MERİÇ’TEN İĞNEADA’YA?

Uluslararası sular kapsamında olan Meriç Nehri ülkemiz için önemli bir su kaynağıdır. Her su gibi ekolojik yapılar bozulmadan insandan yana kullanımı önemlidir. Su akarken yanındaki tarla kuraklıktan verimsiz kalıyorsa bu ayıplanmalıdır. Kıyı tarlaları yanında bölgedeki arazilerin sulanması sağlanmalıdır. Bunun içinde bazı göletler yapılarak suyun bol zamanda toplanması ve kıt zamanda bölge tarlalarının sulanması önemlidir.

Böyle olması gereken sistemi irdeleyince yapılan göletlerin aktarılması ve daha uzağa yeni gölet veya su biriktirme tesisine aktarılmasında planlarına olumlu bakamıyoruz. Çünkü amaç olması gerekene uygun değil. Biraz özel bilgi ve kayda düşen bilgilere bakınca sulama amaçlı denen su biriktirme yerlerinin hedefinin depolanan suların Çerkezköy, Çorlu, Muratlı gibi sanayi bölgelerinin ihtiyacı için yapıldığı ortaya konuyor.

İktidar yatırımlarının verimli kullanılmaması, yatırımların tarımsal amaç ve üretim artışına yapılmaması sonucunda suyu bol bölgemiz kuru tarımla idare etmekte ve kırsaldan kentlere göç hızlanmaktadır.

Dünyada ve ülkemizde suyun değerli olduğu herkesçe dile getirilse de yetkililer üreticinin salma sulamadan yağmurlama sulamaya geçişini sağlayamamıştır. Bu da çiftçiyi yoksullaştırmış, üretimi azaltmıştır. Az olan suyun da boşa gitmesine neden olmuştur. O nedenle öncelikle üreticinin yağmurlama sulamaya teşvik, ödül, ceza gibi yollarla geçmesini sağlanmalıdır.

Meriç suyunun sanayiye aktarılması gizli ve kapalı kapılar ardında olmamalıdır. Bu çalışma Trakya’daki herkesi etkileyecektir. Meriç-İpsala Ovası çeltiğin ana vatanıdır. Bu alanda çeltik dışında sulu tarıma geçilmesi zorunludur.

Trakya bir bütündür. Meriç’in suyu, Ergene’nin kirliliği, Trakya sularının ekolojik ve insani değerlendirilmesi, değerlendirilmesi Çerkezköy ve diğer sanayi bölgelerinin kirliliği, yine bu bölgede arıtma yapmayan tesislerin kirli atıklarını arıtıp Marmara Denizine deşarj yapılması, Istrancalara açılan taş ocakları, yanlış yerlere yapılan rüzgâr enerji tesisleri, İstanbul’un su ihtiyacının bir kısmının Trakya sularından sağlanması gibi tüm sorunlar hepimizi ilgilendirmektedir.

Öte yandan son yıllarda kapalı kapılar arkasında pişirilen, resmi görünürde hiç bilgi-belge olmamasına rağmen basında demeçlerden öğrendiğimiz büyük bir sorun oluşmuştur. Duyulan, okunanlardan öğrendiğimize göre Kırklareli İğneada-Kıyıköy bölgesine nükleer tesis yapılacağını biliyoruz artık. Sorulara resmi yanıt verilmemesine rağmen bakan bu tesisin Çinlilere verildiğini bile söylemektedir.

Sıralama yaparsak; 2040’lardan yansıyan duyumlardan sonra Ocak 2015’te Enerji Bakanı Ali Rıza Alaboyun, doğa katliamına neden olacak üçüncü nükleer santralı Kırklareli’nin İğneada beldesine yapmayı planladıklarını açıkladı.

Ama Ekim 2015’in Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu; İğneada’da nükleer santralle ilgili bir çalışma ve başvuru olmadığını söyledi. Elbette yanlış bilgiydi ve gizlice bir sürü görüşmeler olduğu için Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde birçok kurumun desteklediği protesto eylemi 15 Kasım 2015 Pazar günü İğneada’da gerçekleştirdi. Öte yandan aynı amaçla Trakya’nın 25 belediye başkanı da ortak açıklama ile bu tesise karşı olduklarını beyan etti.

