K.Arda ilk maçta Kapaklı’da

Edirne Karaağaç Arda Spor’un 1. Grup’ta mücadele edeceği Kadınlar 3. Ligi’nde 2025-2026 sezonu fikstürü belli oldu.

Karaağaç Arda Spor, sezonun ilk maçında Kapaklı Kartal Spor’a konuk olacak. Karşılaşma 10 Mayıs Pazar günü Kapaklı İlçe Stadı’nda oynanacak.

Karaağaç Ardaspor, Kadınlar 3. Ligi’nde Büyük Yoncalıspor, Kapaklı Kartalspor ve Lüleburgaz Yıldız Spor olmak üzere bu yıl olduğu gibi geçen sezon da aynı takımlarla birlikte 5. Grup’ta yer aldı.

Edirne temsilcisi 6 maçta 3 galibiyet ve 3 mağlubiyet alarak 9 puanla sezonu ikinci sırada tamamladı. Büyük Yoncalıspor’un 6’da 6 yaparak birinci olduğu grupta Kapaklı Kartalspor sezonu 3,  Lüleburgaz Yıldız Spor ise son sırada tamamladı.

Karaağaç Ardaspor geçen sezon 6 maçta 22 gol sevici yaşarken; kalesinde ise 11 gol gördü.

2025-2026 sezonu TFF Kadınlar 3. Ligi; takımların coğrafi konumuna bağlı olarak 32 farklı grupta, çift devre lig usulünde gerçekleştirilecek.

Play-Off müsabakaları bölgesel olarak 8’er takımdan oluşan 4 ana grupta tek maç eleme usulüne göre oynanacak. 8’er takım 4 ana grup içinde kura çekimi ile eşleşerek Çeyrek Final müsabakalarını oynayacak. 

Çeyrek final müsabakalarını kazanan takımlar önceden ilan edilmiş Play – Off eşleşme fikstürüne göre gruplarında Yarı Final müsabakası oynamaya hak kazanacak.

Yarı Final müsabakaları sonunda kazanan takımlar Final müsabakalarını TFF tarafından belirlenecek tek merkezde oynayacak. Gruplarında final müsabakalarını kazanan toplam 4 takım 2025 -2026 sezonu yükselen takımları olacak ve 2026-2027 sezonunda TFF Kadınlar 2. Liginde mücadele etmeye hak kazanacak.

1.GRUP 1.HAFTA PROGRAMI                                           

Büyük Yoncalıspor – Lüleburgaz Yıldız Spor Kulübü

Saray Şehit Fatih Berkay Akgün Stadı – 14.00

Kapaklı Kartal Spor – Karaağaç Arda Spor

Kapaklı İlçe Stadı – 14.00

EMEK ANNE

Aile içinde veya eğitim süreçlerinde dinlediğimiz, öğrettiğimiz şarkıdır Küçük Ayşe. Şarkıdan giyime, ev işlerinden masallara dişi; doğurmak ve yetiştirmekten ev işlerine, erkek ise dış işlerden güvenlik işlerine, hamiliğe yönlendirilir. Şarkımızda ne diyorduk; “Küçük Ayşe, küçük Ayşe / Napıyorsun bana söyle? / Bebeğime bakıyorum, / Ona ninni söylüyorum. // Küçük asker, küçük asker, / Napıyorsun bana söyle? / Tüfeğimi çatıyorum, / Vatanımı bekliyorum. / Ben askere gidiyorum…”

Binlerce yıldır egemen olan ataerkil, daha geniş anlamıyla patriyarkal kültürü yani “soyun babadan geçtiği, ailede ve toplumda erkeğin (babanın) birincil güç, otorite ve mülkiyet sahibi olduğu toplumsal düzen” aşamadık.

Erkekler bebeğe bakmaz onlar çalışır, kazanır, karar verir, vatanı korur. Erkek güçlüdür, koruyucudur. Dişi güçsüzdür, korunması gerekendir, ev işleri, çocuk yaşlı bakımı dişinin işidir ve evde olmalıdır.

