Stuttgart’da buluşma!

Gülseven OKALANER

Yaşamlarını Almanya’nın Stuttgart kentinde sürdüren Yüksek Mühendis Yeşim Dalgıç, eşi ve meslektaşı Aykut Dalgıç ile birlikte bulundukları bölgede Edirne ve Trakya’yı yaşatıyor. Stuttgart Türk Halk Oyunları Topluluğu Kurucu Başkanı ve Halk Oyunları Eğitmeni Babaeskili Aykut Dalgıç ile anne tarafından Havsalı olan eşi Yeşim Dalgıç, 7 Kasım 2026 Cumartesi gecesi önemli bir buluşma hazırlıyor. Yeşim ve Aykut Dalgıç çifti birlikte yurt dışında yaşayan Edirne Liseli ve Trakya Üniversitesi mezunları için özel yemekli Trakya folklorunun her anlamda yaşatılacağı bu geceye Almanya’da yaşayan okuldaşlarını davet ediyor

Yeşim ve Aykut Dalgıç Hudut Gazetesinde

.Dalgıç Çifti: meslekleri mühendislik olsa da ikinci ortak ilgi alanları olan Türk Halk ve Balkan oyunları ile kültürünü araştırma, yöreye özgün çalışmalarını 32 yıldan bu yana sürdürüyorlar. Yeşim ve Aykut Dalgıç; ülkemizin ve Trakya’nın önemli günlerinin kutlanması, folklor gösterileri, yarışmalar, dayanışma yemeği ve kültürel etkinlikler çerçevesinde Almanya’nın çeşitli kentlerinde yaşayan Trakyalıları buluşturuyor. Önümüzdeki 7 Kasım Cumartesi gecesi  de Almanya’da yaşayan Edirne Lisesi ve Trakya Üniversitesi mezunlarının bir araya getirmeyi amaçlayan çiftin eğitim öğrenim yaşamlarında Edirne’nin önemli bir yeri bulunuyor. Kırklareli’nin Babaeski ilçesinden Edirne Lisesi’ne gelip yatılı okuyan Aykut Dalgıç,1976 yılında mezun olmuş. Ardından da ODTÜ’de Elektrik ve Elektronik Mühendisliği diploması almış. Eşi Yeşim Dalgıç ise Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olmuş.

ÖĞRENCİLİK YAŞAMLARINDA EDİRNE’NİN YERİ BÜYÜK

Aykut Dalgıç’ın Edirne Lisesi’nden sınıf arkadaşları arasında ELYD Genel Başkanı Mühendis Cevat İşlik de var. İki arkadaş geçtiğimiz Nisan ayında mezuniyetlerinin 50’nci yılı törenleri için telefonlaşmış ve bu yıl Enez’de tatil yaparken 40 yıl sonra buluşup hasret gidermiş.

Bu buluşma sırasında ‘Stuttgart Buluşması’nın çerçevesi de çizilmiş ve bu konuda ilk haber Stuttgart’da yayımlanan ‘Kilim’ isimli yerel gazetede yer almış. Geçtiğimiz gün de Hudut Gazetesi’nde konuğumuz olan Dalgıç Çifti, Edirnelilerden; Almanya’da Edirne Lisesi veya Trakya Üniversitesi mezunu olan yakınlarına bu toplantıyı duyurmalarını rica ediyor. Konuya ilişkin olarak Aykut Dalgıç etkinlikleri ve amaçlarını şöyle açıkladı.

Ulm şehrinde düzenlenen Trakyalılar Gecesi

ALMANYA’DA TRAKYA VE GÖÇMEN KÜLTÜRÜNÜ YAŞATIYORLAR

“Trakya Halk Oyunları ön planla olmakla beraber şu an 25 yörenin halk oyunlarını icra ediyor ve aynı zamanda festival ve yarışmalara katılıyoruz. Katıldığımız bu yarışma ve festivallerde 25’den fazla yörenin halk oyunlarını sergiledik. Bizim sergilediğimiz bu 25 yörenin halk oyunlarının tümünün kıyafetleri de ayrı ayrı topluluk bünyesinde mevcut.

Öncelikli olarak şu anda Tekirdağ, Kırklareli, Edirne ve Roman halk oyunları ağırlıklıyız. Ayrıca Makedonya, Üsküp, Göçmen oyunları gösteri listemiz de var. Derneğimiz bugün yüzden fazla oyuncu üyeye sahip. Bunun yanı sıra her yıl düzenli olarak ‘Trakyalılar ve Balkan Göçmenleri Eğlence Gecesi’ düzenliyoruz.

TRAKYALI OLMAYAN GİREMİYOR

Düzenlediğimiz bu gecelere Trakyalı ve Balkan Göçmeni olmayan kimseyi de davet etmiyoruz. Bu tür gecelerde Trakya ve Balkan müzikleri dinlenip, Trakya ve Balkan yemekleri yeniyor, Trakya ve Balkan oyunları oynanıyor. Ayrıca geleneksel  yağlı güreş peşrevleri, manilerimiz, katılımcıların Trakya’ya özgü şiir, fıkra, bilmece gibi katılımları dahil Trakya ve göçmen kültürünü Almanya’da yaşatmayı, kültürümüzü özüyle gençlerimize aktarmayı amaçlıyoruz.

Geniş bir oyuncu ve üye sayısı ile her yöreye ait giysiler mevcut

Almanya Stuttgart Türk Halk Oyunları Topluluğu olarak, ben ve eşim Almanya Stuttgart Halk Oyunları Topluluğu’nun hem kurucuları hem de yöneticileriyiz. Ayni zamanda da bu derneğin eğitmenleriyiz. Derneğimizin amacı siyasi ve diğer tür etkilerden uzak olarak halk oyunlarını icra etmek isteyenlere bu imkân ve olanakları sağlamaktır. Trakyalı olmamız dolayısıyla bizim için Trakya Halk oyunları hep ön planda olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

Bizler Almanya’nın Frankfurt şehrinde Türkiye dışında tüm Avrupa ülkelerini kapsayan Türk Halk Oyunları yarışmaları var ve bu yarışmalar her yıl yapılıyor ve bizler onlara katıldık ve katılmaya da devam ediyoruz. Katıldığımız bu yarışmalardan ekip olarak aldığımız 7 birinciliğin 5’i Trakya Halk oyunları dalındaydı. İki defa Edirne, iki defa Kırklareli, bir defa da Roman oyunları ile birincilik elde ettik. Halk oyunlarının bütün tanımına uyduğu için Roman oyunları da bir halk oyunudur.”

