Kategori arşivi: Siyaset

’22 bin 104 lira açlıktan ölün demek’

Edirne Milletvekili Ediz Ün açıklanan asgari ücrete değil ücret sadaka bile denemeyeceğini belirterek, “Bu para ile kim nasıl geçinecek?” diye sordu.

Milletvekili Ün,22.104 liranın çalışanlar için “açlıktan ölün” demek olduğunu belirttiği yazılı açıklamasında asgari ücreti değerlendirirken şunları söyledi:

“Günlerdir yapılan toplantılar, yapılan açıklamalar maalesef çalışanlar için büyük hayal kırıklığıdır. 22.104 lira için hiç toplanmaya gerek yoktu. AKP, herkesi yoksullaştırıyor ve yoksullukta eşitliyor. Hiçbir gelişmiş ülkede vatandaşın yarısı asgari ücretle çalışmaz. Maalesef bizim insanlarımızın yarıya yakını asgari ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Dün Balıkesir’de gencecik işçilerimizi patlamada kaybettik. 2025 yılına girilirken Türkiye’nin getirildiği manzara şudur; güvencesiz ve düşük maaşlarla kölelik düzeyinde çalışma, alabildiğince emek sömürüsü ve ileriye güvenle bakamayan milyonlar.

Ülkenin bütün kaynakları faize, kur korumalı mevduata, geçiş ve hasta garantili işler yapan yandaş müteahhitlere akıyor. Emekli, emekçi yoksullaştıkça yoksullaştırılıyor. Açıklanan rakama değil ücret sadaka bile denemez çünkü kimse bu paraya geçinemez, yaşayamaz.

Uyguladıkları ekonomik politikalarla vatandaşın boğazını sıkıyorlar olur ya boğazına bir şey girmesin diye. Bunu yaparken de Suriye’dir, İsrail’dir diye bağırıp yaşattıkları derin yoksulluğu gizlemeye çalışıyorlar. Algı operasyonlarıyla gerecekleri boğmaya çalışıyorlar. Boğulan vatandaşımızdır.

En basit hesapla şimdi yılbaşında yeniden değerlendirme adı altında ehliyetten MTV’ye bütün kalemlere yüzde 44 zam yapacaklar. Asgari ücrete yapılan zam yüzde 30. Gıda enflasyonu yüzde 50’yi bulmuş. Aradaki fark vatandaştan çalınan farktır. Hem de en yoksul vatandaşın boğazından alınıp zengine aktarılacaktır.

Ekonomist olanların şimdi kendini ispat için bu parayla nasıl geçinileceğini gösterme vaktidir. Bu para kiraya mı, gıdaya mı, eğitime mi, sağlığa mı yetecek? 

Asgari ücret açıklaması kamu çalışanları ve emekliler için de işaret fişeği olmuştur. Yalnız bu aydınlığı değil karanlığı işaret etmektedir. Emekliler ve kamu çalışanlarına yapılacak zam da maalesef çok düşük kalacaktır.

Türkiye 2025 yılına girerken tam da söylenildiği gibi; emekçilerinin zincirlerden başka kaybedecek bir şeyinin olmadığı ama önlerinde kazanacakları bir dünyanın olduğu zamana gelmiştir. Bu dünyayı kazanmanın ilk adımı AKP’yi göndermekle atılacaktır.”

‘Halkın geleceği çalınıyor’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, AKP iktidarının 24 Aralık 2024 tarihinde açıklanan asgari ücret kararına sert tepki göstererek “Halkımız sizi sandıkta silkeleyecek!” dedi.

İlçe Başkanı Çakır, belirlenen 22.104 TL’lik asgari ücretin, halkın vicdanlarını ve akıllarını yaraladığını ve bu kararın yoksulluğu derinleştirdiğini belirterek, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu rakamı kabul etmiyor, emeğin, alın terinin bu şekilde hiçe sayılmasına şiddetle itiraz ediyoruz. Bu sözler, halkımıza duyduğumuz sorumluluğun bir gereğidiri” fadelerini kullandı.

“BU RAKAM MUTFAK MASRAFLARINI BİLE KARŞILAMAKTAN ACİZDİR”

22.104 lira, milyonlarca insan için daha derin bir yoksulluğun habercisi olduğunu vurgulayan Çakır, eleştirilerine şöyle başladı:

“Bu rakam, dört kişilik bir ailenin sadece mutfak masraflarını bile karşılamaktan acizdir. Elektrik faturaları, doğalgaz zamları, kira fiyatları ve temel ihtiyaçların tırmanan maliyetleri düşünüldüğünde, bu rakam sefaletin başka bir isimle ilan edilmesinden ibarettir.”.

“BU MAAŞ, HALKIN YAŞAMAYA DEĞİL, ÖLMEYE MAHKÛM EDİLMESİDİR”

İlçe Başkanı Çakır, asgari ücretin, çalışan halkın yaşamını sürdürebilmesine yetmediğini ifade ederek, “Bugün bir kilo etin fiyatı 500 lirayı geçmiş, bir litre süt bile birçok haneye lüks hale gelmiştir. Bu asgari ücretle bir aile, bırakın insanca yaşamayı, ayın ortasını bile zor getirir. Bu maaş, halkın yaşamaya değil, ölmeye mahkûm edilmesidir. AKP iktidarı, halkın mutfaktaki yangınını görmezden gelerek kendi sarayında rahat bir hayat sürmeye devam ediyor. Halk ise her gün market rafları önünde, pazar tezgâhlarında ‘Bugün neyi alamayacağım?’ sorusunu sormak zorunda kalıyor” dedi.

