Kategori arşivi: Siyaset

‘Çiftçiye destek lütuf değil’

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, çiftçilere yönelik destek ödemelerinin bayram arifesinde dahi tamamlanmamasının üreticilerin içinde bulunduğu zor tabloyu açıkça ortaya koyduğunu bildirdi.

Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Çalışkan,  yaptığı açıklamada, desteklerin zamanında ve eksiksiz ödenmesinin şart olduğunu belirterek şunları söyledi:.

“Bayram arifesinde dahi çiftçilerimize yönelik destek ödemelerinin tamamlanmamış olması, üreticimizin içinde bulunduğu zor tabloyu açıkça ortaya koymaktadır.

Mazotun 75 TL’ye dayandığı, gübre ve diğer girdi maliyetlerinin katlandığı bir dönemde; çiftçimiz tarlasını nasıl ekeceğini kara kara düşünmektedir. Üretimin temel taşı olan çiftçimizin bu şekilde yalnız bırakılması kabul edilemez.

Çiftçiye verilecek destek bir lütuf değil, devletin asli görevidir. Desteklerin zamanında ve eksiksiz ödenmesi şarttır. Aksi halde sadece çiftçimiz değil, tüm toplum bundan olumsuz etkilenecek, gıda arzında ciddi sıkıntılar yaşanacaktır.

Çiftçimizin emeğinin karşılığını aldığı, üretimin desteklendiği bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

‘Savaş bir an önce sonlanmalı’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, ABD-İsrail ve İran savaşının gün geçtikçe başta ülke ekonomisi olmak üzere Türkiye gibi dışa bağımlı diğer ülkeleri derinden etkilediğine dikkat çekerek, sorunun sadece fiyat artışı değil; ekonominin tüm halkalarının kırılma noktasına geldiğini söyledi.

Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, “Savaş sonlanmadığı sürece 2030 yılına kadar başta gıda ve temiz su krizi olmak üzere her alanda sorunlar ile karşı karşıya kalınacaktır. Savaşın bir an önce sonlanması gerekir” diyerek şunlara yer verdi:.

“MAZOT ZAMLARI.

Ülkemizde mazota gelen zamlar ve küresel savaşların etkisiyle halkımızın geçimi ciddi şekilde zorlaşmıştır. Bu yük, doğrudan üretici, çiftçi, nakliyeci ve şoför esnafının omuzlarına binmiş, nihayetinde tüketiciye yansımıştır. Artık sorun sadece fiyat artışı değil; ekonominin tüm halkaları kırılma noktasına gelmiştir.

Genel Soruna baktığımızda sistemsel kriz olarak görüyoruz. Şöyle ki; Mazot ve enerji maliyetleri hızla artıyor. Üretim ve taşımacılık maliyetleri yükseliyor. Gıda ve temel ihtiyaç fiyatları halkın alım gücünü düşürüyor.

Destek mekanizmaları yetersiz, kalıcı çözüm yok. Özetle, savaşlar ve enerji fiyatları nedeniyle ekonomik sistem kırılgan hale gelmiş, halk geçinemiyor.

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER;

Sosyal ve ekonomik olarak alınması gereken önlemler;

1. Kısa Vadeli Önlemler (Acil Müdahale)

Mazot üzerindeki vergi yükü derhal azaltılmalı. Çiftçi ve üreticiye düşük maliyetli yakıt sağlanmalı. Nakliyeci ve şoför esnafına destek paketleri uygulanmalı. Fiyat denetimleri ve temel ihtiyaç koruması yapılmalı.

2. Orta Vadeli Önlemler (Sistemi Güçlendirme)

Kooperatifleşme ve toplu alım mekanizmaları yaygınlaştırılmalı. Lojistikte rota ve taşıma optimizasyonları teşvik edilmeli. Yerli enerji ve tarım üretim kapasitesi artırılmalı.

3. Uzun Vadeli Strateji (Sürdürülebilir Çözüm)

Ekonomik krizlere dayanıklı ulusal politikalar ve stratejik rezervler oluşturulmalı. Savaş durmazsa enerji fiyatları artacak, mazot pahalanacak, hayat zorlaşacak. Çözüm için sadece kısa süreli destek değil, yapısal ve kalıcı adımlar şarttır.

