İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, 24 Temmuz’un hem Lozan Barış Antlaşması’nın yıl dönümü hem de Batı Trakya Türklerinin unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’in vefat yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, Batı Trakya Türk azınlığının karşı karşıya bulunduğu hak ihlallerine dikkat çekti.
Lozan Barış Antlaşması’nın Batı Trakya Türk azınlığının eğitim, din ve kültürel haklarını uluslararası hukuk çerçevesinde güvence altına aldığını belirten Akalın, aradan 103 yıl geçmiş olmasına rağmen bu hakların çeşitli uygulamalarla ihlal edilmeye devam ettiğini ifade etti.
Yunanistan’ın geçtiğimiz günlerde Batı Trakya’da faaliyet gösteren 8 Türk azınlık ilkokulunu kapatma kararını eleştiren Akalın, bu uygulamanın uluslararası yükümlülüklerle bağdaşmadığını vurguladı. Yaşanan gelişmelerin, Dr. Sadık Ahmet’in yıllar önce dile getirdiği sorunların hâlâ devam ettiğini gösterdiğini belirten Akalın, Batı Trakya Türklerinin eğitim ve kimlik haklarının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
Konuşmasında Dışişleri Bakanlığına da çağrıda bulunan Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’nin Lozan Barış Antlaşması’ndan kaynaklanan hakların korunması ve Batı Trakya Türk azınlığının maruz kaldığı hak ihlallerinin uluslararası platformlarda daha güçlü şekilde gündeme taşınması için daha etkin diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini ifade etti.
Akalın, konuşmasını Batı Trakya Türklerinin hak mücadelesinin sembol isimlerinden Dr. Sadık Ahmet’i rahmet, minnet ve saygıyla anarak tamamladı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) butlan kararıyla genel başkanlığa dönen Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki Parti Meclisi kararıyla il başkanlığına atanan Özlem Becan, il başkanlığı binasına gelerek görevi teslim aldı.
CHP’de, butlan yönetiminin geçtiğimiz hafta görevden aldığı Yücel Balkanlı’nın yerine atanan yeni il başkanı, eski Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan, ilk kez il başkanlığı binasına geldi. Becan, il başkanlığında, önceki yönetimden bazı isimlerle bir araya gelerek, devir teslim işlemlerini gerçekleştirdi. Becan, işlemlerin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Önceki yönetime teşekkür eden Becan, “Önceki yönetici arkadaşlarıma, önceki il başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Sorunsuz bir devir teslim gerçekleşti. İldeki evraklarımızı teslim aldık. İzleyen günlerde zaten süreci basın mensubu arkadaşlarla paylaşacağız ama Edirneli olmamızın farkını da gösterdik. Suhuletle devralmış olmak bizi de memnun ediyor, teşekkür ediyorum kendilerine. İzleyen günlerde, izleyen haftalarda yeni yönetimi de paylaşacağız. Elbette ki yönetim kurulu üyelerimizle beraber size daha detaylı bilgi vereceğiz” dedi.
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri tanımayarak ihlal ettiği Lozan’ı eğitim haklarını da peyder pey ellerinden alarak ihlal ettiğini, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 8 Türk azınlık okulunun daha Yunan Devletince kapatıldığını bildirdi.
İl Başkanı Konak, “Lozan Barış Antlaşması, Batı Trakya Türk Okullarının Kapatılması ve Heybeliada” başlıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle ‘Türk Milleti için siyasi bir zafer teşkil eden ve mazlum bir milletin haklarını tanıtan ilk belge’ olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanışının 103. yıl dönümündeyiz. Kutlu olsun!
Lozan Barış Antlaşması’nın 40. maddesine göre; ‘Batı Trakya Türk Toplumu harcamaları kendilerince yapılmak üzere, her türlü yardım, dinsel ya da sosyal kurumları, her türlü okul ve benzeri öğretim ve eğitim kurumları kurma, yönetme ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel törenlerini serbestçe yapma bakımından eşit bir hakka sahip bulunmaktadırlar’.Lakin Yunan Devleti Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri tanımayarak ihlal ettiği Lozan’ı eğitim haklarını da peyder pey ellerinden alarak ihlal etmektedir. Nitekim 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 8 Türk azınlık okulu daha Yunan Devletince kapatılmıştır.
