Kategori arşivi: Siyaset

‘Okullar güvenli alanlar olmalı’

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı, Çekmeköy’de bulunan Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan menfur saldırı kendilerini derinden sarstığını bildirdi.

Yeniden Refah Partisi İl Başkanlığı’nca yapılan açıklamada, “17 yaşındaki bir öğrencinin gerçekleştirdiği saldırı sonucu öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesi, milletçe yaşadığımız büyük bir acıdır.Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, öğrencilerine ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz” denildi..

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu elim hadise, eğitim sistemimizin yalnızca akademik başarı odaklı değil; ahlak, maneviyat ve değerler temelli bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini açıkça göstermektedir. Bizim anlayışımız nettir: Önce ahlak ve maneviyat. Gençlerimizi sadece bilgiyle değil, sağlam bir karakter ve güçlü bir değer dünyasıyla yetiştirmek zorundayız.

Okullarımız güvenli alanlar olmalıdır. Eğitimcilerimizin can güvenliğini sağlayamayan bir sistem kabul edilemez. Rehberlik ve psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilmeli, okullarda güvenlik tedbirleri artırılmalı ve aile-okul iş birliği daha etkin hale getirilmelidir.

Bu mesele siyasi polemik konusu değil, milli bir sorumluluktur. Benzer acıların tekrar yaşanmaması için kalıcı ve köklü adımlar atılmalıdır.”

Akgüngör’den emekli ikramiyesi tepkisi

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, 2026 yılı için emekli bayram ikramiyesine herhangi bir artış yapılmayacağı açıklamasına tepki gösterdi. Akgüngör, “Bayram ikramiyesi bir lütuf değildir” dedi.

İkramiyenin 4.000 TL olarak ödenmeye devam edeceği yönündeki açıklamayı büyük bir üzüntüyle karşıladıklarını kaydeden başkan Akgüngör, “Türkiye’de emekliler artık bir bayram ikramiyesiyle değil, hayat mücadelesiyle karşı karşıyadır. Açıklanan 4.000 TL’lik tutar; bırakın bir bayramı karşılamayı, temel gıda ve fatura giderlerinin küçük bir bölümünü dahi karşılamaktan uzaktır. Bugün Edirne’de bir emeklimizin pazara çıktığında karşılaştığı fiyatlar ortadadır. Elektrik, doğalgaz, kira ve sağlık harcamaları ortadadır. Bu gerçekler varken “artış yok” demek, milyonlarca emeklinin yaşadığı ekonomik sıkıntıyı görmezden gelmektir” dedi.

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, açıklamasında şunlara yer verdi:

Emekliler bu ülkenin yükü değil; üretmiş, çalışmış, vergi vermiş ve bu ülkeye ömrünü adamış insanlardır. Sosyal devlet anlayışı; bütçe disiplinini korurken, vatandaşın insanca yaşam hakkını da korumayı gerektirir. Kaynak sorunu varsa öncelik tercihi sorgulanmalıdır. Sorun bütçe değil, tercihtir.

Bayram ikramiyesi bir lütuf değildir. Emeklilerin en azından bayramda torununa harçlık verebilmesini, evine rahatça bir sofra kurabilmesini sağlayacak düzeyde olmalıdır. 4.000 TL bugün sembolik bir rakama dönüşmüştür. Gerçek enflasyon karşısında alım gücü ciddi biçimde erimiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; emeklilerin gelirlerinin insanca yaşam koşullarına uygun hale getirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bayram ikramiyeleri, enflasyon oranı ve yaşam maliyetleri dikkate alınarak güncellenmelidir. Emekliler sadaka değil, haklarını istemektedir.

Edirne’den açıkça ifade ediyoruz:

Emeklinin sesi duyulana, hak ettiği yaşam standardı sağlanana kadar bu konunun takipçisi olacağız.

Avukatlık mesleğinde gelecek kaygısı!

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin, partisinin Sosyal İşler Başkanlığı olarak hazırladıkları “02 – 09 Mart 2026 Sosyal Gündem Analiz Raporu” kamuoyu ile paylaştı.