Çiftçi üretmek, nakliyeci taşımak, halk geçinmek istiyor. Bu mümkün, yeter ki doğru politikalar hızla uygulamaya geçilsin. Halk geçinemiyor, sistem kırılgan, çözüm ise açık ve uygulanabilir.”

T.C.’ne alenen meydan okuma

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, terör örgütü yardakçılarının Nevruz kutlamaları kisvesine

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, terör örgütü yardakçılarının Nevruz kutlamaları kisvesine bürünerek meydanları işgal ettiğini, ülkenin bölünmez bütünlüğüne yönelik alçak emellerini bir kez daha ortaya koyduklarını bildirdi.

Zafer Partisi İl Başkanı Konak, vatan şairi Namık Kemal’in dizeleri ile başlayıp, yine Namık Kemal’in dizeleri ile sonlandırdığı açıklamasında şunlara yer verdi:

“Vatan şairi Namık Kemal 93 harbi sonrası Rumeli topraklarının işgal edilmesi sebebiyle vatanın içine düştüğü durumu ‘Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini’ dizeleriyle ifade etmiştir. Bu dizelerden yaklaşık yarım asır sonra Mustafa Kemal, ‘Vatanı kurtaracak kimse yok mu?’ diye inleyen vatan şairine 24 Aralık 1919 da Kırşehir Gençler Derneği’nde ve 13 Ocak 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden seslenerek, ‘Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini / Bulunur, kurtaracak bahtı kara mâderini’ dizeleriyle cevap vermiştir. Nihayet 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi’nde ‘Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ denilerek hürriyet ve istiklalin sadece Türk milletinin direnci ile kazanılabileceği vurgulanmıştır.

Türk milleti Ramazan Bayramı’nı idrak ederken terör örgütü yardakçıları Nevruz kutlamaları kisvesine bürünerek meydanları işgal etmiş ve bölünmez bütünlüğümüze yönelik alçak emellerini bir kez daha ortaya koymuştur. Sözde çözüm sürecinden cesaret olan bu şakiler, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamaları adı altında düzenlenen anarşi ve tedhiş hareketlerinde Tusaş saldırısını gerçekleştirip 5 vatan evladını şehit eden teröristlerin fotoğraflarını sergileyerek Türkiye Cumhuriyeti’ne alenen meydan okuma cüretini göstermişlerdir.

Yine bu anarşi ve terör hareketleri esnasında bazı paçavralar ve terörist başının posterleri açılarak terör örgütünün lehine sloganlar atılmıştır. Vergisini ödeyip kanunlara uyan vatandaşlar olarak bizler, Anayasa’dan kaynaklı vatandaşlık haklarımızı kullanmaya kalktığımızda her türlü baskıya ve tutuklamaya maruz bırakılırken Türkiye Cumhuriyeti’ne açıkça meydan okuyup bizlerin huzur ve refahına kasteden şakilerin herhangi bir yaptırım ile karşılaşmamaları kelimeler ile ifade edilebilecek sınırı çoktan aşmıştır. Türk milleti tarih boyunca birlik ve beraberliğine kastedenlere ve onların işbirlikçilerine gereken cevabı vermiştir. Yine vereceğinden hiç şüphemiz yoktur! Zira gecenin en karanlık anı şafak sökmeden az önceki halidir!

Sözlerime son verirken Türk milletine Vatan şairi Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi’ndeki son iki mısrası ile seslenmek istiyorum;

-Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar

 Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletden.”

İYİ Parti’den ortak değer vurgusu

İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, Nevruz’un Türk milletinin köklü tarihinden gelen, birlik, diriliş ve baharın simgesi olan kadim bir bayram olduğunu belirtirken, ancak bu anlamlı günün; ayrıştırıcı söylemlerin, bölücü propagandaların ya da terör unsurlarının gölgesinde anılmasının asla kabul edilemeyeceğini söyledi.

