İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hasan Hakan Şahin, özlük hakları nedeniyle Ankara’da eylem yapan gazilere yönelik polis müdahalelerini hatırlatarak tepkisini dile getirdi.
İl Başkanı Şahin, Gaziler Günü nedeniyle Edirne’de gerçekleştirilen programa katıldı. Program sonrası gazetecilere açıklama yapan Şahin, Ankara’da eylem yapan gazilere yönelik polis müdahalelerini hatırlattı. Devam eden çözüm sürecini de eleştiren Şahin, “Siyasette şuna her zaman karşıyız ve söylüyoruz; çobanla ağlayıp kurtla aynı sofraya oturanlardan olmadı hiçbir zaman İYİ Parti” şeklinde konuştu.
İYİ Parti olarak dün dediklerinin, bugün de arkasında olduklarını belirten Şahin, “Geçtiğimiz günlerde Güven Park’ta, Kurtuluş Parkı’nda gazilerimize yapılan muameleleri biliyorsunuz. Siyasette şuna her zaman karşıyız ve söylüyoruz; çobanla ağlayıp kurtla aynı sofraya oturanlardan olmadı hiçbir zaman İYİ Parti. Dolayısıyla gazilerimiz, şehitlerimiz bizler için çok kıymetlidir. İmralı’daki o caniye, o bebek katiline gösterilen ilgi, alaka, yapılan villaları konuşuyor bu memleket. Sonra burada Gaziler Günü’nde göstermelik gazilerimize şükran ve minnet sunuyor. İYİ Parti olarak biz dün ne dediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Kıymetlerimizi her zaman koruyacağız. Tekrar altını çizerek söylüyorum. Siyasette hiçbir zaman çobanla ağlayıp, kurtla aynı sofraya oturanlardan olmayacağız” dedi.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, iktidarın “sıcak para ve rant” ekonomisinin Trakya’yı ve çiftçiyi tasfiye ettiğini belirterek, “4 Bölge 4 Deniz Projemizin bölgesel etabı olan Edirne ve Trakya havzası için ‘Trakya Ergene Eylem Planı’ ile bölgeye özgü tarım ve sanayi entegrasyonu devlet planlamasıyla hayata geçirilecektir” dedi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, yaptığı yazılı açıklamada Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) yeniden kurulacağını söyledi. İçinde bulunulan haftanın Anadolu topraklarında dürüstlüğün, alın terinin, yardımlaşmanın, esnaf ahlakının ve üretimin sembolü olan Ahilik Haftası olduğunu ealtını çizen Arda Meriç, şunları kaydetti:
“Beni de bu kültürün bir parçası olarak yetiştiren ve bana ahilik kültürünü aşılayan ustama, amcama da bir teşekkürü borç bilirim. Benim ustamdan öğrendiğim ve Ahi Evran-ı Veli’nin kurduğu bu medeniyet ocağında; ‘Pabucu dama atılmak’ deyimine bir atıf yapmak istiyorum. Bu deyim veli nimeti olan müşterisini kandıran bir esnafın bu hileli durum karşısında, diğer esnaflara ibret, ahaliye de bu durumun gösterilmesi amacıyla pabucunun damı atılarak teşhir edilmesi demektir. Yani tüketici haklarının ve ahlakın teminatıydı. Çarşıda tefeciliğe, faiz zulmüne ve haksız kazanca geçit verilmezdi. Peki, bugün Ahilik Haftası’nı kutladığımız Edirne’mizde genel tablo nedir?
Uluslararası finansal kuruluşlarda para, kur ve kalkınma ekonomisi üzerine çalışmış bir iktisatçı ve Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı olarak sahadaki rakamlara baktığımızda; karşımızda Ahilik ahlakıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, halkını borçla terbiye etmeye çalışan vahşi bir borç sarmalı ve çöküş tablosu duruyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 2026 yılı haziran ayı güncel verileri ve finansal piyasalardan yansıyan acı gerçekler meydandadır: Edirne’de sektörün toplam nakdi kredisi 87 milyar 651 milyon TL’yi (sektör geneli 90 milyar 145 milyon TL) aşmış durumda. Daha da vahimi; takipteki alacaklar (batık krediler) Edirne’de 2 milyar 493 milyon TL’ye dayanmıştır. Bunun 2 milyar 332 milyon TL’si mevduat bankalarında, 824 milyon TL’si ise yerli özel bankalardadır. Türkiye genelinde bireysel kredi kartı ve kredi takip oranının %5.25 ile 2014 yılından bu yana tarihin en yüksek seviyesine tırmandığı bu ekonomik yıkım ikliminde, serhat şehri Edirne nefes alamaz hale getirilmiştir.
BU KRİZ BİR “PİYASA AYARI” DEĞİL, TERCİHTİR!
İktidarın seneler boyunca izlediği eksik ve yanlış ekonomi politikaları, ekonomiyi katma değerli üretimden koparıp, üretmeyeni ödüllendiren, tarlayı-çiftçiyi tasfiye eden, kentleri ve ülke ekonomisini betonla ve sıcak parayla şişiren bir rant modeline mahkûm etmiştir.
Bugün ülkemizde mazotun litresinin 100 TL’yi aştığı gerçeği ortadadır. Başta Edirne’deki çiftçimiz olmak üzere üreticiler mazotunu, gübresini, tohumunu alırken döviz bazlı maliyet baskısı altında ezilmekte ve tarlasını banka kredisiyle sürmektedir. Ayrıca birçok çiftçimizin bu sene üretimden vazgeçtiğini de görmekteyiz. Esnafımız dükkanının kirasını, elektriğini ve stopajını ödeyebilmek için kredi kartının asgarisini bile çeviremiyorsa; geniş tanımlı işsizlik %30’lara dayandıysa ve vatandaş temel tüketimini dahi kart borcuyla karşılıyorsa, bu bir ‘küresel enflasyon kaderi’ değildir!
Bu; AKP rejiminin 22 yıldır sürdürdüğü, üretim yerine rantı, fabrika yerine AVM’yi, üreten ve planlı sanayi yerine ithalatı koyan, Türk çiftçisini ve esnafını uluslararası finans lobilerinin kucağına iten bilinçli bir tercihinin sonucudur. Sırf enflasyonu geçici olarak makyajlayabilmek adına yüksek faiz ve düşük kur sarmalıyla çiftçi üretemez, esnaf da işini döndüremez hale getirilmiştir. Üstüne bir de Cumhuriyet tarihinin en büyük demografik felaketi olan milyonluk sığınmacı yükü ve haksız rekabet ile ülke ekonomik olarak uçurumun kenarına sürüklenmiştir.
Biz Zafer Partisi olarak; Parti Programımızda ortaya koyduğumuz bilimsel, milli planlı ve kamucu kalkınma vizyonuyla bu iki kutuplu esarete ‘Ne iktidar ne sarı muhalefet; üçüncü seçenek: Zafer’ diyoruz.
Ahilik teşkilatının temel ilkeleri olan ‘Hak ile sabır dileyen bizdendir / Çalışıp mazlumu koruyan bizdendir’ anlayışıyla Edirne’den ilan ediyoruz:
Borç Batağındaki Çiftçiye ve Esnafa ‘Nefes’ Planı:
Tarımsal üretim girdilerindeki (mazot, gübre, tohum, ilaç, yem) tüm ÖTV ve KDV sıfırlanacaktır. Başta Ziraat Bankası bir “çiftlik” olmaktan çıkarılıp, asli görevi olan Türk çiftçisini ucuz, uzun vadeli ve hakkaniyetli kredilerle destekleyen milli bir kamu bankasına dönüştürülecek ve diğer kamu bankaları da asli görev ve unsurlarına yönlendirilecektir.
Küçük esnafın, KOBİ’lerin ve çiftçilerin banka borçlarının faizleri silinecek; anapara borçları adil bir vadeye yayılacaktır.
DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI (DPT) YENİDEN KURULACAK:
Piyasanın ‘görünmez eline’ güvenerek milleti faiz lobilerine teslim eden neo-liberal palavralar tarihe gömülecektir. DPT yeniden kurulacak; 4 Bölge 4 Deniz Projemizin bölgesel etabı olan Edirne ve Trakya havzası için ‘Trakya Ergene Eylem Planı’ ile bölgeye özgü tarım ve sanayi entegrasyonu devlet planlamasıyla hayata geçirilecektir.
Anadolu Kalesi Projesi ile Kaynak Türk Milletine Kalacak: Sığınmacıların ve kaçakların 1 yıl içinde vatanlarına dönmesini sağlayacak Anadolu Kalesi Projesi kararlılıkla uygulanacaktır. Sığınmacılara harcanan milyarlarca dolar ve haksız rekabet yaratan kayıt dışı ekonomi bitirilecek; kiralar, gıda fiyatları ve kamu harcamaları rahatlayacaktır.
Vergi Adaleti ve Nereden Buldun Yasası: Dolaylı vergilerin (KDV-ÖTV) sırtına yıkıldığı garabet vergi sistemi değiştirilecek; rantiyeciden, faiz lobisinden ve servet sahibinden alınarak özellikle de dar gelirliler üstünde ki yük kaldırılacak ve adil bir vergi reformu ile “Nereden Buldun Yasası” derhal yürürlüğekonulacaktır.
Kıymetli Edirneliler, Ahi Evran’ın esnafı haksız rekabete ezdirmediği, tarlada izi olmayanın harmanda sözünün olmadığı o erdemli ve kadim Türk medeniyetini yeniden inşa etmek boynumuzun borcudur. Edirneli çiftçi, esnaf, işçi ve gençlerimiz yalnız değildir! Sizi bu borç batağına mahkûm edenlere karşı, Atatürk’ün gösterdiği tam bağımsız, hakça bölüşen Zafer Ekonomisinde buluşmaya çağırıyoruz.”
AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Uzunköprü ilçesine bağlı Kırcasalih beldesinde belediye, esnaf ve vatandaş ziyaretleri gerçekleştirdi. Tamamlanan asfalt çalışmaları ve beldeye gelen doğalgazın ele alındığı ziyaretlerde, vatandaşların yapılan hizmetlerden duydukları memnuniyetin yanı sıra yeni projelere ilişkin talep ve beklentileri de dinlendi.
AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Uzunköprü programı kapsamında Kırcasalih beldesini ziyaret ederek, Belediye Başkanı Samet Ertaş, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi.
İba’nın ziyaretlerinde beldede tamamlanan çalışmalar, devam eden hizmetler ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeler gündeme geldi.
TAMAMLANAN ÇALIŞMALAR VE YENİ PROJELER ELE ALINDI
İba, Kırcasalih Belde Belediye Başkanı Samet Ertaş’ı; AK Parti İl Gençlik Kolları Başkanı Barış Gündoğdu, Uzunköprü İlçe Başkanı Önder Kuruşar, Kırcasalih Belde Başkanı Abdullah Alko, İlçe Kadın Kolları ve İlçe Gençlik Kolları Başkanları ile İl Genel ve Belediye Meclis üyeleriyle birlikte ziyaret etti.
Belediye Başkanlığı’nda belde sakinleriyle de bir araya gelen İba, vatandaşların talep ve görüşlerini dinledi. Belediye Başkanı Ertaş ile gerçekleştirilen görüşmede ise Kırcasalih’te tamamlanan hizmetler değerlendirilirken, önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeler üzerine fikir alışverişinde bulunuldu.
Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan İba, Belediye Başkanı Samet Ertaş’a misafirperverliği için teşekkür ederek çalışmalarında başarılarının devamını diledi.
ASFALT VE DOĞALGAZ ÇALIŞMALARI
Belediye ziyaretinin ardından İba; Belde Belediye Başkanı Samet Ertaş, İl Gençlik Kolları Başkanı Barış Gündoğdu, Uzunköprü İlçe Başkanı Önder Kuruşar, Belde Başkanı Abdullah Alko, İlçe Kadın Kolları ve İlçe Gençlik Kolları Başkanları, İl Genel ve Belediye Meclis üyeleri ile ilçe ve belde teşkilatı mensuplarıyla birlikte esnaf ve kıraathane ziyaretleri gerçekleştirdi.
İş yerlerini ve kıraathaneleri ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet eden İba, beldede tamamlanan asfalt çalışmalarını, doğalgazın gelmesini ve hayata geçirilen diğer projeleri hemşehrileriyle değerlendirdi.
Ziyaretlerde bazı vatandaşlar, tamamlanan çalışmalarla birlikte beldede yaşanan değişimden duydukları memnuniyeti dile getirdi. İba, vatandaşlardan gelen olumlu geri dönüşleri dinlerken yeni projelere ilişkin görüş, öneri ve talepleri de aldı.
İBA: “ASFALT AĞLADI AMA HEMŞEHRİLERİMİZİN YÜZÜ GÜLÜYOR”
Kırcasalih’teki ziyaretlerinden görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan İba, vatandaşların tamamlanan çalışmalara ilişkin memnuniyetini ön plana çıkardı.
Vatandaşların ifadelerine atıfta bulunan İba, paylaşımında şu sözlere yer verdi:
“Asfalt ağladı ama hemşehrilerimizin yüzü gülüyor. Onlar, Kırcasalih’teki değişimden duydukları memnuniyeti böyle güzel dile getirirken, biz çalışmaktan yorulur muyuz hiç?”
Kırcasalih ziyaretine ilişkin değerlendirmesinde vatandaşlarla kurdukları iletişimin önemine de değinen İba, şunları kaydetti:
“Kırcasalih’e her gelişimizde tanıdık yüzlerle karşılaşmak, kaldığımız yerden sohbete devam etmek ayrı bir güzellik. Tamamlanan asfalt çalışmalarımızı, beldemize gelen doğalgazı ve tamamlanan diğer projelerimizi konuştuk. Hemşehrilerimizin yapılan çalışmalardan duydukları memnuniyeti dinlerken, yeni projelerle ilgili düşüncelerini ve taleplerini de aldık. Bizleri her zamanki sıcaklıklarıyla karşılayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyor, esnafımıza hayırlı işler, bol kazançlar diliyorum.”
İba’nın Kırcasalih programında, tamamlanan hizmetlerin vatandaşların günlük yaşamına yansımaları değerlendirilirken, beldenin önümüzdeki dönem ihtiyaçları ve planlanan çalışmalar da ele alındı.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Özlem Becan, Merkez İlçe Başkanı Öyküm Engin ve yöneticilerle Karaağaç Mahallesinde ev ziyaretinde bulundu.
Başkan Becan, “Hemşehrilerimizle aynı sofranın etrafında buluşup sohbet ettik; mahallemizin sorunlarını, beklentilerini ve taleplerini doğrudan dinledik” diye konuştu.
“Bizim siyasetimiz; kapı kapı gezmek, dinlemek, anlamak ve çözümü birlikte üretmektir” diye konuşan Becan, “Çünkü biliyoruz ki güçlü bir örgüt, halkıyla arasına mesafe koymayan örgüttür. Misafirperverlikleri ve samimi sohbetleri için Karaağaçlı hemşehrilerimize teşekkür ediyoruz. Biz buradayız. Sokağımızda, mahallemizde, halkımızın yanında. Edirneyi dinliyoruz” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Meriç İlçe Başkanlığı’na Saim Kaya getirildi. Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Özlem Becan, “Kıymetli Başkanımıza, partimizin örgütlü mücadelesini Meriç’de daha da güçlendireceğine olan inancımızla, yeni görevinde başarılar diliyoruz” dedi.