 “Türkiye’de Hukuk Fakülteleri ve Hukuk Eğitimi” başlığı ele alınan raporda, hukuk eğitiminin son yıllardaki niceliksel büyümesi, meslek alanlarına yansımaları ve ortaya çıkan yapısal sorunlar kapsamlı biçimde değerlendiriliyor.

Raporda; Hukuk fakültesi ve öğrenci sayılarındaki artışın mesleki arz-talep dengesi üzerindeki etkileri, Avukatlık mesleğinde yaşanan yoğunlaşma ve gelecek kaygısı, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve kontenjan düzenlemelerinin değerlendirilmesi, Akademik kadro dağılımındaki dengesizlikler, Nitelik odaklı ve planlı bir yükseköğretim politikası ihtiyacı başlıkları altında tespit ve değerlendirmeler yer alıyor.

Av. Tekin söz konusu rapora ilişkin yaptığı basın açıklamasında şunlara ver verdi:

HUKUK EĞITIMINDE NITELIK VE PLANLAMA ŞARTTIR

“Türkiye’de hukuk eğitimi uzun yıllardır niceliksel olarak büyümekte, ancak bu büyümenin nitelik boyutu yeterince tartışılmamaktadır. Hukuk fakültesi sayısındaki hızlı artış, öğrenci kontenjanlarının kontrolsüz biçimde genişlemesi ve buna bağlı olarak hukuk mezunlarının sayısındaki ciddi yükseliş, bugün hukuk sistemimizin karşı karşıya olduğu yapısal sorunların başlıca nedenlerinden biri haline gelmiştir.

Adalet, devletin temelidir. Hukuk eğitimi ise adalet sisteminin kalbidir. Eğer hukuk eğitimi sağlıklı değilse, adalet sistemi de sağlıklı işlemez. Son 25 yılda hukuk fakültesi sayısındaki artış, ciddi bir planlama ve ihtiyaç analizi yapılmadan gerçekleşmiştir. Bunun sonucunda özellikle avukatlık mesleğinde arz fazlası oluşmuş, genç hukukçularımız ciddi bir gelecek kaygısıyla karşı karşıya kalmıştır. Bugün birçok hukuk mezunu, yıllarca süren emeğin ardından mesleki güvenceden ve ekonomik istikrardan yoksun şekilde hayat mücadelesi vermektedir.

Son dönemde getirilen meslek sınavı ve kontenjan azaltımı gibi düzenlemeler, sorunun büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Ancak bu adımlar geç kalmış ve kısmi çözümler olarak kalmıştır. Sorunun kaynağı, yükseköğretimdeki plansız büyüme anlayışıdır.

Saadet Partisi olarak diyoruz ki:

Hukuk fakülteleri toplumsal ihtiyaçlara göre planlanmalıdır.

Akademik kadro dağılımı dengeli ve liyakat esaslı olmalıdır.

Hukuk eğitimi ticari bir alan değil, kamusal sorumluluk alanıdır.

Gençlerimizin emeği günübirlik politikaların konusu yapılamaz.

Adalet sistemini güçlendirmek için önce hukuk eğitimini güçlendirmek gerekir. Bu da ancak uzun vadeli planlama, liyakat temelli akademik yapı ve mesleki arz-talep dengesi gözetilerek mümkündür. Hukuk eğitimi kalite üzerinden değerlendirilmelidir. Bir ülkede hukuk fakültesi sayısının çokluğu değil, yetişen hukukçuların niteliği önemlidir. Türkiye’nin ihtiyacı; plansız genişleme değil, nitelikli ve sürdürülebilir bir yükseköğretim politikasıdır.”

‘Siyaset kavga değil, hizmet yeridir’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, hukukun üstünlüğü sağlanmadan güçlü bir ekonomi kurulamayacağını, adalet tesis edilmeden toplumsal barışın sağlanamayacağını, hak gözetilmeden gerçek kalkınmanın mümkün olamayacağını söyledi.

Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, “Ortadoğu’da süregelen savaşlar ve insani dramlar hepimizin yüreğini derinden yaralamaktadır. Masum sivillerin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği bu acı tablo karşısında en büyük sorumluluk; sağduyuyu korumak ve barışa katkı sunmaktır” diyerek şunları kaydetti:.

