Olgay GÜLER Edirne’de Mart ayında mazbatalarını alarak göreve başlayan Anahtar Parti Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkçı, Aralık ayı sonuna kadar ilçe başkanlıklarına atamaları tamamlayıp, ilk il kongresini yapmak istediklerini söyledi. İYİ Parti’nden ayrılan Yavuz Ağıralioğlu’nun, 28 Ekim 2024’te kurduğu Anahtar Parti’nin Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkçı ve yönetimi, Hudut Gazetesi Haber Merkezi’ni ziyaret etti. Gazetemiz imtiyaz sahibi Gönül Uyanıktır ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mehmet Şeleci’nin ağırladığı heyette, il başkanı Balıkçı’nın yanı sıra merkez ilçe başkanı Ünsal Eral, İl Kadın Kolları Başkanı Seyhan Tetik, il ekonomi politikaları başkanı Cem Yorganlı, il kültür, sanat ve turizm politikaları başkanı Halil Uğur Demirel ve il teşkilat başkanı Davut Akıncı hazır bulundu.
‘ŞU ANDA BEŞİNCİ PARTİ KONUMUNDAYIZ’ Ziyaretle ilgili konuşan İl Başkanı Balıkçı, Anahtar Parti’nin hızlı bir yükseliş içerisinde olduğunu belirterek, “Türkiye’de 161. parti olarak kurulduk. Genel başkanımızın ifadesiyle şu an beşinci parti konumundayız. Mart 2025’te de Edirne teşkilatı kurmaya yönelik mazbatamızı aldık. Çok kısa bir sürede 50 kişiyle yönetim kadromuzu oluşturduk, teşkilatımız kurduk. Ondan sonraki çalışmalarımızda merkez ilçe başkanlığını atadık. Şu anda onun yönetimini de oluşturduk sayılır. Bu hafta itibariyle yeterli sayıya ulaştık. Son birkaç evrak eksiklerini tamamlayıp kısmetse bu hafta sonuna kadar merkez ilçe başkanlığının hem yönetimi, hem disiplin kuruluyla ilgili kuruluşuna vereceğiz, teslim edeceğiz. Önümüzdeki hafta kurulmuş olacak merkez ilçe” dedi. ‘İL GENELİNDE ÜYE SAYIMIZ 200’E ULAŞTI’ İlçelerdeki örgütlenme çalışmaları hakkında da bilgi veren Balıkçı, “Keşan İlçe Başkanı’nı atadık. Orada da yeterli sayıya ulaştık üye olarak. Kısmetse 1-2 hafta içinde de yine eksik evrakları tamamlayıp onun da kuruluşunu vereceğiz. Üçüncü ilçe olarak Lalapaşa, Süloğlu, Uzunköprü ve İpsala, aynı zamanda Meriç’le görüşmelerimiz devam ediyor. Bu görüşmelerin sonucunda bir ilçe başkanı daha atarsak yüzde 30’a ulaşmış olacağız. Üç ilçe yönetiminden sonra da il yönetimi kongresine gideceğiz. Amacımız yılsonuna kadar bunu tamamlamak. Şu anda 150’nin üzerinde üye sayımız mevcut. Diğer ilçelerimizle beraber 200’e yaklaştık. Hızlı bir şekilde artış devam ediyor” diye konuştu.
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, partisinin Ankara’da düzenlenen 3. Olağan Büyük Kongresi’ne Edirne teşkilatının yoğun bir coşkuyla katıldığını belirtti. Çalışkan, kongrenin Türkiye siyaset tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Kongrenin yaklaşık 102 bini aşan katılımcıyla Cumhuriyet tarihinin en yüksek katılımlı siyasi parti kongrelerinden biri olarak kayda geçtiğini ifade eden Çalışkan, bu büyük buluşmanın partinin toplumdaki karşılığını net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getirdi. Çalışkan, “Bu muazzam kalabalıkla Yeniden Refah Partisi adeta tarih yazdı” dedi.
Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın kongre alanına giriş yapmadan önce dışarıda toplanan kalabalığa hitap ettiğini aktaran İl Başkanı Çalışkan, Erbakan’ın konuşmasında birlik, inanç ve kararlılık mesajları verdiğini vurguladı. Katılımcıların Türkiye’nin dört bir yanından gelmesinin dikkat çekici olduğunu belirten Çalışkan, “Bu tablo, Yeniden Refah Partisi’nin sadece bir siyasi oluşum değil, milli görüş çizgisinde ortak bir umudu taşıyan güçlü bir hareket olduğunu bir kez daha gösterdi” ifadelerini kullandı. Kongrede Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyelerinin yeniden belirlendiğini hatırlatan Çalışkan, seçilen yeni yönetime başarılar diledi. Edirne İl Başkanlığı olarak kongreye 8 delege ile aktif şekilde katılım sağladıklarını aktararak, teşkilatın sürece güçlü bir katkı sunduğunu söyledi. Yeniden Refah Partisi’nin kongrede ortaya koyduğu mesajın, “İş başa düştü” diyerek çıkılan yolun yeni bir aşaması olduğunun altını çizen Çalışkan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Milletimizin desteği, teşkilatlarımızın gayreti ve Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın ‘ahlak ve maneviyat merkezli’ siyaset anlayışıyla Yeniden Büyük Türkiye idealine daha güçlü adımlarla ilerleyeceğimize inanıyoruz. Edirne teşkilatı olarak bu kutlu yürüyüşte omuz omuza ilerlemekten büyük bir gurur duyuyoruz. Kongremize katılım sağlayan, destek veren ve inancını bize emanet eden tüm hemşerilerimize teşekkür ediyoruz.”
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İBB iştiraki Kültür A.Ş ile ilgili sosyal medya üzerinden paylaştığı iddialarına Cumhuriyet Halk Partisi’nden sert tepki geldi. Aksal’ın sosyal meyda hesabı üzerinde paylaştığı rakamların gerçeği yansıtmadığını savunan CHP’liler “Belge olmadan ortaya atılan her iddia siyaseti kirletir” diyerek tepkilerini gösterdi.
TEK BİR RESMİ RAPOR YOK
CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, sosyal medya hesabından iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu. Balkanlı, “Gerçek olsa bir tek resmi rapor ortaya koymaktan çekinmezlerdi” dedi.
Balkanlı, Aksal’ın paylaştığı verilerin hiçbir resmî belgeye dayanmadığını söyleyerek, “Sayın Aksal’ın ortaya attığı bu rakamlar doğru olsa, bugün tek bir denetim raporu, tek bir Sayıştay bulgusu, tek bir mahkeme kararı kamuoyunun önünde olurdu. Ama yok. Çünkü bu iddialar gerçeği gizlemek için hazırlanmış billboardlardan, montaj olduğu açıkça belli rakamlardan ibaret” diye konuştu.
Balkanlı, siyasetin dürüstlük gerektirdiğini belirterek, “Siyaset, yalanı büyütme sanatı değildir, millete doğruları söyleyebilme cesaretidir. Elinizde belge varsa açıklayın, yoksa milletin vaktini bu kurgularla harcamayın. Gerçekler sizin değil, milletin tarafındadır” dedi.
YAZGAN “KANITLASINLAR, BİZ İSTİFA ETMEYE HAZIRIZ”
Aksal’ın iddialarına tepki gösteren bir diğer isim ise CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan oldu. Yazgan, sosyal medya hesabından verdiği yanıtta Aksal’ın sözlerini sert bir dille eleştirdi.
Milletvekili Yazgan, “Kanıtlasınlar, biz de istifa edelim. İddia etmek başka, gerçeği söylemek başkadır. Hakim rolüne bürünmeyin, ortaya belge koyun”dedi.
Yazgan, toplumun yanıltıldığını savunarak, “Siyasi iddiaların içi boş olmamalıdır. Kamuoyunun güvenini sarsan bu yaklaşım kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
“BİLGİ KİRLİLİĞİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
CHP Edirne teşkilatı, Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik kampanyaların seçim dönemine endeksli olduğunu savunarak, “Kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması için mücadelemiz sürecek” açıklaması yaptı.
AKSAL, NE DEMİŞ Tİ?
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda “Kültür A.Ş, 2021’deki ihalede kamuyu 53 milyon 572 bin 950 lira; 2024’teki ihalede ise 225 milyon 33 bin 125 lira zarara uğrattı” demişti.