Kültürümüz olarak kuşaktan kuşağa aktardığımız bu yanlış kurgu gerçek hayata uymasa da düşünsel aidiyet, her kesimde çoğunlukla devam ediyor. Kültürel kodlamalar devam ettiğinden kadın çalışsa da bu değişim kolay olmuyor. Bu nedenle zaten iş hayatında da kadın ezilmekte ve sayılmamaktadır. Çalışan kadınların sadece yüzde onu kayıtlı. Çalışan diğer yüzde 90 ev-aile işlerinin kayıtlara girememesindendir. Oysa en ağır işler ev-aile işleridir. Ev emeği mevzuatlara girse hizmet sektörü en büyük iş kolu olacaktır.

Bakış açılarımızı genişlettiğimizde,emek eksenli bakışı egemen kıldığımızda; ev işleri, çocuk-yaşlı bakımı, ev ihtiyaçlarının karşılanması gibi birçok emeğin karşılığı olacaktır.Kırsal alanda ise ev işlerine birde tarımsal emek eklenir ki bu sayılar istatistiklerde bile görülmez.

Emek alanları, iş kolları sayılırken kayıtlı yani formel çalışmadır ve kayıtlanır. O nedenle ev/aile işleri kayıtsız yani informel alanlardır. Kadınlar bu alanlara mahkûm edilir. Formel alanda çalışan erkeklerin ikisinden biri kayıtlı iken kadınlarda bu oran beş kadından biri kayıtlıdır.

Tüm bu eşitsizliklerin sebebi dünyayı kavrama felsefemizdir. Öğretildiği gibi yaşamayı yeterli görmemizdir. Binlerce yıldır egemen olan emeğe ve özellikle kadın emeğine bakış; bizi öncelikle köle kadınlara devamında köleliğe giden bir düzeni yaşatıyor. Bilim ve bilimsel teknoloji gelişirken düşünsel sistem patriyarkal kültürünü devam ettiriyor.

Kadınlar bu düzeni değiştirecek tek güçtür. Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi anlamlı günler yılın her gününü kapsamalıdır. Hafta sonu egemen kültür tarafından kutlanacak Anneler Günü de bir mücadele günü olmalıdır. Resmi sözcülerin, egemenlerin dilinden Anne! Ailenin direği Anne! Cennetin ayaklarının altında olduğuna inandırılan kutsal Anne! Her gün iki-üç rakamlarıyla kayıtlara giren, hayattan koparılan Anne! Nazım dedikçe ‘soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen’ Anne! Kurum amirleri veya eşleri, çocukları tarafından uğruna yemek verilecek Anne. Eşleri tarafından bir gün onurlandırılan Anne!…

Ya Emek Anne?

Anımsayalım, 2025 yılı Aile Yılı’ydı. 2026-2035 yılları ise ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ ilan edildi patriyarkal düzenin yöneticileri tarafından. Amaç; azalan nüfusu arttırmak. Kadın, aile ve çocuk üzerinden sömürüyü devam ettirmek. Bundan sonra Mayıs ayının son haftası ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacakmış. Ne olacak?

Oysa anneler yoksulluğu en önce hissedenlerdir. Son yüz yılın Neoliberalizmi sadece kentteki değil, kırsaldaki kadınları da yoğun bir yoksullaşmaya itti. İşçi sınıfı da kadınla birlikte yoksullaştı. Bu labirentten çıkışın reçetesidir kadınların emek mücadelesi.

Emeğin değerini bulmadığı günlerde kadınlara yüklenen işlerin de emek sayılması ve değerinin karşılanması talep olmalıdır. Bu nedenle kadını aile direği sayıp kutsallaştırmak çözüm değildir. Çözüm herkesi birey olarak görmektir. Çünkü anneler dişilikleriyle, esirlikleriyle değil emekleriyle güncellenmeli ve ‘Emek Anne’ olarak toplumdaki yerini bulmalıdır. Bu önce kadınların sonra hepimizin talebi olmalıdır.Değişim ailede başlar deriz ya, o halde öncelikle kız çocuklarımızı bebek bakmaya, erkek çocuklarımızı askerlik yapmaya yönlendirmemek gerekiyor.

Emeğinin değerini bilen ve binlerce yılın esaretine alkış tutmayan ‘Emek Anne’lerin tüm günlerini kutlarım.

