Çallıdere = Ballıdere

Lalapaşa’nın doğal güzelliklerini, kültürel değerlerini ve kırsal turizm potansiyelini tanıtmak amacıyla düzenlenen 2. Lalapaşa Lavanta ve Bal Festivali, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde Çallıdere Şahinpaşa Bal Ormanı’nda gerçekleştirildi. “Edirne Lavanta Tarla Günleri” kapsamında düzenlenen festivalin ev sahipliğini S.S. Lalapaşa Kadın Emeği Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi üstlendi.

“Fatih’in Sofrasından Günümüze” sloganıyla düzenlenen festivalde ziyaretçiler, yaşlı meşe ağaçlarının gölgesinde ve tıbbi aromatik bitki üretim alanlarının arasında lavanta kokuları eşliğinde sanat, müzik ve doğayla iç içe bir atmosfer yaşadı.

Festival programı, kooperatif tarafından Kalkansöğüt Köyü’nde kurulan bal dolum tesisinin açılışıyla başladı. Açılışın ardından bal tadımı etkinliği düzenlenirken, katılımcılar lavanta tarlalarını gezme fırsatı buldu.

Bulgaristan sınırına ve Avrupa Birliği topraklarına yalnızca 1 kilometre mesafede bulunan meralık alanda gerçekleştirilen etkinlikler, Edirne Belediyesi Bando Takımı’nın renkli melodileriyle başladı. Program kapsamında Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Güldağ, bal ve arıcılık üzerine bilgilendirici bir konuşma yaptı. Bursa’dan festivale katılan Feriha Uyar Teknik Lisesi Halk Oyunları Ekibi ise sergilediği gösterilerle büyük beğeni topladı.

Etkinlikler, Edirne Belediyesi Meriç Ritim Grubu’nun enerjik performansıyla devam etti. Festival alanına gelen çocuklar ve ziyaretçiler lavanta tarlalarında fotoğraf çektirirken, kooperatif üyelerinin hazırladığı yöresel ikramların tadına baktı. Programın sonunda ise Eylül ve Grup Proses sahne alarak festivale müzik dolu bir kapanış yaptı.

Lavanta üretimi ve arıcılığın kırsalda gelişmesine katkı sağlamayı hedefleyen festival, aynı zamanda Lalapaşa’nın kırsal turizm potansiyelinin tanıtılmasına da önemli destek sunuyor. Trakların eski yerleşim alanlarından biri olan bölgede düzenlenen etkinlikler sayesinde ziyaretçiler hem doğayla buluştu hem de yöreye özgü ürünleri yakından tanıma imkânı elde etti.

Lalapaşa Belediye Başkanı Sezgin Geldi ve Edirne’deki çok sayıda kamu kurumu temsilcisinin katılımıyla renklenen festival; Lalapaşa Belediyesi, Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği ile Çallıdere, Büyünlü ve Doğanköy köy muhtarlıklarının güçlü destekleriyle gerçekleştirildi.

Lalapaşa Kadın Emeği Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Gönül Danışman, kooperatif olarak kısa sürede önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Lalapaşa’da kadın emeğini merkeze alan üretim ve kırsal kalkınma çalışmalarında önemli mesafeler kat ettik. Amacımız, ilçemizin tarımsal üretim gücünü, doğal güzelliklerini ve kültürel değerlerini daha geniş kitlelere tanıtmak. Tarım ve turizmi bir araya getiren sürdürülebilir bir kalkınma modeli oluşturmaya çalışıyoruz. Lavantaların çiçek açtığı bu özel dönemde düzenlenen Edirne Lavanta Tarla Günleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz festivalimize destek veren tüm kurum ve kuruluşlara, sanatçılara, gösteri ekiplerine ve ziyaretçilerimize teşekkür ediyoruz.”

