Kategori arşivi: Siyaset

‘Çiftçiye ithalat sopası’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, yağlık ayçiçeği tohumu için tanımlanan tarife kontenjanı kapsamındaki ithalatta gümrük vergisinin sıfırlanmasına “Çiftçiyi yok etme operasyonu” tepkisini gösterdi.

CHP’li Yazgan, Ticaret Bakanlığı’nın kararı üzerine yazılı açıklama yaptı. Yağlık ayçiçeği üretiminin 2022 ve 2023’te düştüğünü anımsatan Yazgan, şunları kaydetti:

“Yağlık ayçiçeği üretimi, 2021’de 2,42 milyon tona ulaşarak rekor kırdı ancak üretim bu yıldan sonra düşmeye başladı. 2022’de 2,35 milyon tona, 2023’te ise iklimsel faktörler ve yüksek sıcaklık nedeniyle 1,96 milyon tona düştü. Bu yıl çiftçimiz daha zor koşullar ile karşı karşıya kaldı. Kış döneminde gerçekleşen yağışların azlığının üzerine bir de yaz dönemindeki yüksek sıcaklıklar eklendi. Kuraklıkla yüz yüze gelen çiftçilerimiz, iktidarın yanlış politikaları yüzünden devletten uzanan bir el görmedi. Yetmezmiş gibi yağlık ayçiçeği tohumu ve ham ayçiçeği tohumu için gümrük vergileri düşürüldü. 6 Ağustos tarihli kararla 1 Ocak 2025-30 Nisan 2025 tarihleri arasında düşük gümrük vergisi ile 1 milyon ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 400 bin ton ham ayçiçeği tohumu ithalatı için tarife kontenjanı açıldı. Bu kapsamda ithal edilecek yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisi yüzde 27 yerine yüzde 8, ham ayçiçeği tohumu ithalatında ise gümrük vergisi yüzde 36 yerine yüzde 20 olarak uygulanacaktı.Bu kararlar ile iktidar, çiftçimize darbe üzerine darbe vurdu. 27 Kasım’daki kararla birlikte artık çiftçimiz, yaşayamaz hale getirildi. Yüzde 8’lik gümrük vergisi, sıfırlandı. Böylece 1 milyon ton ayçiçeğinin sıfır gümrük vergisiyle ithal edilebilmesinin önü açıldı.

ÇİFTÇİYE İTHALAT SOPASI

 Bunun adı çiftçiye ithalat sopası göstermektir. Bunun adı çiftçiyi yok etme operasyonudur. Başta Edirneli olmak üzere tüm üreticilerimiz, bu karardan olumsuz etkilenecek. Ağustos ayında ‘Korkuyorum ki ülkede artık ayçiçeği ekilmeyecek’ diyerek endişeleri dile getirmiştim. Bu endişelerin gerçekleşmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz. Çiftçinin artık üretmemesini istiyorsunuz. Bunun adı saf kötülüktür. Ekonomik kriz yüzünden beli doğrulmayan halkımızın parasını, başka ülkelere, tüccarlara peşkeş çekiyorsunuz. Tarımda kendi kendine yetebilen ülkemizi getirdiğiniz hale bakın, yazıklar olsun. Milli gelirin yüzde 1’ini çiftçiye vermiyorsunuz, üreticiyi desteklemiyorsunuz, dışa bağımlılığı artırıyorsunuz. Ülkenin yarınını yok ediyorsunuz. Bu karardan derhal vazgeçin. Üreticiyi destekleyin ki Türkiye kalkınsın, yurttaşımız kazansın. Birkaç uluslararası karteli beslemekten vazgeçin. Tarihe ‘tarımı, üretimi bitiren iktidar’ olarak geçtiniz. Bu utançla yaşayacaksınız. O koltuklarda bir dakika dahi oturmayın.”

‘İşte AKP’nin 22 yıllık karnesi’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, AKP iktidarının 22 yıllık yönetiminin Türkiye’yi çocukların açlıkla, gençlerin umutsuzlukla, halkın ise yoksullukla mücadele ettiği bir ülke haline getirdiğini bildirdi.

CHP Merkez İlçe Başkanı Balkanlı, OECD’nin ülkelerde ‘’Hayat Nasıl’’araştırması ile ilgili açıklama yaptı. İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, “Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ve çocuklarımızın geleceği: AKP iktidarının 22 yıllık karnesi” başlıklı açıklamasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yayınladığı son “Hayat Nasıl?” raporunun Türkiye’nin sosyal ve ekonomik politikalarının çarpıcı bir özetini ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:

“22 yıllık AKP iktidarının ardından, ülkemizin içinde bulunduğu durum hepimiz için bir uyarı niteliğinde. Bu raporda Türkiye’nin, ne yazık ki, eğitimden sosyal refaha kadar birçok alanda OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer aldığını görüyoruz. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini tehdit eden bu tablo, artık sürdürülemez bir hale gelmiştir.

ÇOCUKLARIMIZ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR

OECD’nin raporuna göre Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin %19.3’ü gıda güvensizliği yaşıyor. Her 5 çocuktan biri yeterli ve sağlıklı gıdaya erişemiyor. Bu oran, OECD ortalamasının (%8.2) neredeyse 2.5 katı. Kosta Rika, Kolombiya ve Meksika gibi ülkelerin bile gerisinde kalan Türkiye, çocukların açlıkla mücadele ettiği bir ülke haline geldi.