KÜPLÜ ZİYARETİ Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Özlem Becan, Küplü Belde Belediye Başkanı Sayın Gökmen Altay’ı ziyaret etti. Başkan Becan, “Kentimizin ve beldelerimizin yararına olan her konuda diyalog ve iş birliğini önemsemeye devam edeceğiz. Nazik ev sahipliği için Sayın Gökmen Altay’a teşekkür ederiz” diye konuştu.
YENİ Parti Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk ve Kayıhan Pala, İstanbul Milletvekili Namık Tan, partinin Edirne yöneticileri ile birlikte çelik hasadının başladığı Üyüklütatar ve Doyran köyünü ziyaret ederek üreticilerle tarla buluşarak sorunlarını diledi.
YENİ Parti Edirne Kurucu İl Başkanı Yücel Balkanlı, ziyarete ilişkin olarak “Çeltik üreticisi tarlada, üretici geçim derdinde” başlığı altında gerçekleştirdiği açıklamasında, şunları söyledi:
”Bugün YENİ Parti Edirne Kurucu İl Başkanlığı olarak; Merkez İlçe Başkanımız Volkan Akgüngör, Bursa Milletvekillerimiz Hasan Öztürk ve Kayıhan Pala, İstanbul Milletvekilimiz Namık Tan, Belediye Meclis Üyemiz Asım Uyguner ve yönetim kurulu üyelerimizle birlikte Üyüklütatar ve Doyran köylerimizi ziyaret ettik.
‘ÜRETİCİ ÇOK ZOR DURUMDA’
Çeltik hasadının başladığı bu günlerde üreticilerimizle tarlanın başında buluştuk. Kendilerine bereketli ve hayırlı bir hasat sezonu diledik. Ancak üreticimizin yüzü bu yıl da gülmediği gibi çok zor durumda olduğunu gördük.
Çünkü tarlada alın teriyle üretilen çeltiğin fiyatı , üretim maliyetlerini karşılamaya yetmiyor. Üreticimiz mazottan gübreye, tohumdan ilaca, sulamadan işçiliğe kadar her kalemde artan maliyetlerin altında eziliyor.Bugün mazotun litresi 99 liraya ulaşmış durumda.Üretici tarlasını sürerken, ekim yaparken, sularken, hasat ederken her aşamada artan maliyetle karşılaşıyor. Buna karşılık ürününü kaça satacağını çoğu zaman kendisi belirleyemiyor.
Bu tablo yalnızca çeltik üreticisinin sorunu değildir.Buğday üreticisi de, ayçiçeği üreticisi de aynı çıkmazın içindedir. Üretici üretiyor ama kazanmıyor. Tüketici pahalıya alıyor ama üretici emeğinin karşılığını alamıyor.
İKTİDARA SORULAR
Burada açıkça AKP iktidarına soruyoruz. 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarının tarım politikaları neden üreticiyi her yıl biraz daha borçlandırıyor? Neden çiftçimiz kendi toprağında üretim yapabilmek için sürekli borçlanmak zorunda bırakılıyor? Neden maliyetler önceden hesaplanıp üreticiye güven verecek bir fiyat politikası oluşturulmuyor? Neden tarım, günü kurtaran kararlarla değil, uzun vadeli bir devlet politikası olarak yönetilmiyor?
Biz YENİ Parti olarak tarımı yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacak bir alan olarak görmüyoruz. Tarım; gıda güvenliğidir. Tarım; ülkenin bağımsızlığıdır. Tarım; üreticinin, tüketicinin ve Türkiye’nin geleceğidir. Üreticimizi ithalata mahkûm eden, yüksek maliyetlerle baş başa bırakan ve emeğinin karşılığını alamadığı bir tarım düzenini kabul etmiyoruz.
‘ÜRETEN TÜRKİYE, GÜÇLÜ TÜRKİYE’DİR’
YENİ Parti iktidarında; Üretici ekim yapmadan önce maliyetini ve alacağı desteği bilecek, girdi maliyetlerini düşürecek gerçekçi destek politikaları uygulanacak, mazot, gübre, tohum ve ilaç gibi temel girdilerde üreticinin yükü azaltılacak, ürün fiyatları üretim maliyetleri dikkate alınarak zamanında açıklanacak, çiftçinin alın terinin karşılığını alacağı bir piyasa düzeni kurulacak, buğdaydan ayçiçeğine, çeltikten hayvancılığa kadar her alanda üretim planlaması yapılacak, Edirne’nin ve Trakya’nın tarımsal üretim gücü yeniden ülke ekonomisinin temel dayanaklarından biri haline getirilecektir.
Bizim anlayışımızda çiftçi destek bekleyen bir kesim değil, Türkiye’yi üreten ve ayakta tutan temel güçtür. Bugün Üyüklütatar ve Doyran’da üreticimizin sesini dinledik. Onların tarlasındaki sorun, Türkiye’nin sofrasındaki sorundur.
Buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Üreten Türkiye, güçlü Türkiye’dir. Çiftçimizin emeğinin karşılığını aldığı, gençlerin toprağını terk etmediği, üreticinin borçla değil alın teriyle ayakta durduğu bir Türkiye mümkündür.
YENİ Parti iktidarında üreticimizin yüzü gülecek, tarlada bereket, sofrada huzur olacak. Çeltik üreticilerimize hayırlı, bereketli ve kazançlı bir hasat sezonu diliyor; tüm üreticilerimizin alın terinin karşılığını almasını temenni ediyoruz.”
AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, yeni haftanın ilk saha programında Yıldırım Hacı Sarraf Mahallesi’nde üyeler ve mahalle sakinleriyle bir araya geldi.
Gerçekleştirilen hane ziyaretlerinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamları vatandaşlara iletilirken, AK Parti ailesine uzun yıllardır gönül veren üyelere teşekkür belgeleri takdim edildi.
AK Parti teşkilatında yer alan üyelere teşekkür belgelerini veren İba, uzun yıllara dayanan teşkilat aidiyetinin önemine dikkat çekti.
Ziyaretlerin bir diğer önemli başlığını ise yeni üye çalışmaları oluşturdu. Yıldırım Hacı Sarraf Mahallesi’nde AK Parti’ye katılma kararı alan vatandaşların üyelik işlemleri gerçekleştirildi. Yeni üyeler teşkilat tarafından memnuniyetle karşılandı.
Yeni üyeleri AK Parti ailesine katılmalarından dolayı tebrik eden İba, teşkilatın saha çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
Ziyaretlerin ardından değerlendirmelerde bulunan AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, mahalle sakinlerinin misafirperverliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İba açıklamasında, “Yeni haftaya böyle güzel gönüllere misafir olarak başlamaktan daha güzeli var mı? Bu akşam, Yıldırım Hacı Sarraf Mahallemizde üyelerimizin ve hemşehrilerimizin hanelerine konuk olduk. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ulaştırarak, 25 yıldır bu büyük aileye gönül veren kıymetli üyelerimize teşekkür belgelerini takdim ettik.” ifadelerine yer verdi.
AK Parti ailesini yıllardır bir arada tutan en önemli değerlerin samimiyet, vefa ve ortak hedeflere duyulan inanç olduğunu ifade eden İba, “Çeyrek asırdır bizi bir arada tutan en kıymetli şeyin samimiyet, vefa ve aynı istikamete duyulan inanç olduğunu her ziyaretimizde yeniden görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yeni üyelerin parti ailesine katılmasından duyduğu memnuniyeti de dile getiren İba, “Samimi sohbetleri ve misafirperverlikleri için tüm hemşehrilerimize gönülden teşekkür ediyor, üyemiz olarak büyük AK Parti ailemize katılan tüm üyelerimize aramıza hoş geldiniz diyorum.” dedi.
