Kategori arşivi: Siyaset

CHP’den iktidara ‘kadın hakları’ eleştirisi

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Kadın Kolları Başkanlığı tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, kentin simgelerinden ‘Özgür Kadın’ heykelinde basın açıklaması yapılarak, iktidarın bu konudaki politikaları eleştirildi.

Hürriyet Meydanı’ndaki Özgür Kadın heykeli önünde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında gerçekleştirilen basın açıklamasına; Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran, belediye başkan yardımcıları, CHP İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Gegeoğlu ve teşkilat üyesi kadınlar katıldı. 

‘KADINA ŞİDDET TOPLUMSAL SORUNDUR’

Basın açıklamasını okuyan Kadın Kolları Başkanı Gegeoğlu, şiddetle mücadelede kaybedilen tüm kadınları saygıyla andıklarını belirterek, “Kadına yönelik şiddetin temel nedeni erkek egemen toplumsal, siyasal ve ekonomik koşulların yarattığı eşitsizlik ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıktır. İnsan hakkı ihlâli ve ayrımcılık biçimi olarak kadına yönelik şiddet; kültürel, ekonomik, coğrafi sınır tanımaksızın tüm dünyada varlığını artarak sürdürmektedir. Küresel bir sorun olarak uluslararası mücadeleyi gerektiren kadına yönelik şiddet, ülkemizdeki etkilerine de bakıldığında her yönüyle toplumsal bir sorundur. Biz kadınların hak ve özgürlüklerini daraltan, medeni yasaya ve laik hukuka kökten saldırı niteliğinde, iktidar gücüyle kadına yönelik şiddeti besleyen bir anlayış körüklenmektedir. Kadına yönelik şiddet ile mücadelemiz sürerken, şiddeti önleyici politikaların bütüncül olarak uygulanmasını ön gören uluslararası bir belge olan İstanbul Sözleşmesi’nden tek bir kişinin kararıyla çıkılarak, kadınları şiddetten koruyacak kurumsal ve siyasi çözümler zayıflatılmıştır. İktidarın, İstanbul Sözleşmesinden çekilmesi, sözleşmeyle verilen taahhütlere artık bağlı kalmayacağı anlamına gelmektedir ve bunun sonuçları son derece vahimdir” dedi.

‘HER ALANDA KADINLARIN YANINDAYIZ’

Toplumsa cinsiyet eşitliğinin her alanda etkin biçimde sağlanması gerektiğini ifade eden Gegeoğlu, “Bunun da muhatabı ve sağlayıcısı devlettir. Kadına yönelik şiddetten korunmak, kadınların yurttaşlık hakkıdır ve tüm kamu kurumları bunu sağlamakla sorumludur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, mevcut iktidar politikalarının ve kurumsal işleyişinin kadınları yalnız bıraktığı her alanda, kadınların yanındayız. Yerel yönetimlerdeki iktidarımızı kadınların eğitim ve iş yaşamına katılımı, kadın yoksulluğunun giderilmesi ve toplumsal hayatın sürdürülebilir kılınması için ürettiğimiz sosyal politikalar, kültür politikaları, vatandaşı güvende hissettirecek kent politikaları geliştirmek ve uygulamak için kullanıyoruz” diye konuştu.

CHP olarak kadına yönelik şiddetle mücadelede ivedilikle yapılması gerekenleri de paylaşan Gegeoğlu, şöyle devam etti:

“1- Türkiye Cumhuriyeti, 1 Temmuz 2021’de, bir kişinin kararı ve imzasıyla çekildiği İstanbul Sözleşmesine ivedilikle geri dönmelidir.

 2- 6284 sayılı kanun etkili bir şekilde uygulanmalıdır. Özellikle sözleşmeden çekildikten sonra, kanun bütüncül bir şekilde uygulanmadığı için ülkemizde kadınların temel hakkı olan yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Tüm koruyucu ve önleyici tedbirlerin yapılmasını garanti altına alan 6284’ün etkili uygulanmasının takipçisiyiz.

3- 2011 yılında Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur. Kadın politikalarını aileye yönelik politikalarla sınırlayan bir yaklaşımla ele alan bir yapıya dönüşmüştür. Aileye yönelik sosyal politikalar önemli olmakla birlikte, kadınların yaşamının tamamını kapsayamaz. Bu nedenle, iktidarımızda Kadın ve Eşitlik Bakanlığı kuracağımızın sözünü veriyoruz.

4- Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin artışı, kadınları toplumsal yaşam içinde güvensiz hissettirmektedir. Toplumda cezasızlık ve adaletsizlik duygusunu ortadan kaldıracak yasal uygulamaların takipçisi olacağız.