AKP iktidarının uyguladığı yanlış ekonomik politikalar, artan hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliği bu durumun başlıca sebepleridir. Zengin ile yoksul arasındaki uçurum büyürken, yoksulluğun pençesinde yaşayan aileler çocuklarını besleyemez hale gelmiştir. Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımız, eğitim sıralarında zamlarla, açlıkla ve fırsat eşitsizliğiyle tanışmaktadır. Bu, kabul edilemez bir tablodur.

GENÇLER UMUTSUZ: NE OKUL NE İŞ

Türkiye’de 15-24 yaş arası gençlerin %25’i ne eğitimde ne de iş hayatında yer alıyor. Bu oran, OECD ortalamasının (%11.1) iki katından fazladır. Her 4 gençten biri, hayata dair umutlarını kaybetmiş durumdadır. Gençlerimiz, yeterli eğitim alamadıkları gibi, ekonomik kriz ortamında iş bulma şansı da bulamıyorlar. Bu durum, ülkemizin geleceğini karanlığa sürüklemektedir.

HALKIMIZ  GEÇİNEMİYOR

OECD raporu, 2019-2023 yılları arasında ekonomik kriz nedeniyle geçinemediğini belirtenlerin oranının %13.3’ten %29.9’a çıktığını ortaya koyuyor. Yani her 3 kişiden biri artık temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bu oran, OECD ortalamasının (%19.2) çok üzerinde. Halk, ekonomik krizin altında ezilirken, AKP iktidarının “büyüme” masallarıyla avutulmaya çalışılmaktadır. Ancak gerçekler meydandadır; büyüyen tek şey gelir eşitsizliği ve yoksulluktur.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu tabloyu değiştirmek ve halkımızın refahını artırmak için hazırız. Gelir adaletini sağlayacak ekonomik politikalarımız Çocuklarmız ve gençlerimiz için istihdam ve eğitim politikalarımız, emekçi ve emeklilerimiz,çiftçilerimiz,kadınlarımız kısaca toplumumuzun tüm kesimleri için hayat pahalılığı ile mücadele planlarımız hazır ve ilk seçimde iktidar olmaya hazırız.

AKP iktidarının 22 yıllık yönetimi, Türkiye’yi çocukların açlıkla, gençlerin umutsuzlukla, halkın ise yoksullukla mücadele ettiği bir ülke haline getirmiştir. Ancak bu karanlık tabloyu değiştirmek bizim elimizde. Halkımız sorunlardan bunalmış durumdadır.Halkımız artık sandığın önüne gelmesi için erken seçim istiyor.CHP olarak, halkın sesi olmaya ve ülkemizi hak ettiği refaha kavuşturmaya kararlıyız. Türkiye’nin geleceği için birlikte çalışacağız ve başaracağız.Her şeyin var bir çaresi.O da Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi.”

Akalın’dan teğmenlere destek

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Millî Savunma Bakanı’na yönelik önemli eleştirilerde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve savunma sanayii ile ilgili kapsamlı değerlendirmeler yapan Akalın, özellikle son yıllarda yaşanan askerî hastanelerin kapanması, askeri liselerin kapatılması ve savunma sanayinde yaşanan yönetimsel sorunlar hakkında sert eleştirilerde bulundu.

Teğmenlerimizin Eğitimi ve Cumhuriyet Değerlerine Bağlılıkları

Konuşmasına, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gözbebeği olan teğmenlerin durumunu ele alarak başlayan Akalın, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası Türk halkının orduya olan güveninin sarsıldığını ve bunun, askeriyenin yapısındaki bozulmalar ve bazı cemaatler ve tarikatlarla kurulan ilişkiler nedeniyle daha da derinleştiğini vurguladı. Akalın, “Türk milleti, 15 Temmuz’dan önce her zaman ordusuna büyük bir güven duymuştur, ancak o günden sonra bu güven sorgulanmaya başlanmıştır” dedi.

Bu noktada, genç teğmenlerin “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyerek yaptıkları yemini takdirle karşılayan Akalın, bu yeminin bir askeri bağlılık yemini olmanın ötesinde, Cumhuriyetin değerlerine olan bağlılık ve Türk milletine derin sadakatlerinin bir simgesi olduğunu söyledi. Akalın, “Bu hareket, ordumuzun güvenilirliğini pekiştiren bir adımdır. Genç subaylarımız, Türk milletinin güvenini tekrar kazanma çabasıyla bu yemini içtenlikle yapmışlardır. Bu da gösteriyor ki, ordumuzun içinde sadece disiplin değil, aynı zamanda vatan sevgisi ve Cumhuriyet değerlerine olan bağlılık da pekişmiştir” şeklinde konuştu.

Akalın, Millî Savunma Bakanı’na seslenerek, teğmenlerin bu tutumlarının ordumuzu zayıflatmak bir yana, güçlendirecek bir adım olduğunu vurguladı ve bu durumu doğru değerlendirmeleri gerektiğini ifade ederek, “Bakanlığınız, bu gibi durumlar üzerinden ordumuzu yıpratmamalıdır” dedi.

Savunma Sanayiinde Kaynak Yönetimi ve Devletin Stratejik Güvenliği

Prof. Dr. Mehmet Akalın, savunma sanayiine yönelik eleştirilerini de dile getirdi. Savunma sanayii projelerinin yönetimi ve kaynak tahsisi konusunda yaşanan sorunların altını çizen Akalın, özel sektöre yönelik öncelikli proje atamalarının devletin kaynaklarını israf ettiğini ve devletin kendi kurumsal kapasitesini zayıflattığını belirtti. Akalın, “Savunma sanayiinde doğru bir kaynak yönetimi gereklidir. Özel kuruluşların projelerine öncelik verilmesi, hem devletin kaynaklarını heba etmekte hem de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal bilgi birikiminin atıl kalmasına yol açmaktadır” dedi.