“Böylesine hassas bir dönemde siyaset kurumunun görevi; gerilimi artırmak değil, toplumsal birliği güçlendirmektir. Farklı görüşler demokrasinin zenginliğidir; ancak bu farklılıklar çatışma nedeni değil, ortak akıl üretmenin vesilesi olmalıdır. Çünkü siyaset, kavga etme alanı değil; millete hizmet etme sorumluluğudur.

Siyaset; millete hizmet etme sorumluluğudur. Kavga etmek, ayrıştırmak, toplumu germek için değil; sorunları çözmek, adaleti tesis etmek ve ortak geleceğimizi güçlendirmek için yapılır. Bu nedenle bir kez daha ifade ediyorum: Siyaset kavga yeri değil, hizmet yeridir.

Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, geçim derdi, işsizlik ve hayat pahalılığı vatandaşımızın en temel gündemidir. Ancak bunun yanında toplumun en çok konuştuğu konulardan biri de hak, hukuk ve adalet meselesidir. Çünkü adalet duygusu zedelenirse, toplumun devlete olan güveni sarsılır.

Herkes için eşit hukuk, tarafsız ve bağımsız yargı, liyakate dayalı kamu yönetimi bir tercih değil zorunluluktur. Hak arayanın korkmadığı, eleştirenin susturulmadığı, kimsenin düşüncesi nedeniyle dışlanmadığı bir düzen hepimizin ortak beklentisidir. Adalet; bir kesim için değil, herkes için gereklidir.

Siyasetin görevi; gerilim üretmek değil güven vermektir. Sert söylemlerle gündem değiştirmek yerine; vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmek, gençlerin geleceğe umutla bakmasını sağlamak, esnafın ve emeklinin yükünü hafifletmek asli sorumluluktur. Bunu yaparken de hukukun üstünlüğünden ve adalet ilkesinden asla taviz verilmemelidir.

Unutulmamalıdır ki; Adalet mülkün temelidir.Hukuk güvenin teminatıdır. Hak ise insan onurunun vazgeçilmezidir. Hukukun üstünlüğü sağlanmadan güçlü bir ekonomi kurulamaz.Adalet tesis edilmeden toplumsal barış sağlanamaz. Hak gözetilmeden gerçek kalkınma mümkün olamaz.

İsteğim, talebim; kavganın değil uzlaşının, ayrıştırmanın değil birleştirmenin, keyfiliğin değil hukukun yanında durmaya devam edilmesidir.

Çünkü güçlü bir devlet ancak adaletle ayakta kalır, güçlü bir toplum ancak hakkaniyetle bir arada durur. Ülkemiz; kavga ile değil adaletle büyür. Yurttaşlarımız; ayrışarak değil hakkaniyetle güçlenir.

Çağrımız tüm siyaset kurumunadır: Gelin enerjimizi tartışmaya değil hizmete, gerilime değil çözüme, kutuplaşmaya değil adalete harcayalım. Bu millet huzuru, güveni ve adaleti hak etmektedir.

‘İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır’

Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, “Türkiye, ABD ve İsrail’in saldırganlığına hizmet eden İncirlik ve Kürecik Üslerini derhal kontrol altına almalıdır” dedi.

Vatan Partisi İl Başkanı Gürol Bora Ateş, “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” başlığı altında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin ABD-İsrail’in dostu değil düşmanı olduğunu belirterek şunları söyledi:

ASKERİ YIĞINAK

“Dedeağaç’tan Ege Adaları’na ve oradan Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Adası’na kadar yapılan askeri yığınak Türkiye’ye karşıdır. Kukla bir Kürdistan daha doğrusu 2. İsrail Devleti’ni kurmak ABD ve İsrail’in stratejik hedefidir. Türk Askerini Kıbrıs’tan çıkarıp, KKTC’yi işgal etmek ve Türkiye’yi parçalamak yine ABD-İsrail cephesinin stratejik hedefidir.