“SARAYDAN BAKINCA HALKIN NASIL GEÇİNDİĞİ GÖRÜNMÜYOR”

Çakır, AKP iktidarının halkın sorunlarına duyarsız olduğunu belirterek, eleştirilerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Bu asgari ücret kararı, AKP’nin halkın gerçeklerinden ne kadar uzak olduğunun yeni bir göstergesidir. Bir yanda her türlü lüks içinde yaşayan yandaşlar, diğer yanda ay sonunu getiremeyen milyonlarca vatandaşımız. AKP’nin belirlediği bu ücret, adaletin tamamen rafa kaldırıldığı, vicdanların körleştiği bir düzenin resmidir.Düşünün, bir bakan maaşı 150-200 bin lirayı bulurken, kendileri dört beş yerden ayrı ayrı maaş alırken asgari ücrete reva görülen bu rakamla kaç gün yaşanabilir? Saraydan bakınca halkın nasıl geçindiği görünmüyor, çünkü onlar halkın çektiği sıkıntıyı bilmiyor, bilmek de istemiyor.”

HALKIN GELECEĞİ ÇALINIYOR

İlçe Başkanı Çakır, açıklamasında, AKP’nin sadece asgari ücreti değil, halkın umudunu da çaldığını belirterek, “Gençlerimiz artık bu ülkede bir gelecek göremiyor, anneler çocuklarını besleyememenin utancını yaşıyor. Bu sistem, emekçiye adeta şunu söylüyor: ‘Çalış, çabala ama asla insanca yaşama!’ Bu, kabul edilemez bir zulümdür” dedi.

CHP’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emekçilerin yanında olacaklarını vurgulayan İlçe Başkanı Çakır, CHP’nin iktidar olduğunda hayata geçireceği politikaları sıraladı:

“Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunun altını çiziyoruz: Emeğin değeri, insanın onurudur. Asgari ücret, sadece karnını doyurmak için değil, bir insanın onurlu bir şekilde yaşayabilmesi için belirlenmelidir. Şu anda bir işçi, bırakın geleceğini planlamayı, günlük ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor. Bu, 21. yüzyıl Türkiye’sine yakışmayan bir tablodur.

Bu düzen böyle gitmeyecek! Halkımız bu karanlık günleri aşacak. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, her zaman emekçinin, işçinin ve dar gelirlinin yanında olacağız. İktidar olduğumuzda;

Asgari ücret yoksulluk sınırının üzerinde belirlenecek.

Elektrik, doğalgaz ve temel gıda ürünlerinde KDV sıfırlanacak.

Çalışanların haklarını gasp eden düzenlemelere son verilecek.”

“HALKIMIZ SİZİ SANDIKTA ‘SİLKELEYECEK”

CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bugün bu adaletsizliği kabul edenlere sesleniyoruz: Sandık günü öyle ya da böyle yaklaşıyor. Halkın iktidarında bu düzeni değiştireceğiz. Sizin tabirinizle söylüyorum: Sandığın geldiği gün halkımız sizi sandıkta ‘silkeleyecek.’ Herkesin insanca yaşayabileceği bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.Bugünler geçecek, ama mücadele etmeden değil! Halkımızın sesini duyurması gerekiyor. Çalışanların alın terini hiçe sayan bu düzene karşı, emeğin hakkını arayan herkesle birlikte sesimizi yükselteceğiz. Unutmayın, ‘karanlığın en yoğun olduğu an, aydınlığa en yakın olduğumuz andır.’ Biz halkız, biz çoğunluğuz ve bu düzeni değiştirmek elimizde!Halkımız şunu bilsin: Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman halkımızın yanınızdayız. Bu mücadeleyi omuz omuza verecek, ülkemizi hak ettiği refaha, aydınlık günlere ve adalete ulaştıracağız.”

‘İşçi yarı açlığa mahkûm’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, asgari ücret artışının yoksulluğu bitirmek için yetersiz olduğuna dikkat çekerek,  iktidarın yeniden değerleme oranı ile devletin mal ve hizmetlerini enflasyona karşı korurken işçiyi yüzde %30 zam ile yok saydığını söyledi.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, yaptığı yazılı açıklamada, ülkede dar gelirli vatandaşların ana harcama kalemlerini oluşturan kira, gıda, eğitim ve sağlık harcamaları başta olmak üzere diğer kalemlerde enflasyonun Kasım ayı itibarıyla yüzde 64 seviyesine ulaştığının altınını çizerek, şunları kaydetti:

“Buna ek olarak, 2024 yılı için öngörülen yüzde 3,2’lik büyüme oranını refah payı olarak dikkate aldığımızda, asgari ücretin en az yüzde 67,2 oranında arttırılması ve 28.427 TL’ye çıkarılması gerekirdi.

