Aramızdan ayrılanlar

FERHAN GÖKAT VEFAT ETTİ
Küçükpazar semti sakinlerinden Türkiye Elektrik Kurumu’ndan emekli Bülent Gökat’ın eşi, Buket ve Demet ile Ayşegül ve Ziya Yiğiter’in anneanneleri, Ferhan Gökat 73 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi dün Lala Şahin Paşa Mezarlığında öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
ŞEVKET ELDİYAR VEFAT ETTİ
Merhum Ahmet Eldiyar ve merhume Naime Eldiyar’ın oğulları, Özcan Eldiyar ve Serpil Eldiyar’ın kardeşleri, Şevket Eldiyar 56 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Yıldırım semti Ak Mescit Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.

ADD’den Hablemitoğlu’na anma

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Yönetim Kurulu , 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybeden tarihçi, akademisyen yazar Doçent Dr. Necip Hablemitoğlu’nu katledilişinin 23. yılında saygıyla andı.

ADD Edirne Şubesi’nden yıldönömü dolayısıyla yapılan yazı açıklamada şunlara yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk’ün manevi mirasçısı olarak ‘evet, değer’ diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!” diyen Necip Hablemitoğlu, 28 Kasım 1954 tarihinde Ankara’da doğdu.1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora yaptı. Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yaptı. Orta Avrupa ve Balkanlar’da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve şehitlikler konusunda alan çalışmaları yürüttü. Ankara Üniversitesi’nde yirmi yıl süreyle Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi derslerini verdi.

Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yapan Hablemitoğlu, Orta Avrupa ve Balkanlar’da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve Türk şehitlikleri konularında alan çalışmaları yürüttü. 1995-1996 yılları arasında Moldova’da Gagavuz Türkleri’nin Latin alfabesine geçişi ile ilgili olarak danışmanlık hizmeti verdi. Buradaki görevi sırasında, Cumhuriyet döneminin başlarında bu bölgede Atatürk tarafından görevlendirilen öğretmenlerin bulunduğunu belirleyerek, bu öğretmenlerin bugün yaşayan öğrencilerinin anılarını derledi ve bir kısmını “Kemal’in Öğretmenleri” başlığı ile yayınladı.

İlk kitabı, II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet Rusya tarafından Kırım Türkleri’nin kendi topraklarından zorunlu göç ettirilişini anlatan ve 1974 yılında yayımlanan ‘Yüzbinlerin Sürgünü’dür. Hablemitoğlu’nun Türkiye dışında yaşayan Türk toplulukları ve Kırım Türkleri konusunda yayınlanmış tarihi belgelere dayalı çok sayıda makalesi de bulunmaktadır. Kırım Türkleri’nin Türkçü lideri İsmail Gaspıralı’ya ait tarihi belgelerden oluşan bir arşive de sahipti.

Türkiye’de ve yurt dışında faaliyet gösteren bölücü terör örgütleri ve Alman vakıfları ile Avrupa Birliği uyum yasaları içinde yer alan vakıflar yasası konularında çeşitli araştırmaları bulunan Hablemitoğlu, çalışma alanına ilişkin Türkiye’de ve yabancı ülkelerde sempozyum, panel gibi toplantılarda sayısız konferanslar verdi, çeşitli televizyon ve radyo programlarına katıldı ve bu çalışmalarını Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası adlı kitabında topladı.

Hablemitoğlu, katıldığı televizyon programlarında FETÖ örgütünün illegal yapılanmasından bahsetti. 18 Haziran 1999 günü ATV’de Fetullah Gülen’e ait dikkat çeken bir görüntü yayımlandı. Gülen’in görüntülerde, ‘Adliye, Mülkiye veya başka bir hayati müessese de (TSK’yı kastediyor) arkadaşlarımızın mevcudiyeti, bizim garantimizdir. İstikbale yürümek için sistemin püf noktalarını keşfedin’ ifadelerini kullanması, kamuoyunda infiale neden oldu.

FETÖ’yü deşifre eden ilk gazetecilerden olan,Özellikle “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” kitabından dolayı eleştiriler ve Fethullah Gülen hakkında tamamlayamadığı ‘Köstebek’ isimli kitabından dolayı tehditler alan tarihçi, akademisyen yazar Doçent Dr. Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayata gözlerini kapadı.