Yunan Devleti’nin Batı Trakya Türklerinin eğitim ve öğretim hakları üzerinde yıllardır uyguladığı politika açıkça sistemli bir tasfiyenin yapıldığını göstermektedir. Bugün Rodop’ta nüfusun %55’ini, İskeçe’de %45’ini ve Meriç’te de %10’unu Türklerin oluşturmasına rağmen dili Türkçe olan anaokullarının açılmasına izin verilmemektedir. Bugün Batı Trakya’da bir tane bile Türkçe eğitim veren anaokulu yoktur.
Özel ve özerk Türk okullarının idaresi ve işleyişi velilerin oylarıyla seçilen üç kişilik encümen heyetinin görevidir. Yıllar içinde uygulanan sistematik politikalar ile encümenlerin yetkileri tırpanlanmıştır. 2002 yılındaki bakanlık kararı ile bu yetki toptan kaldırılmıştır.
1923’te tanımlanan, Türk okullarının özerk bir biçimde yönetilmesi hakkı Batı Trakya Türklerinin ellerinden alınmıştır.
Yunan Devleti Batı Trakya Türklerinin eğitim özerkliğini yıllardır tahrip ederken iddiaya göre Ak Parti Hükümeti de Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmaya hazırlanmaktadır.
Bize göre Fener Rum Patrikhanesi sorunu, bir din ve ibadet özgürlüğü konusu değil jeopolitik ve stratejik bir konudur. Heybeliada’nın açılması Rum Ortodoks papazlarının eğitilmesi mevzusu değildir. Asıl mesele Patrikhanenin ‘Ekümenik’ bir yapıya dönüştürülüp dünya çapında din adamlarının yetiştirildiği ve uluslararası ağları yönetebildiği bir merkeze eriştirilmesidir. 2007 Yargıtay kararına göre; ‘Patrikhane’nin egemen bir devlet içinde egemenlik hakkı iddia edemeyeceği ve tüzel kişiliğinin sadece dini sınırlarla çevrili olduğu’ hükme bağlanmıştır.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun eğitim faaliyetleri 1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin ‘tüm özel yüksekokulların devlet denetimine girmesi veya kapatılması’ yönündeki kararı sonrası, Patrikhane’nin ‘okulun devlet üniversitesine bağlanmasını reddettiği için’ durdurulmuştur. Türk Devleti’nin kanunlarına tabi olmayı reddeden ve sözde ‘Ekümenik’ sıfatını kullanmaktan geri durmayan Patrikhane’nin Ruhban Okulu’nun açılması isteğinin yerine getirilmesine hazırlık yapılmasının sebebi nedir? Okulun statüsü olacaktır?
Edirne Milletvekili Fatma Aksal, geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu sosyal medya paylaşımında Batı Trakya’daki Türk okullarının kapatılmasını eleştirmiş ve uygulamanın ‘kabul edilemez’ olduğunu vurgulamıştır. Hal böyle iken Sayın Aksal’ın Ruhban Okulu’nun açılması ile ilgili ne düşündüğü merak konusudur.
Bilinmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni her gittiği ülkede şikâyet eden Patrik Bartholomeos’un tek muhatabı Türkiye Cumhuriyeti Fatih Kaymakamlığı’dır.”
DR. SADIK AHMET
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, yayımladığı bir mesajla ölümünün 31. yıldönümünde Dr. Sadık Ahmet’i andı. Konak mesajında unlara yer verdi:
“Bugün Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri, hak ve özgürlük mücadelesinin mümtaz ismi Dr. Sadık Ahmet’in vefatının 31. yıldönümüdür. Hüseyin Nihat Atsız’ın dediği gibi, ‘Şu öksüz Türklüğünü bin cihana değişmeyen’ Dr. Sadık Ahmet’i ebediyete irtihalinin yıl dönümünde minnet ve şükranla yad ediyoruz.
Ömrünü Batı Trakya Türklerinin kimliklerini, dillerini ve temel haklarını savunmaya adayan Dr. Sadık Ahmet, her türlü baskı ve zulme karşı ilke ve inançlarından taviz vermeyerek mücadele etmiş, Batı Trakya Türklüğünün davasını nesillere ilham veren bir anlayış ile savunmuş ve hepimize miras bırakmıştır.