Akalın, Türkiye’nin savunma sanayisinde millî çıkarları ve halkın güvenliğini ön planda tutarak, şahısların değil, halkın çıkarlarının önceliklendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ayrıca, devletin şehit ailelerine olan sorumluluğunun altını çizen Akalın, “Şehitlerimiz bizim onurumuzdur, şehit aileleri ise bizlere bırakılan kutsal emanetlerdir. Onların acılarını hafifletmek ve karşılaştıkları her türlü sorunu çözmek için devletin tüm imkânlarını seferber etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Askerî Hastaneler ve Askerî Liselerin Kapanması Üzerine Sorular

Akalın, konuşmasında Millî Savunma Bakanlığı’na daha önce yönelttiği ve tatmin edici cevaplar alamadığı soruları tekrar gündeme taşıdı ve özellikle askerî hastanelerin kapanmasının askerlerin ve ailelerinin moral ve sağlık hizmetleri açısından büyük bir eksiklik yarattığını belirtti. “Askerî hastaneler, sadece askerlerin değil, onların ailelerinin de sağlık ihtiyaçlarını karşılıyordu. Askerlerimizin morallerini yüksek tutabilmek için bu hastanelerin yeniden açılması gerekmektedir” diyen Akalın, ayrıca “Neden Millî Savunma Üniversitesi bünyesinde askeri tıp akademisi kurmuyorsunuz?” sorusunu da Bakan’a yöneltti.

Askerî Liselerin kapatılmasının da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geleceği için büyük bir kayıp olduğuna dikkat çeken Akalın, bu okulların yeniden açılmasının önemini vurguladı ve Millî Savunma Bakanlığı’na şu soruyu sordu: “Askerî okulların yeniden açılması gündeminizde var mı? Bu konuda herhangi bir çalışma yürütülüyor mu?” diyesoran Akalın, askeri okulların, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yetişmiş kadrolarının en önemli kaynağını oluşturduğunu belirtti.

Şeffaflık, Hesap Verebilirlik ve Cumhuriyet Değerlerine Sadakat

Akalın, konuşmasında Türkiye’nin savunma projelerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve Cumhuriyet değerlerine sadakatin en temel öncelik olması gerektiğini yineledi. Savunma sanayiindeki projelerin halkın güvenliğini ve çıkarlarını gözeterek yapılması gerektiğini belirten Akalın, “Savunma projelerinde doğru ve şeffaf bir yönetim, yalnızca ordumuzun gücünü artırmaz, aynı zamanda halkın güvenini de pekiştirir” ifadelerini kullandı.

Sonuç Olarak Net Yanıt Bekliyoruz

Prof. Dr. Mehmet Akalın, Millî Savunma Bakanı’ndan bu önemli konularla ilgili net ve tatmin edici yanıtlar beklediklerini tekrarlayarak konuşmasını sonlandırdı. Akalın, “Bu sorular sadece ordumuzun geleceği değil, aynı zamanda savunma politikalarımızın ne yönde ilerleyeceği konusunda büyük önem taşımaktadır. Bakanlığınızın, bu konularda halkın ve ordunun güvenini pekiştirecek adımlar atması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum” şeklinde konuştu.

‘Halkta seçim korosu’

‘Halkta seçim korosu’

Olgay GÜLER

CHP Genel Başkan Yardımcıları Yalçın Karatepe ve Volkan Demir gibi isimlerden oluşan, partinin ekonomi kurmayları, Edirne’de iş dünyası, vatandaş ve çalışanlarla yaptıkları temas sonrası basın açıklaması gerçekleştirerek, gözlemlerini paylaştı.
Edirne’de gün boyu temaslarını sürdüren CHP’nin ekonomi ve ticaretten sorumlu parti kurmayları, il başkanlığında değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantıya CHP Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, Ticaret Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygün, Bolu Milletvekili Türker Ateş, Yalova Milletvekili Tahsin Becan, Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, Parti Meclis Üyesi Berker Esen ve Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin katıldı.


