Kategori arşivi: Siyaset

‘Süt krizi, et krizini doğuruyor’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi’nin 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye alım fiyatını litre başına 17,15 TL olarak açıklamasına sert tepki gösterdi. Ün, bu kararı, “Siz süt üretmeyin, ben canlı hayvan ve et ithal ediyorsam, sütü de ithal ederim” şeklinde yorumladı.

“Süt Üreticisi Üç Ay Boyunca Zarar Ettirildi”

Süt üreticisinin aylardır büyük zararlarla üretime devam ettiğini belirten Ün, konseyin açıklamalarını eleştirerek şunları söyledi:

“Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı verilere göre, Ekim ayında çiğ süt üretim maliyeti bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %30 artarken, alım fiyatındaki artış %27’de kaldı. Yem maliyetleri ise %41 oranında yükseldi. Kendi açıkladıkları verilere göre konuşuyorum; süt üreticisine üç ay boyunca zararına satış yaptırılıyor. Bu duruma kim göz yumdu? Elbette AKP ve onun zengin dostları. AKP, Ulusal Süt Konseyi’nde hiçbir zaman çiftçinin lehine bir karar almadı, alamaz da. Onların tek derdi, birkaç yandaşını nasıl daha da zengin edecekleri. Ancak olan yine ülke hayvancılığına oluyor.”

“Konsey, Kararlarıyla Çiftçinin Alacağını Gasp Etti”

Ulusal Süt Konseyi’nin, 9 Ağustos 2024 tarihinde aldığı üç aylık periyotlarla toplanma kararına rağmen geç harekete geçtiğini söyleyen Ün, şunları kaydetti:

“Yaz aylarından bu yana süt üreticisi zararına satış yapmak zorunda bırakıldı. 9 Ağustos’ta alınan karara göre, Konsey’in 7 Kasım 2024’te toplanması ve fiyatı revize etmesi gerekiyordu. Ancak Konsey bu toplantıyı 40 gün geciktirerek 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde fiyatı 17,15 TL olarak belirledi. Eğer bu karar zamanında alınsaydı, çiftçinin fiyatı 54 gün önce revize edilecekti. Bu süre zarfında çiftçinin cebinden alınan 54 günlük alacak, Ulusal Süt Konseyi aracılığıyla AKP’nin talimatıyla gasp edilmiştir.”

“Süt Krizi, Et Krizini Doğuruyor”

Çiğ süt fiyatındaki %17’lik artışın, çiftçinin maliyet ve kâr hesabına göre değil, siyasi beklentilere göre belirlendiğini savunan Ün, şu değerlendirmede bulundu:

“2025 yılı için beklenti enflasyonu %17,5 olarak açıklandı ve yapılan fiyat artışı bu oranla uyumlu. Ancak artış çiftçinin maliyetine ya da kârına göre değil, ‘Ben sana bu fiyatı uygun gördüm, bununla idare et’ anlayışıyla yapılmıştır. İktidarın bir türlü görmek istemediği gerçek şu: Süt krizi, et krizini doğuruyor. Bugün süt üreticisi, üretmek yerine AKP’nin yüksek faiz politikalarına yatırım yapsa daha kârlı çıkıyor. Eğer süt üreticisi üretimden çekilirse, önümüzdeki yıl 520 bin, bir sonraki yıl ise 1,5 milyon hayvan ithalatı gündeme gelir. Süt desteklenmeden et üretimi mümkün değil. Bu fiyatın anlamı, ‘Süt üretmeyin’ demektir.”

Ün: Çiftçimize nefes aldıralım

Edirne Milletvekili Ediz Ün çiftçi borçlarının yapılandırması için kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Milletvekili Ün, ““Borç batağındaki çiftçiyi kurtarmak artık bir zorunluluk” dedi.
Edirne Milletvekili Ediz Ün, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve bankalara olan borçlarının faizlerinin silinmesi ve borçlarının yeniden yapılandırılmasını öngören kapsamlı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu.
“Borç batağındaki çiftçiyi kurtarmak artık bir zorunluluk!”
Edirne Milletvekili Ediz Ün, çiftçinin mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Son yıllarda çiftçilerimiz, yanlış tarım politikalarının ve artan ekonomik krizlerin yükünü taşımakta. Bugün bankalara olan tarımsal borç 800 milyar lirayı aşmış, Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borç ise 50 milyar TL’ye ulaşmıştır. Yüksek faizler, üretim maliyetlerindeki artış ve yeterli desteklemenin verilmemesi, çiftçimizi adeta borç sarmalına hapsetmiştir.
“Çiftçilerimiz, yıllardır hatalı ekonomi politikalarının ve plansız tarım yönetiminin bedelini ödüyor. Çiftçiyi üretime değil borca mahkûm eden bu sistem artık değişmelidir. Çiftçimiz sadece tarlasında ürettiğiyle değil, borç yüküyle boğuşuyor. Bu gidişata dur demek, bir siyasetçi olarak görevimizdir.”
Çiftçilerimizi Rahatlatacak Çözüm Planı
Milletvekili Ediz Ün, teklifin çiftçilerin borç yükünü hafifletmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak adına kapsamlı bir yapılandırmayı içerdiğini belirterek şu bilgileri verdi:
Çiftçilerin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizleri tamamen silinecek.
Anapara borcu, faizsiz bir şekilde 5 yıl içinde, hasat sonrası ödemelerle eşit taksitler halinde yapılandırılacak.
Yapılandırmaya başvuran çiftçilerin mevcut borçlarına dair icra ve dava süreçleri sonlandırılacak.
Yapılandırmadan kaynaklanan gelir kayıpları, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanacak.
Üretimde sürdürülebilirlik ve çiftçinin korunması gerektiğinin altını çizen Ediz Ün, tarım sektörüne gereken önemin verilmemesi halinde Türkiye’nin dışa bağımlılığının artacağına dikkat çekti. Ün, “Çiftçilerimize borç yükünden kurtulma ve yeniden üretime odaklanma imkânı sunmazsak, tarım alanında ithalat bağımlılığımız derinleşir. Çiftçilerimizi korumak ve yeni çiftçileri sektöre kazandırmak zorundayız” şeklinde konuştu.
“Bu yasa çiftçiye nefes, ülkeye umut olacak!”
Kanun teklifinin yasalaşması durumunda, borç batağındaki çiftçilere nefes aldırılacak ve tarım sektörü yeniden güçlenecek. Ediz Ün, bu teklifin sadece çiftçiler için değil, gıda güvenliği ve ülke ekonomisi için de hayati bir adım olduğunu vurgulayarak, “Bu düzenleme, çiftçilerimizin hak ettiği adaleti sağlayacak. Çiftçimizi yeniden üretimin öznesi yapacağız. Bu teklifle çiftçiyi borca mahkûm eden düzen sona erecek. Bu, siyasetin değil, vicdanın meselesidir” dedi.

‘17-25 Aralık’ı unutmadık, unutturmayacağız’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, “Cumhuriyet Halk Partisi gençliği olarak; temiz siyaset, eşit eğitim, adil paylaşım ve aydınlık bir gelecek için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. 17-25 Aralık’ı unutmadık, unutturmayacağız” dedi.
İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, 17-25 Aralık 2013’te ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet skandalları, halkımızın alın terine, gençliğimizin geleceğine yapılan büyük bir ihanettir. Aradan geçen 11 yıla rağmen, bu skandalların üzeri örtülmüş, hesap sorulması gerekenler adalet karşısında hesap vermekten kaçırılmıştır şeklinde konuştu.
Başkan Hata açıklamasında şunlara yer verdi:
Bugün bu düzenin en büyük mağdurları gençlerdir. Bizler, bu ülkede barınma kriziyle baş etmeye çalışan, üniversite okurken dahi ev kiralarını ödeyemeyen, KYK borçları altında ezilen binlerce genciz. Bizler, eğitimde fırsat eşitsizliğine mahkum edilen, işsizliğin pençesine itilen, liyakatsizlik nedeniyle geleceği çalınan gençleriz.
Bu ülkenin kaynakları, gençlerin eğitimi ve refahı için harcanması gerekirken, yıllardır bir avuç yandaşın cebine akıtılmış, halkın emeği yolsuzlukla talan edilmiştir. Bugün derinleşen ekonomik kriz, gençlerin umutlarını söndürmeye çalışsa da biz susmuyoruz ve haykırıyoruz:
“Biz gençler, bu düzeni değiştireceğiz! Barınma, eğitim, adalet ve eşitlik haklarımızı söke söke alacağız!”
Cumhuriyet Halk Partisi gençliği olarak; temiz siyaset, eşit eğitim, adil paylaşım ve aydınlık bir gelecek için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. 17-25 Aralık’ı unutmadık, unutturmayacağız!
Yolsuzluk düzenine teslim olmayacağız! Gençliğin umudu var, gücü var, değişim çok yakın!

