Edirne Kırmızısı’na tanıtım videosu

Trakya Üniversitesi’nin yeniden hayat verdiği Edirne Kırmızısı, Anadoludakiler Projesi için hazırlanan tanıtım videosuyla anlatıldı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kalkınma ajansları ve bölge kalkınma idarelerinin desteğiyle hayata geçirilen Anadoludakiler Projesi kapsamında hazırlanan tanıtım videosunda; Edirne’de sarayları, ipekleri ve dokumaları renklendiren Edirne Kırmızısı’nın (Türk Kırmızısı) tarihsel yolculuğuna yer verildi.

Kökboya bitkisi Rubia tinctorum’dan elde edilen Edirne Kırmızısı, Anadolu’dan Fransa’ya taşınarak “Rouge d’Adrinople” adıyla Avrupa’da yayıldı ve üretim formülü uzun yıllar sır gibi saklandı.

Sentetik boyaların yaygınlaşmasıyla zamanla unutulan geleneksel Edirne Kırmızısı reçetesi, Trakya Üniversitesinde yürütülen çalışmalarla yeniden hayat buldu.

Gelişim Ligleri’nde U19’lar da sahada

TFF Gelişim Ligleri’nde U14 ve U15 kategorilerinin geçtiğimiz hafta sonu start almalarının ardından U19’lar için de 2026-2027 maratonu bugün başlayacak.

Gelişim Ligleri U19 kategorisinde Edirne’nin tek temsilcisi Şükrüpaşa Spor, sezonun ilk maçında İstanbul ekibi İFA ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. İFA Sahası’nda saat 14.00’te başlayacak karşılaşmayı Hasan Çiftçi yönetirken, yardımcılıklarını da İlhan Ayyıldız ve Burhaneddin Yücel yapacak.

Gelişim Ligleri’nde U14 ve U15 kategorilerinin geçtiğimiz hafta sonu, U19’ların ise bugün start almalarının ardından Şükrüpaşa Spor’un yer aldığı  U16 ve U17’lerde 2026-2027 maratonu ise  26 Eylül 2026 Cumartesi günü başlayacak

Gelişim Ligleri’nde Edirne’den Şükrüpaşa Spor’un U14, U15, U16, U17 ve U19 olmak üzere 5,  Edirne Birlik Spor ve Uzunköprü Veteranları Yaşatma ve Koruma Spor’un U14 ve U15 olmak üzere 2 kategoride mücadele ediyor.

U19 GELİŞİM LİGİ 1. HAFTA PROGRAMI

23 Eylül 2026 Çarşamba

Çorlu Spor 1947 – Başakşehirspor     

İFA – Edirne Şükrüpaşa Spor 

Alibeyköyspor – Başakşehir Şamlar Spor Kulübü     

Silivrispor – Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş.    

Kırklarelispor – Küçükçekmece Spor 

Batı Trakya Türklerispor – Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü

Gazi Mahallesispor – İstanbul Beylikdüzüspor          

Güngören Belediyesi Spor Kulübü – Fevzipaşaspor

 KONUKLARINIZIN SESİ 392

             400’üncü yazımıza geldik. 400’üncü yazımızla düzenli (her ayın ikinci ve dördüncü Çarşambası) yazmayı bitirecek ve çok önemsediğimiz bir yazı oluşturduğumuzda bunu paylaşacağız. Ama arada 392 ve 393’ü atlamışız. Bu iki yazıda, ülkemizdeki ilginç bir kitlesel olay, Gezi Parkı Eylemlerinden (daha önce aktardığımız) bazı neşeli tepkileri yenileyelim.

              “…Bu arada Taksim Gezi Parkı Olaçıktı. Tüm ülkede yüzbinler ayağa kalktı. Aydınlarımız ve özellikle gençlerimiz doğal zekâlarını bu olaya yönlendirdiler. Neler neler buldular.

                 Sık bakalım, sık bakalım; biber gazı sık bakalım.

                Kaskını çıkar, copunu bırak;  delikanlı kim bakalım!