Ancak, mevcut iktidarın açıkladığı asgari ücret artışı, ne yazık ki emeğiyle geçinmeye çalışan işçileri yarı açlığa mahkûm etmektedir. Üstelik yeniden değerleme oranı, MTV gibi diğer gelir kalemlerindeki artış bile asgari ücretteki orandan fazla iken asgari ücretin bu oranda kalması işçinin hakkını yok saymaktan öteye gitmemektedir. İktidar yeniden değerleme oranı ile devletin mal ve hizmetlerini enflasyona karşı korurken işçiyi %30 zam ile yok saymıştır.

Diğer yandan yapılan araştırmalar, Türkiye’de işçi verimliliğinin yükseldiğini ancak işçilerin ürettikleri değerden aldıkları payın artmadığını açıkça göstermektedir. Bu durum, gelir dağılımındaki adaletsizliği ifade eden ‘Gini’ katsayısındaki artışla da teyit edilmektedir. Gelir dağılımının her geçen yıl daha da bozulması, dar gelirli kesimleri giderek yoksullaştırmaktadır. Bugün ülkemizde milyonlarca işçi, emeğinin karşılığını alamamakta ve insanca yaşayabilecek bir gelire ulaşamamaktadır. Buna karşın, mevcut iktidar işçinin hakkını göz ardı ederek kendi çevresindeki dar bir zümreyi zenginleştirmeye devam etmekte, sözde işçi sendikaları ise ’sarı sendika’ görüntüsünden bir adım öteye gitmemektedir. Bu doğrultuda işçi hakları sistematik bir şekilde yok edilmektedir. İşçinin, emekçinin ve emeklinin kaderi iktidar eliyle yokluğa ve yoksulluğa terk edilmekte ve bu durumla ilgili olarak da sözde ana muhalefet tarafından bir öneri sunulmamaktadır.

Bundan 20 küsur sene önce ekonomik sorunları çözme vaadi ile iktidara gelen AKP, o gün eleştirdiği sorunları bugün büyük Türk Milletine tekrar ve daha şiddetli bir şekilde yaşatmakta, sözde ana muhalefet ise aynı süreç zarfında halka güven aşılayıp bu sorunları çözebileceğinin ümidini verememektedir.

Zafer Partisi olarak, bu adaletsiz düzeni kabul etmiyoruz. İktidarımızda hem üretim artırılacak hem de üretilen değer adil bir şekilde dağıtılacaktır.Türkiye’de yaşayan herkesin emeğinin karşılığını alacağı, insanca yaşayabileceği bir düzeni inşa etmek için çalışacağız. Çalışanların alın teri bizim için kutsaldır ve onların hak ettiği refah düzeyine ulaşmaları birinci önceliğimizdir. İşçilerimizin hak ettiği adil düzeni sağlama sözümüzü yineliyoruz. Zafer Partisi’nin hedefi, adil bir Türkiye için işçi, emekçi ve tüm vatandaşlarımızın yanında olmaktır.”

CHP Keşan İnönü’yü andı


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, İsmet İnönü’nün vefatının 51. yıldönümünde anlamlı bir mesaj yayımlayarak, büyük lideri şükran ve minnetle andı.
İlçe Başkanı Çakır, yayımladığı mesaja şu ifadelerle başladı:
“İsmet İnönü, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin önemli isimlerinden biri olarak, I. ve II. İnönü Savaşları ile ülkemizin ‘makus talihini’ değiştirmiş ve Lozan Antlaşması’nın mimarı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı olarak da, çok partili hayata geçişin öncüsü olmuş ve demokratik bir ülkenin temellerinin atılmasına katkı sağlamıştır. Mustafa İsmet İnönü, 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’nin açılışında Edirne’nin o dönemin şartlarında önemli bir yeri olması sebebiyle Edirne milletvekilliğini tercih etmiştir.”


İlçe Başkanı Çakır, mesajında İnönü’nün dürüstlüğü, fedakârlığı ve çalışkanlığını vurgulayarak, onun halkının çıkarlarını her şeyin önünde tutarak büyük bir liderlik örneği sergilediğini belirtti. İnönü’nün, İkinci Dünya Savaşı’ndan ülkeyi uzak tutarak halkını büyük bir felaketten koruduğunu ve bu süreçte yaşadığı zorlukları, halkına duyduğu derin sevgiyle aştığını ifade eden Çakır, özellikle, bir çocuğun şekersiz çay içmesi karşısında verdiği “ama babasız bırakmadım” cevabının, onun halkına olan bağlılığının en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti.
İlçe Başkanı Çakır, İnönü’nün mirasının, yalnızca bir liderin değil, aynı zamanda özgür ve bağımsız bir Türkiye’nin inşasında izlenecek yolun da göstericisi olduğunu vurguladı. Çakır, “İsmet İnönü’nün izinden gitmek, onun hatırasına sahip çıkmak bizler için bir onurdur. O, her zaman örnek alınacak bir lider olarak Türk siyasetinde yerini almıştır. Onun mirası, ülkemizin çağdaş, demokratik ve bağımsız yarınına katkı sağlamak için hep birlikte çalışmamız gerektiğini bize hatırlatmaktadır. O’nun şu sözü bize hep yol göstermiştir: ‘Bir ülkede namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça o ülkede kurtuluş yoktur’” dedi.
Mesajında, İsmet İnönü ile aynı partinin mensubu olmaktan gurur duyduğunu ifade eden CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, İnönü’nün ruhunun şad olmasını diledi.

