‘1 Mayıs alın terinin, emeğin simgesi’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü açıklamasında, parti olarak emeğin hakkını savunan, alın terinin karşılığını eksiksiz almasını isteyen, sosyal adaleti önceleyen bir anlayışın temsilcisi olduklarını bildirdi.

Balkanlı açıklamasında, “Bugün, alın terinin, emeğin, dayanışmanın ve hak mücadelesinin simgesi olan 1 Mayıs’ı bir kez daha karşılıyoruz. 1 Mayıs’ın ‘İşçi Bayramı’ ve ‘Emek ve Dayanışma Günü’ olarak anılmasının nedeni; işçi sınıfının insanca çalışma koşulları, adil ücret ve örgütlenme hakkı için verdiği tarihsel mücadelenin bir sembolü olmasıdır. 1886 yılında Chicago’da işçilerin 8 saatlik iş günü talebiyle başlattığı direniş ve bu uğurda verilen bedeller, bugün tüm dünyada 1 Mayıs’ın emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmasının temelini oluşturmuştur” diyerek şunlara kaydetti:

“Ancak ne yazık ki bugün ülkemizde emekçilerimiz için bayram coşkusundan çok, derinleşen ekonomik kriz, ağırlaşan çalışma koşulları ve büyüyen adaletsizlikler gündemdedir.

Ülkemizde çalışma hayatı her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. İşçilerimiz güvencesizliğe mahkûm edilmekte, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve artan hayat pahalılığı altında ezilmektedir. Asgari ücret açlık sınırının altında kalmış, emekçinin alın teri değersizleştirilmiştir. Milyonlarca çalışan ay sonunu getiremez hale getirilirken, gelir adaletsizliği derinleşmiştir.

Sendikal örgütlenmenin önüne konulan engeller, işçilerin hak arama mücadelesini baskı altına almaktadır. İş güvencesi zayıflatılmış, emeğin sesi kısılmaya çalışılmıştır. Oysa demokratik bir ülkede emekçilerin örgütlenme hakkı en temel anayasal haklardan biridir ve bu hak hiçbir şekilde engellenemez.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olarak bizler; emeğin hakkını savunan, alın terinin karşılığını eksiksiz almasını isteyen, sosyal adaleti önceleyen bir anlayışın temsilcisiyiz.

İktidarımızda;

Asgari ücret insanca yaşam koşullarını sağlayacak düzeye çıkarılacak,

Taşeron ve güvencesiz çalışma sona erdirilecek,

Sendikal haklar üzerindeki tüm baskılar kaldırılacak,

Çalışanların refahı ve sosyal güvenliği güçlendirilecektir.

Biz biliyoruz ki bu ülkenin gerçek gücü; fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde, ofislerde gece gündüz çalışan emekçilerimizdir. Türkiye’yi ayağa kaldıracak olan da onların emeği, onların azmi ve onların umududur.

Tüm zorluklara rağmen, emekçilerimizin mücadele azmi ve dayanışması geleceğe dair umudumuzu büyütmektedir. İlk seçimde halkın iktidarını kurarak, hak, hukuk ve adalet temelinde emeğin değer gördüğü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.”

Bu duygu ve düşüncelerle; başta Edirne’deki emekçi kardeşlerimiz olmak üzere, ülkemizin dört bir yanında alın teriyle yaşamını kazanan tüm işçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor, daha adil, daha eşit ve daha özgür bir Türkiye mücadelesinde yan yana olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın emek, dayanışma ve adalet mücadelemiz!”

‘Bir ülkenin gerçek gücü emekçileridir’

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, emeğin sömürülmediği, herkesin insanca yaşayabildiği bir Türkiye için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.

CHP Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Emeğin, alın terinin ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği bu anlamlı günde, tüm emekçilerimizi saygıyla selamlıyoruz” diyerek şunlara yer verdi:.

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ki; bir ülkenin gerçek gücü, o ülkenin emekçileridir. Üreten, alın teri döken, hayatın her alanında fedakârca çalışan işçilerimizin hak ettiği yaşam koşullarına kavuşması, sosyal adaletin ve eşitliğin sağlanması en temel önceliğimizdir.

Bugün ülkemizde emekçiler; düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve artan hayat pahalılığı karşısında büyük bir mücadele vermektedir. Bizler, emeğin sömürülmediği, herkesin insanca yaşayabildiği bir Türkiye için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.