MHC Teknik Hırdavat: Türkiye’nin Öncü Nalbur ve Hırdavat Firması

Hızlı Başarı ve Güçlü Tedarik Ağı

MHC Teknik Hırdavat, Türkiye’nin nalbur ve hırdavat sektöründe kısa sürede adından söz ettiren firmalardan biri olarak öne çıkıyor. Burak ve Uğur Mıhcı kardeşlerin sahadan gelen tecrübesi ve disiplinli çalışmaları, firmayı sadece ürün sağlayan bir yapıdan sektörde fark yaratan bir çözüm merkezine dönüştürdü. MHC Teknik Hırdavat, 81 ilde aktif hizmet verebilen güçlü tedarik ağıyla işletmelerin hızlı ve güvenilir çözüm ortağıdır.


Geniş Ürün Yelpazesi ve Marka Çeşitliliği

Firma, 30.000’in üzerinde ürün ve 777 marka seçeneği ile müşterilerine geniş bir portföy sunuyor. Küçük nalbur işletmelerinden büyük projelere kadar tüm ihtiyaçlara yanıt verebilecek kapasiteye sahiptir. Hızlı teslimat ve aynı gün ambar çıkışı, MHC Teknik Hırdavat’ı sektörde tercih edilen bir tedarikçi yapmaktadır. Gelişmiş B2B altyapısı sayesinde siparişler dijital olarak takip edilebilir, böylece operasyonel süreçler kolaylaştırılır.


Teknoloji ile Desteklenen Operasyon

MHC Teknik Hırdavat, sektörde fark yaratmasını sağlayan sistem altyapısına büyük önem verir. Depo yönetimi, barkod sistemi ve mobil sipariş uygulamaları sayesinde işletmeler ihtiyaç duydukları ürünlere hızlıca ulaşır. Web ve mobil tabanlı B2B sistemi, sipariş ve sevkiyat süreçlerini kolaylaştırarak zaman tasarrufu sağlar. Bu altyapı, MHC Teknik Hırdavat’ı sadece ürün sağlayan bir firma olmaktan çıkarıp, iş ortakları için çözüm üreten bir merkeze dönüştürür.


Profesyonel Kadro ve Tecrübe

MHC Teknik Hırdavat’ın başarısının arkasında, Burak Mıhcı’nın pazarlama stratejileri ve Uğur Mıhcı’nın operasyonel disiplini yatıyor. Sahadan gelen deneyim ve güçlü bir ekip ile birleşen bu yaklaşım, firmayı sektörde güvenilir bir marka haline getiriyor. 20’den fazla çalışan ve aktif saha pazarlama ekibi, müşterilere hızlı, etkili ve kişiselleştirilmiş hizmet sunuyor. Bu profesyonel kadro sayesinde MHC Teknik Hırdavat, sektörde kısa sürede büyük bir ivme yakalamıştır.


Sürdürülebilir Büyüme ve Gelecek Vizyonu

“Bizden başkası yapamaz” sloganı, MHC Teknik Hırdavat’ın sektördeki iddiasını ve güçlü hizmet anlayışını özetliyor. Firma, hızlı teslimat, geniş stok kapasitesi ve teknoloji odaklı hizmet anlayışıyla Türkiye’nin her noktasındaki nalbur ve hırdavat işletmeleri için güvenilir bir çözüm ortağıdır. Planlı ve sistemli büyüme stratejisi sayesinde MHC Teknik Hırdavat, sektördeki liderliğini önümüzdeki dönemde de pekiştirmeyi hedefliyor.

ANASAYFA

EDESOB Başkanı Özen mazbatasını aldı

Olgay GÜLER
Edirne’de, geçtiğimiz Pazar günü gerçekleştirilen olağan genel kurulda, Edirne Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (EDESOB) yönetim kurulu başkanlığına seçilen Harun Özen ve ekibi, mazbatalarını alarak göreve başladı.


EDESOB’un seçimli olağan genel kurulu, 3 Mayıs Pazar günü Sanayi Sitesi’ndeki düğün salonunda gerçekleştirildi. Genel kurulda, birliğin iki dönemdir başkanlığını yapan Kemal Cingöz ile Edirne Tatlıcı Büfeci ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Harun Özen, yeni dönem başkanlık için yarıştı. Genel kurulda gülen taraf, 2 oyla farkla sandıktan galip çıkan Özen oldu. Özen ve ekibi, bugün Edirne Adliyesi’ne gelerek mazbatalarını aldılar.


