Kategori arşivi: Siyaset

‘Çiftçimiz olmazsa gıda da olmaz’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye’nin artık dünyanın en pahalı gıdasını tüketen ülkelerden biri haline geldiğini, üretimin her geçen gün zorlaştığını bildirdi.

Milletvekili Ün,14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, üretimden kopmayan çiftçilerin Türkiye ekonomisinin temel direği olduğunu vurguladı. Ün, “Çiftçimiz sadece bir gün değil, her gün el üstünde tutulmalıdır” dedi.

14 Mayıs’ın, 1984 yılından bu yana Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) kararıyla Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlandığını hatırlatan Ün, Türkiye’de 86,3 milyonluk nüfusun yanı sıra 10 milyon sığınmacı ve 60 milyon turisti doyuran çiftçilerin fedakârlığına dikkat çekti.

Ün, açıklamasında Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 1922’de TBMM’de yaptığı konuşmayı da hatırlatarak, “Atatürk ‘Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür’ diyerek çiftçiye verilen önemi ortaya koymuştur. Bizler de bugün ve yarın, üretmeye devam eden çiftçimizi korumak ve kollamak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Çiftçi Üretiyor, Ama Kazanamıyor”

Son yıllarda çiftçilerin ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Ediz Ün, “Ürün para etmiyor, doğal afetler peş peşe geliyor. AKP’nin ithalatı önceleyen politikaları, çiftçiyi üretimden soğuttu. Çiftçilerimizin borcu 1 trilyon liraya dayandı. Son 23 yılda 400 bin çiftçi üretimden çekildi” diye konuştu.

Ün, çiftçilerin sosyal güvenceden de uzaklaştığını vurgulayarak, “Tarım Bağ-Kur primleri çiftçiyi emeklilik sisteminden dışladı. Gençler tarıma yönelmiyor. Bugün sadece yılda bir gün hatırlayanlara sesleniyorum: Unutmayın, çiftçi olmazsa gıda da olmaz” dedi.

“Moral Bozuk Ama Umudu Yitirmeyelim”

Türkiye’nin artık dünyanın en pahalı gıdasını tüketen ülkelerden biri haline geldiğini dile getiren Ün, “Üretim her geçen gün zorlaşıyor. Ama biliyorum; birlikte üretip kardeşçe paylaşacağımız günler yakındır. Çiftçimizin kazandığı, vatandaşın da rahatça alışveriş yapabildiği bir ülke mümkün. Umutsuzluğa kapılmasınlar. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor, alın teri döken tüm çiftçilerimize yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

Saadet’ten ‘Ortak Akıl Buluşması’


Saadet Partisi Edirne İl Başkanlığı, şehrin temel sorunlarını istişareyle ele almak ve yerel çözümler üretmek amacıyla kapsamlı bir çalıştay düzenliyor.“Ortak Akıl, Güçlü Şehir Çalıştayı” başlığıyla gerçekleşecek program, 11 Mayıs Pazar günü saat 10.00’da Lalezar Tesisleri’nde gerçekleştirilecek.
Program, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in katılımlarıyla düzenlenecek olup; kanaat önderlerinden sivil toplum temsilcilerine,akademisyenlerden esnaf temsilcilerine kadar geniş bir katılımlaşehrinmeselelerimasaya yatırılacak.
Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Tezcan Karakütük, çalıştayla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Edirne’miz köklü geçmişiyle sadece bir tarih hazinesi değil, aynı zamanda geleceğe dair büyük bir potansiyelin taşıyıcısıdır. Bu potansiyelin hayata geçmesi için ihtiyaç duyduğumuz şey; birlikte düşünmek, birlikte karar vermek ve birlikte çözüm üretmektir. Bu çalıştayla hedefimiz, Edirne’nin her kesiminden sesi aynı masa etrafında buluşturmak ve ortak aklın rehberliğinde şehrimizin yol haritasını belirlemektir.”
Saadet Partisi yetkilileri, tüm Edirne sevdalılarını ve sivil toplum temsilcilerini çalıştaya davet ederek, “Bu şehir hepimizin, çözüm de ortak akılda” mesajını verdi.