1 Mayıs; sadece bir anma günü değil, aynı zamanda birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun en güçlü şekilde ortaya konduğu bir mücadele günüdür. Bu mücadele; hak, hukuk ve adalet mücadelesidir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak; emekçilerimizin yanında olmaya, onların sesi olmaya ve haklarını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki; örgütlü mücadele ile, dayanışma ile, birlik ve beraberlik içinde daha adil, daha özgür ve daha eşit bir Türkiye mümkündür.

Bu duygu ve düşüncelerle; başta işçi ve emekçi kardeşlerimiz olmak üzere tüm halkımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor, emeğin ve dayanışmanın kazandığı yarınlar diliyoruz.”

‘Emeğin değeri her zaman korunmalı’

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Irmak, emeğin ve alın terinin toplumların gelişiminde temel unsur olduğunu vurgulayarak, üretim ve ekonomik kalkınmanın arkasında büyük bir özveriyle çalışan emekçilerin bulunduğunu ifade etti. ETSO Başkanı Irmak, “Üreten, değer katan ve ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayan tüm emekçilerimiz, güçlü bir ekonominin ve sürdürülebilir büyümenin en önemli yapı taşlarıdır” dedi.

Çalışma hayatında tüm çalışanların hak ettikleri koşullarda, güvenli ve verimli bir ortamda görev yapmasının önemine değinen Irmak, emeğin değerinin korunması ve dayanışma ruhunun güçlenmesinin ortak hedef olduğunu belirtti.

Irmak, mesajının sonunda tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, emeğin değerinin her zaman korunması gerektiğini vurguladı.

‘Emek en yüce değerdir!’

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı yayımladığı mesajla kutladı.

ADD Edirne Şube Başkanı Celil Özcan tarafından paylaşılan dernek genel merkezinin açıklamasında,”İşçi Bayramı’dır, emeğin sermaye sömürüsüne karşı insanca yaşam mücadelesini yükselttiği gündür 1 Mayıs” denilerek şunlara yer verildi:.

“1 Mayıs 1886’da 8 saatlik iş günü talebiyle greve çıkan Şikagolu işçilere yönelik polis saldırısı sonucu meydana gelen ve 4’ü işçi, 7’si polis 11 kişinin hayatını kaybettiği Haymarket Olayı anısına 140 yıldır bütün dünyada bayram olarak kutlanmaktadır bu anlamlı gün.

Türk toplumu ise, ilk kez Osmanlı döneminde 1911 yılında Selanik’te, ardından 1912’de İstanbul’da kutlamıştır 1 Mayıs’ı. 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanından önce çıkarılan bir yasa ile ülkemizde de resmî bayram ilan ve kabul edilmiştir.

Türkiye’de; demokrasi, hukuk, adalet ve insan hakları talepleri gibi emekçi hakları ve İşçi Bayramları da hep yasaklarla, baskılarla, şiddetle engellenmeye çalışılmıştır. Zaman zaman şiddet o boyutlara varmıştır ki, tarihe “Kanlı Pazar” adıyla geçen 16 Şubat 1969 (FKF öncülüğündeki devrimci üniversite gençliği ile çoğunluğu DİSK üyesi devrimci işçilerin 6. Filo protestosu) ve 1 Mayıs 1977 (DİSK öncülüğündeki işçilerin ve devrimci kitlelerin 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlaması) Taksim Katliamları bile yaşanmış, canlar yitirilmiş, ağır bedeller önlenmiştir. Bunun son örneği ise, Eskişehir Doruk Madencilik işçilerinin, işverenin aylarca ödemediği ücret ve tazminatlarını alabilmek için kilometrelerce yürümek, polis cop ve gazına maruz kalmak, tekme tokat gözaltına alınmak, bozkır ayazında üstleri çıplak oturma eylemi yapmak, dondurucu soğukta sokaklarda sabahlamak ve nihayet açlık grevine yatmak zorunda kalmaları olmuştur.