Dr. Sadık Ahmet’i anmak yalnızca ölen birini anmak değildir. Dr. Sadık Ahmet’i anmak Batı Trakya’daki Türklük davasını hatırlamak, sahip çıkmak ve de bu uğurda mücadele etmektir.
Bıraktığı miras bizlere rehber olduğu gibi gelecek nesillere de ilham kaynağı olacaktır. Allah rahmet eylesin.”
İYİ Parti eski Edirne İl Başkanı Ekrem Demir, butlan kararı ile CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’na ithafen sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, izlediği siyasi tutumun, muhalefetin birlik ve beraberliğine katkı sunmadığını; aksine toplumsal muhalefetin dağılmasına hizmet ettiğini düşündüğünü bildirdi.
Demir, paylaşımında şunlara yer verdi:
“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Millet İttifakı döneminde İYİ Parti Edirne İl Başkanı olarak sizi daha yakından tanıma fırsatı buldum.
2018 Genel Seçimlerinden Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar sergilediğinizi düşündüğüm demokratik duruşunuza inandım. Edirne’ye her gelişinizde sizi il başkanı sıfatıyla karşıladım, size oy verdim, saygı duydum. Hatta birçok kişiye sizi; ‘demokrat, naif ve beyefendi bir siyasetçi’ olarak anlattım.
Uzun süre, ülkenin menfaatini önceleyen, toplumu birleştirecek güçlü bir çıkış yapacağınızı bekledim. Ancak bugün geldiğim noktada büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımı ifade etmek zorundayım.
Bugün izlediğiniz siyasi tutumun, muhalefetin birlik ve beraberliğine katkı sunmadığını; aksine toplumsal muhalefetin dağılmasına hizmet ettiğini düşünüyorum. Bu, benim kişisel değerlendirmemdir.
Demokratik bir hukuk devletinde siyaset; kişisel hesaplarla değil, milletin ortak geleceği gözetilerek yapılmalıdır. Türkiye’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, ayrışmayı derinleştirmek değil; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve milli iradeyi güçlendirecek bir birlik anlayışıdır.
İnanıyorum ki hiçbir siyasi hareket, milletin beklentisinin ve vicdanının üzerinde değildir. Tarih, kimin hangi dönemde nasıl bir sorumluluk üstlendiğini ve hangi tercihleri yaptığını mutlaka kaydedecektir.
Sayfamdaki bazı arkadaşlar, “Siz CHP’li değilsiniz, neden CHP’den daha fazla muhalefeti savunuyorsunuz?” diye sorabilir.
Çünkü benim meselem hiçbir zaman partiler ya da kişiler olmadı.
Benim meselem; Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği, hukukun üstünlüğü, demokrasimiz ve aziz milletimizin huzurudur. Kim bu değerlere katkı sağlıyorsa yanında olur, kim zarar veriyorsa da demokratik bir hak olarak eleştirimi açıkça ifade ederim.
İnanın, bu süreçte kaybeden biz olmadık. Bizler yaşananlardan ders çıkardık, tecrübe kazandık. Asıl kaybeden; kendisine duyulan güveni ve milletin umudunu yitirenler olacaktır.
Temennim; herkesin kişisel ya da siyasi hesaplardan önce Türkiye’nin ortak geleceğini düşünmesi, hukukun, demokrasinin ve milli iradenin yanında durmasıdır.”
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek,“Butlan kararı sonrasında hayatımın en zor ama en onurlu kararlarından birini verdim” diyerek yaşanan gelişmeler ve seçilmiş iradeye yönelik haksızlıklar nedeniyle CHP’den istifa ettiğini açıkladı.
Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, istifasını şöyle duyurdu:
“1992 yılında, Cumhuriyet Halk Partimizin yeniden kuruluş sürecinde görev almış biri olarak, yıllarımı verdiğim partimden Butlan kararı sonrasında yaşanan gelişmeler ve seçilmiş iradeye yönelik haksızlıklar nedeniyle istifa ettim.
Bu karar kolay olmadı.
Ancak insan, inandığı değerlere aykırı gördüğü bir durum karşısında susarak değil, tavır alarak kendine olan saygısını korur.
Ben partimden istifa ettim; Ama Cumhuriyet’ten istifa etmedim. Atatürk’ten istifa etmedim. Demokrasiden istifa etmedim. Milletin iradesinden istifa etmedim.