Mazbatasını almadan önce açıklama yapan EDESOB’un yeni başkanı Özen, birlikte yeni bir sayfa açmak istediklerini belirterek, “3 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilen genel kurulumuzda bizlere oy veren, vermeyen tüm delegelerimize çok teşekkür ediyoruz. Genel kurulumuz çok şeffaf ve demokratik bir şekilde gerçekleşti. Bugün burada mazbatamızı alarak resmen göreve başlayacağız. Yeni bir sayfa açmak istiyoruz. Edirne esnafını geleceğe hep birlikte taşınmak istiyoruz. Bu önemli görevin öncelikle yaklaşık 20 bin esnafımıza, sonra da Edirne’mize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

Yediemin otoparkından kamyon çaldılar!

Olgay GÜLER

Edirne’de yediemin otoparkından çalınan kamyon, jandarmanın takibi sonucu Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesine bağlı Osmancık köyünde bulundu.

Olay, Edirne’nin 100. Yıl Mahallesi’ndeki 22 Yediemin Otoparkı’nda meydana geldi. İşletme sahibi Mustafa E., otoparkta muhafaza edilen 34 AJ 8011 plakalı kamyonun yerinde olmadığını fark ederek durumu İl Jandarma Komutanlığı’na bildirdi. İhbar üzerine harekete geçen İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri geniş çaplı soruşturma başlattı.

Araştırmalar sonucunda kamyonun E.A., V.A. ve U.Y. isimli şüpheliler tarafından çalındığı, ardından Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesine bağlı Osmancık köyüne götürüldüğü tespit edildi. Jandarmanın düzenlendiği operasyonda şüpheliler yakalanarak gözaltına alınırken, çalınan kamyon Edirne’deki otoparka teslim edildi.

Olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüpheli, Jandarmadaki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı.

Doğancan Müyan Avrupa Şampiyonu

Edirne Kültür ve Doğa Sporları Spor Kulübü sporcusu Doğancan Müyan, 2026 Avrupa Genel Klasik Vücut Geliştirme Şampiyonu ve Fit Klasik Fizik Açık Sıklet Şampiyonu oldu.

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Doğancan Müyan’ın bu önemli başarısını şöyle duyurdu: 

“1–3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Santa Susanna’da, IFBB tarafından düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda, Edirne Kültür ve Doğa Sporları Spor Kulübü sporcusu Doğancan Müyan, Avrupa Şampiyonu olmuştur.

Sporcumuz, geçtiğimiz yıl İran’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda genç erkeklerde dünya üçüncüsü, büyük erkeklerde ise dünya dördüncüsü olmuştur. Bu yıl ise büyük erkeklerde Avrupa Şampiyonu olarak başarılarına devam etmiştir.

Edirneli sporcumuzu ve emeği geçenleri tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.”

Lalapaşa’da ‘Kakava ve Hıdrellez’ coşkusu!


Edirne’nin Lalapaşa ilçesinde gelenekse hale gelen Kakava ve Hıdrellez Şenlikleri, renkli görüntüler eşliğinde kutlandı.


Lalapaşa Belediyesi tarafından düzenlenen Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, ilçede kortej yürüyüşüyle başladı. Şenliklere Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, belediye meclis üyeleri, ilçe protokolü katılırken, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

Yürüyüşün ardından yakılan Kakava ateşiyle birlikte dostluk, kardeşlik ve baharın bereketi hep birlikte karşılandı.

Renkli görüntülere sahne olan gecede vatandaşlar müzikler eşliğinde eğlence dolu anlar yaşadı.
Belediye Başkanı Geldi, asırlardır süregelen Kakava ve Hıdırellez kültürünü yaşatmaya devam edeceklerini belirterek, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.

Çeltiğin başkentinde ‘çeltik’ çalıştayı!

Olgay GÜLER
Türkiye’nin çeltik başkenti Edirne’de, gelişen teknolojiler ve AR-GE konularının ele alınacağı, 2 gün sürecek çeltik çalıştayı başladı.


Edirne’de, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü (TTAE) tarafından düzenlenen uluslararası katılımlı çeltik çalıştayı düzenlendi. Kentte 6-7 Mayıs tarihleri arasında, Edirne Ticaret Borsası’nda devam edecek çalıştayın açılış töreni Edirne Valisi Yunus Sezer, TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Çakal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, kurum ve kuruluş temsilcileri, muhtarlar ve üreticilerin katılımıyla yapıldı.