Bunca acıdan sonra herhalde artık anlaşılmış olmalıdır; ülkemizde (bütün mazlum ülkelerde de) demokrasi güçlendirilmedikçe, Kuvvetler Ayrılığı ve Yargı Bağımsızlığı ilkelerine ödünsüz bağlı bir Hukuk Devleti gerçekleştirilmedikçe, nüfus ve insan kaynağı planlanması yapılmadıkça, bütün yer altı ve yer üstü ulusal kaynaklara sahip çıkılmadıkça, çağdaş, laik, bilimsel, kamucu ve ücretsiz eğitim sağlanmadıkça ve tabii sermayenin kâr hırsının ücretleri minimize edip açlık sınırı altına itmesine izin vermeyen, emeğin de, sermayenin de haklarını karşılıklı  güvence  altına alan akılcı ve gerçekçi bir üretim ekonomisi yürürlüğe sokulmadıkça ne sömürü bitecektir, ne emek düşmanlığı son bulacaktır, ne çalışma hayatı huzura, barışa ve yüksek verimliliğe kavuşacaktır, ne de topyekûn kalkınma sağlanıp “Bolca Üretim-Hakça Bölüşüm” hedefine ulaşılabilecek, yoksulluktan kurtulunabilecektir.

O halde, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur, yol ve yöntem bellidir; Atatürk Cumhuriyeti’nin başarısı kanıtlı, “4 Denge Kuramı” esaslı [Bütçe (Gelir-Gider), Dış Ticaret ve Ödemeler (İthalat-İhracat ve Döviz Giriş-Çıkış), Ekonomi (Üretim-Tüketim) ve Yatırım (Devlet-Özel Sektör)  Dengeleri], yüksek teknolojili ürün üretme hedefli ve özgün (moda deyişle yerli ve milli) “Kemalist Karma Üretim Ekonomisi” modeli günümüz koşullarına uyarlanarak uygulanmalı, emekçilerin sarı sendika tuzağından, iktidar ve işveren baskılarından korunup sınıf bilincine sahip gerçek sendikalarda örgütlenmeleri önündeki engeller kaldırılmalı, iş ve işçi güvenliği yasal güvencelere kavuşturulmalıdır.1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.”

‘Emek, en yüce değerdir’

Keşan Belediye Başkanı Op.Dr. Mehmet Özcan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Başkan Özcan, emeğin ve alın terinin toplumların gelişimindeki en temel unsur olduğunu vurgulayarak, tüm emekçilerin bayramını kutladı.

Mehmet Özcan açıklamasında, 1 Mayıs’ın sadece bir bayram değil, aynı zamanda emek mücadelesinin, dayanışmanın ve hak arayışının simgesi olduğunu belirtti. Çalışanların daha iyi koşullarda, adil ve güvenceli bir yaşam sürmesinin önemine dikkat çeken Başkan Özcan, “Üreten, çalışan ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunan tüm işçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü yürekten kutluyorum. Emek, en yüce değerdir ve her zaman hak ettiği saygıyı görmelidir.” ifadelerini kullandı.

Keşan Belediyesi olarak, çalışanların yanında olmaya devam edeceklerini ifade eden Mehmet Özcan, yerel yönetim anlayışlarının temelinde sosyal belediyeciliğin yer aldığını söyledi.

Toplumsal dayanışmanın önemine de değinen Başkan Özcan, “1 Mayıs, birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz, dayanışma ruhunu güçlendirdiğimiz anlamlı bir gündür. Bu özel günün; barış, kardeşlik ve huzur içinde geçmesini temenni ediyorum.” dedi.

Açıklamasının sonunda tüm emekçilere sağlıklı, huzurlu ve güvenli çalışma koşulları dileyen Mehmet Özcan, 1 Mayıs’ın toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir gün olarak geleceğe umutla bakılmasına vesile olmasını diledi.

Okul bisiklet yarışında büyük heyecan

Okul Sporları Bisiklet İl Birinciliği Yarışları, Edirne’de yoğun katılım ve büyük heyecanla gerçekleştirildi. Farklı yaş kategorilerinden öğrenciler, dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele etti.

Edirne’de 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Okul Sporları faaliyetleri kapsamında düzenlenen Bisiklet İl Birinciliği yarışları, 29 Nisan 2026 Çarşamba günü gerçekleştirildi. Protokol Evi ile Bosnaköy yolu arasında düzenlenen organizasyon, sabah saat 10.00’da start aldı.

Farklı Kategorilerde Büyük Rekabet

Yarışlar; Minikler, Küçükler, Yıldızlar ve Gençler (A-B) kategorilerinde düzenlendi. Minikler ve Küçükler kategorisinde sporcular 6 kilometrelik parkurda yarışırken, Yıldızlar ve Gençler kategorilerinde mücadele 8 kilometrelik etapta gerçekleşti.

