OKULLARI KAPATALIM

“Bugün 23 Nisan / Neşe doluyor insan / Çocuklara armağan / Bugün 23 Nisan…” diyorduk.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, özellikle 1930–1950 arasında, okullarda öğretmenler çocuklardan 23 Nisan için kendi şiirlerini yazmalarını isterdi. Amaç sadece ezber yapmak değil, çocukların vatan, hak, özgürlük ve cumhuriyet sevgisini kendi sözleriyle ifade etmesiydi. Çünkü eğitimin amacı üretimdi.

Kepirtepe Öğretmen Okulu’nun son sınıfında iken çevre köy ve merkez okullarında bir süre staj görülüyordu. Bana köy olarak Eskitaşlı merkez olarak da Emrullah Efendi okulları çıktı.Emrullah Efendi İlkokulu’na gidince ilk merakım okulun adının nereden geldiği idi. Meğerse Lüleburgaz doğumlu eğitimci, felsefeci Emrullah Efendi’den almış. Daha sonra araştırdım; 1858 doğumlu Emrullah Efendi 2.Meşrutiyet döneminde 1910-1911 yıllarında o Maarif Nazırlığı yapmış.

“Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” cümlesini söylediği koşulları incelediğimde bir isyan cümlesi olduğunu öğrendim. Çünkü Osmanlı bütçesinin 1881-1928 arasında Düyûn-ı Umûmiye’ye devredildiği, dış borçlarını ödeyemeyerek iflasını açıkladığı yıllar. Bu koşullarda eğitim için canla başla çalışan Bakan Emrullah Efendi isyan eder ve ironik olarak okulların olmadığı bir eğitim bakanlığını yönetmenin kolaylığını vurgular.

O günden bugüne geldiğimizde o günlerde bakanlar padişahların uhdesindeki programlara, yatırımlara karşı sözler söyleyebiliyormuş. Bugün bir bakan kendisine görev veren makama karşı olumsuz, isyan cümleleri kurabilir mi?

AKP ve destekçileri olan uluslararası güçler, coğrafyamızda bir kuşak laboratuvarı deneyi yapıyor. Bu deneyin amacı; bir kuşağı geçmişten koparıp umutsuz ve biat eden bir kuşak yaratmak.Feodal yaşamdan sıyrılıp aydınlanmacı bir cumhuriyet kurmayı hedefleyen cumhuriyeti sadece isimde bırakmak. Cumhuriyeti yaşam tarzına çevirenlerin, iktidarı gökten yere/ insana indirenlerin evrensel kazanımlarını reddetmek. Sonuçta eğitim ile emperyalizmin istediği dindar ve kindar ama iyi tüketici yurttaşlar yaratmak.

Bir kuşağın öncesinden koparılıp yenisini üretememesi kuşaklar arası kopuşu sağlar. Kuşak laboratuvarı deneyi; ekonomik darboğaz, kültürel baskı, dayanışma engelleri gibi toplumsal örgütlenmeyi yok etmektedir. Sonuçta toplumsal şiddet daha anne karnında başlayan psikolojik rahatsızlıklarla örülmüş olur ve çocukluk, gençlik ve yaşlılığı da olumsuzlaştırır.

AKP devrinde gelen her bakan diğer bakanlıklardan katbekat fazla olumsuzluk yaratmıştır. Her bakanın utanmazca devrim dediği icraatlar cumhuriyetin gerçek devrimlerini yok eden karşı devrimler olarak bugünleri yaratmıştır.

Okul için eğitim için her çaresizliği yenme azmi olan kuşaklardan okula gitmemeyi yeğleyen kuşaklar yaratıldı. Yaratılan sistem sonucunda iki milyonu kız olmak üzere üç milyon okul çağı çocuğumuz okula gitmiyor/gidemiyor. Bir buçuk milyon üniversite öğrencisi yoksulluk ve aşağılanma gibi nedenlerle yüksek öğreniminden vaz geçmiş durumdadır.

