Kategori arşivi: Siyaset

CHP’li kadınlardan bakana ‘istifa’ çağrısı

Olgay GÜLER

CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’de son dönemde yaşanan çocuk istismarı ve cinayetleriyle ilgili sessizliğini koruyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı istifaya davet etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez İlçe Kadın Kolları teşkilatı tarafından 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle basın açıklaması düzenlendi. Partinin merkez ilçe başkanlığı salonunda gerçekleştirilen açıklamaya CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, CHP Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak, ilçe kadın kolları yönetimi ve partililer katıldı.

‘ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN GEREKLİLİKLERİ UYGULANMIYOR’

Basın açıklamasını okuyan Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Çolak, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nün amacının; dünyanın her yerinde yaşamını zor koşullar altında geçiren, yaşam mücadelesi veren, yoksulluk içinde yaşayan çocukların korunması ve sefaletin, savaşın hüküm sürdüğü coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren çocukların koşullarını iyileştirilmesi olduğunu söyledi. Çolak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye ise 1990 yılında ‘Çocuk Hakları Sözleşmesini’ kabul etmiş ve uluslararası bağlayıcılık kazanmıştır. Ancak bu sözleşme de tıpkı diğer sözleşmeler gibi Türkiye’nin uluslararası bağlayıcılığının olduğu fakat ‘gelir, geçer’ olarak görülen sözleşmelerden biri olarak rafa kaldırılmıştır. Rafa kaldırılmıştır diyoruz çünkü ne 2011 yılında yürürlüğe koyulan ‘Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ olan Lanzarote ne “6284 varken İstanbul Sözleşmesine ne gerek var?” dedikleri 6284, ne de bizleri bugün açıklama yapmamız için buraya toplayan günün bağlayıcı sözleşmesi olan Çocuk Hakları Sözleşmesinin gereklilikleri uygulanmıyor. Gereklilikler uygulanmazken bizler bir avuç toprağın üstüne atıldığı çocukların yasını tutuyor, olay yeri haline getirdikleri bebek küvözleri için mahkeme salonlarında adalet arıyoruz. Ancak geldiğimiz noktada adalet birilerinin elinde oyuncağa dönüşmüş, çocuk hakları, insan hakları ayaklar altına alınmış, imzacı oldukları bağlayıcı sözleşmelerede tıpkı meclis önergelerine dedikleri gibi ‘HAYIR’ denmiş, ülke acı içindeyken kendileri için her türlü imkanı kullananlar; 5 çocuğu18 kez ziyaret etmelerine rağmen alevlere mahkum etmiştir. Halkın feryadı da isyanı da sarayın kapısından içeri girememiştir

‘İKTİDAR İSTİSMAR VE KATLİAMLARI KINAMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYOR’

Bugün geldiğimiz ‘kör’ noktada iktidar; kaybolan çocukların verisini vermeye tenezzül etmezken, sorumlusu olduğu çocuk istismarlarını ve çocuk katliamlarını ‘kınamaktan’ başka bir şey yapmazken, kahkahalarla çocuk istismarlarını araştırmayı reddetmiştir. Bugün geldiğimiz ‘kör’ noktada iktidar; 22 yıllık acının hesabını vermek yerine ‘hayret bir şey anlayamıyorum’ demiştir. İnanın bizler de hayret ediyoruz. Ancak biz anlıyoruz. Ahmak dediğiniz bu ülkenin her ferdi anlıyor. Sizin neden anlamadığınızı da, çocuk cinayetlerini araştırmaya neden ‘HAYIR’ dediğinizi de anlıyor. Yarattığınız toplumsal çürümenin sebebini de anlıyor; Leyla’yı, Rabia Naz’ı, Oğuz Arda’yı, Müslüme’yi ve sorumlusu olduğunuz binlerce çocuğun kaybını neden unutturmaya çalıştığınızı da anlıyor.”

‘AİLEYİ KORUMAK VE GÜÇLENDİRMEK ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ?’

