Kategori arşivi: Siyaset

Zafer Partisi’nden Asgari Ücret Çalıştayı

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, partisinin Türk milletinin hak ve hukukunu korumaya yönelik çalışmalarına hassasiyetle devam ettiğini, 30 Kasım’daki ‘Emekli Çalıştayı’nın ardından 7 Aralık Pazar günü de Asgari Ücret ve Geçim Standartları Çalıştayı gerçekleştireceğini duyurdu.

Zafer Partisi İl Başkanı Serkan Konak, ziyaretlerinden dolayı Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz ve yönetimine teşekkür ettiği açıklamasında  “Zafer Partisi, Türk milletinin hak ve hukukunu korumaya yönelik çalışmalarına hassasiyetle devam etmektedir. Bu çalışmalardan biri de 30 Kasım 2025 tarihinde Genel Başkanımı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın da katıldığı ‘Emekliye Adalet, Dul ve Yetim Ailelerine Ekonomik Güvence Çalıştayı’ olmuştur” diyerek, Genel Başkan Özdağ’ın yapmış olduğu konuşmasından satır başlarını şöyle sıraladı:

“Türkiye’de 16 milyon emekli dul ve yetimden oluşan bir kitle var. Çok büyük bir kitle bu. Bu 16 milyon emekli dul ve yetim kitlesine iki kişiyi daha emekli olarak eklemeliyiz ki, Türk ekonomisi işçisiyle, köylüsüyle yola doğru devam edebilsin.

Siyaset kaynakların nasıl belirleyeceğini nasıl dağıtılacağını belirleme işidir. Çok doğru bir tanı. Çok kestirme ama özü budur. Böyle bir çerçeveden baktığımızda AK Parti siyasetine gördüğümüz şudur: Emekliye para yok. Asgari ücretle çalışana para yok. Çiftçiye para yok. Türk üreticisine para yok. Ama yılda 8 milyar dolara kadar insani yardım diye değişik ülkelere para ve yatırım aktarma var.’’

Biz Zafer Partisi olarak siyasette görevimizin kaynakları Türk milleti lehine yeniden dağıtmak olduğunu düşünüyoruz. Biz, kaynakları Türk milleti için harcamaya hazırlanan ve bunun projelendirilmesini yapan bir partiyiz.

Efendim, emekliler çok uzun yaşıyorlar. Ne düşünüyorsunuz ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kısaltmak için mi çabalayacaksınız? Şimdi bunu söyleyen bürokrat hala görevde. İnanılır gibi değil.

Daha önce partimizin kurulduğu günlerde, yapmış olduğumuz ilk çalıştayda vermiş olduğumuz sözü tekrarlıyoruz. Emekli, bütün hayatı boyunca bu devlete ve bu millete karşı dürüst bir şekilde çalışarak, vergilerini vererek, ortaya koyduğu çalışma performansıyla toplumun sağlıklı bir şekilde işlemesine katkıda bulunarak, topluma ve devlete karşı görevini yerine getirdikten sonra hayatının çalışma hayatı dışındaki bölümünü sağlık, güven ve mutluluk içerisinde yaşamayı hak etmiş insandır.’’

Bütün bunları yapabilmek için de önce yapmamız gereken şey Türkiye’nin erken genel seçime gitmesini sağlayacak bir siyasi atmosferi oluşturmaktır. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir narkoterör örgütünün lideriyle devletin ve cumhuriyetin yasalarının ve karakterinin konuşulduğu bir ortamda ekonomik buhranda yaşam savaşı veren kitlelerin dikkatinden bazı şeylerin kaçırılmaya çalışıldığının da farkındayız. Ama Türk milleti pazarda torbasını doldurmak için, ki dolduramıyor, mücadele verirken başka milletlerde olmayan yüksek devlet şuuruyla karda aç bile olsa devletine sahip çıkmayı ve savunmayı bilen bir millettir. Görüleceği üzere Zafer Partisi, Türk emeklisinin, Türk işçisinin ve Türk çiftçisinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Bu amaçla düzenlediğimiz çalıştaylarımız da devam etmektedir. 7 Aralık 2025 tarihinde düzenlenecek olan ‘Asgari Ücret ve Geçim Standartları Çalıştayı’nı tüm vatandaşlarımızdan takip etmelerini rica ederim.”

‘İthal gıda ürünlerine güvenmeyelim’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek,  TUİK için açıkladığı Türkiye Ekonomisi büyüme verilerine göre teşvik edilmeyen, desteklenmeyen tarım kesiminin %12,7 olarak küçüldüğüne dikkat çekerek, “Önlem alınmadığı takdirde temel gıda üretiminde çok büyük sorun yaşayacağız” dedi.

Eski Milletvekili Şadan Şimşek, “Tarım ve Hayvancılıkta gelinen son durum” notu ile yaptığı yazılı açıklamada, “Ülkemizin geldiği süreçte kaybolan üretimimizin sonucunda balık tutmayı unuttuğumuzu ve balık yemeyi öğrendiğimizi hatırladık” diyerek yapılması gerekenleri tek tek sıraladı. Şimşek, açıklamasında şunlara yer verdi:.

