Kategori arşivi: Siyaset

CHP’li gençlerden ‘bütçe’ye tepki!


Olgay GÜLER
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Gençlik Kolları tarafından, 81 ille eş zamanlı yapılan açıklamayla, TBMM’de devam eden bütçe görüşmelerinde gençlere yine yer verilmediğini belirtilip, 3 bin lira olarak belir-lenen KYK, kredi ve burs ücretleri eleştirildi.
CHP Edirne Gençlik Kolları tarafından 9 Aralık’tan beri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yürütülen bütçe görüşmeleriyle ilgili, 81 ille eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirildi. Trakya Üniversitesi’nin Ayşekadın Yerleşkesi önünde toplanan gençlik kolları üyelerine CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı ve CHP İl Yönetim Kurulu üyeleri de destek verdi. Gençler adına açıklamayı yapan İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, bütçede gençlere ve öğrencilere yer olmadığını söyleyip, 3 bin TL olarak belirlenen KYK kredi-burs ücretini eleştirdi.


‘İKTİDARIN TERCİHİ YİNE GENÇLER DEĞİL’
TBMM’de devam eden bütçe görüşmelerinde iktidarın tercihini gençlerden yana kullanmadığını dile getiren Hata, “9 Aralık’tan bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2025 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor. Yarın oylamaya geçilecek. Bu oylamanın sonunda 1 yıl boyunca milletin bütçesinin nereye harcanacağına karar verilecek. Bütçe milletin bütçesi ve elbette gençlerin bütçesi. Meclise gelen bütçede gençlerin haklarına dikkat çekmek ve öğrencilerin sesine ses katmak için, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları olarak 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması yapıyoruz. Bugün konuşmak zorundayız çünkü siyaset bütçe hakkı üzerine yapılır. Çünkü bütçe bir iktidarın tercihlerinin en açık göstergesidir. Bizler bu bütçeyi incelediğimizde şunu görüyoruz: Bu bütçede gençlere yer yok, bu bütçede öğrencilere yer yok. Bu bütçenin, son 21 yılda milleti yoksullaştıran, gençleri işsizleştiren, emeği ucuz iş gücü haline getiren, gelir adaletsizliğini büyüten bütçelerden hiçbir farkı yok. İktidarın tercihi yine gençler değil” dedi.


‘GENÇLERE 1 SİMİT 1 ÇAYLA KARNINIZI DOYURUN DİYORLAR’
Üniversite öğrencilerine yönelik belirlenen 3 bin liralık burs ve kredi ödemelerinin yetersiz olduğunu ifade eden Hata; “Gençler için, öğrenciler için bu bütçenin özeti şudur: Günlük harcaması 21,5 milyon olan saray; gençlere 3 bin TL ile geçinin diyor. Her akşam yatmadan önce manda yoğurduna Medine hurması doğrayıp, içine kestane balı ve yulaf atmayı önerenler; gençlere bir simit bir çayla karnınızı doyurun diyor. Yeni yurtlar inşa etmeksizin 4 kişilik odaları 6 kişiye, 6 kişilik odaları 8 kişiye çıkararak kapasiteyi artırdık masalı anlatanlar; gençlere koğuş sistemine razı olun diyor. Bugün buraya duymadığınız sesleri getirdik. Kulak tıkadığınız çığlıkları, yüz çevirdiğiniz yüzleri getirdik. Geçinemiyoruz diyen gençlerin sesi buradadır. Barınamıyoruz diyen öğrencilerin sesi buradadır. İhmalkarlıklarınız sonucu, düşen asansörde can veren Zeren’in çığlıkları buradadır. Cemaat yurduna mahkum bıraktığınız, baskılara dayanamayıp canına kıyan Enes’in yüzü buradadır Bu sesleri, bu çığlıkları duyun. Bu yüzlere iyi bakın. Gençlerin talepleri tam da buradadır. Aynı acıları bir daha yaşamak istemiyoruz” diye konuştu.


‘BİRLİKTE AŞMAMIZ GEREKEN ORTAK DERTLERİMİZ VAR’
Gençlere yönelik CHP’li belediyelerin yaptığı uygulamaları örnek göstererek, aşılması gereken ortak dertleri olduğunu söyleyen Hata, “Başka bir bütçe, başka bir gelecek mümkün. Gençlere değer veren, bu milletin kaynaklarını dar bir zümre için değil bu ülkenin gençleri için kullanacak bir irade mümkün. Bu ülkenin değerli gençleri, sevgili arkadaşlarımız, birlikte aşmamız gereken ortak dertlerimiz var. Güzel yaşamayı, kıymet görmeyi, geleceğimizi kurmayı hak ediyoruz. Bizi ‘ancak bu kadarının olabileceğine’ inandırmak istiyorlar. Oysa gördük ki istenirse; kaliteli yurtlarda 2 kişi kalmak da mümkünmüş. Kent lokantalarında uygun fiyata doymak da mümkünmüş. Festivaller ve şenlikler yapmak, birlikte neşelenmek de mümkünmüş. Daha çok burs, daha çok imkan, daha kaliteli kütüphaneler mümkünmüş. Kariyer fırsatlarını çoğaltmak hiç de zor değilmiş. Bunların hepsini yerel yönetimlerimizde başardık. Gençler için başka bir hayatın mümkün olduğunu gösterdik. Ve artık bizler azla yetinmek istemiyoruz. Yerel yönetimlerde başardığımızı ülkemizde de başarabiliriz” ifadelerini kullandı.

Belediyenin projesine 6 aydır yanıt yok!


Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne Belediyesi’nin kadın ve çocuklar için yapmak istediği Etkinlik Merkezi’ne yanıt verilmediğine dikkat çekerek, “Tasarruf adı altında belediyelerimizin çalışmalarını engellemeye çalışıyorsunuz” tepkisini gösterdi.
CHP’li Baran Yazgan, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine devam eden 2025 bütçesine ilişkin CHP Grubu adına söz aldı. Sözlerine “İktidarınız, garantici bir iktidar. Ama ne için garantici?” sorusuyla başlayan Yazgan, şöyle devam etti:
“Çocukların okulda aç kalmaması için mi? Hayır!Emeklilerin açlık sınırı altında maaş almaması için mi? Hayır!İşçilerin, insanca yaşayabilecekleri bir ücret alması için mi? Hayır!Halkımızın düzgün beslenebilmesi; eşiyle, dostuyla, ailesiyle, çocuklarıyla dışarıda keyifli vakit geçirebilmesi için mi? Hayır!Peki iktidarınız ne için garantici? Biraz sayalım; halkımızın vergilerini kullandığınız projeleri yaptırdığınız yandaşlar için garanticisiniz, paradan para kazanan eşiniz, dostunuz için garanticisiniz; siz, cebiniz için garanticisiniz, başka bir şey için değil!”
‘Veriler yalan söylemez’
İktidarın ne derece garantici olduğunu göstermek için bazı veriler paylaşmak istediğini belirten ve “Çünkü veriler yalan söylemez” diyen Yazgan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sayıştay’ın geçtiğimiz aylarda yayınladığı Genel Uygunluk Bildirimi Raporu’nda hazine garantili borçlara ilişkin önemli veriler vardı.2023 yılında kur farkı hariç verilen garanti tutarı 96 milyar lira. Peki 2023 yılı içinde sağlanan garantili borçların toplam tutarı ne kadar biliyor musunuz? Tam 348 milyar lira. Aradaki fark ne; kur farkı. İktidarın öngörüsüz politikaları yüzünden Türk lirası değer kaybederken, döviz de değer kazandı. Sonucu, halkın cebinden çıkan 251 milyar lira. Halkımızın ne denli soyulduğunu anlatmak istiyorum.2024 yılının yalnızca ilk 6 ayında, Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan karayolu projeleri kapsamında tutmayan araç geçiş garantileri yüzünden 36 milyar lira ödendi.2025 bütçesinden yine aynı, yani Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan ulaştırma ve sağlık projeleri için 202 milyar lira ayrıldı.2017 yılından 2024 yılı sonuna kadar ballı müteahhitlere 187,5 milyar lira ödendi.Aynı dönemde Avrasya Tüneli için 10 milyar lira, şehir hastaneleri için de 186 milyar lira ödeme yapıldı.2025 bütçesinin belki de en büyük kalemi, bu hazine ödemeleri.”
‘Hem garantici hem faizci’
“İktidarın tek garanticiliği de bu değil” diyen Yazgan, şöyle devam etti:
“Devletin iç ve dış borçları dolayısıyla 2025 yılındaki faiz yükü 2 trilyon liraya yaklaştı. Bu, 2024 yılına göre yüzde 50,3 artış demek. Yani 2025 yılında, ayda ortalama 162,5 milyar lira; günde ortalama 5,5 milyar lira, saatte ortalama 225 milyon lira, dakikada ortalama 3,5 milyon lira, saniyede ortalama 62 bin lira ödeyeceğiz.Ve bu bütçeyle tam 632 milyar lira bir de borçlanma yetkisi alıyorsunuz, biz bu paranın nereye gideceğiyle ilgili hiçbir şekilde bütçenin içerisinde doğru cevapları bulamıyoruz. İşçiye, emekçiye, emekliye, öğrenciye vermediğiniz, harcamadığınız para, gelecek yıl faize gidecek. Faiz giderlerinin milli gelire oranı da yüzde 3,2 seviyesinde olacak. Bu da son 12 yılın en yüksek oranı demek.Bu iktidar, işte bu yüzden hem garantici hem faizci iktidardır.”
‘Fıkra değil’
Yapımı yılan hikayesine dönen Halkalı-Kapıkule Yüksek Hızlı Tren Hattı projesine de değinen Yazgan, şunları söyledi:
“Size bir şey anlatacağım kendi şehrimden ama fıkra değil. Edirne’deki bir projeden bahsedeceğim. İktidarın yıllardır ‘ha bitti ha bitecek’ diye oyaladığı hızlı tren projesi kapsamında bir viyadük inşa edildi. Bu viyadük öyle bir yerde ki, Edirne’nin merkezindeki iki mahalleyi birbirine bağlıyor. Sosyal medyada da gündem oldu, belki görmüşsünüzdür. Viyadükte 2 araç aynı anda, yan yana geçemiyor. Ben kendim de denedim, karşıdan gelen bir araba olduğu zaman geçemiyoruz. Vatandaş şikayet ediyor. Çözümü Edirne Valimiz Sayın Yunus Sezer buluyor. Yolun iki kenarındaki yaya yollarından biri iptal ediliyor, on gün olmuş viyadük yapılalı, yol genişletme çalışmaları başlatılıyor.Vali Bey doğru olanı yapmış, vatandaşın derdini çözmüş de… Şimdi bu kamu zararı değil midir? Valiler, halka hizmet etmek için sizin yanlışlarınızı düzeltmek görevlileri midir?Bitmeyen projeler para yutuyor, biten projeler para yutuyor, vallahi sizinki para yutma iktidarı olmuş!”
‘Gerçekten içler acısı’
İktidarın yanlış ekonomi ve tarım politikalarının üreticileri bitirdiğini, mahvettiğini söyleyen Yazgan, çiftçilerin artık üretimden vazgeçmek üzere olduğunu söyledi. Yazgan, milli gelirin en az yüzde 1’inin tarımsal destek olarak verilmek zorunda olduğunu ancak verilmediğini kaydederek, şunları söyledi:
“Resmen yasayı uygulamıyorsunuz. Yaptığınız kelime oyunları ile güya destek veriyormuş gibi yapıyorsunuz. Bir haberden bahsetmek istiyorum. Türkiye’nin küresel haber ajansı olan Anadolu Ajansı yapmış haberi.Haberde Hollanda’nın tarım ürünleri ihracatına ilişkin veriler yer alıyor. Şöyle diyor Anadolu Ajansı; ‘Hollanda’da çiftçiler kırsal kalkınmadan sürdürülebilirliğe, teknolojiden araştırmaya kadar çeşitli alanlarda destekleniyor.’ Ne kadar manidar değil mi? Çünkü Türkiye’yle ilgili yapamıyor, artık Hollanda’yı yapma gereği duyuyor. Çiftçilerimiz yeterli destek alamıyor. Bu yüzden Anadolu Ajansı, bir de Japon esnafını haber yapıyor. Yine Anadolu Ajansı’nın haberinden okuyoruz; Hollanda’nın tarım ürünleri ihracatı 2023’te tam 135 milyar Euro’yu bulmuş; Hollanda dünyada yenilikçi yaklaşımlara öncülük ediyormuş!Ülkemizin büyüklüğü, Hollanda’nın neredeyse 20 katı. Hollanda’nın ihracatı da bizim 4 katımız. Anadolu Ajansı, Hollanda’yı öve öve bitiremiyor ama mevcut durumumuzla ilgili tek bir tespitte bulunamıyor.Gerçekten içler acısı!”
‘Millet sizi silkeledi’
CHP’li belediyelerin “silkeleme” söylemiyle birlikte kıskaca alınmaya çalışıldığını belirterek, “Güya belediyelerimiz böylece hizmet edemeyecek ve seçimleri kaybedecek” diyen Yazgan, “Bu düşüncenin arkasında 31 Mart yerel seçimleri yatıyor. Milletimiz sizi öyle bir silkeledi ki hala kendinize gelemediniz, gelemeyeceksiniz de. Milletimizin sizi daha büyük silkelemesinden korkuyorsunuz” ifadelerini kullandı. Yazgan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Belediyelerimizin borcuna takmışsınız kafayı. Belediyelerimizin borcunu anladık, tamam borcumuz var, belediyelerimiz de öder. Yalnız 8 AKP’li belediyeye ait borç 4,5 milyar lira. Sizden aldığımız belediyelerin borçları da cabası.İktidar, biliyorsunuz, bu sene bir tasarruf genelgesi yayınladı. Tasarruf adı altında belediyelerimizin çalışmalarını engellemeye çalışıyorsunuz, şimdi kanıtlayacağım size.Edirne Belediyemiz, 28 Haziran’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazdı.Kadın ve çocukların yararlanması için bir Etkinlik Merkezi kiralamak istediğini söyledi. Bakanlığa ‘Bu tasarruf genelgesine uygun mu?’ diye sordu.Bakanlık 6 aydır yanıt vermedi. Sus pus oldu.Yani yap demiyor, yapma da demiyor; ‘Geçiştirelim, çalışmasın belediye’ anlayışı. Belediyeleri ‘tasarruf’ adı altında çalıştırmayan bakanlıklara sordum, ‘Siz tasarruf yapıyor musunuz?’ diye.Gelen yanıtlar ibretlik.Gelin birlikte bakalım.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ‘Tasarruf yapmıyorum’ diyor.Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı,’Tasarruf yapmıyorum, yok bizde tasarruf falan’ diyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ‘Yapmıyorum’ diyor. Millî Eğitim Bakanlığı, ‘Yapmıyorum’ diyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ‘Yapmıyorum’ bile diyemiyor, topu çeviriyor sağa sola, bir cevap veremiyor. Bir tek Kültür ve Turizm Bakanlığı tasarruf yaptığını söylemiş. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve Kapadokya Alan Başkanlığı, bilişim projelerini durdurduğunu söylemiş.Sizin iktidarınızın tasarruf anlayışı, bizim belediyelerimizi çalıştırmamak mı? Bizim belediyelerimizi çalıştırmayarak bir sonraki seçimlerde başarılı olacağınızı falan mı düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Bu iktidar, ‘Sana tasarruf bana değil’ iktidarı. Bu zihniyet yüzünden bu bütçeye kesinlikle hayır diyoruz.”