 5- Kadınların iş yaşamına katılımını destekleyici, kadınların ‘eşdeğer işe eşit ücret’ talebinin gerektirdiği eşitlik politikaları ve sosyal politikalar kapsayıcı biçimde uygulanmalıdır.

6- Kız çocuklarının eğitim hakkı devlet güvencesinde olmalı ve eğitim hakkının engellenmesine karşı yasal yaptırımlar etkili biçimde uygulanmalıdır.

7- Afet dönemlerinde kadınların karşılaştıkları zorluklara kısa sürede çözüm üretmenin ve krizlere karşı daha etkin eylem planları hazırlanması, devletin yükümlülüğüdür.

8- İletişim ve haber alma özgürlüğünü koruyacak yasal düzenlemeler dahilinde, dijital medya araçlarının, kadına yönelik şiddet amaçlı olarak kullanılmasını engelleyecek politikalar üretilmelidir.

9- Kadınların temel sağlık hakları ve sağlık hizmetlerine erişimi, devlet tarafından ön koşulsuz olarak kesintisiz sağlanmalıdır.

10- Toplumda başta engelli, genç, yaşlı, yoksul olmak üzere tüm dezavantajlı gruplar içinde kadınların farklılaşan ihtiyaçlarını dikkate alan politikaların geliştirilmesi ve uygulanması son derece önemlidir.

 11- Kadınların siyasete eşit ve güçlü bir şekilde katılımını destekleyecek mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığını destekleyici politikalar oluşturulmalı ve uygulanmalıdır.

Ve biliyoruz ki, tüm bu başlıklar çerçevesinde de, kadına yönelik şiddeti sonlandırma mücadelesinde çare, sosyal demokrasinin vazgeçilme unsuru olan eşitliktedir. Çare,  bu ülkenin tüm kadınlarını, Anadolu’nun dört bir yanındaki, doğusundaki, batısındaki, Trakya’daki tüm kadınları ayrım yapmaksızın birleştirme ve onlarla birlikte mücadele etme isteğinde olan Cumhuriyet Halk Partisindedir. Çare bizdedir.”

Taybıllı’dan öğretmenlere kutlama

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Av. Harika Taybıllı, öğretmenliğin insan ruhuna dokunan, geleceğe şekil veren ve toplumu ileriye taşıyan en kutsal mesleklerden biri olduğunu söyledi.
Başkan Taybıllı Öğretmenler Günü mesajında şunlara yer verdi:
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözüyle öğretmenlere olan inancını her fırsatta dile getirerek, öğretmenlerimizin bu ülkenin geleceğini aydınlatan en önemli rehberler olduğunu vurgulamıştır. Bugün bizler, Atatürk’ün bu kutlu mirasını yaşatmak için öğretmenlerimizin emeğini her koşulda desteklemek ve değerini yüceltmekle sorumluyuz.
Kıymetli Ögretmenlerimizin, gelecek nesillere çağdaş, özgür ve eşit bir Türkiye’yi inşa etme yolundaki gayretleri her türlü övgünün üzerindedir. Onların özverisi, azmi ve sevgisi ile yarınlarımız daha aydınlık olacaktır.
Bu vesileyle, ülkemizin dört bir yanında fedakârca görev yapan, her türlü zorluğa rağmen öğrencilerine ışık tutan tüm öğretmenlerimize minnetlerimi sunuyorum. Ebediyete intikal etmiş ve şehit olmuş öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, emekli öğretmenlerimize sağlık dolu bir yaşam diliyorum.
Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyerek, çağdaş bir Türkiye yolunda emek veren tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun!

 ‘Laik ve bilimsel eğitimin savunucusuyuz’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla ilçe yönetim kurulu, belediye meclisi üyeleri ve kadın kolları Keşan’daki okulları ziyaret ederek öğretmenlerle bir araya geldi. Çakır, bu anlamlı günde öğretmenlerin gününü kutlayarak onlara çiçek takdim etti ve eğitim camiasının sorunlarına dair önemli mesajlar verdi.

Başkan Çakır, ziyaretlerde öğretmenlerin ve okulların sorunlarını dinlediklerini belirterek şunları söyledi:

“Öğretmenlerimizin hem mesleki hem de ekonomik anlamda yaşadıkları zorlukları birinci ağızdan dinledik. Okullarımızın ihtiyaçlarını ve taleplerini not ettik. Yerelde Keşan Belediyesi Başkanımızın desteği ile genelde de ilk erken seçimde gelecek olan Cumhuriyet Halk Partisi iktidarıyla bütün sorunlarını çözmeye hazırız.”

“LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİMİN SAVUNUCUSUYUZ”

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Başöğretmen” unvanını kabul etmesiyle birlikte eğitime verilen önemin altını çizen Çakır, laik, bilimsel ve çağdaş eğitim anlayışının önemine vurgu yaptı. Çakır, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bizler, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan asla ayrılmayacağız. Aydınlık bir geleceği, öğretmenlerimizin öncülüğünde inşa edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, öğretmenlerimiz hak ettikleri değeri görecek ve onlara gereken tüm imkanlar sunulacaktır.”

ÖĞRETMENLERE ŞÜKRAN

CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, mesajını şu sözlerle tamamladı:

“Tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Büyük bir özveri ve sabırla geleceğimizin mimarı olan öğretmenlerimize duyduğumuz minnet sonsuzdur. Eğitim sistemimizdeki tüm sorunları çözmek ve öğretmenlerimizin hak ettiği koşulları sağlamak için mücadelemiz sürecektir.”

İlçe Başkanı Çakır ve CHP Keşan İlçe Örgütü’nün gerçekleştirdiği bu ziyaretler, Keşan’da öğretmenlere verilen değerin somut bir göstergesi olarak takdir topladı.

‘Eğitim emekçileri AKP’nin umut tacirliğinden yoruldu’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Balkanlı, öğretmenlerin yıllardır hak ettikleri değeri görmediklerini, AKP iktidarının eğitim sistemini bilinçli olarak çökerttiğini belirtti.

 Başkan Balkanlı mesajında şu ifadeleri kullandı:

“24 Kasım Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1928’de, ‘Başöğretmen’ olduğu gündür. Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır’ sözü ile ülkemizin geleceği açısından öğretmenlik mesleğinin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmıştır.

24 Kasım, öğretmenlerimizin yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve mesleki haklarının konuşulması ve çözüm yollarının aranması gereken bir gündür. Ancak ne yazık ki 22 yıllık AKP iktidarı boyunca, eğitim sistemimiz yerle bir edilmiş plansız, liyakatsiz ve bilimsellikten uzak bir şekilde yönetilmiş, öğretmenlik mesleği her geçen gün daha fazla itibarsızlaştırılmıştır.

 2002 de 68 bin olan atanmayan öğretmen sayısı ,bugün geldiğimiz noktada, 1 milyona yaklaşmış ve mezun olduktan sonra gelecek kaygısıyla yaşam mücadelesi veren yüz binlerce öğretmen adayı, AKP’nin umut tacirliğinin mağduru olmuştur. İktidarın verdiği hiçbir söz yerine getirilmemiş,  vaatler sürekli ertelenmiştir. Kadrolu öğretmen  istihdam yerini güvencesiz sözleşmeli çalışmaya bırakmış, maaşlar açlık sınırının altına düşürülmüş, öğretmenler başka işlerde çalışmaya mecbur bırakılmıştır.”

 “Eğitim Sisteminde Çöküş Yaşanıyor”

Başkan Balkanlı, AKP’nin eğitim politikalarının öğretmenleri olduğu kadar öğrencileri ve aileleri de mağdur ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Eğitim, bir ülkenin kalkınmasının temel taşıdır. Ancak bugün öğretmenlerimiz garsonluk, inşaat işçiliği, market kasiyerliği gibi işlerde çalışarak geçimlerini sağlamaya çalışıyor. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik sistemleriyle iş güvencesi ortadan kaldırılmış, ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi tamamen yok edilmiştir. Eğitim Fakülteleri kontrolsüzce açılmış, ancak atamalar yapılmayarak gençlerimizin hayalleri söndürülmüştür. Atanamayan öğretmen sayısı her yıl artarken, yüzlerce okul öğretmen beklemektedir. Bu plansızlık ve umursamazlık eğitim sistemimizi bir çıkmaza sürüklemiştir.”

“AKP’nin Hesap Vereceği Günler Yakındır”

CHP’nin, öğretmenlerin gasp edilen haklarını geri kazandırmak için kararlı olduğunu vurgulayan Balkanlı, şu mesajla sözlerini tamamladı:

“AKP’nin eğitimi bir rant aracı olarak gören politikalarına karşı mücadelemiz sürecektir. Eğitim emekçilerimizin yanında olmaya, onların haklarını savunmaya devam edeceğiz. AKP’nin bu düzeni artık sürdürülemez hale gelmiştir. Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimiz derin bir çıkmazın içinde bırakılmıştır. Ancak biz, Cumhuriyetimizin en kutsal mesleklerinden biri olan öğretmenliği hak ettiği itibara yeniden kavuşturacağız. Bu vesileyle,başta Başöğretmenimiz büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmetle ,minnetle anıyor,  geleceğimizi inşa eden siz  değerli  çalışan ve emekli olan tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü en içten dileklerimle kutlar, tüm öğretmenlerimize  sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum.’’