Akalın’dan TRT’ye soru yağmuru!

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, TRT ile ilgili son dönemde gündeme gelen iddialar hakkında basın toplantısı düzenledi. Kamu kaynaklarıyla finanse edilen ve anayasal güvence altında kamu hizmeti yayıncılığı yapmakla yükümlü olan TRT’nin, kamu vicdanını rahatsız eden bazı uygulamaları olduğu yönündeki iddialara dikkat çeken Akalın, şeffaflık çağrısında bulundu.

“TRT, Milletimizin Değerli Bir Kurumudur”

TRT’nin Türkiye ve Türk milleti için çok önemli ve değerli bir kurum olduğunu vurgulayan Akalın, kamu kaynaklarının şeffaf, adil ve etkili kullanılması gerektiğine işaret etti. Akalın, “Amacımız iddiaları gündeme taşıyarak bir karalama kampanyası yürütmek değil, kamu vicdanında oluşan rahatsızlıkları dile getirmektir” ifadelerini kullandı.

Dizi ve Film Yapımında Usulsüz Ödeme İddiaları

Akalın, bazı diziler için henüz yayınlanmamış, hatta çekilmemiş bölümler üzerinden peşin ödeme yapıldığına dair ciddi iddiaların olduğunu belirtti. Bu erken ödemelerin bazı yapımcıların kişisel sermaye kullanmadan TRT kaynaklarıyla yapım yapmasına olanak sağladığı ve ciddi kârlar elde ettikleri iddiasını gündeme getirdi. Ayrıca, TRT’ye ait platoların kullanımı için yapımcılara “plato desteği” adı altında ödeme yapıldığı ve bunun usulsüz kaynak aktarımı olabileceği yönündeki tartışmalara değindi.

Personel Hakları ve Mobbing İddiaları

TRT personeline yönelik mobbing iddialarını da dile getiren Akalın, kapalı sosyal medya hesabındaki bir paylaşımı nedeniyle bir personelin işten çıkarıldığını, bu sürecin hukuki dayanağının açıklanmadığını söyledi. Ayrıca, epilepsi hastası bir çalışanın şehir dışı görevlere gönderilmesi nedeniyle hayatını kaybettiği iddialarına dikkat çekerek, bu konuda kurum içi bir soruşturma yapılıp yapılmadığının açıklanmasını istedi.

Makam Araçları ve Usulsüz Kullanım İddiaları

Akalın, TRT’de onlarca makam aracı bulunduğunu, bazı yöneticilere birden fazla araç tahsis edildiğini ve bu araçların resmi görev dışında kullanıldığı yönündeki iddiaları da gündeme getirdi. Yıllık kira, yakıt ve bakım maliyetlerinin yaklaşık 1 milyar lirayı bulduğuna dair iddiaları sorgulayan Akalın, özel işler ve futbol maçı gibi kişisel kullanımlara dair disiplin işlemi yapılıp yapılmadığını da sordu.

Kara Borsaya Düşen Bilet İddiaları ve Kullanılmayan Yazılım Projesi

TRT’nin yayıncı kuruluş sıfatıyla temin ettiği bazı spor karşılaşması biletlerinin kara borsada satıldığı iddialarının araştırılıp araştırılmadığını soran Akalın, bu konunun üzerine gidilmediği yönündeki endişelerini paylaştı. Akalın ayrıca, TRT’nin 2020’de HAVELSAN’la yürüttüğü yazılım projesine harcanan milyonlarca liranın ardından, kullanılmayan yazılım yerine özel bir firmayla yeniden anlaşma yapılmasına dair eleştirilerini dile getirdi.