Yunanistan ve GKRY de ABD ve İsrail ile birliktedir. Türkiye’yi karşı kurulan büyük tehdidin merkezinde ABD ve İsrail bulunmaktadır. İran’ın ABD ve İsrail’e vurduğu her darbe Türkiye’ye de nefes aldırmaktadır. Bu sebeple İran’a yapılan her saldırı Türkiye’ye de yapılmaktadır. Türkiye’yi yönetenler İran’ı ileri cephe olarak görmelidir. İran’ın düşmesi Türkiye için tehdidin daha da büyümesi demektir.

ABD-İSRAİL’İN TEHDİTLERİ

İran’ın ABD emperyalizmine ve İsrail’e karşı direnci, sadece Türkiye için değil bölge ülkeleri ve bütün insanlık içindir. Bölgemiz ve bütün insanlık ABD-İsrail’in tehditleri altındadır. Yemen, Irak, Lübnan, Suriye, Türkiye, Rusya, Çin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Pakistan, Venezuela, Kolombiya ve birçok ülke ABD-İsrail tarafından tehdit edilmektedir. Tehditten de öte artık silahlar konuşmaktadır. İran sadece kendi adına değil, aynı zamanda Türkiye, bölge ülkeleri ve bütün insanlık adına ABD-İsrail Emperyalizmine karşı savaşmaktadır.

Ancak ABD emperyalizmi çıkmazdadır. Saldırganlığının hem dünyada hem iç cephede dayandığı duvarlar vardır. Irak’ta ve Afganistan’da yaşadıkları hezimetin üstünden henüz 20 yıl geçti. Önlerinde zaferler değil geçmişte yaşadıklarından daha büyük bozgunlar bulunmaktadır. 3 yıldır tonlarca bomba yağdırdılar Gazze’yi ele geçiremediler, Hizbullah’a diş geçiremediler, Yemen’i yenemediler, Suriye’deki PKK/YPG’yi kurtaramadılar, Ukrayna’da hezimetlerini kabul ettiler. Küresel çapta Rusya ve Çin ile boy ölçüşemiyorlar. Önümüzdeki 10 yıl içinde ABD ekonomisi Çin ve Hindistan ekonomisinin ardından gelerek, Ülke ekonomileri sıralamasında 3.sıraya gerileyecek. Bu gerçeği başta kendileri saptamaktadır.

Pentagon’un hazırladığı bütün savaş simülasyonlarında da görüldüğü gibi ABD Ordusu, Çin ile yapılacak bir savaşta başarı kazanamayacağına kesin gözüyle bakmaktadır. ABD ve onun liderlik ettiği Atlantik Cephesi yükselen değil batmakta olan bir medeniyettir. Bunu Trump dahil birçok Atlantik Lideri kabul etmektedir.

SAVAŞI İRAN KAZANACAK

ABD Emperyalizmi dış cephedekilerle birlikte iç cephede de büyük zorluklarla karşı karşıyadır. ABD Halkı ile ABD arasında derin çelişkiler bulunmaktadır. ABD’nin içine girdiği ekonomik yıkım ile bu çelişki çok daha büyük boyutlara varacaktır.

Sadece Amerikan Halkı ile değil, ABD hâkim sınıfları arasında da derin çelişkiler bulunmaktadır. ABD dışarıda olduğu gibi iç cephede de silahların konuşacağı bir döneme girmiştir. Saldırganlık ABD Emperyalizmini çöküşten kurtaramayacaktır. ABD Emperyalizminin çöküşü yarın kadar yakındır.

İran, devleti ve halkıyla ayaktadır. Başta Seyyid Ali Hamaney olmak üzere liderlerini bu savaşta şehit vermiştir ancak savaşmaya devam etmektedir. Komutan şehit olmuştur ancak komutanlık ayaktadır. Savaşı İran kazanacaktır. Binlerce yıllık devlet geleneği ve kahramanlarıyla İran bu savaştan da yüzünün akıyla çıkacaktır.