8 Kasım 2022’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Trakya’daki nükleer santralin yer tespiti çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.

24 Mayıs 2024’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Trakya’da yapımı planlanan nükleer enerji santraline yönelik Çin ile görüşmeler yürüttüklerini belirterek “Hükümetler arası anlaşmayı birkaç ay içinde sonuçlandırmak için çalışıyoruz.” dedi.

Bugün tehlike daha görünür oldu. Resmi hiçbir bilgi görünmüyor. Ancak kurumlararası yazışmalar bazen hata ile görünebiliyor. Bu gizliliği aşmanın en etkin yolu kurumların bilgi paylaşımıdır. Bölgemizin kurumları ve başkanlığını Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanının yaptığı Trakya Belediyeler Birliği’nin ortak sesi duyulmalıdır. Sesten sonra da bütçesi ile hukukçuları ile mücadeleye katılmalı ve siyasi tavrı ile de Trakya severliklerini kanıtlamalıdırlar.

Radyasyon sınır tanımadığı gibi partili de ayırmaz. Trakya bölge yaşayanları olarak bölgenin tarihi, tarımı, ticareti, kültürel ve demografik yapısı korunarak sorunsuz gelişme ve üretim artışı sağlanmak zorundadır. O nedenle bir uçta Meriç suyunu korurken diğer uçta İğneada-Kıyıköy kıyısında balık, orman ve su kaynaklarına yapılacak nükleer tesise karşı birleşmeliyiz. Hepimiz Çernobil’in etkisini gördük ve kanser ölümlerinde önlerdeyiz. Çünkü radyasyon sınır tanımıyor.

Soru ile bitirirsek; Cumartesi günü Edirne’de miting yapacak olan Özgür Özel’den bu konuda birkaç cümle etmesi önemli olur ve kendilerine oy veren Trakya halkına da moral, geleceğe yol açma olur.

ACABA ÇELTİK TARIMININ YARATTIĞI SORUNLAR DA AKP’NİN GÜNDEMİNDE Mİ?

AKP Edirne İl Başkanı İBA çeltik üreticisinin sorunlarını Ankara’da Tarım Bakanı’na iletmiş. Herkes cehaletimi mazur görsün ama ben de öğrenmek istiyorum; Nedir bu çeltikçilerin sorunları?
Tüm Edirne’de çeltik üreticisi kaç kişidir?
Bu sektörde çalışan işçi sayısı ne kadardır?
Ekonomiye kazandırdıkları yanında çevreye doğaya verdikleri zarar tartışılmalı mıdır?
Özellikle yer altı suları kullanılarak yapılan tarım saygıdeğer bir tarım mıdır?


Sayın İBA, Sayın Bakana, çeltikçilerin iletilen sorunları yanında anız yakılmasının ve bunların toprağa ve havaya verdikleri zararın önlenemediğini, kesilen cezaların yetersiz ve sembolik olduğunu, anız yakma döneminde bölgede müthiş bir hava kirliliği oluştuğunu, hatta oluşan duman nedeniyle İpsala-Enez karayolunda trafik kazalarının bile yaşandığını ilettiniz mi?
Bilimsel olarak 3-4 yılda bir bu toprakların nadasa bırakılması gerektiği halde bırakılmayıp hoyratça kullanıldığını, bu vatan toprağının gitgide çoraklaştığını da sayın bakana duyurdunuz mu?


Bakan Bey’e; Artık çeltik tarımının, tarım olmaktan çıkıp sermaye sektörüne dönüştüğünü, nitekim hiç tarımdan anlamasam bile bir traktör ve bir işçi ile 100 dönüm araziyi rahatça, hem de oturduğum yerden işleyebileceğimin, önemli paralar kazanabileceğimin mümkün olduğunu anlattınız mı?
Bu sulak ve çok değerli arazilerin planlı bir şekilde kullanılarak alternatif ve emek yoğun üretimlerle çeşitlen-dirilmesi konusunda acaba bir öneri götürdünüz mü?