Farklı yaş gruplarından çok sayıda öğrencinin katıldığı yarışlarda, genç sporcular hem dayanıklılıklarını hem de hızlarını sergileme fırsatı buldu.

Dereceye Girenler Ödüllendirildi

Yarışların ardından düzenlenen ödül töreninde dereceye giren takımlara kupa ve başarı belgeleri verildi. Sporcular ise madalya ile ödüllendirilerek emeklerinin karşılığını aldı.

Sporun Geleceğine Katkı

Edirne’de düzenlenen Okul Sporları Bisiklet İl Birinciliği, gençlerin spora yönlendirilmesi ve yeteneklerinin keşfedilmesi açısından önemli bir organizasyon olarak öne çıktı. Yoğun katılım ve yüksek rekabet seviyesi, organizasyonun başarısını bir kez daha ortaya koydu.

Bir köyün hayali gerçek oldu

Büyük Gerdelli Spor, Edirne 1. Amatör Lig’de mücadele edecek olan Genç Aslanlar Spor’un yarışmacı haklarını devralma kararı aldı.

Büyük Gerdelli Köyü’nün sosyal medya hesabından “Bir Köyün Hayali Gerçek Oldu” başlığı ile gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:,

“Edirne’nin Süloğlu ilçesine bağlı Büyük Gerdeli köyünde yıllardır konuşulan futbol kulübü hayali gerçeğe dönüştü. Köyün gençleri tarafından uzun süredir planlanan kulüpleşme süreci, önemli bir adımla hayata geçirildi.

Büyük Gerdelli’de yaşayan futbol tutkunları, kendi takımlarını kurarak amatör liglerde mücadele etme hedefiyle yola çıktı. Ancak kulüp kurma sürecinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından uygulanan yeni kriterler ve prosedürler, köylülerin önünde engel oluşturdu.

Bu duruma çözüm arayan köy gençleri, alternatif bir yol izleyerek gelecek sezon Edirne 1. Amatör Lig’de mücadele edecek olan Genç Aslanlarspor’un yarışmacı haklarını devralma kararı aldı. Böylece hem yasal süreç aşılmış oldu hem de köyün futbol hayali ertelenmeden gerçeğe dönüştürüldü.

Alınan bu kararla birlikte, yıllardır amatör liglerde farklı takımlarda forma giyen Büyük Gerdelli’li futbolcular da artık kendi köylerinin takımında oynama fırsatı bulacak. Bu gelişme, köy halkı ve gençler arasında büyük heyecan yaratırken, Süloğlu bölgesinde amatör futbola da yeni bir renk katması bekleniyor.”

U12 Futbol Ligi A Grubu’na 6 maçla devam

Edirne U12 Futbol Ligi A Grubu’nda 4. hafta programında yer alan 6 karşılaşma geçtiğimiz Çarşamba günü oynandı.

Saraçhane sahasında oynanan karşılaşmalarda fileler tam 44 kez havalandı. Grupta Alsancak, Trakya Kartalları ve Edirne Birlik 4’te 4 yaparak puan kayıpsız yollarına devam ediyor.

Lige A Grubu’na 6, B Grubu’nda 4 olmak üzere 2 Mayıs Cumartesi günü toplam 10 karşılaşma ile devam edilecek.

A GRUBU 4. HAFTA SONUÇLARI

Çınar 0-2 Şükrüpaşa

Aslantepe 2–2 Sancaktar

Edirnespor 0-4 Edirne Birlik

25 Kasım 2–13 Alsancak

Şükrüpaşa Atletik 2-0 Yıldırım GB

Özel İdare 0-17 Trakya Kartalları

Birleşmiş Mi Milletler?

Bir süredir aklımı karıştırıyordu; bu Birleşmiş Milletler’den ne bekleniyor acaba diye… Bundan birkaç hafta önce bir tarih akademisyeninin yaptığı bir konuşmada Birleşmiş Milletler’in savaşları önleme görevini yerine getiremediği belirtildi.

Bu yazıyı kaleme alırken bir kongredeyim; başkanlığını yaptığım oturumda benim sunumuma bir eleştiri getirmeye çalışan başka bir tarih akademisyeni salonda resmen bağırdı: Birleşmiş Milletler Çöktü! Karşılığında gayet sakin ve müstehzi bir ifade ile “Yoo New York’ta binası ayakta duruyor.” dedim sayın akademisyen daha da gerildi.