Akalın, üniversiteleri mercek altına aldı

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’deki üniversitelerin son durumlarını, sorunlarını ve çözüm önerilerini anlattı.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’deki üniversitelerin mevcut durumunu ve yükseköğretim sistemindeki sorunları Meclis’te yaptığı konuşmayla gündeme getirdi. Akalın, üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar olmadığını, aynı zamanda araştırma yapan, bilgi üreten, toplumu yönlendiren ve bilimin ışığında toplumun aydınlanmasına katkı sağlayan yapılar olduğunu vurguladı. Üniversitelerin bu rolünü yerine getirebilmesi için özerk olmalarının zorunlu olduğunu belirten Akalın, Türkiye’deki üniversitelerin sayısının fazla olmasına rağmen, çoğunun altyapısının eksik olduğunu ve öğretim elemanı sayısının yetersiz kaldığını ifade etti.
Üniversite Sayısının Artışı ve Sorunlar
Mehmet Akalın, Türkiye’de şu an 209 üniversite bulunduğunu ve yaklaşık 7 milyon öğrenci olduğunu belirterek üniversitelerin sayısının artmasının, eğitim kali-tesinin arttığı anlamına gelme-diğini söyledi. Türkiye’de üni-versitelerin büyük çoğunluğunun altyapı eksiklikleriyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Akalın, birçok üniversitenin eğitim ve-recek yeterli öğretim üyelerinden yoksun olduğunu ifade ederek, üniversite mezunlarının iş bulma konusunda ciddi sorunlarla kar-şılaştığına dikkat çekerek, resmi verilere göre mezunların %30 ila %35’inin iş bulamadığını, iş bulanların ise büyük bir kısmının kendi alanlarında istihdam edilemediğini söyledi.
Üniversite Sayısının Artışı ve Verimlilik
Akalın, gelişmiş ülkelerde üniversite sayısının 100-150 civarında olduğunu belirterek, “Üniversite sayısını artırdık” söyleminin bir başarı olarak sunulmasının doğru olmadığını, Türkiye’nin üniversite sayısını artırmaya odaklanmak yerine, mesleki ve teknik eğitimin güçlendirilmesi gerektiğini, bu şekilde, sanayinin ihtiyaç duyduğu mesleki eğitimli elemanların yetiştirilmesi mümkün olacağını belirtti.
Dünya Üniversite Sıralamaları ve Türkiye’nin Durumu
Mehmet Akalın, Türkiye’nin dünya üniversite sıralamalarındaki düşüşüne de dikkat çekti. 2011 yılında dünyada ilk 1000’e giren Türk üniversitesi sayısının 20 olduğunu, 2024 itibariyle bu sayının sadece 9’a düştüğünü aktaran Akalın, 2011’de ilk 500’de 5 Türk üniversitesinin yer aldığını ancak 2016’dan itibaren ilk 500’de Türk üniversitesinin bulunmadığını,bu durumun, üniversitelerdeki akademik özgürlük ve özerkliğin ne kadar önemli olduğuna işaret etti.
Üniversitelerdeki Özgürlük ve Özerklik Sorunları
Akalın, üniversitelerin özerkliğine dair önemli bir raporu gündeme getirerek, Türkiye’nin üniversitelerinin yönetici belirleme süreçlerinde bağımsızlıklarını kaybettiklerini belirterek, Avrupa’daki üniversitelerle karşılaştırıldığında Türkiye’nin, rektörlerin üniversite tarafından değil, Cumhurbaşkanı tarafından atandığı tek ülke olduğunu ifade etti. Akalın, 2018 yılında gerçekleştirilen değişiklikle, rektör seçimlerinin tamamen Cumhurbaşkanlığına devredildiğini ve bunun sonucunda rektörlük ve akademik kadrolarda liyakat yerine sadakat esaslı atamaların yapıldığını vurguladı. Akalın, şunları söyledi:
Üniversite kadroları, rektörlükler âdeta bir teselli ikramiyesi olarak görülmeye başlanmıştır. Mesela neler oldu? Bazı örneklere bakalım. Rektör olacak kişinin milletvekilliği bitiyor, rektör yapılıyor; belediye başkanlığı bitiyor, rektör yapılıyor. Mesela yine başka bir örnek: Başka bir siyasi partiden transfer ediliyor ve daha sonra, bu transfer yapıldıktan sonra da mükâfat olarak “Şimdi de sizi rektör yapalım.” diyorlar, rektör yapıyorsunuz. Milletvekili seçilemiyor, belediye başkanı seçilemiyor, rektör yapılıyor. Neredeyse rektörlük, dekanlık gibi kadro atamalarında kriterlerin başında AK PARTİ’li olma şartını getirdiniz. Sizi tebrik ediyorum. Yükseköğretimde yeni bir dönem başlattınız. Sizin bu yaklaşımınızı rektörler de kendi alt kadrolarında yaparak yükseköğretimde nepotizm dönemini başlattınız.
Yükseköğretimde Liyakat ve Nepotizm
Milletvekili Mehmet Akalın, üniversite kadrolarındaki atamaların siyasi bir araç haline geldiğini, birçok kişinin, siyasi pozisyonlarını kaybetmiş olmalarına rağmen rektörlük gibi önemli görevlere atandığını söyledi. Bu durumun üniversitelerde nepotizm (akraba kayırma) ve liyakat eksikliklerini beraberinde getirdiğini belirten Akalın, liyakat yerine sadakati esas alan bu atamaların, üniversitelerdeki bilimsel üretkenliği ve yenilikçi projeleri olumsuz yönde etkilediğini ifade etti.
Üniversitelerin Ekonomik Durumu ve Öğretim Elemanlarının Maaşları
Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’deki üniversite öğretim elemanlarının maaşlarını da gündeme getirdi. 1980’li yıllarda profesör maaşlarının asgari ücretin 15 katı, araştırma görevlisi maaşlarının ise 5 katı olduğunu belirten Akalın, günümüzde ise profesör maaşlarının asgari ücretin sadece 4 katına, araştırma görevlisi maaşlarının ise 3 katına düştüğünü söyledi. Bu durumu, üniversitelerdeki öğretim elemanlarının ekonomik sıkıntılarını arttıran bir faktör olarak değerlendiren Akalın, maaşların düşüşünün öğretim elemanlarının akademik çalışmalarına olan motivasyonlarını olumsuz etkilediğini ve bilimsel üretim kapasitesini sınırladığını belirtti. Akalın, “Karnını doyurmakta zorlanan bir öğretim elemanından teknoloji geliştirmesini beklemek ne kadar gerçekçidir?” diyerek, düşük maaşların ve kötü ekonomik koşulların üniversitelerin gelişimini engellediğini, öğretim elemanlarının sadece sadakat üzerine atama yapılmasının, üniversitelerdeki bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi olumsuz etkilediğini vurguladı.
Sonuç ve Öneriler
Akalın, Türkiye’nin yükseköğretim sisteminde köklü bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti ve üniversitelerin özerkliğine kavuşturulması gerektiğini, üniversite sayısının artmasından çok, üniversitelerin altyapılarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Akalın ayrıca, mesleki ve teknik eğitimin yeniden yapılandırılmasını ve yükseköğretimin sektörel ihtiyaçlara göre şekillendirilmesini önerdi. Akalın, üniversitelerdeki akademik personelin maaşlarının iyileştirilmesi gerektiğini ve liyakat esasına dayalı atamaların yapılmasını isteyerek, üniversitelerin sanayi ve sektörlerle işbirlikleri yaparak AR-GE çalışmalarına daha fazla destek verilmesi gerektiğini belirtti.