Gerçekleştirilen ziyaret programına İl Başkan Yardımcılarının yanı sıra İl Kadın Kolları Başkanı Yıldız Yeşilkurt, İl Gençlik Kolları Başkanı Barış Gündoğdu, AK Parti Edirne Belediye Meclis Grup Başkan Vekili Celal Demir, AK Parti Belediye Meclis Üyeleri, Mahalle Başkanları ve AK Parti Edirne İl ve Merkez İlçe teşkilatları katıldı.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda,“Birbirimize Neden Güvenmiyoruz?” konusu ele alındı.
Raporda; Türkiye’de toplumsal güvenin mevcut durumu, insanlar arasındaki güven ilişkileri, komşuluk kültürünün zayıflaması, gençlerin mahalleyle bağı, ekonomik şartlar, liyakat ve adaletin toplumsal güven üzerindeki etkileri değerlendirildi. Ayrıca güvenin yeniden inşasında aile, mahalle, ahlak, adalet ve dayanışmanın önemine dikkat çekildi.
TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL GÜVEN KRİZİ
Saadet Partisi tarafından hazırlanan raporla ilgili şu bilgiler paylaşıldı:
Türkiye’de toplumsal güven konusunda ortaya çıkan tablo hepimizi düşündürmelidir. İnsanların birbirine güvenmekte zorlandığı, komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı ve toplumsal bağların giderek aşındığı bir süreçle karşı karşıyayız.
Araştırmalar bu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de insanlara güven oranı yalnızca %14 seviyesinde. İnsanlara ne kadar güvendiği sorulan vatandaşlarımızın %36,4’ü “hiç güvenmiyorum” anlamına gelen sıfır puanı veriyor. Toplumun %62,7’si düşük güven aralığında bulunuyor.
Daha da düşündürücü olan, insanların karşısındaki kişinin dürüst davranacağı konusunda yaşadığı tereddüttür. İnsanların fırsat bulduklarında kandırmaya mı yoksa dürüst davranmaya mı çalışacağı sorulduğunda güvensizlik %53,6 seviyesine ulaşıyor.
Bu rakamlar bize güven sorunu ile birlikte toplumumuzdaki ilişkilerin nasıl değiştiğini gösteriyor.
Çünkü güven azalınca insanlar kendi dar çevrelerine çekiliyor. Aile, akraba, hemşehri veya tanıdık üzerinden iş yürütme anlayışı güçleniyor. “Tanıdığın var mı?” sorusu liyakatin önüne geçtiğinde ise toplumsal güven daha da zarar görüyor.
KOMŞULUK ZAYIFLADIKÇA GÜVEN DE ZAYIFLIYOR
Araştırmanın bize gösterdiği çok önemli bir gerçek daha var: İnsanlar birbirleriyle ilişki kurdukça güven artıyor.
Komşularıyla haftada en az bir kez görüşenlerde mahalleye güven oranı %36’ya çıkarken, komşularıyla yılda birkaç kez veya daha seyrek görüşenlerde bu oran %18’e düşüyor. Yani komşuluk ilişkileri güçlendikçe güven de güçleniyor.
Gençlerimizin komşularına en az güvenen kesim olması da üzerinde özellikle durmamız gereken bir başka meseledir. 55 yaş üzerindeki vatandaşlarımızda mahalledeki insanlara güvenenlerin oranı gençlerin neredeyse iki katına ulaşıyor.
Biz şehirlerimizi büyütürken insanlarımızı birbirinden uzaklaştırmamalıyız. Aynı apartmanda yaşayan insanların birbirini tanımadığı, aynı mahallede yaşayanların birbirinin derdinden haberdar olmadığı bir şehir hayatı sağlıklı değildir.
GÜVENİN TEMELİ AHLAK VE ADALETTİR
Saadet Partisi olarak toplumsal güven meselesini yalnızca bireysel ilişkilerin problemi olarak görmüyoruz.
Güvenin olduğu bir toplum için insanların hakkının korunması, emeğinin karşılığını alması, kuralların herkese eşit uygulanması ve liyakatin esas alınması gerekir.
Her vatandaşımız “Hakkımı ararsam adalet yerini bulur”, “Çalışırsam emeğimin karşılığını alırım”, “Hak edersem o göreve gelirim” diyebilmelidir.
Milli Görüş’ün “Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışı bugün her zamankinden daha önemlidir. Ancak ahlak çağrısını adaletten ayrı düşünemeyiz. Ahlaklı insanla birlikte adil bir düzene de ihtiyacımız vardır.
Toplumsal güveni yeniden tesis etmek istiyorsak; adaleti ve liyakati güçlendirmeli, aileyi korumalı, mahalle kültürünü yeniden canlandırmalı, gençlerimizin toplumsal hayata katılımını artırmalı ve insanlar arasındaki dayanışmayı güçlendirmeliyiz.
rapor
Türkiye’de toplumsal güvenin oldukça düşük seviyelerde olması, yalnızca bireyler arasındaki ilişkileri değil; toplumsal dayanışmayı, ekonomik hayatı ve birlikte yaşama kültürünü de olumsuz etkilemektedir. Araştırmalara göre Türkiye’de insanlara güven oranı %14 seviyesinde kalırken, katılımcıların %36,4’ü insanlara güven konusunda “0” puan vermektedir. Toplumun %62,7’si ise düşük güven aralığında yer almaktadır.
Veriler, güvenin eğitim ve gelir düzeyi yükseldikçe arttığını; kadınların erkeklere göre daha temkinli olduğunu ve özellikle gençlerde komşuluk güveninin daha düşük kaldığını göstermektedir. Buna karşılık insanların birbirini tanıması ve sosyal ilişkilerin güçlenmesi güveni artırmaktadır. Komşularıyla haftada en az bir kez görüşenlerde mahalleye güven %36 iken, seyrek görüşenlerde bu oran %18’e düşmektedir.
Bu tablo, toplumsal güvenin yeniden inşası için adalet, liyakat, sosyal dayanışma, güçlü aile ve komşuluk ilişkilerinin önemini ortaya koymaktadır. Saadet Partisi’nin “Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışı doğrultusunda; hakkın korunduğu, kuralların herkese eşit uygulandığı ve insanların birbirine güvenebildiği bir toplumsal düzenin güçlendirilmesi gerekmektedir.
BIRBIRIMIZE NEDEN GÜVENMİYORUZ?
Güven, bir toplumu bir arada tutan en önemli değerlerden birisidir. İnsanların birbirine güvenebildiği bir toplumda dayanışma güçlenir, ortak hareket etme imkânı artar ve günlük hayat daha sağlıklı işler.
Güvenin zayıflaması ise yalnızca bireyler arasındaki ilişkileri etkilemez. Aileden mahalleye, çalışma hayatından ticarete, şehir hayatından toplumsal dayanışmaya kadar geniş bir alanda sonuçlar doğurur.
Türkiye’de toplumsal güven konusunda ortaya çıkan veriler, üzerinde önemle durulması gereken bir tabloya işaret etmektedir. İnsanların önemli bir bölümü tanımadığı kişilere güvenmekte zorlanmakta, güven daha çok aile, komşuluk ve tanıdık çevre içerisinde oluşmaktadır.
Bu durum şu temel soruyu gündeme getirmektedir:
Türkiye’de insanlar neden birbirine güvenmiyor ve toplumsal güven nasıl yeniden güçlendirilebilir?
Türkiye İnsanların Birbirine En Az Güvendiği Ülkeler Arasında
Pew Research Center’ın 2025 yılında 25 ülkede yürüttüğü araştırmaya göre Türkiye, insanlara güvenin en düşük olduğu ülke konumundadır.
Araştırmada Türkiye’de insanlara güven oranı yalnızca %14 seviyesinde kalmaktadır.
Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması’nın (TGSS) 2024 verileri de bu tabloyu desteklemektedir.