Bu Birleşmiş Milletler’in “görevini” yerine getiremediği söylemi bir müddettir gündemde tutuluyor. Ancak bu “görev” nedir tam olarak tanımlama imkanı pek de mümkün değil sanki. Zira BM şartı bir kenara konarak bazı “görevler” tevdi ediliyor bu kuruma.

Oturum sonunda genç bir doktrorant yaklaştı yanıma ve bazı sorular yöneltti. Sayın meslektaşıma da belirttiğim gibi; güç dengesinin oluşumu halen başat güçler yani ABD, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti üzerine kurulu. Bu güçler haricideki güçler ise belli bir seviyede eyleme kapasitesine sahip.

İşte tarihçi dostlarımız uluslararası politika incelemesinin politolojinin bir disiplini olduğunu kavrarsa konularımız üzerinde serdettikleri fikirleri için de daha ihtimamlı olabilirler. Zira tarihi olayların incelenmesi tek başına uluslararası politika analizi olmadığı gibi uluslararası politika incelemesi de tarih biliminin bir kesimi değildir.

Birleşmiş Milletler dünyaya barışı getiremedi söylemi ele alınırken Birleşmiş Milletler kurulduktan sonra hangi büyük savaşın yaşandığı sorusunun cevabı da verilmek zorundadır ki bu sorunun cevabı hiçtir. Çatışma olarak ortaya çıkan şeylerin savaş olarak sunulması ise ya bir tanımlama yanlışlığıdır yahut bir kasıttır.

Üstelik anarşik yapıya sahip uluslararası politika seviyesinde hiyerarşik bir düzen beklemek üç tekerlekli bisikletle Formula 1 şampiyonu olmayı hayal etmeye benzer. Daha kısa söyleyeyim; imkansızdır.

Burada alandaşlarıma da iki çift lafım olacak; hiçbir alan bizim alanımız kadar alan dışından kişilerin müdahale kapasitesine açık değildir. Dolayısıyla metodolojik pek çok hata ortaya çıkarken alana müdahale edilirken bu kadar sessiz kalmak da doğru bir tutum değildir. Çünkü halkın doğru bir şekilde aydınlanması bizim Anayasal görevimizdir. Birleşmiş Milletler çökmedi; büyük savaşların engellenmesi açısından önemli bir görev ifa ediyor.

Gelelim daimi beş üye meselesine. Bu beş üyenin önemli bir kısmının II. Dünya Savaşı’nın galip devletleri olduğunu ve bu beş üyenin toplam Gayrisafi Yurtiçi Hasılasının dünyanın toplam Gayrısafi Yurtiçi Hasılasının yaklaşık %60’ını oluşturduğunu biliyor musunuz? Yine bu beş üyenin nükleer güç temelli askeri kapasitesinin dünyanın geri kalanıyla mukayese dahi edilemeyeceğini biliyor musunuz?

Tam bu noktada bu hiç mi değişmeyecek diye soruyorsanız eğer cevabı vereyim evet elbette değişmeli. Ama bu kongre salonlarında korsan panelistlik yapıp ses yükselterek oturum düzenlerini bozarak gerçekleşmez. Bu bir devletin ekonomik, askeri kapasitesinin yükseltilerek bu devletin sosyal güç unsuru olarak başka devletlere etki etmesi ile mümkün olur. Başka bir deyişle çalışkan olmak, üretmek ve bu çerçevede dünya çapında reddedilemeyecek faaliyetleri ortaya koymak demektir. Patent sayınız yüksekse, yüksek teknoloji imalatı yapıyorsanız, dünyanın dört bir yanına mallarınız ihraç ediliyorsa, askeri gücünüzü nükleer kapasiteyle destekliyorsanız elbette bu değişimi başlatabilirsiniz. Bunun için de devletimizin kurucusu, hamisi ve banisi Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi tek bir şeye ihtiyacımız vardır o da çalışkan olmak. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

ENEZ YAZLIKÇILARI BEKLİYOR

Yaz geliyor… Yazlıkçılar da Enez’e geliyor… Hem, her olumsuzluğa rağmen Enez sevdası ile yanıp tutuşanlar, hem de hiç bitmeyecek gibi görünen ve yıllardır çözülemeyen Enez’in sorunları nedeniyle karamsarlık ve öfkeyle Enez’e doğru yola çıkanlar seslerini şimdiden yükseltmeye başladılar.