‘ÜLKENİN SORUNLARI HER YERDE ORTAK’
Genel Başkan Yardımcısı Karatepe yaptıkları temaslarda Türkiye’nin sorunlarının ortak olduğunu gördüklerini söyleyerek, “İster Edirne’de bulunun, ister Gaziantep’e gidin, ister Maraş’ta olun, ister Kırklareli’nde bulunun aslında pek çok alanda sorunların ortak olduğunu görüyoruz. Emekliler geçinememekten şikayet ediyorlar, haklı olarak. Ücretliler, ücretlerini yetersizliğinden bahsediyorlar. Esnaf iş yapamamaktan şikayetçi, sanayici krediye erişememekten şikayetçi. Üretimde karşılaştıkları sorunlardan, döviz kurundan vesaire gibi farklı konulardan şikayetçi olduklarını, rahatsızlıklarını ifade ediyorlar. Bunlar Türkiye’nin ortak sorunları. Aslında gittiğimiz her yerde buna benzer şikayetleri görüyoruz, not ediyoruz. Biz bunların zaten farkındayız. Ama doğrudan muhataplarından dinlemek gerçekten bizim için çok daha farklı bir anlam ifade ediyor” dedi.
‘ÇİFTÇİYİ GÖZDEN ÇIKARMIŞ BİR İKTİDAR SÖZ KONUSU’
Kentte dolaştıkları Ali Paşa Çarşısı’ndaki esnafın, haftanın sadece iki gün iş yapmaktan şikayet ettiğini aktaran Karatepe, tarıma da değinerek, “Tabii sadece çarşı esnafıyla da sınırlı değil Edirne’nin sorunları. Biz görüyoruz ki çok sayıda çiftçimiz kullandıkları kredileri ödeyemedikleri için arazilerinin icra yoluyla satışı gibi bir durumla karşı karşıya kalmışlar. Satılan arazilerin belli yatırımcılar tarafından toplanıldığına dair bilgiler söz konusu. Trakya önemli bir tarım bölgesi, potansiyeli çok yüksek. Tarımdan ciddi gelir elde eden bir bölge. Bu bölgedeki çiftçilerimizin karşılaştıkları sorunların mutlaka çözülmesi gerekir. Tarlasında kalıp, köyünde kalıp, üretimini yapıp bu ülkenin beslenmesine, gıdasına, ekonomisine katkı sağlayabilecek düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekir. Maalesef iktidarın uyguladığı tarım politikasıyla bunların mümkün olmadığını görüyoruz. Çiftçiyi gözden çıkarmış bir iktidar söz konusu” diye konuştu.
‘VATANDAŞ KORO HALİNDE SEÇİM İSTİYOR’
Sokakta her kesimden vatandaşın, koro halinde erken seçim istediğini dile getiren Karatepe, “Koro halinde erken seçim diyor vatandaş. Bakın bunu samimi olarak söylüyorum. Bize ilk kurdukları cümle; ‘sandığın bir an önce gelmesini istiyoruz, biz bu iktidardan hesap sormak istiyoruz’. Esnaf bunu diyor, sokakta karşılaştığımız vatandaş bunu diyor, parkta oturan emekli bunu söylüyor. Dolayısıyla seçimin bir an önce yapılması bir zorunluluk. Yani bu bir siyasi tercih falan değil. Ekonomik sorunlardan kurtulmanın tek yolu ki vatandaş da bunu gördüğü için seçim sandığını istiyor. Bir değişikliğin zorunluluk olduğunu istiyor. Edirne sokaklarında da bunu çok yüksek sesle ifade ediyorlar. Biz de bunun için uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.
‘ASGARİ ÜCRET EN AZ 30 BİN LİRA OLMALI’
Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir de, partisinin asgari ücret beklentisinin en az 30 bin lira olması gerektiğini söyledi. Demir, “Edirne’deki ziyaretlerimiz ve Edirne’yi ticari olarak dolaşmamız neticesinde aslında şunu gördük ki iş insanı mutlu değil, esnaf mutlu değil, emek dünyası mutlu değil, sokakta hasbihal ettiğimiz gençler mutlu değil, ev hanımları mutlu değil. Dolayısıyla toptan kimse mutlu değil. Bunun sebebi de başta ekonomik ama ekonominin yanında birçok da faktör var, bunu gördük. Partimizin asgari ücretle ilgili politikasını anlattık. Asgari ücretin en az 30 bin lira olması gerektiğini ve bunun altındaki bir ücretin yeterli olmadığını anlattık. Bunun hem iş dünyası hem emek dünyası tarafından karşılık görmesi bizleri çok mutlu etti. Çünkü sadece asgari ücretin 30 bin lira olmasını istemiyoruz. Bunun yanında da esnafa, KOBİ’ye, mikro işletmeye asgari ücret desteğinin 1-10 kişi arasında 6 bin ve üzerinde artan dilimlerde devam etmesini istiyoruz. Bunun da kabul gördüğünü görmek, hissetmek ve duymak bizleri mutlu etti” ifadelerini kullandı.
‘ÜLKEYİ HIZLICA DEMOKRATİK HALE GETİRMEK İSTİYORUZ’
Ülkenin kur, faiz ve enflasyon sarmalında sıkışmış durumda olduğunu da sözlerine ekleyen Demir, “Ülke kur, faiz, enflasyon sarmalında sıkışmış vaziyette. Bu sıkışmışlığı hisseden herkes. Bunu açmanın yolu da öncelikle adalet sistemini güçlendirmek ve ülkeyi hızlıca, çok demokratik hale getirmek. Bunları çözdüğümüz zaman Türkiye’de ekonomik sorunların da çözümüne başlanabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bütün sorunları dinliyoruz, raporluyoruz. Halkın iktidarında, halkın ekonomi programını halkımızla paylaşmak için sahada, sokakta olmaya devam edeceğiz” dedi.

CHP’den ‘refahı önceleyen’ ekonomi programı

Olgay GÜLER

CHP Genel Başkan Yardımcıları Volkan Demir ve Yalçın Karatepe, partinin ekonomi politikalarını kentlilerle paylaşmak ve öneriler almak üzere Edirne’ye geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ‘Ekonomik Sorunların Var Bir Çaresi’ sloganıyla düzenlediği toplantıların adresi Edirne oldu. Edirne’deki program Edirne Belediyesi Meriç Sosyal Tesisleri’nde ekonomi ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıyla başladı. Toplantıya CHP Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, Ticaret Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygün, Bolu Milletvekili Türker Ateş, Yalova Milletvekili Tahsin Becan, Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, Parti Meclis Üyesi Berker Esen ile partililer katıldı.

Toplantının açılışında konuşan CHP İl Başkanı Harika Taybıllı, partinin ekonomik sorunlara yönelik çözüm önerilerin paylaşmak, iş insanlarını dinlemek ve birlikte çözüm yolları üretmek için bir araya geldiklerini söyledi. Taybıllı, ekonomiyi güçlendirecek politikaları, sektörlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirerek halkın refahını arttırmayı hedeflediklerini kaydetti.