İYİ Parti İl Başkanı Şahin, Nevruz kutlamaları dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada şunlara yer verdi: 

“Nevruz kutlamaları adı altında ortaya çıkan bazı görüntüler, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve milletimizin birliğine yönelik ciddi bir meydan okuma niteliği taşımaktadır. Bu tablo karşısında sessiz kalanların varlığı ise ayrıca düşündürücüdür.

https://hudutgazetesi.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Video-2026-03-23-at-15.55.23.mp4

Unutulmamalıdır ki; bu tür taşkınlıklar ve provokasyonlar gelip geçici olabilir, ancak geride bıraktığı izler kalıcıdır. Gün geldiğinde herkesin nerede durduğu, hangi değerlere sahip çıktığı açıkça ortaya çıkacaktır. O gün geldiğinde, kim milletin yanında durmuş, kim farklı hesapların peşine düşmüş, net bir şekilde görülecektir.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, Türk Bayrağı’nın olmadığı bir ortamda paçavraların ve bebek katili teröristlerin öne çıkarılması kabul edilemez bir durumdur. Bu ülkenin ortak değeri, ortak paydası bellidir. Bu değerler etrafında birleşmek yerine ayrıştırıcı tutum sergileyen anlayışlar, toplumsal barışa zarar vermektedir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu devlet, büyük bedeller ödenerek inşa edilmiştir. Bu vatan fedakarlık, mücadele ve birlik ruhu ile kazanılmıştır. Bu nedenle, hiçbir kişi ya da yapı, milletimizin ortak değerlerini hedef alacak şekilde hareket edemez, etmemelidir.

Nevruz, Türk milletinin köklü tarihinden gelen, birlik, diriliş ve baharın simgesi olan kadim bir bayramdır. Ancak bu anlamlı günün; ayrıştırıcı söylemlerin, bölücü propagandaların ya da terör unsurlarının gölgesinde anılması asla kabul edilemez. Kültürel değerler, toplumu bir araya getirmek için vardır; ayrıştırmak için değil.

Türkiye Cumhuriyeti, farklılıklarıyla güçlü olan bir devlettir. Ancak bu güç, ortak değerler etrafında birleşmekle mümkündür. Hiç kimse, bu birliği zedeleyecek, toplumu ayrıştıracak, devlete meydan okuma anlamı taşıyacak eylemleri meşrulaştıramaz.

Bizler, bu ülkenin her sokağının, her caddesinin bu milletin ortak değeri olduğuna inanıyoruz. Bu bilinçle; devletimizin bütünlüğüne, milletimizin birliğine ve Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Bu günler elbette geçecektir. Ancak yaşananlar unutulmayacak, milletimizin hafızasında yerini koruyacaktır. Önemli olan, bu süreçte kimin hangi tarafta durduğudur.”

CHP’de ‘buruk’ bayram

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanlığı tarafından, Cumartesi günü parti il binasında bayramlaşma programı düzenlendi.

CHP İl Başkanlığı’nın bayramlaşma programı, Cumartesi günü parti il başkanlığında gerçekleştirildi. Programa, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı, Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, il ve ilçe yönetimiyle çok sayıda partili katıldı. Bayramlaşma programında yapılan konuşmalarda, tutuklu bulunan CHP’li belediye başkanları ve partililer nedeniyle bayramın buruk geçtiğine dikkat çekildi.

‘KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ NOKTASINDAYIZ’

CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı bayramların geçmişteki mutluluğu artık taşımadığını belirterek, “Son yıllarda bayramların o eski coşkusunu, o birlikteliğini yaşayamaz hale geldik. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu durumu anlatan bir bayram mesajı var. Telefonda bir genç babasını arıyor ve diyor ki: ‘Baba, bu bayram kiram, çocukların okul taksitleri ve kredi kartı borçları nedeniyle gelemeyeceğim.’ Babası da buruk bir şekilde, ‘Olsun oğlum, canın sağ olsun. Bir sonraki bayramda buluşuruz’ diyor. Bugün Türkiye’de yaşanan tablo maalesef tam olarak budur. Artık insanlar şehirlerarası yolculuk yapmayı bırakın, aynı şehir içinde yaşayan aile bireyleri bile ekonomik zorluklar nedeniyle birbirine gidemez hale gelmiştir. İnsanlar sevdiklerini zor durumda bırakmamak için bayramlaşmaktan vazgeçer noktaya gelmiştir. Elbette bu ekonomik tabloyu, bir iktidar değişikliğiyle kısa sürede düzeltmek mümkündür. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz mesele sadece ekonomik değildir. Ekonomik sıkıntıların da ötesinde, çok daha ağır bir tabloyla, bir rejim değişikliğine doğru sürüklenen bir ülke gerçeğiyle karşı karşıyayız. Her zaman söylediğimiz gibi, ‘köprüden önceki son çıkış’ dediğimiz noktaya artık gelmiş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ZORLUKLAR BİZİ BİRBİRİMİZE DAHA SIKI BAĞLADI’

Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan da, bayramlar, birlik ve beraberliğin en güçlü şekilde gösterildiği günler olduğunu belirterek, “Ancak son yıllarda bu bayramlar, aynı zamanda yaşadığımız zorlukların da daha fazla hissedildiği, tarihe bu yönüyle geçen günler haline geldi. Geçmişte de bizleri kenetleyen bir gücümüz vardı, ancak bu denli zor koşullarla karşı karşıya değildik. Bugün yaşadığımız bu zorluklar, bizleri birbirimize daha da sıkı bağladı. Bu süreçte birlikte hareket edebilme, omuz omuza verebilme ve bu zorlukların üstesinden birlikte gelebileceğimizi idrak etmiş olmak; hem partimiz hem de ülkemiz adına son derece kıymetlidir. Bu noktada ben de kendi adıma hepinize çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

 ‘BU TOPLUMUN ORTAK VİCDANININ MÜCADELESİ’

Belediye Başkanı Filiz Gencan da, tutuklu bulunan CHP’li belediye başkanlarını hatırlatarak, “19 Mart’tan bu yana bir yıl geçti. Bu süreçte genel başkanımızın da ifade ettiği gibi birçok kişi ‘Acaba bu mücadele sürdürülebilir mi, meydanlar sahiplenilir mi?’ diye düşünüyordu. Ancak Saraçhane’de bir kez daha gördük ki, bu mücadele her geçen gün büyüyerek, artarak ve asla yılgınlığa düşmeden devam ediyor. Bu gerçekten çok kıymetli. Üstelik sadece Cumhuriyet Halk Partili yol arkadaşlarımız değil; toplumda bu haksızlığa ve hukuksuzluğa tepki gösteren her bir yurttaşımız da meydanlarda, sokaklarda, Saraçhane’deydi. Bu da gösteriyor ki verilen mücadele sadece bir partinin değil, toplumun ortak vicdanının mücadelesidir. Yılmadan, yorulmadan mücadelemizi sürdüreceğiz. Burada bulunan her büyüğümüzde, her yol arkadaşımızda, her gencimizde ve her kadınımızda bu mücadele ruhunu görmekten büyük bir gurur duyuyorum. Evet, bu bayram biraz buruk ama inanıyorum ki bir sonraki Ramazan Bayramı’nda hem iktidar olmuş hem de Türkiye’de hiçbir vatandaşın haksızlığa uğramadığı, yoksullukla sınanmadığı, temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği, adaletin herkes için eşit şekilde işlediği bir düzende bayramı karşılayacağız” diye konuştu.

 ‘DAHA GÜÇLÜ, KARARLI VE İNANÇLIYIZ’

Merkez İlçe Başkanı Akgüngör de, buruk bir bayram geçirdiklerini söyleyerek, “Aslında biraz buruk bir bayram geçiriyoruz. Bunun sebebi de hepinizin bildiği üzere, haksız ve hukuksuz bir şekilde şu anda tutsak tutulan belediye başkanlarımız ve birçok partilimizdir. Ancak şunu özellikle ifade etmek isterim ki; bu burukluk hiçbir zaman umutsuzluğa dönüşmemiştir. Aksine, bugün baktığımızda daha güçlü, daha kararlı ve daha inançlıyız. Bu vesileyle, mücadelemizi her zamankinden daha güçlü bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. İnancımızdan, kararlılığımızdan ve birlikteliğimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Hep birlikte, omuz omuza vererek daha aydınlık yarınlara ulaşacağımıza yürekten inanıyorum” dedi.