Haklılar… Enez olması gereken yerlerden çok uzaklarda… Sivrisinek yoğunluğu, su sorunu, temizlik ve bozuk yolları ile Enez imajı, gittikçe daha da kötü noktalara doğru yol alıyor..

***

Enseyi tümüyle karartmamak Enez yazlıkçıları için bu yazımda biraz yüreklere su serpecek haberler vereyim istedim.

Öncelikle bu yaz döneminde sahilde su sıkıntısının artık çekilmeyeceği iddiası ile ciddi çalışmalar yapılıyor. Yeni kuyular devreye giriyor, Belediyeler Birliği’nden temin edilen 10 Km. uzunlundaki borularla Yenice’den sahile giden hat yenileniyor. Şehir içi su şebekesi de geniş ölçüde yenilenerek su kaybının en aza indirilmesi sağlanıyor.

Her ne kadar Belediye Başkanı vakitsiz ve münasebetsiz bir zaman olmasına rağmen izin kullanıp muhtemelen yurt dışında olsa da Belediyenin ikinci sıradaki görevlileri bu işi başarıyla sürdürüyorlar.

***

Sivrisinek konusunda da ciddi çalışmalar var. Yeni Kaymakamımızdan, İlçe Tarım Müdürümüzden aldığımız bilgiye ve izlediğimiz kadarıyla bu yıl larva dönemi mücadelesi daha ciddi ve daha etkili bir şekilde sürdürülüyor. Belediye ile ortaklaşarak yapılan çalışmaların yaz boyunca devam edeceği belirtiliyor.

Bu konuda yeni araç ve personel takviyesi yapılarak ve bir DRON alınarak daha etkili bir mücadelenin sürdürülmesi gündemde… Ne var ki DRON kullanacak sertifikalı personel kıtlığı önemli bir engel olarak öne çıkıyor…

Konu Mayıs ayı meclis toplantısında netlik kazanacak.. Ne var ki bu mücadelenin içinde özellikle site yönetimlerinin, hatta kişilerin, konut sahiplerinin fiilen olması da gerekiyor.

***

Yol onarım işleri şehir merkezinde hemen hemen tamamlandı. Benim evin önü (20 metre) hariç taş döşeme işi şehir içinde bitti sayılır. Ne var ki Kilittaş Fabrikası’ndaki usta işi bırakınca fabrika neredeyse 2 aydır taş üretemiyor. Fabrika hazır, çimento/ malzeme hazır, döşeyecek ekipler hazır ama ne yazık ki taş üretimi yok.

***

Sitelerde yol onarım işleri kısmen başlamış olsa da sorun büyük ölçüde hala yerli yerinde duruyor. Enez-Sahil yolunun çizgilerinin çekilmesi, kedi reflektörlerin artırılması konusunda önümüzdeki günlerde etkili bir çalışma başlatılacağı yetkililer tarafından vurgulanıyor.

***

Sahilden şehre, hastaneye, uzanan düzenli ulaşım sorunu için, ortada henüz elle tutulur bir çözüm, bir çaba görünmüyor. Temizlik konusunda sadece hibe olarak gelecek olan elektrikli 2 çöp kamyonundan başka verebileceğimiz şimdilik iyi bir haber yok…

***

Gerçi bu olumsuzlukların zaten tüm sahil sakinlerinin umurunda olduğunu söylemek çok da mümkün değil. Yaklaşık 30 bin kişinin yaşadığı yazlıklardan bu konuda yaz boyunca yapılan toplantılara dahi katılmayan, bu konuda gayret gösteren derneklere ilgi göstermeyen kişi sayısı muhtemelen 29 bin… Öyleyse böyle başa böyle tıraş… Her toplum hak ettiği şekilde yönetilir. Klavye başında iki satır yazarak mücadeleye katkı verdiğini sanan hiç kimse kendini kandırmasın..

***

Son olarak aktarayım.. Sahilin mahalle olması konusunda alınan ve kesinleşen Belediye Meclis kararı kaymakamlığa gönderilmeyi bekliyor.. Yani süreç geç de olsa işliyor..

Hadi bakalım; valizleri toplayın, yola çıkın.. Biz sizi özledik… Umarım siz de bizi özlemişsinizdir.