Kamuoyuna Açıklık Talebi

TRT yönetiminden bu iddialara yönelik net ve şeffaf açıklamalar beklediğini vurgulayan Akalın, “Kamuoyunun vicdanını rahatlatacak açıklıkta yanıt verilmesini talep ediyorum. Bu iddialar doğru değilse bile, yönelttiğimiz soruların doğru şekilde cevaplandırılmasını istiyorum” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Akalın’ın basın toplantısında dile getirdiği sorular şunlardır:

1. TRT, kaç diziye kaç bölüm için erken ödeme yapmıştır?

2. “Plato desteği” adı altında yapılan ödemeler hangi kriterlere göre belirlenmiştir?

3. TRT’ye ait platoları kullanan yapımcı şirketlerden kira alınmakta mıdır?

4. İşten çıkarılan personelin hukuki dayanağı nedir?

5. Epilepsi hastası çalışanın ölümüne neden olan görevlendirme sürecinde sorumluluk araştırılmış mıdır?

6. TRT envanterinde kaç makam aracı bulunmaktadır, bu araçlar hangi görevlilere tahsis edilmiştir?

7. Araçların yıllık kira, yakıt ve bakım maliyeti ne kadardır?

8. Spor karşılaşmaları biletlerinin karaborsaya düştüğü iddiaları araştırılmış mıdır?

9. HAVELSAN’la yapılan yazılım projesi neden kullanılmamıştır? Yeni anlaşmanın maliyeti nedir?

Prof. Dr. Mehmet Akalın, konuyla ilgili gelişmelerin yakından takipçisi olacaklarını belirterek basın toplantısını sonlandırdı.

İmamoğlu’nun erişim engeline tepki!

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın ve CHP  Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun X adlı (Twetter) sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesinin özgür düşünceyi ve ifade özgürlüğünü hedef alan bir sansür olduğunu bildirdi…

BAŞKAN GENCAN AKIN’IN PAYLAŞIMI

Başkan Gencan Akın yaptığı paylaşımda, “Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesabına getirilen erişim engeli, milyonların sesine vurulmuş bir sansürdür. Bu açık hukuksuzluğu kınıyorum. Adaletin susturulmak istendiği yerde biz daha güçlü konuşuruz. Erişim engeli kalkana kadar Ekrem İmamoğlu’nun sesi olmaya devam edeceğiz. Unutulmasın, Ekrem İmamoğlu milyonların sesidir. Milletin iradesini susturamazsınız!” dedi.

BALKANLI’DAN TEPKİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP ) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun X adlı (Twetter) sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesinin özgür düşünceyi ve ifade özgürlüğünü hedef alan bir sansür olduğunu bildirdi.

Balkanlı yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı adayımız ve İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesaplarına, erişim engeli getirilmesini, demokrasiye ve halkın iradesine açık bir müdahale olarak görüyor ve şiddetle kınıyoruz” diyerek şunları kaydetti:

“Bu karar; sadece bir kişiye yönelik bir susturma girişimi değil, milyonların iradesini, özgür düşünceyi ve ifade özgürlüğünü hedef alan bir sansürdür. Türkiye’nin dört bir yanında Ekrem Başkan’a inanan, onunla umutlanan yurttaşlarımızın sesi kısılmak istenmektedir. Ancak bilinmelidir ki bu kararla ne halkın umudu sönecek, ne de CHP örgütleri olarak bizim mücadele azmimiz kırılacaktır.Sayın Ekrem İmamoğlu, bugün baskılara boyun eğmeyerek diz çökmemekte, dimdik ayakta durmaktadır. Çünkü o, halkın temsilcisidir. Bizler de CHP örgütü olarak, bu hukuksuzluğa karşı dimdik duruyor, partimizin ve halkımızın yanında olduğumuzu yüksek sesle ilan ediyoruz. Her türlü baskıya, sansüre ve adaletsizliğe karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Umudumuzu büyütüyor, dayanışmamızı güçlendiriyoruz. Bu ülkenin geleceği; özgürlükten, adaletten ve halk iradesinden yana olacaktır.Ekrem İmamoğlu yalnız değildir.Susmayacağız, yılmayacağız, bir adım geri adım atmayacağız. Yaşasın demokrasi!Yaşasın özgürlük! Yaşasın halkın iradesi!”