“Yıllarca kendi gıdasını üretmeyen ülkeler bağımsızlıklarını kaybederler. Dışa bağımlı hale gelirler, diye söyledik. Ülkemizde bulunan Tarımsal Araştırma Müdürlüklerine kendi yerli tohumlarımızı üretme konusunda 2001 yılında milletvekilliği dönemimizde çalışmalar başlattık. Üniversitelerimizin Ziraat Fakültelerini devreye girmesinin öneminden bahsettik. Ancak bizler kolay yolu seçtik. Bunun içine siyaset ve ticareti de sokunca rantiyecilerin kazanması için kendi gıdamızın üretimini bıraktık. Dışa bağımlı hale getirildik ki! döviz artışlarından hemen etkilenerek temel gıda fiyatlarımızda ani artışlar olmaktadır.

Ülkemizdeki siyasi anlayışla da Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Fonu’ndan da yaklaşık 43 milyon kişiye nakdi ve ayni yardım sağlayarak, ilk başta dışarıdan ucuz gıda alarak tarımda üretimi bitirdik. Çiftçiyi üretemez hale getirdik.

Başta şeker fabrikaları olmak üzere, süt üreticilerinin, ziraat odalarının, kooperatiflerin geldiği durum ortadadır. Çiftçimizde, halkımızda ne yapacağını bilememektedir. Herkeste bir sessizlik hakimdir.

Ülkemiz tarım ve hayvancılığının geldiği noktada. Biz söyledik demekle bunun olmayacağını herkes biliyor.

Nihayet tarım ve hayvancılıkta yanlış politikaları kabul etmek zorunda kaldık. Bundan sonra ne yapmalı ona bakarak, yerli tohum yetiştiriciliğine, yerli tohum bankası kurulmasını faaliyete geçirilmesine önem verilmelidir. Tarım alanları talan edilmemeli, tohum üretim planlaması yapılmalı, çiftçi kuruluşlarımızı, kooperatiflerimizi, Ziraat odalarımızı, Tarımsal Araştırma Müdürlüklerimizi, Ziraat Fakültelerimizle birlikte zaman kaybetmeden eylem planları hazırlanmalıdır.

Kendi ülkemizin verimli toprakları dururken, yok edilen tarım ve hayvancılığı nasıl canlandırırız. Bununla ilgili başta Ziraat Odalarımız, Üretici Birliklerimiz, Akademisyenler, Meslek Odalarımızla birlikte, sorunları tespitini yaparak, çözüm yollarını nasıl hayata geçiririz.

Tarım ve Orman Bakanlığı bununla uğraşması gerekirken. Başka bir ülkenin toprağına ekip dikmeyi planlıyor. Amacını da tam açıklarsa bizde bilelim. Ne yapmak istediğini anlayalım.

YAPMAMIZ GEREKENLER

1.Çiftçinin girdi fiyatlarının Mazot, Gübre, İlaç vb. gibi.. ÖTV ve KDV’nin kaldırılması,

2.Ürüne Doğrudan Gelir Desteğinin verilmesi,

3.Hasat zamanı ithalatın durdurulması,

4.Ziraat Bankası, Tarım Kredi başta olmak üzere, çiftçi borç faizlerinin silinmesi, yeniden yapılandırılması,

5.Ürün deseni ve planlamasının acilen yapılması, bölgesel tarımsal teşviklerin belirlenmesi,

6.Yerli gıda ürünlerinin geliştirecek politikaların belirlenerek uygulanması,

7.Kendi tohum bankasının kurulması,

8.Süt ve besi hayvancılığının geliştirilmesi,

9.Kırsal Kalkınma Planlarına ağırlık verilmesi gibi… Çiftçi kuruluşlarımız, Meslek Odalarımız ve Akademisyenlerimizle ile birlikte çoğaltabiliriz.

Unutulmamalıdır ki; ‘Elden gelen ile öğün olmaz, o da arandığında bulunmaz’ atasözümüzde olduğu gibi dışarıdan gelen gıda ürünlerine güvenmeyelim. Kendi ürettiğimiz gıda ürünlerine güvenelim.. Ülkemizin bir tarım ülkesi olduğunu unutmayalım. Yerli üreticilerimize destek verelim. Çiftçimizi, tarımı kalkındıralım. Onlara sahip çıkalım. Yoksa bu vebali bizler, çocuklarımız, torunlarımız, gelecek nesillerimiz öder.

Kendi gıdamızı üreten, bağımsızlığını güçlü kılan bir ülkemiz olmayı diliyorum. Ülkemizin ve halkımızın çıkarlarını koruyan çiftçi kuruluşları, siyasetçilerin olmasını temenni ediyorum.

Yerli tohumda ve gıda üretim yaparak, güvenli gelecek, yarınları güvence altına almamız gerekir.”

