SOL Parti Edirne İl Örgütü, kamu yararı kılıfı altında alınan acele kamulaştırma kararının, Trakya’nın verimli tarım arazilerine, ormanlarına, meralarına ve yaşam alanlarına el koyma girişimi olduğunu belirerek derhal geri çekilmesini istediklerini bildirdi.
SOL Parti İl Örgütü tarafından yapılan “Trakya toprakları yağmaya açılamaz: Acele kamulaştırma kararı derhal geri çekilsin!” başlıklı açıklamada, “5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Trakya bölgesinde Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale (Gelibolu) illerini kapsayan devasa bir alanda ‘Acele Kamulaştırma’ kararı alınmıştır. Kamu yararı kılıfı altında alınan bu karar, Trakya’nın verimli tarım arazilerine, ormanlarına, meralarına ve yaşam alanlarına el koyma girişimidir” denilerek şunlara yer verildi:.
“Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve çok uluslu şirketler ortaklığında yürütülmesi planlanan kaya gazı ve kaya petrolü arama/çıkarma faaliyetleri; bölgede lokasyon alanları, sondaj kuyuları, boru hatları, depolama tesisleri ve idari kampüsler adı altında Trakya toprağını ve suyunu gözden çıkarmak anlamına gelmektedir.
SULARIMIZ TÜKENİYOR, TOPRAĞIMIZ ZEHİRLENİYOR!
Kaya gazı ve kaya petrolü çıkarılmasında kullanılan ‘hidrolik kırma’ (fracking) yöntemi, bölge ekosistemi ve insan sağlığı için telafisi imkânsız yıkımlara yol açmaktadır:
Tek bir sondaj kuyusu için yüz binlerce metreküp tatlı su kullanılmakta, halihazırda yer altı su seviyesi 600 metrelere kadar çekilmiş olan Trakya tamamen susuzluğa mahkûm edilmektedir.
Hidrolik kırma sürecinde basılan tonlarca suyun içerisine eklenen ve parçalanmayan toksik kimyasallar (PFAS vb.), yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı ve tarım topraklarımızı zehirleyecektir.
Türkiye’nin buğday, ayçiçeği ve çeltik deposu olan Trakya arazilerinin sanayi ve maden arama sahalarına dönüştürülmesi, halkın gıda güvenliğini açıkça tehdit etmektedir.
ORTAK MÜCADELE VE BİRLİK ÇAĞRISI
Anayasa ile güvence altına alınmış olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve mülkiyet hakkı yok sayılmaktadır. Şirketlerin kârı uğruna Trakya halkının geleceği, toprağı ve suyu feda edilemez.
Buradan başta Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği, Trakya Belediyeler Birliği olmak üzere,Trakya’daki tüm yaşam savunucularına, akademik meslek odalarına, derneklere, sendikalara, siyasi partilere, muhtarlıklara ve sivil toplum kuruluşlarına sesleniyoruz:
Trakya’nın geleceğini karartacak bu acele kamulaştırma ve maden ve enerji yağmasına karşı birleşmek zorundayız. Gelin; toprağımıza, suyumuza ve üretim alanlarımıza hep birlikte sahip çıkalım. Hukuki, toplumsal ve meşru mücadeleyi ortak bir zeminde büyüterek bu talan kararlarını boşa çıkaralım.
YENİ Parti Edirne kurucu İl Başkanı Yücel Balkanlı, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun önünde gerçekleşen silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralanması, 2 öğrencinin durumunun ağır olmasının kendilerini derinden üzdüğünü söyledi.
Balkanlı, Manisa Turgutlu’da meydana gelen silahlı saldırı ile ilgili olarak açıklama yaptı. Balkanlı, “24 yıldır iktidarda olan AKP’ye soruyoruz: çocuklarımızı nasıl bir geleceğe hazırlıyorsunuz?” sorusunu yönelttiği açıklamasında emekli bir öğretmen olarak bu olaydan büyük bir üzüntü ve endişe duyduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Yıllarını çocuklarımızın eğitimine adamış bir eğitimci olarak biliyorum ki okul, çocuklarımızın kendilerini en güvenli hissetmeleri gereken yerdir.Yaralı öğrencilerimize acil şifalar, ailelerine ve eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Ancak artık şu soruyu açıkça sormak zorundayız: Çocuklarımız neden şiddete yöneliyor?