‘Bu okullarda neler çalındı?’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Keşan’da boşaltılan okullara ilişkin hırsızlık iddialarını görmezden gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e “Bakanlık gözlerini kapatmış” diyerek tepki gösterdi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Keşan’daki depreme dayanıksız olduğu için bazı okulların yıkılması ya da boşaltılması konusunu TBMM gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi sunan Yazgan, boşaltılan ya da yıkılan okulların yerine yenisinin yapılmamasının eğitimi sekteye uğrattığını vurguladı.


İki yıl önce yıkılan İnönü Ortaokulu’nun inşasına yakın zamanda başlandığını, bir yıl önce boşaltılan Anafartalar Ortaokulu ile altı ay önce boşaltılan Cumhuriyet Ortaokulu’nun yerine ise halen yeni okulların yapımına başlanmadığını aktaran Yazgan, “Bu binalarda hırsızlık yaşandığı belirtilirken, iki okulun binalarında peş peşe yangın çıkması da bölge sakinlerinin huzurunu bozmaktadır” ifadelerini kullandı.
Yazgan, “Edirne ili genelindeki okulların kaçının depreme dayanıklılığı kontrol edilmiştir?Boşaltılan okullardaki demirbaşlar taşınmış mıdır? Hırsızlık iddiaları ve yangınlara ilişkin inceleme yapılmış mıdır?” sorularını yöneltti.

CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır da kapanan okulları gündeme taşımıştı


‘Gerçeğe değinmiyorlar’
Soru önergesini yanıtlayan Bakan Yusuf Tekin, İnönü Ortaokulu’nun Eylül 2025 itibarıyla eğitime açılmasının planlandığını açıkladı. Yanıtta, 2000 yılı ve öncesinde inşaatı tamamlanan 74 okul/kurumun deprem tahkikinin yaptırıldığı ve boşaltılan okulların demirbaşlarının taşındığı belirtildi.
Tekin’in yanıtını değerlendiren Yazgan, “Bakan Yusuf Tekin, soru önergesinde gerçeğe değinmiyor ya da değinmek istemiyor. Bakanlık gözlerini kapatmış durumda” dedi.
Anafartalar ve Cumhuriyet ortaokullarında yangın çıktığını, okuldan kimi eşyaların çalındığını anımsatan Yazgan, “Soru önergemize yanıt veren bakanlık, bu yangına ve hırsızlık olaylarına değinmemiş bile. Gerçeği neden görmezden geliyorsunuz? Bu okullarda neler çalındı? Hangi kamu malları zarar gördü? Bir inceleme yapmak bu kadar zor olmamalı” ifadelerini kullandı.

‘Denizler bitmez! Hüseyinler susmaz! Yusuflar tükenmez!’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, “Türkiye demokrasi mücadelesinin simge isimleri olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı, “Üç Fidanımızı”, idamlarının 53. yılında bir kez daha özlemle, saygıyla ve minnetle anıyoruz” dedi.

CHP İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, “Üç Fidan”ın idamlarının 53. yılındaki açıklamasında şunları kaydetti:

6 Mayıs 1972, Türkiye tarihine kara bir leke olarak kazınmış, halkın özgürlüğü ve eşitliği için mücadele eden gençlerin darağaçlarında katledildiği bir gün olmuştur. Onların hayalleri; eşit, özgür, bağımsız ve adil bir Türkiye idi. Ne yazık ki bu hayalleri susturmak isteyen karanlık eller, onları genç yaşlarında bizden kopardı.

Deniz’in, Hüseyin’in ve Yusuf’un mücadelesi, bugün hâlâ gençliğin yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Onların mirası, bizlere bir sorumluluk ve görev yüklemektedir: Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet mücadelesini büyütmek, halkın çıkarlarını savunmak ve halktan yana bir ülke kurmak.