‘Maden kazaları yapısal sorun’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’de 1941 yılından bu yana maden kazalarında 3 binden fazla madencinin vefat ettiğine dikkat çekerek, bu tablonun kazaların münferit değil; yapısal bir sorun olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Milletvekili Akalın, Madenciler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Yeraltında emek veren tüm madencilerimizi saygıyla anarken, Türkiye’de madenciliğin ağır ve çoğu zaman hayati riskler barındıran bir sektör olmayı sürdürdüğünü bir kez daha hatırlatmak isteriz” diyerek şunlara yer verdi:

“Ülkemizde 1941 yılından bu yana maden kazalarında 3 binden fazla madenci vefat etmiştir. Sadece 2010–2020 yılları arasında kaydedilen vefat sayısı 1.042’dir. Buna ek olarak aynı dönemde kömür ve linyit ocaklarında 568 vefat, 786 kalıcı maluliyet ve on binlerce yaralanma vakası raporlanmıştır. Bu tablo, kazaların münferit değil; yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir.

Son yıllarda ‘kaza sıklığı’ ve ‘kaza şiddeti’ oranlarının yeniden artış eğilimine girmesi, alınması gereken önlemlerin hâlâ tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. 2014 Soma faciasında 301, 2022 Amasra faciasında 42 madencimizin vefatı, madenciliğin ülkemizde ağır sonuçlar doğurmaya devam ettiğini acı biçimde hatırlatmaktadır.

Madencilerimizin emeği, ülkemizin kalkınmasının temel unsurlarından biridir. Bu nedenle temel hedef, her madencimizin ‘sağ salim evine döndüğü’ bir çalışma düzeni olmalıdır. Madenciler Günü, geçmiş kayıplarımızı anmak kadar, daha güvenli, denetimli ve insana yakışır koşullar için ortak sorumluluğumuzu da vurgulama günüdür.”

Zafer Partisi’nden Sayıştay raporu değerlendirmesi

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Sayıştay’ın Edirne Belediyesi hakkındaki denetim raporunu değerlendirmesini sürdürdü. Konak, yaptığı açıklamada raporda yeralan amatör spor kulüplerine yapılan yardımlarla ilgili bulguları dile getirdi.
İl Başkanı Serkan Konak, “Zafer Partisi olarak Sayıştay Başkanlığı’nın yayınlamış olduğu 2024 Edirne Belediyesi raporunu değerlendirmeye devam ediyoruz. 18 Kasım 2025 tarihli basın açıklamamızda ”Ulaşım Sistemi ve Personel A.Ş’ye İş-Kur bildirimi yapılmadan personel alınması” konularına yer vermiştik. Her iki konuda da göstermiş olduğunuz teveccühe ve geri dönüşlere şahsım ve partim adına teşekkür ederim. Biz de sizler gibi Belediye bünyesinde istihdam edilen parti yöneticilerini ve bu yöneticilerin mesai saatlerinde parti faaliyetlerine katılmalarını hassasiyetle takip etmekteyiz” dedi.
Konak açıklamasında şunlara yer verdi:
Sayıştay Başkanlığı denetim raporlarında kurumların geçmiş bir yıllarına ait eksiklikleri ortaya koyar. Başkanlık, ilgili yıl içerisinde ilgili kurumlarda bir yönetim değişikliği olsa bile tespit edilen eksikleri yazmaktan geri durmayıp yeni yönetimi ilgilendiren güncel verileri de bir sonraki raporunda değerlendirir. Zira raporlar kurumların tüzel kişilikleri ile ilgilidir. Zafer Partisi olarak bugüne kadar yaptığımız basın açıklamalarında her cümlemizin altının dolu olmasına nasıl dikkat ettiysek bundan sonra da dikkat edeceğimiz konusunda kimsenin şüphesi olmasın. Siyasi partilerin siyaset yapması kadar normal bir şey yoktur. Bunun yanında önceliğimiz her daim Edirne’nin ve de Edirnelilerin hak ve hukuklarının korunması olmuştur.
Personel A.Ş’de tespit edilen diğer bir bulgu da vergi ve sgk borçlarının vadesinde ödenmemesi nedeniyle ek mali yükün oluşmasıdır. 2024 yılında vergi borcunun zamanında ödenmemesi sebebiyle 6.436.277,30 TL anaparanın yanısara 2.317.059,92 TL vade farkı ödemesi yapılmıştır. Önceki yıllardan gelen ödenmeyen toplam 50. 457.405,43 TL anapara ve 12.162.262,98 TL’lik faiz ise İller Bankası tarafından kesintiye uğratılarak ilgili vergi dairesine aktarılmıştır. Sayıştay Başkanlığı bu bulgunun 2023 yılındaki raporda da olduğunu lakin şirket tarafından gereğinin yapılmadığını ifade etmiştir. SGK’ya olan borçların zamanında ödenmemesinde de ek mali külfet oluşmuştur. 2024 yılında zamanında ödenmeyen borçlar sebebiyle 23.354.919,00 TL anaparanın yanı sıra 8.412.493,50 TL’lik vade farkı ödemesi yapılmıştır. Bu bulgu da 2023 yılındaki raporda olmasına rağmen düzeltilmesi konusunda bir girişimde bulunulmamıştır. Görüleceği üzere şirketin mali disiplinden yoksun olarak yönetilmesi faiz ödemesi olarak ortaya çıkmış ve ek mali külfete sebep olmuştur.
Sayıştay Başkanlığı denetim raporunda amatör spor kulüplerine edilen yardımlara da yer vermiştir. Özellikle bir amatör spor kulübüne yapılan yardımın miktarı Sayıştay tarafından ”nedeninin anlaşılamadığı” olarak ifade edilmiştir. Edirne Belediyesi 2024 yılında amatör spor kulüplerine 2.692.875,00 TL nakdi yardımda bulunmuştur. Bir amatör spor kulübüne ise ortalamanın üzerinde olarak toplam yardımın %28’ini içeren 763.375,00 TL yardımda bulunmuştur. Başkanlık bu yardımın neden bu kadar yüksek olduğunu sorgulayarak sebebini anlayamadığını vurgulamıştır. Bu amatör spor kulubünü diğer kulüplerden ayıran özellik nedir? Ayrıca yapılan yardımlar ilgili kulübün banka hesabına değil dernek yetkilisine makbuz karşılığı yapılmıştır. Sayıştay Başkanlığı yapılan yardımların bazı kulüplerin işletme efterlerine 3-4 ay sonra kaydedildiğini, bu süre zarfında ise yardım tutarının çeken kişiler üzerinde kaldığını tespit etmiştir. Ayrıca Edirne Belediyesi yapılan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını kontrol etme ve izleme mekanizmasına da sahip değildir. Edirne Belediyesi bu tespitlere vermiş olduğu cevapta ”bulgulara katıldığını ve gerekenin yapılacağını” ifade etmiştir. Lakin Sayıştay düzeltici işlemlerin tamamlanmadığını söylemektedir.
Edirne Belediyesi’nin 03.09.2024 tarihinde encümen kararı ile bir amatör spor kulubüne net 320.000,00 TL, 17.09.2024 tarihinde de yine aynı amatör spor kulubüne net 434.000,00 TL olmak üzere toplamda 734.000,00 TL maddi yardımda bulunduğu iddia edilmektedir. İddiaya göre encümen kararlarının numaraları 2024/885, 2024/929’dur. Yine iddiaya göre 1340949 ve 1333722 sayılı her iki yardım talep dilekçesinde imzası bulunan kişinin, encümen üyesi olan bir belediye meclis üyesi ile aile bağı bulunmaktadır. Bu durum etik midir? Bu yardım Sayıştay’ın raporunda bahsettiği yardım mıdır yoksa ondan farklı bir yardım mıdır? Bu amatör spor kulubüne bu denli yüksek yardımın yapılmasının alamet-i farikası nedir? Edirneliler bu soruların cevaplarını merakla beklemektedirler.