Tam tersine; istifamla, inandığım değerlere sahip çıktım.
Asla unutkan olmayacağız.
Partimizin adı değişebilir. Dönemler değişebilir. Şartlar değişebilir.
Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu bizim yolumuzdur.
Bizi bölemezler!
Çünkü bizi bir arada tutan yalnızca bir parti adı değildir. Cumhuriyet’tir. Demokrasidir. Halkın iradesidir. Ortak mücadelemizdir.
Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in yanındayım.
Ben partiden istifa ettim; Atatürk’ün yolundan asla istifa etmedim!
Dün demokrasiyi savundum. Bugün de savunuyorum. Yarın da savunacağım.
Bu bir vazgeçiş değil; İilkelerime sahip çıkıştır!
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanındayım. Milletin iradesinin yanındayım. Demokrasinin yanındayım. Atatürk’ün yolundayım.”
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda tekstil ve hazır giyim sektörünün yaşadığı sorunlara ilişkin Meclis araştırması açılmasını öngören önerge üzerinde yaptığı konuşmada, sektörün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çekerek kapsamlı destek ve yapısal dönüşüm çağrısında bulundu.
Tekstil ve hazır giyim sektörünün yıllardır Türkiye’nin kalkınmasında, istihdamında ve ihracatında öncü rol üstlendiğini vurgulayan Akalın, özellikle kadın istihdamına sağladığı katkıyla toplumsal kalkınmanın da temel taşı olduğunu ifade etti. Buna karşın sektörün son yıllarda ciddi bir daralma yaşadığını belirten Akalın, kayıtlı istihdamın yaklaşık 840 bin kişiye gerilediğini, geçmişte kayıtlı, kayıtsız ve dolaylı istihdamın 2 milyonun üzerinde olduğunu hatırlattı.
2025 yılında tekstil ve hazır giyim ihracatının yaklaşık 26 milyar dolar olarak gerçekleştiğini kaydeden Akalın, sektörün toplam ihracattaki payının yüzde 10 seviyesine düştüğünü, oysa bu oranın 10-15 yıl önce yüzde 20’ler düzeyinde olduğunu belirtti. Üretim maliyetlerindeki artış, finansmana erişim güçlüğü, kur politikası ve küresel rekabet baskısının sektörü her geçen gün daha da zorladığını ifade etti.
Konuşmasında Hindistan ile Avrupa Birliği arasında imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması’nın yıl sonunda yürürlüğe girecek olmasına da dikkat çeken Akalın, bu gelişmenin Türk tekstil ve hazır giyim sektörü açısından ciddi bir rekabet riski oluşturduğunu belirterek, hükümetin bu konuda kapsamlı bir hazırlık ortaya koymadığını söyledi.
Sektörün yeniden rekabet gücü kazanabilmesi için çözüm önerilerini de paylaşan Akalın, ihracatçılara verilen döviz dönüşüm desteğinin artırılması, imalat sanayine yönelik istihdam desteklerinin güçlendirilmesi ve desteklerin çalışan sayısındaki küçük değişiklikler nedeniyle tamamen kesilmemesi gerektiğini ifade etti.
Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın tekstil sektöründe yeşil ve dijital dönüşümü zorunlu hâle getirdiğini vurgulayan Akalın, Türkiye’nin vakit kaybetmeden ulusal bir tekstil dönüşüm programını hayata geçirmesi gerektiğini belirtti. KOBİ’lere dijital dönüşüm hibeleri sağlanması ve ortak dijital ürün pasaportu altyapısının kurulmasının önemine işaret eden Akalın, “Tekstil sektörünün geleceği, yalnızca bugünün krizini yönetmekle değil, yarının ticaret kurallarına bugünden hazırlanmakla mümkündür.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, “Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin evidir. Edirne’miz ve ülkemiz için çalışmaya aynı kararlılıkla devam edeceğim.Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmak, hepimiz için tarihi bir sorumluluktur” dedi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, son günlerdeki gelişmelere ilişkin şu açıklamayı yaptı.:
“Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetimizi kuran partidir. Türkiye’de demokrasinin teminatı, Cumhuriyetimizin çimentosudur. Hepimizin baba ocağıdır.