Okulların çevresinde güvenlik önlemlerini artırmak elbette gereklidir. Fakat yalnızca polis, kamera ve güvenlik tedbirleriyle şiddetin önüne geçemeyiz. Şiddeti doğuran nedenlerle de mücadele etmek zorundayız.
Ailelerin ekonomik sıkıntıları, gençlerin gelecek kaygısı, akran zorbalığı, sosyal dışlanma, psikolojik destek yetersizliği ve eğitim sistemindeki sorunlar birlikte ele alınmalıdır. Çocuğun eline silahın nasıl geçtiği mutlaka araştırılmalıdır. Ancak bunun yanında bu çocuğun daha önce verdiği bir işaret olup olmadığı, okulda veya çevresinde yaşadığı sorunların fark edilip edilmediği ve gerekli desteğin sağlanıp sağlanmadığı da ortaya çıkarılmalıdır.
YENİ Parti olarak eğitim anlayışımız açıktır: Çocuklarımızı korkuyla değil; bilimle, akılla, özgüvenle ve umutla geleceğe hazırlayacağız. Eğitim yalnızca ders ve sınav değildir. Çocuğun güvenliği, ruhsal gelişimi, sosyal çevresi ve geleceğe olan inancı da eğitimin parçasıdır.
Aileyi ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirmeden, gençlere umut vermeden, çocuklara ulaşılabilir psikolojik ve sosyal destek sağlamadan şiddet sorununu çözemeyiz.
Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bütün kurumlar, bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve varsa ihmallerin ortaya çıkarılması konusunda kamuoyuna açık ve şeffaf bir çalışma yürütmelidir.
Bir emekli öğretmen olarak çağrım açıktır: Çocuklarımızı yalnızca saldırı olduktan sonra korumayalım. Şiddeti doğuran nedenleri ortadan kaldırmak için harekete geçelim.
Çünkü çocuklarımızın güvenliği, ailelerimizin huzuru ve gençlerimizin geleceği hepimizin ortak sorumluluğudur. Yaralı evlatlarımıza acil şifalar diliyor, ailelerine ve eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Özlem Becan, 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın ‘Trakya Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi’ kapsamında ihtiyaç duyacağı taşınmazların acele kamulaştırılmasının önü açıldığını belirterek, Trakya’nın toprağının Ankara’daki bir masada yalnızca koordinatlardan ve ruhsat numaralarından ibaret görülemeyeceğini söyledi.
Becan, yaptığı “Trakya’nın toprağı oldu bittiyle alınamaz!” başlıklı açıklamasında, kararın ekindeki haritada Trakya’nın geniş bir bölümündeki ruhsat sahalarını gösterdiğini ancak Trakya halkının önüne hâlâ en temel soruların cevapları konulmadığını belirtti.
ACELE KAMULAŞTIRMA SORULARI
“İktidara açıkça soruyoruz” diyen Becan, şunları yöneltti:
“Edirne’de hangi ilçeler, hangi köyler ve hangi taşınmazlar bu karar kapsamında kamulaştırılacaktır? Kaç dönüm tarım arazisi etkilenecektir? Kaç çiftçinin toprağı için acele kamulaştırma yoluna gidilecektir? Hangi köylerden boru hatları geçecek, hangi alanlarda yol, enerji nakil hattı, üretim kampı, idari kampüs veya depolama tesisi kurulacaktır? Ve en önemlisi: Bu toprakların gerçek sahiplerine ne anlattınız? Tarlasında üretim yapan çiftçiye sordunuz mu? Köylüyü bilgilendirdiniz mi? Yerel yönetimlere, meslek odalarına, ziraat örgütlerine, çevre kuruluşlarına projenin kapsamını bütün açıklığıyla sundunuz mu? Yoksa yine Ankara’da karar verip Trakya’ya yalnızca sonucu mu bildireceksiniz?”
BOŞ ARAZİ YOK
Bu mesele birkaç parselin kamulaştırılması meselesi değildir. Bu mesele mülkiyet hakkıdır, tarımdır, üretimdir, sudur, çevredir ve Trakya’nın geleceğidir.
‘Acele kamulaştırma’ sıradan bir kamulaştırma yöntemi değildir. İstisnai nitelikte bir hukuki mekanizmadır. Böylesine önemli bir yetki kullanılıyorsa iktidarın görevi kamuoyuna yalnızca bir karar numarası ve bir harita göstermek değil; nedenini, kapsamını ve sonuçlarını bütün açıklığıyla ortaya koymaktır.