‘UTANÇ ÜCRETİ’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı 2025 yılı için 22.104 TL olarak belirleneni asgari ücreti ‘utanç ücreti’ olarak nitelendirdi.

Balkanlı yaptığı açıklamada şunları söyledi:

’’Son yıllarda ülkemizin içinden geçtiği ekonomik zorluklar, toplumumuzun tüm kesimlerini derinden etkilemektedir. AKP iktidarının yanlış ekonomik politikaları ve adaletsiz vergi yükü, emeklilerden işçilere, memurlardan dul ve yetimlere kadar herkesi ciddi bir geçim sıkıntısı ile yüz yüze bırakmıştır. Ülkede enflasyon kontrol edilemez bir noktaya ulaşmışken, asgari ücretlilere ve çalışanlara yapılan zamlar ne yazık ki enflasyon oranının altında kalmakta, halkın yaşam koşulları giderek zorlaşmaktadır.

Bugün AKP iktidarı, 2025 yılı için asgari ücreti yıllık enflasyon oranının dahi altında belirleyerek 22.104 TL olarak açıklamış ve milyonlarca çalışanı yokluk ve yoksullukla baş başa bırakmıştır. Bu, AKP iktidarının halkın gerçek sorunlarından ne kadar uzak olduğunun ve sıradan vatandaşı hiçe sayarak yalnızca bir avuç zenginin çıkarlarını gözettiğinin en net göstergesidir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, halkın sesi olmaya, AKP iktidarının yanlış politikalarını eleştirmeye ve toplumun tüm kesimlerinin haklarını savunmaya devam edeceğiz. AKP iktidarını bir kez daha, halkın gerçek sorunlarına eğilmeye çağırıyoruz. Çiftçilerimizin, emeklilerimizin, memurlarımızın ve asgari ücretlilerimizin sesini duymaya, ekonomik adaletsizliklere son verecek, halkın refahını artıracak politikalar üretmeye davet ediyoruz.

Ayrıca, tüm işçi sendikalarını, işçilerimizin haklarını savunmaya  ve AKP iktidarının 2025 yılı için belirlediği yoksulluk sınırının bile altında kalan  22.104 TL asgari ücrete karşı birlik ve dayanışma ruhuyla  harekete geçerek tepki göstemeye  çağırıyoruz. 

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, iktidara geldiğimizde sadece bir kesimin değil, toplumun tüm kesimlerinin sorunlarına çözüm üreteceğiz. Halkımızın yaşam koşullarını iyileştirmek, ekonomik adaleti sağlamak ve refahı tabana yaymak için var gücümüzle çalışacağız. Halkımızın hak ettiği yaşam seviyesine ulaşması için mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir.ASGARİ ÜCRET EN AZ 30.000 TL OLMALIDIR.’’

Ün’den tarım arazileri için soru önergesi


Edirne Milletvekili Ediz Ün, Edirne’de mülkiyeti hazineye ait tarım arazilerinin vatandaşlara kiralanması sürecindeki şeffaflık eksikliği ve bu konuda gelen şikayetler üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yazılı bir soru önergesi verdi. Ün, tarım arazilerinin kullanım ve kiralama süreçlerine ilişkin belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini vurguladı.
Milletvekili Ediz Ün, vatandaşların kamuya ait bu arazilerden adil şekilde faydalanabilmesi için şef-faflık ve eşitlik ilkesinin sağlanmasının önemine dik-kat çekerek, şu soruları yö-neltti:
“Edirne’de mülkiyeti hazineye ait toplam ne kadar tarım arazisi bulunmaktadır?
Bu arazilerin ne kadarı vatandaşlara kiralanmıştır?
Hazineye ait tarım arazilerinin kiralanmasında belirlenmiş standart kriterler var mıdır? Varsa bu kriterler nelerdir?
Kiralamalarda bir kişi için belirlenmiş en büyük ve en küçük alan sınırı var mıdır? Varsa bu sınırlar ne kadardır?
Akrabalık ilişkileri (kardeş, baba, oğul gibi) üzerinden çok sayıda arazinin bir kişi tarafından kiralanmasının önüne geçecek bir önlem alınmış mıdır?
Hazine arazilerinin kiralanma süreleri ne kadar olarak belirlenmektedir?”

CHP’de Üyesiz Danışma Kurulları


Olgay GÜLER
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Danışma Kurulu Toplantısında birlik ve beraberlik mesajları verilirken, geçmişte üyeye duyurulan toplantıların aksine üyeye duyurulmadan yapılan ilçeler ve merkez ilçe danışma kurulu tepkilerin hedefi oldu. Bilindiği gibi Danışma Kurulu toplantıları üyeye duyuru yapılarak geniş katılımla yapılıyordu. Parti programını şekillendirmek üzere yapılan toplantıya duyuru yapılmaması üyeler tarafından, “CHP’nin üyenin fikrine de varlığına da ihtiyacı yok mu?” sorusunu gündeme taşıdı
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantı Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantıya; CHP Edirne İl Başkanı Av. Harika Taybıllı, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın, Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, geçmiş dönem milletvekilleri ve il başkanları, kadın ve gençlik kolları üyeleri, il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile katıldı.


