Kategori arşivi: Siyaset

‘Vatandaşın gerçek gündemi geçim’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, “Bir taraftan ABD-İsrail ve İran savaşı devan ederken, diğer taraftan TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılının Ocak ve Şubat ayı enflasyon rakamlarına baktığımızda ortaya çıkan tablo çok açık: Bu ülkede vatandaş her gün biraz daha fakirleşiyor” dedi.

Eski milletvekili Şimşek, “Market fiyatları durmuyor, kira durmuyor, elektrik durmuyor, gıda durmuyor. Ama maaşlar yerinde sayıyor” ifadelerini kullandığı açıklamasına şöyle devam etti:

“Emekli pazara çıkmaya korkuyor.

Asgari ücretli ayın ortasında cebindeki parayı bitiriyor.

Gençler iş bulamıyor, işsizlik büyüyor.

Esnaf borçla dükkân döndürmeye çalışıyor.

Sanayici artan maliyetler yüzünden üretim yapmakta zorlanıyor.

Ama bütün bunlara rağmen iktidarın yaptığı tek şey rakam açıklamak. Ancak gerçeği görmezlikten gelinerek toz pembe tablolar çizerek, suni gündemler yaratılarak  bir yere varılmayacağı bir gerçektir. Vatandaşımızın gerçek gündemi geçimdir…

Emekli zaten geçinemiyor. Üstüne bir de bayram geliyor. Ama emeklinin bayram ikramiyesi yıllardır aynı yerde duruyor.

Her şeye zam var…

Ama emeklinin bayram ikramiyesine zam yok.

Enflasyon artıyor, hayat pahalılaşıyor ama emeklinin cebine giren para artmıyor.

Bu mudur sosyal devlet?

Bu mudur adalet?

Bugün yapılması gerekenler çok açık:

Emekli maaşları insanca yaşayacak seviyeye çıkarılmalıdır.

Bayram ikramiyesi günün şartlarına göre ciddi şekilde artırılmalıdır.

Asgari ücret enflasyon karşısında erimemesi için yıl içinde güncellenmelidir.

Gençlere iş yaratacak üretim politikaları uygulanmalıdır.

Esnafı boğan vergi ve kredi yükü hafifletilmelidir.

Sanayicinin üretim yapabileceği güvenli ve öngörülebilir bir ekonomik ortam sağlanmalıdır.

Bu ülkenin insanı yoksulluğa mahkûm değildir.

Bu ülkenin emeklisi, işçisi, esnafı, çiftçisi insanca yaşamayı hak ediyor.

Ama bunun için önce vatandaşın derdini gören, halkın sofrasını düşünen bir yönetim anlayışı gerekir. İnsanca, hakça yaşam için gerekli olanakların sağlanması ve hak kayıplarının karşılanması en büyük isteğimizdir.”

‘Araç aksesuarı cezaları esnafı mağdur ediyor’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Keşan’da faaliyet gösteren Keşan Tuning’i ziyaret ederek araç aksesuarı ve ses sistemi sektöründe çalışan esnafla bir araya geldi. Mustafa Padem’e ait iş yerinde gerçekleşen ziyarette sektörde son dönemde yaşanan sorunlar ve kesilen cezalar ele alındı.

Ziyaret sırasında esnafın yaşadığı sıkıntıları dinleyen Akalın, özellikle son dönemde araç aksesuarları ve ses sistemleri nedeniyle kesilen cezaların sektörde ciddi mağduriyetlere yol açtığını ifade etti. Mevzuatta açık bir yasak bulunmamasına rağmen yalnızca araçta ses sistemi bulunmasının cezai işlem gerekçesi yapılmasının hem vatandaşları hem de bu sektörde faaliyet gösteren esnafı zor durumda bıraktığını dile getirdi.