Türk Milleti İran’ın yanındadır. Gün İran ile dayanışma günüdür. Bugün insanlık da vatanseverlik de Müslümanlık da burada sınanmaktadır. ABD-İsrail tehditlerini bertaraf etmek ve onları bozguna uğratmak için önümüzde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Türkiye, ABD ve İsrail’in saldırganlığına hizmet eden İncirlik ve Kürecik Üslerini derhal kontrol altına almalıdır. Hükümetin tarihi sorumluluğu İran’la dayanışma içinde olmaktır.”

AK Parti’den 28 Şubat kınaması

AK Parti Edirne İnsan Hakları Başkanlığı, 28 Şubat darbesine ilişkin basın açıklamasında AK Parti olarak 28 Şubat ve benzeri tüm darbeci ve vesayetçi girişimlerin karşısında olduğumuzu burada bir kez daha ilan ettiklerini bildirdi.

AK Parti Edirne İl Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Birim Başkanı Murat Nalça, İnsan Hakları Birim Başkan Yardımcısı Tuba Karabulut ve İl Kadın Kolları İnsan Hakları Birim Başkanı Arzu Akgün’ün de katıldığı basın açıklamasında, “28 Şubat Darbesinin 29. yıl dönümünde darbe ve darbecilik zihniyetini kınamak için bugün bir araya geldik” diyerek şunlara yer verdi:.

“Öncelikle şunun altını çizmek isteriz ki amaçları itibarıyla 27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta siyasetin yanı sıra topluma yönelik de indirilmiş ağır bir darbeden bahsediyoruz. Sonuçlarının nesillerce sürmesi amaçlanan, hesaplı bir şekilde kurgulanmış bir darbedir. Bu ülkenin insanının milli ve manevi değerlerini hedef almış bir pusudur.

Millet iradesine karşı tanklar yürütülmüş; seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti görevden el çektirilmiş; başta başörtülü kadınlar olmak üzere bu ülkenin mütedeyyin kesimlerine yönelik büyük bir zulüm dalgası başlatılmıştır. Bu ülkenin vatandaşları kendi ülkesinin kurumlarına sırf dini hassasiyetlerinden ötürü sokulmamaya çalışılmıştır.

AK Parti olarak 28 Şubat ve benzeri tüm darbeci ve vesayetçi girişimlerin karşısında olduğumuzu burada bir kez daha ilan ediyoruz. İktidarımız döneminde attığımız adımlarla vesayet odaklarını teker teker çökerttik. Milli iradeyi bu süreçte yeniden inşa ederek ülkemizi ve milletimizi hak ettiği demokrasi standardıyla buluşturduk.

Ancak son zamanlarda yine başörtüsü ve Anadolu’muzun yerel kıyafetlerine yönelik çirkin tavrı gördükçe 28 Şubat zihniyetinin her an hortlayabileceğini bir kez daha idrak ediyoruz.

Maalesef bazıları AK Parti iktidarı döneminde atılan demokratikleşme adımlarıyla hak ve özgürlükler noktasında kaydedilen ilerlemeye rağmen hala içinde bu köhne zihniyeti taşıyor.

Bu anlamda milli iradenin inşası noktasında demokrasi bilincinin, sivil iradenin, sandığın gücünün ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Bu fikirlerin karşısında duranlar, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti var diye şimdilik belli şeyleri söylemeye cesaret ve fırsat bulamıyorlar. Ancak ilk fırsatta neler yapabileceklerinin fragmanını her seferinde milletimize izletiyorlar.

Bu zihniyetle mücadele biz AK Parti için bir demokrasi mücadelesidir; bir hak mücadelesidir; büyük Türkiye mücadelesidir. Şunu vurgulamak lazım ki toplumsal barışımıza kasteden bu zihniyet orada durduğu sürece büyük ve güçlü Türkiye idealimize ve Türkiye yüzyılı vizyonumuza her daim ket vurulmaya çalışılacaktır. Ancak bizler tüm bu engelleri milletimizle beraber aşmaktan geri durmayacağız.

Bizler AK Parti olarak, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemize hizmet etme kararlılığımızı ve darbeci zihniyet karşısında dimdik durma irademizi yılmadan sürdüreceğiz. Demokrasi tarihimizde bir daha asla 28 Şubat benzeri süreçlerle karşılaşmamak için milli irade anlayışını daima diri tutmaya devam edeceğiz.”