Araştırmada katılımcılardan insanlara ne kadar güvendiklerini 0 ile 10 arasında değerlendirmeleri istenmiştir.
Sonuçlara göre:
• Her üç kişiden birinden fazlası, %36,4’ü, insanlara güven konusunda sıfır puan vermektedir.
• Katılımcıların %62,7’si 0-4 arasında yer almaktadır.
• 6-10 arasında puan verenlerin oranı yalnızca %17,8’dir.
Bu sonuçlar Türkiye’de insanlar arası güvenin oldukça düşük bir seviyede bulunduğunu göstermektedir.
Daha dikkat çekici olan ise toplumun önemli bir bölümünün yalnızca temkinli davranmaması, güven konusunda en düşük seçenek olan “0” cevabını vermesidir.
“Fırsatını Bulursa Beni Kandırır” Düşüncesi
Toplumsal güvenin önemli göstergelerinden biri de insanların karşılarındaki kişinin dürüst davranacağına inanıp inanmamasıdır.
TGSS kapsamında katılımcılara insanların fırsat bulduklarında kandırmaya mı yoksa dürüst davranmaya mı çalışacakları sorulmuştur.
Bu soruda güvensizlik %53,6 seviyesinde ölçülürken yüksek güven tarafında bulunanların oranı %22,5 seviyesinde kalmaktadır.
Bu sonuç, toplumsal ilişkiler açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir problemi göstermektedir.
Bir insan tanımadığı bir kişiyle karşılaştığında ilk olarak “Bana zarar verir mi?”, “Beni kandırır mı?” veya “Bundan nasıl korunabilirim?” diye düşünüyorsa sosyal ilişkiler giderek daha fazla tedbir üzerine kurulmaya başlar.
Güvenin yerini şüphe aldığında ise insanlar arasındaki mesafe büyür.
Güvensizliğin Toplumsal Maliyeti
Güven, gündelik hayatın görünmeyen altyapısıdır.
Esnaf ile müşteri, çalışan ile işveren, komşular arasındaki ilişkiler belirli bir güven duygusu üzerine kurulmaktadır.
Güven azaldığında insanlar tanımadıkları kişilerle ilişki kurmak yerine ailelerine, akrabalarına, hemşehrilerine veya yakın çevrelerine yönelmeye başlayabilir.
Böylece toplumsal ilişkiler daha dar çevreler içerisinde şekillenebilir.
Bu durum zaman içerisinde “tanıdık” ilişkilerinin önem kazanmasına, objektif kurallar yerine kişisel bağlantıların öne çıkmasına ve kayırmacılığın normalleşmesine zemin hazırlayabilir.
Güvenin zayıf olduğu toplumlarda her anlaşmanın daha fazla teminata, her iş ilişkisinin daha fazla tanışıklığa ihtiyaç duyması ekonomik ve sosyal hayatı da zorlaştırır.
Dolayısıyla toplumsal güvensizlik yalnızca insanlar arasındaki ilişkilerin değil, toplumun işleyişinin tamamının meselesidir.
Eğitim ve Gelir Yükseldikçe Güven Artıyor
TGSS verilerinin ortaya koyduğu dikkat çekici sonuçlardan biri eğitim seviyesi ile güven arasındaki ilişkidir.
Türkiye’de eğitim düzeyi yükseldikçe insanlara duyulan güven de yükselmektedir. Bu farklılık ilkokuldan lisansüstü eğitime doğru kademeli şekilde artmaktadır.
Eğitim, insanların kendilerinden farklı sosyal çevrelerle karşılaşmasını sağlayabilmektedir. Farklı düşüncelere ve hayat tecrübelerine sahip insanlarla temas etmek, önyargıların azalmasına ve birlikte yaşama kültürünün gelişmesine katkı sağlayabilir.
Araştırmada gelir düzeyi yüksek olanların da insanlara daha fazla güvendiği görülmektedir.
Bu durum ekonomik şartlar ile toplumsal güven arasındaki ilişkinin dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
Geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı ve ekonomik rekabetin yoğunlaştığı bir ortamda insanlar arasındaki dayanışma duygusunun korunması daha da önem kazanmaktadır.
Bu nedenle toplumsal güven meselesi aynı zamanda sosyal adalet meselesidir.
Kadınlar İnsanlara Daha Az Güveniyor
Araştırmanın önemli sonuçlarından biri kadınlarla erkekler arasındaki güven farkıdır.
İnsanlara güven puanı;
kadınlarda ortalama 2,7/10,
erkeklerde ise 3,3/10 düzeyindedir.
Kadınların insanlarla iletişimlerinde erkeklerden daha temkinli bir yaklaşım sergiledikleri
görülmektedir.
Komşuluk İlişkileri Güveni İki Katına Çıkarıyor
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri komşuluk ilişkilerinin sıklığı ile mahalleye duyulan güven arasındaki bağlantıdır.
Komşularıyla haftada en az bir kez görüşenlerde mahalleye güvenenlerin oranı %36’ya yükselmektedir.
Komşularıyla yılda birkaç kez veya daha seyrek görüşenlerde ise bu oran %18’e gerilemektedir.
Aradaki fark oldukça dikkat çekicidir.
İnsanların birbirleriyle temas etmesi, konuşması ve ortak hayatı paylaşması güveni güçlendirmektedir.
Bu nedenle mahalle yalnızca insanların evlerinin bulunduğu fiziki bir alan olarak görülmemelidir.
Mahalle aynı zamanda insanların birbirini tanıdığı, ihtiyaç sahiplerinin fark edildiği, çocukların birlikte büyüdüğü, yaşlıların gözetildiği ve dayanışmanın yaşatıldığı sosyal bir çevredir.
Komşuluk zayıfladığında güven de zayıflamaktadır.
Gençler Komşularına Daha Az Güveniyor
Araştırmaya göre gençler komşularına en az güvenen kesimdir.
55 yaş üzerindeki kişilerde mahallesindeki insanlara güvenenlerin oranı gençlerin neredeyse iki katına ulaşmaktadır.
Bu sonuç nesiller arasında mahalle ve komşuluk ilişkilerinin değiştiğini göstermektedir.
Özellikle dijitalleşmeyle birlikte sosyal ilişkilerin önemli bir kısmının dijital ortamlara taşınması, gençlerin yaşadıkları mahalleyle kurdukları ilişkiyi de değiştirmektedir.
Bir genç dünyanın başka bir bölgesindeki insanlarla her gün iletişim kurabilirken aynı apartmanda yaşayan komşusunu tanımayabilmektedir.
Bu nedenle gençlerin yaşadıkları mahalle ve şehirle bağlarını güçlendirecek sosyal, kültürel ve gönüllülük faaliyetlerinin artırılması önemlidir.
Aynı Mahallede Uzun Süre Yaşamak Güveni Artırıyor
Araştırmaya göre çocukluğundan beri aynı yerde yaşayanlar, sonradan taşınanlara göre mahallelerindeki insanlara daha fazla güvenmektedir.
Üstelik bu farklılık farklı yaş gruplarında da aynı yönde devam etmektedir.
Bu sonuç aidiyet duygusunun toplumsal güven açısından önemini göstermektedir.
İnsan yaşadığı çevrede uzun süre kaldıkça komşularını, esnafı ve mahallenin sosyal yapısını daha yakından tanımaktadır.
Bu nedenle şehir politikalarında insanların yalnızca barınması değil, yaşadıkları yere aidiyet geliştirebilmesi de önemsenmelidir.
Güven Krizi Kayırmacılığı Besleyebilir
Toplumsal güvenin düşük olduğu ortamlarda insanlar kendilerini güvence altına almak için tanıdık çevrelere yönelmektedir.
Aile, akrabalık, hemşehrilik ve arkadaşlık ilişkileri böyle durumlarda daha önemli hale gelebilmektedir.