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı da hedefine alan Çolak, “Gelelim iktidarın günlerdir sessizliğini koruyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanına. 5 çocuğun yangında hayatını kaybettiği gün mecliste nöbetçi Bakandınız. Bu acı durum hakkında tek bir açıklama yapmayıp, makamınıza ziyarete gelen milletvekillerinizi ağırladığınız görseller paylaştınız. Siz unvanınız olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ifadesinin neresindesiniz? Ne Aile’de ne de Sosyal Hizmette değilsiniz. Olaydan 1 gün sonra ‘Güçlü Aile, Güçlü Toplum, Güçlü Türkiye’ başlığı altında Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu’nun ilk toplantısını gerçekleştirdiniz. Siz göreve geleli neredeyse 18 ay oldu ve aileyi korumak da, güçlendirmek de şimdi mi aklınıza geldi? Sayın Özdemir, artık ne aile var ne toplum ne de güçlü bir ülke. Bebekler küvözde öldürüldü, çocuklar yanarak öldü, genç bir kız annesinin gözü önünde vahşice katledildi, küçücük bir çocuğun bedeni küçücük bir köyde 19 gün sonra bulundu, Leyla’ya kıyanların tek bir tanesi bile tutuklu değil ve siz tek bir açıklama yapmadan 18 ay sonra ilk kez toplantı yapıyorsunuz. Siz ülke yangın içindeyken hala tek kelime etmeden Yenidoğan çetesi davasından 1 gün önce Çeşme 7. Olağan İlçe Kongrenizde gülerek poz veriyorsunuz” şeklinde konuştu.

‘İSTİFANIZI TALEP EDİYORUZ’

Bakan Göktaş’tan istifa etmesini talep ettiklerini kaydeden Çolak, “Günler önce, sessizliğinizi ya sorularımıza ithafen bozup istifa etmenizi ya da suskunluğunuzla istifa etmenizi söylemiştik. Suskunluğunuzu korudunuz ancak istifa etmediniz. Şimdi sorularımızı da tekrar soruyoruz, istifanızı da tekrar talep ediyoruz. Sayın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yayınladığı 2024 Bütçe Teklifi raporlarından elde ettiğimiz, yani sizlerin verilerine ilişkin sorularımızı makamınızda misafir ağırlamaktan ve ilçe kongrelerine gitmekten fırsat bulup cevaplayacağınızı ümit ediyoruz. Ya suskunluğunuzu sorularımıza ithafen bozup istifa edin ya da ülkeyi içinde bıraktığınız yangını görüp suskunluğunuzla istifa edin” ifadelerini kullandı.

‘Çocuk işçiliğinin nedeni yoksulluk’


Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin, 20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü” dolayısı ile yaptığı açıklamada, “Ailelerini geçindirmek zorunda kalan çocuklarımızın varlığı bir ülke yöneticileri için ayıptan öte suçtur” dedi.
Dünya Çocuk Hakları Gününün, ilk olarak 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş olduğunu kaydeden Av. Sinan Tekin, “20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Günü sözleşmesi, çocukların sağlığı, eğitimi, korunması, katılımı ve diğer birçok alanı kapsayan çocuk haklarını belirler. Çocukların yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, oyun ve eğlence hakkı … gibi bir dizi temel hakkı içerir. Ayrıca, çocukları cinsel, ekonomik sömürüden, şiddetten ve ihmal edilmesinden koruma amacını taşır” şeklinde konuştu.
TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk, 2023″ araştırmasının Türkiye’deki çocukların durumunu gözler önüne serdiğine dikkat çeken Av. Sinan Tekin, “Açıklanan veriler, yıllar içinde derinleşen yoksullukla beraber çocuk işçi sayısında da artış yaşandığını ortaya koydu. Açıklanan verilere göre, 2023 yılında 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 22,1 oldu. Bu oran 2022’de yüzde 18,7 seviyesindeydi. 2021 yılında 520 bin çocuk çalışıyorken bu sayı 2022 yılında 619 bine çıkmış durumdadır. Yani, bir yılda 15-17 yaş arasında çalışan çocuk sayısı 101 bin artmış durumdadır. Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden birisi yoksulluktur. Ailelerini geçindirmek zorunda kalan çocuklarımızın varlığı bir ülke yöneticileri için ayıptan öte suçtur. Bu çocuklar okullarını bırakmak zorunda kalmakta, eğitim alamamaktadırlar” ifadelerine yer verdi.
Av. Sinan Tekin, açıklamasında çocuklarla ilgili şunlara da dikkat çekti:
“Her yıl 5 milyon çocuk 5 yaşını doldurmadan ölüyor! Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği Dünya Çocuk Hakları Günü her ne kadar kulağa hoş gelse de bugün maalesef her yıl 5 milyon çocuğun 5 yaşını doldurmadan öldüğünü biliyoruz. En yakın ve en can alıcı gündemimiz olan Gazze’de 1 yıl içerisinde öldürülen çocuk sayısı 18 bin’e yakın! Doğu Türkistan’daki çocukların akıbetini bilmiyoruz! Bu ölümlerin duracağına ilişkin somut adım atılmış değil. Dünya genelinde çocukların hakları geçmişe oranla iyileşmesine rağmen ülke ve bölgeler arasında ciddi uçurumlar vardır. UNICEF’in verdiği rakamlara göre halen her yıl 5 milyon çocuk 5 yaşını doldurmadan yaşamını yitirmekte, bu ölümlerin birçoğu ise maalesef temiz suya ve hijyen koşullarına ulaşamamaktan kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, savaşlardan en çok çocuklar etkileniyor! Savaşta ailesini, yakınlarını kaybeden çocukların yaşadığı travma bir ömür hafızalarda kalmakta, aynı zamanda da yeni dramlara, yeni trajedilere vesile olmaktadır. Günümüzde 250 milyon çocuk okula gitmiyor! Dünya genelinde okula gitme oranı yükselmesine rağmen hala 250 milyon çocuğun okula gitmediğini biliyoruz. 2021 yılında çocuk işçi sayısının 160 milyona ulaşmış olduğu açıklanmıştır. Şunu unutmayalım ki, çocuksuz ev meyvesiz ağaca benzer! Çocuk, dünyanın en büyük mutluluğudur. Ve çocuklar bugünün yarını, yarının da umududur.”

Gencan Akın’a taşınmaz çağrısı


Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Sayıştay raporunda belediyeye ait 67 taşınmazın işgale uğradığına dikkat çekildiğini belirterek, bunlar için acilen hukuki süreç başlatılması, tahliye edilerek şeffaf bir ihale süreciyle kiraya verilmesi çağrısında bulundu.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “İşgal altındaki belediye taşınmazları” başlıklı yazılı açıklamasında, Sayıştay Başkanlığı’nın Edirne Belediyesi’nin 2023 yılına ait raporunu geçtiğimiz günlerde yayımlandığını, söz konusu raporda, Edirne Belediyesi ile ilgili 22 adet bulgu tespit edildiğinin görüldüğünü söyledi. “Bu bulgular arasında en dikkat çekenlerden biri de 67 adet belediye taşınmazının işgal altında olmasıdır” diyen Arda Meriç, şunları kaydetti:
“Sayıştay Başkanlığı, raporunda belediyeye ait taşınmazların işgale uğradığını ancak bu durumun hukuka uygun şekilde tahliye işlemleriyle sonlandırıl-madığı ve işgallere karşı sadece ecrimisil uygulanarak duruma süreklilik kazandırıldığını belirtilmiştir.
Ecrimisil uygulamasının bir taşınmaz yönetim biçimi haline gelmesi belediyenin kiradaki taşın-mazlarını yönetme konusunda başarısız olduğunu ve kamu mülkleri konusunda görevini yerine getir(e)mediğini göstermektedir. İşgallere izin verilmesi, belediye yönetiminin, kamu malı üzerindeki tasarruf hakkını etkili bir şekilde kullanmadığının açık bir göstergesidir.
Nitekim söz konusu eksiklikler 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda da bulgu konusu olarak yer almış ancak Belediye tarafından fuzuli işgali sonlandırmaya yönelik yeterli adım atılmamıştır.
Edirne Belediyesi’nin taşınmaz yönetimindeki ihmalkâr tutumu, Sayıştay raporuyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Belediye mülkiyetindeki taşınmazların, hukuka aykırı şekilde uzun yıllardır işgal edilmesine sessiz kalınması ve ecrimisil yöntemiyle bu işgallerin meşrulaştırılması, hem kamu kaynaklarının etkin yönetimi açısından hem de adaletin sağlanması açısından ciddi bir sorundur. Mevzuat, belediyelere bu tür durumlarda derhal tahliye işlemlerini başlatma ve işgallerin sona erdirilmesi için yetki vermektedir. Ancak bu yetkinin kullanılmadığı ve kamu yararının göz ardı edildiği açıkça görülmektedir.
Özellikle raporda belirtilen taşınmazların bir kısmının uzun yıllardır (2015 ve 2018’den bu yana) işgal altında olması ve buna rağmen düzenli bir ihale sürecine tabi tutulmaması, belediyenin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinden ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır. Üstelik, işgalcilerin bazılarının ecrimisil ödemelerini dahi aksattığı belirtilmiş, buna rağmen tahliye işlemlerinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır.
Bu durum, yalnızca kamu kaynaklarının kötüye kullanımı değil, aynı zamanda yasaların ihlali anlamına gelmektedir. Sayın Başkan Filiz Gencan Akın’a çağrım şudur ki hesap veren, şeffaf, adil, tutarlı ve katılımcı bir yönetim anlayışı çerçevesinde işgal altındaki tüm taşınmazlar için acilen hukuki süreç başlatılmalı, bu taşınmazlar tahliye edilerek şeffaf bir ihale süreciyle kiraya verilmelidir. Kamusal mülklerin korunması ve Edirne halkının çıkarlarının gözetilmesi belediyenin birincil görevidir. Bu sorunun çözülmesi için gerekli tüm adımlar atılmalıdır.”