Çünkü o haritadaki çizgilerin içerisinde boş araziler yok. Çiftçinin tapusu var. Buğday var. Ayçiçeği var. Çeltik var. Köylerimiz var. Su kaynaklarımız var. Nesillerdir işlenen topraklarımız var.
Trakya, Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim bölgelerinden biridir. Bu nedenle burada atılacak her adım yalnızca bugünün enerji politikasını değil, yarının gıda güvenliğini ve tarımsal üretim kapasitesini de ilgilendirir.
Enerji kaynaklarının araştırılmasına karşı çıkmakla, ‘Bu proje nerede yapılacak, hangi toprağı etkileyecek, çevresel ve tarımsal bedeli ne olacak?’ diye sormak aynı şey değildir.
AÇIKLAYIN
Biz tam olarak bunları soruyoruz. Ve iktidardan genel ifadeler değil, isim isim, köy köy, parsel parsel açıklama bekliyoruz. Edirne’de kamulaştırılması öngörülen taşınmazları açıklayın. Toplam yüzölçümünü açıklayın. Etkilenecek köyleri açıklayın. Tarım arazilerinin miktarını açıklayın. Su kaynakları üzerindeki olası etkileri açıklayın. Çevresel süreçleri açıklayın. Kamulaştırma bedellerinin nasıl belirleneceğini açıklayın. Projenin takvimini açıklayın.
Bu soruların muhatabı iktidardır ve cevap vermek de iktidarın sorumluluğudur. Yıllardır çiftçiye ‘üret’ diyorsunuz. Mazotun, gübrenin, tohumun, ilacın maliyeti altında ezilen üretici toprağını terk etmemek için mücadele ederken şimdi aynı çiftçinin karşısına bir de acele kamulaştırma kararıyla çıkıyorsunuz.
Çiftçiden üretmesini isteyip toprağının geleceğini belirsiz bırakamazsınız. Üreticinin sırtına maliyeti yükleyip, toprağı hakkında alınan kararı birkaç satırlık Resmî Gazete metnine sığdıramazsınız.
PROJENİN TRAKYA’YA GERÇEK MALİYETİ ?
Biz iktidarın Trakya’ya şunu açıkça söylemesini istiyoruz: Bu projenin Trakya’ya gerçek maliyeti nedir? Ne kadar tarım toprağı etkilenecek? Kaç insanın mülkiyetine müdahale edilecek? Ve bütün bunların karşılığında Trakya’ya ne bırakılacak?
Eğer bu proje gerçekten kamu yararı taşıyorsa, kamuoyundan saklanacak hiçbir şey olmamalıdır. Belgeleri açıklayın, etkilenecek alanları gösterin, vatandaşın karşısına çıkın ve sorularını cevaplayın.
‘Biz karar verdik, siz uyacaksınız’ anlayışını kabul etmiyoruz. Trakya’nın toprağı Ankara’daki bir masada yalnızca koordinatlardan ve ruhsat numaralarından ibaret görülemez. Bu toprakların hafızası vardır. Bu topraklarda üretim vardır. Bu topraklardan geçinen binlerce aile vardır. Dolayısıyla mesele yalnızca kamulaştırma bedelinin kaç lira olacağı da değildir. Toprak yalnızca para değildir. Bir çiftçinin yıllardır işlediği tarlanın, ailesinden kalan toprağın, köyünün ve üretim düzeninin karşılığını yalnızca metrekare hesabıyla ölçemezsiniz.
Buradan iktidara bir kez daha sesleniyoruz: Trakya’nın geleceği hakkında Trakya’dan habersiz karar vermeyin. Edirne halkının önüne açık, anlaşılır ve eksiksiz bilgiyi koyun. Hangi alanın neden kamulaştırılacağını anlatın. Tarımsal ve çevresel etkileri ortaya koyun. İnsanların mülkiyet hakkına ilişkin sorularını cevapsız bırakmayın.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanlığı olarak bu sürecin yalnızca takipçisi değil; Trakya’nın toprağına, suyuna, üretimine ve yurttaşlarımızın mülkiyet hakkına sahip çıkan güçlü bir kamuoyu denetiminin parçası olacağız.
TRAKYA SAHİPSİZ DEĞİLDİR.
İktidar şunu bilmelidir: Trakya sahipsiz değildir. Edirne sahipsiz değildir. Çiftçinin alın teri sahipsiz değildir.
Çiftçinin tapusuna ‘acele’ yazıp, çiftçiye ‘bekle’ diyemezsiniz. İnsanların toprağı hakkında karar verip, o insanlardan açıklama beklemelerini isteyemezsiniz.