Danışman, kırsalın geleceğinin tarım, turizm ve üretimin birlikte geliştirilmesinden geçtiğini vurgulayarak, “Başta arıcılık olmak üzere tarımsal üretim ve kırsal turizm alanlarında büyük bir potansiyele sahibiz. Bu potansiyelin değerlendirilmesinde kadınların emeği ve üretkenliği çok önemli bir rol üstleniyor. Kırsal kalkınmanın en güçlü aktörlerinden biri kadınlardır ve biz de bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

Emlak satışında ‘avukat’ dönemi!

Olgay GÜLER

Edirne Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Serhat Çeker, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülerek uygulamaya konulması beklenen 12’nci yargı paketiyle, 30 milyonun üzerindeki taşınmaz alım-satımında getirilen ‘avukatla temsil’ zorunluluğunun, gereksiz olduğunu söyledi.

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan 12’inci yargı paketiyle, bir çok düzenlemeyi de beraberinde getirecek. Söz konusu yargı paketi, tapu işlemlerinde de önemli değişiklikler içeriyor. Düzenlemeye göre, 30 milyon TL’nin üzerindeki taşınmaz alım satımında avukatla temsil zorunluluğunun gelmesi bekleniyor. Söz konusu düzenlemeyi değerlendiren Edirne Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Serhat Çeker, hem emlakçıların, hem de tapu görevlilerin zaten gerekli kontrolleri alım satım anında yaptığını dile getirerek, gereksiz olduğunu söyledi.

‘OLUMSUZLUK VARSA ZATEN TAPU DAİRESİ UYARIYOR’

Tapudaki alım satım işlemlerinde, tüm olumsuzlukların göründüğünü dile getiren Çeker, “Normalinde baktığımız zaman alıcı, satıcı ve bunu pazarlayan emlak komisyoncusu var. Bir emlak komisyoncusu burada işlemleri yaptığı için zaten parasını alacak. Yargı paketinde açıklanan, 30 milyonun üzerindekilerinde satışlarda, zaten tapuda sıkıntılı bir durum olduğunda tapu dairesi hemen diyor ki ‘tapuda şerh var, satılamaz’ diyor veya ‘tapuda kamu haczi var satılamaz’ diyor. Zaten tapu dairesi uyarıyor. Bu şekilde olduğu zaman, satış zaten olmuyor, bunu çözmen gerekiyor. Bunu çözerken de zaten bunları çalışmalarını emlakçılar yapıyor” dedi.

‘GEREKSİZ GÖRÜYORUM’

Uygulamayı ‘gereksiz’ olarak değerlendiren Çeker, “Bu durum ne kazandırır, ne kaybettirir? Bir kere masrafın üzerine ek bir masraf çıkar. Faydası da şu olur; hukuksal açıdan takibi olacak. Bu şekilde olduktan sonra yarın öbür gün bir sıkıntılı bir durum olduğunda avukat da müdahil olmuş olacak. Avukat, ‘bu işe ben de imza atıyorum’ derken ne yapmış incelemeleri daha fazla yapacak. Tedbirini almak için o da inceleme durumuna girecek. Zaten bu incelemeyi biz yapıyoruz, artı tapu da yapıyor. Yani gereksiz görüyorum. Zaten problemli bir durum olduğu zaman tapuda zaten bunu çözmek için bir girişim yapıyorsun. Yani mecburiyete niye koyuyorsun bunu?” diye konuştu. 

‘YÜKSEK BİR GİDER ÇIKACAK’

Çeker, uygulamayla emlak alacak kişiye ek masraf çıkacağını belirterek, “Zaten orada alım satımlarda, döner sermayede, devlete ayrı bir para yatırılıyor, döner sermayesi ayrılıyor, emlakçı komisyonu ayrı alıyor. Burada ne oluyor? Birçok paralar yatırılıyor. Bir de üstüne avukat parası eklenecek. Emlakçı yüzde iki alıyorsa, avukat da diyecek ki yüzde 2 de bana ödeyeceksiniz. Bir taraftan alım satımlar zaten yüksek. Meblağa vurduğun zaman 30 milyonun üzerindeki bir satışta masraf hanesine baktığımız zaman, gider hanesine baktığımız zaman bayağı yüksek bir rakam çıkacak” şeklinde konuştu.