Edirne’nin öbür yüzü!

Edirne CHP Taban Hareketi, kadın cinayetinden çocuk tacizlerine, en işlek sokaklarındaki silahlı çatışmalardan uyuşturucuya gibi pekçok olumsuzluğa dikkat çektiği paylaşımında, “Edirne de neler oluyor, Edirne CHP İl ve İlçe Örgütü bu kadar niye sessiz?” diye sordu.

Edirne CHP Taban Hareketi’nin yazılı açıklamasında, Edirnelinin en çok öğündüğü şeylerden birinin şehrin güvenilirliğinin olduğunun altı çizilerek şunlara yer verildi:

“Kız çocukları ve kadınlarımız bu şehirde sabaha kadar kendi başlarına dolaşmaya kalksalar hiçbir tedirginlik duymazlardı. Geldiğimiz noktada şehrin bu kadar güvenli olduğunu söylemek imkansız. Edirne’nin çevre konforu bitti. Bu konuda en fazla sesini yükseltmesi gerekenler siyasi partiler olması gerekiyor ki bu partilerin başında Türkiye’de muhalefet, Edirne de iktidar olan CHP örgütleri olmalı, çoğu zaman ses çıkarmayı, eylemlere öncülük etmeyi, cılız bir açıklama dışında yok gibiyiz. CHP il ve ilçe örgütünün bu konuda gündem belirleyici ve halka öncülük etmek gibi bir görevi var.

Edirne de neler mi oluyor?

•Kadın cinayeti

•Çocuk tacizleri

•Kesilerek öldürülenler

•Sokak ortasında mafya hesaplaşmaları

•En işlek sokaklarında silahlı çatışmalar

•Parklarda güvenlik sorunu(gençler parklarda rahatça eğlenemiyor)

•Uyuşturucu kullanım oranı

•Metruk evlerde uyuşturucu kullananların yeri olması

•Okullar in etrafında yer edinen uyuşturucu tacirleri

•Otogarın gece saatlerinde güvenli olmaktan çıkması

•Edirne’nin en güzel mahallerinden Kaleiçi’nin güvenilir olmaktan çıkması  vs…..

Öncelikle bu yazımız CHP il ve ilçe örgütüne daha etkin olmak için bir yönlendirme içermektedir. Bu konuda CHP il ve ilçe örgütü üstüne düşeni yapmadıkları durumlarda biz üyeler olarak bu konuda uyarılarımızı sıklıkla dile getireceğiz.”

Edirne CHP Taban Hareketi adına: Ergun Türkyılmaz, Ahmet Ziya Yaz, Muharrem Sisu, Ayşe Kart, Firuz Mert, Nedim Yılmazoğlu, Ekrem Kaya, Hilal&Mehmet Bilginoğlu, Celal Alper, Sadettin Özcan Murat

Akalın’dan hastane soruları!


