’ü Cumartesi, 4’ü de Pazar günü oynanacak. Haftanın ilk karşılaşması Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Edirnespor  arasında Cumartesi günü Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı’nda saat 13.00’te başlayacak.

Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü grupta 21 puanlı 4 takımdan biri olarak dikkat çekiyor. Ankara ekibi averajla 3’üncü sırada bulunurken yükselme gayretindeki Edirnespor ise 7 puanla son sırada yer alıyor.

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 13. HAFTA PROGRAMI

06 Aralık 2025 Cumartesi

Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Edirnespor 

Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı – 13.00

İnkılap Futbol Spor Kulübü- Bursa Yıldırım Spor Kulübü 

Ömerli Stadı – 15.00

Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş.- İnegöl Kafkas Spor Kulübü 

Alemdağ Stadyumu –  15.00

Kestel Çilek Spor Kulübü- Galata Spor Kulübü 

Minareli Çavuş Spor Tesisleri – 15.00

07 Aralık 2025 Pazar

Polatlı 1926 Spor Kulübü – Yalova Fk 77 Spor Kulübü 

Polatlı İlçe – 13.00

Çorlu Spor 1947- Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 

General Basri Saran – 15.00

Silivrispor – Bulvarspor 

Silivri Müjdat Gürsu – 15.00

Bursa Nilüfer Futbol A.Ş.- Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 

İbrahim Yazıcı Nilüfer Stadı –  15.00

TEMİZ KENT İÇİN GÖREVE

Valiliğin öncelikle kamu kurumlarını kapsayan sıfır atık projesinin kent temizliğine katkısı yetersizdir. Zaten doğrusu da yerel idarenin yapması gereken ‘temiz kent’ programıdır. 60 yıldır Yıldırım semtindeki vahşi depolamaya son verildiğini ve Hasanağa Köyü sınırları içindeki alana EDİKAB öncülüğünde katı atık tesisi yapıldığını biliyoruz.

İçişleri Bakanlığı’nın 2/10/2007 tarihli ve 62221 sayılı yazısı üzerine, 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 4. Maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 8/10/2007 tarihinde onaylanarak kurulan EDİKAB önce Edirne, Havsa, Süloğlu, Lalapaşa merkezlerini kapsıyordu. 30.10.2014 tarihli kararı ile kurucu üyelere ilaveten Edirne İl Özel İdaresi birlik sınırları içerisinde kalan 96 adet köy ile birliğe üye olmuştur.

EDİKAB tesisi, Trakya Bölgesi’nin en büyük, Türkiye’nin ise ilk beş tesisinden biri olarak faaliyete geçmişti 3 Kasım 2017 tarihinde. 25 Kasım 2018 tarihinden itibaren de tesiste katı atıklardan elektrik enerjisi üretimine geçildi.Tesiste günlük 250 ton atık işlenmekte.

Tesis açıldığında; atıkların evlerde ayrıştırılması aşamasına gidileceği yetkililer tarafından belirtilmişti. Biz de bu heyecan ile iki dernek (EÇGD ve VELİ-DER) olarak eğitim çalışması yapabileceğimizi belirten başvurumuzu yaptık. Sadece merkezlerde yapmayı planlamıştık ama yetkili kişi bu çalışmanın köyleri de kapsamasını belirtince sevincimiz daha da artmıştı. Kentimize gönüllü hizmet edecektik. Zaman geçti, gittik, takip ettik, sorduk. Karşımızda hep duvar, hep duvar. Sanırım henüz o duvarın yıkılıp evde ayrıştırma niyeti yok.

Oysa bugün çok geç kalınmış bir iş var önümüzde. Görsel kirliliği önleyecek, kent sağlığına katkı olacak atıkların evlerde ayrıştırılması. Çağdaş, modern, cumhuriyetçi diye övündüğümüz kentimizde evsel ayrıştırma zamanı çoktan geldi geçti.Tarihi ve doğal güzellikleriyle milyonlarca turistin geldiği kentimizde yerde bir çöp bile olmamalıdır. Bunu başaracak olan da yerel yönetimin ortak akıl ve sorumlu gönüllüler ile kentin tümünü kapsayacak, aşamalı bir plan dahilinde çalışmaya başlamasıdır.