               Sizinki AVM değil kaldırım çalışması ise,

               Bizimki de ayaklanma değil, arkadaşlarla buluşma dedik.

                 Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay!

                 Gaz maskesi ala benziyor, biber gazı bala benziyor;

                 Benim tomam bana sıkıyor.

                Bulunur bir çare halk ayaktadır;

               Taksim yolunda barikattadır.

               Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay!

               Gaz maskesi biçim biçim, yürüyorum Taksim için;

              Üşenme gel hakkın için.

              Bulunur bir çare halk ayaktadır;

              Taksim yolunda barikattadır.

              Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay!     

              “Tencere, tava hep aynı hava!” diyen Erdoğan’a yanıt:

               “Makarna, kömür, koyunları sömür!”

                 Bir öyle, bir böyle kelamlardan, yasaklardan illallah!

                Başına buyruk kararlardan, fermanlardan illallah!

                Amman amman bıktık vallah!

               Amman amman şiştik vallah!

               Bu ne kibir, bu ne öfke? Gel yavaş gel, yerler yaş.

               Satamayınca gölgelerini, sattılar ormanları!

              Devirdiler, kapadılar sinemaları, meydanları!

             Her tarafım AVM den, geçişim yok bu köprüden;

            N’oldu bizim şehre n’oldu? Hormonlu bina doldu.

           Amman amman bıktık vallah!

          Amman amman şiştik vallah!

         Bu ne kibir, bu ne öfke? Gel yavaş gel, yerler yaş.

         Altı milyar yıllık evren tarihinde onyedi yıldır yaşıyorum. Tayyip’in başbakan olduğu zamana ve ülkeye denk geldik. Böyle şansın ben içine tüküreyim.

         (Çapulcu musun vay vay! ı Boğaziçi Caz korosu uyarlamış; ….illallah ı Kardeş türküler. Duman, bir halk sanatçısı da bu eyleme katılmış; ODTÜ Klasik Türk Müziği Topluluğu,

           Tomadan su atarlar vay leylim amman,

          Akrepten gaz atarlar Tayyip’im amman…

         Hacettepe öğrencileri,

        Gezi parkı biçilir mi? Tomadan su içilir mi?

        Biber gazı sık diyorlar, direnişten geçilir mi? …

diyerek…) ilk alıntılarımız dört yazı; şimdi iki yazıyla özetliyoruz.

                                                                                                                             Sağlıcakla,

VATAN MASUMLARI

Hatırlatalım:
Yaratılanlar sahipsiz değil. Ve de onları öldürerek asla yok edemezsiniz. Ancak fiziklerini öldürürsünüz, ruhlarını öldüremezsiniz. İşte o kulların ruhları sizden hakkını mutlaka alır. Neyle ödeyeceksiniz, düşünmez misiniz?..
O biricik kutsal kitabınızı okusaydınız, bunları öğrenirdiniz. Yaratan en değer verdiği eseri insanı, yeryüzünde ışıksız, yol bilmez, ne yapacağını bulamaz olarak BIRAKIR MI HİÇ?..
Bırakmamış ve de Kuran ile ne yapacaklarını, ne yapmayacaklarını, eğriyle, doğrunun ayırımını yazıp vermiş insanoğluna!..
Ama merak edip okuyan mı var?..
Bir de anlamadan, arapça okuyanlar var ki, akla sığacak gibi değil!..
Evet Yaratılanların sahibi, tabi ki YÜCE KAYNAK, yani “ALLAH, TANRI, GOD, RAB” diyebilirsin, sığmaz ki kelimelere..
Yüce Rabbimiz,
“Yerin üstünde, yerin altında, gökte canlı ne varsa, ÜMMETİMDİR, KULUMDUR, YAŞAM HAKLARI EŞİTTİR ONLARIN HAMİSİ, KORUYUCUSU OLARAK, EN ZEKİ YETENEKLERLE, İNSANI GÖREVLENDİRDİM”
diye biz insanlara vazifemizi bildirmiştir.
Bakıyoruz dünya insanlığına, Kâr, servet, lüks, israf uğruna, ormanları hızla kesip, denizleri kirletip, havayı zehirleyip, hayvanların, tüm canlıların, yaşam alanlarını yok ederek, soylarını öldürüyorlar!..
Sanmayın ki, yapanların ve de seyircilerin yanlarına kâr kalacak!..
Çocuklara, yaşlılara, körlere, sürülere, evlere yarenlik etsinler diye, insanlar kucaklayıp, bedava alsınlar diye yaratılan KEDİ VE KÖPEKLERİ, SAHİPSİZSE TOPLUCA ÖLDÜRMEYE BİZDE DE BAŞLANDI, maalesef.
Eskiden sadece elin oğlu öldürüyordu, biz ise, “Müslümanız” diye öldürmekten Allah’tan korkardık.
Ne diyelim?..
O masumların sahibi olan Allah’tan korkmaz mısınız?..
Deyip, o canları sahiplenerek kurtaranların çoğalması dileklerimle…
VE DE ÖNÜMÜZDE Kİ, TÖVBE ZAMANIN DOLMASI İLE BAŞLAYAN SÜRECE İYİ DİKKAT EDİN, O MASUMLARIN SAHİBİ NELERE KADİRMİŞ, GÖRÜN!..
Ey çoğunluk, bu dünya, bu ülke, yaratılanlara zalimlik edesiniz diye, SİZE emanet edilmedi!..