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Akalın, Sağlık Bakanı’na Uzunköprü Hastanesi inşaatının 4 yıldır bitmediğini ne zaman biteceğini sorarken, Enez’deki 10 yataklı hastanenin uzman doktor eksikliği ve ambulans sıkıntıları nedeniyle işlevini yerine getiremediğini belirterek, bu duruma, “Ytırım amacını sorgulatıyor” diyerek dikkat çekti.
Uzunköprü Hastanesi, Ne Zaman Tamamlanacak?
Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Sağlık Bakanı’na yaptığı konuşmada, Uzunköprü ilçesindeki 200 yataklı devlet hastanesinin 4 yıldır tamamlanamayan inşaatını gündeme getirdi. 2018 yılında ihaleye çıkan, 2020’de yer teslimi yapılan ve 2023’te bitirilmesi gereken hastane inşaatının hala bitirilmemiş olmasını sert bir şekilde eleştiren Akalın, “İnşaatın temelinin üzerinden 4 yıl geçti. Her yıl bitiş tarihi verildi, fakat inşaat bir türlü tamamlanamadı. Uzunköprü halkı, sağlık hizmetlerine neden bu kadar uzun süre erişemediğini sorguluyor. Ne zaman bu hastaneye kavuşacaklar?” dedi. Akalın, yerel halkın yaşadığı sağlık hizmeti sıkıntılarına çözüm bulunması gerektiğini ifade etti.
Enez’deki 10 Yataklı Hastanede doktor eksik
Akalın, Enez ilçesindeki 10 yataklı hastanenin uzman doktor eksikliği ve ambulans sıkıntıları nedeniyle işlevini yerine getiremediğini belirtti. Enez’in yaz aylarında nüfusunun 10-15 katı kadar turist ağırladığını hatırlatan Akalın, “Bu ilçeye yapılan yatırımın ardından hizmetlerin verilemiyor olması, yatırımın amacını sorgulatıyor. Enez’deki bu hastane bölgenin sağlık sorunlarına çözüm getirebiliyor mu?” şeklinde sert bir eleştiride bulundu.
Keşan’a Anjiyo Ünitesi Zorunlu
Keşan ilçesinin Edirne merkeze olan 115 kilometrelik mesafesi, özellikle acil sağlık durumlarında büyük bir risk oluşturduğunu belirten Akalın, şu anda Edirne ilinde sadece merkezde bulunan anjiyo ünitesinin, Keşan gibi büyük bir ilçede bulunmamasını eleştirerek, bu eksikliğin kalp rahatsızlıkları gibi acil durumlar için büyük tehlike arz ettiğini vurguladı. Akalın, “Keşan’a mutlaka bir anjiyo ünitesi kurulmalı. Aksi takdirde, halkımız büyük sağlık riskleriyle karşı karşıya kalacaktır” dedi.
Aile Hekimlerine Sıkı Denetim
Akalın, aile hekimlerinin reçetelerine yönelik getirilen ekonomik denetimlere de sert bir tepki gösterdi. Sağlık Bakanı’nın, hekimlerin reçetelerine müdahale edilmediğini belirtmesine rağmen, özellikle ilaç kullanımına ilişkin ortalamaların belirlenerek ödeme yapılmasının, hekimler üzerinde ciddi bir maddi baskı oluşturduğunu söyleyen Akalın, “Hekimler, reçetelerini bilimsel ve tıbbi gerekçelerle değil, ekonomik baskılarla yazmaya zorlanıyor. Bu durum, sağlık hizmetlerinin kalitesini düşürebilir” diye konuştu.
Akalın ayrıca, vatandaşların ortalama 7’den fazla sağlık hizmeti aldığı durumlarda aile hekimlerinin ücretlerinin düşürülmesinin, aile hekimliğinin işlevini olumsuz etkileyeceğini belirtti.
Sistemdeki Sorunlar ve İstifalar
Akalın, aile hekimlerinin halk sağlığını korumak adına verdikleri mücadelelerin, yeni sistemle sekteye uğrayacağını ve bu durumun istifaların artmasına neden olabileceğini ifade etti. Halk sağlığını tehdit edebilecek usulsüz taleplerin engellenmesi için aile hekimlerinin etik sorumluluklarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirten Akalın, “Aile hekimlerinin görüşlerinin alınmadığı bir sistem, halk sağlığını tehdit edecektir. Bakanlık, bu konuda nasıl bir önlem almayı planlıyor?” diye sordu.

‘Her çocuğun sesini duyalım’


CHP Edirne İl Başkanı Av. Harika Tayballı, çocukların yatağa aç girmemesi, eğitimsiz ve şiddete maruz kalmaması için hep birlikte yeni bir Türkiye inşa edeceklerini söyledi.
CHP İl Başkanı Av. Taybıllı, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü açıklamasında, “Çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi, yalnızca bireysel sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir görevdir” diyerek şunları paylaştı:
“Çocukların sağlıklı bir ortamda büyümesi, fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini tamamlaması, topluma sağlıklı bireyler yetişmesini sağlayacaktır.
Bugün, çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik, eğitimden mahrumiyet, fiziksel ve psikolojik şiddet gibi sorunlarla mücadele etmek hepimizin görevidir. Çocuklara yönelik her türlü ayrımcılığı ve adaletsizliği ortadan kaldırmak için el ele vererek, farkındalık yaratmalı, politikalar geliştirmeli ve bu politikaların uygulanmasını sağlamalıyız.
Çocukların haklarını korumak, onların hayallerini, geleceğini ve dünyamızı korumaktır. Bugün bir adım atalım, her çocuğun sesini duyalım ve haklarına saygı gösterelim.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Çocuklarımız yatağa aç girmesin, eğitimsiz ve şiddete maruz kalmasın diye hep birlikte yeni bir Türkiye inşa edeceğiz.
‘Geleceğin liderleri, bugünün çocukları arasından çıkacaktır. Onlara sahip çıkmalıyız’ Mustafa Kemal Atatürk.”