Koca Yusuf’ta Edirne damgası!

Olgay GÜLER

Türk güreşinin unutulmaz isimlerinden Koca Yusuf’un doğduğu topraklarda, Bulgaristan’ın Şumnu iline bağlı Karalar köyünde gerçekleştirilen 12’nci Koca Yusuf Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde, Edirne Belediyesi sporcuları Abdülbaki Kara baş kategorisinde, Umut Geleç başaltıda, Yiğit Gider de küçük orta büyük kategorisinde birinci oldu.

Koca Yusuf’un anısına 29-30 Ağustos tarihleri arasında bu yıl 12’ncisi gerçekleştirilen organizasyon çok sayıda güreş severi bir araya getirdi. Ata sporun Balkanlar’daki önemli buluşmalarından biri haline gelen organizasyona Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Kıbrıs, Romanya, Moldova, Arnavutluk ve Ukrayna’dan 120 sporcu katıldı. Farklı ülkelerden gelen güreşçilerin kıyasıya mücadele ettiği güreşler, izleyenlere heyecan dolu anlar yaşattı.

Organizasyonda başpehlivanlık boyunda Edirne Belediyesi Pehlivanı Abdülbaki Kara birinci olurken, Balıkesir’den Olcay Karaçavuş ikinci, Çanakkale’ den Göktuğ Arslan ve Ankara Gaziler Spor Kulübü’nden Özel Hareket Polisi Bilal Yavuz üçüncü oldu.

Edirne Belediyesi güreşçileri Umut Geleç de başaltı kategorisinde, Yiğit Gider ise Küçük Orta Büyük kategorisinde birinci olarak, büyük başarı gösterdi.

‘HİÇBİR YERDEN BOŞ ELLE DÖNMÜYORUZ, MADALYALAR KAZANIYORUZ’

Belediye güreşçilerinden Umut Geleç, takım olarak gittikleri her organizasyonda madalya elde ettiklerini söyleyerek, “Takım olarak Türkiye ve Balkanlardaki tüm müsabakalara katılıyoruz. Çok şükür hiçbir yerden boş elle dönmüyor madalyalar kazanıyoruz. Ben genç kardeşlerime ağabeylik yapıyorum, antrenman yaptırıyorum, sadece antrenman değil pehlivanlık vasıflarına uygun yaşam sürmeleri için onlara yol gösterici oluyorum. Belediyemizin tüm pehlivanları 2026 yılını çok iyi geçirdi. Seneye Kırkpınar’da Edirne kulüpleri içinde Kırkpınar’da temsil noktasında yüzde 90 oranında belediyemizin pehlivanları temsil edecek. Bundan da çok mutluyuz. Kocayusuf Güreşleri’nde de küçük orta büyük boyda şampiyon olan bu yıl birçok madalyayı şehrimize kazandıran ve antrenmanlarda çırak yetiştirmemize bana yardımcı olan Yiğit Gider pehlivanımızı da tebrik ediyorum, baş boyunda şampiyon olan Abdülbaki Kara pehlivanımızı tebrik ediyorum” dedi.

‘Doğayla barışmadan dünyayla barış olmaz’

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayıyla yaptığı açıklamada doğayla barışmadan dünyayla barış olmayacağını ileri sürerek, “Dünya Barış Günü’nde doğayla barışalım” dedi.

Trakya’daki çevre sorunlarına ve doğa katliamlarına karşı aktif mücadele yürüten DOKU Derneği Başkanı Çidem, Trakya’nın çevre konusunda açıklamasında, “ Doğayla barışmak, doğadaki tüm canlılarla barışmak olacak. Ormanlarla barışalım. Oksijen çadırını yıkmayalım.Toprakla barışalım.  Gıda güvenliğimizi sağlayalım. Aç kalmayalım. Su ile barışalım. Yaşamın temeli olan suyumuzu koruyalım” dedi. Çidem, açıklamasında özetle şunlara yer verdi:

“Doğayla barışalım, doğal varlıklarımızı koruyalım. Çoklu orman yetmezliği, Doğanın çoklu organ yetmezliğidir. Çoklu orman yetmezliği, çoklu organ yetmezliğinin nedenidir. Canlı yaşamın sonudur.

Ekolojik yıkımın parçası olmayalım. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin anayasal sorumluluğudur.  Aldığımız nefesten, içtiğimiz suya, yaşadığımız topraklara kadar koruyalım. Herşey para değildir. Doğal ve sosyal yaşamın temeli doğayla barışık  bir yaşamla mümkündür.

Barış yalnızca insanların birbirine silah doğrultmaması değildir. Barış, insanın yaşadığı toprakla, suyla, ormanla, hayvanlarla ve bütün canlılarla kurduğu ilişkidir.

Bir ormanı yok ederek, bir derenin yatağını değiştirerek, su kaynaklarını kirleterek, tarım topraklarını betonlaştırarak, yaban hayatının yaşam alanlarını parçalayarak barıştan söz edemeyiz. Çünkü doğaya açılan her savaşın bedelini yine insan öder.

Bugün Trakya’da, özellikle Istrancalar’da, ormanlar, su havzaları, tarım alanları ve yaban hayatı her geçen gün daha fazla baskı altında. Taş ocakları, maden projeleri, enerji yatırımları, yollar, sanayi alanları ve plansız yapılaşma; yalnızca ağaçları ve toprağı değil, bir yaşam sistemini tehdit ediyor.Oysa Istrancalar sadece bir dağ silsilesi değildir.