Okul dışı kalan/bırakılan çocuk kendisi ve toplum için tehlikedir ve sorumlusu iktidardır. Ama asıl tehlike bu durumu ortaya çıkaran sistemdir. Bu sistem ile eğitim öğretim olmaz. Bu anlayış ile her gelen gün bir öncekinden daha olumsuz olacaktır. Eğitime bakışları, hedefleri yanlıştır. Eğitim; üretim, güven, hoşgörü gibi bilimsel kuramların öğretildiği ve üretildiği alanlardır. Toplumsal alan sorunsuz hale geldiğinde zaten güvenli ortam da sağlanmış olur.

Dahası bakanın acil kararı ile okullara getirilecek güvenlik elemanlarının ücretinin velilerden toplanması acizlik değil ise adaletsizlik ve utanmazlıktır. Bakan Yusuf Tekin’e eğitim elbisesi bol gelmektedir. Bakan değil ancak mürit başı olabilir ve acilen bakanlıktan alınmalıdır. Devamında da cumhuriyet ve aydınlanma hedefine bağlı eğitimi dini ve ticari alan olarak görmeyen iktidar gelmelidir. Bizim çocuklarımız denek değildir.

Bunu başarabiliriz ve her olayda okulları kapatmak yerine; “Bugün 23 Nisan / umut dolmalı insan / Çocuklara armağan / Bugün 23 Nisan…” demeliyiz.

Damızlık koç ve tekeler sahiplerini buldu!

Olgay GÜLER

Edirne’de Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından düzenlenen ‘2. Edirne Damızlık Koç ve Teke Mezatı’, üreticilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Edirne Ticaret Borsası (ETB) Hayvan Satış Borsası’nda düzenlenen 2. Edirne Damızlık Koç ve Teke Mezatı Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa; Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, Edirne Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Arif Hikmet Akbay, çevre illerden gelen üreticiler ve çok sayıda yetiştirici katıldı.

‘HAYVANCILIĞIN GELİŞMESİ ADINA BÜYÜK FIRSAT’

Açılış konuşmasını yapan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, organizasyonun bölge hayvancılığı için stratejik önemine değindi. Köse, “Bölgemizin en önemli geçim kaynaklarından biri olan hayvancılıkla ilgili bu anlamlı organizasyonda sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu tür organizasyonlar, üreticilerimizin kaliteli damızlıklara ulaşabilmesi, küçükbaş hayvancılığın gelişmesi, üretim ve verimliliğin artması adına büyük bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda üreticiler arasında gönül bağlarının güçlenmesine katkı sağlıyor. Bakanlık ve Valilik koordinasyonunda hayata geçireceğimiz yeni projelerle üreticilerimizi desteklemeye, hayvancılığı daha sürdürülebilir hale getirmeye devam edeceğiz” dedi.

‘HEDEFİMİZ TRAKYA’NIN DAMIZLIK MERKEZİ OLMAK’

Edirne Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Arif Hikmet Akbay da mezatı sadece bir satış etkinliği olarak görmediklerini vurguladı. Akbay, “Birinci önceliğimiz burayı Trakya’nın önemli bir damızlık satış merkezi haline getirmek. Tüm Trakya’daki hayvanların burada toplanabildiği, buradan da Türkiye’nin dört bir yanına satışın yapılabildiği bir yapı için çalışıyoruz. Mezat sürecini titizlikle yürütüyoruz; hayvanların sağlık kontrollerini yapıp kayıt altına alıyor ve katalogluyoruz. Üreticilerimize hiçbir maddi yük bindirmiyoruz, tüm giderleri birlik olarak karşılıyoruz. Bugün burada 4-5 aylık kuzulardan 3 yaşındaki baba koçlara kadar 54 kaliteli damızlığımız bulunuyor” diye konuştu.