Oğuz: Örgütümüzün kantarına çıkmaya hazırım

CHP Edirne 28. Dönem Milletvekili Aday Adayı Namık Kemal Oğuz, bayram mesajında “Her zaman halkın gücüne, örgütün iradesine ve demokrasinin en saf hali olan “ön seçim” kültürüne inandım” diyerek adaylığa hazır olduğunu söyledi.
Oğuz mesajında şunları söyledi:
Değerli Hemşehrilerim, Kıymetli Cumhuriyet Halk Partisi Ailem ve Yol Arkadaşlarım;
Paylaşmanın, dayanışmanın ve adaletin simgesi olan mübarek Ramazan Bayramı’na bir kez daha hep birlikte erişmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bayramlar; kırgınlıkların son bulduğu, umudun yeniden yeşerdiği ve yarınlara daha güvenle bakmamızı sağlayan en kıymetli bağlarımızdır.
Ben, bu toprakların bir evladı olarak; her zaman halkın gücüne, örgütün iradesine ve demokrasinin en saf hali olan “ön seçim” kültürüne inandım. Siyaseti kapalı kapılar ardında değil, bizzat tarlada çiftçimizle, çarşıda esnafımızla ve mahallede komşularımızla omuz omuza yapmayı kendime ilke edindim. Önümüzdeki ilk seçimlerde de aynı azim ve kararlılıkla, örgütümüzün kantarına çıkmaya, halkımızın iradesine başvurmaya hazırım.
Bizim yolumuz; emeğin, adaletin ve demokrasinin yoludur. İnanıyorum ki; hakkın hukukla, emeğin refahla buluştuğu o güzel günleri hep birlikte inşa edeceğiz. Demokrasinin bayramını, ön seçimin heyecanını ve Türkiye’nin aydınlık geleceğini hep beraber kutlayacağımız günler yakındır.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta Edirneli hemşehrilerim ve CHP ailem olmak üzere tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlarım. Hanelerinizden huzur, sofralarınızdan bereket, yüreklerinizden umut eksik olmasın.
Bayramımız kutlu olsun!

‘Dersime yetişmek istiyorum!’

Edirne’de toplamda yaklaşık 100 bin ilk, orta, lise ve üniversite öğrencisi bulunduğu belirtilerek, bu devasa kitlenin en temel haklarından biri olan ulaşım hakkının bugün kâr hırsı ve piyasacı belediyecilik anlayışı yüzünden bir ‘ulaşamama’ sorununa dönüştüğü bildirildi.

SOL Genç Edirne tarafından “Dersime yetişmek istiyorum!” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ulaşımda çözüm ve talepler sıralanırken şunlara yer verildi:

“Edirne bir öğrenci kentidir. Kentimizde bugün 53 binden fazla ilk, orta ve lise öğrencisi ile 42 bini aşkın Trakya Üniversitesi öğrencisi eğitim görmektedir. Toplamda 100 bine yaklaşan bu devasa kitlenin en temel haklarından biri olan ulaşım hakkı, bugün kâr hırsı ve piyasacı belediyecilik anlayışı yüzünden bir ‘ulaşamama’ sorununa dönüşmüştür.

Ulaşım Bir Ticaret Değil, Kamusal Haktır!

Edirne Serhad Birlik Kooperatifi Başkanı Aytaç Dilci’nin yaptığı açıklamalar, ulaşımın bir kamu hizmeti değil, bir ‘kâr-zarar’ meselesi olarak görüldüğünün itirafıdır. Akaryakıt fiyatlarındaki artışı gerekçe göstererek ‘sefer sayılarını düşürme’ ve ‘hatları kısaltma’ planlarını masaya yatırmak; öğrencileri duraklarda saatlerce bekletmek, okula ve işe geç kalmalarına göz yummak demektir.