Bu ilişkiler dayanışma açısından değerli olmakla birlikte kamusal ve ekonomik ilişkilerin yalnızca tanışıklık üzerinden yürütülmesi başka sorunlara yol açabilir.
“Tanıdığın var mı?” sorusunun liyakatin önüne geçtiği bir toplumsal düzen güveni daha da zayıflatır.
Bu nedenle liyakat yalnızca kamu yönetiminin değil, toplumsal güvenin de temel meselelerinden biridir.
İnsanlar hak edenin hakkını aldığına, kuralların herkese eşit uygulandığına ve kişisel ilişkilerin sonucu belirlemediğine inanmalıdır.
Aile, Mahalle ve Güven
Güven duygusunun ilk öğrenildiği yer ailedir.
Çocuk; sözünde durmayı, emanete sahip çıkmayı, başkasının hakkına riayet etmeyi, paylaşmayı ve yardımlaşmayı ilk olarak ailesinde öğrenir.
Bu değerler daha sonra mahalle, okul ve toplum içerisinde gelişir.
Dolayısıyla aile bağlarının ve mahalle ilişkilerinin zayıflaması toplumsal güven açısından
da dikkate alınması gereken bir süreçtir.
Milli Görüş Perspektifinden Toplumsal Güven
Milli Görüş anlayışının temelinde “Önce Ahlâk ve Maneviyat” ilkesi bulunmaktadır.
Toplumsal güven meselesi de bu anlayıştan bağımsız düşünülemez.
Çünkü güven yalnızca hukuki düzenlemelerle oluşturulabilecek bir değer değildir.
İnsanların birbirlerinin hakkına riayet ettiği, emanete sahip çıktığı, verdiği sözde durduğu, kamu malını koruduğu ve kendisi için istediğini başkası için de istediği bir toplumsal ahlaka ihtiyaç vardır.
Ancak ahlak çağrısı tek başına yeterli değildir.
Aynı zamanda adaletin tesis edilmesi gerekir.
İnsanlar;
hakkının yenilmeyeceğine,
emeğinin karşılığını alacağına,
kuralların herkese eşit uygulanacağına,
liyakat sahibinin önünün açılacağına
ve ihtiyaç duyduğunda toplum tarafından
yalnız bırakılmayacağına
inanmalıdır.
Adaletin zayıfladığı yerde güvenin güçlü kalması mümkün değildir.
Bu nedenle toplumsal güvenin yeniden inşası, ahlak ve adaletin birlikte güçlendirilmesini gerektirmektedir.
Çözüm Önerileri
1. Adalet ve Hukuk Güveni Güçlendirilmelidir
Kurallar kişilere göre değişmemeli, vatandaşlar hak aradıklarında adaletin işleyeceğinden emin olmalıdır.
2. Liyakat Esas Alınmalıdır
Kamuda ve çalışma hayatında kişisel ilişkiler değil ehliyet, liyakat ve emek belirleyici olmalıdır.
3. Sosyal Adalet Güçlendirilmelidir
Ekonomik şartların toplumsal güven üzerindeki etkisi dikkate alınmalı; gelir dağılımında adaleti ve sosyal dayanışmayı güçlendiren politikalar uygulanmalıdır.
4. Mahalle Kültürü Yeniden Canlandırılmalıdır
Yerel yönetimler mahalle ölçeğinde insanların birbirleriyle tanışmasını sağlayacak sosyal ve kültürel faaliyetleri desteklemelidir.
5. İnsanları Buluşturan Şehirler Kurulmalıdır
Parklar, mahalle meydanları, kültür merkezleri, spor alanları ve ortak sosyal mekânlar şehir planlamasının temel unsurları arasında yer almalıdır.
6. Komşuluk İlişkileri Desteklenmelidir
Mahalle dayanışması, gönüllülük faaliyetleri ve yerel sosyal destek mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır.
7. Gençlerin Mahalleyle Bağı Güçlendirilmelidir Gençlerin sosyal sorumluluk ve gönüllülük
çalışmalarında aktif rol alabilecekleri yerel modeller geliştirilmelidir.
8. Aile Kurumu Desteklenmelidir
Aile içi iletişimi ve kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirecek sosyal politikalar uygulanmalıdır.
9. Eğitimde Ahlak ve Değer Boyutu
Güçlendirilmelidir
Eğitim yalnızca akademik başarıya odaklanmamalı; dürüstlük, adalet, sorumluluk, yardımlaşma, merhamet ve emanete riayet gibi değerleri de güçlendirmelidir.
10. Kadınların Kendilerini Güvende Hissettikleri Şehirler Oluşturulmalıdır
Kamusal alanların güvenliği, ulaşım ve şehir planlamasında kadınların güvenlik algısı dikkate alınmalıdır.
11. Toplumsal Kutuplaşmayı Azaltacak Bir Dil Benimsenmelidir
Farklı düşüncelere sahip insanların birbirlerini tehdit olarak değil, aynı toplumun eşit mensupları olarak görebilecekleri bir toplumsal iklim oluşturulmalıdır.
12. Sivil Toplum ve Yerel Dayanışma Güçlendirilmelidir
İnsanların ortak meseleler etrafında buluşabilecekleri sivil toplum, gönüllülük ve dayanışma mekanizmaları desteklenmelidir.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, ilk ve orta dereceli okullar ile üniversitelerde yeni öğretim yılının başlaması nedeniyle gençlerin ve ailelerinin yaşadığı ekonomik ve yapısal çıkmazları değerlendirdi. Meriç, “Yükseköğrenim ile istihdam arasındaki bağın tamamen koparılması sonucunda diploma, artık gençlerimize ne yazık ki bir istihdam güvencesi sağlamamaktadır” dedi.
‘‘ÖĞRENCİLERİMİZİN VE GENÇLERİMİZİN ACI ÇIKMAZI’’
Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Eylül ayı itibarıyla yüz binlerce gencimiz büyük umutlarla ve hayallerle yeni eğitim öğretim yılı ve akademik yıl için okullara ve üniversite sıralarına oturuyor, ancak bugünün soğuk iktisadi gerçekliği, gençlerimize ve ailelerine ne yazık ki son derece ağır ve acı bir tabloyu göstermektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye, üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranının genel işsizlik oranının üzerine çıktığı dünyadaki tek ülke konumundadır. Yükseköğrenim ile istihdam arasındaki bağın tamamen koparılması sonucunda diploma, artık gençlerimize ne yazık ki bir istihdam güvencesi sağlamamaktadır” dedi.
Meriç şunları söyledi:
Kimi siyasetçiler ve halkın belli bir kesimi ise sokaklarda kolayca “gençler iş beğenmiyor” söylemine sığınmaktadır.
Oysa sorun gençlerin iş beğenmemesi değil; sistemin teknik yapısının, emek arzının veya gençlerin bireysel yetersizliğinin iflas etmiş olmasıdır.
Nitelikli Emek İstemeyen Büyüme ve Orta Sınıfın Çöküşü
Türkiye’de sanayi ve hizmet sektörü yüksek teknolojiye ve nitelikli emeğe dayalı bir büyüme sergilememektedir. İŞKUR araştırmalarına göre işverenlerin %68,4’ü pratik beceri, %59,6’sı iş deneyimi ararken; teorik bilgi ve diploma en son sıralarda yer almaktadır. Sistem sürekli diploma üretmekte, özellikle “apartman üniversitelerinin” varlığı ile herkes kâğıt üstünde üniversite mezunu olmakta; ancak yüksek nitelik gerektiren üretken işler yaratılamamaktadır.