‘Şimdi çalışma, iktidar zamanı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, partisinin hafta sonunda yapılan 39. Olağan Kurultayını değerlendirerek, “Şimdi çalışma zamanı… Şimdi iktidar zamanı” dedi.
Balkanlı yaptığı açıklamada “Cumhuriyet Halk Partimizin 39. Olağan Kurultayı, “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla büyük bir heyecan ve kararlılıkla tamamlanmıştır. Bu kurultay, sadece bir parti içi seçim süreci değil; Türkiye’nin geleceğine dair umutların yeniden büyüdüğü, değişimin ve dönüşümün somutlaştığı tarihi bir eşiktir” diye konuştu.
Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi:
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde, Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi artık iktidara yürümektedir. 23 yıllık AKP iktidarını sonlandıracak, ülkemizi içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve demokratik çıkmazdan çıkaracak güçlü kadrolar Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu’nda seçilmiştir.
Bu kurultay; liyakatın, ortak aklın, gençlerimizin enerjisinin ve kadınlarımızın kararlılığının birleştiği bir umut kurultayıdır. CHP, halkımızın her kesimini kucaklayan, Türkiye’yi adaletle, refah ile ve demokrasiyle buluşturacak programıyla ,büyük bir iktidar yürüyüşüne başlamıştır.
Edirne İl Başkanı olarak şunu açıkça ifade ediyorum:
dirne, bulunduğumuz konum ne olursa olsun ,bu iktidar yürüyüşünün en önünde yer alacaktır.
Örgütlerimizle, üyelerimizle, gençlerimiz ve kadınlarımızla birlikte kapı kapı gezecek; değişimin gücünü Edirne’den Türkiye’ye taşıyacağız. Halkımızın taleplerini, beklentilerini ve umudunu iktidara taşıyacak olan bizleriz. Bugün artık yeni bir başlangıcın, yeni bir yolculuğun, yeni bir Türkiye’nin kapısı aralanmıştır.
Bu kararlılık, bu birliktelik, bu heyecan bize iktidarı getirecek; Cumhuriyetimizi yeniden demokrasiyle taçlandıracaktır.
Partimize, örgütlerimize ve ülkemize hayırlı olsun.
Şimdi çalışma zamanı… Şimdi iktidar zamanı!

Şahin: Huzurevi’nin depreme dayanıksız raporu mu var?

İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, Edirne’de depreme dayanıksız olduğu tespit edilen başka kamu binaları olup olmadığını sordu. Şahin, “Özellikle Edirne Huzurevi binasının 2021 yılında depreme dayanıksız raporu aldığı iddia ediliyor. Bu doğru mu?” diye sordu.

Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi binasının depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle alınan yıkım kararı üzerine Edirnelilerin aklında bir çok soru işareti oluştuğunu kaydeden İl Başkanı Hakan Şahin, “Öncelikle şunu belirtmek isterim ki depreme dayanıksız bir bina var ise acilen tahliye edilmesi tartışılmazdır. Buradaki problem plansızlıktır.  Edirne’miz ciddi manada okul problemi yaşamaktadır” dedi.

HUZUREVİ’NİN DEPREME DAYANIKSIZ RAPORU MU VAR?

Şahin “Vatandaşlarımız soruyor; Edirne’de depreme dayanıksız olduğu tespit edilen başka kamu binaları var mıdır? Özellikle Edirne Huzurevi binasının 2021 yılında depreme dayanıksız raporu aldığı iddia ediliyor. Eğer bu iddia doğruysa şimdiye kadar neden tahliye edilmedi? Bunca zamandır yaşlılarımızın can güvenliği hiçe mi sayıldı ? Yeni bir huzurevi binasının yapılması bu raporun sonucu mudur?” diye sordu.

Şahin açıklamasında şunlara yer verdi:

İlimizde tüm ilçelerimiz dahil hangi okulların deprem raporu gelmiş olup hangi okulların ivedilikle tahliye edilmesi gerekmektedir?

Depremin ne zaman ve ne şekilde geleceği bilinmez dolayısıyla alınacak tüm tedbirlerin vakit geçirilmeden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Edirneli hemşerilerimiz risk taşıyan tüm binaların kamuoyuyla paylaşılmasını istiyorlar. Maalesef bizler iktidar vekilleri ya da yetkilileri gibi belgelere ulaşamıyoruz. Umut ediyoruz ki yetkili merciler vatandaşlarımızın ilettiği bu sorulara cevap verip tüm verileri açıklıkla kamuoyuyla paylaşırlar.

Edirne CHP’den Özel’e kutlama

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 39’ncu olağan kurultayında kullanılan 1333 geçerli oyun tamamını alarak yeniden Genel Başkan seçildi. Kurultaya katılan Edirne örgütü de yayınladıkları mesajlarla Özel’i kutladılar.

Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan kurultayla ilgili paylaşımında, “39.Olağan Kurultayımızda irademizi sandığa yansıtarak, demokrasiye ve ülkemizin özgür geleceğine dair kararlılığımızı bir kez daha gösterdik” dedi.

“Kullanılan 1333 geçerli oyun tamamını alarak yeniden Genel Başkanımız seçilen Sayın Özgür Özel’i yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullanan Gencan, “Bu sonuç, partimizin birlik içinde, aynı hedefe odaklanmış güçlü bir örgüt olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye” vizyonuyla, şimdi hep birlikte çok daha kararlı bir yürüyüş başlıyor. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde, halkın iktidarı için çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde paylaşım yaptı.

BALKANLI: ŞİMDİ İKTİDAR ZAMANI

CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı da “CHP Edirne İl Kurultay Delegeleri olarak, bugün başlayan 39. Olağan Kurultayımıza “Şimdi İktidar Zamanı!” kararlılığıyla katıldık” açıklaması yaptı.

Balkanlı, “Türkiye’nin demokrasi, adalet ve eşitlik mücadelesine Edirne’nin güçlü sesiyle katkı sunmak için buradayız. Değişimin, umudun ve halkın iktidarının kapısını aralayacak bu kurultayda tüm delegelerimizle birlikte ortak hedefimiz nettir: CHP’yi iktidara taşımak. Edirne’den yükselen değişim ve mücadele iradesiyle Ankara’daki kurultay salonundayız. Şimdi birlik zamanı, şimdi mücadele zamanı, şimdi iktidar zamanı! CHP Edirne İl Kurultay delegelerimiz, ilçe başkanlarımız, Belediye Başkanlarımız, Merkez İlçe, Keşan, ve İpsala örgütlerimizin değerli yöneticileri ve üyeleriyle 39. Olağan Kurultay salonundayız. Şimdi, birlikte iktidara yürüme zamanı! Edirne’den Türkiye’ye yayılan bu umut dalgası büyümeye devam edecek” dedi.

AKGÜNGÖR: CHP TÜRKİYE’YE GÜÇLÜ BİR YOL HARİTASI SUNDU

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Başkan Akgüngör de, “Kurultay, CHP’nin Türkiye’ye güçlü bir yol haritası sunma kararlılığını gösterdi” açıklaması yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 39. Olağan Kurultayı’nda tek aday olarak giren ve geçerli 1333 oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçilen Özgür Özel’e bir tebrik mesajı da CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör’den geldi. Akgüngör, kurultay sonucunu “partinin geleceğe dönük vizyonunun güçlü bir teyidi” olarak değerlendirdi.

Akgüngör açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Özgür Özel’in kurultayda oy birliğiyle yeniden genel başkan seçilmesi, partimizin kurumsal hafızasıyla yenilenme iradesini aynı potada buluşturduğunu göstermektedir. Bu sonuç, yalnızca bir seçimin değil; uzun vadeli bir stratejinin, ortak aklın ve kararlı duruşun ürünüdür. Genel Başkanımızı gönülden kutluyor, kendisine Edirne örgütü adına başarı dileklerimi iletiyorum.”