‘Teğmenlerimiz onurumuzdur’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, diğer teğmenlerin mezuniyet törenlerinde Atatürk’e bağlılık yemini etmeleri ve ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diyerek bu bağlılıklarını dile getirmelerinin her vatanseverin gurur duyması gereken bir davranış oyduğunu söyledi.

CHP Merkez İlçe Başkanı Balkanlı, Kara Harp Okulu Mezuniyet töreni’nde Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık yemini  ettikleri ve “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganı attıkları için ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilmeleriyle ilgili açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:

’Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz liderliğiyle bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi sonucu atılmıştır. Cumhuriyetimizin en önemli güvencelerinden biri, onun ilkelerine ve değerlerine bağlılıkla yetişmiş genç subaylarımızdır. Bu nedenle Kara Harp Okulu birincisi Teğmen Ebru Eroğlu ve diğer teğmenlerimizin, mezuniyet törenlerinde Atatürk’e bağlılık yemini etmeleri ve ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diyerek bu bağlılıklarını dile getirmeleri, her vatanseverin gurur duyması gereken bir davranıştır.

Ancak, AKP iktidarının talebi üzerine teğmenlerimizin bu eylemleri gerekçe gösterilerek disiplin kuruluna sevk edilmesi ve ihraç edilmelerinin gündeme gelmesi kabul edilemez bir haksızlık ve hukuk ihlalidir. Bu durum, sadece bu genç subaylarımıza değil, Cumhuriyetimizin temel değerlerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geleneklerine de bir saldırıdır.

Bu Karar  Siyasi ve Adaletsizdir

Teğmenlerimiz mezuniyet töreninde , Atatürk ilke ve devrimlerine  bağlılık yeminleriyle görevlerine başlarken Türk milletine sadakatle hizmet edeceklerine söz vermişlerdir. Onların bağlılıklarını bir ‘suç’ olarak nitelendirmek ve görevlerinden ihraç etmeyi gündeme getirmek, yalnızca bir siyasi kararın sonucudur. Bu karar, Türk ordusunun siyasallaştırılması ve bağımsızlığının zedelenmesi anlamına gelir.

22 yıllık AKP iktidarının, Türk milletinin bağrından çıkan ve Cumhuriyetimizin savunucusu olan genç teğmenlerimize sahip çıkmaması, tarihsel bir yanlıştır. Bu, halkımızın vicdanında derin yaralar açmaktadır.

Teğmenlerimizin Yanındayız!