‘CHP’nin iktidarı belediyeden geçer’

Edirne CHP Taban Hareketi, CHP’nin iktidar olmasının yolunun belediyenin başarılı olmasından geçtiğini kaydetti. Yapılan açıklamada, “Edirne Belediyesi’nin iyi işler yapması demek CHP’nin iktidara bir adım daha yaklaşması demektir, yani iktidarın yolu CHP’nin belediyede başarılı işler yapmasından geçiyor” denildi.
Edirne CHP Taban Hareketi adına Ergun Türkyılmaz, Ahmet Ziya Yaz, Muharrem Sisu, Ayşe Kart, Firuz Mert, Nedim Yılmazoğlu, Ekrem Kaya, Hilal&Mehmet Bilginoğlu, Celal Alper ve Sadettin Özcan Murat tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
31 Mart Belediye başkanlığı seçimlerini seçime katılanların %46,67 sini ( 46.260)alarak Filiz Gencan AKIN Edirne nin 5 yıl görev yapacak belediye başkanı olmuştur. Seçim öncesi ve seçim sürecinde yaşananları bu süreçte tartışmak kişisel ego tatmin etmek Edirneye bir katkı sağlamayacağı gibi zarar verecektir. Bu süreçten sonra verilen vaadlerin hayata geçmesi için takipçi, yönlendirici, doğru eleştiriler yaparak Edirne’ye katkı sunmak gerekir.
Edirne’nin sorunları çok (otogar, otopark, güvenlik,altyapı,ulaşım,Ruhsat sorunlarının çözümü,sosyal tesisler vs…. 84 vaat ) Bu sorunların her birinin çözümü şehre ciddi katkı sağlayacaktır. Sen ben kavgasına girmeden, kişisel hırsları bir tarafa bırakarak, 4-5 yıl sonra ben bu olmalıyım demeden kısaca ‘Ben’ değil ‘Edirne’ diyerek çalışmanın zamanıdır.
Edirne Belediyesi’nin iyi işler yapması demek CHP’nin iktidara bir adım daha yaklaşması demektir, yani iktidarın yolu CHP’nin belediyede başarılı işler yapmasından geçiyor.
Sadece Belediye Başkanının başarılı işler yapması yetmiyor, il ve ilçe örgütünün tüm CHP lileri kucaklayarak seçimlere ”Tıpış tıpış gitmesi değil” koşarak gitmesini sağlaması gerekiyor.
Bugünden gelecek seçimlerde hedefleri olan arkadaşlar, bunları bir tarafa bırakmalı, ‘CHP’yi 2028 de nasıl iktidar yaparız’ bunun çalışmasını yapmalı. (2023’de Edirne’de alınan oy CHP yi iktidar yapmaya yetmez.)
Son yerel seçimde sandığa gitmeyen 30.000 seçmeni nasıl kazanabiliriz, daha açık 2009 -2024 arasında seçmen sayısı 30.000 artmasına rağmen 2009-2024 aynı oranda oy (46.260) alınabilmesi sorgulanmalı. İktidara gidebilmenin yolu sadece ekonomik göstergelerden geçmiyor, Belediye, il ve ilçe yönetimlerinin iyi çalışmasından geçiyor. Ya hep beraber iktidarı hazırlarız, ya da hayallerimizle avunmak zorunda kalacağız.

İmamoğlu’ndan ‘israf’ çıkışı!


Olgay GÜLER
Kırklareli’nin Vize ilçesinde, İstanbul’un su ihtiyacının da karşılandığı Istranca Su Havzası’ndaki yatırım projeleri için temel atma törenine katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, AK Parti hükümetini, 15 yıldır bitirilemeyen Melen Barajı üzerinden israf yapmakla eleştirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, Kırklareli’nin Vize ilçesinde; 30 bin metre atık su şebeke kanalı, 5 adet foseptik ve doğal arıtma işlerini kapsayan ‘İSKİ Istranca Su Havzası Atık Su Yatırımları’ temel atma töreni gerçekleştirildi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katıldığı törene Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, CHP İl Başkanı Harika Taybıllı ve CHP Edirne il yönetimi de eşlik etti.


‘PLANLI BİR GELİŞMEYLE MÜREFFEH OLURUZ’
Törende konuşan İmamoğlu, Trakya’nın doğasıyla, coğrafi ve stratejik konumuyla, verimliliğiyle çok özel bir yer olduğunu söyledi. İmamoğlu, “Aynı zamanda lokasyonu, elbette İstanbul’umuz için başta olmak üzere bütün Türkiye açısından lojistik olarak da değerli bir noktada ama iyi planlanmadığı zaman Allah muhafaza, Allah korusun gerçekten kayıplarımız çok olur ve çok üzülürüz. O bakımdan her adımı ilgilendiriyor. Yerel yönetimlerle özel olarak ilgilendiğimiz gibi İstanbul’un üst ölçek planını yaparken Marmara Bölgesi’nin tamamını ve özellikle Trakya bölgesini suyunu, havasını, ulaşımını, yaşamını, şehir yaşamını, kalitesini, köylerini, tarımını, her şeyini A’dan Z’ye düşünerek bir planlama çalışması yapmaktayız. Biz Türkiye’nin planlı bir gelişme yaşadığı takdirde dünyanın en müreffeh, en refah içinde yaşayan toplumu olacağına yürekten inanıyoruz. Bu ülkenin insanının karakteri, bu ülkenin insanının çalışkanlığı, bu ülkenin insanının kararlılığı, vatan yurt sevgisi, bayrak sevgisi, bu ülkedeki bütün sorunları çözmeye yeter. Tek formülü var, bunu yapmanın tek anahtarı var; cumhuriyet ve demokrasi yolu. Cumhuriyet ve demokrasi yolundan saptığımız an tehditler, tehlikeler kapıda bekler” dedi.


‘ÇOK AZ ZAMANLARI KALDI’
Üstü kapalı şekilde iktidarı eleştirerek konuşmasını sürdüren İmamoğlu, “O bakımdan cumhuriyet ve demokrasinin zıttı nedir? Eğer tek bir akıl, her şeyi bilirim iddiasında tek bir insan her şeye ben karar veririm iddiasında olur, öyle bir zemin olursa işte o zaman Allah bu memleketi korusun. Ona asla fırsat vermemeliyiz. Gitmesi gerekenler gider, gelmesi gerekenler gelir. Onun da adı demokrasi. Milletin gücünü gösterdiği en kutsal yer sandık. Oraya, o insanların vicdanı hür biçimde, eliyle attıkları oyla seçtikleri insanın bu ülkede görevini ama bugünkü düzenle ve bugünkü rejimle değil iyileştirilmesi, güçlendirilmesi ve özellikle milleti temsil parlamentonun en üst seviyeye çıktığı bir gelecekte hiçbir şeyden korkunuz olmasın. Trakya’nın güzel insanlarına sesleniyorum; sadece ve sadece kararlı olun, dirayetli olun. Olayları en iyi şekilde izleyin, sadece şunu söylüyorum çok az zamanları kaldı, çok az” diye konuştu.