İpsala MYO’da ‘mezuniyet’ coşkusu

Olgay GÜLER

Trakya Üniversitesi (TÜ) İpsala Meslek Yüksekokulu tarafından 2025-2026 eğitim ve öğretim yılı sonunda düzenlenen törenle öğrenciler, kep atarak mezuniyet coşkusu yaşadı.

TÜ İpsala Meslek Yüksekokulu 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni, bu yıl ilk kez İpsala Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan İpsala AVM Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. İlçe protokolü, askeri ve emniyet idarecileri, akademisyenler, öğrenciler ve ailelerin yoğun katılım gösterdiği törende genç profesyoneller keplerini geleceğe büyük bir gururla fırlattı.

‘NİTELİKLİ TEKNİK İNSAN GÜCÜ YETİŞTİRMEYE DEVAM EDİYORUZ’

Törende konuşan İpsala Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hayati Arda, okulun kurulduğu günden bu yana binlerce mezun vererek bölgenin ve ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik insan gücünü yetiştirmeyi kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti. Öğrencilerin eğitimleri boyunca özellikle teknoloji, mekatronik ve uygulamalı bilimler alanlarında edindikleri güçlü bilgi, beceri ve mesleki deneyimlerle iş hayatına tam donanımlı ve hazır hale geldiklerini belirten Arda, tüm mezunlara kariyer yolculuklarında başarılar diledi.

‘GELECEĞİN GÜÇLÜ TÜRKİYESİ SİZLERİN OMUZLARINDA YÜKSELECEK’

TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, Trakya Üniversitesi’nin sadece diploma veren bir kurum olmadığını söyledi. Üniversitenin öğrencilerini mesleki donanımın yanı sıra etik değerlerle, güçlü bir toplumsal sorumluluk bilinciyle ve hayat boyu öğrenme vizyonuyla yarınlara hazırladığını dile getiren Tan, mezunları ve bu süreçte en büyük fedakarlığı gösteren ailelerini tebrik etti. Prof. Dr. Mustafa Tan; gençlerin dinamizmi, azmi ve kararlılığı sayesinde ülkenin geleceğinde çok önemli başarılara imza atacaklarına yürekten inandığını belirtti.

Mezun öğrenciler adına dönem ve Laboratuvar Teknolojisi Bölümü birincisi Medine Yıldırım konuştu. Yıldırım, eğitim hayatı boyunca karşılaştığı zorlukları büyük bir azimle aştığını belirtip Yıldırım; başarısında en büyük pay sahibi olan ailesine, öğrenci arkadaşlarına ve akademisyenlere teşekkür etti.

DERECEYE GİREN İLK ÜÇ ÖĞRENCİYE ÖZEL ÖDÜL

İlk üçe giren başarılı öğrencilere İpsala Kaymakamlığı ve İpsala Belediyesi tarafından özel ödülleri ve hediyeleri takdim edildi. İlçe yönetiminin başarılı gençleri teşvik etmek amacıyla hazırladığı ödüller, Belediye Başkanı Mehmet Kerman tarafından takdim edilerek öğrencilerin başarıları onurlandırıldı.

‘Kırkpınar’ı dünyaya pazarlamak zorundayız’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, kültürel mirasımıza sahip çıkmak istiyorsak, Kırkpınar’ı birkaç günlük bir etkinlik olarak değil; 12 aya yayılan bir turizm, kültür ve spor markası olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

Eski milletvekili Şimşek, “Kırkpınar’ı sadece korumak değil, dünyaya pazarlamak zorundayız” başlıklı yazılı açıklamasında, “Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, sadece Edirne’nin değil, Türkiye’nin en güçlü kültürel markalarından biridir. Yüzyıllardır yaşayan bu eşsiz miras, dünyanın en köklü spor organizasyonları arasında yer almakta ve UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde bulunmaktadır” diyerek şunlara yer verdi:.

Ancak artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:

Dünyanın birçok ülkesi birkaç yıllık etkinliklerini küresel markaya dönüştürürken, neden Kırkpınar hâlâ hak ettiği uluslararası değere ulaşamamıştır?