Istrancalar;suyumuzdur,ormanımızdır,tarımımızdır,arılarımızın ve yaban hayatının yaşam alanıdır,Trakya’nın doğal kalkanıdır.

DOĞA BİZİMLE SAVAŞMIYOR

Doğa sadece yaşamak için alan istiyor.Biz ise doğanın bize ait olduğunu sanıyoruz.Oysa gerçek tam tersidir: Biz doğanın sahibi değiliz.Biz doğanın bir parçasıyız.

DOĞAYLA BARIŞALIM!

Ormanlarla barışalım.Sularla barışalım.Toprakla barışalım.Yaban hayatıyla barışalım.Arıyla, kuşla, böcekle, ağacın köküyle barışalım.Ve en önemlisi, gelecek kuşaklarla barışalım.

BARIŞIN İLK ŞARTI: YAŞAM HAKKINA SAYGI

İnsanların yaşam hakkı ne kadar kutsalsa, doğanın yaşam hakkı da o kadar önemlidir. Bir dereye yaşam hakkı tanımadan,bir ormana yaşam hakkı tanımadan,bir yaban hayvanına yaşam alanı bırakmadan,bir arının yaşayabileceği çiçekli alanları yok ederekgerçek anlamda sürdürülebilir bir gelecek kuramayız.

Bu nedenle çevre mücadelesi yalnızca çevrecilerin mücadelesi değildir. Bu mücadele;çiftçinin,arıcının,ormancının,balıkçının,çocuğunun geleceğini düşünen anne babaların, kısacası yaşamı savunan herkesin mücadelesidir.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bütün siyasi partilere, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, yatırımcılara ve toplumun tüm kesimlerine çağrımızdır: Doğayı bir kaynak deposu olarak görmeyin.

DOĞAMIZ VARLIKTIR.

Her ormanı kesilecek ağaç sayısıyla,her dereyi kullanılacak su miktarıyla,her dağı çıkarılacak maden miktarıyla,her yaşam alanını ekonomik değerle ölçmeyin.

IŞTIRANCALAR İÇİN BARIŞ ÇAĞRISI

Istrancalar’ın artık daha fazla parçalanmaya değil, korunmaya ihtiyacı var.Trakya’nın su güvenliği, gıda güvenliği ve ekolojik geleceği açısından Istrancalar’ın bütünlüğü korunmalıdır.Yeni projeler değerlendirilirken yalnızca yatırım maliyeti ve ekonomik getirisi değil; su havzaları, orman ekosistemleri, tarım alanları, yaban hayatı, arıcılık, biyolojik çeşitlilik ve gelecek kuşakların yaşam hakkı birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü doğanın taşıma kapasitesini aşan hiçbir yatırım gerçekten sürdürülebilir değildir. Bugünün mesajı, yarının vasiyetidir.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde sözümüz olsun:

Doğayla barışacağız. Suyu koruyacağız. Ormanı koruyacağız. Toprağı koruyacağız. Yaban hayatını koruyacağız. Ve geleceği savunacağız.

Karar vericilere sesleniyoruz. Anayasamız diyor ki;

Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Madde 44 – Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Madde 56 – Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Madde 169 – Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Madde 170- Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi, sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.

Sözün özü,  doğal yollardan saparsak, çıkmaz sokakta buluşuruz.”

’30 yıllık yuvalar neden dağılıyor?’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Her yedi boşanmadan biri 50 yaş üzerinde” konusu ele alındı.

50 yaş ve üzerindeki bireylerde artan boşanmaların nedenleri, emeklilik ve değişen aile düzeninin etkileri, ekonomik ve sosyal sonuçlar, yalnızlık, barınma ve bakım sorunları ile aile ilişkileri üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Ayrıca orta ve ileri yaştaki çiftlere yönelik aile danışmanlığı, emekliliğe uyum programları, psikolojik destek, barınma politikaları ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik çözüm önerilerine yer verilen raporda, “Türkiye’de son yıllarda evlilik oranları azalırken boşanmalar artmaktadır. Bu değişimin dikkat çeken yönlerinden biri de 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görülen “gri boşanmaların” hızla yükselmesidir. 2001 yılında 17 bin 112 olan gri boşanma sayısı, 2025 yılında 61 bin 252’ye ulaşarak yaklaşık 3,6 katına çıkmıştır.

Yaşam süresinin uzaması, çocukların evden ayrılması, emeklilikle değişen hayat düzeni, kadınların ekonomik bağımsızlığının artması ve evlilikten beklentilerin değişmesi bu eğilimle ilişkilendirilmektedir. Ancak ileri yaşta gerçekleşen boşanmalar yalnızca eşleri değil, çocukları ve aile içindeki bakım ilişkilerini de etkilemektedir. Gri boşanmanın en önemli sonuçları arasında yalnızlık, gelir kaybı, barınma güçlüğü ve sosyal destek ihtiyacının artması bulunmaktadır. Özellikle düzenli geliri veya yeterli emekli aylığı bulunmayan ileri yaştaki kadınlar boşanma sonrasında yoksulluk riskiyle daha fazla karşı karşıya kalabilmektedir.

Bu nedenle aile politikaları yalnızca genç çiftlere yönelik olmamalıdır. Orta ve ileri yaştaki çiftler için aile danışmanlığı ve emekliliğe uyum programları geliştirilmeli; boşanma sonrasında ise ekonomik, psikolojik, barınma ve sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Aileyi korumak aileyi zayıflatan ekonomik ve sosyal şartlarla mücadele etmeyi gerektirir” denildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan “30 Yıllık Yuvalar Neden Dağılıyor” başlıklı basın açıklamasında da şunlara yer verildi:

“Türkiye’de aile yapısı ciddi bir değişim sürecinden geçmektedir. Evlenme oranları azalırkenboşanmalar artmakta, bu artış artık yalnızca genç çiftlerle sınırlı kalmamaktadır. Son yıllarda 50 yaş ve üzerindeki bireylerin boşanmalarında yaşanan yükseliş, üzerinde dikkatle durulması gereken yeni bir sosyal mesele haline gelmiştir.