‘HAZIRLIKLI GELDİK’

Açılışta konuşan Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe de, toplantının asıl amacının ekonomi ve iş dünyasının ülke ekonomisiyle ilgili görüş ve önerilerine başvurmak olduğunu söyledi. Karatepe, “Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu sorunları biz size uzun uzun anlatmayacağız zaten bir çoğunuz örgütlerin içinden geliyorsunuz, bu sorunlar neler olduğunu biliyorsunuz. Bunlara ilişkin bir çözüm önerilerimiz de var. Ama bu toplantıyı yapmamızın amacı biraz önce söylediğim gibi bizim program hazırlıkları çerçevesinde sizin görüşlerine duyduğumuz ihtiyaç. Biz bugün daha çok sizi dinlemek istiyoruz. Biz aslında buraya gelirken çok hazırlıklı geldik. İl bazında her ilin içinde bulunduğu durumu veriye dayalı olarak analiz etmek. Bizim değişik çalışma gruplarımız var. Bunlardan bir tanesi bölgesel kalkınma çalışma grubu. Bunlar il bazında, birbirine yakın illere yönelik veriye dayalı analizlerini yapıyorlar. Bu kapsamda biz aslında Edirne’ye ilişkin bütün verileri de toplamış durumdayız. Bunun üzerine arkadaşlarımız çalışıyor. Ama tabii biz Edirne’yi Edirneliler kadar bilemeyiz. Dolayısıyla sizin içinde bulunduğunuz durumu sizden dinlemek bize çok daha fazla katkı sağlayacağını düşündüğümüz için buradayız” dedi.

‘EKONOMİ POLİTİKAMIZIN TEMELİNDE ADİL PAYLAŞIM VAR’

Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir de, partinin ekonomi programının temeliyle ilgili bilgileri paylaştı. Demir, “Bir kere bizim ekonomik programımızın temelinde halkçı, kamucu ve özel sektörü de önceleyen, halkı refahta buluşmayı önceleyen, yani aşağıda değil yukarıda buluşalım diyen ve süpürülebilir kalkınmayı hedef alan bir programı var. Bunun içerisinde adil paylaşım var yani Türkiye’ye 10 milyar dolar para sokunca Türkiye’nin rahatlayacağını düşünenler var. 20 milyar dolar para sokunca Türkiye’nin rahatlayacağını düşünenler var. Ama Türkiye’de 100 milyar dolar da soksanız eğer bu mantık devam ederse yani adil bölüşüm sağlamazsanız, Türkiye rahatlamaz. Dolayısıyla bizim ekonomi programımızın temelinde bu var” şeklinde konuştu.

‘GİTTİĞİMİZ HER YERDE SERZENİŞLER DUYUYORUZ’

CHP’nin ekonomi programının temelindeki bir diğer önemli maddenin vergi adaleti olduğunu dile getiren Demir, “Yani dolaylı vergiler doğrudan vergiler oranını terse çevirmek bizim amacımız. Bunu nasıl yapacağımızı da çok iyi biliyoruz. Dolaylı vergileri nasıl azaltacağımızı, doğrudan vergileri nasıl azaltacağımızı da biliyoruz. Bunlarla ilgili de sizin görüşlerinizi almak isteriz. Üçüncüsü Türkiye’de şu anda bir gerçek var. Milyonlarca emekli 12 bin 500 lira alıyor. Milyonlarca asgari ücretli 17 bin lira alıyor. Milyonlarca kişi de buraya yakın ücretler alıyor. Bu ne emekçi için sürdürülebilir bir şey, ne de iş dünyası için sürdürülebilir bir şey. Gittiğimiz her yerde şöyle serzenişler duyuyoruz, diyorlar ki; ‘İşçi bulamıyoruz, çalışan yok.’ Rakamlara bakıyorsunuz Türkiye’de işsizlik de var. Demek ki iş gücü piyasasında asla talep birleşmiyor, buluşmuyor. Neden? Çünkü başında eğitim sisteminin eksik ve aksak oluşu geliyor. İkincisi insanların aldığı ücret insanları artık tatmin etmemeye başladı ve; ‘çalışıp ne olacak?’ diyen bir gençlik var” diye konuştu. 

‘AMACIMIZ REFAHI ÖNCELEYEN EKONOMİ PROGRAMI’

Refahı önceleyen ekonomi programı yapmayı amaçladıklarını sözlerine ekleyen Demir, “Dolayısıyla bunları da birlikte konuşabiliriz. Bir başkası böyle bir sarmala girdik ki iş dünyası olarak kur, enflasyon ve faiz arasına sıkıştı, çıkamıyoruz buradan. Sanayiciyle konuşuyoruz zorda. Ticaret yapanla konuşuyoruz zorda. Emekli zorda, asgari ücretsiz orada, ev hanımı zorda, gençler zorda. Üniversiteden geçen sene 700 bin kişi üniversite hayatını bırakıyor. Bu gençler ne artık üniversite hayatında, ne iş hayatında arada bir yerlerde. Bu ülkede çocuk olmak var diyorduk. Çocuklar da zorda görüyoruz aylardır televizyonlarda. Ülkede ne olacağımızı şaşırdık. Dolayısıyla bizim amacımız refahı önceleyen bir ekonomi programı yazmak. Bunu da hep beraber yapacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu köyde 1 inek kaldı!