Bakasınız, koruyasınız, tedavi edesiniz, sevesiniz diye emanet edildi!..

Kuran’ı Kerim. Sure 42/Ayet 42:
Ancak insanlara zulmednlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte acıklı azap bunlardır.
42/47: Allah’tan geri çevrilmesi imkânsız bir gün gelmezden önce, Rabbinize uyun. Çünkü o gün, hiçbiriniz sığınacak yer bulamazsınız. İtiraz da edemezsiniz!

‘Somut adımlar atılmalı’

Eğitim Sen Edirne Şubesi, okullarda şiddetin sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını istedi.

Şube Başkanı Ahmet Acet tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde, sabah saatlerinde öğrencileri hedef alan silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanmıştır. Okullarda her geçen gün tırmanan şiddet olayları ve öğrencilerin yaşam hakkını tehdit eden saldırılar, artık münferit vakalarla geçiştirilebilecek basit bir asayiş sorunu olarak görülemez. Okullarda yaşananlar; eğitim sistemimizin içine sürüklendiği yapısal krizin, derinleşen toplumsal şiddet ikliminin ve öğrencilerin can güvenliğini yok sayan ihmaller zincirinin doğrudan bir sonucudur.

Millî Eğitim Bakanlığı, bütün enerjisini ve mesaisini “önlük” gibi şekilci dayatmalarla, öğretmenlerin giyim kuşamıyla veya mevzuatın etrafından dolanan yüzeysel düzenlemelerle harcamaktan derhal vazgeçmelidir. Okullarda ve okul çevrelerinde öğrenciler saldırıların hedefi olurken, eğitim emekçileri her gün şiddet riskiyle yüz yüze çalışırken, Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan “güvenli okul güvenli gelecek” talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez. Okullarda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını ve güvenliğini tehdit eden sorunları ve giderek derinleşen şiddet iklimini halı altına süren bu anlayış, MEB’in eğitimin gerçek ihtiyaçlarından ve sahadaki yakıcı gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu açıkça göstermektedir.

Okulları aşırı güvenlikçi denetim alanlarına dönüştüren, eğitim kurumlarının toplumsal ve demokratik dokusunu zedeleyen ve öğrencileri potansiyel birer “suç öznesi” olarak gören yaklaşımlar çözümsüzlüğü daha da derinleştirmektedir. Bu doğrultuda kalıcı çözüm, okulları sadece güvenlikçi bir anlayışa teslim etmekte değil; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) hizmetleri ile Sosyal Hizmet uzmanlarını eğitim sürecinin tam merkezine koymakta yatmaktadır. Okullarda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesi sıradan kontenjan hesaplarına ya da masa başında belirlenen sayılara göre değil; her okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik koşulları, öğrencilerin ihtiyaçları ve somut riskler dikkate alınarak planlanmalıdır. MEB, eğitim ortamlarında yaşanan sorunlara şekilci ve polisiye yöntemlerle yaklaşmaktan vazgeçmeli; önleyici, koruyucu, pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmelidir.