Olgay GÜLER Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Edirne Belediyesi hakkında yayınlanan 2024 Sayıştay raporunu değerlendirdi. CHP Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, CHP merkez ilçe başkanlığında basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda, Sayıştay’ın Edirne Belediyesi hakkında yayınladığı 2024 raporunu değerlendiren Akgüngör, belediyenin mali yönden gösterdiği başarıya dikkat çekti. Akgüngör ayrıca, Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle, eğitim döneminin ortasında yıkılmasını da eleştirdi. ‘KENT KAYNAKLARININ DOĞRU YÖNETİLDİĞİNİN GÖSTERGESİ’ Sayıştay raporunun belediyenin mali disiplinini, şeffaf yönetimini ve halk yararını esas alan hizmet anlayışını açık bir şekilde teyit ettiğini söyleyen Akgüngör, “Türkiye’nin ağır bir ekonomik krizle boğuştuğu, belediye bütçelerinin yüksek enflasyon, artan faizler ve İller Bankası kesintileri nedeniyle büyük baskı altında olduğu bir dönemde, Edirne Belediyemiz gelirlerini %35 oranında artırmayı başarmıştır. Bu başarı, kentimizin kaynaklarının doğru yönetildiğinin en somut göstergesidir. Sayıştay raporu, belediyemizin kaynaklarını halkımız için etkin, verimli ve adil biçimde kullandığını; mali tabloların ise birkaç teknik düzenleme dışında doğru ve güvenilir olduğunu belirtmektedir. Bu durum, Edirne Belediyesi’nin hesap verebilir ve şeffaf yönetim anlayışının ulusal bir kurum tarafından tescillenmesi anlamına gelmektedir” dedi.
‘BAŞKAN GENCAN’I VE TÜM BELEDİYE EMEKÇİLERİNİ TEBRİK EDİYORUZ’ Akgüngör, 2024’ün yalnızca Edirne için değil, Türkiye’deki tüm belediyeler için olağanüstü zor bir yıl olduğuna vurgu yaparak, “Artan maliyetler, yüksek faiz yükü, personel giderlerindeki tarihi artış ve merkezi idareden aktarılan paylardaki düşüş; yerel yönetimleri yatırım ve hizmet üretiminde zorlamıştır. Böyle bir tabloda Edirne Belediyemizin bütçe disiplinini koruması; sosyal hizmetlerden altyapıya, çevre düzenlemesinden ulaşıma kadar birçok alanda hizmetlerini aksatmadan sürdürmesi takdire şayandır. Sayıştay raporu ayrıca, toplu taşımada dijital dönüşüm, kamu mülklerinin korunması, ruhsatsız işletmelerin kayıt altına alınması gibi birçok alanda Edirne Belediyesinin önemli ilerlemeler kaydettiğini ortaya koymaktadır. Tüm bunlar, çalışan, üreten ve halkına karşı sorumluluğunu yerine getiren bir belediye fotoğrafıdır. Bu başarı, Edirne Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan’ın kararlı, disiplinli ve halkçı yönetim anlayışının eseridir. Kendisini ve tüm belediye emekçilerini içtenlikle tebrik ediyor; Edirne örgütü olarak yanlarında olduğumuzu güçlü bir şekilde ifade ediyoruz” diye konuştu. ‘RAPOR NEDEN OKUL ÖNCESİNE YETİŞTİRİLMEDİ?’ Depreme dayanıksız olduğu raporu verilen Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi hakkında, eğitim yılının ortasında yıkım kararı alınmasını eleştiren Akgüngör, “Yıkım kararı alınan Yıldırım Anadolu Lisesi’nin eğitimin ortasında yıkım kararı doğrumudur? Rapor neden okul sezonu öncesinde yetiştirilmemiştir? Edirne’de Trakya Birlik, Meriç İlkokulu, Gazi İlkokulu, Mimarsinan Ortaokulu ve Öğretmenevi yerine neden yenisi yapılmamıştır. Daha kaç okulun yıkılması planlanmaktadır? Eğitim zayıflatılması ve kalabalıklaştırılması doğru mudur? Yıkılan, taşınan ve birleştirilen okulların öğrenci sayısı ne kadardır?” ifadelerini kullandı.
Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, işsizliğin ve gelecek kaygısının sonucu olarak kısa yoldan kazanç elde etme anlayışının gelişerek, kumarın yaygınlaştığın, özellikle dijitalleşmeyle birlikte kumarın bir salgın haline geldiğine dikkat çekerek, partisince hazırlanan ‘Şans Oyunlarının ve Bahislerin Yasaklanmasına Dair Kanun Teklifi ve Gerekçesi’ni kamuoyu ile paylaştı.