Çevreyi rahatsız eden yüksek sese karşı olduklarını vurgulayan Akalın, denetimlerin elbette yapılması gerektiğini ancak cezaların açık ve net bir tanıma dayanması gerektiğini belirtti. Akalın, “Çevreyi rahatsız eden yüksek sese elbette karşıyız. Ancak araçta ses sistemi bulunmasının tek başına ceza gerekçesi yapılması doğru değildir.” dedi.

Akalın ayrıca yalnızca ses sistemleri değil, araç içi ve dışı aksesuarlar ile plaka uygulamaları nedeniyle kesilen cezaların da vatandaşlar ve esnaf açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirtti. Sektörde faaliyet gösteren birçok işletmenin bu belirsizlikler nedeniyle iş yapamaz hâle geldiğini ifade eden Akalın, uygulamada birlik sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, hem vatandaşların hem de sektör esnafının mağdur olmaması için yaşanan sorunların çözümü noktasında konuyu ilgili kurumlar nezdinde takip edeceklerini ve gerekli girişimlerde bulunacaklarını söyledi.

‘Yeni nesil çeteleşme toplumsal sorun’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Edirneli Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu  Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye’de Yeni Nesil Çeteleşme” raporunda son yıllarda özellikle büyük şehirlerin bazı mahallelerinde gençler arasında çeteleşme eğilimlerinin arttığının görüldüğü, sosyal medya üzerinden örgütlenen, mahalle bağlarını kullanan ve zaman zaman şiddet olaylarına karışan bu grupların toplumda ciddi bir endişe oluşturduğuna dikkat çekildi.

Özellikle büyük şehirlerin bazı mahallelerinde gençler arasında giderek artan çeteleşme eğilimleri, bu olgunun sosyal ve ekonomik nedenleri ile toplum üzerindeki muhtemel etkilerinin kapsamlı biçimde değerlendirildiği rapora ilaveten “Türkiye’de Yeni Nesil Çeteleşme Toplumsal Bir Sorundur” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada şunlara yer verildi:

“Son yıllarda özellikle büyük şehirlerin bazı mahallelerinde gençler arasında çeteleşme eğilimlerinin arttığı görülmektedir. Sosyal medya üzerinden örgütlenen, mahalle bağlarını kullanan ve zaman zaman şiddet olaylarına karışan bu gruplar toplumda ciddi bir endişe oluşturmaktadır.

Ancak çeteleşmeyi yalnızca bir güvenlik meselesi olarak görmemek lazım. Bu sorun; yoksulluk, eğitimde fırsat eşitsizliği, işsizlik ve gençlerin gelecek konusunda umutsuz hissetmesi gibi daha derin toplumsal nedenlerden beslenmektedir. Özellikle dezavantajlı mahallelerde yaşayan bazı gençler kendilerini toplumdan dışlanmış hissedebilmekte ve aidiyet duygusunu yanlış ortamlarda arayabilmektedir.

Gençlerin çetelere yönelmesinde sosyal medya ve dijital ortamların da önemli bir rol oynadığı görülmektedir. İnternet ortamında başlayan tartışmaların gerçek hayatta şiddete dönüşebildiği örnekler giderek artmaktadır. Bu nedenle çeteleşmeyle mücadele yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, sosyal politikalarla birlikte ele alınmalıdır.

Kalıcı çözüm; gençlere eğitim, iş ve gelecek umudu sunan politikaların hayata geçirilmesinden geçmektedir. Dezavantajlı mahallelerde eğitim imkanlarının güçlendirilmesi, genç istihdamının artırılması, spor ve kültür faaliyetlerinin yaygınlaştırılması bu mücadelede büyük önem taşımaktadır.

Bunun yanında gençlerin ahlaki ve manevi değerlerle yetişmesi de toplumsal huzurun temel şartlarından biridir. Adalet, merhamet, sorumluluk ve dayanışma gibi değerlerin güçlendiği bir toplumda suç örgütlerinin gençleri kendilerine çekmesi çok daha zor olacaktır.