Ankara’ya gitmişken 1930’lu yıllarda yürürlüğe giren “Çeltik Komisyonu oluşturulması” ile ilgili yasanın bu devirde artık hiçbir önemi kalmadığını, bu yasanın sadece devlet eliyle haraç anlamına gelebilecek para toplamaya yaradığını, toplanan bu paranın gerekli gereksiz şekilde çeltik tarımının, ya da çeltikçilerin sorunlarını çözmek yerine keyfi şekilde harcandığını, olayın takipçisi olması gereken makamlara, hatta SUS PAYI anlamında dağıtıldığını, örneğin bu para ile makam odalarının tefriş edildiği gibi olumsuzluklardan Sayın Bakanın haberdar olup olmadığını sordunuz mu?


Enez’de yaşayanlar ve turizmden beklentisi olanlar olarak bizler, birileri zengin edilirken yaşadığımız bu olumsuzluklara tepkiliyiz. Kaz Dağları ölçeğinde oksijen bolluğu olduğu bilinen havamızın, Gala ve Lagün Göllerimizin kirletilmesine, yer altı sularımızın hoyratça yok edilmesine karşıyız. SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÇELTİK TARIMI İÇİN kurallar konmasını bekliyoruz.
Yerli ya da ithal… Fark etmez. Tüketici olarak pirincin kalitelisini, sağlıklısını ve ucuzunu yemek istiyoruz. O nedenle sorunların show yaparak, bakanla fotoğraf çektirerek, demeçler vererek çözüleceğine inanmıyor ve gülünç buluyoruz. Çözümün Ankara’dan önce yerelde aranması gerektiğini düşünüyoruz.


Bu arada, geçen yıllarda beşyüzbin dönüm arazideki anız yakanlara kesilen ve tahsil edilen idari para cezalarının ne kadar olduğu ile ilgili olarak Enez İl Genel Meclis Üyesi Salih Akar bir soru önergesi verip sonucu da kamu oyuyla paylaşacaktı. Söz vermişti.. Açıkladı da ben mi duymadım…
SONUÇ: Çeltikçilerin sorununun ne olduğu önemlidir. İBA Hanım bu sorunları kamuoyuna açıklamalıdır. Ancak, öncelikle çeltiğin yarattığı sorunlar görmezden gelinmemelidir.

KOŞULLU SEVGİ

İnsanoğlunun en yaygın zafiyetlerinden biri de, “KOŞULLU SEVGİ,”
Yarışmada, en hızlı sen mi koştun?..
Sen mi yüzdün?..
Sen mi dövdün?..
Sen mi gol attın?..
Sen mi, film de, dizi de oynadın?..
Sen mi, gösterişli meslek sahibisin?..
Sen mi, yakışıklısın?.. Sen mi para, servet, cip, mal mülk sahibisin?.
SEVENİNDEN GEÇİLMEZ ORTALIK!. HESAPÇI, ÇIKARCI, KOŞULCU, İLKEL SEVGİLERDEN YIKILIYOR ORTALIK!..
Sade, sakin, mütevazi, kendi halinde, kel oğlan keleş oğlan isen kimsenin gözüne bile ilişmez, görülmez olur, “YOK” sayılır, ne saygı ne sevgi duyanın olur, ezici çoğunlukla!..
Bu satırları niye yazdım?..
Sanat sergimde, üç genç yanıma gelip, benimle tanışıp, sohbet etmek istemişlerdi!..
Tanışırken, “Ben bu eserleri, kendim için değil, sizin için yapanım” diye tanıttım kendimi. Onlar da, “Üçünün de kardeş çocukları olduklarını ve de, falanca dizide oynayan sanatçının adını söyleyerek, onunla da kardeş çocukları oldukları,” şeklinde tanıttılar, kendilerini!..
“Of!..” dedim içimden, “Koşullu sevgi kültürü içinde, SEVGİSİZ büyümek ne kötü!..
Oysa her insan BİRİCİK, başka bir EŞİ BENZERİ YOK!.. SIRF KENDİLERİ OLDUĞU İÇİN, OLDUKLARI GİBİ SEVİLMELERİ İÇİN O KADAR ÇOK SEBEP VARKİ!..
İşte bu KOŞULSUZ SEVGİYİ, KÖPEKLERDEN, KEDİLERDEN, DİĞER HAYVANLARDAN DA ÖĞRENEMEDİ GİTTİ, ŞU İNSAN-OĞLU, be kardeşim!..
O gençlere söylediğim:
“Gençler, kendiniz olmanın kıymetini bilin, çok değerlisiniz hepiniz!..
Değerli olmak için, HİÇBİR KUPAYA İHTİYACINIZ YOK, İNANIN!..”
“Bakın bu sergidekiler, size verilen değerin eserleri!..
Bu yaptığım resim ifadeleri, ne köşeyi dönmek için, ne de kendimi yüceltmek için değil, insanların algılarını, bakış açılarını, farkında oluşlarını yükseltmek içindir.”
Diye anlatmaya çalışmıştım.