Öldürüldüğü için tamamlayamadığı Köstebek isimli araştırma kitabında FETÖ hareketinin örgütlenmesini yazdı. Kitap, vefatından sonra bitirilememiş haliyle yayınlandı. Bu kitabında FETÖ mensuplarının yabancı devletler adına gönüllü casusluk yaptıklarını da yazmıştır.

Hablemitoğlu, cinayetinin ardından FETÖ örgütünün yayın organlarından Zaman gazetesi, dava seyrini çarpıtan haberlerle cinayetin çözülmesini uzun süre erteletmiştir. Ancak, FETÖ mensubu savcıların yürüttüğü davanın tamamen kumpas olduğu anlaşılmıştır.

Soruşturmayı yürüten emniyet yetkililerinden alınan bilgilere göre saldırı 20.45’te gerçekleşti. Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi’ndeki ‘Devrim Tarihi’ konulu dersini verdikten sonra kendi kullandığı 06 TF 647 plakalı özel aracıyla Portakal Çiçeği 40 numaradaki evine döndü. Aracını, apartmanın önüne park eden Hablemitoğlu, apartmana girmek üzere arkasını döndüğü sırada kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin saldırısına uğradıve olay yerinde hayatını kaybetti.

“Türkiye’deki tüm ulusalcıları, Fethullahçı tehlikeye karşı çok geç olmadan birlikte hareket etmeye; istihbarat birimlerindeki Fethullahçı unsurların temizlenmesi için kamuoyu oluşturmaya çağırıyorum.” diyen Necip Hablemitoğlu’nu katledilişinin 23. yılında saygıyla anıyoruz.

Keşan Belediye personeline indirimli sağlık hizmeti

Keşan Belediyesi ile Özel Keşan Hastanesi arasında, belediye personeline yönelik sağlık hizmetlerinde indirim uygulanmasını kapsayan Sağlık Hizmetleri İndirim Protokolü imzalandı.

İmza törenine; Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, Özel Keşan Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Tayyar Sayim Tavşanoğlu, Genel Müdür Sadık Ceylan ile Halkla İlişkiler ve Kalite Direktörü Çiğdem Çeliktuğ Öztürk katıldı.

Protokol kapsamında belediye personeline indirimli sağlık hizmeti sunulacağını belirten Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan,“Özel Keşan Hastanesi ile belediye personelimize indirimli sağlık hizmeti sunulmasına yönelik bir protokol imzaladık. Personelimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Protokole ilişkin detayları paylaşan Halkla İlişkiler ve Kalite Direktörü Çiğdem Çeliktuğ Öztürk ise şu bilgileri verdi:

“İmzalanan protokol; Keşan Belediyesi çalışanları ile birlikte birinci derece yakınları olan anne, baba, eş, çocuk ve kardeşleri kapsamaktadır. Belediye personel kartlarıyla hastanemize başvurmaları halinde; tahlil, tetkik, tedavi ve ameliyatlarda %10 indirim uygulanacaktır. Estetik amaçlı işlemler ve özel nitelikli uygulamalar protokol kapsamı dışındadır. Belediye çalışanlarımıza sağlık alanında hizmet vermekten memnuniyet duyacağız.”

Özel Keşan Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Tayyar Sayim Tavşanoğlu da yaptığı açıklamada, “İmzalanan sözleşmenin hayırlı olmasını diliyorum. Sağlık alanında imkânlarımız dâhilinde Keşan Belediyesi personeline destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yesevi Hareketi’nden Mevlana Haftası kutlaması

Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, Mevlana Haftası ve 752.Vuslat Yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, “O, hiç sönmeyecek sevgi güneşidir” dedi..

Cankaloğlu, insanlığa ışık tutan Mevlana’nın 752.vuslat gününün kutlandığını hatırlatarak, şunları kaydetti.

“Vuslat sevgiliye kavuşmaktır. Mevlana bu günü düğün günü olarak nitelemektedir.

Sevgiliye kavuşmasının 752. yılında çoğalan bir sevgi ve saygıyla anılmak ne büyük bir bahtiyarlıktır. Sevgi, bilgi, öğrenme, öğretme, hoşgörü ile donanmış 804 yıllık bir ömrün felsefesi yaradan ve onun yarattıklarını anlamaya dayanan sonsuz bir aşktır.