Bugün soruyoruz: Hangi köy? Hangi tarla? Kaç dönüm? Kaç üretici? Hangi tesis? Hangi çevresel ve tarımsal sonuç? Bu soruların hiçbirini cevapsız bırakmayacağız.
Çünkü mesele yalnızca birkaç parsel değildir. Mesele Trakya’nın üretim gücü, suyu, tarımı ve gelecek kuşaklara bırakacağımız topraklardır.
İktidarın önünde çok açık bir sorumluluk vardır: Trakya halkının karşısına çıkın. Bütün bilgileri açıklayın. Bu kararın Trakya açısından ne anlama geldiğini kamuoyuna anlatın.
Biz susmayacağız. Soracağız, araştıracağız, hukuki ve demokratik bütün yollarla sürecin takipçisi olacağız. Trakya’nın toprağı üzerinde Trakya’dan habersiz hesap yapılamaz. Bu topraklar birilerinin önüne serilmiş boş bir harita değildir.
Bu topraklar çiftçinin ekmeğidir. Edirne’nin üretimidir. Trakya’nın geleceğidir. Çocuklarımızın mirasıdır. Ve buradan iktidara son kez, açık ve net söylüyoruz: Trakya’nın toprağı, Trakyalıya rağmen yönetilemez!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanlığı’nda görev bölümü gerçekleştirildi.
CHP Merkez İlçe Başkanı Öyküm Engin, görev bölümüne ilişkin açıklamasında şunlara yer verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak, çalışmalarımızı daha etkin, planlı ve örgütlü bir şekilde sürdürebilmek amacıyla yönetim kurulumuz içerisindeki görev bölümümüzü gerçekleştirdik.
Görev dağılımımızla birlikte her bir yönetim kurulu üyemiz, kendi sorumluluk alanında çalışmalar yürüterek partimizin Edirne’deki örgütlü mücadelesine katkı sunacaktır.
Amacımız; mahallelerimizden başlayarak sahada daha fazla olmak, hemşehrilerimizin talep ve beklentilerini dinlemek, üyelerimizle dayanışmamızı güçlendirmek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin Edirne’deki örgüt yapısını daha da güçlendirmektir.
Kadınlarımızın, gençlerimizin, emekçilerimizin, emeklilerimizin, esnafımızın, çiftçilerimizin ve toplumun tüm kesimlerinin yanında olmaya; onların sesini dinlemeye ve sorunlarına çözüm üretme çabasını büyütmeye devam edeceğiz.
Bizim için görev bölümü, yalnızca görevlerin paylaşılması değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nin mücadelesini hep birlikte büyütme sorumluluğudur. Bu anlayışla yönetim kurulumuzdaki tüm yol arkadaşlarımızla birlikte, dayanışma içerisinde ve ortak akılla çalışacağız.
PARTİMİZ HEPİMİZİN EVİDİR
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığımızın kapıları tüm partililerimize, üyelerimize ve kıymetli hemşehrilerimize sonuna kadar açıktır. Burası sadece bir siyasi parti binası değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nin evi, Edirne’nin ortak buluşma noktasıdır.
Fikri, düşüncesi, önerisi, talebi veya derdi olan herkesi dinlemek; hemşehrilerimizle aynı çatı altında buluşmak bizim için büyük önem taşımaktadır.
KAPIMIZ HERKESE AÇIKTIR
Tüm partililerimizi ve hemşehrilerimizi Merkez İlçe Başkanlığımıza bir çay içmeye, sohbet etmeye, fikirlerini paylaşmaya davet ediyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki; siyaset halkla birlikte, halkın içinde ve halkla yan yana yapılır.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak bundan sonra da örgütümüzle, üyelerimizle ve Edirne’nin tüm hemşehrileriyle omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
Yeni görev bölümümüzün örgütümüze hayırlı olmasını diliyor, görev alan tüm yol arkadaşlarımıza başarılar diliyorum.”
YENİ Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, okullarda silahın, şiddetin ve korkunun hiçbir yeri olmadığını belirterek, “Çocuklarımızın can güvenliği her şeyden önce gelir” dedi.
Akgüngör yaptığı yazılı açıklamada, “Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okula yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı hepimizi derinden üzmüş ve endişelendirmiştir” ifadesini kullandı. Akgüngör şunları kaydetti:
“Okullar; çocuklarımızın eğitim gördüğü, geleceğe hazırlandığı, kendilerini güvende hissetmeleri gereken eğitim yuvalarıdır. Çocuklarımızın can güvenliği her şeyden önce gelir.