Bakan Özdemir’e istifa çağrısı


CHP Keşan Kadın Kolları Başkanı Emine Gegeoğlu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde “İktidar, kahkahalarla çocuk istismarlarını araştırmayı reddetmiştir” diyerek iktidarı eleştirdi.
CHP Keşan Kadın Kolları Başkanı Emine Gegeoğlu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları günü münasebetiyle yazılı açıklamada bulundu. Gegeoğlu, Türkiye’nin 1990 yılında ‘Çocuk Hakları Sözleşmesini’ kabul ettiğini, ancak rafa kaldırıldığını söyledi. Gegeoğlu açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:
KAHKAHALARLA ÇOCUK İSTİSMARLARINA RED
“Bugün geldiğimiz ‘kör’ noktada iktidar; kaybolan çocukların verisini vermeye tenezzül etmezken, sorumlusu olduğu çocuk istismarlarını ve çocuk katliamlarını ‘kınamaktan’ başka bir şey yapmazken, kahkahalarla çocuk istismarlarını araştırmayı reddetmiştir.
Bugün geldiğimiz ‘kör’ noktada iktidar; 22 yıllık acının hesabını vermek yerine ‘hayret bir şey anlayamıyorum’ demiştir. İnanın bizler de hayret ediyoruz. Ancak biz anlıyoruz. Ahmak dediğiniz bu ülkenin her ferdi anlıyor. Sizin neden anlamadığınızı da, çocuk cinayetlerini araştırmaya neden ‘Hayır’ dediğinizi de anlıyor! Yarattığınız toplumsal çürümenin sebebini de anlıyor; Leyla’yı, Rabia Naz’ı, Oğuz Arda’yı, Müslüme’yi ve sorumlusu olduğunuz binlerce çocuğun kaybını neden unutturmaya çalıştığınızı da anlıyor.”
“NE AİLE’NE DE SOSYAL HİZMET.”
İktidarın çocuk ve kadın ölümlerine karşı tutumunu eleştiren Gegeoğlu, “Gelelim iktidarın günlerdir sessizliğini koruyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanına. 5 çocuğun yangında hayatını kaybettiği gün mecliste nöbetçi Bakandınız. Bu acı durum hakkında tek bir açıklama yapmayıp, makamınıza ziyarete gelen milletvekillerinizi ağırladığınız görseller paylaştınız. Siz ünvanınız olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ifadesinin neresindesiniz? Ne Aile’de ne de Sosyal Hizmette değilsiniz. Olaydan 1 gün sonra ‘Güçlü Aile, Güçlü Toplum, Güçlü Türkiye’ başlığı altında Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu’nun ‘İlk’ toplantısını gerçekleştirdiniz. Siz göreve geleli neredeyse 18 ay oldu ve aileyi korumakta, güçlendirmekte şimdi mi aklınıza geldi?
Sayın Özdemir, artık ne aile var ne toplum ne de güçlü bir ülke. Bebekler küvözde öldürüldü, çocuklar yanarak öldü, genç bir kız annesinin gözü önünde vahşice katledildi, küçücük bir çocuğun bedeni küçücük bir köyde 19 gün sonra bulundu, Leyla’ya kıyanların tek bir tanesi bile tutuklu değil ve siz tek bir açıklama yapmadan 18 ay sonra ilk kez toplantı yapıyorsunuz. Siz ülke yangın içindeyken hala tek kelime etmeden Yenidoğan çetesi davasından 1 gün önce Çeşme 7. Olağan İlçe Kongrenizde gülerek poz veriyorsunuz. AK Parti umudun, icraatın, geleceğin adıdır diyorsunuz. Sayın Özdemir, siz icraat derken, 18 kere gittiğinizi iddia ettiğiniz ancak tek bir icraatta bulunmadığınız o evde 5 çocuk yanaraK (!) hayatını kaybetti. Siz gelecek derken geleceği çalınan onlarca bebek küvözdeyken öldürüldü. Çıkmışsınız milyonlarca insanın aklıyla dalga geçercesine hala umut diyorsunuz. Günler sonra İzmir’e gidip yanarak ölen 5 çocuğumuz hakkında tek bir açıklama yapmazken çıkıp’kapsayıcı sosyal politikalarla hizmet sunmaya devam edeceğiz’ diyorsunuz. Siz hangi sosyal politikadan hangi hizmetten bahsediyorsunuz? Bizler 18 Kasım’da Bakırköy Adliyesinde bebek katillerinden hesap sorarken siz nasıl bir Aile Bakanı olarak tek kelime etmiyorsunuz?” şeklinde konuştu.
“İSTİFA EDİN!”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na seslenen CHP Keşan Kadın Kolları Başkanı Emine Gegeoğlu açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Sayın Özdemir, Günler önce, sessizliğinizi ya sorularımıza ithafen bozup istifa etmenizi ya da suskunluğunuzla istifa etmenizi söylemiştik. Suskunluğunuzu korudunuz ancak istifa etmediniz. Şimdi sorularımızı da tekrar soruyoruz, istifanızı da tekrar talep ediyoruz.
Sayın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yayınladığı 2024 Bütçe Teklifi raporlarından elde ettiğimiz, yani sizlerin verilerine ilişkin sorularımızı makamınızda misafir ağırlamaktan ve ilçe kongrelerine gitmekten fırsat bulup cevaplayacağınızı ümit ediyoruz! İlk olarak, OECD verilerine göre Türkiye’deki 6,5 milyon çocuk aşırı yoksulluk içindeyken Bakanlığın ‘Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanması’ programında sosyal ve ekonomik destek ile ailesi yanında desteklenen çocuk sayısı nasıl 170 bin olmaktadır? Nasılın cevabını bütün ülke yanarak hayatını kaybeden 5 çocuğumuz ile aldı. Ancak sizin cevabınız ne olacak? İkincisi, TÜİK’e göre Türkiye’deki kadın işsiz yüzdeliği %12,4 iken Bakanlığın yoksullukla mücadele etmek adına ‘işe başlama yardımından yararlanan kişi sayısı’ nasıl 120 olmaktadır? Nasılın cevabını bütün ülke kağıt toplamak zorunda kalan bir annenin çocuklarını kaybetmesi üzerine ‘yaşam tarzı’ ile suçlanması bahane edilerek aldı. Ancak sizin cevabınız ne olacak? Üçüncüsü, 2023 yılında Bakanlığın başlangıç ödeneği 150 milyona yakın bir para iken bunun sadece 98.758 milyonu kullanılmış. 2024 yılında ise 334 milyon bütçe teklifinde bulunmuşsunuz. Biz, bu 99 milyona yakın ödeneğin ne kadarının tahtalarla kaplanmış bir evde 5 çocuğunu büyütmeye çalışan bir aileye kullanıldığını onların içler acısı sonunda gördük. Ancak sizin cevabınız ne olacak? Siz bu aile hayatını kaybetmeden önce neredeydiniz? Bu aile 334 milyonun neresinde, siz neresindesiniz? Bahsi geçen 119 bin Türk lirası ne için ve hangi zaman aralığında ödendi? Ya suskunluğunuzu sorularımıza ithafen bozup istifa edin ya da ülkeyi içinde bıraktığınız yangını görüp suskunluğunuzla istifa edin!”