Eserlerinde bizlere; kendi ile barışık huzurlu,Allah’ın kendisine verdiği maddi ve manevi güzelliklerin farkında olan, O’na şükreden,zorluklar karşısında nasıl düşünüp hareket edeceğini bilen,hoşgörülü,sevgi dolu bir insan olabilmenin yollarını öğretir.

Mevlana’nın alçak gönüllülükte, kabahatleri, kusurları örtmekte, cömertlikte sınır tanımayan, hiddet ve kızgınlığın ortadan kalktığı, hoşgörünün sonsuz olduğu, şefkat ve merhameti her yerde davet eden mesajları insanlığı sarmıştır. 752 yıl kıymetinden eksilme olamamışsa, bunun bir sebebi Mevlana’nın mesajlarının evrensel oluşundan ve ışığını Hak’dan almasındandır. Bütün bunlara insanlık alemi ne kadar da muhtaçtır.”

Gelişim Ligi’nde ilk yarı tamam

Şükrüpaşa U14

Cemal KUDAY

Edirne Şükrüpaşa Spor ve Edirne Birlik Spor’un U14 ve U15, Edirne Şükrüpaşa Spor’un U16 ve U17’de yer aldığı Gelişim Ligi’ndeki ilk yarı maçları tamamlandı. Edirne’nin liglerde mücadele eden 6 takımından ilk yarıda en başarılı performansı sergileyen isim U16 Gelişim Ligi’ni 27 puanla 3. sırada tamamlayan Şükrüpaşa Spor oldu.

U14 Gelişim Ligi’nde Edirne Birlik Spor ve Şükrüpaşa Spor, U16 ve U17’de Şükrüpaşa Spor ilk yarının son maçında rakiplerini yenerken, U15 Gelişim Ligi’nde Edirne Birlik Spor berabere kaldı, Şükrüpaşa Spor ise haftayı puansız kapayan tek takım oldu.

U14 ve U15 Gelişim Ligi’nde ikinci yarı 21 Aralık 2025 Pazar günü,  U16 ve U17 Gelişim Ligi’nde ise 27 Aralık 2025 Cumartesi günü start alacak.

Edirne Birlik U14

U14 GELİŞİM LİGİ

U14 Gelişim Ligi’nin 15.  haftasında Edirne Birlik Spor, Yıldırım İbrahim Acar sahasında Çerkezgücü Spor’u 6-3’lük skorla geçerken, Edirne Şükrüpaşa Spor ise Yeniimaret Sahası’nda Kepezspor’u 4-2 geçmeyi başardı.

İlk yarının son haftasındaki sonuçlar şöyle:

Çorlu Belediye Futbol Kulübü 3-2 Beylikdüzü Yakuplu Spor   

Prestij Atletik Spor Kulübü 0-6 İstanbul Beylikdüzüspor          

Edirne Şükrüpaşa Spor 4-2 Kepezspor

Silivrispor 2-3 Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk

Lüleburgaz Atletik Spor – Çorlu Spor 1947      

Edirne Birlik Spor 6-3 Çerkezgücü Spor          

Granny’s Waffles Kırklarelispor 2-2 Büyükçekmece Belediye SpOR

Edirnespor 0-3 çerkezköy 1923 Spor Kulübü   

Edirne Birlik U15

U15 GELİŞİM LİGİ

U15 Gelişim Ligi’nin 15.  haftasında Edirne Birlik Spor, Yıldırım İbrahim Acar sahasında Çerkezgücü Spor ile 2-2 berabere kalırken, Edirne Şükrüpaşa Spor ise Yeniimaret Sahası’nda Kepezspor’a 3-2 mağlup oldu.

Şükrüpaşa U15

İlk yarının son haftasındaki sonuçlar şöyle:

Çorlu Belediye Futbol Kulübü 5-2 Beylikdüzü Yakuplu Spor   

Prestij Atletik Spor Kulübü 1-4 İstanbul Beylikdüzüspor          

Edirne Şükrüpaşa Spor 2-3 Kepezspor

Silivrispor 0-3 Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk

Lüleburgaz Atletik Spor 1-0 Çorlu Spor 1947

Edirne Birlik Spor 2-2 Çerkezgücü Spor          

Granny’s Waffles Kırklarelispor 3-2 Büyükçekmece Belediye Spor

Edirnespor 0-3 Çerkezköy 1923 Spor Kulübü  

Şükrüpaşa U16

U16 GELİŞİM LİGİ

U16 Gelişim Ligi’nin 13. haftasında Edirne Şükrüpaşa Spor deplasmanda Süleymanpaşa Namık Kemal Spor’u Tekirdağ Karadeniz 1 Nolu Saha’daki karşılaşmada adeta gole boğdu: 0-5