Ediz Ün’den dezenfeksiyon çağrısı

Edirne Milletvekili Ediz Ün, sınır kapısındaki dezenfeksiyon ücretlerinden sağlanacak  paranın en az yarısının Edirnespor için, bir kısmının da Edirne’deki tarihi, turistik alanların korunması ve güzelleştirilmesi için kullanılmasını önerdi.

Edirne Milletvekili Ediz Ün Bulgaristan’ın ülkesine giren Türk plakalı otomobillerden dezenfeksiyon ücreti adı altında 7 leva ücret alma kararını değerlendirdi. Türk tarafında da Bulgaristan plakalı otomobillerden 80 lira, 3,5 ton ağırlığının üzerindeki araçlardan da 160 lira ücret alınmaya başlamasının tam mütekabiliyet esasına uygun olduğunu söyleyen Ün, buradan alınacak paranın en az yarısınınEdirnespor’a destek olarak verilmesini istedi.

Bulgaristan’ın daha önce de benzer uygulamalar yaptığını hatırlatan Edirne Milletvekili Ün şunları söyledi:

“Bulgaristan uygulamaya başladığı dezenfektasyon ücretini daha sonra kaldırmıştı. Şimdi tekrar uygulamaya başladı ve doğal olarak biz de tam mütekabiliyet gereği benzer ücretleri almaya başladık.  Olması gereken bu uygulamanın iki taraf için de kaldırılmasıdır. Daha önce olduğu gibi yapılacak girişimlerle bu uygulama kaldırılmalıdır. Eğer kaldırılmayacak ise buradan gelen paralar Edirne’nin marka değerleri için harcanmalıdır.

Bizim önerimiz bu paranın en az yarısı Edirnespor için bir kısmı da Edirne’deki tarihi, turistik alanların korunması ve güzelleştirilmesi için kullanılmasıdır. Edirnespor, bütün Edirnelilerin ortak değeridir. Zor ekonomik şartlarda mücadele vermektedir. Bunun için Edirnespor’a destek olmak hepimizin, her Edirnelinin görevidir. Buradan gelecek paralarının bir kısmını Edirnespor’a destek olmak için kullanmaya hiçbir Edirnelinin itiraz edeceğini düşünmüyorum.