Evlerde doğru şekilde yapılan atık ayrıştırma, çevresel sürdürülebilirliğin temel taşlarından biridir. Çöpe giden her atık, aslında geri dönüştürülebilecek bir kaynak olma potansiyeli taşır. Plastik, cam, kâğıt ya da metal gibi malzemeler geri dönüşüm sürecine kazandırıldığında hem enerji tüketimi azalır hem de doğal kaynaklar korunmuş olur.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye’deki geri dönüşüm tesislerinin yeterli hammaddeye ulaşamaması nedeniyle atık ithalatı yapıldığını söylemişti.Bu nedenle de Avrupa’nın atık deposuyuz. Yani yurt dışından milyonlarca ton atık alıyoruz ama kendi atığımızı düzenli ayrıştırıp değerlendiremiyoruz. Sokaklar, tarlalar, denizler, ormanlar atıklarla dolu.

Ayrıca evde atık ayrıştırma, bireylerin çevre bilinci kazanmasına ve çocukların erken yaşta sürdürülebilir yaşam sorumlulukları edinmesine de katkı sağlar. Küçük bir evin bile düzenli şekilde ayrıştırma yapması, toplumsal ölçekte büyük bir etkiye dönüşebilir.

Belediyemiz Çevre Dostu Kentler Birliği’ne katılmıştı. Bu nedenle sanırım farklı bir temiz kent planını hayata geçirmiş veya geçirecektir. Çünkü bugün en çok eleştiriyi temizlikten ve üst yapıda görünümü bozan görüntülerden almaktadır.

Temiz çevre, ekolojik yaşam farkındalık çalışmaları yıllardır yapılıyor kentimizde. Burada amaç ortak alanlarda, çevrede bulunanların bizleri görerek konu üzerinde düşünmesini sağlamak ve çevreyi kirletmemelerini teşvik etmekti. Bu farkındalık oluştu.

Belediye olarak ne kadar çok plan yapsanız kent temizliği yetersiz kalır. Önemli olan temizlemek değil kirletmemektir. Bu da kentliyle birlikte olur. Her kentlinin ardında bir görevli olamaz. Sistem birlikte kurulabilir ve herkese sorumluluk verilebilir, kentliler sorumluluk alabilir. Kamusal alanlar hepimizindir.

Evlerde ayrıştırma zamanı çoktan geldi geçiyor. Edirne olarak buna hazır olduğumuzu sanıyorum. Hele bir belediyemiz başlasın gayri. Ne bekleniyor?

MEDENİ ÜLKELER

“Medeni ülkeler” derken, halkın içinde, doğa ve tabiat varlıklarını korumak için örgütlenip, güçlerini birleştirip mücadele eden birçok insan evladı var!..
Maalesef, bizim şu an ki karanlığımızda, doğal varlıklara “Yaratan’dan ötürü” değer verip koruyanlar çok çok azınlıkta görünüyor!..
Medeni ülkelerde halk sivil toplum, kuruluşları olarak örgütlüler, planlılar ve de güçlüler!..
Aralarında her konun bilim evlatları, konularının uzmanları, çalışan veya emekliler faal olarak, MADDİ, MANEVİ, GÖNÜLLÜ GÖREVLİLERDİR.
Bu gönüllü görevliler, seçip, memur olarak devlet de göreve getirdiklerinin ne yaptıklarını titizlikle takip ederler.
Eğer, seçtikleri memurlar yanlış veya eksik bir şey yaparlarsa, “BİLİMSEL İSPATLARLA UYARILIRLAR” eğer devlet memuru bu ispatlı uyarıyı gale almazsa, HEMEN, O MEMURU, KURUMU MAHKEMEYE VERİRLER VE HUKUKİ İSPAT SÜRECİYLE, KARARI DOĞRUYA MECBUR BIRAKIRLAR!..
Çünkü aralarında her meslekten, NE YAPACAĞINI BİLEN, DOSDOĞRUSUNU, YANLIŞI, BİLİMLE İSPAT EDEN, hakkı koruyucu evlatları bolca vardır!..
Düşünün, devlet, millet hakkının koruyucusu, yüz binlerce avukat, hâkim, savcı, komutan, aktirist, doktor, akademisyen, öğretmen, yazar, çizer, siyasetçi, esnaf, sanayici, işçi, çiftçi vs.. TOPLUMUN HAKLARINI GÖZETİP, KORUYAN, SİVİL GÖNÜLLÜLER ORDUSU ÇIKARSIZ İŞ BAŞINDADIR.
Çünkü o medeni ülkelerde ki, aydın halk, eğer demokrasi ve doğruluk gözetilip, kontrol altında tutulmazsa, ÜLKELERİNİN GELECEĞİNİN, mafyaların, sömürgecilerin, hırsız, ursuzların elinde murdar olacağını bilirler!…