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu haksız ve hukuksuz girişimlere karşı teğmenlerimizin yanındayız. Onların Atatürk sevgisi, bu milletin özgürlük ve bağımsızlık inancının bir yansımasıdır. Halk olarak bizler de onların bu onurlu duruşunu destekliyor, haklarını sonuna kadar savunacağımızın altını çiziyoruz. Teğmenlerimiz, yalnız değildir. Onlar, bu milletin onurunu ve Atatürk sevgisini taşıyan neferlerdir. Türk halkı, kendi evlatlarının yanında olmaktan asla geri durmayacaktır.”

Yazgan’dan nehirler için dilekçe


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, “Ergene, Meriç ve Tunca nehirlerimizin korunması, çevre sağlığının sağlanması, doğal varlıklarımızın gelecek kuşaklara aktarılması için TBMM aktif rol üstlenmeli ve sürecin takipçisi olmalıdır” diyerek soru önergeleri ve araştırma önergesinin ardından bu kez Dilekçe Komisyonu’na başvurdu.


Kirlilik ve kuralık tehlikesi altındaki Ergene, Meriç ve Tunca nehirleri için TBMM’de bir adım daha atıldı. Nehirlerin korunması için daha önce soru önergeleri veren, Meclis’te araştırma komisyonu kurulması talebinde bulunan CHP’li Baran Yazgan, bu kez üyesi olduğu Dilekçe Komisyonu’na başvurdu. Yazgan, dilekçede “Ergene Nehri, Trakya bölgesinin hayat damarlarından biridir ancak özellikle sanayi yapıları nedeniyle yüksek derecede kirliliğe ulaşmaktadır. Tarımsal sulamada da kullanılan Ergene Nehri’nin kirliliği, yurttaşların sağlığını da doğrudan etkilemektedir. 2023 yılının eylül ayında yapılan ölçümlere göre kirlilik dördüncü derece olmuş ve en kirli su seviyesine yükselmiştir. Öyle ki Ergene Nehri, kapkara akmaktadır. Ergene Nehri’nin kirliliğine çözüm bulunamaması halinde mevcut durumun daha da kötüye gideceği, ekosistemin geri dönülmez zararlar alacağı ortadadır. Suyun kirletilmesi, yaşamın kirletilmesidir. Ergene Nehri’nin atık kanalına dönüşmemesi için önlem alınması zaruridir” dedi. Meriç Nehri ile Tunca Nehri’nin de kırmızı alarm verdiğini söyleyen Yazgan, “Meriç Nehri’nin debisi kuraklık nedeniyle geçen yıla göre 4 kat, Tunca Nehri’nin debisi ise 2 kat azalmıştır. Canlılara ve tarıma can suyu olan nehirlerimiz, kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kirlilik, bu nehirlerimizde de gözle görülür şekilde artmıştır” ifadelerini kullandı.
Sorunları sıraladı
Yazgan, dilekçede şu sorunları da sıraladı:
“Ergene Nehri’nde balık yaşamadığı ve artık doğal hayatın devam etmediği bildirilmektedir.Ergene Nehri’nin suyu ile sulanan ürünlerin kanserojen barındırdığı ve direkt olarak insanlara ve diğer canlılara taşındığı yönünde toplumsal bakış oluşmuştur.Meriç ve Tunca nehirlerinde su olmaması sebebiyle sulu tarım yapılamamakta, tarım faaliyetleri sürdürülebilmesi için yeraltı sularına başvurulmakta ve bu sebeple en kıymetli ihtiyaç olan içilebilir suyumuz tükenmektedir.Nehirlerimizin kirlenmesi ve kurumaya başlaması, bu bölgelerimizin yaşanılabilirliği konusunda vatandaşlarımızı olumsuz etkilemekte ve bu bölgeden göçlere zemin hazırlama tehlikesi oluşturmaktadır.”
‘TBMM sürecin takipçisi olmalı’
Meclis’in nehirlerin korunması konusunda daha aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Yazgan, “Ergene, Meriç ve Tunca nehirlerimizin korunması, çevre sağlığının sağlanması, doğal varlıklarımızın gelecek kuşaklara aktarılması için TBMM aktif rol üstlenmeli ve sürecin takipçisi olmalıdır” dedi.