Gençlerimizi yalnız bırakmamak, onların yanında olmak ve onlara umut verebilmek hepimizin ortak sorumluluğudur.Güçlü bir toplum; gençlerine sahip çıkan, onları doğru yolda destekleyen ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir  toplumdur.”

‘İktidar eğitim sistemini de çürüttü’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, Fatma Nur Çelik öğretmenin bir öğrenci tarafından katledilmesi başta olmak üzere, okullarda artan şiddet eğiliminin tüm boyutlarıyla araştırılması için meclise verdikleri önerinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesine tepki gösterdi.

İYİ Parti İl Başkanı Hakan Şahin, “İktidarın Edirne temsilcileri bu konu hakkında açıklama yapabilirler mi? Partilerinin neden bu önergeyi reddettiklerini söyleyebilirler mi?” sorusunu yönelttiği açıklamasında şunlara yer verdi:

“Fatma Nur Çelik öğretmenin bir öğrenci tarafından katledilmesi başta olmak üzere, okullarda artan şiddet eğiliminin tüm boyutlarıyla araştırılması için meclise önerge verdik. Ancak AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Eğitim kurumlarında şiddetin üzeri örtülmemeli çünkü öğretmeni ve öğrenciyi koruyamayan bir sistem, geleceği koruyamaz. Hepimizin evlatlarının hayatı risk altında. Ama bu iktidar tüm kurumları çürüttüğü gibi eğitim sistemini de çürüttü!!!

İktidarın Edirne temsilcileri bu konu hakkında açıklama yapabilirler mi? Partilerinin neden bu önergeyi reddettiklerini söyleyebilirler mi?

İktidar ve ortaklarına oy vermiş vatandaşlarımıza açık çağrımdır. İki kutuplu siyaset bu ülkenin kaderi olamaz. Yalnız da değilsin çaresiz de!”

Akgüngör: O listenin 10 katı elimde var

Olgay GÜLER

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Engin Makak’ın, belediyeye işçi alım sürecindeki eleştirileri ve partisinin yayınladığı listeye yönelik açıklamalarda bulundu.

Edirne Belediyesi’nin Mart ayı meclisinde, belediyenin işe alım süreciyle ilgili başlayan ‘torpil’ tartışmasının yankıları sürüyor. AK Parti Merkez İlçe Başkanı Engin Makak’ın, konuyla ilgili belediyeyi hedef alıp, aralarında meclis üyeleri ve siyasileriyle yakınlarının olduğu listeyi sosyal medyada paylaşmasının ardından, CHP kanadından cevap gecikmedi. CHP Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, parti il binasında basın toplantısı düzenleyerek, AK Parti ve Makak’a cevap verdi.

‘290 DEĞİL, 56 KİŞİ ALINDI’

Akgüngör, iddia edildiği gibi belediyeye 290 kişi değil, iki yıl içerisinde 56 personel alımı olduğunu belirterek, “Bu 56 personel alımının içerisinde engelli vatandaşlarımız, doğal yaşam merkezine alınan geçici personeller bulunmaktadır. 15 itfaiye eri ve 15 de zabıta memuru alınmıştır. Bunlar da yine KPSS sınavlarının en yüksek puanlarının, fiziki spor parkurlarıyla ve mülakattan geçen kişilerin alımlarıyla yapılmıştır. Bu alımlar 5 kişiden oluşan bir ayrı komisyon kurularak yapılmıştır. Buna karşılık da değişik zamanlarda 77 personel değişik sebeplerden dolayı görevinden ayrılmıştır. Böylelikle de belediyedeki personel dağılımı dengesi korunmuştur” dedi.