Umarım anlamışlardır!..

Kuran’ı Kerim. Sure 40/Ayet 58:
Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla, kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Şükrü Paşa’da yerli malı coşkusu

Edirne’nin köklü eğitim çınarlarından Şükrü Paşa İlkokulu, anlamlı bir etkinliğe daha imza attı. Okulun 2/D sınıfı öğrencileri, “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” kapsamında düzenledikleri programla yerli üretimin önemini yaşayarak öğrendi.

​SINIF DEĞİL, BEREKET SOFRASI!

​Öğretmenleri rehberliğinde hazırlanan minik eller, evlerinden getirdikleri yöresel ürünler ve annelerinin el emeğiyle hazırladığı ikramlarla sınıflarını adeta bir bayram yerine çevirdi. Edirne’nin meşhur lezzetlerinden Anadolu’nun dört bir yanından gelen kuruyemiş ve meyvelere kadar uzanan zengin sofra, miniklerin neşesiyle birleşti.

​SADECE YEMEK DEĞİL, BİLİNÇLİ TÜKETİM

​Etkinlik boyunca öğrenciler sadece ikramların tadına bakmakla kalmadı; yerli malı kullanmanın ülke ekonomisine katkısını da uygulamalı olarak öğrendi. Etkinlikte şu kritik başlıklar öne çıktı:

​Barkod Eğitimi: Öğrencilere bir ürünün Türk malı olduğunu gösteren “869” barkod kodu uygulamalı olarak tanıtıldı.

​Tasarruf Bilinci: Parayı doğru kullanma ve israftan kaçınma üzerine mini sunumlar gerçekleştirildi.

​Yöresel Tanıtım: Her öğrenci, getirdiği ürünün Türkiye’nin hangi bölgesine ait olduğunu arkadaşlarına anlatarak kültürel bir köprü kurdu.

​”YERLİ MALI, YURDUN MALI!”

​Sınıf öğretmeni ve velilerin de katılımıyla gerçekleşen kutlamada, minik öğrenciler hep bir ağızdan yerli malı şiirleri okudu. Veliler, çocukların bu yaşta “milli üretim” bilinciyle yetişmesinin gelecek için çok kıymetli olduğunu vurguladı.

‘Trakya’da nükleer santrale hayır!’

Olgay GÜLER

SOL Parti Edirne Örgütü, Trakya’nın oksijen deposu ve kalbi olarak kabul edilen Longoz Ormanları Milli Parkı’nın altında kalan, Vize ve Demirköy ilçelerindeki ormanlık alana yapılması planlanan nükleer santral projesine tepki göstererek, basın açıklaması gerçekleştirdi.

Trakya’da yıllardan bu yana İğneada yakınlarında yapılması planlanan nükleer santralin yeri geçtiğimiz aylarda belli oldu. Nükleer santral sahasının İstanbul Fatih’e yaklaşık 140, Kırklareli’ne 90 ve Tekirdağ’a 120 kilometre uzaklıkta olduğu görüldü. Santralin, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın hemen altında kalan Vize ve Demirköy ilçelerindeki ormanlık alanda yapılacağı anlaşıldı. Santral sahasının kıyı sınırlarının ise Poliçe Plajı ile Kumçakıl Sahili arasında kalması bekleniyor.