2001 yılında 17 bin 112 olan 50 yaş ve üzerindeki boşanma sayısı, 2025 yılında 61 bin 252’ye ulaşmıştır. Başka bir ifadeyle gri boşanma olarak adlandırılan bu boşanmalar yaklaşık 3,6 kat artmıştır. Bugün boşanan her yüz kişiden yaklaşık 15’i 50 yaş ve üzerindedir.

Bu tablo bize açıkça göstermektedir ki mesele yalnızca yeni kurulan evliliklerin dağılması değildir. Yirmi, otuz hatta kırk yıl aynı hayatı paylaşmış insanların evlilikleri de sona ermektedir. Nitekim 2025 yılında boşanmaların yüzde 30’u, 16 yıl ve daha uzun süren evliliklerde gerçekleşmiştir.

Elbette her boşanmanın kendine özgü sebepleri vardır. Ancak aileyi içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal şartlardan bağımsız değerlendiremeyiz. Hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı,işsizlik, borçluluk ve gelir yetersizliği aile içinde var olan sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.

Milli Görüş anlayışında aile, toplumun temelidir. Güçlü bir toplum ancak güçlü ailelerle mümkündür. Ailenin huzur içinde yaşayabileceği ekonomik ve sosyal şartları oluşturmak devletin temel sorumluluklarından biridir.

Saadet Partisi olarak yıllardır ifade ettiğimiz gibi ekonomi rakamlardan ibaret değildir. Ekonominin merkezinde insan vardır. Ekonomik politikaların başarısı da vatandaşın sofrasına, evine ve aile huzuruna ne kadar katkı sağladığıyla ölçülmelidir.

Aile politikalarımızı yeniden düşünmek zorundayız. Aile danışmanlığı hizmetleri yalnızca yeni evlenen çiftlerle sınırlı kalmamalı; 50 yaş üzerindeki çiftleri de kapsamalıdır. Çocukların evden ayrılması, emeklilik, sağlık ve bakım sorunları gibi hayatın önemli değişim dönemlerinde ailelere destek verilmelidir.

Aileyi korumak; şiddeti önlemek, aile içindeki iletişimi güçlendirmek, ekonomik sıkıntıları azaltmak, bakım yükünü paylaşmak ve aileleri sorunlar büyümeden desteklemektir. Türkiye’nin nüfusu yaşlanıyor, yalnız yaşayanların sayısı artıyor ve aile yapımız hızla değişiyor. Bu gelişmeleri seyretmek yerine bugünden tedbir almak zorundayız.”

Balık sezonu açılıyor

2026-2027 ticari balıkçılık av sezonu Karadeniz, Marmara ve Ege’de bugünden itibaren başlarken, Akdeniz’deki balıkçılar için ise av sezonu 15 Eylül 2026 tarihinde açılacak.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak yeni balıkçılık av sezonu öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin su ürünleri üretiminin son yıllarda genel olarak artış eğilimi gösterdiğini belirterek, yeni av sezonunun balıkçılar için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi.

Bayraktar, ilk kez 2023 yılında 1 milyon ton sınırını aşan toplam su ürünleri üretiminin, 2024 yılındaki düşüşün ardından 2025 yılında yüzde 11,1 artarak 1 milyon 37 bin 19 tona ulaştığını bildirdi. Böylece son beş yıldaki toplam üretim artışının yüzde 31,9 olarak gerçekleştiğini belirtti.

2025 yılı su ürünleri üretiminin yüzde 33,4’ünü avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları, yüzde 3’ünü diğer deniz ürünleri, yüzde 3,1’ini iç su ürünleri ve yüzde 60,4’ünü yetiştiricilik ürünlerinin oluşturduğunu ifade eden Bayraktar, su ürünleri avcılığının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15,3 artarak 410 bin 428 tona yükseldiğini kaydetti.

Avcılık üretiminin 2020 yılında kaydedilen 364 bin 100 tonluk seviyeye göre yüzde 12,6 oranında arttığını belirten Bayraktar, avlanan deniz balıklarının toplam miktarının ise 346 bin 366 ton olarak gerçekleştiğini söyledi.

Türler itibarıyla hamsinin 245 bin 261 tonluk üretimle ilk sırada yer aldığını belirten Bayraktar, hamsiyi 28 bin 388 tonla çaça ve 19 bin 667 tonla sardalyanın takip ettiğini bildirdi.

Türkiye’nin uzun kıyı şeridi, zengin denizleri, yaygın iç su kaynakları ve akarsularıyla güçlü bir balıkçılık potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Bayraktar, bu potansiyelin devamlılığının deniz ve iç su ekosistemlerinin korunmasına ve su ürünleri kaynaklarının bilimsel esaslara göre yönetilmesine bağlı olduğunu ifade etti.

“Su ürünleri ihracatımız 2,3 milyar dolara yükseldi”

Türkiye’nin su ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı konumunda olduğunu belirten Bayraktar, son yıllarda üretim kapasitesinde, ürün çeşitliliğinde ve ihracat pazarlarında kaydedilen gelişmelerin dış satıma da olumlu yansıdığını söyledi.

Bayraktar, ilk kez 2024 yılında 2 milyar dolar sınırını aşan su ürünleri ihracatının 2025 yılında 2,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2028 yılı için belirlenen 3 milyar dolarlık ihracat hedefinin, sektörün üretim ve dış ticaret kapasitesinin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

“Kişi başına tüketimin artırılması gerekiyor”

Türkiye’de su ürünleri tüketiminin son yıllarda artmakla birlikte dünya ortalamasının altında kaldığına dikkat çeken Bayraktar, dünyada kişi başına yıllık ortalama su ürünleri tüketiminin yaklaşık 19 kilogram olduğunu, Türkiye’de ise bu miktarın 8,8 kilogram seviyesinde bulunduğunu belirtti.