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki konuşmasında Edirne’nin Türkiye’nin tarımsal üretiminde kritik bir rol oynadığını ancak çiftçilerin artan maliyetler ve yetersiz desteklerle karşı karşıya kalması sonucu tarım potansiyelinin tehdit altında bulunduğunu bildirdi. Hayvancılık sektöründe de ciddi bir daralma yaşandığını belirten Akalın, Meriç ilçesinin Akıncılar köyünde on-on beş yıl önce 200 kadar inek bulunurken bugün yalnızca 1 inek kaldığını söyledi.
Milletvekili Akalın, TBMM’de gündem dışı söz alarak, Edirne’nin tarımsal potansiyelini, karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini detaylı bir şekilde dile getirdi. TÜİK verilerine göre, Edirne’nin Türkiye’nin çeltik üretiminde yüzde 41, ayçiçeği üretiminde ise yüzde 13’lük paya sahip olduğunu belirten Akalın, aynı zamanda kanola ve buğday üretiminde de önemli bir yer tutan Edirne’nin tarımda ülkenin bel kemiği olduğunu ifade etti. Ancak bu büyük potansiyele rağmen, çiftçilerin karşılaştığı yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapamaz hale geldiğini söyledi.


GİRDİ MALİYETLERİ
Akalın, tarım sektöründe girdi maliyetlerinin hızla arttığını ve bunun çiftçilerin gelirini aşan seviyelere çıktığını belirterek, özellikle buğday üretiminin maliyetinin, Ziraat Odası verilerine göre ton başına 10.870 TL olarak hesaplandığını ve buna karşın Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılına yönelik belirlediği alım fiyatlarının makarnalık buğday için ton başına 10 bin TL, ekmeklik buğday için ise 9.250 TL olduğunu ifade etti. Bu fiyatların üreticilerin maliyetlerini karşılamadığını belirten Akalın, ayçiçeği ve çeltik üretimindeki maliyetlerin de benzer şekilde çok yüksek olduğunu, ayçiçeği için dekar başına maliyetin 5 bin TL’ye yaklaştığını söyledi.
Çeltik üretiminde ise dekar başına maliyetin 21 bin TL’yi geçtiğini ve kilogram başına maliyetin yaklaşık 30 TL olduğunu aktaran Akalın, buna karşın, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çeltik alım fiyatının sadece 31 TL olduğunu, bu durumun çiftçileri sürdürülebilir üretim yapamaz hale getirdiğini vurguladı.
BARAJLAR
Akalın, Edirne’deki bir diğer büyük sorunun ise Meriç ve Tunca Nehirlerindeki kuraklık olduğunu ifade etti. Bu kuraklık, bölgedeki tarım üretiminin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini, bu nedenle, Çakmak, Hamzadere ve Çömlekköy Barajlarının tamamlanması gerektiğini belirtti. Akalın, bu barajların yalnızca tarımsal sulama için değil, bölgedeki su yönetiminin etkinliği açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı ve ayrıca, barajların tamamlanmasının, bölgedeki tarımsal üretimin verimliliğini artıracağına dikkat çekti.
HAYVANCILIK
Hayvancılık sektöründe de ciddi bir daralma yaşandığını belirten Akalın, Meriç ilçesinin Akıncılar köyünde, on-on beş yıl önce 200 kadar inek bulunan bir köyde bugün yalnızca 1 inek kaldığını söyleyerek, köydeki hayvancılığın tamamen yok olma noktasına geldiğini belirtti. Akalın, bu tür örneklerin, tarımın ve hayvancılığın yaşadığı zorlukları gözler önüne serdiğini ve bu durumun köylerin boşalmasına, arazilerin köylülerden çıkmasına ve en acı verici şekilde yabancıların eline geçmesine yol açtığını dile getirdi.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
İYİ Parti olarak, tarım politikalarının millî güvenlik kadar önemli olduğunu belirten Akalın, çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı:
Müdahale Alım Fiyatlarının Yükseltilmesi: Edirne gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu illerde, devletin müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetlerini karşılayacak şekilde artırılması gerektiğini vurguladı. Akalın, özellikle gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tarımda devlet desteğinin artırılmasının, üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için kritik olduğunu söyledi.
TARSİM Sigorta Sisteminin Geliştirilmesi: Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamındaki desteklerin genişletilmesi gerektiğini belirten Akalın, kuraklık, hastalık, dolu ve taşkın gibi tüm risklerin sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Su Yönetimi ve Sulama Sistemlerinin Teşvik Edilmesi: Su kaynaklarının verimli kullanılması için damlama ve yağmurlama gibi tasarruflu sulama sistemlerinin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Akalın, küçük ölçekli barajlar ve göletler gibi su depolama projelerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Kırsal Kalkınma ve Gençlerin Tarıma Yönlendirilmesi: Kırsal kalkınma projelerine daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini belirten Akalın, gençlerin ve kadınların tarıma yönelmesi için desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, kırsal kesimdeki kadınların ve gençlerin tarım sektöründe daha fazla yer alması için çeşitli teşviklerin sağlanması gerektiğini ifade etti.
Kooperatifleşme ve Kümelenme Projeleri: Tarımda verimliliğin artırılması için kooperatifleşme ve kümelenme projelerinin desteklenmesi gerektiğini belirten Akalın, bu tür projelerin üreticilerin ekonomik gücünü artıracağını ve tarımda sürdürülebilirliği sağlayacağını söyledi.
Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları: Kimyasal kullanımını azaltan organik tarım ve iyi tarım uygulamalarının desteklenmesi gerektiğini belirten Akalın, Edirne’nin verimli toprakları ve su kaynaklarının korunması için bu tür uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.
Köy Okullarının Açılması: Akalın, kırsal alanda eğitim olanaklarının artırılması gerektiğini belirterek, köy okullarının açılmasının önemine değindi. Bu okulların, kırsaldaki gençlerin eğitim alması, köylerde yaşamlarını sürdürebilmeleri için büyük önem taşıdığını ifade etti.
Sonuç olarak, Edirne’nin tarımsal üretim açısından kritik bir yer tuttuğunu belirten Akalın, çiftçilerin karşılaştığı maliyet baskılarının ve su kaynaklarının tehdit altında oluşunun, tarımda sürdürülebilirliği tehdit ettiğini söyledi. Akalın, Tarım Bakanlığından yeterli yönlendirme ve altyapı çalışmalarının olmadığına ve mevcut desteklerin yetersiz olduğuna dikkat çekerek, bu sorunların çözülmesi için hükümetin acilen adım atması gerektiğini ifade etti.