Demokratik Cumhurriyet’lerde, devlet ve devlet erkânı da, halkın gözetimine muhtaç emanettir. Aynen, doğa ve tabiat varlıklarının korunmasının farz olduğu gibi devlet kurumlarını da, denetlemek, korumak, yanlışlara sapmayı engellemek HALKIN BOYUN BORCUDUR!.Halk hakkını korumak için örgütlenmezse, ne olacağı, dünyada bolca örneklidir.

Kuran’ı Kerim. Sure 4/Ayet 76:

İnananlar Allah yolunda savaşırlar; inkâr edenler de Tağüt, yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın, çünkü şeytanın hilesi zayıftır.

Bir yorumla…(Tağüt: Zalim gücüne, çıkarına tapan, sömürgeci inkârcılar)
2/216: Kısa bir yorumla: “Hak düşmanları ile savaşmak size farz kılındı.”

Pazar yerine ‘SGK’ devri!

Olgay GÜLER

Edirne’de, esnaf kooperatifiyle belediye arasında mahkeme süreci devam eden Ulus Pazarı’nın kurulduğu alanın, Belediye’nin SGK borçlarına karşılık Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilmesi için ilk adım atıldı.

Edirne Belediye Meclisi Aralık ayı olağan toplantısı Belediye’nin Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) meclis toplantı salonunda gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın başkanlık ettiği 2025’in son toplantısında, 3’ü gündem dışı, 14 madde görüşüldü.

Toplantının başında, engelli spor olimpiyatlarında dereceye giren engelli gençlere ödül verildi. Belediye Başkanı Gencan ödül sonrası yaptığı konuşmada, belediye bünyesinde engelli bireylerin bilinçlendirilmesi, yönlendirilmesi, rehabilitasyon işlemlerinin daha verimli olması amacıyla Engelliler Hizmet Birimi kuracaklarını söyledi. Muhtarlık Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olacak birimin kurulması, toplantıda meclis üyelerinin oy birliğiyle kabul edildi.

‘AK PARTİ VALİSİ OLDUĞUNU AÇIKÇA GÖSTERİYOR’

Belediye Meclisi’nde, Edirne Valisi Yunus Sezer’in Ankara ziyareti gündem oldu. Vali Sezer’in Ankara ziyaretinde AK Parti İl Başkanı Belgin İba ve AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’la gitmesini eleştiren CHP’li Belediye Meclis Üyesi Engin Yağcılar, “Hoşumuza gitmeyen bir tablo var. Valimiz, sayın valimiz diyemiyorum, artık AK Parti’nin valisi olduğunu çok açık bir şekilde gösteriyor. AK Parti İl başkanıyla beraber Ankara’da geziyor. Edirne halkı tarafsız, bağımsız, her siyasi partiye eşit mesafede bir vali istiyor. Bu valinin bir siyasi parti temsilcisiyle Ankara’da gezmesi, bir siyasi partinin çalışma arkadaşıymış gibi davranmasını içimize sindiremiyoruz. Bu konuda valilikten bir açıklama bekliyoruz. Amaç Edirne halkına hizmetse Belediye-Valilik işbirliği içerisinde gezebilirdi. Bir vali hiçbir siyasi parti temsilcisiyle Ankara’ya gezemez. Bu Türkiye’nin parti devletine evrildiğinin en net göstergesidir” dedi.