‘28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız’

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, 28 Şubat açıklamasında demokrasiye sahip çıkmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, Türkiye’nin bir daha benzer süreçler yaşamaması temennisinde bulundu.

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı, 28 Şubat sürecinin yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, 28 Şubat 1997 tarihinde yaşanan sürecin, millet iradesine ve demokrasiye yönelik antidemokratik bir müdahale olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “post-modern darbe” olarak anılan 28 Şubat sürecinin; seçilmiş hükümete yönelik baskılarla, inanç ve özgürlük alanlarına yapılan müdahalelerle Türkiye’nin demokratik hafızasında derin izler bıraktığı ifade edildi. Süreçte başta dönemin Başbakanı merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan olmak üzere, milli iradeyi temsil eden kadroların çeşitli baskı ve engellemelerle karşı karşıya kaldığı hatırlatıldı.

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“28 Şubat, milletimizin iradesine vurulmak istenen bir zincirin adıdır. Seçilmiş bir hükümete karşı yapılan her türlü antidemokratik girişim, doğrudan doğruya aziz milletimize yapılmış bir müdahaledir. O dönem yaşanan baskılar, eğitimden iş hayatına, sosyal hayattan siyasal alana kadar toplumun geniş kesimlerini mağdur etmiştir.

Bizler, Milli Görüş hareketinin mensupları olarak, demokrasinin ve milli iradenin her şart altında savunucusu olmaya devam edeceğiz. Vesayetçi anlayışlara, darbeci zihniyete ve millet iradesini yok sayan her türlü girişime karşı dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktayız. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız.”

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı, açıklamasında demokrasiye sahip çıkmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, Türkiye’nin bir daha benzer süreçler yaşamaması temennisinde bulundu.

YRP, Erbakan’ı dualarla andı

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı, Milli Görüş hareketinin lideri ve 54. Hükümet’in Başbakanı merhum Necmettin Erbakan’ın vefatının 15’inci yıl dönümü dolayısıyla anlamlı bir anma programı gerçekleştirdi.

Program kapsamında Eski Cami’nde Mevlid-i Şerif okutularak merhum Erbakan’ın aziz hatırası dualarla yâd edildi. Anma programında Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirilirken, cemaat hep birlikte dua etti. Teravih namazı çıkışında ise vatandaşlara lokum ve Ramazan şerbeti ikram edildi.

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Ömrünü milletine ve ülkesine adamış, inandığı değerler uğruna mücadele etmiş kıymetli hocamızın aziz hatırasını dualarla yâd ettik. Eski Cami’nde okunan Mevlid-i Şerif ve teravih namazı sonrası gerçekleştirdiğimiz ikram programıyla hemşehrilerimizle bir araya geldik. Rabbim kendisine rahmet eylesin, mekânını cennet eylesin. Onun adalet, üretim ve milli kalkınma anlayışını yaşatmak için çalışmaya devam edeceğiz. Katılım sağlayan ve dualarımıza ortak olan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.”

Program, yapılan ikramların ardından vatandaşlarla sohbet edilmesiyle sona erdi. Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı, merhum Necmettin Erbakan’ın fikir ve mücadelesini yaşatmaya devam edeceklerini vurguladı.

‘Raporda gizlenmiş niyetler!’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, TBMM Komisyonu’nca hazırlanan 60 sayfalık  raporun incelenmesi halinde süslü cümlelerin ardında gizlenmeye çalışılan gerçeklerin daha kolay görüleceğini söyledi.