‘SANTRALİN  YERİ AÇIĞA ÇIKTI’

Söz konusu projeye tepki gösteren SOL Parti Edirne İl Başkanlığı, basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı okuyan Parti İl Başkanı Nazım Türkoğlu, Kırklareli’nde yıllardır kamuoyundan gizlenen üçüncü nükleer santral sahasının yerinin artık açığa çıktığına dikkat çekerek, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, bölgede yapılmak istenen bir rüzgar enerji santralini “nükleer santral sahası ile çakışıyor” gerekçesiyle reddetmesi, hükümetin sır gibi sakladığı nükleer alanı açıkça ortaya koymuştur. Kırklareli’nin Vize ve Demirköy ilçeleri arasındaki ormanlık bölge, Poliçe Plajı ve Kumçakıl Sahili arasındaki kıyı hattı, Longoz Ormanları Milli Parkı’nın hemen yanı başı nükleer santral için işaretlenmiştir” dedi.

‘EKOLOJİK YIKIM’

İğneada Longoz Ormanlarının hemen yanı başında planlanan nükleer projenin, Trakya’nın nefesini, suyunu, ormanını ve geleceğini tehdit eden büyük bir ekolojik yıkım ve enerjide dışa bağımlılık projesi olduğu belirten Türkoğlu şunları söyledi:

“Sol Parti olarak açıkça ilan ediyoruz, bu ülkenin ormanlarını, tarım alanlarını, su havzalarını, halkın yaşam alanlarını sermayeye, uluslararası nükleer lobilerine ve iktidarın rant iştahına teslim etmeyeceğiz. Bu bölge; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında orman, tarım ve mutlak içme suyu koruma alanıdır. Ekolojik bütünlüğü en yüksek, en az tahrip edilmiş Trakya ekosistemidir. İstanbul’un havasını, suyunu, yaşam destek sistemini oluşturan doğal bir eşiktir. Bu alana nükleer santral kurulması, yalnızca Trakya’yı değil Marmara ve Karadeniz’i birlikte tehdit etmektedir. Trakya’ya nükleer santral yapmak demek ekolojik kırıma açık davetiye demektir.

‘İSTANBUL İÇİN DE HAYATİ ÖNEM’

Istrancalar, Türkiye’nin en zengin biyoçeşitlilik alanlarından biridir. Kendine özgü flora ve faunasıyla Avrupa ve Anadolu ekosistemleri arasında bir geçiş koridorudur. Longoz Ormanları, deniz çayırları, kum zambakları, içme suyu havzaları ve kıyı ekosistemleri, sadece Trakya için değil, İstanbul’un hava ve su kaynağı için de hayati önemdedir. Bu bölgeye nükleer santral kurmak; İğneada Longoz Ormanlarını geri dönülmez biçimde etkilemek, Bölgenin içme suyu kaynaklarını risk altına almak, Tarım alanlarını, orman ekosistemlerini ve balıkçılığı yok etmek, Trakya’nın iklim dengesini bozmak, Enerjide dışa bağımlılığı artırmak, Aynı zamanda deprem riskleri ve Karadeniz’e doğrudan etki edecek radyoaktif tehlikeler yaratmak demektir. Bu nedenle bu proje ekolojik, bilimsel ve toplumsal açıdan hiçbir meşruiyete sahip değildir. Üst ölçekli planlara aykırı, hukuksuz bir girişimdir.

‘BÖLGEYE ENERJİ TESİSİ YAPILAMAYACAĞI KARARLARI VAR’

Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 ölçekli planlarda söz konusu alan ‘orman alanı’, ‘tarım arazisi’ ve ‘İçme-Kullanma Suyu Mutlak Koruma Alanı’ olarak işaretlenmiştir. Bu planlarda herhangi bir ‘enerji üretim alanı’ kararı bulunmadığı gibi, aksine ormanların mutlak korunması gereken doğal değerler olduğu açıkça yazılıdır. Danıştay’ın geçmiş yıllarda verdiği kararlar da Trakya’nın ekolojik yük sınırını doldurduğunu ve kömürlü termik santral dahil hiçbir ağır enerji tesisinin bölgeye yapılamayacağını hükme bağlamıştır. Ne Mersin’de ne Sinop’ta ne İğneada’da nükleer santral için ‘enerji ihtiyacı’ bahanesi gerçeği yansıtmamaktadır. Ucuz ve istikrarlı enerji iddiası aldatmacadır, nükleer enerji ucuz değildir aksine dünyanın en pahalı elektrik üretimidir.”