‘HEDEFİMİZ ÜLKEMİZİ AYDINLIK YARINLARA TAŞIMAK’
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantının açılışında konuşan CHP Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, “Bugün burada partimizin geleceği ve ülkemizin kurtuluş reçetesini oluşturmak adına önemli bir adım atmak için bir aradayız. Partimizin halkın büyük desteğiyle iktidara yürüyüşü kapsamında yenilenen tüzüğümüzün ardından parti programımızı yeniden şekillendirmek üzere tüm il ve ilçelerimizde önemli bir çalışma başlattık. Maalesef ülkemiz derin bir ekonomik kriz, hukuksuzluk, yoksulluk ve adaletsizlik altında zor günlerden geçiyor.
Bizlere düşen görev, partimizin bu sorunların çözümüne yönelik hazırlayacağı programı halkımızla buluşturmak ve milletimizin umudu olmaktır. Ülkemizin içinde bulunduğu tablo ortadadır. Halkımız, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezilmektedir. İşçiler alın terlerinin karşılığını alamamakta, emeklilerimiz ay sonunu nasıl getireceğini düşünmektedir. Öğrencilerimiz aç karınla okula gitmekte, gençlerimiz ise işsizlik ve istihdam sorunları nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmaktadır. Kadınlarımız şiddetin her türlüsüne maruz kalmakta, milyonlarca vatandaşımız derin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi vermektedir. Çiftçimiz üretimden uzaklaşmakta, sanayimiz ise üretim ekonomisinden kopmuş ithalata dayalı bir yapı içerisinde erimektedir. İşte bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, tarihi sorumluluğunun farkındadır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında halkımızın refahını arttırmak ve ülkemizi hak ettiği aydınlık yarınlara taşımak bizim temel hedefimizdir” dedi.


‘HALKIN OLANI HALKA VERMEK İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ’
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın da birlik mesajı vererek, “İçinde bulunduğumuz süreçte örgütümüzle beraber çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Seçim döneminde nasıl şevk ve heyecanla çalıştıysak, her geçen gün artan istek ve heyecanla çalışmaya devam ediyoruz. Sanki sürekli bir seçim sathındaymışız gibi sahada olmaya devam ediyoruz. Bundan sonraki en büyük hedefimiz; iktidara olan yürüyüşümüz. İktidar yürüyüşünde de üzerimize düşen ne varsa yapıyoruz. Seçildiğimiz ilk andan itibaren belediyecilik anlamında adil ve şeffaf bir yönetim anlayışını benimsedik. Tabii ki ekonomik zorluklarla karşı karşıya olmakla beraber hem bir taraftan mesai arkadaşlarımızın maaşlarını ödeyebildik hem de hizmet ürettik ve borçlarımızı ödemeye devam ediyoruz. Geldiğimiz noktada tabii ki gönlümüz çok daha fazlasını yapmayı arzu ediyor ama bir taraftan da hükümetin çeşitli yöntemlerle belediyeler üzerinde yaratmaya çalıştığı baskı mevcut. Ama biz hiçbir zaman bunlardan korkmuyoruz, çekinmiyoruz. Belediyenin bir kuşunu dahi zayi etmemek ve halkın olanı halka verebilmek adına yoğun bir mücadele veriyoruz” diye konuştu.


‘BELEDİYE BAŞKANLARI ÜZERİNDE YARATILAN BASKI ARACINI KABUL ETMİYORUZ’
Kayyum atamalarıyla birlikte belediye başkanları üzerinde yaratılan baskıları kabul etmediklerini ifade eden Akın, “Çok ciddi bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Özellikle kayyum süreci ile başlayan ve belediye başkanları üzerinde yaratılan baskı aracını kabul etmiyoruz. Bu konuda duruşumuz çok net. Buna toplu bir şekilde karşı durabilmek hepimizin vazifesi. Biz gerçekten yönetim anlayışımızda vatandaşlarımıza sosyal belediyecilik anlamında birçok hizmeti de sunuyoruz ve bundan da gurur duyuyoruz. Çok tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız. Belki ilk defa bu kadar yaklaştık iktidara. Şimdi üzerimize düşen vazife, tamamen bir olmak, birlik olmak. Geçmişte kişisel olarak yaşadığımız bazı sorunlar olabilir. Siyaset her zaman serttir ama birlikte hareket etmenin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Vatandaş bizi birlikte görmek istiyor, birbirimize sarıldığımızı görmek istiyor. Ancak bunu gördüğü zaman ikna oluyor ve değişim geliyor diyor. Genel Başkanımızla beraber başlayan değişim süreci, çok değerli büyükşehir belediye başkanlarımızın sosyal belediyecilik anlamında yapmış olduğu hizmetler, bizim yerel seçimlerde büyük bir başarı sağlamamıza neden oldu. Şimdi bunun devamını getirmek de tamamen bizim elimizde. Ben Edirne Belediye Başkanı olarak bu sorumluluğumun farkındayım” şeklinde konuştu.