Diğer yandan tam mütekabiliyet doğru olmakla birlikte Bulgaristan yoğun olarak soydaşlarımızın yaşadığı bir ülkedir. Mütekabiliyeti uygularken soydaşlarımızı mağdur etmemeliyiz. Özellikle çifte vatandaş olan ve Bulgar plakalı araçları olan soydaşlarımızı bu düzenlemenin dışında tutmalıyız. Bulgaristan’daki soydaşlarımız çok bedel ödemişlerdir. Şimdi de Bulgaristan devletinin aldığı bu anlamsız kararın bedelini ödememelidir.”

İba mazbatasını aldı

AK Parti Edirne 8. Olağan İl Kongresinde güven tazeleyerek yeniden il başkanlığı görevine seçilen Belgin İba, Edirne Adliyesi’nde düzenlenen törenle mazbatasını aldı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleri ve delegelerin teveccühüyle yönetim kurulu ile birlikte göreve seçildiklerini söyleyen İba, AK Parti’nin Türkiye Yüzyılı vizyonuna katkı sunmak ve Edirne’nin her alanda hak ettiği yere ulaşması için durmadan çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen AK Parti Edirne 8’nci olağan il kongresinde, yeniden il başkanlığına seçilen Belgin İba, mazbatasını alarak göreve başladı.

Kongrede kendisine destek veren delegelere teşekkür eden İba, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Edirne’nin hak ettiği değere kavuşması için gece gündüz demeden var gücüyle çalışacaklarını söyledi.

“Hedefimiz, Edirne’mizin yarınlarını hep birlikte inşa etmek”

Bu süreçte, milletle kurdukları güçlü bağları daha da pekiştirerek, eser ve hizmet siyaseti ışığında Edirne’ye yeni projeler kazandıracaklarını müjdeleyen İba,  “Hedefimiz, her vatandaşımızın gönlünde yer edinmek, her haneye umut olmak ve Edirne’mizin yarınlarını hep birlikte inşa etmektir. Bu yolda hiçbir ayrım gözetmeksizin, millete hizmet anlayışımızı rehber edinerek çalışacağız. Bugüne kadar Edirne’mize ve partimize değerli katkılar sunan önceki dönem yönetim kurulu üyelerimize teşekkür ediyorum. Bu bir bayrak yarışıdır ve bu kutlu mücadelede dün olduğu gibi bugün de birlik ve beraberlik içinde hareket edeceğiz. AK Parti’mizin ‘biz’ anlayışıyla attığımız her adım, davamızın gücüne güç katacaktır.” ifadelerine yer verdi.

“Edirne’miz için azimle çalışacağız”

Yeni yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, Edirne’nin her sokağında, her gönülde var olacaklarını söyleyen İba, “Cumhurbaşkanımı ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla, milletimizin duasını ve desteğini alarak Edirne’mizi Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaştırma yolunda azimle çalışacağız. Edirne’mizin geleceği için omuz omuza vererek yeni başarılara imza atacağımıza inancım tamdır. Rabbim çıktığımız bu yolda bizleri mahcup etmesin.” dedi.

Mazbata törenine AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, Gençlik Kolları Başkanı Barış Gündoğdu, yönetim kurulu üyeleri ile partililer katıldı.

CHP, Keşan’da buluştu


Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) iktidara yürüyüşü kap-samında yenilenen tüzüğünden sonra iktidara geldiğinde gerçek-leştireceği vaatleri sunacağı Parti Programının yenilenmesi çalış-maları amacıyla İlçe Danışma Ku-rulu CHP Keşan İlçe Başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya CHP Edirne İl Başkanı Av. Harika Taybıllı, CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral, CHP Edirne İl Yönetim Kurulu Üyeleri, CHP Keşan İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, Kadın ve Gençlik Kolları Başkan ve Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri ve İl Genel Meclisi Üyeleri parti programı konulu ilçe danışma kuruluna davet edilen üyeler katıldı.


TÜZÜK GEREĞİ DAVETLİ ÜYELER KATILDI
Genel Merkezin talimatıyla daraltılmış danışma kurulu toplantısına il başkanı, il yönetim kurulu üyeleri, ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu üyeleri, ilçe kadın ve gençlik kolları başkanları, ilçede kayıtlı kadın ve gençlik kolları merkez yönetim kurulu üyeleri, belde örgütlerinin başkanları, ilçe çevresi içindeki partili belediye başkanları, ilçedeki belediye meclisinin partili üyeleri, ilçeden seçilen il genel meclisinin partili üyeleri, partili muhtarlar, ilçe çevresindeki sendikalar, meslek kuruluşları ile tarım üretim ve tarım satış kooperatiflerinin partili başkanları, ilçede oluşturulan ve sürekli çalışan komisyonların başkanları, ilçede kayıtlı eski belde örgüt başkanları, ilçede kayıtlı eski ilçe ve belde belediye başkanları,ilçede kayıtlı eski ilçe başkanları ve ilçede kayıtlı eski milletvekilleri davet edildi.


Toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Daha sonra açılış konuşmasını yapan CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır’dan sonra Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan ve CHP Edirne İl Başkanı Av. Harika Taybıllı konuşma yaptı. Ardından katılımcılara parti programı ile ilgili olarak konuşmalarını yapmak üzere söz verildi.