Akgüngör, Edirne Merkez İlçe Örgütü olarak yeni dönemde CHP’nin politikalarına katkı sunmaya hazır olduklarını belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Genel Başkanımız Özgür Özel’in öncülüğünde, halkın taleplerine duyarlı, adalet ve eşitlik temelinde yükselen bir siyasetin tüm Türkiye’de karşılık göreceğine inanıyorum. Edirne örgütü olarak bu mücadeleye kararlılıkla destek vermeye devam edeceğiz. Yeni dönemin partimize, Edirne’ye ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

’25 Kasım resmi tatil olmalı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Edirne’nin kurtuluşunun kutlandığı 25 Kasım’ın resmi tatil ilan edilmesini istedi.

25 Kasım Kurtuluş Günü’nü resmi tatil ilan edilmemesi nedeniyle açıklama yapan Balkanlı “Edirne’mizin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümünü büyük bir gururla kutladığımız bugün, ne yazık ki kutlamalar hak ettiği coşku ve katılımla kutlanmaması bir öğretmen olarak içimi acıttı. Bunun en temel nedeni, 25 Kasım’ın Edirne’de resmî tatil ilan edilmemesi ve okulların açık olması nedeniyle öğrencilerimizin ve halkımızın törenlere katılımının düşük olmasına neden olmuştur” dedi.
Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi:

Dünyanın birçok ülkesinde bir kentin kurtuluşu, kuruluş yılı, özgürlük ya da bağımsızlık günü resmî tatil olarak kabul edilir. Çünkü bu tür günler sadece tarihsel bir anma değil, aynı zamanda toplumun ortak hafızasını, birlik beraberlik duygusunun ve coşkusunun gelecek nesillere aktarılmasını ifade eder.
Edirne gibi köklü bir tarihe sahip bir şehirde, kurtuluş gününün resmi tatil olmaması; , katılımın sınırlı, gençlerin ve çocukların töreni görmedikleri için bilinci yaşayamaz halde kalmasına yol açmaktadır.
Yıllarını eğitime vermiş emekli bir öğretmen olarak gözlemim şudur:
Öğrenciler tarih bilincine sahip olacaksa, o tarihi yaşayarak öğrenmelidir.
Sınıf içinde anlatılan bir tarih ile meydanda yaşanan bir tarih aynı değildir. Bugün Edirne’nin çocukları ve gençleri, kendi şehirlerinin kurtuluşunu yaşayan bir nesil olma fırsatını kaybetmiştir.
Bu durum, Edirne’nin değerlerine ve tarihine yakışmamaktadır.
Edirne’nin kurtuluş günü, Edirne’de bir bayramdır; bayram ise halkla, çocuklarla, gençlerle, meydanlarda yaşanır. Bu nedenle 25 Kasım’ın resmî tatil olması artık bir tercih değil, tarihimize saygıdan dolayı resmi tatil ilan edilmelidir.
Bu şehrin evlatları kendi kurtuluşunu yaşayarak öğrenmelidir.
Edirne’nin kurtuluş yılları, dar programlara sıkıştırılmış değil, geniş katılımlı, coşkulu bir şehir bayramı olarak kutlanmalıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Edirne’nin tarihine ve değerlerine sahip çıkmaya devam edecek; 25 Kasım’ın resmî tatil olması için her platformda mücadelemizi sürdüreceğiz.Bu vesileyle tekrar tüm halkımızın bayramı kutlu olsun.