‘Kumarı iktidar oynatınca serbest’


Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; Milli Piyango’nun hem rakamsal olarak hem de organizasyon olarak ülkemizde oynatılan en büyük kumar olduğunu söyledi.
Saadet Partisi İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Tekin, “Devlet oynatırsa destek, Kaçak olursa hapis cezası” başlıklı yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Piyango ne kadar haramsa, bir milletin umudunu piyango kuyruklarına mahkûm etmek ondan daha büyük bir haramdır. Faiz ne kadar haramsa, bu milletin kaynaklarını faiz yoluyla bir avuç hortumcuya akıtmak ondan çok daha büyük bir haramdır. Şu halimize bakın, Türkiye’nin en kalabalık yeri piyango satış merkezleri oldu. Devlet vatandaşının refahını temin edemezse, onlar da umudunu piyango gişelerinde arar .Oysaki anayasamıza göre; devletin temel amaç ve görevlerinden birisi de insanlarımızın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır. Milyonlarca insandan topla parayı sonra 3-5 kişiye bir kısmını ver, geri kalanını cebe at. Bahis siteleri milyonlarca kişinin izlediği, çoluk çocuğunun takip ettiği liglere sponsor oluyor. İnsanlar kumara teşvik ediliyor. Böyle mi insanların maddi ve manevi varlığını geliştireceksiniz? Milli Piyango, bu yıl ekonomik kiriz içerisindeki insanların kandırılmasında daha büyük etki etsin diye büyük ikramiyeyi 600 milyon liraya kadar çıkardı. Yıllardır ‘Milli’ adı verilerek oynatılan piyango kumarı bizzat iktidarlar tarafından organize edilerek ülkenin en büyük kumar organizasyonu haline getirildi. Hatta Milli Piyango özelleştirilerek yeni kumar türlerinin türetilmesine de izin verildi. Şimdilerde ‘yasadışı bahis’e hapis cezası getirilmek için çalışma başlatıldı. Yani kumarı iktidar oynatınca serbest, hatta desteklenecek, el altından oynatılınca ise hapis cezası verilecek. Allah akıl fikir versin.”

‘Ne diyecekler?’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık yemini eden teğmenlerin ihraç edilmek istenmesine tepki gösterdi.

CHP’li Baran Yazgan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

“Kara Harp Okulu birincisi Teğmen Ebru Eroğlu ve diğer teğmenlerimizin, Ulu Önderimiz ve Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık yemini ettikleri için ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilmeleri rezilliktir, asla kabul edilemez. Teğmenlerimiz ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demeyecekler de ne diyecekler? Atatürk sevgisi suçsa bu ülkedeki milyonlarca insan suçludur. Ne yaparsanız yapın, bu sevgiyi kimsenin yüreğinden atamazsınız. Anıtkabir’e taşıdığınız partililerinize slogan attırmaya benzemez teğmenlerimizin Atatürk’e bağlılık yemini! Yürekten gelir ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diye haykırmak. Teğmenlerimize ve onlar üzerinden milyonlarca yurttaşımıza verilmeye çalışılan bu gözdağından derhal vazgeçin. Tarikatlara, cemaatlere, Atatürk düşmanlarına göz kırpmayın! İnadına Atatürk demeye devam edeceğiz.”

Saadet’ten Akalın’a ziyaret


İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin ile Saadet Partisi Edirne ilçe başkanlarını makamında misafir etti.
Ziyaret sırasında, iki partinin temsilcileri yerel yönetimlerdeki iş birliği olanakları ve şehir için yapılabilecek ortak projeler üzerine fikir alışverişinde bulundu. Milletvekili Akalın, Saadet Partisi Edirne teşkilatına nazik ziyaretleri için teşekkür ederek, “Değerli kardeşim, Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin, Saadet Partisi Edirne ilçe başkanları ve yöneticilerine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum,” dedi.


Vekil Akalın, açıklamasında, siyasi partiler arasındaki iş birliğinin ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı. “Edirne’nin daha iyi bir noktaya taşınabilmesi için tüm siyasi aktörlerin ortak akılla hareket etmesi büyük önem taşıyor. Bu tür ziyaretler, şehrimizin gelişimine katkı sağlamak adına önemli bir fırsat sunuyor” diye konuştu.