Bizler biliyoruz ki, üç fidanın idealleri bizler için bir yol haritasıdır. Onların eşitlik, özgürlük ve adalet uğruna verdikleri mücadeleyi sahiplenmek ve büyütmek, biz gençlerin en büyük sorumluluğudur. Bugün ve her zaman, onların bıraktığı mirasa sahip çıkacak, ülkemizin demokratik ve özgür yarınları için var gücümüzle çalışacağız.

Bir kez daha haykırıyoruz:

Denizler bitmez! Hüseyinler susmaz! Yusuflar tükenmez!

Üç fidanı saygı ve özlemle anıyoruz. Ruhları şad olsun.”

‘İşimiz dileklere, dualara kaldı!’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, 1400 yıllık geleneksel Kakava ateşinin yakılmasının ardından insanların dilek ağacına koştuğunu söyleyerek, “Dilek ağacını bu kadar yoğun dileklerin olduğu bir şekilde görmemiştim. Artık insanların işi dileklere, dualara kaldı. İnsanlarımız güzel bir hayat istiyor. O yüzden bütün umutlarını dilek ağaçlarına bağlıyor” dedi.

UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Kakava-Hıdırellez Şenlikleri, Edirne’de binlerce yurttaşın katılımıyla Sarayiçi’nde kutlandı. Asırlardır Edirne’de süregelen gelenek, bu yıl da Sarayiçi’nde yaşatıldı. Binlerce kişi, Kakava ateşi etrafında bir araya gelerek baharın gelişi, bereketin artışı ve dileklerin kabulü için dualar etti, dilekler tuttu. CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan da kutlamalar sırasında dilek ağacının yanında yurttaşlarla bir araya geldi. “1400 yıllık Kakava geleneğimiz, bu sene de Sarayiçi Meydanı’nda yaşamaya devam ediyor. Sizlere dilek ağacından sesleniyorum” diyen Yazgan, şunları söyledi:

“Ben doğduğumdan beri buraya gelirim. Hiçbir zaman dilek ağacını bu kadar yoğun dileklerin olduğu bir şekilde görmemiştim. Neden olduğunu hepimiz biliyoruz. Artık insanların işi dileklere, dualara kaldı. İnsanlarımız geçinmek istiyor, evlenmek istiyor, okumak istiyor; güzel bir hayat istiyor. O yüzden bütün umutlarını dilek ağaçlarına bağlıyor.”

https://hudutgazetesi.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_4059-video-converter.com_.mp4

‘Yargı, tahakküm aracı haline geldi!’


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’ndaki konuşmasında adaletin toplumun temel taşı olduğunu vurgulayarak mevcut yargı sistemine sert eleştirilerde bulundu. Akalın, partili cumhurbaşkanlığı sisteminin hukuk düzenini zayıflattığını ve yargıyı siyasetin etkisi altına soktuğunu belirtti.
“Adalet, insanlık tarihi boyunca her medeniyetin temeline koyduğu kutsal bir duygudur” diyen Akalın, adaletin yalnızca bir hukuk kavramı değil, bir annenin evladına umutla sarılması, bir işçinin alın terinin karşılığını alabilmesi anlamına geldiğini söyledi. Ancak günümüzde adaletin sesinin bastırıldığını belirten Akalın, hukukun bir tahakküm aygıtına dönüştüğünü ifade etti.
Konuşmasında partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Akalın, bu sistemin yasamayı işlevsizleştirdiğini, yürütmeyi tek elde topladığını ve yargının bağımsızlığını yok ettiğini belirtti. Türkiye’de hukuki süreci tamamlanmadan gözaltına alınan yurttaşların kamuoyu önünde “suçlu” ilan edildiğini kaydeden Akalın, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki tutuklama hükümlerinin artık uygulanmadığını, istisna olması gereken tutuklamanın adeta bir ceza yöntemine dönüştüğünü ifade etti.
“Bir tweet atan, bir toplantıya katılan, bir fikir beyan eden insanlar aylarca, hatta yıllarca tutuklu kalabiliyor” diyen Akalın, hukuk sisteminin gücünün en zayıf olanı koruyabildiği an ortaya çıktığını vurguladı.