‘HEDEFİMİZ TÜRKİYE’Yİ CHP İKTİDARIYLA BULUŞTURMAK’
Üye katılımsız yapılan merkez ilçe danışma kurulunda konuşan CHP Edirne İl Başkanı Av. Harika Taybıllı da, iktidar hedefi doğrultusunda gece-gündüz demeden çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Taybıllı, “Partimizin gelecekte uygulayacağı parti programını şekillendirmek, ilçemizin ihtiyaç ve taleplerini değerlendirmek ve daha güçlü bir yarın inşa etmek için fikir alışverişinde bulunmak üzere bir aradayız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşa ederken, ülkemizin içinde bulunduğu bu zorlu dönemde halkımıza umut olduğumuzu aklımızdan bir an bile çıkarmadan bu umudu büyütmek ve geleceğe taşıma sorumluluğuyla hareket etmek zorundayız. Bu sorumluluk, Atatürk’ün izinde halkın refahı ve özgürlüğü için mücadele eden bir davanın neferleri olan biz CHP’liler için büyük bir onurdur. Bu dava, her zaman haklının yanında durmayı, adaleti savunmayı ve halkımızın yüzünü güldürmeyi gerektirir. Burada sadece bugünü değil, yarını da konuşacağız. Hedefimiz açık ve de nettir. İlçemizde CHP’yi daha da güçlendirmek, daha çok vatandaşımıza ulaşmak, gençlere ve kadınlara daha çok alan açmak, Türkiye’nin her köşesinde hakkı, hukuku ve adaleti hakim kılmak, 31 Mart Yerel Seçimlerinde ikinci yüzyılın birinci partisi yaptığımız Ata’mızın mirası olan partimizi ilk genel seçimde Türkiye’nin iktidar partisi yaparak bu halkı CHP iktidarıyla buluşturmak” ifadelerini kullandı.

Akalın’dan beyin göçü uyarısı

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, partili cumhurbaşkanlığı sisteminin Türkiye’ye en büyük zararlarından birinin beyin göçü olduğunu belirtti. Beyin göçünün, ülkenin en değerli kaynağı olan nitelikli insan sermayesinin yurt dışına kayması anlamına geldiğini söyleyen Akalın, bu durumun ülkenin geleceğini tehdit ettiğine dikkat çekti.
“Nitelikli İnsan Kaynağımız Elden Gidiyor”
Beyin göçünü “nitelikli iş gücünün yetiştiği ülkeden, değer gördüğü ülkelere giderek geri dönmemesi” olarak tanımlayan Akalın, Türkiye’nin itici politikalar uyguladığını ifade etti. Türkiye’den yurt dışına göç eden yükseköğrenim mezunlarının oranının 2020 itibarıyla %21,4’e yükseldiğini belirterek, “Bu oran, iş gücündeki yükseköğrenim mezunlarının genel oranının iki katından fazladır” dedi.
İktidarın politikalarını eleştiren Akalın, “Üniversite hocalarımızı ekonomik olarak açlığa mahkûm ediyor, sosyal olarak boğuyoruz. ‘Giderlerse gitsinler’ yaklaşımıyla nitelikli insan kaynağımızı elimizle itiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Gençlerimize İş ve Umut Sunamıyoruz”
Özellikle yapay zekâ, bilişim, moleküler biyoloji gibi stratejik alanlarda eğitim alan gençlerin yurt dışında iş bulmaya zorlandığını belirten Akalın, Dünya Bankası verilerine göre yükseköğrenim görmüş bireylerin göç oranının diğer eğitim seviyelerine göre çok daha yüksek olduğunu kaydetti.
Akalın, “Moleküler biyoloji ve genetik bölümlerinde beyin göçü oranı %18. Bu, stratejik alanlarda yetişmiş en değerli insan kaynağımızı kaybettiğimiz anlamına geliyor,” dedi.
Sanal Beyin Göçü ve Çözüm Önerileri
Akalın, Türkiye’de gençlerin daha eğitimlerine başlamadan yurt dışında kariyer planları yaptığını veya mezun olduktan sonra yurt dışına gitmeyi hedeflediğini ifade ederek, buna “sanal beyin göçü” adını verdi. Gençlerin bu tercihlerinin, ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunlardan kaynaklandığını vurguladı.

Sorunun çözümüne yönelik önerilerde bulunan Akalın, “Liyakat ve adaleti tesis ederek, akademik özgürlükleri sağlayarak, nitelikli insan kaynağına değer vererek bu tablonun tersine çevrilmesi mümkündür” diye konuştu.
Çin Örneğiyle Uyardı
Akalın, Çin’in bilim ve teknoloji alanında gösterdiği gelişmeyi örnek göstererek, “1980’lerde on binlerce öğrencisini yurt dışına gönderen Çin, bu bireyleri ülkesine bilim insanı olarak geri döndürmeyi başardı. Böylece sanayisini AR-GE ile entegre ederek gerçek bir büyüme sağladı. Bu, bilimle gelişmenin açık bir örneğidir,” dedi.
Akalın, konuşmasını “Gençlerimize değer vermezsek Türkiye’nin uluslararası rekabet gücü daha da zayıflayacaktır. Geleceğimizi şansa bırakmamalıyız” diyerek tamamladı.