Edirne Belediyemiz büyük bir özveriyle bu tarihi mirası yaşatmaya çalışmaktadır. Ancak Kırkpınar’ın geleceğini yalnızca yerel yönetimlerin omuzlarına bırakmak doğru değildir.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlar, Kırkpınar için özel bir uluslararası tanıtım seferberliği başlatmalıdır.

Bugün Kırkpınar’a yapılacak yatırım sadece güreşe değil; Edirne turizmine, esnafımıza, otellerimize, restoranlarımıza, genç sporcularımıza, ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına yapılmış yatırım olacaktır.

Kırkpınar, Türkiye’nin kültürel olimpiyatıdır.

Bu organizasyon; uluslararası spor kanallarında, dijital platformlarda, turizm fuarlarında ve kültür diplomasisi projelerinde çok daha görünür hale getirilmelidir.

Edirne’ye gelen her turist, Türkiye ekonomisine katkı demektir. Kırkpınar’ı izlemek için gelen her yabancı misafir, ülkemizin kültür elçisi demektir. Artık günü kurtaran değil, gelecek yüzyılı planlayan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Kırkpınar sadece Edirne’nin meselesi değildir; Türkiye’nin marka değeri meselesidir.

Geçmiş dönem Edirne Milletvekili olarak çağrım nettir: ‘Kırkpınar’a harcanacak her kuruş gider değil, Türkiye’nin tanıtımına yapılan stratejik yatırımdır.’

Eğer gerçekten kültürel mirasımıza sahip çıkmak istiyorsak, Kırkpınar’ı birkaç günlük bir etkinlik olarak değil; 12 aya yayılan bir turizm, kültür ve spor markası olarak değerlendirmeliyiz.

Çünkü Kırkpınar yalnızca geçmişimizin emaneti değil, Türkiye’nin dünyaya sunabileceği en güçlü kültürel değerlerinden biridir.”

Saadet’ten ‘Kamu İhaleleri’ raporu

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Kamu İhalelerinde Şeffaflık ve Rekabet” konusu ele alındı.

Kamu alımları sisteminde yaşanan yapısal değişimler, istisna uygulamalarının genişlemesi, pazarlık usulünün yaygınlaşması, rekabet düzeyindeki azalma, kamu maliyesi üzerindeki etkiler ve şeffaflık ile hesap verebilirlik açısından ortaya çıkan risklerin kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Günümüzde kamu alımlarında rekabetin azalması, denetim mekanizmalarının zayıflaması ve bazı alımların standart ihale süreçlerinin dışında gerçekleştirilmesi önemli sorun alanları olarak öne çıkmaktadır. Özellikle istisna hükümlerinin genişletilmesi ve pazarlık usulünün olağan yöntem haline gelmesi, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından risk oluşturmaktadır.

Bu gelişmeler yalnızca kamu yönetimi açısından değil, kamu maliyesi açısından da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Rekabetin azalması nedeniyle kamu alımlarında tasarruf oranları düşmekte, kamu kaynaklarının etkin kullanımı zorlaşmaktadır.

Ayrıca teknik şartnamelerin belirli firmaları avantajlı hale getirmesi, tek teklifli ihalelerin artması ve aynı yüklenicilerin sürekli öne çıkması gibi uygulamalar yolsuzluk risklerini artırmaktadır.

Sonuç olarak, kamu alımları sisteminin rekabetçi, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Bu doğrultuda yapılacak reformlar yalnızca yolsuzluk risklerini azaltmayacak, aynı zamanda kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına ve mali disiplinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Kamu alımlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik yeniden tesis edilmelidir” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Türkiye’de kamu alımları sistemi, yıllar içinde yapılan mevzuat değişiklikleri, genişleyen istisnalar ve artan pazarlık usulü uygulamaları nedeniyle önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.

Bugün kamu alımlarında rekabetin azalması, denetimin zayıflaması ve istisnai yöntemlerin olağan uygulamalar haline gelmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum ekonomik olduğu kadar yönetişim ve kamu ahlakı meselesidir.