Okullarda silahın, şiddetin ve korkunun hiçbir yeri yoktur. Çocuklarımızın güvenli bir ortamda eğitim alması, ailelerin de evlatlarını gönül rahatlığıyla okula gönderebilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Benzer olayların bir daha yaşanmaması, okullarımızın ve çocuklarımızın can güvenliğinin en üst düzeyde korunması için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını temenni ediyoruz.
Yaşanan saldırıyı kınıyor; öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve Turgutlu halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Okullarımızda silah değil; eğitim, bilim, sevgi ve umut olmalıdır. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği her şeyden değerlidir.”
Yeni Parti Edirne Kurucu İl Başkanı Yücel Balkanlı, “Türkiye’de yaşanan fon krizi, yalnızca finans piyasalarının değil, devlete ve denetim mekanizmalarına duyulan güvenin de meselesidir” dedi.
Balkanlı, yaşanan fon krizi ve vatandaşların mağduriyeti ile ilgili olarak açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada, “Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre 7 portföy şirketine ait 131 fonda yüz binlerce yatırımcı mağduriyet riskiyle karşı karşıya kaldı” şeklinde konuştu.
Vatandaşın sorduğu soruların çok basit ve net olduğunu kaydeden Balkanlı şunları söyledi:
Bu fonlar büyürken denetim var mıydı? (Her şey kayıt altındayken) Varsa neredeydi?
Riskler daha önce görüldüyse neden zamanında müdahale edilmedi?
Devletin ilgili kurumları ne yaptı?
Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, MASAK ve diğer ilgili kurumların görev alanları bellidir. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ne yaptı? Görevini yaptı mı? Yaptı bulamadıysa açıklama yaptı mı? Bulduysa ne emir verdi? ya da verdi mi?
Biz bugün kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmiyoruz.
Ama şunu da açıkça söylüyoruz:
Bu süreç bütün yönleriyle araştırılmalıdır.
Varsa usulsüzlük ortaya çıkarılmalıdır.
Varsa manipülasyon yapanlar belirlenmelidir.
Varsa kamu görevini gereği gibi yerine getirmeyenler tespit edilmelidir.
Varsa vatandaşın parasını haksız biçimde alanların mal varlıklarının izi sürülmelidir.
Hiçbir makam, hiçbir kişi ve hiçbir siyasi bağlantı soruşturmanın dışında bırakılmamalıdır.
24 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı, devletin ekonomi ve finans denetim mekanizmalarının başında bulunmaktadır.
Bu nedenle bugün ortaya çıkan tablo karşısında sorumluluğu başkasına atamaz.
Eğer risk biliniyorsa neden zamanında müdahale edilmedi?
Eğer denetim yapıldıysa bu tablo nasıl ortaya çıktı?
Eğer birileri görevini ihmal ettiyse neden zamanında hesap sorulmadı?
Vatandaş bu soruların cevabını bekliyor.
YENİ Parti olarak bizim halkımıza verdiğiniz sözümüz nettir:
Bu dosya kapanmayacak.
Fon krizinin bütün sorumluları, varsa görevini yapmayan kamu görevlileri ve hukuka aykırı işlem yaptığı belirlenen kişiler hukuk içinde ortaya çıkarılacak.
Vatandaşın kaybı, mağdurun sırtına yüklenmeyecek.
Paranın izi sürülecek, hukuka aykırı yollarla elde edildiği belirlenen varlıklara hukuk çerçevesinde el konulacak ve mağduriyetlerin giderilmesi için gereken yapılacak.Hiç kimse endişe etmesin. Tüm yolsuzlukların hesabı sorulacak.
YENİ PARTİ’NİN SÖZÜ
511 bin yatırımcının yaşadığı endişeyi görmezden gelmeyeceğiz.
YENİ Parti olarak vatandaşın parasının, alın terinin ve hakkının peşine düşeceğiz.
İktidar olduğumuzda bu sürecin üzerindeki bütün soru işaretlerinin aydınlatılması, sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi için gereken bütün hukuki yolların işletilmesini sağlayacağız.
AKP iktidarının yıllardır oluşturduğu denetim düzeninin hesabı, sandıkta millete; varsa hukuki sorumluluğu da hukuk önünde verilecektir.
Bizim anlayışımızda devlet, güçlü olanın değil, hakkı olanın yanında durur.