İlk yarının son haftasındaki sonuçlar şöyle:

Granny’s Waffles Kırklarelispor 4-1 Prestij Atletik Spor Kulübü

Silivrispor 1-1 Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü

İstanbul Trabzonspor 2-0 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü    

Büyükçekmece Gençordu Spor 0-0 Büyükçekmece Belediye Spor        

Tekirdağspor 3-1 Fevzipaşaspor          

Süleymanpaşa Namık Kemal Spor 0-5 Edirne Şükrüpaşa Spor  

Çorlu Belediye Futbol Kulübü 4-0 Çanakkale Gençlerbirliği Spor

Şükrüpaşa U17

U17 GELİŞİM LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor, U17 Gelişim Ligi’nin 13. haftasında n Tekirdağ deplasmanında Süleymanpaşa Namık Kemal Spor’u Karadeniz 1 Nolu Saha’daki karşılaşmada 3-1 yenmeyi başardı.

İlk yarının son haftasındaki sonuçlar şöyle:

Granny’s Waffles Kırklarelispor 4-0 Prestij Atletik Spor Kulübü

Silivrispor 4-0 Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü

İstanbul Trabzonspor 4-0 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü    

Büyükçekmece Gençordu Spor 0-6 Büyükçekmece Belediye Spor

Tekirdağspor 2-2 Fevzipaşaspor          

Süleymanpaşa Namık Kemal Spor 1-3 Edirne Şükrüpaşa Spor   Çorlu Belediye Futbol Kulübü 2-0 Çanakkale Gençlerbirliği Spor

MERİÇ’TEN İĞNEADA’YA?

Uluslararası sular kapsamında olan Meriç Nehri ülkemiz için önemli bir su kaynağıdır. Her su gibi ekolojik yapılar bozulmadan insandan yana kullanımı önemlidir. Su akarken yanındaki tarla kuraklıktan verimsiz kalıyorsa bu ayıplanmalıdır. Kıyı tarlaları yanında bölgedeki arazilerin sulanması sağlanmalıdır. Bunun içinde bazı göletler yapılarak suyun bol zamanda toplanması ve kıt zamanda bölge tarlalarının sulanması önemlidir.

Böyle olması gereken sistemi irdeleyince yapılan göletlerin aktarılması ve daha uzağa yeni gölet veya su biriktirme tesisine aktarılmasında planlarına olumlu bakamıyoruz. Çünkü amaç olması gerekene uygun değil. Biraz özel bilgi ve kayda düşen bilgilere bakınca sulama amaçlı denen su biriktirme yerlerinin hedefinin depolanan suların Çerkezköy, Çorlu, Muratlı gibi sanayi bölgelerinin ihtiyacı için yapıldığı ortaya konuyor.

İktidar yatırımlarının verimli kullanılmaması, yatırımların tarımsal amaç ve üretim artışına yapılmaması sonucunda suyu bol bölgemiz kuru tarımla idare etmekte ve kırsaldan kentlere göç hızlanmaktadır.

Dünyada ve ülkemizde suyun değerli olduğu herkesçe dile getirilse de yetkililer üreticinin salma sulamadan yağmurlama sulamaya geçişini sağlayamamıştır. Bu da çiftçiyi yoksullaştırmış, üretimi azaltmıştır. Az olan suyun da boşa gitmesine neden olmuştur. O nedenle öncelikle üreticinin yağmurlama sulamaya teşvik, ödül, ceza gibi yollarla geçmesini sağlanmalıdır.

Meriç suyunun sanayiye aktarılması gizli ve kapalı kapılar ardında olmamalıdır. Bu çalışma Trakya’daki herkesi etkileyecektir. Meriç-İpsala Ovası çeltiğin ana vatanıdır. Bu alanda çeltik dışında sulu tarıma geçilmesi zorunludur.