‘AKILLI TARIM DÖNEMİNE GELDİK’
Çalıştayın açılışında konuşan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Çakal, tarımın geleceğinin AR-GE’ye bağlı olduğu için, benzeri çalıştayların çok önemli olduğunu söyledi. Çakal, “AR-GE’ye yeterince önem vermeyen toplumların maalesef geri kaldığını görüyoruz. Tarımın tarihsel sürecine baktığımızda; bundan 10-12 bin yıl önce başlayan tarım, avcı toplayıcıdan daha sonra tarımın ticarete konu edilmesine, sanayi devrimine, sanayi devriminden yeşil devrime, yeşil devrimden şimdi geldiğimiz noktada akıllı tarım dönemine geçtik. Yeşil devrimle beraber pestisitler, terbisitler, fosil yakıtlar çok yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı. Tabii bunları yaygın bir şekilde kullandığımızda doğanın da bize bir cevabı oldu; iklim değişikliği oldu. Öyleyse bu yeşil devrime de belki farklı bir devrim demek gerekiyor. Bununla beraber geldiğimiz noktada da akıllı tarım dönemine geldik. Akıllı tarım döneminde neler var? Biyoteknoloji var, nanoteknoloji var ve bilişim teknolojileri var. Peki bu dönemin kazananı kim olacak? İşte bu dönemin kazananı biyoteknolojiye, nanoteknolojiye, bilişim teknolojilerine önem veren toplumlar gelişecek ve buna yeteri derecede önem vermeyen toplumlar maalesef üretimde yine geri kalacaklardır. İşte bu noktada uluslar ve ülkeler ikiye ayrılıyor. Buna baktığımızda da lokal olanı, organik olanı, yavaş olanı tercih edenler, küresel olanı, konvansiyonel olanı, hızlı olanı tercih eden ülkeler diye ayırıyoruz. Ülkeler de bu anlamda bir yol ayrımında kendi kararlarını verecek. Ne kadar yerel? Ne kadar küresel? Ne kadar organik? Ne kadar konvansiyonel? olacağına bu şekilde karar vermesi gerekir diye düşünüyoruz” dedi.


‘YERLİ VE MİLLİ TOHUM ÇEŞİTLERİMİZİ GELİŞTİRMEMİZ GEREK’
Çeltiğin dünyada insan beslenmesinde en önemli besinlerin başında geldiğine dikkat çeken Çakal, “Çeltik dünyadaki üretimine baktığımızda Hindistan’ın, Çin’in öncülük ettiğini ve ikinci sırada Asya ülkelerinin geldiğini görüyoruz. Ancak ülkemiz de aslında bunlardan çok fazla geri değil. Beşinci sırada yerini almaktadır. Yine bölge açısından ve ilimiz açısından Edirne’den baktığımızda, ülkemizdeki üretilen çeltiğin yüzde 40’ı sadece bu bölgeye ait. Çanakkale’de, Balıkesir’de yine ciddi üretim var. Dört tane şehrimiz ülkemizde üretilen çeltiğin yaklaşık yüzde 80’ini üretmektedir. Tabii burada aslolan ve altını çizmemiz gereken konuların başında şu gelmektedir. Bir tarım yapabilmek için bitkisel üretim yapmak için üç tane doğal kaynağa ihtiyacımız var. Bu doğal kaynakların biri toprak, biri su, biri de tohum. Toprağımız yoksa suyunuz yoksa tohumunuz yoksa tarım yapamazsınız. Peki tohumu nasıl elde edeceğiz? İşte dünyayla rekabet edebilmek için yerli ve milli çeşitlerimizi geliştirmemiz gerekir. Bu noktada TAGEM ve TAGEM Enstitütleri vasıtasıyla ciddi manada hem bitki genetik kaynakları, hem hayvan genetik kaynakların korunması ve bunların ıslah edilmesi, yani iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerek. Verim alarak, hastalığa, soğuğa, kurağa dayanıklı çeşitler geliştirerek. Özellikle pirinç gibi gıdalarda damak tadı da önemli. Dolayısıyla siz bu bölgede çeltik üretimi yapacaksanız yerli ve milli çeşitlere ihtiyacınız var. İşte bu anlamda da bu bölgedeki araştırma enstitümüz, Çanakkale’deki araştırma enstitümüz bu bölgeye uygun verimi yüksek, dünya rekabet edebilir, yerli ve milli çeşit geliştirmeye başladı. Başladığı günden bu kadar 85 tane çeşit geliştirdi ve ülkemizdeki çeltik tohumunun yaklaşık yüzde 40’ı bizim enstitülerin çeşitleri. Bu gerçekten bir başarıdır” diye konuştu.