“VERİMLİ BİR TOPLANTI OLDU”
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Keşan’da yapılan Parti Programı Danışma Kurulu Toplantısı’nın verimli geçtiğini belirterek, toplantı hakkında değerlendirmesine şu ifadelerle başladı:
“Cumhuriyet Halk Partisi Keşan İlçe Başkanlığı olarak 18 Aralık 2024 Çarşamba günü gerçekleştirdiğimiz Parti Programı Danışma Kurulu Toplantımız hem ilçemiz hem de ülkemiz için büyük bir önem taşıyan konuların ele alındığı, oldukça verimli bir platform oldu.Toplantımızda demokrasi ve hukuk devleti, göç, üretim, ekonomi, sağlık, eğitim, güvenlik, sosyal güvenlik, tarım, bilim ve teknoloji ile çevre gibi halkımızı doğrudan ilgilendiren hayati meseleleri masaya yatırdık. Her biri ülkemizin geleceğini yakından ilgilendiren bu başlıklar üzerine katılımcılarımızın görüşlerini dinledik, önerilerini değerlendirdik ve ortak akıl doğrultusunda çözüm yollarını tartıştık.”


“SORUN VE ÇÖZÜMLERİNE GENİŞ BİR AÇIDAN BAKTIK”
Sorunlara ve çözümlerine bakış açısını geniş tuttuklarını belirten İlçe Başkanı Çakır, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak, halkımızın yaşadığı sorunları anlamak ve çözüm üretmek adına geniş bir perspektiften yaklaşmaya devam ediyoruz. Bu bağlamda:
Hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğine olan inancımızı vurguladık.
Bölgesel ve ulusal düzeyde etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz göç meselesine dair, insan haklarına dayalı ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi gerektiği üzerinde durduk.
Vatandaşlarımızın artan hayat pahalılığı ve işsizlikle mücadele ettiği bir dönemde, üretime dayalı bir ekonomik modelin nasıl inşa edilebileceğini konuştuk.
Tarım politikalarının, özellikle bölgemiz gibi tarıma dayalı ekonomilerin yoğun olduğu yerlerde, yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade ettik. Çiftçimizin alın terinin karşılığını alabilmesi ve üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için öneriler paylaşıldı.
Toplumsal eşitliğin en önemli iki ayağı olan sağlık ve eğitimdeki sorunların çözümü için yapılması gerekenleri detaylı olarak tartıştık.
Bilimin ışığında hareket eden ve çevresini koruyan bir anlayışla teknoloji kullanımının ve çevre politikalarının nasıl iyileştirilebileceği üzerine fikir alışverişinde bulunduk.
Basının özgürleşmesi için Basın İlan Kurulu’nun özerkleşmesi, sürdürülebilir haberciliğin yapılabilmesi ve daha çok kesimin habere ulaşılabilmesi için yerel yönetimler eliyle gerekli desteğin verilmesi konularını konuştuk.”
KATILIMCILARA TEŞEKKÜR
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, değerlendirmesini şu tespitlere yer vererek sonlandırdı:
“Bu toplantıdan çıkan en önemli mesaj şudur: Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmek için bilgiye dayalı, toplumun her kesiminin görüşlerini önemseyen bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Danışma Kurulumuz, sadece Cumhuriyet Halk Partisinin değil, tüm yurttaşlarımızın sesi olmaya devam edecek. Bu vesileyle, toplantımıza katılarak görüşlerini bizimle paylaşan tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Biz, ortak akıl ve dayanışma ile Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında çok daha güçlü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğimize inanıyoruz.”

İYİ Parti’den Hudut’a ziyaret


İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, Türkiye’nin son 22 yılda büyük tahribata uğradığını söyledi. Başkan Şahin, Türkiye’de ekonominin her geçen gün kötüye gittiğini kaydederek, “Halkımız, işverenlerimiz, esnafımız artık ayakta kalmak değil hayatta kalma savaşı veriyor” dedi.
İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, Merkez İlçe Başkanı Burak Tanyeli, İl Yönetim Kurulu üyeleri Bahar Yüknü, Özkan Ayvaz ve Ayhan Özdilek, Hudut Gazetesi’ni ziyaret etti. Hudut Gazetesi Sahibi Gönül Uyanıktır ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mehmet Şeleci ile görüşen İYİ Parti İl başkanlığı görevine kısa süre önce getirildiğini hatırlatan Başkan Şahin, “Parti olarak yeni yönetim ve yeni il başkanı olarak da ben yeni yapılanma sürecinde ziyaretlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Halkımızla iç içeyiz. Sağ olsunlar ciddi teveccüh alıyoruz. Ülke gündemlerinde muhalefet açısından güçlü bir sesiz İYİ Parti olarak. Tabii Edirne özelinde de vekilimizin olması dolayısıyla halkımızdan aldığımız sorunları, mecliste gündeme getirebiliyoruz. Vekilimizin tabii sadece mecliste değil, Avrupa Parlamenter Meclisi’nde de yoğun bir gündemi var, çalışması var. Onunla birlikte inşallah biz de yeni süreçte daha iyi olacağız. İYİ Parti’den başka merkezde bir parti yok. Hem Atatürk ilke inkılaplarını içselleştireceksiniz, benimseyeceksiniz, aydınlık bir Türkiye’yi hedef kılacaksınız” dedi.