Vatan Partisi İl Başkanı Ateş, ‘Devlet kumar oynatmaz’ başlıklı yazılı açıklamasında, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından çeşitli liglerde görev yapan bazı hakemlerin ve futbolcuların bahis oynadıkları konusunda gündeme getirilen iddiaların günlerdir kamuoyunda konuşulduğunu anımsatarak, “ Hemen her konuda olduğu gibi sistemin sahipleri yine konunun özünü, sorunun kaynağını değil sonuçlarını topluma tartıştırıyorlar. Bütün dikkatler bahis oynadığı iddia edilen hakemlere ve oyunculara odaklanıyor. Bahis konusunun gündeme gelmesi ancak sorunun kaynağının üzerinden atlanması üzerine Vatan Partisi olarak bir süredir konunun uzmanı hukukçularla, psikiyatrlarla, akademisyenlerle çalışarak hazırladığımız ‘Şans Oyunlarının ve Bahislerin Yasaklanmasına Dair Kanun Teklifi ve Gerekçesi’ni bugün kamuoyuna açıklamaya karar verdik” dedi.
Bugün yasal ya da yasadışı ne şekilde tanımlanırsa tanımlansın bahis ve kumar toplumu içten içe çürüten bir hastalık hâlini aldığını belirten Ateş, şunları söyledi:
DEVLET BAHİS OYNATMAZ
“Devlet, sözde kumarı yasaklamıştır. Ancak rulet masasından kaldırılan vatandaşımız, İddaa bayilerinde, Milli Piyango ve at yarışı sitelerinde devlet eliyle kumar oynamaktadır. Kumarhaneler sözde kapalıdır, ancak neredeyse her eve bir kumarhane girmiştir. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar kumar masasına dönmüştür.
Devlet kumar oynatmaz. Devlet bahis oynatmaz. Devlet bunlarla mücadele eder. Aileleri parçalayan, kişileri intihara sürükleyen, emeksiz para kazanma anlayışıyla toplumsal ahlâkı yerle bir eden bu belayla artık yüzleşme zamanı gelmiştir. Hem kamuoyunu hem de başta iktidar olmak üzere tüm siyaset dünyasını hakemlerle ve futbolcularla değil, onları buraya sürükleyen sistemle mücadeleye çağırıyoruz. Şimdi gerekçesiyle birlikte kanun teklifimizi Milletimizin dikkatine sunuyoruz.
Talihe bağlı kazanç elde etmeyi amaçlayan kumar, bahis ya da şans oyunları olarak adlandıran uygulamalar birçok yönden bireyi, aileyi, toplumu ve giderek millî güvenliği tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır. Bu nedenle ‘yasal’ ya da ‘yasadışı’ ayrımı yapmaksızın her türden kumar faaliyetinin oynatılmasının ve oynanmasının yasaklanması, kolay yoldan para kazanma arayışı ile iktisadi, kültürel ve yasal bir savaş vermek zorunluluk haline gelmiştir.
Her ne kadar kumar, bahis ya da şans oyunları gibi farklı adlandırmaları olsa da emek ya da iktisadi faaliyet dışı, talihe bağlı tüm kazanç arayışları özü itibariyle aynı sınıflandırmaya dâhildir. Hepsine birden kumar denilmesi tanıma uygundur.
MİLLİ PİYANGO – SPOR TOTO
Ülkemizde kumar olarak adlandırılan, kazanç amacıyla yapılan masa ve makine oyunları yasaklanmıştır. 11 Aralık 1996 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kumarhane olarak adlandırılan mekânlar kapatılmıştır. Bu mekânların kara para aklama, ‘mafya’ olarak adlandırılan organize suç örgütleriyle bağlantılı olma gibi suçların yanı sıra toplumu ahlaken çöküntüye uğratma işlevi, kapatılmanın gerekçesi olmuştur.
Her ne kadar kumarhane olarak bilinen mekanlar kapatılsa da Milli Piyango İdaresi ve Spor Toto Teşkilatı üzerinden kumar yasal olarak oynatılmaya devam edilmektedir. Keza bahse dayalı at yarışları da hâlen faaldir.
Yasal olarak adlandırılan kumar uygulamaları dışında yasadışı çok sayıda çevrimiçi kumar sitesi bulunmaktadır. Sadece 2024 yılında yaklaşık 233 bin yasadışı kumar/bahis sitesinin tespit edildiği ya da engellendiği bilinmektedir. Her türden yasal kumar/bahis sitesinin toplam cirosunun 1,1 milyar ABD Dolarına ulaştığı, buna karşılık yasadışı pazarın ise 10-11 milyar ABD Doları seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir.