Tüketimin artırılabilmesi için ürünlerin uygun fiyatlarla ve düzenli olarak tüketiciye ulaştırılması, soğuk zincir ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, balığın beslenmedeki yeri konusunda eğitim ve tanıtım çalışmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

“Sürdürülebilir balıkçılık sektörün geleceğinin teminatıdır”

Su ürünleri avcılığının çevre ve ekosistem üzerindeki etkilerinin en düşük düzeyde tutulmasının büyük önem taşıdığını belirten Bayraktar, deniz ve iç su ekosistemlerinde meydana gelen tahribatın yalnızca mevcut stokları değil, gelecek nesillerin gıda güvencesini ve refahını da tehdit ettiğini söyledi.

Bu nedenle balıkçılık faaliyetlerinde kısa vadeli üretim artışından ziyade stokların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını esas alan bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, bilimsel araştırmaların güçlendirilmesi, stokların düzenli olarak izlenmesi, koruma ve kontrol faaliyetlerine öncelik verilmesi ve av baskısının kaynakların yenilenme kapasitesine uygun şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.

Bayraktar, balıkçıların av yasaklarına, asgari avlanabilir boylara, zaman ve alan sınırlamalarına ve mevzuatla getirilen diğer düzenlemelere titizlikle uyması gerektiğini belirterek, yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş avcılıkla mücadelenin etkin biçimde sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.

Bunun yanında avlanan ürünlerin ekonomik değerini artırmak amacıyla soğuk zincir, depolama, dondurma, tuzlama, konserve, paketleme ve işleme altyapısının geliştirilmesinin önem taşıdığını belirten Bayraktar, bu yatırımların ürün kayıplarının azaltılmasına, raf ömrünün uzatılmasına, katma değerli üretimin artırılmasına ve sektörün ihracat gücünün geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Bayraktar, yeni av sezonunun balıkçılar, sektör ve Türkiye için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi.

Şükrüpaşa SK’da çifte bayram

2026-2027 Sezonu Gelişim Ligleri’nde geri sayım sürerken, ligde 5 yaş grubunda mücadele edecek Şükrüpaşa Spor Kulübü’nün U14 takımı, Yalova’da gerçekleştirilen Atatürk Zafer Kupası’nda 6 maçta 6 galibiyet ile şampiyon oldu.

Şükrüpaşa Spor Kulübü’nün U14 takımının yer aldığı Jetgen Yalova Cup 2026, 28-30 Ağustos 2026 tarihleri arasında Yalova Rizom Tatil Köyü sahalarında gerçekleştirildi. Turnuvaya 2014 – 2015 – 2016 – 2017 – 2018 olmak üzere 5 yaş grubundan takımlar katılım gösterdi.

Şükrüpaşa Spor Kulübü U14 takımı, yeni sezon öncesinde hem kaliteli maçlar yapmak hem de çocukları unutamayacakları bir kamp ve turnuva deneyimi yaşatmak için düzenlene Jetgen Junıor Cup Atatürk Zafer Kupası 2026’da 6 maçta 6 galibiyet ile kupanın sahibi oldu. Şükrüpaşa Spor Kulübü U14 oyuncuları kupa töreninde büyük coşku yaşadı,

Şükrüpaşa Spor Kulübü yönetimi, turnuva sonrası sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda, “2014 grubumuzla bir turnuvayı daha şampiyon tamamlamanın gururunu yaşıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Şükrüpaşa Spor Kulübü, 2026-2027 Sezonu Gelişim Ligleri’nde Edirne ve Trakya’daki diğer kulüplerle 2. Grup’ta mücadele edecek. Şükrüpaşa Spor Kulübü,U14-15, U16-17 ve U19 Gelişim Ligleri’nde mücadele edecek.

 ·

NOHUDUN YEŞİLİ

Saros’un bu ücra köyünde en büyük kızıyla birlikte yaşıyorlardı yıllardır.

Her gün olduğu gibi kahvaltı sonrasında kahvenin en serin, rüzgar alan yerine oturdu, sohbet edecek birilerini arıyor gibiydi gözleri. Yıllar yaşıtlarını bir bir elinden almış götürmüştü onu da bekleyen geleceğe doğru. Hissediyordu bunu.

Masasına oturan yeni emekliyi görünce yüzü aydınlandı, uzaklaşmakta olan kahveci Kel İsmail’e neşeyle sesleniverdi; “Çaylar iki olsun!”

Selamlaştılar genç emekliyle. “Kimsin, necisin/” diye sorular sorarak tanımaya çalıştı, sohbeti başlatmak istercesine.

“84 yaşımdayım. Baksana buraya, yaşıtlarımdan kimse kalmadı sohbet edecek. Çok yaşamak da bela be kardeşim. Kızımın yanında kalıyorum, dört taneler, bana o bakıyor. Diğer kızlarım da düzenli ararlar her gün. Hepsi bir tarafta işte, bayramlarda buluşabiliyoruz ancak.

Hayrabolu tarafındanım, köy kökenli. Yıllarca bir çift beygirle çiftçilik yaptım okuma yazma bilmeyen anama babama baktım. Kendim evlendim daha 17’sinde. Anam, babam, 5 kardeşiz 16 yaşında karımın üstüne kaldı bütün ev işleri. Ne çekti rahmetli karım bu dünyada, hakkını ödeyemem ben onun. Sekiz sene önce bıraktı gitti beni, bizleri, dayanamadı dünyanın yorgunluğuna.

Köyde bütün iş benim ve karımın üzerine kalmıştı. İyi havalarda tarladan eve gelemiyordum. Ekimi, tohumu, biçimi, harmanı, sapı sapanı. Bitmiyordu ki iş, kötü havalara bile sevinemiyordum evde kaldığıma, bir ahır büyük baş hayvan, mandası, ineği, ağılda koyunlar, keçiler. Hepsi bize bakıyordu, anam, babam, kardeşlerim de bizlere yardımcı.

Dört dönüm bahçe ekiyorduk. Kavunu, karpuzu, domatesinden tut da fasulyesine, mercimeği, nohuduna kadar.

Sen bilir misin nohudun yeşilini? Yeşil nohudun o ‘kekremsi’ tadını. Halen kokusu burnumda, geçen gün yeni mahsul nohut getirmiş satıcı, aldım avucuma kokladım, kokladım ama kokusu bile değişmiş sanki.