‘Bir çalışana bir emekli’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, bugün Edirne’de neredeyse 1 çalışana 1 emekli düştüğüne dikkat çekti. Meriç, “Bu tablo bütçesel bir problemden öte, bir ülkenin üretim kapasitesinin ve demografik yapısının nasıl çökertildiğinin açık göstergesidir” dedi.
Geçtiğimiz günlerde açıklanan SGK verileri hem Türkiye ekonomisinin gerçeklerini hem de yıllardır süren kötü yönetimin ağır sonuçlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğunu savunan Başkan Meriç, “Bu verilere göre Edirne’de emekli, dul ve yetim aylığı alanların sayısı aktif çalışan sayısını geçmiştir. Bu tablo bütçesel bir problemden öte, bir ülkenin üretim kapasitesinin ve demografik yapısının nasıl çökertildiğinin açık göstergesidir. Bugün Edirne’de neredeyse 1 çalışana 1 emekli düşmektedir. Bu oran, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilir olmadığını, ekonominin üretim gücünü kaybettiğini ve hükümetin yıllardır uyguladığı başarısız politikaların gerek ülkemizin gerekse de Edirne’nin de dahil olduğu 21 kenti kırılgan hale getirdiğini kanıtlamaktadır” dedi.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
Ekonomik Gerilemenin Sebebi: Tüketim Ekonomisinin Çöküşü
Türkiye yıllardır üretimden koparılmış, dışa bağımlı, sıcak paraya mahkûm bir modele hapsedilmiştir. Bugün Edirne’nin ve ülkemizin yaşadığı bu dengesizlik;
İthalat ağırlıklı ekonominin,
Kur-faiz-enflasyon krizlerinin,
Tarım ve sanayide kapasite kaybının,
Genç işsizliğinin yapısal hale gelmesi sonucunda ortaya çıkmıştır.
Sosyal güvenlik sistemi SGK Başkanı’nın da daha önce ifade ettiği gibi ‘yaşam süresine bağlı’ bir matematik problemi değil; bir üretim kapasitesi problemidir. Üretmeyen, istihdam yaratmayan, katma değer üretmeyen ekonomilerin sonu bugün Edirne ve diğer 21 ilde görüldüğü gibi çözümsüzlük olur.
EYT Düzenlemesi: Ekonomik Akla Aykırı Popülizm
Zafer Partisi, EYT’lilerin mağduriyetlerinin giderilmesini savunmuştur. Ancak hükümetin uyguladığı EYT modeli,
Hiçbir mali etki analizi yapılmadan,
Sosyal güvenlik denge tablosu hesaplanmadan,
İstihdamı koruyacak geçiş modeli tasarlanmadan hayata geçirilmiştir.
Sonuç ne olmuştur?
Emekli sayısı patlamıştır.
Aktif çalışan sayısı bir anda azalmıştır.
Kayıt dışı çalışma zorunluluğu artmıştır.
Bütçe üzerindeki yük tarihte görülmemiş düzeye çıkmıştır.
EYT’nin maliyeti, plansızlığın en net ekonomik örneklerinden biridir. Bugün Edirne’de yaşanan dengesizliğin önemli bir kısmı bu yanlış mühendisliğin doğrudan sonucudur.
Sığınmacı Ekonomisinin Yıkıcı Etkisi: Çalışan sayısının düşmesinin bir diğer nedeni de yalnız Edirne’de değil ülkemizin her yerinde bulunan sığınmacı tercihli düşük ücretli istihdam modelidir.
Bu model ne yapmıştır?
Türk vatandaşının çalışma koşullarını bozmuştur.
Ücretleri aşağı çekmiştir.
Gençleri iş piyasasından uzaklaştırmıştır.
Kayıt dışılığı kronikleştirmiştir.
Sonuç olarak ülkemizde yaşlanan bir nüfusla bırakılmış, sosyal güvenlik dengesi bozulmuştur. Emekli maliyeti göreceli olarak ağırlaşmış olduğu gibi yaptığımız akademik çalışmalarda ise sığınmacıların ülke ekonomisine olan katkılarının binde 1 oranında dahi olmadığı tespit edilmiştir.
Mali Disiplinin Çöküşü ve Sosyal Güvenliğin Siyasi Araç Haline Getirilmesi
Ekonomi yönetimi yıllardır sosyal güvenlik sistemini teknik bir kurum değil, siyasal popülizme açık bir mekanizma olarak görmüştür. Bunun bedeli ağırdır:
SGK açıkları her yıl artmaktadır.
Merkezi bütçe sürekli SGK’yı sübvanse etmek zorunda kalmaktadır.
Prim sisteminin mali mantığı bozulmuştur.
Emekli maaşları enflasyona ezdirilmiş, reel refah kaybı büyümüştür.
Zafer Partisi’nin Ekonomik Perspektifi: Üretim + Mali Disiplin + Milli İstihdam
Zafer Partisi’nin yaklaşımı nettir: Bir ekonomik model üretmeden, tasarruf etmeden, istihdam yaratmadan sürdürülemez. Emeklilik sistemini sadece prim veren aktif çalışanlara bağımlı kılmaktan kaçınılmalı: devlet, kamu kaynakları ve mali kapasite açısından sürdürülebilir bir yapı kurulmalıdır.MMT (Modern Para Teorisi) benzeri yaklaşımlar ışığında, devletin parasal egemenliği ve kapasitesi dikkate alınarak, emekli maaşlarının finansmanı uzun vadeli bir yük değil, stratejik bir taahhüt olarak ele alınmalıdır. Emekli gelirleri ve çalışan katkıları arasındaki denge, sosyal adaleti gözeten bir yeniden düzenlemeyle iyileştirilmelidir.
EYT’ye Kalıcı Çözüm
EYT düzenlemesinin yarattığı sürpriz mali baskıyı azaltmak için “kademeli emeklilik” mekanizması getirilebilir: emeklilik yaşı, kademeli prim sistemine göre yeniden yapılandırılabilir.
Emeklilik planlamasında bireysel esneklik sağlanmalı: isteyen EYT’liler erken emekli olurken, isteyenler daha uzun süre çalışmayı ve daha yüksek maaş alma opsiyonuna sahip olmalıdır.
Emeklilik sistemine katılımı teşvik etmek için, emekli olan ve çalışmaya devam eden vatandaşlara özel vergi / prim avantajları düşünülebilir.
Edirne halkına sesleniyoruz: Emeklilerimizin hakları ve refahı önceliğimizdir; ancak bu refahı sürdürülebilir kılmak zorundayız. Gençlerimizin geleceği ve yerel kalkınma bizim için stratejik bir konudur; Emeklilik sistemini daha adil, daha üretken ve sürdürülebilir kılmak Zafer Partisi’nin temel hedeflerindendir. EYT mağdurları da Zafer Partisi’nin reform ajandasının merkezindedir: Geçmişe borçlanmak yerine birlikte çözümler üretelim.