Devletimizin yasadışı ve çoğunlukla mafya, suç örgütü gibi yapılara akan kaynakların azalması için yasal bahisi güçlendirmeye çalıştığı böylece kaynakların yurt içinde kalması için yasal kumarı teşvik ettiği anlaşılmaktadır. Yasal bahislerin ve şans oyunlarının son yıllarda çeşitlenmesinin ve yasadışı muadillerine benzemesinin sebeplerinden birisi budur. Ancak bu işe yaramamaktadır. Çünkü yasal kumarı büyütmek, yaygınlaştırmak, bir gelir kapısı olarak reklamını yapmak her durumda ‘daha cazip’ seçenekler sunan yasadışı kumarı daha da azmanlaştırmaktadır. Örneğin yasal kumarda bahis sınırı var ancak yasadışı olanlarda herhangi bir sınır yok. Sonuçta bahis kültürünün büyümesi, toplumu içten içe çürütmekte, bir bağımlılık olarak bireyi intihar dahil geri dönülmez yollara itmektedir.
Mesele kumar ya da türevlerinin yasal olup olmamasında değil, birey ve toplum üzerindeki yıkıcı etkisindedir. Kanun teklifimiz, bu noktaya odaklanmaktadır.
SONUÇ
Ülkemiz ekonomik zorluklar içerisindedir. 24 Ocak 1980 kararlarıyla girilen neoliberal politikalar ülkemizi üretimden koparmış, sıcak para komisyoncularının, dolar ve borsa vurguncularının, faizcilerin dönemi başlamıştır.
İşsizliğin ve gelecek kaygısının sonucu olarak kısa yoldan kazanç elde etme anlayışı gelişmiş ve kumar yaygınlaşmıştır. Özellikle dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte kumar bir salgın halini almıştır.
Kumarın yaygınlaşması; uyuşturucu, fuhuş, alkolizm, boşanma oranlarının artışı, nüfus artış hızının düşmesi, genç işsizliğin artması gibi olgularla birlikte değerlendirildiğinde bir toplumsal çözülmenin işaretidir.”
İl Başkanı Ateş açıklamasının sonunda yukarıda sıralanan gerekçelerle oluşan kanun teklifini kamuoyu ile paylaştı.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Edirne’nin Keşan ilçesinde yaşayan engelli bir ailenin yaşadığı mağduriyeti gündeme getirdi.
Prof. Dr. Akalın, Keşan’da yaşayan Aytekin Demirden isimli bir babanın, engelli oğluna yıllardır özveriyle baktığını, kendisinin de yüzde 40 oranında engelli olduğunu belirterek, devlet kurumlarının tutumları nedeniyle bu ailenin derin bir mağduriyet yaşadığını ifade etti. Akalın, Aytekin Demirden’in oğlunun engelli raporunun yıllar önce yüzde 78 olarak verildiğini, ancak farklı hastanelerden alınan yeni raporlarda bu oranın yüzde 70, yüzde 67 ve yüzde 64’e kadar düşürüldüğünü söyledi. Bu düşüşün sonucunda altı aydır evde bakım maaşının kesildiğini, engelli maaşının da belirli dönemlerde 4.300 liradan 3.200 liraya kadar indirildiğini belirtti.
Akalın konuşmasında, “Bu ailenin yaşadığı mağduriyet sadece ekonomik değildir. Baba beş yıl boyunca ne yakacak yardımı ne de ulaşım desteği alabilmiştir. Ancak aynı dönemde başka vatandaşlara yardım yapılırken kendilerine yapılmaması toplumda derin bir adaletsizlik duygusu oluşturmuştur. Oğlu çok ağır sağlık sorunlarıyla mücadele etmektedir; skolyoz, spinabifida, hidrosefali, sol bacak kısalığı ve gözünde kayma gibi ciddi sağlık problemleri vardır. Annesini de yaklaşık bir buçuk yıl önce kalp krizinden kaybetmiş olan bu çocuk, babasının tek başına verdiği bir yaşam mücadelesi içindedir” ifadelerini kullandı.
Akalın ayrıca, “Oğlunun hayırseverler tarafından verilen üç tekerlekli engelli bisikleti trafik şubesi tarafından bağlanmış, altmış beş gün boyunca tutulmuş ve 21.844 lira ceza kesilmiştir. Vatandaşın tüm çabalarına rağmen kurumlar arası dayanışmayla hiçbir çözüm üretilmemiştir. Altmış beş gün sonunda kaymakamlık cezayı ödeyerek bisikleti iade etmek zorunda kalmıştır. Vatandaşımız bu süreçte defalarca CİMER’e, basına ve sosyal medyaya başvurmuş ancak sonuç alamamıştır. Kurumların birbirini koruduğunu, şikâyetlerin sonuçsuz kaldığını ve medyanın da bu mağduriyetleri görmezden geldiğini belirtmektedir. Yaklaşık dört ay önce Sağlık Bakanlığı skolyoz tedavisi için devreye girmiş ancak herhangi bir sonuç çıkmamıştır” dedi.