‘Emeklilik öteki dünyada mı?’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Cumhurbaşkanlığı 2025 Yıllık Programı’nda yer alan emeklilik yaşının yükseltilmesine yönelik düzenlemelere ve sosyal güvenlik sistemine dair hedeflere sert tepki gösterdi. Çakır, iktidarın emeklilik sistemine dair planlarını eleştirerek, milyonlarca emekli ve çalışanın haklarının gasp edildiğini savundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan 2025 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda, yaşam süresinin uzaması gerekçesiyle emeklilik yaşının 65’in üzerine çıkarılması ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. İlçe Başkanı Çakır, bu düzenlemelerin, “çalışanları ölene kadar çalışmaya mahkum etmek” anlamına geldiğini belirtti.
“İMF TAVSİYELERİ İKTİDARIN YOL HARİTASI OLMUŞ”
İlçe Başkanı Çakır, açıklamasında, programda yer alan hedeflerin büyük ölçüde Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tavsiyelerini içerdiğini söyledi. İlçe Başkanı Çakır, “IMF’nin geçen yıl hükümete sunduğu raporda yer alan; sosyal güvenlik sisteminde kamusal desteğin azaltılması, emeklilik yaşının yükseltilmesi, özel emeklilik sisteminin yaygınlaştırılması ve sosyal güvenceden yoksun çalışma modellerinin artırılması gibi öneriler bugün Cumhurbaşkanlığı Programı’nın birer hedefi haline gelmiştir. Bu, milyonlarca çalışanın ve emeklinin haklarının gasp edilmesidir” dedi.
EMEKLİLİK YAŞI KADEMELİ OLARAK 65’E KADAR ÇIKIYOR
Programın içeriği hakkında konuşan İlçe Başkanı Çakır, şunları kaydetti:
“Programda nüfus artış hızı ve doğurganlığın düşmesi nedeniyle 65 yaş ve üstü nüfusun toplam nüfustaki payının artacağı, 2030’da yüzde 13,5’a, 2050’de yüzde 23,1’e ulaşacağı belirtiliyor. Türkiye’nin demografik yapısındaki bu değişimin çalışma hayatı, istihdam, sosyal güvenlik sistemi, bütçe ve kamu finansmanı üzerine büyük bir maliyet bindireceği dile getiriliyor. 65 yaş sonrası yaşam süresinin 18 yıla uzaması nedeniyle emeklilik yaşının yükseltilmesi ve daha uzun süre çalışılması gerektiği belirtiliyor.AKP iktidarının 2008’de çıkarttığı yasa uyarınca 2008’de ilk kez sigortalı işe giren kadınlar için emeklilik yaşı 58, erkekler içinse 60. Bu yaş sınırı kademeli olarak 65’e kadar çıkıyor.”
“EMEKLİLERİMİZ YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLİYOR”
Türkiye’deki 16 milyon emekli, dul ve yetimin açlık sınırının altında maaşlara mahkum edildiğini vurgulayan İlçe Başkanı Çakır, “Bu iktidar emeklileri ekonomiye yük olarak görmektedir. Kendilerine süper emeklilik hayatı hazırlayanlar, emeklilerimizi yoksulluğa ve yokluğa terk ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu düzenin karşısında duracağız. İlk genel seçimde halkımız bu zulme sandıkta son verecek” ifadelerini kullandı.
“EMEKLİLER HAK ETTİKLERİ REFAHA KAVUŞACAK”
CHP’nin iktidarında emeklilerin hak ettikleri refah seviyesine ulaştırılacağını belirten CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, şu sözlerle açıklamasını tamamladı:
“Biz, çalışanlarımızın emeklilik hayaliyle değil, onurlu bir emeklilik yaşamıyla buluşmasını sağlayacağız. Emekçilerin alın teri üzerinden zenginleşenlerden tarih önünde hesap soracağız. Emeklilik sistemini adil ve insanca bir yaşam sunacak şekilde yeniden düzenleyeceğiz. CHP iktidarında, halkımızı bu karanlık tablodan kurtaracağız.”

CHP’den Edirne çıkarması

Cumhuriyet Halk Partisi’nin başta Genel Başkan Yardımcıları Volkan Demir ve Yalçın Karatepe olmak üzere  ekonomi takımının önde gelen isimleri bugün Edirne’de ekonomi ve iş dünyası ile buluşurken, cadde ve sokak ziyaretleri gerçekleştirerek vatandaşlarla görüşecek, emek ve meslek örgütleri ile bir araya gelecek.

 “Ekonomik sorunların var bir çaresi. Cumhuriyet Halk Partisi” sloganıyla ekonomi sorunlarına çözüm bulmak için çalışmalarına ülke genelinde hız kesmeden devam eden CHP’nin Edirne programı şöyle:

10:00 – Ekonomi ve İş Dünyası Buluşması (Edirne Belediyesi Meriç Sosyal Tesisleri)

Ekonomi ve iş dünyasından isimlerin katılımıyla gerçekleşecek bu toplantı, bölgedeki ekonomik sorunlar ve çözüm önerilerinin tartışılacağı bir platform olacak.