Partimiz; 100 yılı aşkın tarihi boyunca nice ayrılıklar, nice birleşmeler yaşamış; her defasında milletimizin umudu olmayı başarmıştır. Çünkü CHP; kişilerden ve makamlardan büyük, ortak mücadelemizin adıdır.
Siyasette yollar ayrılabilir fakat ortak değerler, ortak mücadele ve ortak geçmiş inkâr edilemez. Yıllarca birlikte omuz omuza yürüdüğümüz Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel, aynı zamanda benim abimdir. Bugün farklı bir yol tercih eden birçok yol arkadaşımla da aynı davaya inanarak yıllarca birlikte mücadele ettik. O gün verilen emek de kurulan dostluklar da bizim siyasi hafızamızın kıymetli bir parçasıdır. Ancak bilindiği üzere baba ile oğul, abi ile kardeş hayatta attığı her adımı birlikte atmayabilir.
Davamız aynı, yolumuz farklıdır bugünden sonra. ben inanıyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin evidir. Baba ocağının kapısı, gönlünde Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, sosyal adalet ve tam bağımsız Türkiye sevdası taşıyan herkese her zaman açıktır. Bugün farklı bir yolda yürümeyi tercih eden arkadaşlarımızın da günün sonunda bu büyük çatı altında yeniden buluşacaklarına olan inancımı koruyorum.
Ben, halkımızın bana verdiği emanete sahip çıkmaya, Edirne’miz ve ülkemiz için çalışmaya aynı kararlılıkla devam edeceğim.
Çünkü Ulu Önder Atatürk’ün ‘(iki büyük eserim’ dediği Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmak, hepimiz için tarihi bir sorumluluktur.”
Mutlak butlan yönetimi tarafından görevinden alınan CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, inandıkları ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında artık siyaset yapma imkânının ortadan kaldırıldığına tanıklık etmeleri, Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör de son dönemde yaşanan ve tamamen kötü niyetli olduğunu düşündüğü girişimler nedeniyle büyük bir üzüntüyle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ettiklerini açıkladı.
Balkanlı yaptığı açıklamada, “Seçilmiş CHP Edirne İl Başkanlığı görevimden yönetim kurulu ile birlikte mutlak butlan yönetimi tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğü’ne açıkça aykırı, hukuksuz bir şekilde görevimizden alınmamız, yalnızca şahsıma yönelik bir tasarruf değildir. Bu karar; örgütümüzün iradesine, üyelerimizin sandıkta ortaya koyduğu demokratik tercihe ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü demokrasi geleneğine yapılmış açık bir müdahaledir” diyerek şunları kaydetti:
“Bu nedenle, mutlak butlan yönetiminin aldığı kararları kabul etmiyor, tanımıyor ve meşru görmüyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu 103 yıllık baba ocağıdır. Bu gerçek, benim için dün de değişmedi, bugün de değişmedi, yarın da değişmeyecektir. Yaşamım boyunca Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet’in temel değerlerine, demokrasiye, laikliğe, sosyal demokrasiye ve hukuk devletine bağlı kaldım ve yaşam biçimim oldu.Bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğim.
Ne yazık ki bugün gelinen noktada, parti içi demokrasiyi ve örgüt iradesini yok sayan bir anlayış hâkim kılınmak istenmektedir. Üyelerin ve delegelerin özgür iradesiyle seçilmiş yöneticilerin, hukuki süreçler gerekçe gösterilerek görevlerinden uzaklaştırılması; demokrasiyi güçlendirmez, aksine zedeler. Hukuk; adaleti sağlamak, temel hak ve özgürlükleri korumak için vardır.Demokratik meşruiyetin tek kaynağı; üyelerin, delegelerin ve milletimizin özgür iradesidir.
Bu anlayışın sonucunda, inandığımız ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında artık siyaset yapma imkânının ortadan kaldırıldığına üzülerek tanıklık ediyoruz.
Bu nedenle, büyük bir üzüntüyle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ettim.
Bu kararım, Atatürk’ün kurduğu partiye ve onun değerlerine sırt çevirmek anlamına gelmemektedir. Tam tersine; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği Cumhuriyet değerlerine, demokrasiye ve halkın iradesine sahip çıkma kararlılığımın bir sonucudur.