‘EKONOMİK VE EKOLOJİK YIKIM REÇETESİ’

Nükleer santralin, hem yapım, hem işletme, hem söküm, hem de atık maliyetleri bakımından en pahalı enerji seçeneği olduğuna da dikkat çeken Türkoğlu şöyle devam etti:

“Teknoloji transferi iddiası bir masaldır. Nükleer santral dışa bağımlılığı azaltmamaktadır, Rusya’ya, Çin’e ve söz konusu diğer ülkelere bağımlılığı kalıcılaştırmaktır. Nükleer yakıtın tamamı yurt dışından gelecektir. Mersin ve Sinop nükleer enerji santral süreci göstermiştir ki bu durum bir enerji politikası değil, ulusal bağımsızlık sorunudur. AKP, enerji ihtiyacını bahane ederek nükleer lobilerle arka kapıdan pazarlık yürütmektedir. Oysa Türkiye’nin gerçek ihtiyacı, nükleer risk, radyoaktif atık, dışa bağımlılık ve ağır maliyet üreten nükleer santral değil kamucu, ekolojik, toplum yararını gözeten bir enerji politikasıdır. Emekçilerin, çiftçilerin, balıkçıların, orman köylülerinin yaşam alanlarını tehdit eden bu proje, ekonomik ve ekolojik bir yıkım reçetesidir.

‘NÜKLEER SANTRALE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ’

Sol Parti olarak, Trakya Platformu’nun, çevre derneklerinin, bölge halkının, bilim insanlarının ve hukukçuların yükselttiği itirazların yanındayız. Trakya başta olmak üzere bölge illerindeki halkımızı nükleer santral projesine karşı birleşik bir mücadele zemininde buluşmaya ve ortak mücadele sürecine davet ediyoruz. İstrancalar’da, Longoz’da, Karadeniz kıyısında nükleer santral kurulmasına asla izin verilemez. Bu proje daha başlamadan durdurulmalıdır. Ormanlarımızın, suyumuzun ve geleceğimizin savunulması için mücadeleyi büyüteceğiz.”

Başkomiser Hüseyin Gıcılı vefat etti

Gülseven OKALANER

Emekli Cinayet Büro Amiri Başkomiser Hüseyin Gıcılı 78 yaşında vefat etti. Denizli Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 27 yılı aşkın bir süre görev yapan Edirneli Hüseyin Gıcılı bir süreden bu yana Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi görüyordu. Merhumu son yolculuğuna uğurlamak içir Edirne Emniyet Müdürlüğü’nden şube müdürü, amir ve çok sayıda meslektaşı Büyük Gerdelli Köyü’ndeki törende hazır bulundu.

Merhum Hüseyin Gıcılı ile merhume Tesella Gıcılı’nın oğulları, Emekli Öğretmen Zehra Gıcılı’nın eşi olan merhumun Gülşah ve Gülçin isimli iki kızları bulunuyor. Merhum Bahattin Gıcılı’nın kardeşi, Aziz Gıcılı’nın ağabeyi, Rahmi Gıcılı’nın amcası olan merhumun cenazesi 16 Aralık Salı günü Süloğlu ilçesinin Büyük Gerdelli Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

TARSİM’de köy bazlı yerine parsel bazlı sigorta!

CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhami Özcan Aygun, Köy Bazlı Verim Sigortası yerine Parsel Bazlı Verim Sigortası sistemine geçileceğini duyurdu. Aygun, yeni sistemin ilk olarak Tekirdağ ilinde uygulanacağını  söyledi.

Tarımsal sigortada (TARSİM) yeni bir poliçe tipine gidildiğini belirten CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhami Özcan Aygun “Zirai don ve kuraklıkta tarımsal sigortanın önemi büyük. Köy Bazlı Verim Sigortası haksız uygulamalara neden oluyor. Çünkü aynı köyde iki taraflı parselin bir tarafında yağış oluyor, diğerinde olmuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’na defalarca söyledik. Sonuçta ikna ettik. Müjdemi veriyorum ki Parsel Bazlı Verim Sigortası sistemine geçiliyor. İlk pilot il Tekirdağ” diye konuştu.