‘DAVET ALSAYDIK, KOŞA KOŞA GİDERDİK’

Belediye Başkanı Gencan da, Edirne’yle ilgili Ankara’da yapılan ziyarette kentin belediye başkanının da bulunmasının önemli olduğuna vurgu yaparak, “Bir Edirne heyeti Ankara ziyaretinde bulunacaksa, burada tabii ki şehrin emini olarak, seçilmiş Edirne Belediye Başkanı olarak bulunmasının en önemli unsur olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu anlamda bir teklif ya da davet almış olsaydık, koşa koşa giderdik. O gün Ankara’da olmasak dahi, koşa koşa giderdik. Ben bu şehri yönetirken, bize oy veren vermeyen, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun hizmet etmek için görev yapıyorum. Hiçbir vatandaşımızı ayırt etmiyoruz. Bizim bakış açımız böyledir, böyle de devam edecektir. Biz birileri gibi şahsi emelleri peşinde koşanlardan değiliz, taş koyanlar değiliz. O taşları kaldırmaya çalışanlarız. Edirne ile ilgili bir şeyler yapılacaksa biz de o sürecin içerisinde olmak isteriz” diye konuştu. 

AK PARTİLİ DEMİR’DEN TEPKİ

CHP’li Yağcıların sözlerine tepki gösteren AK Parti’li meclis üyesi Celal Demir, valinin Ankara’ya AK Parti İl Başkanı’yla gitmesinin normal olduğunu belirtti. Yağcılar’ın ‘AK Parti Valisi’ sözlerini yakışıksız bulduklarını söyleyen Demir, AK Parti İl Başkanı İba’nın da Ankara’ya giderken, kimseden izin almayacağını kaydetti.

ULUS PAZARI YERİ SGK’YA DEVREDİLDİ

Belediye Meclisi’nde, kooperatif yönetimiyle belediye arasında, kapatma davası devam eden Ulus Pazarı’nın kurulduğu alanla ilgili madde de gündeme geldi. Söz konusu alan belediyenin SGK borçlarına karşılık Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) 925 milyon bedelle devredildi. Madde AKP’nin ret oylarına karşılık CHP grubu oylarıyla kabul edildi.

Başkan Gencan toplantı sonunda Edirneliler’i, 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Tanınması’nın yıldönümünde, Dilaverbey Mahallesi’nde kapılarını açacak ‘Konak Edirne’ açılışı ve devamında AKM’de gerçekleştirilecek ‘Cumhuriyet ve Kadın Hakları’ paneline davet etti. Konak Edirne Cuma günü saat 13.30’da açılacak. Açılıştan önce Edirne Belediyesi AKM binasında saat 11.00’deyse ‘cumhuriyet ve Kadın Hakları’ paneli düzenlenecek.

‘Engelli yurttaşlar ciddi engellerle karşı karşıya’

CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, engelli bireylerin eşit ve onurlu yaşam hakkına dikkat çekti.
Balkanlı mesajında şu ifadeleri kullandı:
“3 Aralık, engelli bireylerin yaşamın her alanında eşit yurttaşlar olarak var olabilmesi için toplumsal sorumluluğumuzu hatırlatan önemli bir gündür. Engellilik bir eksiklik değil; toplumun ve devletin erişilebilir yaşam koşulları oluşturma yükümlülüğüdür.
Ne yazık ki bugün Türkiye’nin birçok yerinde engelli yurttaşlarımız eğitimden istihdama, ulaşım ve sağlık hizmetlerinden sosyal yaşama kadar pek çok alanda ciddi engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tabloyu değiştirmek hepimizin görevidir.”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin sosyal adalet ve eşit yurttaşlık ilkesine vurgu yapan Balkanlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“CHP olarak hedefimiz; kimseyi geride bırakmayan, erişilebilir ve adil bir Türkiye inşa etmektir. Engelli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak tüm politikaların takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
Balkanlı, tüm engelli bireylerin ve ailelerinin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü kutlayarak dayanışma mesajı iletti.