Saadet Partisi olarak bizler, kamu malını milletimizin emaneti olarak görüyoruz. Devletin harcadığı her kuruşun hesabının millete verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kamu kaynaklarının belirli çevrelerin değil, 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkı olduğu anlayışıyla hareket ediyoruz.

Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkeleri güçlü bir kamu yönetiminin temelidir.

Kamu alımlarında açık ihale usulü esas olmalı, istisnalar gerçekten istisna olarak kalmalı ve tüm süreçler etkin bir şekilde denetlenmelidir. Rekabetin arttığı, denetimin güçlendiği ve kamuoyunun bilgiye erişebildiği bir sistem, hem yolsuzluk risklerini azaltacak hem de kamu bütçesinde önemli tasarruflar sağlayacaktır.

Bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey, kamu kaynaklarını israf eden anlayış değil; tasarrufu esas alan, adaleti gözeten ve emanete sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır. Saadet Partisi olarak kamu yönetiminde dürüstlüğü, şeffaflığı ve hesap verebilirliği yeniden hâkim kılmak için çalışmaya devam edeceğiz.

Milletimizin alın teriyle oluşan kaynakların korunması, israfın önlenmesi ve her kuruşun doğru yerde kullanılması, yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.

Kamu malına emanet gözüyle bakan bir anlayışla, daha adil, daha şeffaf ve daha güçlü bir Türkiye mümkündür.”

Amasya Genelgesi 106 yaşında!

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Amasya Genelgesi’nin 107.yaşını Bir Direniş ve İsyan Manifestosu; Amasya Genelgesi!” diyerek kutladı.

ADD’den yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

“Atatürk ve Laik Cumhuriyet düşmanı tarih madrabazları,  ‘Mustafa Kemal Paşa’yı vatanı kurtarması için Anadolu’ya Sultan Vahdettin Han gönderdi’ yalanını -masrafları için 40 bin altın lira da para verdiği (360 kg altın kaç sandıkla ve nasıl taşındıysa) ve Bandırma vapurunun boyunun 232 metre olduğu (Titanik 269 metre idi) palavraları ile de süsleyerek-yıllardır sürdüredursunlar, Paşa’nın hükümet tarafından işgalci İngilizlerin talimatı doğrultusunda, Karadeniz bölgesindeki Rum ahaliyi korumak, bölgedeki ve Anadolu’daki Türk direniş hareketlerini dağıtmak ve mütareke koşullarının uygulanmasını, asker terhisleri ile silah ve mühimmat teslimatının hızlandırılmasını sağlamak görevi ile 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gönderildiği açık bir tarihi gerçektir. 

Ancak O, Samsun’a ayak basar basmaz yurdun her yerinde kurulmaya başlamış yerel Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetlerini birleştirip milletin azim ve kararını harekete geçirerek Kuvayı Milliyeyi örgütlemeye, Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın koşul ve olanaklarını yaratmaya girişmiştir. Bu amaçla verdiği emirlerin, vatandaşlarla konuşmalarının, İstanbul ve görev bölgesi ile yazışmalarının ve nihayet yayınladığı Havza Tamimi’nin tedirgin edip ciddi endişeye düşürdüğü işgalcilerin baskısı ile Vahdettin tarafından sadece 20 gün sonra, 8 Haziran 1919’da geri çağrılan (Samsun’a çıkışının 50. günü, 7-8 Temmuz 1919 gecesi Erzurum’da telgraf başında Padişah tarafından görevden alınması üzerine ömrünü adadığı askerlikten istifa etmek zorunda bırakılan, 11 Mayıs 1920’de de düzmece mahkeme Nemrut Mustafa Divanı’nda idama mahkum ettirilen bir komutanın bütün bunları yapan bir sultan tarafından vatanı kurtarması için gönderildiğini iddia etmek -hele iddia sahipleri tarihçi, siyasetçi ya da profesör ünvanlı kişilerse- elbette bir tarih cehaleti değil, tam bir madrabazlık, düpedüz bir alçaklıktır.) Mustafa Kemal Paşa, türlü mazeretler öne sürerek bu emre uymamış, çalışmalarını sürdürmüş, 22 Haziran 1919 sabahı da Ulusal Bağımsızlık Savaşımız’ın ilk resmî belgesi olarak tarihe geçen Amasya Genelgesi’ni yayınlamıştır. Amasya Genelgesi; Büyük Kurtarıcı’nın, emperyalist işgale, Saray’ın teslimiyetine, hükümetin işbirlikçiliğine ve milletin başsız bırakılmasına isyanının ilk resmî belgesi olmasının ötesinde, Türk Ulusu’na kurtuluşun yolunu, yöntemini gösteren tarihi bir bildiridir.