‘ÜRETİMDE YOL HARİTASI OLANLAR AYAKTA KALACAK’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, dünya genelindeki iklim krizi nedeniyle üretimde yol haritasının öngörülemediğini dile getirdi. Sezer, “Yol haritası olan ve bir şeyleri öngörebilen hangi kurum, hangi ürün varsa stratejik olarak önümüzdeki dönemde o ayakta kalacak. Eğer öngöremiyorsanız, bir planınız yoksa, bununla ilgili olarak bir stratejiniz yoksa, bu dalgalanmadan çok olumsuz etkilenecek ve bazıları saf dışı kalacak. Geçen yıl kuraklıkla ilgili olarak gerçekten çok sıkıntılı bir süreç yaşadık. Neredeyse ürünlerimizin büyük bir kısmını kaybedecektik. Yine arkadaşlardan öğrendiğim maliyeti çok fazla olduğu için bir daha yerine koyma imkanı çok olmayabilir. Dolayısıyla birçok üreticimiz iflas edebilir diye bahsettiler. Yani bir buğday gibi değil. Dolayısıyla çok maliyeti olan; hem yer maliyeti hem ekim maliyeti olan bir üründen bahsediyoruz. Dolayısıyla öngörülebilirlik çeltikte çok önemli. Bir plan ve stratejinin olması çok önemli. Bu işe giren insanların işin sonunu tahmin ederek girmesi lazım. Yani bizim o garantiyi vermemiz lazım. Bence burada çeltik konuşulacaksa muhakkak buradaki akademisyenlerin bunu planlamaları lazım ve bizim önümüze koymaları lazım” ifadelerini kullandı.


CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan da, tarımsal üretimde suyun önemine dikkat çekerek, “Geçtiğimiz sene ve ondan önceki sene çok açık bir şekilde su problemi yaşadık. Geçen sene biraz olsun akılcı çözümler üretildi ve çözüldü bu kısa vadeli oldu ama bir önceki sene çok büyük problemler oldu. Bildiğim kadarıyla mahsulü yetişemeyen çiftçilerimiz oldu. O yüzden su verimliliği, suyun nasıl kullanılacağı, bu bölgelerin doğru planlaması önemliyken bir taraftan da suyun ne kadar geleceğini bakmaksızın bunun alternatiflerini en uyguna göre üretebilmek. Bunları düşünmek ve geliştirmek önemli. Ülkemiz su yönünden zengin bir ülke değil. Uzun yıllar sanki öyleymiş gibi hissettik ve öyle davrandık ama ülkemiz maalesef ki su yönünden zengin bir ülke değil. O yüzden suyumuzu çok iyi bir şekilde, doğru bir şekilde, verimli bir şekilde kullanmalıyız” dedi.


Konuşmaların ardından verilen arada katılımcılar, çalıştay kapsamında firmaların açtıkları stantları gezerek, tohumlar hakkında bilgi aldı.

İki gün boyunca devam edecek çalıştayda, ‘Tarımda İHA Teknolojisi’, ‘Damla Sulama Optimizasyonu’, ‘Yapak Zeka Kullanarak Biyotik ve Abiyotik Stres Tespiti’ gibi konular masaya yatırılacak.

TÜ Futbol Turnuvası’nda Hekim Gücü şampiyon

Trakya Üniversitesi bünyesinde düzenlenen Birimler Arası Futbol Turnuvası, Ayşekadın Yerleşkesi Futbol Sahası’nda oynanan final ve üçüncülük karşılaşmalarıyla tamamlandı.

Turnuvanın üçüncülük maçında T.Ü. Hastanesi ile Güvenlik Gücü karşı karşıya geldi. Mücadeleyi 4-1’lik skorla kazanan T.Ü. Hastanesi, turnuvayı üçüncü sırada tamamladı.

Final karşılaşmasında ise Hekim Gücü ile Mimarlık Fakültesi takımları mücadele etti. Sahadan 3-0 galip ayrılan Hekim Gücü, turnuvanın şampiyonu oldu.

Final müsabakası, Süper Lig hakemlerinden Edirneli Özgür Yankaya tarafından yönetildi.