YENİ Parti olarak halkımıza sözümüzdür.
Paranın izini süreceğiz.
Gerçeğin peşini bırakmayacağız.
Mağdurun hakkını savunacağız.
Kim olursa olsun, hukuk önünde hesap verilmesini sağlayacağız.
Çünkü devletin parası da milletin parasıdır.
Vatandaşın alın teri de milletin hakkıdır.
Türkiye’nin birinci partisi YENİ Parti geliyor.
Milletin parasına, hakkına ve geleceğine sahip çıkıyor.
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO)Trakya’nın büyük bölümünde petrol ve doğalgaz araması için acele kamulaştırma yetkisi verilmesine tepki gösterdi.
5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile TPAO’ya Trakya’nın büyük bölümüne yayılan ruhsat sahalarında acele kamulaştırma yetkisi verildi. Kararla birlikte lokasyon alanları ve yolları, petrol ve doğal gaz boru hatları, enerji nakil hatları, üretim kampları, idari kampüsler ve depolama tesisleri için ihtiyaç duyulacak taşınmazların da acele kamulaştırılmasının önü açıldı. CHP Edirne önceki dönem milletvekili Okan Gaytancıoğlu, sosyal medyadan yayınladığı videoyla, ‘Acele kamulaştırma nereden çıktı?’ diye sorarak karara tepki gösterdi.
‘DÜNYANIN EN VERİMLİ TOPRAKLARINDA YAŞIYORUZ’
Gaytancıoğlu, Türkiye’nin petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olmasına rağmen, mevcut Trakya topraklarının da çok değerli olduğuna dikkat çekerek, “Evet biliyoruz Türkiye petrolde dışa bağımlı, doğal gazda dışa bağımlı. Bize petrol lazım, doğal gaz lazım ama bize topraklar da lazım. Dünyanın belki de en verimli topraklarına sahip bir bölgede yaşıyoruz. Trakya bölgesinde ayçiçeği, buğday, çeltik, şeker pancarı, kanola, mısır her şeyi yetiştiriyoruz. Hem hayvancılık yapıyoruz, hem bitkisel üretim yapıyoruz. Verimli meralara sahibiz. Tabii ki sorunlarımız var, sulama sorunlarımız var ama bir duralım öncelikle doğaya zarar vermeden bu işlemleri yapmak lazım. Trakya bölgesinde daha önce çok petrol araması, doğal gaz araması yapıldı. Çoğu kuyular kapatıldı” dedi.
‘ÇİFTÇİYİ BİR DE SİZ UĞRAŞTIRMAYIN’
TPAO ve Enerji Bakanlığı’na çağrıda bulunan Gaytancıoğlu, “Buradan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na ve oradan da Enerji Bakanlığına bir çağrım var. Güzel tespitler yapmadan lütfen her yerde üreticiyi zor durumda bırakmayın. Üretici zaten akaryakıt fiyatlarıyla uğraşıyor, her gün mazota zam geliyor, gübreye zam geliyor, ayçiçeği fiyatı çok düştü, buğdayda perişan oldu. Şimdi çeltik fiyatlarında istenilen verilemiyor. Yağışa rağmen yüksek verimler alamadı. Fiyatlarla uğraşıyor, ithalatla uğraşıyor. Bir de lütfen siz uğraştırmayın” diye konuştu.
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Türkiye’de milyonlarca emekli, memur ve dar gelirli vatandaşların geçim mücadelesi verirken, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin toplumun adalet duygusunu derinden sarstığını söyledi.
Eski milletvekili Şimşek, ‘Bu düzenin hesabını kim verecek?’ başlıklı yazılı açıklamasında, “Sermaye Piyasası Kurulu’nun, 7 portföy yönetim şirketinin fonlarıyla ilgili aldığı tasfiye kararları kapsamında yaklaşık 830 milyar TL büyüklüğündeki varlık ve yüz binlerce yatırımcının gündeme gelmesi, denetim ve şeffaflık konusundaki soruları daha da büyütmüştür” diyerek şunlara yer verdi:
“Ortada ciddi iddialar, mağduriyet endişeleri ve kamuoyunun yanıt beklediği sorular vardır.
Peki soruyoruz: Denetim mekanizmaları neden zamanında ve etkili çalışmadı? Yatırımcıların mağduriyetinden kim sorumlu olacak? Kamu kurumları bu süreci neden daha önce önleyemedi?