Hablemitoğlu ve Tatar unutulmadı


Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Edirne Kurucu İl Başkanı Av. Barış Ateş, Necip Hablemitoğlu’nu ve Yarbay Ali Tatar’ı minnet, saygı ve rahmetle andıklarını söyledi.
Ateş, Necip Hablemitoğlu ve Yarbay Ali Tatar’ın vefat yıldönümleri dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Aydın ve Cumhuriyetçi bir yazar olarak kaleme aldığı Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar, Orta Avrupa ve Bal-kanlar’daki Türk eserleri, Türk azınlıkları ve Türk şehitlikleri konuları, Türk azınlıkları, Kırım Türkleri, Alman Vakıfları ve Bergama dosyası ile öldürüldüğü için tamamlayamadığı Köstebek isimli araştırma kitabında Fettul-lah Gülen örgütlenmesini yazdığı eserleriyle Türk milletine ışık tutan Dr. Necip Hablemitoğlu’nu, hain bir suikast sonucu kaybedişi-mizin üzerinden 22 yıl geçti.
Henüz 2000’li yılların başında ‘Fettullahçılık cürüm işlemek için oluşturulmuş bir teşekküldü'” şeklinde nitelendirmede bulunarak daha o tarihlerde alarm zilleri çaldırarak ülkemiz ve toplumumuzu uyanışa sevk eden Necip Hablemitoğlu’nun vefatının 22. ölüm yıldönümünde kendisini unutmadık ve her daim hatırlayacağız.
Yıllar önce FETÖ yapılanmasının tehlikelerine dikkat çeken Hablemitoğlu, cesareti ve fikirleriyle bir döneme damgasını vurmuş, geride unutulmaz bir miras bırakmıştır. Kendisini saygı, rahmet ve minnetle bir kez daha anıyoruz. Fikirleri ve mücadelesi, gelecek nesillere ilham olmaya devam edecektir.
Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin cumhuriyetçi ve onurlu subaylarına karşı düzenlenen kumpaslar sonucu kaybettiğimiz deniz subayımız Yarbay Ali Tatar’ın vefatının ardından da 15 yıl geçti. Tatar’ın tutuklanmasını talep eden savcı ve tutuklama talebini kabul eden hâkim ise15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ üyesi olmak suçundan hapis cezasına çarptırıldı.
Yarbay Ali Tatar’ın Vefatından önce aile üyelerine yazmış olduğu son mektubunda, “başlarını öne eğdirecek hiçbir şey yapmadığını, başlarını dimdik tutmaları gerektiğini, kendisine yöneltilen hukuksuzlukla yaşayamayacağını, kendisine bu oyunu oynayanlara ve sahip çıkmayanlara kırgın olarak hayattan ayrılmayı tercih ettiğini, hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemeyeceğini ve bu şekilde gidilirse ne yönetecek bir ordu ne yaşayacak bir cumhuriyet ne de bir ülke bulamayacak” olduğumuzu haykıran Yarbay Ali Tatar, Türk subayının şerefini ve onurunu her şeyin üzerinde tutarak kumpasa karşı mücadele etmiş bir vatansever olarak hafızalarımızda yaşamaya devam edecektir.
Kendisine ve bu süreçte mağdur edilen tüm vatanseverlere olan borcumuz, hukukun üstünlüğünü ve adaleti savunmaktan asla vazgeçmemek olup vatanımızın, ülkemizin ve devletimizin bağımsızlığı uğrunda bu yolda gayret göstermekten ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.”
Cumhuriyetçilerimizi, demokrasi şehitlerimizi her daim hatırlayacak ve onların düşünce, amaç ve hayallerini hep canlı tutacağız.