‘KOÇ, SÜRÜNÜN HER ŞEYİDİR’

Etkinliğe Eskişehir’den katılan üretici ve televizyon programcısı Emre Tınaz da kaliteli damızlık seçiminin hayati önemine dikkat çekti. Tınaz, “Koç, sürünün her şeyidir. Bir koyun yılda bir-iki kuzu verirken, iyi bir koçtan 150’ye kadar kuzu elde etmek mümkün. Bu, genetik açıdan koçun ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Bu mezatlar sayesinde hem alıcılar güvenilir hayvanlara ulaşıyor hem de satıcılar emeklerinin karşılığını alıyor. Amacımız yüksek verimli genetiği daha fazla üreticiye ulaştırmak” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından başlayan mezatta, farklı ırklardan seçilen damızlıklar açık artırma usulüyle satışa sunuldu. Üreticilerin büyük ilgi gösterdiği açık artırmalar gün boyu sürdü. Açık arttırmalarda koç ve tekeler en düşüğü 35 bin TL, en yükseğiyse 85 bin TL’den alıcı buldu.

Bakan Tekin’e soru yağmuru!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, boşaltılan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’ni (EYBAL) yeniden TBMM gündemine taşıdı ve Millî Eğitim Bakanlığı’nı soru yağmuruna tuttu.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne’nin depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılan veya yıkılan okulların peşini bırakmıyor. Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) durumunu daha önce TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getiren Yazgan, bu kez Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sundu. “Edirne’de peş peşe birçok okul depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılmış ancak henüz yıkılan okullar yerine yapılmış bir okul bulunmamaktadır” diyen ve EYBAL’ın durumunu anımsatan Yazgan, “Kırk beş yıllık bu okuldaki öğrenciler, yüz otuz yıllık binada bulunan 1. Murat Lisesi’nin sonradan ekleme bir katına taşınmıştır. Söz konusu okul binasında iki farklı lise eğitimi devam etmektedir” dedi. Boşaltılan lise binasının mevcut halini anımsatan Yazgan, şu soruları yöneltti:

“Edirne genelinde bugüne kadar kaç okul binasında depreme dayanıklılık testi yapılmıştır? Bu testlerin sonucunda kaç okul binasının depreme dayanıksız olduğu tespit edilmiştir?

Depreme dayanıksız olduğu tespit edilerek boşaltılan okul sayısı kaçtır?

Boşaltılan bu okullardan kaçı tamamen yıkılmıştır ve yıkılan okulların yerine yenisinin yapılması için ayrılan bütçe ve belirlenen bir takvim bulunmakta mıdır?

Depreme dayanıksız olduğu raporlanmasına rağmen halen tahliye edilmeyen ve eğitim-öğretime devam eden okul binası bulunmakta mıdır? Varsa, bu okullarda öğrencilerin can güvenliği nasıl sağlanmaktadır?

Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi (EYBAL) binasının yıkım kararı sonrası, öğrencilerin 130 yıllık bir geçmişe sahip 1. Murat Lisesi binasının sonradan ekleme yapılmış katına taşınmasının gerekçesi nedir?

İki farklı lisenin aynı binada eğitim görmesinin yaratacağı fiziksel yetersizlikler, sınıf mevcudu artışları ve eğitim kalitesindeki düşüşün önüne geçmek adına Bakanlığınızın aldığı ek bir önlem var mıdır?

Edirne’de yıkım kararı alınan okulların yeniden yapımı için Bakanlığınızın 2023 ve 2024 yıllarında ayırdığı toplam ödenek ne kadardır?

Bu ödeneğin ne kadarı Edirne’deki okul inşaatları için fiilen kullanılmıştır?

EYBAL öğrencilerinin 1 Murat Lisesi’ne taşınmasıyla birlikte, mevcut binada öğrenci başına düşen kapalı alan ve bahçe alanı kaç metrekareye düşmüştür?

Bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’ne uygun mudur?”

Edirne Lisesi’nde 169’uncu yıl heyecanı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin eğitim çınarı Edirne Lisesi’nin 169’uncu kuruluş yıldönümü kutlamaları, Atatürk Anıtı’nda gerçekleştirilen törenle başladı.