Trakya bir bütündür. Meriç’in suyu, Ergene’nin kirliliği, Trakya sularının ekolojik ve insani değerlendirilmesi, değerlendirilmesi Çerkezköy ve diğer sanayi bölgelerinin kirliliği, yine bu bölgede arıtma yapmayan tesislerin kirli atıklarını arıtıp Marmara Denizine deşarj yapılması, Istrancalara açılan taş ocakları, yanlış yerlere yapılan rüzgâr enerji tesisleri, İstanbul’un su ihtiyacının bir kısmının Trakya sularından sağlanması gibi tüm sorunlar hepimizi ilgilendirmektedir.

Öte yandan son yıllarda kapalı kapılar arkasında pişirilen, resmi görünürde hiç bilgi-belge olmamasına rağmen basında demeçlerden öğrendiğimiz büyük bir sorun oluşmuştur. Duyulan, okunanlardan öğrendiğimize göre Kırklareli İğneada-Kıyıköy bölgesine nükleer tesis yapılacağını biliyoruz artık. Sorulara resmi yanıt verilmemesine rağmen bakan bu tesisin Çinlilere verildiğini bile söylemektedir.

Sıralama yaparsak; 2040’lardan yansıyan duyumlardan sonra Ocak 2015’te Enerji Bakanı Ali Rıza Alaboyun, doğa katliamına neden olacak üçüncü nükleer santralı Kırklareli’nin İğneada beldesine yapmayı planladıklarını açıkladı.

Ama Ekim 2015’in Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu; İğneada’da nükleer santralle ilgili bir çalışma ve başvuru olmadığını söyledi. Elbette yanlış bilgiydi ve gizlice bir sürü görüşmeler olduğu için Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde birçok kurumun desteklediği protesto eylemi 15 Kasım 2015 Pazar günü İğneada’da gerçekleştirdi. Öte yandan aynı amaçla Trakya’nın 25 belediye başkanı da ortak açıklama ile bu tesise karşı olduklarını beyan etti.

8 Kasım 2022’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Trakya’daki nükleer santralin yer tespiti çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.

24 Mayıs 2024’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Trakya’da yapımı planlanan nükleer enerji santraline yönelik Çin ile görüşmeler yürüttüklerini belirterek “Hükümetler arası anlaşmayı birkaç ay içinde sonuçlandırmak için çalışıyoruz.” dedi.

Bugün tehlike daha görünür oldu. Resmi hiçbir bilgi görünmüyor. Ancak kurumlararası yazışmalar bazen hata ile görünebiliyor. Bu gizliliği aşmanın en etkin yolu kurumların bilgi paylaşımıdır. Bölgemizin kurumları ve başkanlığını Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanının yaptığı Trakya Belediyeler Birliği’nin ortak sesi duyulmalıdır. Sesten sonra da bütçesi ile hukukçuları ile mücadeleye katılmalı ve siyasi tavrı ile de Trakya severliklerini kanıtlamalıdırlar.

Radyasyon sınır tanımadığı gibi partili de ayırmaz. Trakya bölge yaşayanları olarak bölgenin tarihi, tarımı, ticareti, kültürel ve demografik yapısı korunarak sorunsuz gelişme ve üretim artışı sağlanmak zorundadır. O nedenle bir uçta Meriç suyunu korurken diğer uçta İğneada-Kıyıköy kıyısında balık, orman ve su kaynaklarına yapılacak nükleer tesise karşı birleşmeliyiz. Hepimiz Çernobil’in etkisini gördük ve kanser ölümlerinde önlerdeyiz. Çünkü radyasyon sınır tanımıyor.

Soru ile bitirirsek; Cumartesi günü Edirne’de miting yapacak olan Özgür Özel’den bu konuda birkaç cümle etmesi önemli olur ve kendilerine oy veren Trakya halkına da moral, geleceğe yol açma olur.

ACABA ÇELTİK TARIMININ YARATTIĞI SORUNLAR DA AKP’NİN GÜNDEMİNDE Mİ?

AKP Edirne İl Başkanı İBA çeltik üreticisinin sorunlarını Ankara’da Tarım Bakanı’na iletmiş. Herkes cehaletimi mazur görsün ama ben de öğrenmek istiyorum; Nedir bu çeltikçilerin sorunları?
Tüm Edirne’de çeltik üreticisi kaç kişidir?
Bu sektörde çalışan işçi sayısı ne kadardır?
Ekonomiye kazandırdıkları yanında çevreye doğaya verdikleri zarar tartışılmalı mıdır?
Özellikle yer altı suları kullanılarak yapılan tarım saygıdeğer bir tarım mıdır?