Evlendikten on sene sonra İstanbul’a gittim dört kızımı da alarak. Bir de kardeşim geldi yanımıza okumaya. Çamaşır, bulaşık makinesi nerdeee? Suyu mahalle çeşmesinden taşıyarak dört sene de kira evlerinde gezindik. Tüm yük gene rahmetlinin üstünde. Sonra yaptığımız gecekonduya su bağlatırken sevincinden ağlamıştı rahmetli karım.

Aynı fabrikada çalıştım emekli olana kadar, serde solculuk var hep mücadele içinde geçti ömrüm. 69’da 6.Filo’nun protesto gösterilerine katıldım. 12 Eylül öncesinde kelle koltukta sendikal faaliyetlerim yıllarca faşistlerin ölüm tehditleriyle geçti.

Kanlı 1 Mayıs’ı yaşadık, olaylarda birlikte çalıştığım bir arkadaşım öldü kurşunlarla. 12 Eylül oldu bir günde ne çatışma kaldı, ne terör. Koskoca devlet yıllardır neden engellemedi de darbe yaptılar her şey bitti. Yazık ettiler bu ülkenin on binlerce gencine. Memleketin hayırlı evlatlarını tırpanla biçer gibi biçtiler de bak bu günlere gelmemize neden oldular.

Emekli oldum çalışmaya gene devam ettim. Biraz benim, biraz da kızlarımın desteğiyle bu yazlığı kooperatif olarak ödeyerek hak kazandık. İstanbul’da da kızımın yanında kalıyorum, yazı da burada geçiriyoruz. Burası daha iyi, baksana üstümüz orman, ilerisi deniz, hava mis gibi. Benzer mi İstanbul’un rezilliğine.

Şimdi köyümde ne büyük, ne de küçük baş hayvan kaldı. Orda da sadece benim gibi ihtiyarlar. Gençler hep şehirlerde ekmek peşinde. Bahçeler boş, evler virane, ölenin yerini kimse doldurmuyor köylerde. Nohut mu? Ne yeşili var artık ne kurusu köyümde, marketten alıyorlar nohudu marketten.”

GİDİŞAT

İnsaoğlunun gidişatına bakarsak, artık “İnsan oğlu” olmaktan çıkıp, AYIRIMSIZ, “İnsan evladı” olma zamanı geldi de geçiyor.
Dünyada düşmanlık, kan, gözyaşı, yıkım yerine saygının, sevginin hakim olması gerek miyor mu?..
Bilinsin ki, dünya sahipsiz değil, insan ırkı galaksinin sevgi boyutuna bekleniyor!..
Bu nasıl olacak?..
Bu düşmanlık, sömürü yıkımları nasıl bitecek?..
Dostluk ve yardımlaşma nasıl başlayacak?.. dersek…
Çok kolay, Yaratan’ımız, tahrif edilemeyecek olan Kuran’ı Kerim ile bize kurtuluş yolunu açılıyor.
Allah’ın uyarısıdır:
“Anlamak için herkes kendisi okusun!..”
Bu kadar kolay işte!…
DİKKAT!..
Şeytan uşakları çelme takmaya hazır, sürüyle, her köşebaşını tutmuşlar!..
Negatifler de devrede, kandırıp yakmaya, ona göre!..
Hem biz, hem komşularımız, hem de bütün dünya insanları, Kuran’ı okusun, İncil ve Tevrat gibi kutsal kitaplarımızı da, Kuran’da açıklanmış olan, hurafelerden, (Yalan uydurmalardan) temizlayelim…
Sonra O Kuran, Tevrat, incil, zebur gibi dört kutsal kitabın medeniyet yolunda TOPLAŞALIM!.. Ve de Allah’ın güzel kulları olarak, iyliklerde yarışalım, birbirimize karşı, saygıyı, sevgiyi, yardımlaşmayı kuşanalım. Kötülüklerle, şeytanın adi tuzakları ve yalanlarına karşı, ÖNCE, İNANÇLI BİLİM eğitimi ile, birlikte savaşalım!..
Bilinsin ki, “Yaratan Allah” ve “Allah’a kulluk” bilinci gelişmezse, insanı şeytan kapacaktır. Başka üçüncü yol yok!..
Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmekle, şehadet getirmekle dindarlığı sınırlamak, şeytana hizmet eder. Bunlar Allah yolunun giriş kapısında lazım, çıkış kapısına kadar yapacaklarımız var!
Beş farzla yetinmek yetmez ki!..
Ve de cümlenin faydasına, canınla malınla emek varmek, harcanmak, asıl inançtır. Sonu da yoktur.
İnançlı bilimle inşallah!..

Ne mutlu galaksinin sevgi boyutuna layık olanlara!..

Kuran’ı Kerim. Sure 1/ayet 1,2,3,4,5,6,7:
Şeytanın şerrinden sana sığınırım. Senin adınla okumaya başlarım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım her işime. Hamd Allah’a dır o verirse olur. O rahman ve rahimdir. Ceza gününün sahibidir. Ancak Allah’a kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bizi doğru yola ilet. Kendilerine lutuf ve ikramda bulunduğn kimselerin yolunu, gazaba uğramışların sapmışların yolunu değil! Amin.

Dijital Altyapıda Yeni Standart: Dehost ile Yüksek Hızlı ve Güvenilir Sunucu Çözümleri

İnternet ekosisteminde varlık gösteren kurumsal şirketler, e-ticaret girişimleri ve yazılım geliştiriciler için altyapı tercihi, dijital başarının en temel belirleyicisidir. Sayfa yüklenme hızlarındaki gecikmeler doğrudan ziyaretçi kaybına ve dönüşüm oranlarının düşmesine yol açarken, beklenmedik sunucu kesintileri marka güvenilirliğini ciddi şekilde zedeler. Türkiye’nin veri merkezi ve bulut barındırma sektöründe modern çözümleriyle öne çıkan Dehost, yüksek performanslı kurumsal donanımları ve güçlü ağ kapasitesiyle işletmelere kesintisiz bir dijital çalışma ortamı sağlar.