Bizler biliyoruz ki:

Kampüslerin dağınık ve şehir merkezinden uzak olduğu,

Öğrenci yurtlarının şehrin en dış çeperlerine inşa edildiği,

Gençlerin ekonomik kriz pençesinde, ders çıkışı hayatta kalabilmek için koşa koşa işe yetişmeye çalıştığı bir kentte, sefer sayılarını azaltmak bu kente ihanettir!

Maliyetin Faturası Neden Gençlere Kesiliyor?

Uluslararası gerilimler ve yanlış ekonomi politikaları sonucu fırlayan akaryakıt fiyatlarının faturası, en temel hakkı olan ulaşımı kullanan yurttaşların omuzlarına yıkılmamalıdır. ‘Zam yapmıyoruz, sefer azaltıyoruz’ diyerek yapılan bu kurnazlık, gizli bir zamdır ve halkın vaktinden, emeğinden, eğitim hakkından çalmaktır.

Biz SOL Genç Edirne olarak haykırıyoruz: Dersime yetişmek istiyorum! Sabahın köründe soğukta otobüs beklemek istemiyoruz. Sınavlarımıza ucu ucuna yetişmek, tıklım tıklım araçlarda balık istifi yolculuk yapmak istemiyoruz. Çalışmak zorunda olduğumuz işlerimize geç kalıp yevmiyemizden olmak istemiyoruz.

Çözüm Belli: Kamucu ve Eşitlikçi Ulaşım!

Ulaşım hizmeti, kooperatiflerin ve şahısların insafına, kâr marjlarına terk edilemez. Edirne Belediyesi sorumluluktan kaçamaz. Çözüm, ulaşımın tamamen kamulaştırılması ve belediye eliyle, kâr amacı gütmeden yürütülmesidir.

SOL Genç Edirne olarak taleplerimiz nettir:

1.Sefer Sayıları Artırılsın: Hat kısaltma veya sefer düşürme kararları derhal rafa kaldırılmalı; aksine yoğun saatlerde ek seferler konulmalıdır.

2.Ücretsiz ve Nitelikli Ulaşım: Öğrenciler için ulaşım sembolik ücretlere çekilmeli, uzun vadede tamamen ücretsiz hale getirilmelidir.

3.Belediye Sorumluluk Almalı: Ulaşım belediyenin temel görevidir. Belediye, ulaşımı bir rant alanı olmaktan çıkarmalı ve asli görevini derhal yerine getirmelidir.

Ulaşım hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Müşteri değil, bu kentin öznesi olan gençleriz! Sokaklarda, duraklarda ve kampüslerde sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Ulaşım haktır!”

CHP’den tüm yurtta eş zamanlı açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi tüm illerde eş zamanlı basın açıklaması yaptı.  Açıklamada, “Umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir” denildi.

CHP’nin açıklamasında şunlara yer verildi:

Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir.

Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur.

6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur.

Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır.

Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır.

Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız.

Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir.

Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır.

Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir.

Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir.

9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür.

Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır.

Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz.

Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz.

İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız.

Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız!

Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız.

Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız.

Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız!

Yazgan’dan o paylaşıma sert tepki!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve CHP’yi hedef alan İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Necdet Yıldırım’a, “Devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan tam bir akıl tutulması” tepkisini gösterdi.