Eğitim sisteminin uzun süredir devam eden temel sorunlarından biri olan kalabalık sınıf mevcutları derhal azaltılmalı, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından daha sağlıklı ve güvenli eğitim ortamları oluşturulmalıdır. Müfredat ise sadece sınava odaklı eleme ve yarıştırma mantığından çıkarılarak; öfke kontrolü, akran zorbalığıyla mücadele, kültür, sanat ve sporla desteklenen güçlü bir pedagojik yapıya kavuşturulmalıdır. Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı; bunun yerine öğrencilerin sosyal, duygusal ve pedagojik ihtiyaçlarına yanıt verecek yeterli sayıda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmelidir.

Eğitim Sen olarak MEB’e sesleniyoruz; Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlandığı, güçlü pedagojik bağların kurulduğu nitelikli ve demokratik okul iklimi inşa etme yönündeki her türlü adım derhal atılmalı, yeni saldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemler vakit geçirmeksizin alınmalıdır. 

Balkanlı’da üzüntü ve endişe

YENİ Parti Edirne kurucu İl Başkanı Yücel Balkanlı, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun önünde gerçekleşen silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralanması, 2 öğrencinin durumunun ağır olmasının kendilerini derinden üzdüğünü söyledi.

Balkanlı, Manisa Turgutlu’da meydana gelen silahlı saldırı ile ilgili olarak açıklama yaptı. Balkanlı, “24 yıldır iktidarda olan AKP’ye soruyoruz: çocuklarımızı nasıl bir geleceğe hazırlıyorsunuz?” sorusunu yönelttiği açıklamasında emekli bir öğretmen olarak bu olaydan büyük bir üzüntü ve endişe duyduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Yıllarını çocuklarımızın eğitimine adamış bir eğitimci olarak biliyorum ki okul, çocuklarımızın kendilerini en güvenli hissetmeleri gereken yerdir.Yaralı öğrencilerimize acil şifalar, ailelerine ve eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Ancak artık şu soruyu açıkça sormak zorundayız: Çocuklarımız neden şiddete yöneliyor?

Okulların çevresinde güvenlik önlemlerini artırmak elbette gereklidir. Fakat yalnızca polis, kamera ve güvenlik tedbirleriyle şiddetin önüne geçemeyiz. Şiddeti doğuran nedenlerle de mücadele etmek zorundayız.

Ailelerin ekonomik sıkıntıları, gençlerin gelecek kaygısı, akran zorbalığı, sosyal dışlanma, psikolojik destek yetersizliği ve eğitim sistemindeki sorunlar birlikte ele alınmalıdır. Çocuğun eline silahın nasıl geçtiği mutlaka araştırılmalıdır. Ancak bunun yanında bu çocuğun daha önce verdiği bir işaret olup olmadığı, okulda veya çevresinde yaşadığı sorunların fark edilip edilmediği ve gerekli desteğin sağlanıp sağlanmadığı da ortaya çıkarılmalıdır.

YENİ Parti olarak eğitim anlayışımız açıktır: Çocuklarımızı korkuyla değil; bilimle, akılla, özgüvenle ve umutla geleceğe hazırlayacağız. Eğitim yalnızca ders ve sınav değildir. Çocuğun güvenliği, ruhsal gelişimi, sosyal çevresi ve geleceğe olan inancı da eğitimin parçasıdır.

Aileyi ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirmeden, gençlere umut vermeden, çocuklara ulaşılabilir psikolojik ve sosyal destek sağlamadan şiddet sorununu çözemeyiz.

Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bütün kurumlar, bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve varsa ihmallerin ortaya çıkarılması konusunda kamuoyuna açık ve şeffaf bir çalışma yürütmelidir.

Bir emekli öğretmen  olarak çağrım açıktır: Çocuklarımızı yalnızca saldırı olduktan sonra korumayalım. Şiddeti doğuran nedenleri ortadan kaldırmak için harekete geçelim.