Genelgenin en önemli bölümü olan ilk üç maddede şu ifadeler yer almaktadır: Vatanın bütünlüğü, Ulusun bağımsızlığı tehlikededir.İstanbul’daki hükümet, üstlendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi gösteriyor.Ulusun bağımsızlığını yine Ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.

Bu 3 madde apaçık bir direniş, bir mücadele çağrısıdır, bir isyandır; Kutsal İsyan!

Paşa’nın Anadolu’daki bütün komutan, vali ve mutasarrıflara gönderdiği bu genelge ile tarihte ilk kez, milli iradeden ve ulusal egemenlikten söz edilmiş, Kurtuluş Savaşı’nın, gerekçeleri, amaçları ve yöntemleri ortaya konmuş, hükümetin görevlerini yerine getiremediği belirtilmiş, böylelikle Padişah ve Saray yönetimi resmen yok sayılarak millet direnişe çağrılmıştır. Sözün özü, Amasya Genelgesi emperyalist işgale karşı bir direniş, teslimiyetçi Saray’a karşı bir isyan manifestosu, apaçık bir savaş ilanıdır.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; Amasya Genelgesi’nin 107.yaşını kutluyor, Büyük Atatürk’ü, Kuvayı Milliye kahramanlarını ve Kemalist Devrimcileri minnet ve şükranla yadediyor, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asma ve yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma azim ve kararında olduğumuzu yineliyoruz.”

Voleybol turnuvasına 3 maçla devam

İsmail DEMİRAY

Edirne’de 11 Haziran Perşembe günü  başlayan Edirne Valiliği himayesinde Edirne Voleybol İl Temsilciliği’nce düzenlenen “2026 Yılı Kurum ve Kuruluşlar Voleybol Turnuvası”na bu akşam 3 karşılaşma ile devam edilecek.

Edirne Spor Salonu’nda bu akşam oynanacak 3 maçın ardından yarın 3, Perşembe günü de 3 olmak üzere haftae içerisinde 6 karşılaşma daha oynanacak. Karşılaşmalara 30 Haziran tarihinden itibaren devam edilecek.

1.SONUÇLAR

11 Haziran 2026

Çevre ve Şehircilik  2-0 Keşan DOÇEK

12-25, 19-25

Tarım İl Müdürlüğü 2–0 Özel Harekat

25-15, 25-8

Karadenizliler Derneği 2–0 DSİ (2)

25-8, 25-12

2.SONUÇLAR

16 Haziran 2026

T.Ü. Hastane 0–2 Şehir Gönüllüleri Derneği

8-25, 7-25

Öz Trakya 0–2 Yenimuhacir

12-25, 17-25

Veteranlar 2–1 Emniyet Müdürlüğü

21-25, 25-23, 16-14

3.SONUÇLAR

17 Haziran 2026

DSİ (1) 2-0 Sosyal Hizmetler

25-21, 27-25

Hasköylüler Derneği 2-1 Balkan Akademi

19-25, 25-21, 15-13

L Tipi Cezaevi 2-1 F Tipi Cezaevi

16-25, 26-24, 15-12

4.SONUÇLAR

18 Haziran 2026

Açık Cezaevi 0–2 Özel Harekat

İl Milli Eğitim Müdürlüğü 2–0 Zirai Karantina Müdürlüğü

Keşan DOÇEK 2–0 Tarım İl Müdürlüğü

5. SONUÇLAR

19 Haziran 2026

TED Koleji 0-2 Şehir Gönüllüleri Derneği

6-25, 10-25

Karadenizliler Derneği 2-0 T.Ü. Hastane (H)