Şahin, “Yönetim olarak şu an yoğun olarak STK ziyaretlerimiz var. Yine çeşitli halkla buluşabildiğimiz yerlerde buluşuyoruz. Üye kayıtlarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Evet yerel seçimlerden sonra halkımız biraz küsmüştü bize ama gelinen noktada yine bir umut olduk biz ülkeye. Dolayısıyla ben de buradan partimize gösterilen bu yoğun ilgiden dolayı teşekkür ederim. Hedeflerimiz ortak, amaçlarımız ortak. Daha iyi bir ülke, daha yaşanılabilir bir ülke istiyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin son 22 yıldır çok ciddi ve sıkıntılı bir süreç geçirdiğini kaydeden Şahin şunları söyledi:
“Bu eğitim sistemiyle başladı. Şu an baktığımda her şeyin planlı programlı bir şekilde olduğunu görüyorum. Siz eğitim sistemini yıktınız, gençleri cahilleştirdiniz, düşünmeden alıkoydunuz. Size itiraz edeni hapishaneye atmakla tehdit ettiniz, attınız da yeri geldi. Baskıyla bu ülkeye çok ciddi zarar verildi. Ama bu tabii devam edecek de bir süreç. Yani bu 22 yıl boyunca cahilleştirilen toplum birden yönetim, iktidar değişince değişmeyecek. Bunlar devam edecek. Bir şeyle ilgilenmeyen; ‘aman bize ne’ diyen, ülkenin gündemiyle ilgilenmeyen bu genç nesil orta yaş olacak, yaşlılığı olacak ve sürekli bu insanlar oy kullanacak. Dolayısıyla bu tahribatın giderilmesi çok zaman alacak. Yıkmak her zaman kolaydır, yapmak zor olan. Böyle bazen hep düşünüyoruz ya; ‘Ya atamız işte Allah bir ömür verseydi bir 10 sene daha kalsaydı’. Hep böyle bunun özlemiyle yanıp tutuşuyoruz bazen. Ne kadar büyük bir insan, ne kadar büyük bir lider olduğunu gün geçtikçe hala anlıyoruz. “
AYAKTA KALMA DEĞİL HAYATTA KALMA SAVAŞI VERİYORUZ
İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, Türkiye’de ekonominin her geçen gün kötüye gittiğini kaydederek, “Halkımız, işverenlerimiz, esnafımız artık ayakta kalmak değil hayatta kalma savaşı veriyor. Bu durum her meslekte olduğu gibi yerel basınımız için de geçerli. Halkın sorunlarını gündeme getirecek özgür basına ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

‘Süt krizi, et krizini doğuruyor’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi’nin 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye alım fiyatını litre başına 17,15 TL olarak açıklamasına sert tepki gösterdi. Ün, bu kararı, “Siz süt üretmeyin, ben canlı hayvan ve et ithal ediyorsam, sütü de ithal ederim” şeklinde yorumladı.

“Süt Üreticisi Üç Ay Boyunca Zarar Ettirildi”

Süt üreticisinin aylardır büyük zararlarla üretime devam ettiğini belirten Ün, konseyin açıklamalarını eleştirerek şunları söyledi:

“Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı verilere göre, Ekim ayında çiğ süt üretim maliyeti bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %30 artarken, alım fiyatındaki artış %27’de kaldı. Yem maliyetleri ise %41 oranında yükseldi. Kendi açıkladıkları verilere göre konuşuyorum; süt üreticisine üç ay boyunca zararına satış yaptırılıyor. Bu duruma kim göz yumdu? Elbette AKP ve onun zengin dostları. AKP, Ulusal Süt Konseyi’nde hiçbir zaman çiftçinin lehine bir karar almadı, alamaz da. Onların tek derdi, birkaç yandaşını nasıl daha da zengin edecekleri. Ancak olan yine ülke hayvancılığına oluyor.”

“Konsey, Kararlarıyla Çiftçinin Alacağını Gasp Etti”

Ulusal Süt Konseyi’nin, 9 Ağustos 2024 tarihinde aldığı üç aylık periyotlarla toplanma kararına rağmen geç harekete geçtiğini söyleyen Ün, şunları kaydetti:

“Yaz aylarından bu yana süt üreticisi zararına satış yapmak zorunda bırakıldı. 9 Ağustos’ta alınan karara göre, Konsey’in 7 Kasım 2024’te toplanması ve fiyatı revize etmesi gerekiyordu. Ancak Konsey bu toplantıyı 40 gün geciktirerek 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde fiyatı 17,15 TL olarak belirledi. Eğer bu karar zamanında alınsaydı, çiftçinin fiyatı 54 gün önce revize edilecekti. Bu süre zarfında çiftçinin cebinden alınan 54 günlük alacak, Ulusal Süt Konseyi aracılığıyla AKP’nin talimatıyla gasp edilmiştir.”

“Süt Krizi, Et Krizini Doğuruyor”

Çiğ süt fiyatındaki %17’lik artışın, çiftçinin maliyet ve kâr hesabına göre değil, siyasi beklentilere göre belirlendiğini savunan Ün, şu değerlendirmede bulundu:

“2025 yılı için beklenti enflasyonu %17,5 olarak açıklandı ve yapılan fiyat artışı bu oranla uyumlu. Ancak artış çiftçinin maliyetine ya da kârına göre değil, ‘Ben sana bu fiyatı uygun gördüm, bununla idare et’ anlayışıyla yapılmıştır. İktidarın bir türlü görmek istemediği gerçek şu: Süt krizi, et krizini doğuruyor. Bugün süt üreticisi, üretmek yerine AKP’nin yüksek faiz politikalarına yatırım yapsa daha kârlı çıkıyor. Eğer süt üreticisi üretimden çekilirse, önümüzdeki yıl 520 bin, bir sonraki yıl ise 1,5 milyon hayvan ithalatı gündeme gelir. Süt desteklenmeden et üretimi mümkün değil. Bu fiyatın anlamı, ‘Süt üretmeyin’ demektir.”