Aygun, TBMM Genel Kurulu’nda yedi yıldır parsel bazlı verim sigortasına geçilmesi gerektiğini söylediğini anımsattı. Zirai Don Olayını Araştırma Komisyonu’nda 28 Mayıs 2025 tarihinde yaptığı konuşmada tarımsal sigortadaki sıkıntılara işaret etmişti.  Kuraklığın ve yağışın aynı köyde farklı parsellerde farklı etki yarattığına vurgu yapan Aygun, “Aynı köyün bir parselinde yağış var, diğerinde yok. Bu sistem devam ederse çiftçi TARSİM’den kaçar. Köy Bazlı Verim Sigortası, birçok çiftçiyi küstürüyor” yönündeki uyarılarının sonuç getirdiğini kaydetti.

Aygun, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın bu eleştirileri dikkate alarak TARSİM’de yeni uygulamalara geçtiği müjdesini verdi. 2026 yılında kayısı, elma gibi dokuz üründe temel sigorta paketi uygulamasına geçileceğini ve Parsel Bazlı Verim Sigortası Uygulamasının ilk kez Tekirdağ’da uygulanacağı müjdesini veren Aygun, “Böylece her üretici ortalama verime göre değil, kendi tarlasındaki verime göre sigorta tazminatı alacak” dedi.

Güneş yanığı riskinin de narenciye ürünlerde teminat kapsamına gireceğini kaydeden Aygun, “Bunlar iklim değişikliği dikkate alındığında önemli uygulamalar olacak” tespitini yaptı.

Aygun, 2025 yılı itibarıyla düzenlenen poliçe sayısının 2.8 milyon adet, ödenen hasar tazminatının 32.6 milyar lira olduğuna işaret ederek, “Parsel Bazlı Verim Sigortası ile poliçe sayısı da artacak” diye konuştu.

Muhalefetten gelen görevini en iyi şekilde yaptığını, eleştirinin dışında model de ortaya koyduğunu anlatan Aygun, “Sayın Bakan İbrahim Yumaklı’ya da sesimizi duyduğu için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Aygun, vekilliği boyunca tarımsal destekleme araçlarından kesilen stopajın çiftçiyi mağdur ettiğini vurgulayarak, 2020 yılında bu stopajın kaldırılması için yasa teklifi sunmuştu.

Bu yönde Genel Kurul’da uzun süre açıklamalar yapan Aygun’un önerisi dikkate alınmış, 2021 yılında yapılan düzenleme ile çiftçilere ödenen desteklerden kesilen stopaj vergisi kaldırılmış ve beş yıl geriye dönük iadesine ilişkin düzenleme yapılarak, 2 milyon çiftçinin önü açılmıştı.

Aygun’un uyarısı ile Çiftçi Kayıt Sistemi değiştirilerek, kolaylaştırılmıştı.

TÜ’den Balkan Harbi Kütüphanesi

Trakya Üniversitesi Yayınları arasından çıkan Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Doç. Dr. Hakan Şallı’nın yazarı olduğu “Edirne Kuşatmasına Vali Halil Bey’in Gözünden Bakmak” adlı kitap ile Trakya Üniversitesi tarafından hayata geçirilmesi planlanan Balkan Harbi Kütüphanesi projesinin tanıtımı yapıldı.

Sultan II.Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi Seminer Salonu’nda yapılan etkinliğe, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in yanı sıra Rektör Yardımcısı ve Trakya Üniversitesi Yayın Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcısı ve Rektör Danışmanı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe, Rektör Danışmanı ve Sağlık Müzesi Sorumlusu Enver Şengül ve diğer davetliler katıldı.

Programda birer konuşma yapan Rektör Yardımcısı ve Yayın Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir ve Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Balkan Savaşı ve Edirne Kuşatması’nın Edirne’nin tarihsel sürecindeki anlam ve önemine değinerek, Üniversitenin bu konunun araştırılması, bilgi ve belgelerin gelecek kuşaklara aktarılması konusundaki görev ve sorumluluğunun artarak devam edeceğini vurguladı.

Daha sonra kitabın yazarı Doç. Dr. Hakan Şallı, Edirne Kuşatmasının önemli figürlerinden dönemin Valisi Halil Bey ve kitabın yazım süreci ile ilgili bilgiler verdi. Edirne Kuşatması ile ilgili araştırmalarda olaya daha çok askeri yönetim penceresinden bakıldığını; ancak bu çalışma ile ilk defa sivil bir idarecinin gözünden olayın anlatıldığını dile getirerek bunun oldukça önemli olduğunu söyledi.