Prof. Dr. Akalın, Keşan’daki bu olaya ilişkin tüm bilgi ve belgeleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na elden teslim ettiğini belirterek, “Bu olay tek bir ailenin değil, ülkemizdeki pek çok engelli vatandaşın yaşadığı yapısal bir sorunun göstergesidir. Engellilik oranlarındaki keyfî farklılıklar yardımların sürekliliğini engellemekte, bakım maaşı gibi hayati desteklerin kesilmesi aileleri derin yoksulluğa itmektedir. Engelli rapor oranlarında objektif ve standart bir sistemin oluşturulması, evde bakım maaşlarının kesintisiz devam edebilmesi için geçici gelir güvencesi sağlanması, yerel idarelerde sosyal yardımların kişisel tutumlara bırakılmaması, engelli bireylerin kullandığı araçlara yönelik uygulamaların insan onuruna yakışır şekilde düzenlenmesi ve CİMER gibi denetim mekanizmalarının gerçekten işlevsel hâle getirilmesi artık bir zorunluluk hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Akalın konuşmasında “Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen uçağımızda şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yüce Türk milletinin başı sağ olsun. Onların aziz hatırasına sahip çıkmak, hepimizin en öncelikli görevlerinden biridir.
Ayrıca, terörle mücadelede görev yaparken bedenini vatan müdafaasına siper etmiş, ancak gazilik unvanını alamamış gizli kahramanlarımız da bulunmaktadır. Bakanlık olarak, bu kahramanlarımızın ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve gerekli çalışmaların bir an önce hayata geçirilmesi için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz.
Bu konuda, Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneği’nin önemli bilgi ve belgelere sahip olduğunu da özellikle hatırlatmak isterim” diye konuştu..
Anahtar Parti Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkçı, Türkiye’yi yasa boğan askeri kargo uçağın düşüşüne ilişkin olarak yayımladığı taziye mesajında, “Trakya’nın bağrına düşen ateş hepimizin yüreğini yaktı.” ifadelerini kullandı.
“20 KAHRAMAN EVLADIMIZI VATANA EMANET ETTİK”
Şehitler arasında yer alan Kırklareli–Lüleburgazlı Berkay Karaca ve Tekirdağ–Muratlılı Hava Astsubay İlker Aykut’un haberi, Trakya’da derin bir acı yarattı.
Anahtar Parti Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkçı, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Trakya’nın bağrına düşen bu ateş hepimizin yüreğini yaktı. Evlatlarımız vatan görevlerini ifa ederken şehit olmuşlardır. Aziz şehitlerimizin emaneti, bu milletin onurudur. Sadece Trakya değil, ülkemizin dört bir yanında aynı acı yankılanıyor. Milletimizin başı sağ olsun.”
“ANALARIN GÖZYAŞI VATANIN HAFIZASINDADIR”
Başkan Balıkçı, kazada şehit olan tüm askerler için rahmet dileyerek şu sözleri ekledi:
“Bir annenin ‘vatan sağ olsun’ derken titreyen sesi, bu toprakların gerçek gücüdür. O ses hem acının hem de gururun sesidir. Bu millet, evlatlarının fedakârlığını asla unutmayacaktır.”
Balıkçı, açıklamasını birlik ve dayanışma mesajıyla sonlandırdı:
“20 kahraman evladımızın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Milletimizin birlik duygusu bu acıları aşacak kadar güçlüdür. Şehitlerimizin ruhu şad, mekanları cennet olsun.”
İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi ve partide çeşitli görevlerde bulunan Keşanlı hukukçu Mehmet Tolga Akalın, sosyal medya hesabından yaptığı uzun paylaşımda, parti içinden ve dışarıdan kendilerine yönelik başladığını öne sürdüğü saldırılara yönelik sert ifadeler kullandı.
Akalın’ın paylaşımı partideki kongre sürecine ilişkin değerlendirmeler içerirken, bazı çevrelerin parti içinde fitne çıkarmaya çalıştığını savundu.