‘YA KILAVUZU YANLIŞ, YA DA DERSİNE İYİ ÇALIŞMAMIŞ’

AK Parti’li Makak’ın yayınladığı tabloyla kişisel hakları ihlal ettiğini belirten Akgüngör, “Sayın Makak, bir tablo hazırlayarak kişisel hakların ihlalini hiçbir sınır tanımadan kişilerin isimlerini topluma yanlış algı yaratacak şekilde tüm basına yaymıştır. Öncelikle şunu söyleyelim ki; ya kılavuzu yanlıştır, ya da dersine iyi çalışmamıştır. İsmi geçen kişiler, 5 yıl, 10 yıl gibi sürelerdir zaten Edirne Belediyesi’nde çalışmış olan kişilerdir. Bu kişileri siyasi çerçevede eşleştirmek istedikleri kişiler sonradan siyasete başlamış, sonradan siyasi gruplara dahil olmuş kişilerdir. Çalışan kişinin eşi zaten 10 yıldır belediyede çalışıyor. Şu anda örnek veriyorum; Cumhuriyet Halk Partisi’nin değişik kademelerinde görev almıştır” diye konuştu.

‘YEĞENİNİZİ HANGİ KURUMA, HANGİ SINAVLA ALINDI?’

AK Parti’nin seçimlerdeki ‘mülakatı kaldıracağız’ vaadini hatırlatan Akgüngör, “Seçim vaatlerinizde; ‘Mülakatı kaldıracağız’ dediniz. KPSS sınavlarındaki en yüksek puan alan Türkiye birincilerini mülakatlarda elediniz. Biz kurumlara nasıl personel alımı yaptığınızı biliyoruz. Türkiye birincileri mülakatlarda elendi. İş vaadi verdiğiniz insanlara, bırakın kendilerini, ailelerinin partilerinize üye olmasını istediniz. Sosyal yardımlaşmalarda dahi insan seçtiniz, hala da seçmeye devam ediyorsunuz. Sayın Makak, buradan şimdi size soruyorum; yeğeniniz hangi kuruma, hangi sınavla, ne zaman alınmıştır? İl başkanınız sayın İba’nın yeğeni ya da yeğenleri hangi kuruma, hangi sınavla, hangi tarihte alınmıştır? Yoksa bu istatistikleri oradan mı alıyorsunuz? Bizleri kendinizle karıştırmayın. Biz sizin Edirneli hemşerilerimizi, emekçi kardeşlerimizi toplumun önüne attığınız gibi atmıyoruz, atmayacağız da. Kimseyi zan altında bırakmıyoruz. Dedikodu sofralarına da koymuyoruz” şeklinde konuştu. 

‘BİZ SİZİN LİYAKATİNİZİ BİLİYORUZ’

AK Parti’nin elindeki listenin 10 katının, kendilerinde olduğunu da belirten Akgüngör, “Sizin listelediğiniz şeyin 10 katı benim elimde var, hiç şüpheniz olmasın. Yeri geldiği zaman da açıklamasını biliriz ama dediğimiz gibi biz insanları, Edirneli hemşerilerimizi toplumun önüne atmak istemiyoruz. Etik bir davranış değil bu. Edirne’ye olan kininizi bitiremediniz. Edirne Belediye seçimlerini kazandık diye Saraçlar Caddesi’ne kurduğunuz kürsüye çıkıp konuşamadığınız için mi bu Edirne insanlarına kininiz? Bu sizin için bir hayal. Hiçbir zaman burada bayrağınızı dalgalandıramayacaksınız. Cumhuriyet Halk Partisi bayrağı Edirne’de dalgalanmaya devam edecek. Yaptığımız ve yapacağımız işler, hizmetler her zaman daha ileri giderek Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağı Edirne’de dalgalanmaya devam edecek. Bunun en güzel örneğini Edirne Belediyesi’nin yapmış olduğu şeffaf ve Edirne halkına katkıcı hizmetleriyle Sayıştay raporuyla onaylanmış, bunu da şeffaf bir şekilde yayınlamışız. Bizden daha ötesini beklemeyin. Bizim işimiz hizmet etmek. Liyakatten bahsetmeyin. Biz sizin liyakatinizi biliyoruz. Biz Edirne’de Edirne için elimizi taşın altına koymaktan hiçbir zaman çekinmeyiz, çekinmedik de, bundan sonra da çekinmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. 