Akalın’dan Diyanet İşleri’ne tepki


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin son altı yılını değerlendirdiği konuşmasında, sistemin ülkeye getirdiği olumsuz etkileri sıraladı. Akalın, özellikle ekonomik, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan gerilemeleri vurguladı.
Akalın, doğrudan yabancı yatırımlarının 2015 yılında 20 milyar dolardan 2023’te 10 milyar dolara düştüğünü belirterek, yatırımcıların güven kaybı nedeniyle ülkeye gelmediklerini söyledi. Akalın, “Yatırımcılar adaletin yok edildiği, kararların keyfî alındığı, hukukun üstünlüğünün zayıfladığı bir ülkeye güven duymazlar ve o ülkeye gelmezler” dedi.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ – HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
Basın özgürlüğü açısından Türkiye’nin 2015 yılında 149. sırada olduğunu, ancak 2023’te 165. sıraya gerilediğini ifade eden Akalın, bu düşüşün eleştirinin susturulmasının ve gerçeğin boğulmasının sonucu olduğunu vurguladı. Akalın, Yolsuzluklar Algı Endeksi’nde ise 2018’de 41 puan alan Türkiye’nin, 2023’te 34 puana düştüğünü belirterek, “Yolsuzluğun arttığı bir ülkede vatandaşlar devlete güvenemez” şeklinde konuştu.
Hukukun üstünlüğü endeksinde de Türkiye’nin 142 ülke arasında 107. sıradan 117. sıraya gerilediğini aktaran Akalın, adaletin ve güvenin zayıfladığı bir ülkede kalkınmanın zor olduğunu ifade etti.
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ
Akalın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi parti devletine dönüştürdüğünü, devletin bürokratik yapısının siyasallaştığını söyledi.
Bunun yanı sıra, Akalın, Cumhurbaşkanlığına bağlı İletişim Başkanlığı’nın bütçesindeki büyük artışı da eleştirdi. İletişim Başkanlığı’nın 2024 yılı bütçesinin 4 milyar lira olduğunu ve 2025 için 6 milyar lira önerildiğini belirten Akalın, bunun kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığını ve büyük ölçüde iktidarın propaganda faaliyetlerine harcandığını savundu.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği tek adam yönetimini ve bu yönetimin etkisiyle Diyanet İşleri Başkanlığı’nda yaşanan siyasallaşmayı sert bir şekilde eleştirdi. Akalın, Diyanet’in toplumu derinden etkileyen bir yanlış algı yarattığını ve özellikle gençlerin dini değerler ve eğitim konusunda yanıltıldığını söyledi. Diyanet’in İslam’ı temsil etme sorumluluğunda olması gerektiğini belirten Akalın, son dönemdeki bazı açıklamaların ve uygulamaların bu sorumluluğa ters düştüğünü vurguladı.
Akalın, Diyanet İşleri Başkanı’nın yaptığı açıklamaların toplumun dini inançlarını zayıflattığını savunarak, söz konusu kişinin İslam’ı temsil etme biçiminin halkın dine olan ilgisini azalttığını ifade etti. Ayrıca, Diyanet’in bütçesini halkın yararına değil, hükümetin “itibar” projeleri için harcadığını belirten Akalın, özellikle, Diyanet’in yurtdışında yaptığı harcamaları örnek göstererek, Amerika’daki lüks villaların ve diğer müsrif harcamaların toplumun dikkatinden kaçmadığını söyledi.
Diyanet’in bağışlar konusundaki çelişkili raporlarına da değinen Akalın, Diyanet’in faaliyet raporlarında bağış gelirinin 120 milyon lira olarak gösterildiğini, ancak Sayıştay raporlarında bu rakamın 75 milyon lira olduğunu ifade etti. Bu farkın nedenini sorgulayan Akalın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın konuyla ilgili bir açıklama yapmasını beklediğini belirtti.
Akalın, Diyanet’in 2019 yılında dağıttığı “Peygamber ve Gençlik” kitabında yer alan, “Yüksek tahsil yapmanın dinî inanç ve ibadetler üzerinde olumsuz etkisi yaptığı” ifadesini eleştirdi. Bu tür bir yaklaşımın, eğitim ile dinin çatışmadığını, aksine eğitimli bireylerin dini daha bilinçli bir şekilde yaşayabileceklerini göz ardı ettiğini söyleyen Akalın, “İkra” yani “oku” emrinin İslam’ın temel öğüdü olduğunu hatırlatarak, eğitim ve dinin birbirini güçlendiren unsurlar olduğunun altını çizdi.
İMAM-HATİP OKULLARI
Diyanet’in siyasallaşmasının etkilerini daha da belirginleştiren Akalın, imam-hatip okullarının sayısının arttığı ancak öğrenci sayısının azaldığını dile getirdi. 2002’de 450 olan imam-hatip sayısının 2024’te 1.698’e çıkmasına karşın öğrenci sayısının 600 binlerden 480 bine düştüğüne dikkat çeken. Akalın, bu düşüşün nedenlerini de şöyle açıkladı.:
“Nedir bunlar;
Mesela vatan hainlerini zamanında insanlara din âlimi olarak göstermenizdir.
Ekranlarda din adamı sıfatıyla kendine harem kurmuş bir sapığı millete izlettirmenizdir.
Birçok kurumu olduğu gibi Diyaneti de siyasallaştırmanızdır
Cuma hutbelerinde AK Parti propagandası yaptırmanızdır.
Ahlaksızlığı meşrulaştırmanızdır.
Din kisvesi altında cemaatçilik yapanların sapıklıklarını ‘Bir kereden bir şey olmaz’larla geçiştirmenizdir.”
Akalın, anket verilerine de değinerek, 2006 yılında gençlerin yüzde 98,3’ünün İslam diniyle ilişkili olduğunu belirttiği, ancak 2020’de yapılan ankette bu oranın yüzde 70’e düştüğünü ve dini inancı olmayanların oranının yüzde 30’a çıktığını vurguladı. Bu değişimin, Diyanet’in yanlış yönetimi ve siyasallaşmasından kaynaklandığını söyleyen Akalın, gençlerin dini inançlardan uzaklaştığını ve agnostisizm ile deizm gibi akımların arttığını ifade etti.