Sayın İBA, Sayın Bakana, çeltikçilerin iletilen sorunları yanında anız yakılmasının ve bunların toprağa ve havaya verdikleri zararın önlenemediğini, kesilen cezaların yetersiz ve sembolik olduğunu, anız yakma döneminde bölgede müthiş bir hava kirliliği oluştuğunu, hatta oluşan duman nedeniyle İpsala-Enez karayolunda trafik kazalarının bile yaşandığını ilettiniz mi?
Bilimsel olarak 3-4 yılda bir bu toprakların nadasa bırakılması gerektiği halde bırakılmayıp hoyratça kullanıldığını, bu vatan toprağının gitgide çoraklaştığını da sayın bakana duyurdunuz mu?


Bakan Bey’e; Artık çeltik tarımının, tarım olmaktan çıkıp sermaye sektörüne dönüştüğünü, nitekim hiç tarımdan anlamasam bile bir traktör ve bir işçi ile 100 dönüm araziyi rahatça, hem de oturduğum yerden işleyebileceğimin, önemli paralar kazanabileceğimin mümkün olduğunu anlattınız mı?
Bu sulak ve çok değerli arazilerin planlı bir şekilde kullanılarak alternatif ve emek yoğun üretimlerle çeşitlen-dirilmesi konusunda acaba bir öneri götürdünüz mü?


Ankara’ya gitmişken 1930’lu yıllarda yürürlüğe giren “Çeltik Komisyonu oluşturulması” ile ilgili yasanın bu devirde artık hiçbir önemi kalmadığını, bu yasanın sadece devlet eliyle haraç anlamına gelebilecek para toplamaya yaradığını, toplanan bu paranın gerekli gereksiz şekilde çeltik tarımının, ya da çeltikçilerin sorunlarını çözmek yerine keyfi şekilde harcandığını, olayın takipçisi olması gereken makamlara, hatta SUS PAYI anlamında dağıtıldığını, örneğin bu para ile makam odalarının tefriş edildiği gibi olumsuzluklardan Sayın Bakanın haberdar olup olmadığını sordunuz mu?


Enez’de yaşayanlar ve turizmden beklentisi olanlar olarak bizler, birileri zengin edilirken yaşadığımız bu olumsuzluklara tepkiliyiz. Kaz Dağları ölçeğinde oksijen bolluğu olduğu bilinen havamızın, Gala ve Lagün Göllerimizin kirletilmesine, yer altı sularımızın hoyratça yok edilmesine karşıyız. SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÇELTİK TARIMI İÇİN kurallar konmasını bekliyoruz.
Yerli ya da ithal… Fark etmez. Tüketici olarak pirincin kalitelisini, sağlıklısını ve ucuzunu yemek istiyoruz. O nedenle sorunların show yaparak, bakanla fotoğraf çektirerek, demeçler vererek çözüleceğine inanmıyor ve gülünç buluyoruz. Çözümün Ankara’dan önce yerelde aranması gerektiğini düşünüyoruz.


Bu arada, geçen yıllarda beşyüzbin dönüm arazideki anız yakanlara kesilen ve tahsil edilen idari para cezalarının ne kadar olduğu ile ilgili olarak Enez İl Genel Meclis Üyesi Salih Akar bir soru önergesi verip sonucu da kamu oyuyla paylaşacaktı. Söz vermişti.. Açıkladı da ben mi duymadım…
SONUÇ: Çeltikçilerin sorununun ne olduğu önemlidir. İBA Hanım bu sorunları kamuoyuna açıklamalıdır. Ancak, öncelikle çeltiğin yarattığı sorunlar görmezden gelinmemelidir.