Akalın paylaşımında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “ihtiyacı olacak 400 milletvekilini” anarak, bazı kimselerin “politik memur” sıfatıyla dışarıdan talimat alıp partide kargaşa yaratmaya çalıştığını iddia etti. Ayrıca, geçtiğimiz aylarda gündeme gelen bazı söz veya programların “geçmişe ait olmasına rağmen” şimdi yeniden tartışma konusu yapıldığını belirtti. Paylaşımında Meral Akşener’e hitaben de çağrı ve açıklamalar yer aldı.
“VES-SELAM”
Mehmet Tolga Akalın’ın “Ves-selam” ifadesiyle son bulan paylaşımı şöyle:
“Hayırdır muhtereme? Erdoğan’ın ihtiyacı olacak 400 milletvekilini tamamlamak için, politik memuru olduğunuz saraydan sefer görev emri alıp, gitme hazırlığı mı yapıyorsunuz ki; Vakko lakaplı sadık vezireniz ve bendeleriniz maraz çıkarmak için bana, partinin milletvekiline ve Sn Müsavat Dervişoğlu’na saldırıya geçti?
@meral_aksener
Sevgili mücadele arkadaşlarım; 03.01.2025 tarihli Twitter (X) paylaşımıma neredeyse 1 yıl sonra bugün cevap verilme gereği hissedilmiş. Benzer şekilde yine üzerinden oldukça zaman geçen bir TV programımız da niyeyse bugün gündeme getirilmiş.
Bundan birkaç gün önce de benzeri şekilde İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz’un, üzerinden aylar geçmiş sözlerine yönelik saldırılar gelmişti. Ayrıca bugün itibariyle paylaşımlarınızın satır aralarında örtülü, yarınlarda kullanmak üzere Sayın Müsavat Dervişoğlu’na bir takım çamur sıçratma gayretleri de gözümüzden kaçmıyor.
Biz zaten söylediği sözün arkasında duran kişiler olarak müfteriye defans yapılmayacağının bilincinde, her türlü tartışma için gerekli bilgi, birikim, müktesebat, cesaret ve inanca sahibiz.
Bu noktada bir sorun yok. Üzerinde durmamız gereken husus; bayram değil, seyran değil muhteremenin dolma kalemleri son günlerde niye bizlerin üzerinden partide bir kavga çıkarma seferberliğine girişti diye şaşıran dostlara durumu kırıp dökmeden tasvir edebilmekte.
Benim sözümün muhatabı bellidir, dolayısıyla maaşlı elemanları, kirli para sahiplerini cevaplamak gereksiz bulunabilirdi. Ancak samimi, iyi niyetli, ne olup bittiğini anlama çabasındaki mücadele arkadaşlarımızın soru işaretlerini gidermek adına son günlerde başlayan ortalığı karıştırma çabasının doğru okunmasına mütevazı bir katkı sunmak isterim.
Sevgili dostlar biliyorsunuz ki biz bir kongre süreci yaşıyoruz. Aynı zamanda Türkiye’nin bazı odalarında ise terör örgütünün başına gidecek vekilleri, Tayyip Erdoğan’ın aradığı 400 milletvekilini, Cumhur ittifakının ihtiyaç duyduğu yeni partnerleri konuşuyor. Kuruluşundaki emeklerini nakde ve geleceğe yönelik menfaate dönüştürüp, partiyi yok oluş sürecine soktuktan sonra evine gönderdiğimiz bazıları, son il kongrelerinde de umduklarını bulamamışlardır.
Bir politik ayrışmaya ve bunu olabildiğince şatafatlı yapabilmek için politik güç ve zemin inşa etme gayreti içerisine girmişlerdir.
Bunu hem de tam Tayyip Erdoğan’ın 400 vekile ve yeni ittifaklara ihtiyaç duyduğu bir zamanda yapmaları oldukça manidir değil midir?
Her madalyon gibi son günlerde sergilenen madalyon da iki taraflıdır. Bir yüzünde zaman zaman ve tek tek diş çekerek zarar verdiği partiden kongre sürecine müdahale ederek bu kez damak koparıp Cumhur İttifak’ına yarar sağlamak vardır, diğer yüzünde ise bazılarının kendisi olmadan da yürüyen ve büyüyen partiye tahammül edemeyip partiyi zayıf düşürmek çabası.
Bir klişeyi tekrar edelim, evet klişedir ama bazı klişeler tüm zamanlara hitap eder:
‘Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sananlarla doludur…’
İYİ Parti tarihin doğru noktasında dururken, büyük mücadelelerle partiyi bu günlere taşıyan dava arkadaşlarımız, kendisi olmadan tükeneceklerini zannedenlere inat, yeniden mücadele aşkıyla ve heyecanıyla seferber olurken, dolma kalemler aracılığı ile başlatılacak bir fitne ile emeklerin heba edilmesine göz yumamayız.