Çünkü çocuklarımızın güvenliği, ailelerimizin huzuru ve gençlerimizin geleceği hepimizin ortak sorumluluğudur. Yaralı evlatlarımıza acil şifalar diliyor, ailelerine ve eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

TÜ’den Kosova’ya yeni kardeşlik köprüsü

Trakya Üniversitesi ile Kosova Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı arasında, “Kardeşlik Köprüleri” projesi kapsamında Kosovalı sağlık çalışanlarının eğitimi ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesini kapsayan iş birliği protokolü törenle imzalandı.

Balkan Kongre Merkezi Senato Salonu’nda düzenlenen törende, sağlık alanında Türkiye ile Kosova arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi, Kosovalı sağlık çalışanlarının mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve ortak çalışmalar yürütülmesi hedefleri öne çıktı. Beş yıllık süreyi kapsayan iş birliğinin, karşılıklı bilgi ve deneyim aktarımıyla ilerleyen yıllarda da sürdürülmesi öngörülüyor.

Kosova Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Fikrim Damka, törende yaptığı konuşmada Türkiye ile Kosova arasındaki anlaşmaların sahaya yansıtılmasının önemine dikkat çekti. İki ülke arasında sarsılmaz bir “gönül köprüsü” olduğunu belirten Damka, “Kosova genç bir ülke ve tecrübeye ihtiyacı var. Bu protokol sayesinde doktorlarımız, akademisyenlerimiz, uzmanlarımız ve hemşirelerimiz Trakya Üniversitesinin köklü birikiminden faydalanacak” dedi.

Edirne Valisi Yunus Sezer ise Edirne’nin tarihsel misyonu gereği Balkanlar ile güçlü bağlara sahip olduğunu söyledi. Türkiye’nin sahip olduğu imkânları bölgedeki kardeşleriyle paylaşmaktan gurur duyduklarını kaydeden Sezer, “Hazırlanan projesinin somutlaşmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Bu çalışmanın Bulgaristan ve Kuzey Makedonya başta olmak üzere diğer Balkan ülkelerine de yayılarak kapsayıcı bir model hâline gelmesini temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler de protokol ile üniversitenin sağlık alanındaki bilgi, deneyim ve imkânlarını Kosova ile paylaşmayı amaçladıklarını belirtti. Trakya Üniversitesinin sahip olduğu sağlık altyapısı ve akademik birikimin Balkan ülkeleriyle paylaşılmasına önem verdiklerini ifade eden Hatipler, “Balkanlar’daki kardeşlerimiz bilmelidir ki biz ne kadar güçlüysek, bizim gücümüz neyse Kosova’daki hekim kardeşlerimiz ve sağlık profesyonelleri de Trakya Üniversitesinin sağlık alanındaki gücünü kendi güçleri olarak görmelidir.” dedi.

Rektör Hatipler, Balkanlarla sağlık, eğitim, kültür, sanat ve edebiyat alanlarındaki “kardeşlik köprülerini” güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Hatipler, “Türkiye Cumhuriyeti ile Balkanlar birbirinden ayrılması mümkün olmayan bir bütündür. ‘Derhal, hemen ve şimdi’ anlayışıyla bu vizyonu kısa sürede protokole dönüştürdük.” diye konuştu.

Kosova Hastane, Klinik ve Üniversite Hizmetleri Sağlık Birimi Müdürü Dr. Ardian Shefkiu ise Türkiye ile Kosova arasındaki tarihsel ve kültürel bağlara dikkat çekerek iş birliğinin Kosova’da sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine ve sağlık çalışanlarının mesleki gelişimine önemli katkı sağlayacağını söyledi.

Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ da Trakya Üniversitesinin sağlık altyapısı ve eğitim olanakları hakkında bilgi verdi. Üstündağ, proje kapsamında Kosova’dan gelecek sağlık çalışanlarına teorik ve uygulamalı eğitimler verileceğini, böylece Kosova’daki sağlık hizmetleri ile nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlanacağını ifade etti.