T.Ü. Aile Hekimliği 0-2 Emniyet Müdürlüğü

23-25, 19-25

TURNUVADA BUGÜN

23 Haziran 2026

Öz Trakya – Veteranlar

20.00

TÜ Dekanlık ­ Balkan Akademi

21.00

DSİ (1) – Hasköylüler Derneği

22.00

Beyendikspor’da 2.Amatör Lig hayali bitti

2025/2026 Futbol sezonu Edirne 2.Amatör Lig Enver Fırtın sezonu play-off müsabakalarının ikinci ayağında İstasyonspor rakibi Beyendikspor’u 2-0 yendi.

Edirne 2.Amatör Lig A, B ve C gruplarında 2’nci olan takımların katıldığı tek devreli lig usulüne göre oynanan play off müsabakalarında birinci olan takım 28 Haziran 2026 Pazar günü Havsasspor – İstasyonspor arasındaki son maçta belli olacak. Havsaspor ile oynadığı ilk maçta 1-1 berabere kalan Beyendikspor, İstasyonspor’a yenilmesi nedeniyle saf dışı kalmış oldu.

PLAYOFF FİKSTÜRÜ:

14 Haziran 2026 Pazar

Beyendikspor 1–1 Havsaspor

21 Haziran 2026 Pazar

İstasyonspor 2–0 Beyendikspor

28 Haziran 2026 Pazar

Havsasspor – İstasyonspor

Saraçhane 1 – 16.00

U11 Ligi’nde sona doğru

Edirne U11 Futbol Ligi’nde 2025-2026 sezonunun 9. hafta programında yer alan 9 karşılaşma bugün oynanacak.

U11 Futbol Ligi’nde hafta sonu yapılan müsabakalarda A Grubu’nda 15, B Grubu’nda 13 ve C Grubu’nda13 olmak üzere fileler tam 41 kez havalandı.

Edirne U11 Futbol Ligi’nde bugün A ve B gruplarındaki 6 karşılaşma Saraçhane sahasında oynanırken, C Grubu’ndaki 3 karşılaşma da Keşan’da yapılacak.

Edirne U11 Futbol Ligi’nde sezon 25 Haziran’da oynanacak maçların ardından sona erecek.

U11’LERDE BUGÜN

A Grubu:

Yıldırım GB- Çınar

Saraçhane 2 – 17.00

Şükrüpaşa Atletik – 25 Kasım

Saraçhane 2 – 18.15

Şükrüpaşa  – Trakya Kartalları

Saraçhane 2 – 19.30

B Grubu:

Sancaktar  – Edirnespor

Saraçhane 1 – 17.00

Havsa- Edirne Birlik

Saraçhane 1 – 18.15

Alsancak- Aslantepe

Saraçhane 1 – 19.30

C Grubu:

Keşan Gençlerbirliği – Keşan Gençordu

Keşan Sen. – 16.00

Keşan Zafer – Uzunköprüspor

Keşan Sen. – 17.15

Keşan Gençordu – İpsala

Keşan Sen. – 18.30

8. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

20 Haziran 2026 Cumartesi

A Grubu:

Şükrüpaşa 4 1- Yıldırım GB

Trakya Kartalları 8-0 Şükrüpaşa Atletik

Çınar 2-3 25 Kasım

Saraçhane 1 – 19.00

B Grubu:

Sancaktar  6–4 Havsa

Edirnespor 1–2 Alsancak

Edirne Birlik 2–0 Aslantepe

C Grubu:

Keşan Gençlerbirliği 0–5 Keşan Gençordu

Uz. Veteranlar 2-1 Keşan Zafer

İpsala 2–3 Uzunköprüspor