İYİ Parti İl Başkanı Şahin, “Süslü kelimeler ve ardına gizlenmiş niyetler“ başlığı altındaki yazılı açıklamasında, partilerin ülke menfaatleri yerine ‘oy hesabı’ yapmalarının  çok acı sonuçları olacağının altını çizerek şunlara yer verdi:

“Atatürkçülüğün temelinde pozitif bilim, dogmalardan uzak olma, fanatizme karşıtlık vardır.Eğer bu bakışla TBMM Komisyonu’nca hazırlanan 60 sayfalık  raporu incelersek süslü cümlelerin ardında gizlenmeye çalışılan gerçekleri daha kolay görürüz. Şimdi bir bakalım ne demişler komisyonda;

Syf.6.  ‘Türklerin, Kürtlerin ve Arapların’ ifadesi ve siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin güçlendirilmesi kelimeleri,

Syf.28 ‘Türk ve Kürt halkları ifadeleri’ (başka yerlerde de kullanılıyor) aleni Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının ve ANAYASA 66’nın (Vatandaşlık tanımı) değişmesini hedefleyen ifadelerdir.

Md.7.3 ‘Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi’ başlığı ANAYASA 42’nin (Eğitim dilinin Türkçe olması) ’nin sulandırılmasını hedeflemektedir.

Md. 7.4 ‘Yerel Yönetimlerin daha demokratik hale getirilmesi’ cümlesi ANAYASA 127’nin değiştirilmesine yönelik ara hedeftir. Bir sonraki hedef federasyondur.

Md.6.2 Teröristlere ilişkin geçici düzenleme yapılması başlığı teröristlere af getirilmesini talep etmektedir. Suç işleyen teröristlerin teslim edilmesi ve yargılanması gündeme bile gelmemiştir.

Md.6.6. Süreçte görev alanlara ve komisyondakilere yasal güvence sağlanması.Doğru bir iş yaptığına inanan böyle bir güvence talep eder mi?Bu madde ile sürecin başından beri yapılan işlemlerin suç olduğu ve görevlilerin alanlarında suç işlediği itiraf edilmektedir.

Tarihe kara leke olarak geçecek bu rapor TBMM arşivine ‘ikna ve hazırlık komisyonu’ tarafından oy çoğunluğu ile sokulmuş, Ramazan Bayramı’na müteakip ikinci aşama olan komisyona katılan parti milletvekillerini ikna aşamasına geçileceği ilgililerce dillendirilmektedir.

Yapılması planlanan Anayasa maddeleri değişikliği için uygun zemin hazırlandıktan sonra Türk Milleti’nin bu konudaki fikrini sormaya gerek kalmayacaktır. Utanç verici nitelikteki milletvekili transferleri göz önündeyken maalesef kediye ciğeri teslim etmek zorunda bırakılacağız.

Sonuç olarak; partilerin ülke menfaatleri yerine ‘oy hesabı’ yapmalarının  çok acı sonuçları olacaktır. Siyasi görüşü ne olursa olsun Türk Milleti ve Vatansever Milletvekillerinin Anayasa değişikliğine asla izin vermemesine ve doğacak sonuçları topluma anlatmasına çok ciddi ihtiyaç vardır.

Milleti kurtaracak olan yine Millet’tir. Bedelsiz, emeksiz kazanım mümkün değildir. Ülke ve Milleti’ni seven herkes rahatının bozulmasını göze almalı, sorumluluk almaktan kaçınmamalıdır. Hiç unutmamak gerekir ki; Her millet, icraatına tahammül ettiği yönetimin mesuliyetine ortaktır.”

‘İddialar gerçek dışı’

Olgay GÜLER

CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı, imar ruhsatı sürecinde usulsüz yapıldığına yönelik başlatılan soruşturmada, haklarında tutukluluk, ev hapsi ve adli kontrol şartı tedbirleri uygulanan şüphelilerin, kesinleşmiş yargı kararı olmadığı sürece kendileri açısından masum olduğunu söyledi.

Edirne’de ruhsat işlemlerinde usulsüzlük ve para cezalarının iptali ile ilgili yürütülen soruşturmada, biri Belediye İmar Müdürü, biri belediye meclis üyesi olmak üzere 4 kişi tutuklanırken, 3 kişi ev hapsi ve 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmayla ilgili CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı açıklama parti il başkanlığında açıklama yaptı. Balkanlı’ya, CHP Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör de eşlik etti.