Final karşılaşması öncesinde gerçekleştirilen mini konser ve zeybek gösterisi, izleyicilere keyifli anlar yaşattı.

Turnuvada dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ve üniversite yöneticileri tarafından verildi

Rektör Hatipler, sporun farklı birimlerde görev yapan mensupları aynı sahada buluşturarak birlik, beraberlik ve kurumsal aidiyet duygusunu güçlendiren önemli bir unsur olduğunu vurguladı.

Rektör Hatipler, turnuva boyunca sahada centilmence mücadele eden tüm takımları tebrik ederek, organizasyona katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti. Sporun birleştirici gücüne dikkat çeken Hatipler, bu tür etkinliklerin üniversite mensupları arasındaki dostluk ve dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti.

Programa; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Trakya Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcıları Doç. Dr. Ali İhsan Meşe ve Nurdan Cankaya, Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurper Özbar, Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiha Kartal ile Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın katıldı.

Emeklilere dolandırmalara karşı eğitim

Edirne Kent Konseyi Emekliler Meclisi’nce toplumda dijital alanda ve sosyal medyada yapılan kandırma ve dolandırma olaylarına karşı emeklileri bilgilendirmek amacıyla eğitim gerçekleştirilecek.

EKK Emekliler Meclisi Başkanı Hilal Bilgenoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 9 Mayıs Cumartesi günü düzenlenecek çalışmada Edirne Emniyet Müdürlüğü yetkili birimlerinin sunumda bulunacağını belirterek şunları söyledi:

“Edirne Kent Konseyi Emekliler Meclisi etkinlikleri devam ediyor.  Meclisimiz olağan toplantısını yaparak emeklilerimizin talepleri doğrultusunda bir dizi etkinlik kararı almıştır.

Öncelikle toplumda dijital alanda ve sosyal medyada yapılan kandırma ve dolandırma olayları artmaktadır. Bu konudan en çok emekliler mağdur olmaktadır. Bu nedenle emeklileri bilgilendirmek amacıyla eğitim yapılacaktır.

Edirne Kent Konseyi olarak Emekli Meclisimizin öncülüğünde yapılacak çalışmada Edirne Emniyet Müdürlüğü yetkili birimlerinin sunumu olacaktır. ‘Sosyal Medya Kullanımı ve Dijital Dolandırıcılık’ başlıklı sunum 9 Mayıs 2026 Cumartesi günü saat 14.00-16.00 arasında Belediye Atatürk Kültür Merkezi Küçük Salonu’nda yapılacaktır. Etkinliğe tüm üyelerimizi ve kentteki emeklilerimizi davet ediyoruz.

Bu toplantı ve bilgilendirme sonrasında Emekli Meclisi olarak kent tanıma gezileri yapılacaktır. Kentte yaşayıp bilmediğimiz tarihi ve doğal mekânların görüleceği ve uzmanından hikâyelerinin dinleneceği gezilerimiz önümüzdeki günlerde bildirilecektir.

Kültür gezileri yanında emekli dostlarımıza ilk yardım eğitimi verilmesi sağlanacaktır. Emekli dostlarımızın kendilerini veya bir yakınının, arkadaşının başına gelebilecek rahatsızlık durumunda ilk olarak nelerin yapılıp yapılamayacağı konusunda bilgi sahibi olmalarını amaçladığımız eğitimler önümüzdeki günlerde seri olarak yapılacaktır.

Bu çalışmaların arasında ülkemizin ilk kadın teğmeni ve tıp doktoru olan Ülkü Sema Aydın hanımefendiyi de ağırlayarak kentimizi tanıtacağız. Ülkü Sema Aydın, 1931 doğumlu olup 1957 yılında askeriyeye adım atmış ve ilk Türk kadın subay unvanının sahibi olmuştur.

Edirne Kent Konseyi Emekliler Meclisi olarak tüm etkinliklerimizi üyelerimiz ile olduğu kadar, Edirne Emeklilerin Sendikası ve Edirne Emekliler Derneği ve Edirne Emekli Öğretmenler Derneği gibi emekli örgütleri ile birlikte yapmaya çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki emeklilerin kentteki ve ülkedeki sorunları ortaktır. Bu nedenle bu tür toplantılarımıza emekli örgütleri yanında halkımızı da bekliyoruz.”