12:15 – Cadde, Sokak ve Pazar Yerleri Ziyareti

Vatandaşların nabzı tutulacak, sorunları yerinde dinlenecek.

14:00 – Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Buluşması

İş dünyası temsilcileri ile ekonominin mevcut durumu değerlendirilecek.

15:00 – Emek ve Meslek Örgütleri Toplantısı ( Edirne Belediyesi Nikah Salonu)

16:45 – Basın Toplantısı (CHP Edirne İl Başkanlığı)

Tekin’e önemli misyon

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Av. Sinan Tekin, hafta sonu gerçekleştirilen Saadet Partisi 9’uncu Olağan Büyük Kongresi’nde yeniden Genel İdare Kurulu’na seçildi.

Saadet Partisi 9’uncu Olağan Büyük Kongresi’nde yeni Genel Başkan Mahmut Arıkan oldu. Kongrede yaklaşık bin 300 delege oy kullandı. Bir buçuk saatlik oy kullanma ve sayımın ardından sonuçlar Divan Başkanlığı görevini yürüten Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya tarafından açıklandı.

Sonuçlara göre, Genel Başkan Adayı Mahmut Arıkan 823 oy alarak Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçildi. Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Av. Sinan Tekin’in de tekrar Genel İdare Kurulu’na seçildiği kongrede; İl Başkanı Sinan Tekin Büyük Kongre Divan Üyesi olarak da görev yaptı.

Kongrenin büyük bir coşkuyla gerçekleştirildiğini ifade eden İl Başkanı Tekin, “Türkiye’nin dört bir tarafından akın akın Ankara’ya gelen Saadet Partililer, coşku ve heyecan içerisinde bir kongre gerçekleştirdi. Salonda adım atacak yer bırakmayan teşkilat mensupları, salon dışında da mahşeri bir kalabalık oluşturarak adeta gövde gösterisi yaptı.Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından sahneye Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Birol Aydın ve Saadet Partisi yeni Genel Başkanı ve Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan ve YİK Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kamalak birlikte çıktı. Böylelikle Milli Görüş’ü temsil eden Saadet Partisi’nin bir kardeşler topluluğu olduğu bir kez daha gösterilmiş oldu. Hepimizin omzunda ciddi yükler var. Çok yakın zamanda seçim olacakmış gibi hep beraber omuz omuza vereceğiz, en güzel zaferleri birlikte yaşayacağız.” dedi.

Zafer Partisi’nden kadına şiddette çözüm önerileri


Zafer Partisi Edirne İl Kadın Kolları Başkanı Ecem Balkan, kadına yönelik şiddetin yalnızca kadınların değil, geleceği de tehdit eden bir insanlık suçu olduğunu söyledi.
Zafer Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Ecem, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ” dolayısıyla yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“Bugün, kadına yönelik şiddeti sonlandırmak ve kadınlarımızın hak ettiği saygıyı kazandırmak adına sesimizi yükselttiğimiz anlamlı bir gündeyiz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir’ sözü, kadının toplumdaki yerine ve değerine dikkat çekmekle kalmaz, aynı zamanda kadına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu bizlere hatırlatır. Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir davranış değil, toplumsal düzeni ve milli birliği tehdit eden bir meseledir. Edirne’de ve Türkiye genelinde artan vakalar, bu sorunun çok boyutlu olduğunu göstermektedir. Özellikle kontrolsüz göç ve kültürel uyumsuzluk, kadınların güvenliğini ve haklarını tehdit eden başlıca unsurlardır. Bugün, kadınlarımızın yaşam hakkını savunmak, sınırlarımızı korumaktan ve toplum düzenini sağlamaktan geçmektedir.
Zafer Partisi olarak, çözüm önerilerimiz şunlardır:

  1. Kontrolsüz Göçe Son Verilmesi: Atatürk’ün ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı medenidir, Türk kadını daha da medenidir’ sözü doğrultusunda, milli kimlik ve toplumsal huzurumuzu tehdit eden kontrolsüz göç politikaları derhal sona erdirilmelidir. Göçmenlerin ülkelerine güvenli dönüşlerini sağlayacak politikalar hayata geçirilmelidir.
  2. Adalet ve Caydırıcı Yaptırımlar: Kadına yönelik şiddeti önlemenin temel yolu, hukukun etkin uygulanmasından geçer. Bu alanda cezalar artırılmalı ve caydırıcılık sağlanmalıdır. Kadına yönelik şiddet davalarında sıfır tolerans politikası benimsenmelidir.
  3. Eğitim Reformu: Atatürk’ün ‘Ey kahraman Türk kadını! Sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın’ sözü, eğitim sistemimizde kadın haklarını temel alan bir reform ihtiyacını ortaya koymaktadır. Gençlere milli değerler ve kadına saygıyı merkeze alan eğitim verilmelidir.
  4. Kadınların Ekonomik Güçlendirilmesi: Kadınlarımızın ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için istihdam politikaları geliştirilmelidir. Yerel kadın girişimciliği teşvik edilmeli ve sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
    Kadına yönelik şiddet, yalnızca kadınlarımızı değil, geleceğimizi de tehdit eden bir insanlık suçudur. Zafer Partisi olarak, Türk kadınının hak ettiği itibarı kazanması ve güven içinde yaşaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Şiddetsiz bir Türkiye için hep birlikte çalışacağız!