‘İSTANBUL’UN 1 AYLIK SUYUNU SADECE ISTRANCALARDAN ALIYORUZ’
İstanbul açısından suyun önemine değinen İmamoğlu, “İSKİ, dünyanın en özel su ve kanalizasyon idaresi, bu anlamda bu bölgede birçok şehrimizle ilişkili projeleri vardır. Bu yönüyle bugün buradayız, sebebi de; Istıranca’da bulunan Kazandere ve Pabuçdere barajlarımızın havzaları tarafından, etkilendiği alanların atık suyu ile ilgili sorunlarını gidererek, İstanbul’a temiz suyu ulaştırma çabası. Temiz su meselesi önemli. Su kaynağı meselesi önemli. Bakın dünya iklim değişikliğiyle mücadeleyi, yani kuraklığı, bazen yaşadığımız o aşırı yağmurlarla, anlık düşen yağmurlarla oluşan selleri, birinci meselesi olarak kabul ederek bu konuyu dünyada özel bir masaya yatırmakta. Hatta ülkelerin çoğu kuraklıkla mücadeleyi, iklim değişikliğiyle mücadeleyi temel anlamda güvenlik sorunu kabul edip masasının en öndeki sorunu olarak görmektedir. Su olmadan yaşayabilir miyiz? Yaşayamayız. Tarım yapabilir miyiz? Yapamayız. O zaman bu yaşam hakkı dediğiniz mesele çok önemli, tam da bir yönüyle çevreyle ilgili yatırımlar ve özellikle iklim değişikliğiyle ilgili mücadele dünyanın en önemli mücadelesi haline dönüşür. Nüfusu 16 milyon ama neredeyse 20 milyona yakın insanı bakan koca İstanbul işte tam da bu yönüyle Kırklareli Vize’den ta Düzce’ye, Melen’e kadar su hareketiyle insanını besliyor. Az önce kıymetli hemşeriniz, değerli genel müdürüm Şafak Bey söyledi. Şafak Bey’in ifade ettiği gibi sadece bir aylık suyumuzu Istrancalardan alıyoruz, bu önemli bir kaynak ve gerçekten ta Düzce’den, Melen’den özellikle yapmış olduğumuz regülatör yatırımlarıyla beraber üçte birine bazen yarısını aşan su miktarını ta Düzce’den neredeyse 200 kilometrenin üzerinde bir mesafeden İstanbul’a basarak, arıtarak İstanbulluya ulaştırıyoruz” şeklinde konuştu.


‘TRAKYA’YA GÖZÜMÜZ GİBİ BAKMALIYIZ’
Ülkenin ‘günü kurtarma’ anlayışından çok çektiğini söyleyen İmamoğlu, “Uzun vadeli planlama, bilimsel yaklaşım, ortak akılla karar alma, az önce ifade ettiğim işte tam da bu yönüyle çok önemli. Türkiye’nin dört bir yanında birçok çevre sorunuyla mücadele ettiğimiz bir ortamdayız. Her yerde şunu söylüyoruz; bakınız lütfen bilimden şaşmayın, akıldan şaşmayın, kişisel çıkarları asla önde tutmayın. Eğer toplumsal bir menfaat varsa hep beraber yapalım ama toplumun menfaatinin önüne, kişisel menfaatler geçiyor ve toplumun kaynaklarını yok ediyorsanız, israf ediyorsanız o, tam da bu topraklara ihanet demektir. Onun için Trakya’ya gözümüz gibi bakmalıyız, Türkiye’ye gözümüz gibi bakmalıyız” ifadelerini kullandı.

‘MELEN BARAJI İSRAF VE İŞ BİLMEZLİK ANITINA DÖNDÜ’
Melen Barajı ve havzasından istenilen verimin alınamadığını belirterek, iktidara yüklenen İmamoğlu, “Melen Barajı tam da israf ve iş bilmezlik anıtına döndü. Ta ‘2016’da açıyoruz’ dedikleri Melen ne yazık ki şu anda geleceği ve akıbeti belli değil. Melen havzasının kaliteli ve içilebilir bir suya dönüşmesi için bizler yatırım yapıyoruz ve de çok büyük yatırımlar da yapmaya devam edeceğiz ama daha önemlisi Devlet Su İşleri’nin ne yazık ki yapılan gövdenin işe yaramamasından dolayı yeniden yapılanması ya da güçlendirilmesi ve sağlıklı bir projeyle İstanbul’a kazandırılması gerekiyor. Yapılan stratejik plana göre 2030 yılı itibariyle İstanbul su kaynağı açısından ciddi bir problemle karşı karşıya kalabilir. Bu su probleminin giderilmesi için en önemli ve hazırda duran kaynağı olarak Melen’in acilen hizmete geçirilmesi şart. Sorulan sorulara mecliste vekillerimize tek bir cevap verilmiyor, veya projenin akıbetiyle ilgili tek bir bilgi verilmiyor. En son 3-4 sene önce sırf bana hava atmak için o dönemki AK Parti meclis başkan vekili kalktı; ‘2022’de açıyoruz’ dedi. 2022’nin üstünden neredeyse üç sene geçti, yine tık yok. Dolayısıyla Melen Barajı’yla ilgili acilen buradan sesleniyorum; derhal o barajın bitirilmesiyle ilgili adımlar atılmalı ve 2028 yılına kadar o baraj İstanbulluların hizmetine sunulmalı” dedi.
‘2028’E KADAR BİTİRİLECEK ŞEKİLDE PLANLANMALI’
İstanbul’un yıllık su ihtiyacının 2030 yılında 1 milyar 300 milyon metreküpe çıkacağına dikkat çeken İmamoğlu, “Melen Barajı tam anlamıyla bittiğinde oldukça yüksek sayıda ihtiyacını karşılayacak bir suyu sürekli depolayabiliyor olacak. Ortalama 600 milyon metreküp sudan bahsediliyor. Aynı zamanda elektriğini üretecek. Dolayısıyla çok hızlı bir şekilde 2028’e kadar bitirilecek şekilde planlamalı. Buradan hem Devlet Su İşleri’ne, hem ilgili Tarım ve Orman Bakanlığına, İstanbul’un bu acil konusu için neredeyse 15 yıldır gündemleri olan ve neredeyse bir buçuk milyar dolara yakın bir israf, ne yazık ki çökmüş bir projeye dönüşen bu alanı hızlıca bitirmelerini ve vaktimizin kalmadığı bir ortamda hızlıca İstanbulluların hizmetine sokulması için adımların atılması şarttır” diye konuştu.
‘MİLLETİN PARASINI MİLLETE DAĞITMADA USTAYIZ’
AK Parti hükümetini israfla yapmakla eleştiren İmamoğlu, “Sadece İSKİ’de 100 milyar liranın üzerinde yatırımı bitirmiş olmanın tek kaynağını biliyor musunuz? İsrafı kurumdan yok edip atarsanız, önünüzde aklı ve bilimi rehber ederseniz, milleti düşünürseniz, milletin parasını millete dağıtırsanız proje yaparsınız. Ama bu güzergahtan uzaklaşırsanız, işte aradan 15 yıl geçer, Melen’in bitmesi için ancak yaratana dua edersiniz. Biz milletin parasını israf etmeden, millete dağıtmayı kendimize ilke edindiğimiz için kreşler açıyoruz. Onun için yurtlar açıyoruz. Onun için kent lokantaları açıyoruz. Onun için öğrencilerimize bursa dağıtıyoruz, yüz binlerce. Milletimizin zor anında yanında duruyoruz. Biz milletin parasını millete dağıtma konusunda ustayız. Başkalarının hangi konuda ustalığı olduğunu siz biliyorsunuz. Biz milletin parasını millete dağıtıyoruz, bunda ustayız” şeklinde konuştu.

‘Tarım stratejik bir sektör’

TBMM Genel Kurulunda 2025 yılı bütçe görüşmeleri sırasında tarım bütçesi üzerine konuşma yapan İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, tarımın etkileyen stratejik bir sektör olduğunu vurguladı. Kapanan köy okulları ve boşalan köyleri hatırlatan Akalın, en önemli çözüm önerisinin ise köy okullarının yeniden açılması olduğunu belirtti.


Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’nin tarım sektörü ve bu alandaki politikalarla ilgili önemli eleştirilerde bulunarak, tarımın yalnızca gıda güvenliğini değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik bağımsızlığını ve sağlığını da doğrudan etkileyen stratejik bir sektör olduğunu vurguladı. Akalın, İYİ Parti olarak tarım politikalarının millî güvenlik politikaları kadar önemli olduğuna inandıklarını belirtti ve bu alanda yapılacak düzenlemelerin ulusal bir güvenlik meselesi olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Tarım Desteklerinin Yetersizliği ve Gıda Güvenliği
Akalın, Türkiye’nin tarım sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekerken, hükümetin açıkladığı 2024 yılı bütçesinin çiftçilerin problemlerini çözmeye yönelik olmadığını belirtti. Tarım Kanunu’na ve Anayasa’ya atıfta bulunan Akalın, tarım desteklerinin gayrisafi milli hasılanın en az yüzde 1’ini oluşturması gerektiğini ancak bu oranın bütçede çok altında kaldığını ifade etti. Bu durumun, yasal bir zorunluluğun yerine getirilmediğini ve çiftçilerin ekonomik zorluklar içinde olduğunu gösterdiğini söyledi. Son yıllarda, nüfus artışıyla paralel olarak buğday üretim alanlarının 2,5 milyon hektar azaldığını belirten Akalın, tarımda dışa bağımlılığın arttığını ve özellikle tarım ithalatının ciddi boyutlara ulaştığını dile getirdi. 2002’de 1,5 milyar dolar olan tarım ithalatının 2023 itibarıyla 14 milyar dolara yaklaştığını ve ticaret dengesinin eksi 5 milyar dolar civarında olduğunu belirtti. Akalın, bu durumu sorumsuz ithalat politikalarına bağladı ve çiftçilerin sahipsiz bırakıldığını vurguladı.
Kimyasal Tarım Ürünleri ve Çevre Sorunları
Konuşmasında, tarımsal kimyasalların yoğun kullanımının çiftçilerin maliyetlerini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda çevresel tahribata yol açtığını belirten Akalın, yer altı sularında tarım ilaçlarına ve diğer sanayi kalıntılarına rastlandığını, bunun da tarım yapılan toprakları verimsiz hale getirdiğini ifade etti. Avrupa Birliği verilerine göre, Türkiye’den ihraç edilen birçok gıda ürününün pestisit ve mikrotoksin kalıntıları nedeniyle geri çevrildiğini belirtti. 2024 yılının ilk yarısında, kimyasal kalıntılar nedeniyle 205 parti gıda ürününün uluslararası gümrüklerde sorun yaşadığını ve 132’sinin sınırda reddedildiğini belirterek, bu durumun tarımsal gıda üretiminde kalite denetiminin eksik olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Akalın, son olarak Finlandiya’ya ihraç edilen kimyon baharatında salmonella bakterisi tespit edilmesi ve ürünlerin piyasadan toplatılmasını örnek gösterdi.
Hayvancılık Sektörüne Yönelik Eleştiriler
Prof. Dr. Mehmet Akalın, hayvancılıkla ilgili de önemli eleştirilerde bulundu. 2024 yılı bütçesinde hayvancılık desteklerinin payının giderek azaldığını belirterek, 2023 yılında yüzde 24,2 olan desteğin 2024’te yüzde 21,6’ya ve 2025’te de yüzde 20,1’e düşmesinin köylerde hayvancılığın yok olmasına neden olduğunu söyledi. Bu durumun, özellikle köylerdeki çiftçilerin hayvancılık faaliyetlerini terk etmelerine yol açtığını ve sektörde ciddi bir daralma yaşandığını ifade etti.
Kapanan Köy Okulları ve Göç
Akalın, tarım sektörüne etki eden önemli bir diğer sorunun da kapanan köy okulları olduğunu dile getirdi. İktidarın köy okullarını kapatarak köylerden göçü hızlandırdığını ve bu durumun köylerin demografik yapısını bozduğunu söyledi. 32 bin olan köy okullarının sayısının bugün 12 bin seviyelerine düştüğünü belirten Akalın, köy okullarının kapanmasının, köylerin geleceği için büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Bu yanlış politikalar nedeniyle çiftçilerin arazilerini terk etmeye başladığını ve verimli toprakların köy dışındaki kişilere, özellikle yabancılara satıldığını söyledi.
Gelişmiş Ülkelerdeki Tarım Politikaları
Prof. Dr. Mehmet Akalın, gelişmiş ülkelerdeki tarım politikalarını örnek göstererek Türkiye’nin tarım sektöründe izlenmesi gereken stratejiler hakkında önerilerde bulundu. Avrupa Birliği ülkelerinde tarımsal desteklerin gayrisafi milli hasılanın yüzde 1 ila 2’si arasında olması gerektiğini belirten Akalın, Türkiye’de bu oranın yüzde 1’in altında kalmasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2018 yılında kabul edilen Çiftlik Yasası’yla tarım sektörünün ekonomik katkısının 1,5 trilyon dolara ulaştığını ve 22 milyon tarım ve gıda çalışanının istihdam edildiğini söyledi. Akalın, Avrupa Birliği’nin tarımsal desteklere ayırdığı bütçenin yaklaşık 400 milyar euro olduğunu ve bu bütçelerin yalnızca çiftçileri değil, aynı zamanda sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak, doğal kaynakları korumak ve yenilikçi teknolojilere yatırım yapmak amacıyla kullanıldığını belirtti.
Somut Öneriler
Akalın, Türk tarımının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir bir hale gelmesi için somut önerilerde bulundu. Tarım Kanunu’na uygun şekilde tarımsal desteklerin gayrisafi milli hasılanın en az yüzde 1’ine çıkarılması gerektiğini vurgulayan Akalın, yerel tohumların korunması ve geliştirilmesi için bilimsel çalışmaların artırılması gerektiğini belirtti. Tarımsal ilaçların kontrolsüz kullanımının engellenmesi, organik tarımın yaygınlaştırılması, çiftçilerin mali yüklerinin azaltılması için mazot, gübre ve yem gibi temel girdilere yönelik desteklerin artırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca, çevre dostu ve yenilikçi tarım politikalarının uygulanması, toprak ve su kaynaklarının korunması için teşviklerin artırılması gerektiğini ifade etti.
Köy Okullarının Yeniden Açılması Gerekiyor
Akalın, en önemli çözüm önerisinin ise köy okullarının yeniden açılması olduğunu belirtti. Bu düzenlemelerin sadece bugünkü sorunları çözmekle kalmayıp, gelecekte tarım sektörünü daha güçlü ve sürdürülebilir bir hale getirmek için kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

AK Parti Edirne’de yeniden ‘İba’

Olgay GÜLER
AK Parti İl Başkanı Belgin İba, tek listeyle katıldığı, haftasonu gerçekleştirilen 8’inci olağan il kongresinde yeniden il başkanı seçilerek güven tazeledi.


AK Parti Edirne 8’inci olağan genel kurulu, kentte bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirildi. Genel kurula AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, Sağlık Bakanı Prof.Dr.Kemal Memişoğlu, İstanbul Milletvekili Marmara Bölge Koordinatörü Halis Dalkılıç, İstanbul Milletvekili Edirne İl Koordinatörü Seda Gören Bölük, Edirne Milletvekili Fatma Aksal, il başkanları, eki milletvekilleri, sivil toplum kuruluş temsilcileri, muhtarlar, partililer ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve istiklal marşıyla başlayan kongrede divan başkanlığını İstanbul Milletvekili ve Edirne İl Koordinatörü Seda Gören Bölük yaptı.


‘ŞEHRİN HER SOKAĞINDA İZ BIRAKMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Yönetim Kurulu faaliyet raporuyla, gelir-gider bilançosunun okunup ibra edildiği toplantıda konuşan İl Başkanı İba, Edirne’ye hizmet etmenin büyük bir onur ve gurur olduğunu söyledi. İba, “Bizim kongrelerimiz sadece bir görevlendirme süreci değildir. Bizim kongrelerimiz kardeşliğimizin pekiştiği, heyecanımızın tazelendiği, motivasyonumuzun yenilendiği, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, daha emin ve kararlı adımlarla geleceğe yürüdüğümüz anlardır. Düğünümüz, bayramımız, toyumuzdur. Bu heyecan ve yenilenmeyle aramıza yeni katılan arkadaşlarımızla önümüzdeki dönemlerde de bu şehrin her sokağında, her mahallesinde, her köyünde, her hanesinde izimizi bırakmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

İba, “Her zaman söylediğim gibi, buradan bir kez daha yüksek sesle söylemek istiyorum; burada bulunan her bir kardeşimin bu dava içindeki yeri çok büyük. Burada bulunan her bir kardeşimin gönlümüzdeki yeri çok büyük. Bizi hiç bir zaman yalnız bırakmadığınız için, bir kardeş, bir yaren, bir yol arkadaşı gördüğünüz için, fedakarlıklarınız, cefakarlıklarınız ve vazgeçenlerden olmadığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.