CHP Gençlik Kolları’ndan ‘TRT’ çağrısı!

Olgay GÜLER
CHP Edirne Gençlik Kolları il yönetimi, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılanmasının TRT’den canlı yayınlanmasına yönelik taleplerini, gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla yineledi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, Marmara Cezaevi’nde tutuklu olarak yargılaması süren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için, partisinin duruşmaların TRT’den canlı yayınlanması yönündeki talebi sürüyor. Söz konusu talep ülke genelinde gençlik kolları tarafından basın açıklamalarıyla yinelendi. Eş zamanlı olarak gerçekleştirilen açıklama Edirne’de trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştirildi. Basın açıklamasını, İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata okudu. Açıklamaya, CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de destek verdi.


‘SUÇ DEDİLER, SUÇ ÇIKMADI’
Hata, İBB davasıyla ilgili yayınlanan iddianame aracılığıyla manipülasyon yapılıp, gerçeklerin gizlenmeye çalışıldığını söyledi. Hata, “Valizlerde para var dediler; Jammer olduğu ortaya çıktı. 560 milyar yolsuzluk var dediler; iftiranamede 160 milyara düşürdüler. Aradaki 400 milyar unutuldu, 160 milyar ispatlanamadı. Farklı tarihlerde, farklı kişiler noktasından virgülüne bire bir aynı ifadeyi verdi. Seçim çalışması suç sayıldı. Kreş bağışları rüşvet sayıldı. Kurultayımızdaki sloganlar, pankartlar, tezahüratlar suç sayıldı. Yolsuzluk soruşturması dediler CHP’ye kapatma istemi çıktı. Tek kare fotoğraftan casusluk çıkardılar, örgüt şemasına koydular. ‘KİPTAŞ’tan delegelere daire verildi’ dediler tek bir kayda rastlanmadı. ‘Delegelere Iphone dağıtıldı’ dediler. Bahsedilen telefon modelinin o tarihte henüz piyasaya sürülmediği ortaya çıktı. ‘Parkelerin altından 2 milyon dolar çıktı’ dediler iddianamede yer almadı. ‘İmamoğlu dükkanımı gasp etti’ dediler, yapısı kaçak çıktı. Neydi hakikat? Örgüt dediler. Örgüt çıkmadı. Suç dediler. Suç çıkmadı” dedi.
‘TRT İFTİRAYI BESLİYOR’
İddianamenin ‘kopyala-yapıştır’ yönteminden ibaret olduğunu dile getiren Hata, TRT’yi hedef alarak, “Bugün karşımızda öyle bir tablo var ki, 86 milyonun vergisiyle ayakta duran TRT, muhalefetin söylemlerine yer vermeye tenezzül dahi etmiyor, bu da yetmezmiş gibi bir de muhalefete yönelik bir karşı propaganda yürütüyor. Halkın haber alma hakkını koruyan bir kurumun böyle çalışması asla ve asla kabul edilemez. 19 Mart’tan sonra yaşanan süreçte, siyasi operasyonların ekran ayağı haline gelen ve sözde dezenformasyonla mücadele içinde olduğunu söyleyen iktidarın dezenformasyon makinası TRT, her gün yaptığı haberler ve yayınlarıyla iftirayı besliyor. Bu ülkenin milyonlarca yurttaşının vergisiyle çalışan bir kurumun görevi bu mudur?” şeklinde konuştu.


‘DAVA TRT’DE CANLI YAYINLANSIN’
İBB Belediye Başkanı İmamoğlu’nun yargılanmasının, milletin vergisini verdiği TRT’den canlı yayınlanması çağrısında bulunan Hata, “TRT yerinde duruyor. Stüdyolar yerinde. Kameralar yerinde. Bu milletin ödediği vergilerle alınan tüm ekipmanlar yerinde. Bugün CHP Gençlik Örgütleri olarak; Türkiye’nin dört bir yanından duyulacak bir çağrı yapıyoruz: Mecliste yasal düzenlemeler yapılsın. Duruşmalar, TRT’den canlı yayınlansın. Bu halkın vicdanından, milletin adalet duygusundan korkmayın. Bilinsin ki karşımızda her ne kadar siyasi güçlerini öfke ve korku üzerine kuran bir iktidar olsa da bizler haklı, erdemli ve güçlü bir mücadelenin sahipleriyiz. Biz kendimize güveniyoruz. Karanlık yolları aydınlatacak adalet meşalesini her daim yanımızda taşıyoruz. 86 milyonun vicdanına, Halkın adaletine güveniyoruz. Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın; Dezenformasyon son bulsun, masumiyet karinesi korunsun. Onlar her gün, her saat konuşuyor bir de Ekrem başkan konuşsun. Dava TRT’de canlı yayınlansın” diye konuştu.