‘Sağlıkta randevu mu, rezervasyon mu?’


Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, sağlık sisteminin döviz gelsin diye yabancı hastalara pazarlanırken, her ay kazancından belli bir tutarını SGK primi olarak ödeyen Türk insanının randevu bulamaz hale getirildiğini söyledi.
Zafer Partisi İl Başkanı Konak, ‘Sağlık Turizmi: Randevu mu? Rezervasyon mu?’ başlıklı yazılı açıklamasında, sağlık sisteminin döviz kazandıracak bir sektör ol-madığını, sosyal devletin omurga-sını oluşturduğunu belirterek şun-ları söyledi:
RANDEVULAR
“Bu satırların kaleme alındığı 30.04.2025 tarihi 10:15 itibarıyla Edirne Devlet Hastanesi’nde dahiliye polikliniği için en erken randevu 5 Mayıs 2025, cildiye, göz ve gastroenteroloji poliklinikleri için ise en erken randevu 16 Mayıs 2025 tarihine alınabiliyordu. Keşan Devlet Hastanesi’nde ise kulak burun boğaz için randevu bulunamazken cildiye, göz ve dahiliye poliklinikleri için en erken randevu tarihi 16 Mayıs 2025 idi. İpsala Devlet Hastanesi için durum biraz daha endişe vericiydi. Dahiliye ve kadın hastalıkları için randevu bulunamazken kulak burun boğaz, cildiye ve göz için randevu almaya çalışıldığında bir poliklinik seçeneği çıkmıyordu. Bundan mütevellit İpsala Belediye Başkanı Sayın Kerman, 26 Nisan 2025 tarihindeki Balkan Ülkeleri Sağlık- İş Forumu için Edirne’ye gelen Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu’ndan İpsala Devlet Hastanesi’ne doktor atanması talebinde bulunmuştu.
Sağlık sistemimiz döviz gelsin diye yabancı hastalara pazarlanırken, her ay kazancından belli bir tutarını SGK primi olarak ödeyen Türk insanı randevu bulamaz hale getirilmiştir. Devlet ve üniversite hastanelerinden günler hatta aylar sonrasına randevu alınabilmesi olağan hale gelmiştir.
Birçok branşta bırakın tedavi olmayı, muayene olabilmek bile lüks olmuştur. Vatandaşlar en temel hakları olan sağlık hizmetine ulaşamazken iktidar ‘sağlık turizmi’ üzerinden başarı hikayeleri yazmaya çalışmaktadır. Ancak bu hikayenin kazananı yabancılar kaybedeni ise bizleriz.
EN AĞIR FATURA SAĞLIK ÇALIŞANLARINA
Bu çarpık anlayışın en ağır faturası, sağlık çalışanlarımıza kesilmektedir. Uzun çalışma saatleri, yetersiz personel desteği, düşük ücretler, sürekli artan mobbing ve sağlıkta şiddet olayları, hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarımızı mesleklerinden soğutmakta ve yurtdışına göçe zorlamaktadır.
Bugün Türkiye’de her yıl onlarca doktor, Avrupa’ya, Amerika’ya, hatta Körfez ülkelerine gitmek için çaba sarf etmektedir. Milliyetçi Hekimler ve 14 Mart Tıbbiyeli Hekimler Dernekleri’nin 2022 yılı Ocak ayında 1446 katılımcı ile yaptıkları ankete göre katılımcı doktorların %49,71’inin yurt dışında çalışmaya yönelik çabası mevcut iken %72’si de yurt dışında çalışmayı düşünmektedir. Katılımcıların %50’si ülkemizde hekim olarak çalışmaktan kesinlikle memnun olmadıklarını söylerken %38,3’ü ise memnun olmadıklarını dile getirmişlerdir.
TÜM SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKÜŞE SÜRÜKLENMEKTE
Ülkemiz, iktidarın yanlış politikaları yüzünden en kıymetli değerleri olan sağlık çalışanlarımızı kendi eliyle başka ülkelere ihraç eden bir ülke konumuna gelmiştir. İktidarın, ‘giderlerse gitsinler’ diyerek hekimlerimizi küçümsemesi ve değersizleştirmesi hafızalardaki tazeliğini korumaktadır. Bu söylem ve uygulamalar, yalnızca doktorlarımızı değil, tüm sağlık sistemimizi çöküşe sürüklemektedir.
Sağlık çalışanları, yalnızca ekonomik ve sosyal olarak değil, fiziksel güvenlik açısından da büyük bir tehditle karşı karşıyadır. Polikliniklerde, acil servislerde, hastane koridorlarında her gün şiddete uğrayan doktorlar ve hemşireler korumasız bırakılmıştır. Sağlıkta şiddet bir münferit olay değil artık yapısal bir kriz haline gelmiştir. İktidar, bu durumu önleyecek köklü adımlar atmak yerine pansuman tedbirlerle günü kurtarmaya çalışmaktadır. Oysa sağlık turizmi ile övünen! bir ülkenin önce kendi doktoruna, hemşiresine, teknisyenine sahip çıkması; önce kendi vatandaşına önleyici, kaliteli, zamanında ve ulaşılabilir sağlık hizmeti sunması gerekmektedir. Sağlık sistemi, döviz kazandıracak bir sektör değil, sosyal devletin omurgasıdır.
Zafer Partisi, güçlü ve güvenli bir sağlık sistemine sahip olabilmek için ulusal düzeyde, kalıcı ve istikrarlı bir sağlık strateji ve politikasını uygulayacaktır. Politikamızın temeli, vatandaşımızın doktora kolay ulaşmasından ziyade doktora ihtiyaç duymamasını sağlamaktır. Bu da ancak uygulayacağımız bütüncül tıp anlayışıyla gerçekleştirilecektir. Sağlık, temel yurttaşlık hakkı olup sadece parası olanın gereken tedaviyi aldığı bir alan olarak görülemez.”