’20 YILDIR BU ŞEHRE NE YAPTINIZ?’
Konuşmasında; CHP’li Edirne Belediyesi’ni, hizmet yapmamakla eleştiren İba, “Aslında kafalarını kaldırıp baksalar çok iyi görecekler, tam karşılarındayız. Yıllarca mezbelelik halde bıraktığınız Selimiye Meydanı’ndayız. Yıllarca sizin sorumluluğunuzda olduğu gibi atıl ve çöp içerisinde duran Söğütlük’teyiz. Söz verdiğiniz halde yapmayı beceremediğiniz, elleriniz patlayıncaya kadar alkışladığınız altyapıdayız. Edirne’nin en güzel caddesi olan Saraçlar Caddesi Sokak Sağlıklaştırma’dayız, orayı da biz güzelleştiriyoruz. Edirne Sarayı’ndayız, tarihi konaklardayız, Çömlekköy Barajı’ndayız, Meriç-Edirne sulamasındayız, Enez Kalesi’ndeyiz. Yani nereye baksanız bizi görürsünüz, biz Edirne’nin her yerindeyiz. Peki biz soralım; siz neredesiniz? Edirne’yi çer çöp içinde bıraktınız, 20 yıldır bu bu şehri siz yönetiyorsunuz, biz 20 yıl önce bu şehirde hangi sorunları konuşuyor ve yaşıyorsak bugün de aynı sorunları yaşıyoruz. Ne yaptınız bu şehre? 20 yıl oldu. Toplu taşımada sorunlar, yollarda sorunlar, altyapıda sorunlar, parklarda sorun var, siz ne yaptınız bu şehre 20 yıldır? Biz de buradan size soralım. Biz Edirne’nin her yerindeyiz, Enez’den Lalapaşa’ya kadar. Biz Edirne’nin neresine baksanız bizi görebileceğiniz yerdeyiz ama siz maalesef hiçbir yerde değilsiniz. Bizler Cumhur İttifakı olarak aziz milletimize hizmet etmek için gece gündüz var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. En büyük motivasyonumuz sizlere ve milletimize olan sevgimiz. En güçlü dayanağımız bugün buradaki birlik ve beraberliğimiz” diye konuştu.


’22 YILDA BU ÜLKEDE HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMADI’
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal da, AK Parti’nin 22 yıldır başarıyla iktidarda olduğunu belirterek, “Aslında tabii ki söylenecek çok şeyimiz var. 22 yılda bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Altyapıdan üstyapıya, sağlıktan ulaştırmaya, birçok alanda devrim niteliğinde işlere imza attık. Edirne’mizde yine ona keza cumhuriyet tarihinin en büyük projesi hızlı tren projesini hayata geçiriyoruz. Edirne Sarayı’nı, Osmanlı’ya bir asır başkentlik yapmış, Edirne Sarayı’nı ilan ediyoruz. Tabii ki her köşesinde, her ilçesinde yaptığımız hizmetler ortada” şeklinde konuştu.


‘TEŞKİLATSIZ SEÇİM KAZANMAK MÜMKÜN DEĞİL’
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz de, teşkilatların önemine değinerek, “Seçimleri teşkilatsız kazanmak mümkün değil. Seçimlerin kim hangi parti olursa olsun kazanılması teşkilata ve onun çalışmasına bağlıdır. Biz siyasi parti terbiyesi olarak ve kültürü olarak bunu gördük. İşte ilk defa yapılanma olarak kongrelerimizi başlattık. Bütün ilçeler kongrelere gitmek üzere, il kongrelerimiz de başladı ve onlara da inşallah şubatın ortalarına kadar bitireceğiz. Daha sonra da büyük kongremiz Ankara’da yapılacak ve 23 yıldır bu ülkeyi yöneten AK Parti, yenilenmiş vaziyette bu ülkeyi yönetmeye mahkum olmak kaydıyla çünkü buna biz mecburuz, bu ülkeyi hiç kimsenin yönetimine bırakma şansımız yok. Muhalefetin hiçbir hazırlığı yok, hiçbir projesi yok. En büyük muhalefet partisinin liderini sorsam herkes başka bir isim verecek. AK Parti dünyadan sivil toplum kuruluşları içerisinde 12 milyondan fazla kayıtlı üyesi olan en büyük sivil toplum kuruluşu. Biz hiçbir zaman için ayrım yapmadık, etnik köken ayrımı yapmadık, dini kökene bakmadık. Yöresel bir ayrılık yapmadık. 23 yıldır Edirne’ye ne yaptıysak, Hakkari’ye de onu yaptık” ifadelerini kullandı.


Konuşmaların ardından genel kurulda seçimlere geçildi. Seçime tek listeyle giren Belgin İba, AK Parti’nin Edirne’de yeniden il başkanı oldu. İba’nın yönetim kurulu listesi şu isimlerden oluştu:
İL YÖNETİM KURULU
Adnan Vural, Adem Ayaz, Ahmet Tarık Hatipoğlu, Ali Kobak, Aydoğan Akıncı, Ayhan Dinç, Bayram Singer, Birkan İpek, Burak Cambaz, Candemir Çekiç, Deniz Yelken, Dilek Arzu Dermenci, Ebru Dağdeviren, Erhan Ayyıldız, Fahri Üzün, Gökhan Balta, Gökhan Tamküpeli, Gözde Emel Baytar, Gülşah Ekşi, Halil Gümüş, Hatice Koçaşlı, Hüseyin Yıldırım, İsmail Akalın, Mehmet Çapoğlu, Mehmet Göktaş, Mustafa Taş, Murat Nalça, Mümine Konuk, Nehir Gergin, Neşe Deneri, Oktay Topalova, Pınar Ersaçmış, Rasim Özgün, Secaattin Uyur, Semih Dıramalıdan, Serhat Çağatay Aydemir, Tuba Karabulut, Uğurcan İmrak, Yıldız Yeşilkurt
İL DİSİPLİN KURULU
İlyas Akmeşe, Nedret Akbulut, Ahmet Hamdi Özger, Kamil Tunca
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ HAKEM KURULU
Çağatay Yılmaz, Fikret Üstev, Naci Arda
ÜST KURUL DELEGELERİ
Belgin İba, Nergiz İnce, Barış Gündoğdu, Engin Makak, Sümeyye Esenyel, Savaş Pekdemir

Bakandan ‘3 çocuk’ çıkışı!

Olgay GÜLER

AK Parti Edirne 8’inci olağan il kongresine katılmak üzere kente gelen Sağlık Bakanı Prof.Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin tedavi hizmetlerini dünyada en iyi sunan ülkelerden bir tanesi olduğunu söylerken, doğurganlık oranının hızla düştüğüne dikkat çekti.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Edirne 8’inci Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Bir otelde yapılan kongreye; Bakan Memişoğlu’nun yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, Edirne Milletvekili Fatma Aksal, İstanbul Milletvekilleri Halis Dalkılıç ve Seda Gören Bölük, AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, eski milletvekilleri, sivil toplum kuruluş temsilcileri, muhtarlar, partililer ve vatandaşlar katıldı.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Edirne 8’inci Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Fotoğraf: Olgay GÜLER/Edirne, (DHA)

‘KÖTÜLÜK MEDENİYETİ, DÜNYADA HÜKÜM SÜRÜYOR’

Kongrede konuşan Bakan Memişoğlu, 2002 yılından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlık sisteminde büyük değişim ve gelişim gerçekleştirildiğini belirterek, yapılan çalışmaları anlattı. Memişoğlu, “Eğer bir ülkenin, bir milletin, bir medeniyetin lideri; ‘Dünya beşten büyüktür’ diyorsa her biriniz değerlisiniz, Allah sizden razı olsun. Eğer siz iddialıysanız, iddialı olduğunuz şey nedir? O da bugün dünyaya baktığınız zaman maalesef vahşet, sömürü, medeniyetinin hakim olduğu bir dünyayı görürsünüz. 45 bin çocuk, kadın demeden herkesin gözünün önünde katleden bir medeniyetin hükümranlığını görürsünüz. Bugün insanları birbirine düşüren, onların katledilmesinden, sömürülmesinden faydalanıp, kendisi refah içinde yaşayan bir kötülük medeniyetinin hakim olduğunu görürsünüz. Kardeşi kardeşe kırdıran, dostu dostla küstüren, insanları sömüren, kapitalist bir medeniyet görürsünüz. Maalesef bu kötülük medeniyeti, şu anda dünyada hüküm sürüyor. İşte buna itiraz eden, ‘Bu medeniyet yeter’ diyen; ‘Biz barışız, iyilik tarafıyız’ diyen bir lidere sahibiz, hamdolsun hepimize” dedi.