Konuşmaların ardından protokol, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ile Kosova Hastane, Klinik ve Üniversite Hizmetleri Sağlık Birimi Müdürü Dr. Ardian Shefkiu tarafından imzalandı. Tören, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Ardından heyet, Trakya Üniversitesi Hastanesi Acil Servisinde devam eden yenileme ve güçlendirme çalışmalarını yerinde inceledi.

Programa Kosova Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Dren Zeka, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır, Genel Sekreter Hüseyin Türkel ile birim yöneticileri ve akademisyenler katıldı.

‘Biz üretmezsek ülke aç kalır’

(Arşiv foto)

Bülent AYAN

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, İpsala Ziraat Odası’nda gerçekleştirdiği toplantının ardından tarım sektöründeki gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. Buğday, kanola, ayçiçeği ve çeltikte maliyetlerle satış fiyatları arasındaki farklara dikkat çeken oda başkanları, özellikle hasat sonrasında yaşanan fiyat değişimlerinin çiftçiyi mağdur ettiğini belirtti.

Kurul tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılının son iki yıldaki kuraklığın ardından yeterli yağışlarla birlikte çiftçiler açısından umut verici başladığı, ancak hasat döneminde beklenen verim ve fiyatların yakalanamadığı ifade edildi.

Edirne genelinde ortalama verimlerin buğdayda 500, kanolada 250, ayçiçeğinde 170, çeltikte ise ilk hasat verilerine göre 800 kilogram olduğu bildirildi.

“BUĞDAYDA FİYAT FARKINI KİM KAZANDI?”

Açıklamada, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğday için açıkladığı 14 bin 750 ile 16 bin 500 lira arasındaki fiyat döneminde çiftçilerin ürünlerini sattığı, serbest piyasada ise fiyatların 10-14 lira seviyelerinde kaldığı belirtildi.

Buğdayın kilogram maliyetinin 18-20 lira olduğuna dikkat çeken Ziraat Odaları, çiftçilerin ürünlerinin yüzde 70-80’ini sattıktan sonra buğday ihracatının serbest bırakılmasıyla serbest piyasa fiyatlarının 18-20 lira seviyesine yükseldiğini kaydetti.

Kurul açıklamasında, “Aradaki bu fiyat farkını kim kazanmıştır? Bu işin çiftçiye yararı var mıdır?” soruları yöneltildi.

Kanolada da benzer bir tablo yaşandığı belirtilerek, kilogram maliyetinin 27 lira olduğu, hasat döneminde 22-27 lira arasında satılan ürünün çiftçinin elindeki ürünün yüzde 90’ı satıldıktan sonra 33 liraya yükseldiği ifade edildi.

Ziraat Odaları, 15 günlük sürede yaşanan yaklaşık yüzde 25’lik fiyat artışının nedenini sorgularken, “15 gündeki yüzde 25 kâr çiftçinin alın terinin karşılığı mıdır, yoksa bu işi alıp satanların kârı mıdır?” değerlendirmesinde bulundu.

AYÇİÇEĞİNDE İTHALAT TEPKİSİ

Açıklamada en geniş bölüm ise ayçiçeğine ayrıldı. Son iki yılda düşük verim ve fiyatlar nedeniyle ayçiçeği ekim alanlarında yüzde 30’a varan azalma yaşandığı belirtilirken, 2026 yılında kış yağışlarının etkisiyle verimin yükseldiği ifade edildi.

Temmuz ayında alınan tarife kontenjanı kararının olumlu karşılandığı, hasadın başlamasıyla birlikte ayçiçeğinin geçen yıla göre yüzde 30-35 daha yüksek fiyat seviyelerinde işlem gördüğü kaydedildi.

Ancak açıklamaya göre hükümetin tarife kontenjanında değişikliğe gitmesi, vergi indirimi ve ithalat tarihinin 1 Ekim’e çekilmesinin ardından Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 12 bin ton ham yağ ithal etmesi fiyatları yeniden 2025 yılı seviyelerine çekti.

Ziraat Odaları, bu gelişmelerin Trakya Birlik’i de zor durumda bıraktığını belirterek, açıklanan avans fiyatın çiftçilerde hayal kırıklığı yarattığını bildirdi.