Akgüngör, konuşmasının ardından, ülke genelinde AK Parti’li belediyeler ve siyasilerin, yakınlarının işe alımıyla ilgili hazırladıkları görselleri kamuoyuyla paylaştı. Görsellerde Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu ve AK Partili Düzce Belediyesi’ne yer verildi.

İmamoğlu’nun mektubu Saraçlar’da okundu

Mehmet ŞELECİ
Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı Adayı İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mektup, CHP’liler tarafından Saraçlar caddesinde okundu. İmamoğlu mektubunda, “Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazanı, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler” dedi.


Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan, Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, İlçe Belediye Başkanları, İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, Belediye Meclisi üyeleri, parti yöneticileri ve partililerin katıldığı açıklamada, İmamoğlu’nun mektubunu CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı okudu.
Balkanlı konuşmasında, “Kıymetli aileler, sevgili Edirneliler tam 26 hafta oldu. Aile Dayanışma Ağı çatısı altında, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her Cuma Saraçhane’de bir araya geliyor, yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor, birbirlerine güç veriyorlar” dedi.
“Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var” diyen Başkan Balkanlı, “19 Mart tutsaklarının anneleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri… Adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyor. Yaşanan bu büyük haksızlığa, yalnızca Saraçhane’den değil Türkiye’nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulsun! Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu, memleket meselesidir. “Her şey çok güzel olacak” diyen güzel yüreklerin omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı’nda milletin refahı için, hukuk, demokrasi ve adalet için mücadele eden, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okuyoruz” diye konuştu.


İMAMOĞLU’NUN MEKTUBU
Değerli yol arkadaşlarım,
Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim…
Her birinizi sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum.
Bizlere karşı, eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş kötü bir aklın ürünü olan, iftiralarla dolu soruşturmaların, haksız davaların ardı arkası kesilmedi.
Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük, şimdi de kirli yüzünü, kıymetli başkanım, Bolu’nun değerli insanı Tanju Özcan’ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan Bolu’nun gururudur.
İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla, anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü.
Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart’ta başlıyor.

MÜSAMERE SERGİLEYECEKLER
Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazanı, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler.
Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk partililer böyledir.
Dürüsttürler, çalışkandırlar.
Onların; şehirlerimizin, ülkemizin bugününe ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir. Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun.
Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanda tutmalarının en büyük sebebi de budur.
Bu vatana hizmet ettiğimiz, 86 milyonu ayırmadığımız, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar.
Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz Hakk’ın ve halkın rızası içindir.
Aramıza bu duvarları örenler, bu parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyor olabilirler.
Yanılıyorlar. Gösterdiğiniz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor.
Bu onurlu dayanışmanız, bu cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın, demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor.
Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek.
Çünkü karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var.
Bize cesaretinizle, mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri ele ele, kol kola omuz omuza aşacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız.
İnandık ve başaracağız.
Her şey çok güzel olacak.
Ekrem İmamoğlu Silivri Zindanı

‘Bölgede derebeylik düzeni kuruluyor’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, komşu coğrafyamızda giderek tırmanan çatışmalara ve özellikle İran’a yönelik saldırılara dikkat çekerek uluslararası hukukun ciddi biçimde ihlal edildiğini söyledi.

Konuşmasında bölgedeki gelişmelerin artık kontrol edilemez bir bölgesel savaşa doğru evrildiğini belirten Akalın, İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğiyle İran ve çevre coğrafyaya yönelik saldırılarının kuvvet kullanma yasağı başta olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkelerini tartışmaya açtığını ifade etti.