Emekliye, memura, işçiye ve dar gelirli vatandaşa gelince “kaynak yok” deniliyor. Ancak kamuoyunun gözleri önünde yaşanan bu tür büyük finansal krizlerde, sorumluların tespiti ve hesap verme süreci neden aynı kararlılıkla işletilmiyor?
Halk kemer sıkarken, ayrıcalıklı çevrelerin korunmasına yönelik en küçük bir şüphe dahi kabul edilemez!
Bizim talebimiz açıktır: Fon krizinin tüm boyutlarıyla, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını, sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların hukuk önünde hesap vermesini, yatırımcıların haklarının korunmasını ve mağduriyetlerin giderilmesi için somut adımlar atılmasını, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini, kamuoyunun tüm süreç hakkında düzenli ve eksiksiz bilgilendirilmesini istiyoruz.
Milletin alın teri, birilerinin ihmali veya denetimsizliği yüzünden heba edilemez! Artık suskunluk değil, açıklık; ihmaller değil, sorumluluk; ayrıcalık değil, adalet istiyoruz. Bu ülkenin kaynakları halkındır. Halkın hakkını korumak, siyasi iradenin ve tüm ilgili kurumların temel sorumluluğudur. Halkın sırtına yeni yükler bindiren, hesap sorulmayan bir düzen sürdürülemez!
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Edirne İl Başkanı Ahmet Biçer, İl Sekreteri İlhan Koca, Teşkilat Başkanı Zennur Ağa ve KAÇEP Başkanı Nurhan Süer ile birlikte Genel Başkan Dr. Devlet Bahçeli’yi Genel Merkezdeki makamında ziyaret etti.
MHP İl Başkanı Ahmet Biçer. ziyareti ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Gerçekleştirdiğimiz ziyarette, geçtiğimiz günlerde başarıyla tamamladığımız Edirne İl ve İlçe Kongre süreçlerimiz hakkında Sayın Genel Başkanımıza detaylı bir sunum gerçekleştirdik.
Sayın Genel Başkanımız, ziyaretimizden duyduğu memnuniyeti dile getirerek İl Başkanımız Sayın Ahmet Biçer ve beraberindeki heyetimizi tebrik etti. Yeni dönemde gerçekleştireceğimiz teşkilat çalışmalarına ilişkin talimatlarını bizlere ileterek çalışmalarımızda başarılar diledi.
Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli, tüm Edirneli hemşehrilerimize selam ve muhabbetlerini iletti.
Nazik kabulleri, kıymetli değerlendirmeleri ve bizlere yol gösteren talimatları için Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı arz ediyoruz.
Liderimizin izinde, Genel Başkanımızın emrinde; Edirne’miz için çalışmaya devam edeceğiz.”
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Saros Körfezi’nin geleceğini planlarken artık ilçe sınırlarıyla sınırlı, parçalı bir anlayış yerine, kıyı şeridinin tamamını dikkate alan bölgesel bir yaklaşımı gündeme getirilmesinin zorunda bulunulduğunu belirterek, bu doğrultuda Keşan Erikli’den Enez’e kadar uzanan kıyı yerleşimlerini kapsayacak bir Saros Belediyesi kurulması önerisinde bulundu.
Eski milletvekili Şimşek, yaptığı “Saros Körfezi’nin geleceği için ortak irade, bölge halkı için güçlü bir gelecek!” başlıklı açıklamasında, “Saros Körfezi kaderine terk edilemez! Kıyılarımız plansızlığa, bölgemiz ilgisizliğe mahkûm edilemez!” diyerek şunlara yer verdi:
“Yıllardır yeterli ilgiyi ve yatırımı göremeyen Saros Körfezi, yalnızca bir turizm destinasyonu değil; doğal güzellikleri, deniz ekosistemi, tarımı, balıkçılığı ve kıyı yerleşimleriyle bölgemizin ekonomik ve sosyal geleceğini şekillendirebilecek büyük bir değerdir.
Keşan Erikli’den Enez’e uzanan kıyı şeridimiz; eşsiz doğası, denizi, koyları ve turizm potansiyeliyle Trakya’nın en önemli turizm merkezlerinden biri olma imkânına sahiptir.
Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi için günübirlik çözümler değil, bütüncül, sürdürülebilir ve bölge halkını merkeze alan bir kalkınma anlayışı gerekmektedir.
SAROS BELEDİYESİ: BÖLGESEL KALKINMA İÇİN YENİ BİR MODEL
Saros Körfezi’nin geleceğini planlarken artık ilçe sınırlarıyla sınırlı, parçalı bir anlayış yerine, kıyı şeridinin tamamını dikkate alan bölgesel bir yaklaşımı gündeme getirmek zorundayız.