Kurul, ayçiçeğinde iyi bir fiyat verilmemesi ve tarife kontenjanına geri dönülmemesi halinde 2027 yılında ekim alanlarında yüzde 30’a varan yeni bir düşüş yaşanabileceği uyarısında bulundu.

GÖZLER ÇELTİK FİYATINDA

Edirne tarımının ve kent ekonomisinin önemli ürünlerinden çeltikte de fiyat beklentisi dile getirildi. İlk hasat verilerinin normal bir sezonu işaret ettiği belirtilen açıklamada, serbest piyasa fiyatının geçen yılın hasat dönemindeki fiyatın altında kaldığı ifade edildi.

Kilogram maliyetinin 47 lira olduğu belirtilen çeltik için TMO’dan en az yüzde 35 oranında fiyat artışı bekleyen Ziraat Odaları, çeltik fiyatlarının bir an önce açıklanmasını ve TMO’nun alım yapmasını istedi. Açıklamada, üretim maliyetlerinin yanı sıra mazot ve gübre fiyatlarındaki artışa da dikkat çekildi.

“DESTEKLEME KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI”

Güncellenen tarımsal desteklemelerin de eleştirildiği açıklamada, 2025 yılında buğdayda dönüm başına 806 liralık temel ve planlı üretim desteğiyle 15,5 litre mazot alınabildiği, 2026 yılında ise desteğin 954 liraya yükselmesine rağmen bunun ancak 9,5 litre mazot alabildiği belirtildi.

Destekleme ödemelerinin 2027 yılının şubat ve mart aylarında yapılacak olmasının da çiftçinin alım gücünü olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, temel ve planlı desteklerin en geç ekim ayı sonuna kadar ödenmesini ve düşük fiyatlar nedeniyle oluşan kayıpların telafisi için yeniden kilogram başına prim uygulamasına geçilmesini istedi.

Açıklamada, gerekli adımların atılmaması halinde çiftçilerin üretimden çekilebileceği, köylerin boşalabileceği, sürdürülebilir tarımın tehlikeye girebileceği ve gıda enflasyonunun artabileceği uyarısında bulunuldu.

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu açıklamasını, “Biz üretmezsek ülke aç kalır!” sözleriyle tamamladı.

TÜ Hemodiyaliz Ünitesi’ne yeni araç

Trakya Üniversitesi Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesinde tedavi gören hastaların hastaneye ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla yeni bir araç hizmete alındı.

Haftanın 6 günü hizmet veren Hemodiyaliz Ünitesinde 18 cihazla 41 hastaya diyaliz hizmeti sunuluyor. Hastaların 36’sı evlerinden alınarak diyaliz işlemlerinin ardından tekrar evlerine bırakılırken, 10 hasta ise Havsa ilçesi ve köylerinden hastaneye ulaştırılıyor. Hastalar haftada 3 gün diyaliz hizmetinden yararlanıyor.

Hastaların hastaneye daha rahat ve konforlu şekilde ulaşabilmesi amacıyla basamak sistemine sahip, 16+1 kişilik, 2026 model sıfır kilometre araç satın alındı.

Yeni araç, 28 Eylül 2026 tarihinden itibaren Hemodiyaliz Ünitesi’nde hasta ulaşım hizmetinde kullanılmaya başlanacak.

Güngör Mazlum Caddesi’nde asfaltlama

Edirne Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Güngör Mazlum Caddesi’nde asfalt çalışmalarına devam ediyor.
TREDAŞ tarafından yürütülen alt yapı çalışması sırasında bozulan yolların onarımı başladı. TREDAŞ tarafından yürütülen altyapı çalışmalarının tamamlanarak Edirne Belediyesi’ne teslim edildiği noktalarda asfalt ekipleri çalışıyor.


Edirne Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, bölgede yol onarım ve asfalt serim çalışmalarını gerçekleştiriyor. Asfaltlama ve kaldırım onarım çalışmaları TREDAŞ’ın eslim ettiği bölgelerde devam edecek.