Bu durum ise Zafer Partisinin benimsediği iktisat anlayışına göre irdelediğimizde ise, sınıfsal bölüşüm şoku burada tüm çıplaklığıyla belirginleşmektedir: İstanbul Planlama Ajansı (İPA) verilerine göre üniversite mezunları artık kendilerini “orta sınıf” değil, “eğitimli alt sınıf” veya prekarya (güvencesizler) olarak tanımlamaktadır. 2011-2023 döneminde profesyonel meslek mensuplarının esas iş gelirindeki artış, tüm meslek grupları arasındaki en düşük artış olmuştur. Bu durum bize yükseköğrenimin dikey sınıfsal hareketlilik sağlama gücünü tamamen yitirmiş olduğunu açıkça göstermektedir.
NEET Krizinde Toplumsal Cinsiyet Boyutu
Türkiye’de 2,6 milyonu aşkın ne eğitimde ne istihdamda olan “ev genci” (NEET) bulunmakta ve ülkemiz %22,5 ile Avrupa Birliği ortalamasının iki buçuk katı oranla zirvede yer almaktadır. Yaş ilerledikçe bu durum kronikleşmektedir. En ağır tablo ise yaş aralığında her 10 yükseköğretim mezunu genç kadından 4’ünün (%40’tan fazlasının) ne eğitimde ne istihdamda olmasıdır. Bakım yükleri ve esnek-güvencesiz çalışma modelleri, kadın emeğini piyasa dışına itmektedir.
İktidarın duyurduğu İŞKUR GÜÇ programları ve esnek çalışma modelleri çözümü piyasa uyumunda ararken; İşsizlik Sigortası Fonu kamu kaynaklarıyla sermayenin ucuz ve esnek işgücü maliyetlerini sübvanse etmektedir. Kalıcı ve güvenceli kamusal istihdam yerine, güvencesiz ve esnek emek “workfare” (çalışma karşılığı sosyal yardım) rejimine dönüştürülmektedir.
İsraf Edilen Beşeri Sermaye ve Beyin Göçü
Efektif talep yaratılmadığı ve sermaye birikimi düşük katma değerli faaliyetlerde yoğunlaştığı için gençlerimiz uzun süreli işsizlikle baş başa kalmaktadır. Yükseköğretim mezunlarının istihdama katılamaması devasa bir beşeri sermaye israfıdır. Olumsuz iş tecrübeleri gençlerde geleceğe dair umutsuzluk yaratarak iş aramaktan vazgeçmeye ya da nitelikli beyinlerin de “giderlerse gitsinler” anlayışı ile yurt dışına kaçışına (beyin göçü) yol açmaktadır.
Ne Yapılmalı? Zafer Ekonomisi ve Planlı Kalkınma Şarttır
2026 yılının Eylül ayında eğitim öğretim ve akademiye, okul ve üniversitelere adım atan gençlere sunulan “okursan kurtulursun” söylemi piyasa şartlarında tamamen çökmüştür. Uluslararası alanda edindiğim akademik birikimim ve Zafer Partisinin iktisat anlayışıyla çok net ifade ediyoruz ki; çözüm gençleri esnek ve güvencesiz işlere “uyumlulaştırmak” değildir.
Parti programımızda da vurguladığımız üzere:
• Ülkemizi AVM’ler ülkesinden, yerli ve yüksek katma değerli üretim yapan fabrikalar Türkiye’sine dönüştüreceğiz.
• Devlet Planlama Teşkilatı’nı yeniden kurarak israf ekonomisine son vereceğiz.
• Doğrudan istihdam garantisi programları ve hak temelli bir gelir/sosyal koruma rejimi inşa edeceğiz.
• Anadolu Kalesi projemizle sınırlarımızı koruyacak, sığınmacı ve kaçak krizini akılcı politikalarla sonlandırarak iç piyasadaki huzuru ve ekonomik dengeyi yeniden tesis edeceğiz.
Gençlerimizin gözündeki umutsuzluğu bitirmeye, bu ülkeyi hak ettiği refaha, liyakate ve tam bağımsızlığa kavuşturmaya kararlıyız. Yurdun dört bir yanında bu ülkenin evlatlarına hak ettikleri onurlu geleceği mutlaka sunacağız!
Olgay GÜLER Yeni Parti Edirne il teşkilatında başlayan kongre sürecinde, hafta sonu gerçekleştirilen seçimlerle kent merkezindeki 28 mahalleden seçilen toplam 362 delege belirlendi. Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı’nda kongre süreci kapsamında gerçekleştirilen delege seçimlerinde cumartesi günü 16, Pazar günüyse 12 mahallede sandık kuruldu. Parti üyeleri, iki gün boyunca il başkanlığında kurulan sandıklara giderek mahallelerini kongre sürecinde temsil edecek delegeleri seçti. Yoğun katılımla gerçekleştirilen seçimlerin tamamlanmasının ardından Yeni Parti’nin Edirne merkezdeki 28 mahallesinin delege listeleri kesinleşti. Mahalleler ve delegelerin isimleri şu şekilde oluştu: MENZİLAHİR MAHALLESİ Okan Altıok, Sinan Güldan, Aydın Gümüşdağ, Aytaç Örs, İlayda Özgostak UMURBEY MAHALLESİ Onur Kumlu, Yunus Kütük, Nazmi Sürücümiş, Oğuzhan Tiktaş ÇAVUŞBEY MAHALLESİ Eyüp Çelik,Ulaş Dönmez, Erdoğan Gezen, Zeynep Gezen, Güney Karabacak, Eren Kısaç, Semanur Tavukçu MEYDAN MAHALLESİ Melike Biçer, Özmen Güldan, Selcan Gülöz, Özer Gür,Mahmut Can Papiroğlu, Erdoğdu Zangalı İSTASYON MAHALLESİ Zuhal Azseven, Kerem Gülter, Mustafa İleri, Savaş Vardar, Bilge Nur Yılmaz, Halit Paşa Yılmaz, Nedim Yılmazoğulları,Fatih Yüzer KARAAĞAÇ MAHALLESİ Erkan Balgamış, Alahatti Ceylan, Sergen Işıklar, Göktürk Kerez, Sercan Oktay
YILDIRIM BEYAZIT MAHALLESİ Umut Çalışkan, Ceren Fidancı, Civan Er Kereci YILDIRIM HACI SARRAF MAHALLESİ Göktay Özkan,Hüseyin Kircan YENİİMARET MAHALLESİ Cengiz Bulut, İlker Deviren, Anıl Sütlü, Yıldız Küday KURTULUŞ MAHALLESİ Murat Bakantepe, Ayla Bulut, İsmail Ekici, Selçuk Gül, Aycan Gülsün, Bülent Kantur, Tolga Karstır, Mustafa Kıran, Şenay Okucu, Erkan Orak, Melih Özer, Mehmet Sarvanlardan, Mehmet Ünsal Sidim, Şener Şentürk, Çağatay Can Tasmalı NİŞANCIPAŞA MAHALLESİ Tugay Cicikler, Sude Çolak, Metin Deniz, Turhan Fulürya, Berk İlktan, Birkan Kirez, Mustafa Kumaş, Gamze Onukar , Selami Özcan, Büşra Sarı , Göksel Satır, Erdoğan Taşın, Serdal Tavşantepe BARUTLUK MAHALLESİ Burak Altıok, Boran Demirel, Gizem Arı Güler, Hüseyin Hayırlı, Nilay İska, Emrah Patron, Fikret Can Şavurdan, Feridun Tunca, Gurbet Tutuşturan ABDURRAHMAN MAHALLESİ Uğur Akagündüz, Ahmet Kıvanç Azseven, Cengiz Başyurt, Hilal Bilgenoğlu, Tuana Eylül Bulut, Hasan Çalışkan, Bahattin Çöpoğlu, Ebru Hançerler, Serpil Hata, Mesut Irgaman, Uğur Alpay İnci, Ali Emre Kurulu, Ramiz Liznak, Ahmet Meriç, Emre Can Oğurman, Arda Sevim, Hayrettin Tamkuru, Mürvet Teferiş. BABADEMİRTAŞ MAHALLESİ Çiğdem Aydın, Ayşe Dağlı, Can Güneş, Maide Gürkaynak, Seçil Onukar, Nail Özdemir, Hüseyin Yıldırım. TALATPAŞA MAHALLESİ Aslıgül Ateş, Özden Berber, Turgut Bıyıklı, Umutcan Erol, Ayberk Kahraman, Refik Kandural, Hülya Subölen, İbrahim Şahin, Muhittin Taşpınar. SABUNİ MAHALLESİ Damla Bulba, Gizem Kayar, Halim Kiracı, Ulviye Koşan. DİLAVERBEY MAHALLESİ Sultan Albayrak, Zana Aras, Hasip Ardaboylu, İrfan Canıdar, Necmettin Ersaçmış, Mustafa Yüksel. MİTHATPAŞA MAHALLESİ Sibel Bakkalcı, Gülgez Fevziye Hedbe Atamgüç, Emin Küçükdoğan, Turgut Sarıbaşak, İlknur Üzerem, Ahmet Yalçın. SARICAPAŞA MAHALLESİ Yasemin İmamoğlu, Nedim İşcan, Mehmet İşler, Nuray Kayasöken, Emrah Özeren, Esma Uğurlu, Tülay Yürük.