Modern Web Projelerinde Donanım Mimarisi ve Hızın Önemi

Gelişen web teknolojileri ve büyüyen veri tabanları, geleneksel paylaşımlı barındırma sistemlerinin sınırlarını zorlamaktadır. Paylaşımlı hosting yapılarında sunucu kaynaklarının yüzlerce web sitesi arasında ortak kullanılması; aşırı yüklenmeler, güvenlik zafiyetleri ve performans dalgalanmaları yaratır. Büyüyen projelerin kesintisiz hizmet sunabilmesi için ayrılmış donanım kaynaklarına sahip sistemlere geçiş yapması gerekir.

Yüksek hızlı kurumsal NVMe SSD depolama üniteleri ve yeni nesil çok çekirdekli işlemciler, veri okuma ve yazma işlemlerinde gecikme sürelerini neredeyse sıfıra indirir.

  • Yeni Nesil NVMe Depolama: Standart SATA SSD ve mekanik disklere oranla katbekat yüksek IOPS değerleri ile hızlı veritabanı sorguları.
  • Tier 3 Standartlarında Güvenlik: Kesintisiz enerji kaynakları, yedekli jeneratör altyapısı ve hassas iklimlendirme sistemleri.
  • Düşük Ağ Gecikmesi (Ping): Türkiye lokasyonlu doğrudan omurga bağlantıları sayesinde yurt içi ziyaretçilere en hızlı erişim süreleri.

İzolasyon ve Kararlı Performans: VDS Mimarisi ile Tam Kontrol

Karmaşık web uygulamaları, API servisleri, veritabanı yönetim sistemleri ve yüksek trafikli portallar için kararlı performans vazgeçilmez bir gereksinimdir. Donanım kaynaklarının yazılımsal ve donanımsal olarak tamamen izole edildiği VDS mimarisi, projenize ayrılan RAM, işlemci çekirdeği ve disk kapasitesinin başka hiçbir kullanıcıyla paylaşılmamasını garanti eder.

Kaynak Garantisi ve Yüksek İşlem Kapasitesi

Sanal adanmış sunucu yapısında, sistem kaynakları diğer kullanıcıların anlık trafik patlamalarından veya yoğun kaynak kullanımlarından etkilenmez. Bu yapı, özellikle e-ticaret sitelerinin kampanya ve indirim dönemlerinde karşılaştığı ani ziyaretçi akınlarını sorunsuz karşılamasını sağlar.

Tam Yönetim Yetkisi ve Özelleştirme Esnekliği

Kullanıcılara sağlanan tam root/yönetici erişimi, işletim sistemi üzerinde eksiksiz denetim imkânı tanır. Yazılım geliştiriciler projelerinin ihtiyaç duyduğu özel modülleri, firewall kurallarını, Docker konteynerlerini veya veri tabanı sürümlerini herhangi bir kısıtlama olmaksızın yapılandırabilir.

Doğru Sunucu Modeli Nasıl Seçilir?

Altyapı maliyetlerini optimize ederken performanstan ödün vermemek için proje ölçeğine uygun sunucu türünü belirlemek kritik önem taşır.

Kullanım AmacıÖnerilen Sunucu ModeliTemel Avantaj
Kurumsal Tanıtım SiteleriGiriş Düzeyi Sanal SunucuGüvenli İzolasyon, Düşük Maliyet
E-Ticaret & Yoğun VeritabanlarıYüksek Performanslı VDSYüksek IOPS, Geniş Bellek, Kesintisiz Trafik
Özel Yazılım & API EntegrasyonlarıÖzelleştirilmiş Geliştirici SunucusuTam Root Erişimi, Esnek Port Yapılandırması
Medya Dağıtımı & Canlı YayınGeniş Bant Genişlikli SunucuKesintisiz Port Hızı, Yüksek Ağ Kapasitesi

Siber Tehditlere Karşı Katmanlı Koruma ve Veri Güvenliği

Web projelerinin karşılaştığı en büyük risklerin başında, sunucunun erişilebilirliğini hedef alan Dağıtık Hizmet Engelleme (DDoS) saldırıları gelir. Kötü niyetli trafik dalgaları, sunucu hatlarını ve kaynaklarını meşgul ederek gerçek kullanıcıların siteye erişimini engeller.

Gelişmiş donanımsal güvenlik duvarları ve akıllı trafik analiz algoritmaları, gelen ağ trafiğini milisaniyeler içinde denetleyerek saldırı paketlerini anında filtreler. Katman 3, 4 ve 7 düzeyinde uygulanan bu koruma kalkanı, projenizin internet bağlantısını korurken ziyaretçilerin sitenize kesintisiz ulaşmasını temin eder.

Hızlı Başlangıç: Projeniz İçin Doğru Sunucuyu Yapılandırın

Dijital operasyonlarda zaman kaybını önlemek için otomatik provizyon sistemleri büyük kolaylık sağlar. Uzun süren sipariş onayları ve manuel kurulum süreçleri yerine, dakikalar içinde aktif hale gelen sistemler iş süreçlerini hızlandırır.

Mevcut web sitenizi daha güçlü bir donanıma taşımak veya sıfırdan bir dijital proje başlatmak istediğinizde VDS Satın Al adımlarını takip ederek projenize en uygun kaynakları belirleyebilir, dilediğiniz işletim sistemini saniyeler içinde kurarak sisteminizi yayına hazırlayabilirsiniz.

1. Donanım İhtiyaçlarının Belirlenmesi

Sitenizin ortalama anlık ziyaretçi sayısına, çalıştırdığı veritabanı yüküne ve depolama gereksinimine göre ideal işlemci, bellek ve disk kombinasyonunu seçin.

2. İşletim Sistemi ve Panel Dağıtımı

Linux dağıtımları (Ubuntu, Debian, AlmaLinux) veya Windows Server seçeneklerinden projenize uygun olanı tercih edin; cPanel, DirectAdmin ya da Plesk gibi popüler yönetim araçlarını entegre edin.