‘BELGELERİN SERVİS EDİLMESİ ADİL YARGILAMA HAKKINA AYKIRI’

Balkanlı, gizlilik kararı bulunan dosyada yer alan bilgi ve belgelerin basına sızdırılmasına tepki göstererek, “Bugün gelinen noktada, ulusal basında söz konusu soruşturmaya ilişkin fotoğrafların, kamera görüntülerinin ve çeşitli tutanakların ayrıntılı biçimde yayınlandığını görüyoruz. Savunma makamına dahi verilmediği ifade edilen bazı bilgi ve belgelerin kamuoyuna servis edilmesi son derece düşündürücüdür. Gizlilik kararı bulunan bir dosyada bu tür paylaşımların yapılması, hem hukukun temel ilkelerine hem de adil yargılama hakkına aykırıdır. Bu durum kamuoyunun da tek taraflı ve eksik bilgilerle yönlendirilmesine, hatta henüz yargılama tamamlanmadan hüküm verilmesine yol açmaktadır” dedi.

‘İDDİALAR GERÇEK DIŞI’

Edirne Belediyesi’nin, dosyada adı geçen işletmeye ruhsat vermediğini söyleyen Balkanlı, “Kamuoyunda rüşvet iddiaları ve bazı işletmelerle ilgili usulsüz ruhsat alındığı yönünde dile getirilen iddialar tamamen gerçek dışıdır. Adı geçen işletmeyle ilgili olarak Edirne Belediyesi tarafından verilmiş herhangi bir ruhsat söz konusu değildir. Kaldı ki ilgili yer, mevcut mevzuat çerçevesinde ruhsat alabilecek bir konumda da değildir. Bu nedenle belediyemizin yasal olmayan bir işlemi yasal hale getirmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.

Söz konusu işletmeye yönelik işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğünü kaydeden Balkanlı, “Ayrıca ilgili işletmeye yönelik olarak gerekli idari para cezaları zamanında uygulanmış ve süreç titizlikle takip edilmiştir. Herhangi bir işletmeyi kayırma, ayrıcalık tanıma ya da hukuka aykırı bir uygulamayı görmezden gelme gibi bir yaklaşım kesinlikle olmamıştır. Nitekim adı geçen kamu görevlilerinin ve belediye meclis üyelerinin, söz konusu işletmeye kesilen idari para cezalarının altında imzaları da bulunmaktadır. Bu da sürecin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünün açık göstergesidir” diye konuştu.

‘SUÇU SABİT OLUNCAYA KADAR HERKES MASUMDUR’

Şüphelilere yönelik uygulanan tutuklama tedbirini de eleştiren Balkanlı, “Soruşturma kapsamında bazı kişilerin tutuklanması, bazılarının ise farklı adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılması da dikkat çekicidir. Henüz iddianamesi dahi hazırlanmamış bir dosyada, kişilerin özgürlüklerinin bu şekilde kısıtlanması kamuoyunda soru işaretlerine neden olmaktadır. Bizler de sizler gibi bilgileri büyük ölçüde kamuoyuna yansıyan haberlerden takip ediyoruz. Farklı kişiler hakkında farklı uygulamaların hayata geçirilmesi, eşitlik ilkesinin zedelenip zedelenmediği konusunda da soru işaretleri doğurmaktadır. Unutulmamalıdır ki masumiyet karinesi hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Mahkeme kararıyla suç sabit oluncaya kadar herkes masumdur. Bizim için de bu kişiler, kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı sürece masumdur. Elbette ki yargılama sonucunda adil, tarafsız ve objektif bir karar verildiğinde; eğer partimizle ilgili bir sorumluluk doğarsa, gereği neyse o da tereddütsüz şekilde yerine getirilecektir” şeklinde konuştu.

‘SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

Balkanlı, sürecin takipçisi olacaklarını da dile getirerek, “Bizler bu sürecin bundan sonraki aşamalarını da yakından takip edeceğiz. Yargılamanın adil, tarafsız ve hukuka uygun biçimde yürütülmesi en büyük temennimizdir. Partimiz ve belediyemiz hakkında yanlış bilgilendirme yoluyla algı oluşturmaya çalışanlara karşı da sessiz kalmayacağız. Gerçeklerin ortaya çıkması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.