‘GİTTİĞİMİZ YERE HEP İYİLİK GÖTÜRDÜK’

Türkiye’nin, dünyada çare bekleyen tüm gariplerin ümidi olduğunu belirten Memişoğlu, “Bizim her birimizin vebali sadece bu zamanla alakalı değil. Esasında gelecekle ilgili nesillerimizin vebalini de taşıyoruz. Sadece bu ülkenin vebalini taşımıyoruz. Burada yaşayan insanların vebalini taşımıyoruz. Bize ümit bağlamış, bu kötülük medeniyetinin hükümranlığını yok edebilecek kuvveti gördüğü için biz de medet isteyen, dünyadaki bütün gariplerin esasında ümidiyiz. O nedenle kötülük medeniyeti sürdüğü bir dünyada iyilik tarafı olarak, medeniyeti olarak ki Edirne bunun en önemli şahididir. Hiçbir zaman kötü olmadık medeniyetimizde. Hep barış getirdik gittiğimiz yerlere, hep iyilik getirdik, hep insani tarafını ön planda tuttuk” diye konuştu.

‘KÖTÜLÜK KUVVETLİYSE, BİZİM ONDAN DAHA ÇOK KUVVETLİ OLMAMIZ GEREK’

Kötülüğe karşı bir araya gelinerek mücadele edilebileceğini ifade eden Memişoğlu, “Daha iki gün evvel gördük. Yaklaşık 6 ay, bir sene evvel birbirine neredeyse savaş ilan edecek Etiyopya’yla Somali’yi bir araya getirip, onları barıştıran bir lidere sahibiz, bir medeniyete sahibiz. Suriye’de Müslüman’ın Müslüman’ı kırdığı, birbirimizin aynı inanca sahip insanların katledildiği bir düzene yeniden barışı, huzuru getirmeye çalışan bir lidere, bir medeniyete sahibiz. O nedenle bizim yapacağımız bu medeniyette bir araya gelmek, böyle canıgönülden bir araya gelip, gücümüzü birleştirmek. Farklılıklarımızı bir araya getirerek zenginlik haline getirmek. Esas kötülüğe karşı mücadele etmek. En önemlisi de bu kötülükle mücadele ederken birlikte olduğumuz gibi esasında çok çalışmak, üretmek. Kötülük kuvvetliyse, bizim ondan daha çok kuvvetli olmamız gerek. Kötülüğe, şeytana; ‘Niye şeytanlık yapıyorsun? Niye kötülük yapıyorsun?’ demekten çok biz ne yapıyoruz diye bakmak, daha çok çalışmamız gerekir, bir araya gelmemiz gerekir. İşte Edirne bunu gösteriyor. Onun için sayın başkanımıza, bütün teşkilata teşekkür ediyorum. Her birimizin bunun farkında olarak bugün başka düşüncesi olup, bu ülkeyi seven, gerçekten iyi niyetli olup, maalesef yanılgıya düşen insanları bu davaya, bu hedefe, bu iddiaya ortak etmemiz de gerek” diye konuştu.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Edirne 8’inci Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Fotoğraf: Olgay GÜLER/Edirne, (DHA)

‘GÜNDE 3 MİLYON İNSANIMIZA SAĞLIK HİZMETİ VEREBİLEN ÜLKEYİZ’

Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çağ atladığını söyleyen Memişoğlu, “23 sene önce gördünüz, neler vardı? Sadece bir kişi 2002 senesinde ancak iki kez sağlık hizmetine ulaşabiliyordu. Bugün her bir vatandaşımız 11,4 kez sağlık hizmetine ulaşabiliyor. Hani çok methedilen Avrupa’nın ortalaması 6,4. Ancak 6 kez girerken Avrupalılar, biz 11 kez gidebiliyoruz. Bakmayın bazılarının, birkaç tane çapulcunun hatasının yüzünden sağlık sistemini kötülendiğine. Bugün baktığınız zaman sadece bir günde 3 milyon insanımıza sağlık hizmeti verebilen bir ülkeyiz. Dünyada 60 ülke, 3 milyon nüfusun altında. Günde 60 ülkeden fazla insana hizmet verebilecek bir sağlık sistemine sahibiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın sayesinde. 2002 yılında bu ülkede sadece 7 bin yatak tek kişi veya çift kişilikti. Banyosunu, tuvaletini, televizyonu falan söylemiyorum. Tek kişilik odada kalabilen 7 bin hasta vardı. Bugün bu sayı, 144 bindir. Bugün ülkemizde 172 bin yatağımız var kamu hastanelerimizde. Bunların 144 binini ya yeniden yaptık ya da yeniledik. Bunun zaten en önemli şahitlerinden bir tanesi sizsiniz. Bazı branşlarımızda eksiklerimiz var. Birinci basamak, koruyucu hizmetlerde eksiklerimiz var ama bunların da üstesinden geleceğiz, vazgeçmedik. Liderimiz iddialı, biz de iddialıyız. Kimseden korkmuyoruz, kimse bizi bu yoldan vazgeçiremeyecek. Bu kongre onun heyecanını hep hissettirdi, hep hissettiriyor. Allah sizlerden razı olsun” dedi.

‘DÜNYANIN EN İYİ SAĞLIK HİZMETİNİ SUNUYORUZ’

Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin tedavi hizmetlerini dünyada en iyi sunan ülkelerden bir tanesi olduğunu söyleyerek, “Bakın en iyisiyiz artık. Amerika’da, Miami’de karaciğer naklinde çalıştım, Çin’i gördüm, İngiltere’yi gördüm, Avrupa’yı gördüm. Covid’de de gösterdi, depremde de gösterdi. Türkiye, dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan ülkesi veya ikincisidir. Çok net söylüyorum. Bizle yarışabilecek ülkelerin nüfusu İstanbul’un üçte biri kadar. Ona rağmen dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunuyoruz. Yeter mi? Yetmez. Bundan sonra hedefimiz; sağlıklı Türkiye programıyla aynı zamanda sağlığın bilgisini, üretmek cihazını teknolojisini üretmek. Bunu da başaracağız, en iyisini yapacağız” diye konuştu.