Sivillerin hedef alındığı saldırıların insanlığa karşı işlenmiş bir ihlal olduğunu vurgulayan Akalın, okulların bombalandığını, çocukların ve kadınların hayatını kaybettiğini belirterek uluslararası kuruluşların ve bazı ülkelerin bu gelişmeler karşısındaki sessizliğini eleştirdi.

Gazze’de yaşanan trajedi karşısında etkili bir tutum sergileyemeyen küresel mekanizmaların bugün de bölgedeki yıkım karşısında caydırıcı bir rol üstlenemediğini dile getiren Akalın, “Okulları bombalayan, masum sivillerin ölümüne sebep olan saldırılar karşısında hiçbir yaptırım uygulanmıyorsa bu kurumların varlığının dünyaya nasıl izah edileceği sorgulanmalıdır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı’nın da dile getirdiği “önleyici savaş doktrini” söylemine değinen Akalın, bu yaklaşımın hukuki değil siyasi bir gerekçe olduğunu belirterek uluslararası kurumların bu iddialar karşısında nasıl bir analiz ve araştırma yaptığının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Uluslararası hukukun güçlü devletlerin siyasi tercihine göre işletilen bir araca dönüşmesi durumunda dünyada adalet düzeninin değil güç tahakkümünün ortaya çıkacağını ifade eden Akalın, bunun da yeni çatışmaların önünü açacağını vurguladı.

Bölgedeki istikrarsızlık zincirinin Irak’tan başlayıp Suriye’de derinleştiğini ve bugün İran’a kadar uzandığını belirten Akalın, bu sürecin Türkiye’yi de doğrudan etkileyebileceğini söyledi.

Türkiye’nin gelişmeler karşısında yalnızca “bekle-gör” politikası izleyemeyeceğini ifade eden Akalın, Türkiye’nin atacağı diplomatik adımların, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olası rolünün ve bölgesel gelişmelerin milli güvenliğe etkilerinin Meclis’in bilgisi ve denetimi dahilinde olması gerektiğini vurguladı.

Konuşmasının sonunda İYİ Parti’nin tutumunu net şekilde ortaya koyan Akalın, “Başta İran’a yapılan saldırılar olmak üzere bölgemizdeki bu hukuk tanımaz derebeylik düzenini şiddetle kınıyoruz. Uluslararası hukukun üstünlüğünü, bölgesel barışı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin milli güvenliğini esas alan bir dış politika anlayışını savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Ün’den taşkın soruları

Edirne’de başta Meriç Nehri olmak üzere nehirlerin taşması sonucu yaşanan sel felaketini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıyan Edirne Milletvekili Ediz Ün, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

Taşkın nedeniyle seddelerin patladığını, çok sayıda tarım arazisinin su altında kaldığını ve üreticilerin ciddi zarar gördüğünü belirten Ün, özellikle henüz ekim yapılmamış çeltik tarlalarının nehirden gelen kum ve mil ile dolduğuna dikkat çekti. Üretim sezonu başlamadan çiftçinin ağır bir maliyetle karşı karşıya bırakıldığını vurgulayan Ün, girdi maliyetlerinin zaten yüksek olduğu bir dönemde üreticinin bu yükü tek başına taşımasının mümkün olmadığını ifade etti.

Ün, önergesinde öncelikle Edirne’de meydana gelen taşkın sonucunda kaç hektar tarım arazisinin su altında kaldığını, bu alanların ne kadarının çeltik üretim sahası olduğunu, ne kadarında buğday ve diğer ürünlerin ekili bulunduğunu sordu. Tarım arazilerindeki toplam maddi zararın ne kadar olduğunun açıklanmasını isteyen Ün, bu zararın ne kadarının TARSİM kapsamında karşılanacağını ne kadarının ise sigorta kapsamı dışında kaldığını da Bakanlığa yöneltti.

Çeltik tarlalarının önemli bir bölümünün kum ve mil ile dolduğunu hatırlatan Ün, bu alanların toplam büyüklüğünün ne olduğunu ve söz konusu arazilerin ekim sezonu öncesinde temizlenmesi için Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından bir çalışma planı hazırlanıp hazırlanmadığını sordu. Eğer bir plan varsa bunun takviminin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.