Fahiş artış Meclis’te!

Hükümetin açıkladığı yeniden değerlendirme oranı yüzde 25,49, TÜİK’in Aralık ayı kira artış oranı ise yüzde 35,91 olarak belirlenirken, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün 2026 yılı için kiralara yaptığı yüzde 40’lık artış kararı üzerine Türkiye’nin en çok vakıf kiracısına sahip illerinden biri olan Edirne’de başlayan tepkiler Ankara’ya uzandı. Zam kararını Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıyan Edirne Milletvekili Ediz  Ün, kararın hiçbir objektif kritere dayanmadığını, esnafı ekonomik olarak çıkmaza sürüklediğini ve kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Edirne Milletvekili Ediz Ün, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün 2026 yılı için kiralara yaptığı yüzde 40’lık zam kararını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Ün, kararın hiçbir objektif kritere dayanmadığını, esnafı ekonomik olarak çıkmaza sürüklediğini ve kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin en çok vakıf kiracısına sahip illerinden biri olan Edirne’de yapılan bu artışın, hem ekonomik gerçeklerle hem de sosyal adalet anlayışıyla bağdaşmadığını belirten Ün, hükümetin açıkladığı yeniden değerleme oranının yüzde 25 civarında, TÜİK’in Aralık ayı kira artış oranının ise yüzde 35,91 olduğuna dikkat çekerek, “Bu koşullarda yüzde 40 zam, esnafın omuzlarına ek bir yükten başka bir şey değildir” dedi.

“Esnaf Her Yıl Belirsizlikle Yaşamak Zorunda Bırakılıyor”

Her yıl değişen ve öngörülemez şekilde uygulanan kira artışları nedeniyle esnafın iş planlaması yapamaz hâle geldiğini vurgulayan Ün, vakıf kiracılarına yönelik bu uygulamaların tarihî çarşı kültürünü ve esnafın sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini söyledi. Ün, “Küçük esnafı ayakta tutması gereken kamu kurumları, tam tersine üzerlerindeki baskıyı artırıyor” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Ün, soru önergesinde ayrıca farklı kiracılara farklı artış oranları uygulanmasını da gündeme taşıdı. Bazı kiracılara TEFE-TÜFE oranı, diğerlerine ise sabit yüzde 40 artış yapılmasının ayrımcılık niteliğinde olduğunu belirterek, uygulamanın hangi mevzuata dayandığını sordu.

“Vatandaşa Yüzde 35,91 Sınırı Getiren Devlet, Kirayı Yüzde 40 Artırıyor”

TÜİK verilerine göre vatandaşların kendi konut ve iş yerlerini en fazla yüzde 35,91 oranında artırabildiğini hatırlatan Ün, devletin aynı konuda yasaların üzerinde artış yapmasının çelişkili ve adaletsiz olduğunu ifade etti.

“Bu Zam Geri Çekilecek mi?”

Ediz Ün, Bakan Ersoy’a yönelttiği sorularda, başta Edirne olmak üzere tüm vakıf kiracılarının plan yapabilmesi için kira artışlarının tek tip, öngörülebilir ve adil bir sisteme bağlanması gerektiğini belirterek, “Yapılan bu haksız zammı geri çekip makul bir seviyeye indirecek misiniz?” sorusunu da yöneltti.

Milletvekili Ün, esnafın yıllardır yükselen maliyetler ve daralan iş hacmi nedeniyle zor günler geçirdiğini hatırlatarak, “Vakıf kiracılarını ezen bu uygulamayı kabul etmiyoruz. Esnafın hakkını savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Havuz Bakımında Yeni Trend: Doğal Havuz Tuzu Kullanımı Artıyor

Yaz sezonu yaklaşırken turizm tesislerinde, villa işletmelerinde ve site havuzlarında bakım çalışmaları hız kazandı. Uzmanlar, özellikle bu yıl kimyasal kullanımını azaltan, daha doğal ve sağlıklı seçeneklere yönelimin arttığını belirtiyor. Bu seçeneklerin başında ise havuz tuzu geliyor.