YÜZÜNCÜ YIL MAHALLESİ Didem Boral Altıerler, Hakkı Mete Çek, Fahriye Gencan, Sibel Güldiken, Mehmet Karlatlı, Coşkun Molla, Cumhur Pekdemir, Suat Polat, Nadir Orkun Şapolya, Nevzat Ulusoy.
BİRİNCİ MURAT MAHALLESİ Hasan Avcı, Kezban Buyruk, Nazlı Dalkıran, Başak Erdaş, Şenol Ergün, Ayşe Nalbant Geldi, İbrahim Can Güley, Zafer Günaydın, Tufan İrcel, Nadide İşçi, Davut Lama, Menşure Özen, İlyaz Sözen, Bülent Varel. KOCASİNAN MAHALLESİ Tevhide Figen Aktüre, Fatih Altun, Selva Atalan, Şahin Avcu, Fatma Belinay Başaran, Arhan Efe Erçevik, Faize Ergüden, İlker Etli, Günay Fidancı, Serkan Gaytancıoğlu, Melih Güngörmez, Olcay İşsevenler, Gürel Emel Kantur, Canan Koca, Özlem Köksal, Güngör Mazlum, Muhammed Hüseyin Özden, Cemal Özocak, Cüneyt Bülent Rende, Oğuzcan Sarvan, Ahmet Uyguner, Berkay Varel, Timur Yalçıntuğ, Süleyman Yaşagör, Abdullah Yeşen. FATİH MAHALLESİ Eren Beşir Acar, Hasan Akdüz, Kamuran Aladağ, Hasan Berke Altan, Alaaddin Altındiş, Gürcan Altuğ, Mert Angun, Tülin Ay, Yücel Balkanlı, Zeki Başkurt, Fatma Bayko, Ezel Bilgi, Turgay Bilgin, Erdoğan Boyacıoğlu, Engin Cicikler, Mehmet Çağlar, Ardacan Çançalar, Mehmet Çakal, Aynur Çavdar, Anıl Buğra Çetin, Faruk Çiftetepe, Fatih Çimen, Ufuk Timuçin Dalkılınç, Namık Kemal Döleneken, Mutlu Dumanoğlu, İrfan Erden, Ahmet Erken, Nedim Ersaçmış, Umut Eryılmaz, Sevgi Garip, Mert Geçmiş, Fikriye Gencan, Kazım Gilan, Bülent Mehmet Gürpınar, Mine Hepgüllü, Mustafa İlimen, Sevgi Kanneci, Figen Kantur, Kardelen Karaçalı, Ayşe Karagöz, Yağmur Karakaş, Ferdane Karakuş, Şeref Kurtiş, Salim Küçükuygun, Nazmiye Özdemir, Eftelya Özger, Berkay Sakarya, Yaşar Sanlav, Şevket Emir Taşdelen, Serpil Tütüncü, Gönül Uyanıktır, Seyfi Alp Üzmen, Serdar Yalçıner, Vildan Yazıcı, Bilgehan Yorulmaz, Hasan Semih Yurdatapan. ŞÜKRÜPAŞA MAHALLESİ Saim Akça, Onur Arda Akgüngör, Yüksel Aksoy, Zafer Aladağ, Gülay Ayaz, Neziha Bahar, Gürsel Bozkurt, Secat Cengiz, Mutahere Çağrı Milon, Sadi Çalışkan, Hasan Çınar, Şirin Çoğal, Alpay Demir, Nuran Dilgöz, Muzaffer Dinçer, Doğan Dişikirik, Harika Esenkal, Mehmet Geçmiş, Emir Gezgin, Yağız Baran Girgin, Pınar Gündoğdu, Mehmet İncideğer, Ekrem Kantur, Beril Karahan Ersever, Hasan Karakaş, Berker Kartel, İbrahim Kemallarlı, Şebnem Buket Kılıç, İlknur Kılıçtakan, Caner Kırcan, Ekrem Kuru, Şaban Loça, Sevinç Mertöz, Kaan Muranlı, Ercan Özbek, Tutku Ayşe Özel, Melisa Paluzar, Uygar Sağlam, Mustafa Sarıcan, Suat Efe Savaşer, Cenk Senyelli, Tülin Sinecikli, Jale Söğüt, Yiğit Doğaç Şanlıken, Murat Tahan, Ayşen Tamergil, Muammer Tanıyan, Yusuf Uysal, Erman Ürensel, Ahmet Ziya Yaz, Baki Türk Yumak. YANCIKÇI ŞAHİN MAHALLESİ Sibel Demirbolat, Nuster Göbel, Mert Öner, Sinan Özköse, Özkan Tamküpeli, Gamze Üke. MEDRESE ALİBEY MAHALLESİ Tuğberk Açar, İbrahim Emircan Büyüten, Mükerrem Canan, Yeşim Dramalı, Gaye Erginar, Dilaver Kayar, İbrahim Tezgider. CUMHURİYET MAHALLESİ Semih Akgün, Cengiz Akgüngör, Kadir Aytaç, Uğur Batı, Murat Demiröz, Nazan Doğan Muranlı, Hüseyin Fırtın, Nevzat Gürkaynak, Seçkin Hasseli, Hülya İriş, Bahar Kapu, Doğukan Kel, Saniye Şeniz Öktem, Kemal Uğur Özaltay, Afet Petan, Güner Şeker Sırtova, Hayrani Tabak, Ulus Tezsezer, Uygar Tezsezer, Hasan Tuna, Ergun Türkyılmaz, Elif Yaşi, Selvi Yılmaz, Serpil Yonga. ATATÜRK MAHALLESİ Atcan Akartuna, Göksel Akbaşak, Nurettin Akgün, Semra Aktop, Mehmet Ali Asar, Ahmet Can Aşık, Hüseyin Büyükaşık, Özgür Barış Çoban, Nejla Çöke, Tarık Göğüsgeren, Ayşe Gürkan, Meriç Karapınar, Metin Arda Kasırga, Ekrem Kaya, Ferit Kırağası, Ersen Küçükkuzu, Ali Ormancı, Gülnihal Özturan, Haluk Sevim, Muharrem Sisu, Dilek Sivrikaya, Ertuğrul Tanrıkulu, Şerafettin Tarlacı, Betül Teferiş Paraşım, İlker Terzi, İrem Toraman, Utku Deniz Uludağ, Uluşah Erdal Vardar, Sadettin Yaşa, Esranur Yaşar, Barış Yılmaz.