Kentin eğitim hayatında önemli yere sahip Edirne Lisesi’nin, 169’uncu kuruluş yıldönümü kutlamaları; Edirne Lisesi’nden Yetişenler Derneği (ELYD), Edirne Lisesi Eğitim Vakfı (ELEV) ve Edirne Lisesi yönetimi tarafından, Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törenle başladı. Törende, dernek ve vakıf yöneticileri anıta çelenk sunarken, saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu.

ELEV Başkanı Atıl Erman, Edirne Lisesi’nin 169’uncu yaşını kutlamanın heyecanı içerisinde olduklarını belirterek, “169 yıllık bir lisenin birçok gelenekleri olur. Bunlardan bir tanesi de Edirne Lisesi’nin pilav günü şenlikleridir. 169 yıllık bir lisenin 83 yıl devam eden bir geleneği bu. 1944’te başladı. Edirne Lisesi mezunları dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden bu pilav günü için Edirne’ye gelirler, eski günlerini anımsarlar, gençliklerini hatırlarlar. Dostlarıyla eski günleri yad ederler. Bunun mutluluğu içindeyiz. Yarın pilavı yiyeceğiz. Dostlarımızla kucaklaşacağız, sizlerle de orada buluşmak isteriz” dedi.

Anıttaki programın ardından mezunlar ve okul yönetiminden oluşan kortej, Edirne Lisesi Bandosu eşliğinde okula yürüdü. Okulda 150’nci yıl anıtına çelenk konulup, Edirne Lisesi Marşı söylendi. Etkinlikler; görsel sanatlar sergisi açılışı ve akşam 20.00’de geleneksel Meriç Balosu programıyla devam etti.

‘Çocuklarımız en kıymetli varlığımızdır’

Edirne Milletvekili Ediz Ün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik e Çocuk Bayramı’nı yayımladığı mesajla kutladı.

Milletvekili Ediz Ün, kutlama mesajında, “23 Nisan 1920, milletimizin kendi kaderine sahip çıktığı, egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte millet iradesi en üstün güç olarak kabul edilmiş, bu irade 106 yıldır yolumuzu aydınlatmaya devam etmiştir” diyerek şunları kaydetti:

“Milli egemenliği yok saymaya çalışanlar, halkın sesini kısmaya uğraşanlar ve çeşitli yollarla millet iradesini zayıflatmak isteyenler tarih boyunca olduğu gibi bugün de karşılarında milletimizin kararlılığını bulacaktır. Çünkü bu ülkenin temeli, hiçbir baskıya boyun eğmeyen, özgürlüğünden ve egemenliğinden vazgeçmeyen bir milletin iradesi üzerine kurulmuştur. Egemenliğin millete ait olduğunu anlamayanlara milletimiz her zaman hatırlatmayı bilmiştir.

23 Nisan, yalnızca bir Meclis’in açılış günü değil; aynı zamanda zorluklar, yokluklar ve ihanetler karşısında dimdik duran bir milletin yeniden doğuşunun simgesidir. İşgal donanmasını gördüğünde ‘geldikleri gibi giderler’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kurtuluş savaşımızın başında ‘Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ ilkesi 1920’de egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunda ısrar ederek TBMM’de hayat bulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığı, geçmişte olduğu gibi bugün de bağımsızlığımızın ve demokrasimizin en güçlü teminatıdır. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesi ise geleceğe verilen değerin en açık ifadesidir. Çocuklarımızı hiçbir çürümenin, karanlığın eline bırakamayız, bırakmayacağız. Çocuklarımız; umudumuz, yarınlarımız ve en kıymetli varlığımızdır. Onlara daha adil, daha özgür ve daha güçlü bir ülke bırakmak hepimizin en büyük sorumluluğudur.