‘Kamu yararı, bilim, vicdan nerede?’


İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, son dönemde artan doğa tahribatlarına karşı sert bir açıklama yaptı. TOKİ eliyle yürütülen projeler kapsamında Hatay’da zeytinliklerin, İstanbul’da su havzalarının yok edilmesine tepki gösteren Akalın, kamu yararının ve bilimin göz ardı edildiğini vurguladı.
“Doğaya karşı değil, rant politikalarına karşıyız”
Akalın, verimli toprakların, zeytinliklerin ve su kaynaklarının telafisi olmayan biçimde zarar gördüğüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Zeytinlikler, su havzaları, verimli topraklar ranta kurban edilemez! TOKİ eliyle yürütülen bu doğa talanına sessiz kalmamız mümkün değildir. Hatay’da zeytinlikler yok ediliyor, İstanbul’da su kaynakları tehdit altında. Bu yapılanlar ne bilime sığar, ne vicdana ne de kamu yararına.”
“Kamu yararı nerede? Bilim nerede? Vicdan nerede?”
Açıklamasında, projelerin halkın ve doğanın geleceğini değil; kısa vadeli kazançları hedeflediğini dile getiren Akalın, “Kamu yararı nerede? Bilim nerede? Vicdan nerede?” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Milletvekili Akalın, doğaya ve tarımsal varlıklara yönelik bu saldırılara karşı her platformda mücadele edeceklerini belirtti ve sözlerini şöyle tamamladı:
“Doğayı yok ederek gelecek inşa edemezsiniz. Toprak bizimdir, zeytin bizimdir, su bizimdir. Bunlar çocuklarımıza bırakacağımız emanettir, rant uğruna yok edilmesine asla izin vermeyeceğiz.”