‘Borcu olmayan yok’

  1. Dönem Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Doç.Dr.Okan Gaytancıoğlu, bireysel kredi ya da kredi kartı borcunu ödeyemediği için halen yasal takip altında olan toplam kişi sayısının 3 milyon 885 bin 191 kişi olduğunu söyledi.
    Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “Ekonomi programı çalıştıkça batık borçlar çığ gibi büyüyor” diyerek şunları aktardı:
    “2024 yılının sadece Eylül ayında 297 bin 158 kişi bireysel kredi veya kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düştü.
    Ocak-Eylül 2024 arasında toplam 1 milyon 396 bin 408 kişi aynı nedenle yasal takibe düştü.
    Aynı dönemde hem bireysel kredisini hem de kredi kartını ödeyemediği için takibe düşen kişi sayısı 495 bin 298.
    Şu anda bireysel kredi ya da kredi kartı borcunu ödeyemediği için halen yasal takip altında olan toplam kişi sayısı 3 milyon 885 bin 191 kişi.”

‘Memleketin derdi açlık, sefalet’

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; iktidarın yanlış yaptığı yirmi iki yıllık ekonomik program nedeniyle ücretli ve emeklilerinin oluşturduğu büyük bir nüfusun hızla yoksullaştığını, gelir dağılımı adaletsizliğinde gittikçe uçurumlar oluştuğunu bildirdi.
Saadet Partisi İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Tekin, enflasyon, fiyat artışı, hayat pahalılığını ele aldığı yazılı açıklamasında, Tüketici Birliği Federasyonu’nun yayımladığı 2014-2024 Ekonomik Görünüm Raporu’nun son on yılda yaşanan yoksullaşmayı net olarak ortaya koyduğunu ifade ederek, “Ücretli ve emeklilerin oluşturduğu büyük bir nüfus hızla yoksullaşıyor. Gelir dağılımı adaletsizliği derinleşmektedir. Ülkenin en önemli sorunları sıralamasında hayat pahalılığını yoksulluk ve işsizlik takip ediyor. Yaşadığımız gerçek şu ki ücretli ve emeklilerinin oluşturduğu büyük bir nüfus hızla yoksullaşıyor, gelir dağılımı adaletsizliğinde gittikçe uçurumlar oluşuyor.” dedi.
Mevcut ekonomik problemlerin sorumlusunun Ak Parti iktidarı olduğunu ifade eden Tekin; açıklamasına şöyle devam etti:
“Pandemiydi, küresel krizdi, Rusya-Ukrayna savaşıydı; hepsi geçti. Depolar basıldı, üreticiler terörist ilan edildi; o da geçti. Dünyada kriz varken dünya suçlandı, dünyada fiyatlar inmeye başlayınca ise sesler kesildi. Dünyada gıda fiyatlarındaki gerileme sürecinin başladığı Mart 2022’den bu yana düşüş yüzde 25’e yaklaşırken Türkiye’de aynı dönemde yüzde 210 artış yaşandı.Tarımı terk eden, arazilerini sattıran politikaya, yaşlanan kırsal nüfusa karşı önlem almamız gerekiyor. Bir üretim planlaması maalesef hâlâ yok, var olan da sadra şifa değil. Üretim planlaması sadece neyin ekilip ekilmeyeceğine karar vermek değildir; destekleme politikası, dış ticaret politikası, su, iklim, bölgesel dengeler, ürünün işlenmesi, taşınması, aracı kurumlar ve daha birçok faktörün gözetilerek yapılması gerekiyor.Algı operasyonlarıyla gündemi istediğiniz kadar saptırın; vatandaş, yatıyor enflasyon, kalkıyor fiyat artışı, sokağa adımını atıyor, hayat pahalılığı. Memleketin derdi açlık, sefalet, hayat pahalılığı. Ne dersek diyelim, bu hayat pahalılığı böyle devam ettiği sürece bu insanlar mağdur. Bu mağduriyetin sorumlusu mevcut iktidardır. Ak parti iktidarının yanlış yaptığı yirmi iki yıllık ekonomik programın bir sonucudur bu. Hatalarınızdan vazgeçin, Milli Görüş gömleğini tekrar giyin, milli ekonomiye geçin, hızlı, süratli, yaygın kalkınmayı gerçekleştirin.” .