‘Belediyeler şeffaf olmalı’


Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; yerel yönetimlerin kamu kaynaklarını en etkili biçimde kullanmalarının hem bir yasal zorunluluk, aynı zamanda da bir etik meselesi olduğunu söyledi.
Saadet Partisi İl Başkanı ve GİK Üyesi Av. Sinan Tekin, yaptığı yazılı açıklamada, Büyükşehir belediyeleri ile il ve ilçe belediyeleri tarafından düzenlenen konser, kutlama, açılış ve benzeri eğlence içerikli etkinlikler ile organizasyon firmalarına ödenen meblağlar için ayrılan bütçe ve yapılan harcamalarla ilgili olarak yetkililerin düzenli bir şekilde kamuoyunu bilgilendirmeleri gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Yerel yönetimlerin kau kaynaklarını en etkili biçimde kullanmaları hem bir yasal zorunluluk, aynı zamanda da bir etik meselesidir. Her ikisine de riayet edilmediği takdirde ortaya kul hakkı çıkar ki bu vebalin altından kolay kolay kimse kalkamaz.Gelin, demokrasiyi beraberce inşa edelim; gelin, şeffaflığı beraberce inşa edelim. Kör kuruşun hesabını soralım çünkü hukuk bir gün bize hesap soracak, millet soracak, tarih soracak ve dahası Allah hesap soracak diyoruz.” .
Belediyelerin sosyal ve kültürel sahada yapabilecekleri etkinlikleri doğru planlamaları ve abartılı harcamalardan kaçınmaları gerektiği herkesin kabul ettiği bir gerçek olduğuna vurgu yapan Tekin; “Belediyeler, milyonlarca lira servetleri olan bazı şarkıcıların servetlerine katkıda bulunmak yerine, kendi topraklarından çıkan mahallî sanatçılara ve sokak sanatçılarına destek olmaları gerekir. Böylelikle mahallî kültür ve sanat canlanacak. Ayrıca maddi imkânsızlıklar içinde sanatını icra edemeyen mahallî sanatçılar da ekonomik olarak desteklemiş olacaktır.” dedi.

‘İkinci İsrail’e geçit yok!


Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, DEM Parti’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurularını yaptıklarını belirterek, Edirne’de ve ilçelerinde “DEM Parti Kapatılsın! İkinci İsrail’e Geçit Yok” imza masaları açacaklarını duyurdu.
Vatan Partisi İl Başkanı Ateş, yaptığı yazılı açıklamada, “Milletimiz, tarihi yenilgisinden halen dersini alamamış emperyalizmin ve emrindeki karşı devrim unsurlarının, hain saldırıları ile mücadele etmektedir” diyerek şunları paylaştı:
“Türk Ordusu ve Kahraman Mehmetçik’imiz, NATO ve Pentagon’un emrindeki bölücü terör örgütüne kaçacak delik bırakmamaktadır. PKK ve uzantıları olan YPG, YPJ, PYD, emperyalizmin hain emellerine ve bölücü İkinci İsrail planlarına hizmet yemini altında; Mehmetçik’imizin altına mayın döşemekte, kurşun sıkmakta, pusu kurmakta, Türkiye’nin güvenliğini ve milletin huzurunu tehdit etmekte, gençlerimizi ve öğretmenlerimizi katletmekte, tüm bu eylemlerinde de sırtını NATO’ya, Atlantik’e, İsrail’e, emperyalizmin ve Siyonizm’in kanlı planlarına en acı olanı da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki uzantısı ve sözcüsü DEM Parti’ye dayamaktadır.
DEM Parti Kapatılmalıdır!
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okunacak yer değildir. Meydan okuyanlar, tarihin çöplüğüne gömülmeye ve yok olmaya mahkumdurlar.
Bugün; Mehmetçik’e kurşun sıkan teröristlerin cenazelerinde taziye bildiren, Gazi Meclis’imizin koridorlarında ‘Biji Serok Apo’ sloganlarıyla Meclis’e ve Devlet’e meydan okuyan, PKK’nın dağ kadrolarından talimatlar alan, onlara destek veren, Büyük Ortadoğu Projesine dayanarak, Türkiye Cumhuriyeti topraklarına, Kürdistan diye seslenen, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne meclis kürsülerinden iftiralar atan, Emperyalistlerin hizmetinde Cumhuriyet’e meydan okuyan, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’ya övgüler düzen, Cumhuriyet düşmanı bu hainlerin misyonlarını görev bilen, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a destek yürüyüşleri düzenleyen, PKK’ya bağlılığını her fırsatta ifade ederek sözcülüğünü yapan ve organik bağını açıkça ikrar eden, propagandasını yapan, Büyük Millet Meclisinin kürsüsünde Türk Milleti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyan, DEM Parti, bir milli güvenlik sorunudur.
Vatan Partisi olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımıza başvurumuzu yaptık. DEM Parti’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımıza başvurumuzu yaptık. Bu başvuru Türkiye’ye karşı, Türk Milletine karşı, Devletin birliğine ve milletimizin bütünlüğüne karşı sorumluluğumuzdur. Geçen yıl, DEM Parti’ye Devlet hazinesinden 1 milyar 140 milyon TL, bu yıl 500 milyon TL para aktarılacaktır. Bu kaynaklar PKK’ya silah Mehmetçik’imize de kurşun ve mayın olarak dönmektedir. Geçmişte de aynı eylem ve misyon ile Meclis’te kendine yer bulan HDP’nin halen kapatılmamış olması da anayasal bir hukuk skandalıdır.
Anayasa, Devlet’in varlığının, devamlılığının, bağımsızlığının ve egemenliğinin teminatıdır. Anayasa ve yasaların koruduğu kamusal hukuki değerlere, terör örgütünün partisi olarak meydan okuyan partilerin, Türkiye Cumhuriyeti hukuk düzeni içinde himaye edilemeyeceğini bir kere daha buradan bildiriyoruz. Ne HDP ne de DEM Parti varlığını sürdüremez.
Yeni açılımlarla ABD-İsrail denetimindeki bölücü terör örgütü PKK muhatap alınarak, meşrulaştırılıyor. Hatta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli öncülüğünde terör örgütünün başı Meclis’e davet ediliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise el yükselterek bir devlet teklif ediyor. Bu beyhude çabaların hiçbiri DEM Parti’nin kapatılmasına engel olamayacaktır.
Vatan Partisi olarak Edirne’nin dört bir yanında DEM Parti kapatılsın imza masaları açıyoruz. Vatan Partisi olarak Edirne’de ve ilçelerimizde “DEM Parti Kapatılsın! İkinci İsrail’e Geçit Yok” imza masaları açıyoruz. Tüm vatandaşlarımızı imza vermeye ve üreticilerin Milli Hükümetini kurmak için Vatan Partisi’ne üye olmaya ve görev almaya çağırıyoruz.”