Milletvekili Yazgan, sosyal medya hesabından Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ve CHP’yi hedef alan Edirne İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Necdet Yıldırım’a sert tepki gösterdi. “Necdet Yıldırım’ın, şahsi sosyal medya hesabı üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’ne, partimizin kurucu değerlerine ve bu ülkenin milyonlarca vatandaşına yönelik sarf ettiği galiz ifadeler, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan tam bir akıl tutulmasıdır” diyen Yazgan, şunları söyledi:

“Söz konusu şahıs; halkın bir kesimini ‘saman yiyenler’ diyerek aşağılama cüretinde bulunmuş, partimizi ‘hırsızlık ve yalanla’ itham ederek açıkça suç işlemiştir. Bilinmelidir ki oturduğu koltuğun gücünü siyasi bir amigoluk için kullanan bu zihniyet, sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil, o koltuğun asıl sahibi olan yüce Türk milletine ve devlet geleneklerimize de ihanet etmektedir.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu görevlilerinin siyasi partiler arasında ayrım gözetmeksizin tarafsız kalmasını emreder. Ancak görüyoruz ki liyakatten uzak atamalarla bu makamlara gelenler, kendilerini devletin değil, iktidarın memuru sanmaktadırlar. Edirne halkına hizmet etmek için ayrılan bütçeyi yöneten bir ismin, halkın bir kesimine hakaret etmesi asla kabul edilemez.

Devletin makamına oturup, halkın ve Cumhuriyet’in değerlerine bu denli fütursuzca saldıranların tek bir amacı vardır; kendi karanlık geçmişlerini veya aidiyetlerini gizlemek! Bu aşırı ‘sadakat’ gösterileri, aslında bir suçluluk psikolojisinin dışavurumudur. Bu toprakların mayasında Cumhuriyet sevdası vardır; bu mayayı bozmaya, kirli siyasi dilleriyle bu şehri kutuplaştırmaya çalışanlara geçit vermeyeceğiz.

Buradan Edirne Valiliği’ne ve İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum: Bu şahıs, devlet memuru olma niteliğini kaybetmiştir. Kamuoyunda infial yaratan, açıkça halkı kin ve düşmanlığa sevk eden bu hakaret dolu paylaşımlar karşısında derhal idari soruşturma başlatılmalı ve ilgili şahıs görevden uzaklaştırılmalıdır.

Devlet makamları, kimsenin kişisel hırslarını tatmin edeceği, siyasi ikbal devşireceği veya nefret kusacağı mecralar değildir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu hadsizliğin hukuk önünde takipçisi olacağımızı, Edirne’mizin huzurunu ve devletimizin saygınlığını korumak adına her türlü demokratik tepkiyi koyacağımızı ilan ediyoruz.

Edirne’nin ve Cumhuriyetimizin hakkını kimseye yedirmeyiz!”

Konu TBMM’ye taşındı

Öte yandan Yazgan, konuyu TBMM’ye de taşıdı ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sundu.

Tekin: Saadet Partisi yükselişte

Mübarek Kadir Gecesi dolayısıyla Saadet Partisi Edirne İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programı, yoğun katılım ve büyük bir manevi atmosfer içerisinde gerçekleştirildi.

Programa, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin, İl Başkanı Tezcan Karakütük ve Bölge Başkanı Hüseyin Oruç başta olmak üzere çok sayıda teşkilat mensubu katıldı.

İftar programında yapılan konuşmalarda birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu öne çıktı. Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin konuşmasında, Kadir Gecesi’nin tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını temenni ederek sözlerine başladı.

Tekin, konuşmasında son dönemde yaşanan dış politika gelişmelerine değinerek Türkiye’nin daha güçlü, adil ve ilkeli bir dış politika vizyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde ise artan hayat pahalılığı, alım gücündeki düşüş ve vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntılarına dikkat çekti. Mevcut ekonomik tablonun sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Tekin, çözümün üretim odaklı, adil paylaşımı esas alan ve milli kaynakları önceleyen bir anlayıştan geçtiğini belirtti.

Saadet Partisi’nin son dönemde yakaladığı yükselişe de dikkat çeken Tekin, “Milletimizin umudu yeniden Milli Görüş’tedir, Saadet Partisi’ndedir. Sahadayız, milletimizle birlikteyiz ve her geçen gün daha güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Programda söz alan İl Başkanı Tezcan Karakütük ve Bölge Başkanı Hüseyin Oruç da katılımcılara hitap ederek Ramazan ayının manevi önemine değindi ve teşkilat çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yoğun katılımın olduğu program, yapılan dualar ile sona erdi.