Siyasi mücadelemi, hangi konumda olursam olayım seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde kurulacak yeni siyasi partide sürdürme kararı aldım. Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden, hak, hukuk ve adalet mücadelemizden, laik ve demokratik Cumhuriyet idealinden bir milim geri adım atmadan asla vazgeçmeyeceğim.
Benim mücadelem hiçbir zaman koltuk,makam veya unvan mücadelesi olmamıştır. Mücadelem; örgüt iradesini, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, sosyal adaleti ve halkın egemenliğini savunma mücadelesidir. Bundan sonra da aynı inanç, aynı cesaret ve aynı kararlılıkla yol yürümeye devam edeceğim.
Bugüne kadar omuz omuza mücadele ettiğimiz tüm yol arkadaşlarıma, üyelerimize, delegelerimize ve bize güvenerek destek veren Edirneli hemşehrilerimize yürekten teşekkür ediyorum.
İnanıyorum ki hiçbir hukuksuzluk, hiçbir antidemokratik uygulama halkın iradesinden güçlü değildir. Mücadelemiz bitmemiştir. Mücadelemiz; Seçilmiş Genel Başkanımız sayın Özgür Özel’in liderliğinde cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ile birlikte ,cumhuriyet’e, demokrasiye, örgüt iradesine ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıkla, yeni bir yolda aynı umut ve kararlılıkla devam edecektir.”
VOLKAN AKGÜNGÖR
CHP Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, istifasını şöyle duyurdu:
“CHP’ye yönelik son dönemde yaşanan ve tamamen kötü niyetli olduğunu düşündüğüm girişimler nedeniyle, büyük bir üzüntüyle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa etmiş bulunuyorum.
Bu karar, ilke ve duruşuma yönelik haksızlıklar karşısında verdiğim kişisel bir karardır. Kamuoyuna saygıyla duyururum.”
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne 22. dönem milletvekili, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın amcası Nejat Gencan, “Tarihin doğru tarafında durulması gereği seçilmiş genel başkanımızın yol göstericiliğinde ilerlemek üzere yeni bir oluşuma destek vermek için bu yola çıktık” diyerek yarım asır önce üye olduğu partisinden istifa etti.
Gencan de sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımına istifasına ilişkin ekran görüntüsünü de ekleyerek şunları kaydetti:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nde üye olarak 1976 yılında başlayan yolculuk İl Gençlik Kolu Başkanlığı, 1992de yeniden açılan CHP Edirne Merkez İlçe kurucu üyeliği, sonrası CHP Edirne Merkez İlçe başkanlarında bulundum. 2001 yılındaki kongrede il başkanlığına seçildim.2002 yılında ön seçim sonucu milletvekili adayı oldum. Edirne ilinden üç milletvekili olarak parlamentoya girme hakkı elde ettik.2002-2007 yılları arasında Edirne ilini temsil görevimi en iyi şekilde yaptığıma inanıyorum .2007 yılından sonra iki dönem il başkanlığı görevini yapan biriyim.Vermiş olduğum emeklerime rağmen çok sevdiğim Cumhuriyet Halk Parti üyeliğimden istemeyerek ayrılmak zorunda bırakıldık. Tarihin doğru tarafında durulması gereği seçilmiş genel başkanımızın yol göstericiliğinde ilerlemek üzere yeni bir oluşuma destek vermek için bu yola çıktık. Ülkemiz ve kurulacak partimiz İçin yürüyelim arkadaşlar. Sevgilerimle.”
25-26-27.Dönem CHP Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, atanmışlarla değil, seçilmişlerle beraber olacağını belirterek, Özgür Özel ile birlikte yürüyeceğini duyurdu.
Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yer verdi:
“Atanmışlarla değil, seçilmişlerle beraberim……
Kendimi bildim bileli CHP’liyim. 2015-2023 yilları arasında tüm üyelerin katılımıyla önseçimle gelerek 8 yıl Edirne milletvekilliği yaptım. Her zaman sahada halkla birlikte olmaya dikkat ettim. Halk değişim diyor, atama ile yargı kararı ile gelenleri kabul etmiyor, halka rağmen siyaset olmaz. Bunu göremeyenler bu partiye zarar veriyorlar. O nedenle ben de yeni bir yol açan Özgür Özel’le beraberim, birlikte yürüyeceğim. Yine sahalarda olacağım. Ölene kadar Atatürk’ün çizdiği yoldan dönmeden yoluma devam edeceğim.”