Ün: Çiftçimize nefes aldıralım

Edirne Milletvekili Ediz Ün çiftçi borçlarının yapılandırması için kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Milletvekili Ün, ““Borç batağındaki çiftçiyi kurtarmak artık bir zorunluluk” dedi.
Edirne Milletvekili Ediz Ün, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve bankalara olan borçlarının faizlerinin silinmesi ve borçlarının yeniden yapılandırılmasını öngören kapsamlı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu.
“Borç batağındaki çiftçiyi kurtarmak artık bir zorunluluk!”
Edirne Milletvekili Ediz Ün, çiftçinin mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Son yıllarda çiftçilerimiz, yanlış tarım politikalarının ve artan ekonomik krizlerin yükünü taşımakta. Bugün bankalara olan tarımsal borç 800 milyar lirayı aşmış, Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borç ise 50 milyar TL’ye ulaşmıştır. Yüksek faizler, üretim maliyetlerindeki artış ve yeterli desteklemenin verilmemesi, çiftçimizi adeta borç sarmalına hapsetmiştir.
“Çiftçilerimiz, yıllardır hatalı ekonomi politikalarının ve plansız tarım yönetiminin bedelini ödüyor. Çiftçiyi üretime değil borca mahkûm eden bu sistem artık değişmelidir. Çiftçimiz sadece tarlasında ürettiğiyle değil, borç yüküyle boğuşuyor. Bu gidişata dur demek, bir siyasetçi olarak görevimizdir.”
Çiftçilerimizi Rahatlatacak Çözüm Planı
Milletvekili Ediz Ün, teklifin çiftçilerin borç yükünü hafifletmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak adına kapsamlı bir yapılandırmayı içerdiğini belirterek şu bilgileri verdi:
Çiftçilerin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizleri tamamen silinecek.
Anapara borcu, faizsiz bir şekilde 5 yıl içinde, hasat sonrası ödemelerle eşit taksitler halinde yapılandırılacak.
Yapılandırmaya başvuran çiftçilerin mevcut borçlarına dair icra ve dava süreçleri sonlandırılacak.
Yapılandırmadan kaynaklanan gelir kayıpları, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanacak.
Üretimde sürdürülebilirlik ve çiftçinin korunması gerektiğinin altını çizen Ediz Ün, tarım sektörüne gereken önemin verilmemesi halinde Türkiye’nin dışa bağımlılığının artacağına dikkat çekti. Ün, “Çiftçilerimize borç yükünden kurtulma ve yeniden üretime odaklanma imkânı sunmazsak, tarım alanında ithalat bağımlılığımız derinleşir. Çiftçilerimizi korumak ve yeni çiftçileri sektöre kazandırmak zorundayız” şeklinde konuştu.
“Bu yasa çiftçiye nefes, ülkeye umut olacak!”
Kanun teklifinin yasalaşması durumunda, borç batağındaki çiftçilere nefes aldırılacak ve tarım sektörü yeniden güçlenecek. Ediz Ün, bu teklifin sadece çiftçiler için değil, gıda güvenliği ve ülke ekonomisi için de hayati bir adım olduğunu vurgulayarak, “Bu düzenleme, çiftçilerimizin hak ettiği adaleti sağlayacak. Çiftçimizi yeniden üretimin öznesi yapacağız. Bu teklifle çiftçiyi borca mahkûm eden düzen sona erecek. Bu, siyasetin değil, vicdanın meselesidir” dedi.

‘17-25 Aralık’ı unutmadık, unutturmayacağız’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, “Cumhuriyet Halk Partisi gençliği olarak; temiz siyaset, eşit eğitim, adil paylaşım ve aydınlık bir gelecek için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. 17-25 Aralık’ı unutmadık, unutturmayacağız” dedi.
İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, 17-25 Aralık 2013’te ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet skandalları, halkımızın alın terine, gençliğimizin geleceğine yapılan büyük bir ihanettir. Aradan geçen 11 yıla rağmen, bu skandalların üzeri örtülmüş, hesap sorulması gerekenler adalet karşısında hesap vermekten kaçırılmıştır şeklinde konuştu.
Başkan Hata açıklamasında şunlara yer verdi:
Bugün bu düzenin en büyük mağdurları gençlerdir. Bizler, bu ülkede barınma kriziyle baş etmeye çalışan, üniversite okurken dahi ev kiralarını ödeyemeyen, KYK borçları altında ezilen binlerce genciz. Bizler, eğitimde fırsat eşitsizliğine mahkum edilen, işsizliğin pençesine itilen, liyakatsizlik nedeniyle geleceği çalınan gençleriz.
Bu ülkenin kaynakları, gençlerin eğitimi ve refahı için harcanması gerekirken, yıllardır bir avuç yandaşın cebine akıtılmış, halkın emeği yolsuzlukla talan edilmiştir. Bugün derinleşen ekonomik kriz, gençlerin umutlarını söndürmeye çalışsa da biz susmuyoruz ve haykırıyoruz:
“Biz gençler, bu düzeni değiştireceğiz! Barınma, eğitim, adalet ve eşitlik haklarımızı söke söke alacağız!”
Cumhuriyet Halk Partisi gençliği olarak; temiz siyaset, eşit eğitim, adil paylaşım ve aydınlık bir gelecek için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. 17-25 Aralık’ı unutmadık, unutturmayacağız!
Yolsuzluk düzenine teslim olmayacağız! Gençliğin umudu var, gücü var, değişim çok yakın!