Gazi Meclisimizin tehdit altında olduğu Sakarya Savaşının en karanlık günlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz” sözünü sadece bir savaş stratejisi olarak göremeyiz. Bu söz aynı zamanda bugün çocuklarımızı karanlığa sürükleyen, ölümlere götüren karanlığa karşı da yaşamın her alanında bir mücadele ilkesidir. Bunun için Meclis’te, sokakta, tarlada, fabrikada, okulda yani insanın olduğu her alanda karanlığa karşı ülkemizin geleceği için yorulmadan mücadele edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle; başta çocuklarımız olmak üzere milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.”

ETB’den 23 Nisan kutlaması

Edirne Ticaret Borsası 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’’nı yayımladığı mesajla kutladı.

Edirne Ticaret Borsası’nın kutlama mesajında şunlara yer verildi:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ve Ulu Önder Atatürk’ün, tüm dünya çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106’ncı yılını milletçe kutlamanın kıvanç ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyor, Türk ve Dünya çocuklarına barış ve mutluluk getirmesini diliyor ve başta Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve bağımsızlığı için canını vermiş tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.”

Dünya Standartlarında Tartım weilo’nun Global Başarısının Arkasındaki Güç

Küreselleşen ticaret dünyasında bir markanın sadece yerel sınır içerisinde kalması, büyüme potansiyelini kısıtlayan en büyük engellerden biridir. Endüstriyel tartım ve ölçüm teknolojileri gibi teknik hassasiyetin en üst düzeyde olduğu bir sektörde ise küresel oyuncu olabilmek, çok sıkı kalite standartlarını ve sertifikasyon süreçlerini yerine getirmeyi gerektirir. Bugün birçok farklı ülkede projeleri bulunan ve ihracat gücüyle adından söz ettiren weilo, yerli mühendislik imkanlarını uluslararası normlarla birleştirerek global bir başarı hikayesi yazmaktadır. Bu başarının temelinde, dünyanın her yerindeki sanayicilerin güvenle kullanabileceği teknolojik altyapıyı sunma kararlılığı yatar.

Uluslararası Sertifikasyon ve Kalite Güvencesi

Uluslararası pazarda kabul görmenin ilk şartı, ölçüm cihazlarının doğruluğunun ve güvenilirliğinin bağımsız otoritelerce tescil edilmesidir. Özellikle Avrupa ve Amerika pazarlarında ticari tartım işlemlerinde kullanılan ekipmanların OIML (Uluslararası Yasal Metroloji Kuruluşu) standartlarına uygunluğu hayati önem taşır. Üretim bandımızdan çıkan her bir yük hücresi, bu yüksek standartlara uygun olarak tasarlanmakta ve test edilmektedir. Kalite yönetim süreçlerimizden ödün vermeden sürdürdüğümüz üretim anlayışı, dünyanın en prestijli projelerinde bile markamızın tercih edilmesini sağlamaktadır. Bu durum, sadece bir ürün satışı değil, aynı zamanda Türk mühendisliğinin kalitesinin küresel ölçekte onaylanması anlamına gelir.

Teknolojik Rekabet Gücü ve İnovasyon

Global rakiplerle mücadele edebilmek için sadece “dayanıklı” ürün yapmak yetmez; aynı zamanda “akıllı” çözümler sunmak gerekir. Modern endüstride kullanılan her bir loadcell birimi, artık otomasyon sistemlerinin bir parçası olarak veri üretmek zorundadır. Dijitalleşme hamlemiz kapsamında geliştirdiğimiz sensörler, dünyanın her yerindeki fabrikaların Endüstri 4.0 dönüşümüne tam uyum sağlar. Farklı dillerde teknik destek kapasitemiz, kolay entegre edilebilir yazılım arayüzlerimiz ve evrensel haberleşme protokollerine olan tam desteğimiz, markamızı sınır ötesi projelerde vazgeçilmez kılmaktadır. Ağır sanayi tesislerinden yüksek hassasiyetli laboratuvarlara kadar geniş bir uygulama alanında sunduğumuz bu teknolojik çeşitlilik, global büyümemizin en önemli itici gücüdür.