3. Esnek Ölçeklenebilirlik

Projeniz büyüdükçe veri kaybı veya kesinti yaşamadan sunucu kaynaklarınızı dilediğiniz an yükseltin.

7/24 Kesintisiz İzleme ve Profesyonel Destek

Sunucu yönetiminde güçlü altyapı kadar, karşılaşılabilecek teknik aksaklıklarda sağlanan uzman müdahalesi de büyük önem taşır. Donanım arızaları veya ağ seviyesindeki anomaliler karşısında hızlı çözüm üretebilen profesyonel bir destek ekibi, olası maddi zararların ve veri kayıplarının önüne geçer.

Ağ altyapısının 7 gün 24 saat boyunca izlenmesi, olası performans darboğazlarının veya bağlantı problemlerinin kullanıcılar etkilenmeden önce proaktif olarak tespit edilip giderilmesini sağlar.

Arama motoru sıralamalarında üst sıralara tırmanmak, ziyaretçilere kusursuz bir gezinme deneyimi sunmak ve dijital varlıkları kesintisiz biçimde güvende tutmak için doğru sunucu altyapısı vazgeçilmezdir. Yüksek hızlı donanımlar, yedekli ağ bağlantısı ve kurumsal güvenlik katmanları ile güçlendirilen bir sunucu seçimi, dijital dünyadaki büyüme hedeflerinize sağlam bir temel oluşturur.

Antalya Net Vidanjör, Gider ve Kanal Sorunlarınıza Profesyonel Çözüm

Evinizde ya da iş yerinizde yaşadığınız bir tıkanıklık sorununu ertelemeniz, çözümü hem zorlaştırır hem de maliyetini artırır. Biz, Antalya Net Vidanjör olarak bu tür sorunlara hızlı ve kalıcı çözümler sunuyoruz. Yılların verdiği tecrübeyle, doğru ekipmanı doğru yöntemle bir araya getirerek işinizi ilk seferde bitiriyoruz.

Neden Vidanjör Hizmetine İhtiyaç Duyarsınız?

Fosseptik dolması, kanal tıkanması ya da gider yavaşlaması gibi sorunlar genellikle beklenmedik anda ortaya çıkar. Bu durumlarda Antalya vidanjör hizmetimizi sağlamak için kısa sürede adresinize ulaşıyor, sorunun kaynağını tespit ederek müdahale ediyoruz.

Vakumlu araçlarımız ve yüksek basınçlı su sistemlerimizle çalışıyor, işlemi tesisata zarar vermeden tamamlıyoruz. Fosseptik boşaltma, kanal temizliği ve acil müdahale gerektiren tüm durumlarda yanınızdayız.

Hangi Durumlarda Bizi Aramalısınız?

Aşağıdaki belirtilerden birini fark ettiğinizde bize ulaşmanızı öneririz:

  • Giderlerden gelen kalıcı koku
  • Suyun normalden yavaş çekilmesi
  • Rögar çevresinde sızıntı veya birikinti
  • Birden fazla giderin aynı anda yavaşlaması

Bu belirtiler genellikle sorunun büyüdüğünü gösterir. Erken müdahale ettiğimizde hem işlem süresi kısalır hem de maliyet daha düşük kalır.

Lavabo Tıkanıklıklarında Uyguladığımız Yöntem

Lavabo giderleri, günlük kullanımda en sık tıkanan noktalardır. Saç, sabun kalıntısı ve kir birikimi zamanla sifon içinde sertleşerek suyun akışını engeller. Antalya lavabo açma hizmetimizde bu birikimi spiral makinemizle mekanik olarak parçalıyor, ardından hattı basınçlı suyla yıkıyoruz.

Piyasada satılan kimyasal açıcıların aksine, uyguladığımız yöntem tıkacı tamamen ortadan kaldırır ve borularınıza zarar vermez. İşlem sonrasında suyun akışı ilk günkü haline döner.

Genel Tıkanıklık Sorunlarına Yaklaşımımız

Her tıkanıklık aynı nedenden kaynaklanmaz. Bu yüzden Antalya tıkanıklık açma işine her zaman doğru tespitle başlıyoruz. Sorunun hangi noktada olduğunu belirledikten sonra, tıkacın niteliğine uygun yöntemi seçiyoruz.

Yağ birikimi, katı cisim ya da yapısal bir sorun olsun, hangi durumla karşılaşırsak karşılaşalım, işlemi tesisatı sökmeden ve zemin tahribatı oluşturmadan tamamlıyoruz.

Kanalizasyon Hatlarında Kapsamlı Temizlik

Bina genelinde birden fazla dairede aynı anda yaşanan tıkanıklıklar, çoğu zaman ana kanalizasyon hattından kaynaklanır. Bu durumlarda daire içi müdahale yeterli olmaz. Antalya kanalizasyon açma çalışmamızda rögar bacalarını açıyor, hat boyunca vakum ve yüksek basınçlı su uyguluyoruz.

Ağaç kökü girişi, boru çökmesi ya da kırık hat tespit ettiğimizde durumu apartman yönetimine raporluyor, kalıcı çözüm için yönlendirme yapıyoruz. Düzenli aralıklarla yaptırılan kanal bakımı, ileride oluşabilecek büyük çaplı onarımların önüne geçer.

Antalya’nın Her Noktasındayız

Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez, Döşemealtı, Aksu ve Serik başta olmak üzere Antalya’nın tüm merkez ilçelerinde hizmet veriyoruz. Manavgat ve Alanya gibi daha uzak bölgelerden gelen talepleri de aynı hızla karşılıyoruz.

Çalışma Prensibimiz

İşe başlamadan önce fiyatı netleştiriyor, iş bitiminde ek ücret talep etmiyoruz. Müdahale sonrasında çalışma alanınızı temiz teslim ediyoruz. Amacımız, sorununuzu bir kez ve kalıcı şekilde çözmek.

İletişim Bilgilerimiz

Gider ya da kanal sorununuzu ertelemeyin, erken müdahale her zaman daha hızlı ve ekonomik bir çözümdür.

Telefon: 0531 912 07 02