BALKAN HARBİ KÜTÜPHANESİ

Programda ayrıca Trakya Üniversitesi tarafından hayata geçirilmesi planlanan Balkan Harbi Kütüphanesi projesinin tanıtımı da yapıldı. Trakya Üniversitesi, Balkan Savaşı’nda önemli yeri olan Edirne Tren Garı alanı içinde, bu alanda yayınlanmış, kitap, dergi, araştırma, tez, tarihi belge ve fotoğrafları bir araya toplayacak bir kütüphane oluşturmayı hedefliyor.

FETÖ’ye yeni operasyon

Edirne’nin de aralarında bulunduğu 39 il’de FETÖ’ye yönelik son 2 haftadır polisler tarafından devam eden

Edirne’nin de aralarında bulunduğu 39 il’de FETÖ’ye yönelik son 2 haftadır polisler tarafından devam eden operasyonlarda; 160 şüpheli yakalanırken, 90’ı tutuklandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, FETÖ’YE yönelik son 2 haftadır polisler tarafından devam eden operasyonlarda 160 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Bakan Yerlikaya, şunları söyledi:

“FETÖ’nün kriptolu haberleşme programı ByLock kullanıcısı olan,

Ankesörlü telefonlarla örgüt içindeki şahıslarla haberleşmeyi sürdüren,

FETÖ’nün dışişleri bakanlığı mahrem hizmetler yapılanması, güncel yapılanması, eğitim yapılanması ve finans yapılanması, askeri mahrem yapılanması ve mahrem yapılanmalar içerisinde faaliyet gösteren, 160 şüpheli Polislerimiz tarafından yakaladı. 90’ı tutuklandı. 52’si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.

Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile EGM TEM Daire Başkanlığımız, KOM ve İstihbarat Başkanlıklarımız koordinesinde; Emniyet Müdürlükleri TEM ve KOM Şube Müdürlüklerince;

Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Bartın, Batman, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Manisa, Mardin, Mersin, Nevşehir, Ordu, Sakarya, Sinop, Şırnak, Tekirdağ ve Tokat’ta gerçekleştirilen operasyonlarda;  haklarından kesinleşmiş hapis cezası ve aranma kaydı bulunanlar da yakalandı.

Milli iradeye karşı kurulan tuzaklar bir bir bozuluyor. Devletimizin bütünlüğüne, milletimizin huzuruna kastedenlerle mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor!  Emeği geçenleri tebrik ediyorum.”

CHP’de miting mesaisi

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in 20 Aralık 2025 Cumartesi günü Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştireceği Edirne mitingi öncesinde CHP’li Belediye Başkanları Lalapaşa’da, ilçe başkanları da Edirne’de bir araya geldi.

BELEDİYE BAŞKANLARI LALAPAŞA’DA

Edirne CHP’de Özgür Özel’in mitingine hazırlıklar devam ediyor. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ve Edirne genelindeki CHP’li ilçe ve belde belediye başkanları Lalapaşa ilçesinde buluştu. Toplantıda belediyelerin çalışmaları ve işbirliği imkanları da değerlendirildi.

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Lalapaşa ilçesinde; ilçe ve belde belediye başkanları ile bir araya gelerek kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdiklerini belirtti. Gencan, “Ortak akılla, iş birliği içinde yürüteceğimiz çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunduk. Birlikte üreten, birlikte planlayan ve birlikte yol alan bir yerel yönetim anlayışıyla; kentimizin her köşesi için durmadan çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

İLÇE BAŞKANLARI TOPLANTISI

Edirne’nin CHP İlçe Başkanları ise CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı yönetiminde aylık değerlendirme toplantında bir araya geldi.

İl başkanlığından yapılan açıklamada, “Edirne’mizin her ilçesinin sorunlarını, örgütsel çalışmalarımızı ve önümüzdeki dönemin yol haritasını birlikte ele aldık.Dayanışma, ortak akıl ve kararlılıkla; ilk seçimde iktidar olmak ve Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırmak için Edirne’de durmadan çalışmaya devam ediyoruz” denildi.

Lalapaşa ve Edirne’de gerçekleştirilen toplantılarda mitingle ilgili hazırlıklarında ele alındığı bildirildi.