Son yıllarda birçok tatil köyü ve lüks villa işletmesi, klor dengesini doğal yollarla sağlayan sistemlere geçerek daha konforlu bir yüzme deneyimi sunmayı hedefliyor. Bu sistemlerde kullanılan yüksek saflıktaki havuz tuzu, suyun berrak kalmasını sağlarken aynı zamanda kimyasal maliyetlerini de ciddi şekilde düşürüyor.


Ustalar ve Tesis Yöneticileri Uyarıyor: Havuz Tuzu Satın Alırken Kalite İlk Kriter Olmalı

Havuz bakım uzmanlarının ortak görüşü, seçim yapılırken en önemli kriterin ürünün saflık oranı olduğu yönünde. Düşük kaliteli ürünler hem ekipman ömrünü kısaltıyor hem de çözülemeyen tuz partikülleri nedeniyle su kimyasında istenmeyen dalgalanmalara yol açabiliyor.
Bu nedenle yöneticilere, tesis sahiplerine ve villa işletmecilerine güvenilir markalardan havuz tuzu satın al önerisi yapılıyor.

Bu noktada sektörün öne çıkan üreticilerinden biri olan Bukettuz, hem turizm tesisleri hem de bireysel havuz kullanıcıları tarafından sıkça tercih ediliyor. Ürünleri doğal tuz kaynaklarından elde ediliyor ve yüksek çözünme performansıyla dikkat çekiyor.


Toptan Havuz Tuzu Talebi Artıyor

Tatil köyleri ve büyük siteler, yıllık bakım planlamalarını yaparken toptan havuz tuzu alımına yöneliyor. Bu hem maliyet avantajı sağlıyor hem de sezon boyunca stok sorunları yaşanmasını engelliyor.

Uzmanlar, artan talep nedeniyle erken dönemde tedarik yapılmasını öneriyor. Özellikle İstanbul, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerindeki tesisler, sezon başlamadan önce alımlarını tamamlayarak hem fiyat avantajı hem de lojistik kolaylığı elde ediyor.

TÜ’de kalp ve damar hastalıklarında ilk!

Olgay GÜLER

Edirne’de Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, kalp ve damar hastalıklarının belirlenmesinde önemli rol oynayan ve az sayıda sağlık merkezinde yapılabilen Stres Kardiyak MR işlemi uygulanmaya başlandı.

Balkanların sağlık merkezi olarak kabul edilen TÜ’de, kalp ve damar hastalıklarının belirlenmesindeki yeni yöntemlerden Stres Kardiyak MR işlemi uygulanmaya başlandı. Kasım ayında ilk uygulaması yapılan işlemle ilgili TÜ Tıp Fakültesi Dekanlık binasında basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya TÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Sedat Üstündağ, TÜ Başhekim Yardımcısı Prof.Dr. Ali Yılmaz, Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Nermin Tunçbilek ve Radyoloji Öğretim Üyesi Prof.Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu katıldı.

‘BİR GİRİŞİME GEREK OLUP OLMADIĞI BELİRLENİYOR’

Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Üstündağ, söz konusu işlemin Türkiye’de sınırlı sayıda sağlık kurumlarında yapıldığını belirterek, “Edirne ili özellikle şanslı çünkü bu işlemler burada yapılıyor. Kırklareli’nden, Tekirdağ’dan, Çanakkale’den sıklıkla insanlar buraya gelerek bu işlemleri yapıyorlar. Stres MR incelemesi kalpte tıkalı damar bulunsa bile, o alan sonradan gelişmiş bir damarla besleniyorsa, tıkalı damara hiç karışmama ve böylelikle hastanın sağlıkla yaşamını sürdürme imkanı veriyor. Biliyorsunuz her bir girişim komplikasyon demek. Bir stent işleminin, bir bypass işleminin zaman zaman komplikasyonları olabilir. Bu işlem gerçekten, bir girişime gerek var mı? Yoksa bu hasta mevcut haliyle de yaşamını sağlıkla sürdürebilir mi? Ona imkan verdiği için çok önemli” dedi. 