KOŞULLU SEVGİ

İnsanoğlunun en yaygın zafiyetlerinden biri de, “KOŞULLU SEVGİ,”
Yarışmada, en hızlı sen mi koştun?..
Sen mi yüzdün?..
Sen mi dövdün?..
Sen mi gol attın?..
Sen mi, film de, dizi de oynadın?..
Sen mi, gösterişli meslek sahibisin?..
Sen mi, yakışıklısın?.. Sen mi para, servet, cip, mal mülk sahibisin?.
SEVENİNDEN GEÇİLMEZ ORTALIK!. HESAPÇI, ÇIKARCI, KOŞULCU, İLKEL SEVGİLERDEN YIKILIYOR ORTALIK!..
Sade, sakin, mütevazi, kendi halinde, kel oğlan keleş oğlan isen kimsenin gözüne bile ilişmez, görülmez olur, “YOK” sayılır, ne saygı ne sevgi duyanın olur, ezici çoğunlukla!..
Bu satırları niye yazdım?..
Sanat sergimde, üç genç yanıma gelip, benimle tanışıp, sohbet etmek istemişlerdi!..
Tanışırken, “Ben bu eserleri, kendim için değil, sizin için yapanım” diye tanıttım kendimi. Onlar da, “Üçünün de kardeş çocukları olduklarını ve de, falanca dizide oynayan sanatçının adını söyleyerek, onunla da kardeş çocukları oldukları,” şeklinde tanıttılar, kendilerini!..
“Of!..” dedim içimden, “Koşullu sevgi kültürü içinde, SEVGİSİZ büyümek ne kötü!..
Oysa her insan BİRİCİK, başka bir EŞİ BENZERİ YOK!.. SIRF KENDİLERİ OLDUĞU İÇİN, OLDUKLARI GİBİ SEVİLMELERİ İÇİN O KADAR ÇOK SEBEP VARKİ!..
İşte bu KOŞULSUZ SEVGİYİ, KÖPEKLERDEN, KEDİLERDEN, DİĞER HAYVANLARDAN DA ÖĞRENEMEDİ GİTTİ, ŞU İNSAN-OĞLU, be kardeşim!..
O gençlere söylediğim:
“Gençler, kendiniz olmanın kıymetini bilin, çok değerlisiniz hepiniz!..
Değerli olmak için, HİÇBİR KUPAYA İHTİYACINIZ YOK, İNANIN!..”
“Bakın bu sergidekiler, size verilen değerin eserleri!..
Bu yaptığım resim ifadeleri, ne köşeyi dönmek için, ne de kendimi yüceltmek için değil, insanların algılarını, bakış açılarını, farkında oluşlarını yükseltmek içindir.”
Diye anlatmaya çalışmıştım.

Umarım anlamışlardır!..

Kuran’ı Kerim. Sure 40/Ayet 58:
Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla, kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

Şükrü Paşa’da yerli malı coşkusu

Edirne’nin köklü eğitim çınarlarından Şükrü Paşa İlkokulu, anlamlı bir etkinliğe daha imza attı. Okulun 2/D sınıfı öğrencileri, “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” kapsamında düzenledikleri programla yerli üretimin önemini yaşayarak öğrendi.

​SINIF DEĞİL, BEREKET SOFRASI!

​Öğretmenleri rehberliğinde hazırlanan minik eller, evlerinden getirdikleri yöresel ürünler ve annelerinin el emeğiyle hazırladığı ikramlarla sınıflarını adeta bir bayram yerine çevirdi. Edirne’nin meşhur lezzetlerinden Anadolu’nun dört bir yanından gelen kuruyemiş ve meyvelere kadar uzanan zengin sofra, miniklerin neşesiyle birleşti.

​SADECE YEMEK DEĞİL, BİLİNÇLİ TÜKETİM

​Etkinlik boyunca öğrenciler sadece ikramların tadına bakmakla kalmadı; yerli malı kullanmanın ülke ekonomisine katkısını da uygulamalı olarak öğrendi. Etkinlikte şu kritik başlıklar öne çıktı:

​Barkod Eğitimi: Öğrencilere bir ürünün Türk malı olduğunu gösteren “869” barkod kodu uygulamalı olarak tanıtıldı.

​Tasarruf Bilinci: Parayı doğru kullanma ve israftan kaçınma üzerine mini sunumlar gerçekleştirildi.

​Yöresel Tanıtım: Her öğrenci, getirdiği ürünün Türkiye’nin hangi bölgesine ait olduğunu arkadaşlarına anlatarak kültürel bir köprü kurdu.

​”YERLİ MALI, YURDUN MALI!”

​Sınıf öğretmeni ve velilerin de katılımıyla gerçekleşen kutlamada, minik öğrenciler hep bir ağızdan yerli malı şiirleri okudu. Veliler, çocukların bu yaşta “milli üretim” bilinciyle yetişmesinin gelecek için çok kıymetli olduğunu vurguladı.