Küresel Tedarik Zinciri ve Teknik Destek Ağı

Global başarının sürdürülebilir olması, satış sonrası süreçlerin de aynı mükemmellikte yönetilmesine bağlıdır. İş ortaklarımıza sunduğumuz hızlı teslimat, kesintisiz yedek parça temini ve uzaktan teknik destek imkanları, coğrafi mesafeleri ortadan kaldırmaktadır. Bir projenin dünyanın neresinde olduğundan bağımsız olarak, aynı yüksek standartlarda mühendislik danışmanlığı sunabiliyoruz. Yerli üretim avantajımızı kullanarak sunduğumuz rekabetçi fiyatlar ile dünya devlerinin sunduğu kaliteyi bir araya getirmemiz, pazar payımızı her geçen gün artırmaktadır.

Geleceğe Uzanan Küresel Vizyon

Markamızın bugünkü konumu, yıllardır süregelen titiz bir çalışmanın ve sürekli gelişim arzusunun meyvesidir. Dünya genelindeki teknolojik trendleri yakından takip ederek, tartım sistemlerinde sadece takipçi değil, yön veren bir aktör olma hedefiyle ilerliyoruz. Her yeni ihracat başarısı, bizi daha ileri teknoloji üretme konusunda motive ederken, küresel pazardaki güvenilirliğimizi de pekiştirmektedir. Geleceğin dijital dünyasında, dünyanın her kıtasında en hassas ölçümlere imza atarak, evrensel standartlarda mükemmelliği temsil etmeye devam edeceğiz.

CHP’den cezaevi önünde açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) heyeti, Edirne Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, tutuklu milletvekilleri ve belediye başkanlarına ilişkin hukuki süreçlere dikkat çekilerek; demokrasi, adalet ve hukukun üstünlüğü vurgusu öne çıktı.

Basın açıklamasına CHP Genel Başkan Yardımcısı Meryem Gül Çiftçi Binici, CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan ve CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu katıldı.

Parti adına açıklamayı CHP Genel Başkan Yardımcısı Meryem Gül Çiftçi Binici yaptı. Çiftçi Binici, Türkiye’de adaletin sağlanması, demokratik değerlerin korunması ve toplumsal barışın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Farklı siyasi partilerin de katılım sağladığı açıklamada, ortak mücadele iradesinin güçlü bir şekilde ortaya konduğu vurgulandı.

YRP’den imza seferberliği

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı tarafından başlatılan imza kampanyasıyla, Türkiye genelinde geniş kapsamlı bir saha çalışması hayata geçiriliyor. “Kürecik Radar Üssü kapatılsın, İsrail kör olsun, Bakü Tiflis Ceyhan Boru Hattı kapatılsın, İsrail’de hayat dursun” sloganlarıyla başlatılan kampanya kapsamında parti teşkilatları, il ve ilçe merkezlerinde kurulacak stantlarla vatandaşlardan imza toplayacak.

Yeniden Refah Partisi yetkilileri, kampanyanın amacının milletin vicdanını ve tepkisini güçlü bir şekilde ortaya koymak olduğunu belirterek, söz konusu çalışmanın sadece bir imza kampanyası değil, aynı zamanda toplumsal bir duruşun ifadesi olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin dört bir yanında eş zamanlı olarak yürütülecek çalışma ile teşkilatların sahaya ineceği ve vatandaşlarla birebir temas kurulacağı ifade edilirken, kampanyanın kısa sürede geniş kitlelere ulaşması hedefleniyor.

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bu kampanya ile aziz milletimizin sesi olmayı, mazlumların yanında güçlü bir duruş sergilemeyi amaçlıyoruz. Tüm Türkiye’de sahaya inerek milletimizin hissiyatını ortaya koyacağız” denildi.

Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan “23 Nisan 2026 Perşembe günü Saraçlar Caddesinde kurulacak standa tüm vatandaşları davet ederek kampanyaya destek vermeye çağırdı.”