‘KARDİYAK GÖRÜNTÜLEME ETKİN BİR ŞEKİLDE YAPILIYOR’

Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Nermin Tunçbilek de, üniversitede kardiyak görüntülemede etkin bir şekilde işlem yapıldığını söyleyerek, “Bölümümüzde kardiyak görüntüleme bir süredir son derece etkin bir şekilde, yüksek kapasite hastaya hizmet verecek şekilde yapılmaktadır. Bu alanda da birlikte çalıştığımız hocamız Doçent Doktor Fethi Emre Ustabaşıoğlu son derece yetkin bir şekilde, gerek Türkiye borduna sahip olarak, gerek Avrupa borduna sahip olarak hizmet vermektedir. Kendisi çok deneyimli bu alanda. Birçok hastanın hayatına dokunarak çalışmaları yapmakta” diye konuştu.

‘KALBE İŞLEM YAPILIP YAPILMAYACAĞINI GÖREBİLİYORUZ’

Stres Kardiyak MR işlemi hakkında bilgi veren Radyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu da, kalbin radyolojik olarak ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesinin son yıllarda hem tanı hem de tedavi süreçlerinde büyük önem kazandığını söyledi.

Ustabaşıoğlu, “Geçtiğimiz ay Kasım ayında ilk kez şehrimizde ve bölgemizde Stres Kalp MR tetkikini başarıyla uygulayarak önemli bir yeniliğe daha imza attık. Diyelim ki sanal anjiyo yaptık bir hastaya, kalp damarında yüzde 90 darlık var. Yüzde 90 darlık, ciddi bir darlık olduğu için bu hasta büyük ihtimalle stentlenecek. Bunda sorun yok. Ancak yüzde 60 darlık var ve hastada da göğüs ağrısı var. Bu darlık, gerçekten kalp kasında bir kanlanma bozukluğu yaratıyor mu? Yaratmıyor mu? Bunu sağlamak için Stres MR uygulaması sırasında kalbe egzersiz yaptırıyoruz. Nasıl yaptırıyoruz bu egzersizi? Adenozin adı verilen bir ilaç kullanıyoruz. Kalbi yoruyoruz. Kalbi yorduğumuzda eğer o damarın beslediği alanda bir bozukluk saptarsak, bu ilacın etkisi geçince de bu bozukluk kaybolursa bu demektir ki buraya bir stent koymak gerekir. Ama tam tersi durumda eğer damarın beslediği alanda bir sorun yoksa stente gerek yoktur. Bu açıdan gereksiz stentlerin önüne geçilmiş olacak. Yani bu işlemle görüntülemeyi yaptıktan sonra kalbe, damarlara işlem yapılıp yapılmayacağını görebiliyoruz ve gereksiz işlemlerin önüne geçebiliyoruz. Bu açıdan da mutlaka kardiyolog doktor arkadaşlarımızla beraber oturup bunu konuşup değerlendirip  ona göre karar veriyoruz” şeklinde konuştu.

‘İŞLEM BİTTİKTEN SONRA HASTA KALKIP GİDEBİLİYOR’

Hastanın, MR çekimi bittikten sonra hastanede yatmasına gerek kalmadığını da belirten Ustabaşıoğlu, “Örneğin anormal çıkışlı bir kalp damarı hastası var. Bu hastanın anormal çıkışı kalp kasında bir kanlanma bozukluğu oluşturuyor mu? Oluşturmuyor mu? Eğer stres MR yaptığınızda orada bozukluğa rastlarsak hastayı bypassa veriyoruz. Ama bozukluğa saptamazsak hasta hayatına devam ediyor. Bir diğer avantajı hasta MR çekimi bittikten sonra kalkıp gidebiliyor. Hastanede kalma süresi yok” ifadelerini kullandı.