Bu doğrultuda Keşan Erikli’den Enez’e kadar uzanan kıyı yerleşimlerini kapsayacak bir Saros Belediyesi kurulması önerisinin kamuoyunda tartışılmasını ve ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesini istiyoruz.
Böyle bir modelin gündeme alınması hâlinde; Kkıyı şeridinde bütüncül imar ve altyapı planlaması yapılması, kanalizasyon, atık su, içme suyu ve katı atık sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesi, turizm yatırımlarının çevre ve doğal yaşam korunarak planlanması, bölge halkının ekonomik kalkınmasının ve istihdam olanaklarının artırılması, balıkçılık, tarım, su ürünleri ve doğa turizminin desteklenmesi, yaz aylarında artan nüfusun ihtiyaçlarına uygun kamu hizmetlerinin sağlanması hedeflenmelidir.
Saros Belediyesi önerisi, yalnızca yeni bir idari yapı oluşturma düşüncesi değil; kıyılarımızı koruyarak bölge halkına daha güçlü bir gelecek sunma arayışıdır. Bu önerinin hayata geçirilebilmesi için öncelikle hukuki, idari, mali ve çevresel boyutlarıyla kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğine inanıyoruz.
TURİZM GELİRİNDEN BÖLGEYE PAY: HİZMETTE ADALET SAĞLANMALIDIR!
Saros Körfezi’nde yaz aylarında yaşanan nüfus yoğunluğu, başta Enez olmak üzere kıyı belediyelerimizin altyapı ve temizlik hizmetleri üzerindeki yükü ciddi ölçüde artırmaktadır. Yaz mevsiminde nüfusun katlanarak arttığı bölgemizde, belediyelerimizin yalnızca kış nüfusuna göre belirlenen gelirlerle yaz aylarındaki hizmet yükünü karşılaması sürdürülebilir değildir. Turizmden ekonomik değer üreten bölgeler, bu değerin gerektirdiği kamu hizmeti desteğinden de yararlanmalıdır.
Bu nedenle; Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, kıyı belediyelerimizin yaz sezonundaki hizmet ihtiyaçlarını karşılayacak özel bir destek mekanizması oluşturulmalıdır.
Başta Enez Belediyesi olmak üzere, turizm sezonunda nüfus yoğunluğu artan belediyelere merkezi bütçeden ve ilgili kurumlardan ihtiyaçlarına uygun ilave kaynak sağlanmalıdır. Konaklama vergisi gelirlerinin bölge turizminin altyapısına ve yerel hizmet kapasitesine katkı sunması için mevcut mevzuat çerçevesinde yeni mali destek modelleri değerlendirilmelidir. İller Bankası aracılığıyla altyapı yatırımlarına yönelik uygun finansman ve proje destekleri geliştirilmelidir. Bu destekler, çevrenin korunması, kamu kaynaklarının etkin kullanılması ve yerel halkın refahının artırılması hedefleriyle birlikte ele alınmalıdır.
Konaklama vergisinin belediyelere doğrudan ve belirli aylarda otomatik olarak aktarılması, mevcut mevzuat bakımından ayrıca düzenleme gerektirebilecek bir öneridir. Bu nedenle talebimiz, uygulanabilir bir mali modelin ilgili kurumlarca hazırlanmasıdır.
KAMUOYUNA VE YETKİLİLERE ÇAĞRIMIZDIR
Saros Körfezi’nin geleceği, yalnızca yerel yönetimlerin değil, merkezi idarenin, bölge halkının, meslek kuruluşlarının ve tüm siyasi iradenin ortak sorumluluğudur.
Bu kapsamda; Edirne ve Çanakkale valiliklerini, Keşan ve Enez belediyelerini, ilgili bakanlıkları ve kamu kurumlarını, İller Bankası’nı, siyaset kurumlarını, seçilmişlerini, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve bölge halkını Saros Körfezi’nin geleceği için ortak akılla hareket etmeye davet ediyorum.
Saros Körfezi, yalnızca bugün yaşayanların değil, gelecek nesillerin de emanetidir. Kıyılarımızı koruyalım, turizmi planlayalım, bölge halkını kalkındıralım. Saros’un zenginliği bölge halkının refahına dönüşmelidir! Saros Körfezi için ortak akıl, güçlü irade, sürdürülebilir kalkınma!”