‘HER EVİN 3 ÇOCUĞU OLMASI LAZIM’

Toplumun 3 tane riski olduğunu belirten Memişoğlu, Türkiye’de hızla düşen doğruganlık oranına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte sözünü ettiği ‘en az 3 çocuk’ söylemini de yineleyen Memişoğlu, “Bunları hep beraber çözmemiz gerekiyor. Birincisi; hareketsizlik ve kilo. Çünkü bu toplumun yüzde 60’ı kilolu. İki; Cumhurbaşkanımız çok kızıyor; sigara ve madde bağımlılığı artı şimdi çocuklarımızın bulaştığı internet bağımlılığı. Üçüncüsü, aile; ailemiz küçülüyor. Nüfusumuz azalıyor. Bugün doğurganlık oranımız 1,5’un altına düşmüş durumda. Bu gelecekte nüfusumuzun yaşlandığını değil, azaldığını gösterir; risktir bu. Bugün o kötülük medeniyeti dediğimiz 45 bin kişiyi katleden canilerin, doğurganlık oranı 4, bizde 1,5. Onun için Cumhurbaşkanımızın dediği gibi her evin 3 tane çocuğu olması lazım. Bu konuda da toplumun farkındalığıyla bunu başaracağına inanıyorum. Onun haricinde Sağlık Bakanlığı olarak gece gündüz çalışıyoruz. Edirnelilere şunu da söyleyeyim; Uzunköprü Hastanesi’nin müteahhidi ile sorun oldu, tasfiye ettik. Allah nasip ederse ocak ayında da onun inşaatına hızla başlayıp, 2025 yılında sizlerin hizmetine vereceğiz, bunu da söyleyeyim. Bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir davanın, bir hedefin, vicdanın neferleri olarak hep onun arkasında duracağız, gece gündüz çalışacağız, üreteceğiz, Allah nasip ederse de iyilik medeniyetini yeniden dünyaya hakim kılacağız. Hepinize saygılar sunuyorum. Allah’a emanet olun” şeklinde konuştu. 

EDİRNE VALİLİĞİ’Nİ ZİYARET

AK Parti kongresinin ardından Edirne Valiliği’ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, burada da açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu’nu burada Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, CHP Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Mustafa Hatipler  ile siyasi parti, kurum ve kuruluş temsilcileri karşıladı.

Ziyaretin ardından açıklama yapan Memişoğlu, “Bugün Serhat şehrimiz Edirne’deyiz. Osmanlı’nın payitahtı, kültürümüzün en önemli şehirlerinden bir tanesi. Edirne’de sayın valimizin ve milletvekilimizin, başkanımızın misafiriyiz. Burada sağlık hizmetlerini değerlendireceğiz, daha iyi nasıl yapabiliriz? Neler yapabiliriz? Malum biliyorsunuz Trakya Üniversitesi Tıp Fakültemiz çok kültürü olan, geçmişi olan bir tıp fakültesi. Sağlık hizmetlerini, sağlık bilimini öğretiyorlar. Hep beraber bunları değerlendireceğiz. Hedefimiz Edirne’yi esasında Balkanlar’ın sağlık merkezi yapmak. Bununla ilgili hedefleri koyduk, inşallah başarırız. Bizler bu konuda dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan bir sisteme ve insan gücüne sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 sene gerçekten sağlıkla iyi yerlere geldik, daha da iyi olacak. Sağlığın sadece hizmetini değil her zaman söylediğimiz gibi bilimini de üreteceğiz. Sağlıklı Türkiye yüzyılı programı kapsamında şehirlerimizi dolaşıyoruz, neler yapabileceğimize bakıyoruz” diye konuştu.

‘EBE GÖZETİMİNDE NORMAL DOĞUM TERCİH EDİLMELİ’

Türkiye’deki doğurganlık oranlarının düştüğünü belirten Bakan Memişoğlu, bu konuda yaptıkları çalışmalara değinerek, “Özellikle doğurganlık oranımızın düşmesi, sezaryen gibi ameliyatın maalesef çok tercih edilmesi ve bu konuda da ebelerin çok daha etkili olabilmesi için çabalıyoruz. Bugün de biliyorsunuz özellikle anne adaylarının eğitimiyle ilgili bir mevzuat daha yayınladık. Böylece doğumun normal olduğunu, doğalın normal doğum olduğunu her zaman ifade ediyoruz ve bu normalin sürecini takip edenin ebeler olduğunu, ebenin gözetiminde normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini, önceliğin bu olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü maalesef bugün primer sezaryen dediğimiz yüzde 50’nin üzerinde olan oranlarımızı Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği yüzde 15’e düşürmemiz gerekir. Hem anne sağlığı açısından hem bebek sağlığı açısından hem de toplumun bu konudaki gelişimi açısından bunun olmazsa olmazı olarak görüyoruz” dedi.

‘RANDEVU SORUNLARINI RAHATLATACAK ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİZ’

Ülke genelinde 2-3 ay içerisinde randevu konusunda rahatlama sağlayacak sistemi işlevsel hale getireceklerini de belirten Memişoğlu, “Bunun yanında özellikle randevu konusunda da çalışmalarımız devam ediyor. Malum bazı branşlarda halen daha sıkıntılarımız var. 2-3 ay içinde bunlarla ilgili de hem randevuyu rahatlatacak hem de sistemimizi daha işlevsel hale getirecek bir çalışma içindeyiz. İnşallah bunu da kamuoyuyla paylaşıp, iki üç ay içinde de randevu sorunlarını minimize ederiz. Bunun yanında özellikle özel hastaneler, gibi sağlık meslek mensupları gibi mevzuat değişikliğiyle ilgili çalışmalarımız var. Bunları da yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Biz Edirne’mize, güzel şehrimize bizi ağırladıkları için, bize gönülden misafirperverlikleri için çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Valilik ziyaretinin ardından Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’nde değerlendirme toplantısına katılıp, Sultan 2’nci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi’ni ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, daha sonra kentten ayrıldı.

‘Çiftçi borçları rekor kırıyor’


Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 776 milyar lirayı aşan çiftçi borçlarının, yıl sonuna kadar 850 milyar lirayı bulabileceğini söyledi.
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) açıkladığı çiftçi borçları verilerini değerlendirdi. Ün, BDDK verilerine göre çiftçi borçlarının 776 milyar liraya ulaştığını belirterek, yıl sonuna kadar bu rakamın 850 milyar lirayı bulabileceğini ifade etti.
Milletvekili Ediz Ün, “Çiftçilerimiz sırtlarındaki borç kamburuyla adeta eziliyor. Ekim ayında borç toplamı 776 milyar liraya çıktı. Yıl sonuna doğru ise bu rakamın 850 milyar lirayı bulabilecek gibi duruyor,” diyen Ün, tarım sektöründeki borçlanmanın yalnızca bankalarla sınırlı olmadığını vurguladı. “Çiftçilerimiz sadece bankalara borçlu değil. Tarımsal girdi sağlayan bayilere, Tarım Kredi Kooperatifine ve hatta tefecilere de ciddi borçlar birikmiş durumda. Tüm bu borçları topladığınızda, yaklaşık 1,2 trilyon lirayı bulan bir yük söz konusu. Bu borç miktarı, 2,4 milyon çiftçiye bölündüğünde kişi başına düşen borç 330 bin lirayı buluyor” dedi.


Çiftçinin Borcu 22 Yılda 318 Kat Arttı
AKP’nin iktidara geldiği dönemde çiftçi borcunun sadece 2,4 milyar lira olduğunu hatırlatan Ün, “Son 22 yılda çiftçinin borcu 318 kat artarak bugün 776 milyar liraya ulaştı. Bu artış, çiftçimizi ekonomik olarak tamamen savunmasız bırakıyor. Çiftçilerimiz bugün kredi kullanmadan üretim yapamaz hale geldi. Özellikle Ziraat Bankası’nın sübvansiyonlu kredi kullandırmak yerine çiftçiyi yüksek faizli ticari kredilere yönlendirdiği iddiaları ciddi bir sorun teşkil ediyor. Banka üst yönetiminin şube müdürlerine, şube karlarını artırmaları için baskı yaptığını duyuyoruz. Bu yaklaşımın faturası ise çiftçimize kesiliyor,” diye konuştu.
Tarımsal Kredi Borçlarında Takip Oranı Yükseliyor
Son bir yılda tarımsal kredilerdeki batık oranının %66 arttığına dikkat çeken Ün, “Geçen yıl Ekim ayında çiftçilerin bankalara olan takip borcu 2 milyar lira civarındaydı. Ancak bu yıl aynı dönemde bu rakam %66 artarak 3,3 milyar liraya ulaştı. Çiftçimiz ucuz krediye erişemezken, borç yükü altında eziliyor ve bir de icra takibiyle uğraşmak zorunda kalıyor. Eğer çiftçiye destek sağlanmazsa, bu yıl üretim yaptığına pişman edilen çiftçiyi önümüzdeki yıl tarlasında bulamayacağız,” uyarısında bulundu.