Taşkın nedeniyle zarar gören üreticilere yönelik bir destek, hibe ya da doğrudan tazmin mekanizmasının devreye alınıp alınmayacağını da soran Ün, son 10 yıl içinde Meriç’te taşkın önleme, sedde güçlendirme ve ıslah çalışmaları için ne kadar bütçe ayrıldığını ve bu bütçenin ne kadarının harcandığını gündeme getirdi.

Meriç Havzası için uluslararası boyutu da gözeten kalıcı ve bütüncül bir taşkın yönetim planının bulunup bulunmadığını da sorgulayan Ün, varsa planın hangi aşamada olduğunu öğrenmek istedi. Seddelerin patlamasına neden olan teknik eksikliklerin tespit edilip edilmediğini ve sorumlular hakkında herhangi bir idari inceleme başlatılıp başlatılmadığını soran Ün, benzer taşkınların tekrar yaşanmaması için kısa, orta ve uzun vadede hangi somut önlemlerin alınacağını da Bakanlığa yöneltti.

Edirne’nin Türkiye’nin en önemli çeltik üretim merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan Ün, “Her taşkın sonrası aynı tabloyu yaşıyoruz. Kalıcı önlemler alınmadığı sürece hem çiftçimiz hem de ülkemizin gıda güvenliği risk altında kalmaya devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

MİLLETVEKİLİ ÜN’ÜN SORULARI

Edirne Milletvekili Ediz Ün, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı önergedeki soruları şöyle:

“Şubat 2026’da Edirne’de meydana gelen taşkın sonucunda kaç hektar tarım arazisi su altında kalmıştır? Bu arazilerin ne kadarı çeltik üretim alanıdır?

Kum ve mil ile dolduğu tespit edilen çeltik tarlalarının toplam büyüklüğü ne kadardır?

Söz konusu arazilerin ekim sezonu öncesinde temizlenmesi için Devlet Su İşleri tarafından bir çalışma planı hazırlanmış mıdır? Hazırlanmış ise takvimi nedir?

Taşkın nedeniyle zarar gören üreticilerin zararlarının karşılanması için Bakanlığınız tarafından bir destek, hibe veya tazmin mekanizması devreye sokulacak mıdır?

Son 10 yıl içinde Meriç Nehri’nde taşkın önleme, sedde güçlendirme ve ıslah çalışmaları için ne kadar bütçe ayrılmış, ne kadarı harcanmıştır?

Meriç Havzası için kapsamlı ve uluslararası boyutu da gözeten (sınır aşan sular kapsamında) kalıcı bir taşkın yönetim planı bulunmakta mıdır? Varsa hangi aşamadadır?

Seddelerin patlamasına neden olan teknik eksiklikler tespit edilmiş midir? Sorumlular hakkında herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır?

Benzer taşkınların tekrar yaşanmaması için kısa, orta ve uzun vadede hangi somut önlemler alınacaktır?

‘Petroldeki artış pompaya yansıtılmamalı’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, akaryakıta gelecek her zammın pazardaki sebze meyve fiyatına, nakliyeye, toplu taşımaya, elektriğe, gıdaya doğrudan zam demek olduğunu belirterek, Eşel Mobil Sistemi’nin derhal devreye alınması gerektiğini bildirdi.

Eski milletvekili Şimşek, “Bu krizin bedelini çiftçi, esnaf, emekli, asgari ücretli ödeyemez” başlıklı açıklamasında, diplomasi ile çözülmeyen, halkların istemediği, dünya ekonomisini derinden sarsacak olan; ABD – İsrail – İran hattında her geçen gün tırmanan savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının dünya enerji piyasalarını altüst ettiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Petrol, doğalgaz ve gübre fiyatlarında uluslararası piyasalarda ciddi artışlar yaşanmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak mazot ve benzin fiyatlarına da zam baskısı oluşmuştur.