Akalın, üniversiteleri mercek altına aldı

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’deki üniversitelerin son durumlarını, sorunlarını ve çözüm önerilerini anlattı.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’deki üniversitelerin mevcut durumunu ve yükseköğretim sistemindeki sorunları Meclis’te yaptığı konuşmayla gündeme getirdi. Akalın, üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar olmadığını, aynı zamanda araştırma yapan, bilgi üreten, toplumu yönlendiren ve bilimin ışığında toplumun aydınlanmasına katkı sağlayan yapılar olduğunu vurguladı. Üniversitelerin bu rolünü yerine getirebilmesi için özerk olmalarının zorunlu olduğunu belirten Akalın, Türkiye’deki üniversitelerin sayısının fazla olmasına rağmen, çoğunun altyapısının eksik olduğunu ve öğretim elemanı sayısının yetersiz kaldığını ifade etti.
Üniversite Sayısının Artışı ve Sorunlar
Mehmet Akalın, Türkiye’de şu an 209 üniversite bulunduğunu ve yaklaşık 7 milyon öğrenci olduğunu belirterek üniversitelerin sayısının artmasının, eğitim kali-tesinin arttığı anlamına gelme-diğini söyledi. Türkiye’de üni-versitelerin büyük çoğunluğunun altyapı eksiklikleriyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Akalın, birçok üniversitenin eğitim ve-recek yeterli öğretim üyelerinden yoksun olduğunu ifade ederek, üniversite mezunlarının iş bulma konusunda ciddi sorunlarla kar-şılaştığına dikkat çekerek, resmi verilere göre mezunların %30 ila %35’inin iş bulamadığını, iş bulanların ise büyük bir kısmının kendi alanlarında istihdam edilemediğini söyledi.
Üniversite Sayısının Artışı ve Verimlilik
Akalın, gelişmiş ülkelerde üniversite sayısının 100-150 civarında olduğunu belirterek, “Üniversite sayısını artırdık” söyleminin bir başarı olarak sunulmasının doğru olmadığını, Türkiye’nin üniversite sayısını artırmaya odaklanmak yerine, mesleki ve teknik eğitimin güçlendirilmesi gerektiğini, bu şekilde, sanayinin ihtiyaç duyduğu mesleki eğitimli elemanların yetiştirilmesi mümkün olacağını belirtti.
Dünya Üniversite Sıralamaları ve Türkiye’nin Durumu
Mehmet Akalın, Türkiye’nin dünya üniversite sıralamalarındaki düşüşüne de dikkat çekti. 2011 yılında dünyada ilk 1000’e giren Türk üniversitesi sayısının 20 olduğunu, 2024 itibariyle bu sayının sadece 9’a düştüğünü aktaran Akalın, 2011’de ilk 500’de 5 Türk üniversitesinin yer aldığını ancak 2016’dan itibaren ilk 500’de Türk üniversitesinin bulunmadığını,bu durumun, üniversitelerdeki akademik özgürlük ve özerkliğin ne kadar önemli olduğuna işaret etti.
Üniversitelerdeki Özgürlük ve Özerklik Sorunları
Akalın, üniversitelerin özerkliğine dair önemli bir raporu gündeme getirerek, Türkiye’nin üniversitelerinin yönetici belirleme süreçlerinde bağımsızlıklarını kaybettiklerini belirterek, Avrupa’daki üniversitelerle karşılaştırıldığında Türkiye’nin, rektörlerin üniversite tarafından değil, Cumhurbaşkanı tarafından atandığı tek ülke olduğunu ifade etti. Akalın, 2018 yılında gerçekleştirilen değişiklikle, rektör seçimlerinin tamamen Cumhurbaşkanlığına devredildiğini ve bunun sonucunda rektörlük ve akademik kadrolarda liyakat yerine sadakat esaslı atamaların yapıldığını vurguladı. Akalın, şunları söyledi:
Üniversite kadroları, rektörlükler âdeta bir teselli ikramiyesi olarak görülmeye başlanmıştır. Mesela neler oldu? Bazı örneklere bakalım. Rektör olacak kişinin milletvekilliği bitiyor, rektör yapılıyor; belediye başkanlığı bitiyor, rektör yapılıyor. Mesela yine başka bir örnek: Başka bir siyasi partiden transfer ediliyor ve daha sonra, bu transfer yapıldıktan sonra da mükâfat olarak “Şimdi de sizi rektör yapalım.” diyorlar, rektör yapıyorsunuz. Milletvekili seçilemiyor, belediye başkanı seçilemiyor, rektör yapılıyor. Neredeyse rektörlük, dekanlık gibi kadro atamalarında kriterlerin başında AK PARTİ’li olma şartını getirdiniz. Sizi tebrik ediyorum. Yükseköğretimde yeni bir dönem başlattınız. Sizin bu yaklaşımınızı rektörler de kendi alt kadrolarında yaparak yükseköğretimde nepotizm dönemini başlattınız.
Yükseköğretimde Liyakat ve Nepotizm
Milletvekili Mehmet Akalın, üniversite kadrolarındaki atamaların siyasi bir araç haline geldiğini, birçok kişinin, siyasi pozisyonlarını kaybetmiş olmalarına rağmen rektörlük gibi önemli görevlere atandığını söyledi. Bu durumun üniversitelerde nepotizm (akraba kayırma) ve liyakat eksikliklerini beraberinde getirdiğini belirten Akalın, liyakat yerine sadakati esas alan bu atamaların, üniversitelerdeki bilimsel üretkenliği ve yenilikçi projeleri olumsuz yönde etkilediğini ifade etti.
Üniversitelerin Ekonomik Durumu ve Öğretim Elemanlarının Maaşları
Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’deki üniversite öğretim elemanlarının maaşlarını da gündeme getirdi. 1980’li yıllarda profesör maaşlarının asgari ücretin 15 katı, araştırma görevlisi maaşlarının ise 5 katı olduğunu belirten Akalın, günümüzde ise profesör maaşlarının asgari ücretin sadece 4 katına, araştırma görevlisi maaşlarının ise 3 katına düştüğünü söyledi. Bu durumu, üniversitelerdeki öğretim elemanlarının ekonomik sıkıntılarını arttıran bir faktör olarak değerlendiren Akalın, maaşların düşüşünün öğretim elemanlarının akademik çalışmalarına olan motivasyonlarını olumsuz etkilediğini ve bilimsel üretim kapasitesini sınırladığını belirtti. Akalın, “Karnını doyurmakta zorlanan bir öğretim elemanından teknoloji geliştirmesini beklemek ne kadar gerçekçidir?” diyerek, düşük maaşların ve kötü ekonomik koşulların üniversitelerin gelişimini engellediğini, öğretim elemanlarının sadece sadakat üzerine atama yapılmasının, üniversitelerdeki bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi olumsuz etkilediğini vurguladı.
Sonuç ve Öneriler
Akalın, Türkiye’nin yükseköğretim sisteminde köklü bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti ve üniversitelerin özerkliğine kavuşturulması gerektiğini, üniversite sayısının artmasından çok, üniversitelerin altyapılarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Akalın ayrıca, mesleki ve teknik eğitimin yeniden yapılandırılmasını ve yükseköğretimin sektörel ihtiyaçlara göre şekillendirilmesini önerdi. Akalın, üniversitelerdeki akademik personelin maaşlarının iyileştirilmesi gerektiğini ve liyakat esasına dayalı atamaların yapılmasını isteyerek, üniversitelerin sanayi ve sektörlerle işbirlikleri yaparak AR-GE çalışmalarına daha fazla destek verilmesi gerektiğini belirtti.