Ancak buradan açıkça söylüyorum: Bu olası savaş ile ilgili başta bizim ülkemiz olmak üzere bütçelerinin hazır hale getirmeleri gerekirdi.Bu krizin bedelini çiftçi, esnaf, emekli, asgari ücretli ödeyemez! Türkiye zaten yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve üretim maliyetleri altında ezilmektedir.

Akaryakıta gelecek her zam; pazardaki sebze meyve fiyatına, nakliyeye, toplu taşımaya, elektriğe, gıdaya doğrudan zam demektir.

Mazot artarsa çiftçi ekemez. Gübre artarsa üretim düşer. Doğalgaz artarsa sanayi durur. Benzin artarsa vatandaş kontak kapatır.

Bu nedenle; Eşel Mobil Sistemi derhal devreye alınmalıdır!

Uluslararası kriz kaynaklı petrol artışları pompa fiyatlarına yansıtılmamalıdır. Devlet, ÖTV gelirinden feragat ederek bu artışı Eşel Mobil Sistemiyle karşılamalıdır.

Vatandaşa ‘sabredin’ demek çözüm değildir. Fedakârlık yine halktan beklenemez.

Bugün yapılması gereken: akaryakıtta vergi indirimi, tarımda gübre ve mazot desteği, sanayide doğalgaz sübvansiyonu, dar gelirliye doğrudan enerji desteğidir.

Unutulmamalıdır ki enerji fiyatı sadece akaryakıt değildir; enerji fiyatı hayatın kendisidir. Krizi fırsata çeviren değil, krizde vatandaşını koruyan bir anlayış gereklidir.Hükümeti; vatandaşın cebini koruyacak acil ekonomik tedbirleri açıklamaya davet ediyorum.

Savaşın diplomasi masasına dönülerek bitirilmesini temenni ediyorum. Savaşın daha büyük yıkımlara neden olmaması için tüm ülkelerin üzerine düşeni yapmaları gerekmektedir. Aksi halde bulunduğumuz durumdan daha geriye gideceğimiz kaçınılmazdır. Bunun için ülkeler Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi Yurtta Barış, Dünya Barış ı sağlanmak zorundadır.

CHP’den vahşi saldırıya büyük tepki

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, bir öğretmenin katledilmesinin yalnızca eğitim camiasına değil, tüm topluma yapılmış bir saldırı olduğunu bildirdi.

CHP Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, yaptığı açıklamada, İstanbul Çekmeköy’de Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapan öğretmen Fatma Nur Çelik’in uğradığı menfur saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin  herkesi derinden sarstığını belirterek şunları söyledi:

“Bir öğretmenin kendi sınıfında, öğrencilerine bilgi aktardığı kutsal görevini yerine getirirken katledilmesi; yalnızca eğitim camiasına değil, tüm toplumumuza yapılmış bir saldırıdır. Okullar; şiddetin değil bilimin, korkunun değil güvenin, karanlığın değil aydınlığın mekânlarıdır.

Bu vahşi saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Hayatını kaybeden öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve eğitim camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum.

Artık öğretmenlerimizin ‘can güvenliğimiz yok’ diyerek endişe dile getirdiği bir ülkede yaşamayı kabul edemeyiz. Eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması, riskli durumlara karşı önleyici mekanizmaların işletilmesi ve gerekli idari tedbirlerin gecikmeksizin alınması devletin asli sorumluluğudur.

Şiddetin her türlüsüne karşı, özellikle eğitim alanında yaşanan bu tür olaylara karşı daha kararlı, daha kapsayıcı ve daha önleyici politikalar geliştirilmelidir. Öğretmenlerimizin güvenle görev yapabildiği, öğrencilerimizin sağlıklı ortamda eğitim alabildiği bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz.”