O yüzden, fedakâr dava arkadaşlarımızın azim ve kararlığını kırma, bin bir emekle bu günlere gelen partiyi bölme amacı taşıyanları ifşa edebilmek, ‘Hey siz kendini uyanık sananlar, neler yaptığınızı biliyoruz, ne yapmak istediğinizi de görüyoruz’ diyebilmek için, aciz tetikçileri de muhatap almak zorunda kalıyoruz.
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın, Cumhuriyet Halk Partisi ve Genel Başkan Özgür Özel’e yönelik sosyal medya paylaşımına CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı’dan sert tepki geldi. Balkanlı, “Atatürk’ün partisine dil uzatmak, halkın yaşadığı ekonomik sıkıntıları görmezden gelmektir” dedi.
Aksal’ın açıklamalarının seviyesiz bir siyasi anlayışın yeni örneği olduğunu belirten Balkanlı, CHP’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sahip çıkan, halkın umudu olmaya devam eden bir parti olduğunu vurguladı.
Balkanlı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün kurduğu ve emanet ettiği partidir. Her geçen gün güçlenerek halkın umudu olmaya devam etmektedir. Atatürk’ün partisi herhangi bir hale düşmemiştir; tam aksine halkın yanında durarak ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkaracak tek gerçek siyasi güç olmuştur.”
Ülkenin ağır bir ekonomik kriz içinde olduğunu hatırlatan CHP Edirne İl Başkanı Balkanlı, iktidarın halkın sorunlarına çözüm üretmek yerine partisine ve Genel Başkan Özgür Özel’e iftira atmakla meşgul olduğunu belirterek şunları söyledi.
“Emekliler temel ihtiyaçlarını karşılayamazken, çalışanların alım gücü eriyor. Esnaf kepenk kapatıyor, çiftçi tarlasına gübre alamıyor, gençler geleceğinden umudunu yitiriyor. AKP’nin temsilcileri ise halkın bu gerçek sorunlarını konuşmak yerine iftiralarla gündem yaratmaya çalışıyor.”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkın her kesiminin yanında olduğunu vurgulayan Balkanlı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz CHP olarak halkın, adaletin ve hakkın savunucusuyuz. Emeklinin, çiftçinin, esnafın ve gençlerin yanındayız. Türkiye’nin her köşesinde halkın umudu olmaya devam edeceğiz.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel halkımızın umududur. İlk seçimde iktidara gelerek, halkımıza hak ettiği adaleti, refahı ve güveni sağlayacağız.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu parti, yandaşların değil, halkın partisidir ve öyle kalacaktır.”
SOL Parti Edirne İl Örgütü, Edirne halkının ortak malı olan otogarın özel kâr odaklı işletmelere devredilmesi yerine, belediyenin kendi eliyle, şeffaf, denetlenebilir ve halkçı bir anlayışla işletilmesi gerektiğini bildirdi.
SOL Parti Edirne İl Örgütü Sözcüsü Nazım Türkoğlu, “Edirne Otogarı belediyenin kendisi tarafından işletilmelidir!“ başlığı altında gerçekleştirdiği yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Edirne’nin onlarca yıldır süregelen en önemli sorunlarından biri olan otogarın kötü işletilmesi, hem kentlilerin hem de kente gelen misafirlerin haklı eleştirilerine neden olmuştur.
Edirne Belediyesi, çözüm olarak otogarın işletmesini yeniden ihaleye çıkarma kararı almıştır. Ancak bu karar yanlıştır ve derhal geri çekilmelidir. Geçmişte defalarca yaşanan olumsuz deneyimler göstermiştir ki, otogarın özel işletmelere devredilmesi kamu yararına hizmet etmemekte, aksine hizmet kalitesini düşürmekte ve denetimsizliği artırmaktadır.
Oysa birçok kentte olduğu gibi, Edirne’de de otogarın belediye tarafından doğrudan işletilmesi mümkündür ve doğru olandır. Otogar, sadece bir ticari alan değil, kentin ulaşım düzeninin, misafirperverliğinin ve kamusal hizmet anlayışının bir parçasıdır.
Edirne Belediyesi’ni bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Belediye, otogarın geleceğiyle ilgili kararları alırken kentteki örgütlü kesimlerle, meslek odalarıyla ve sivil toplum örgütleriyle istişare etmeli; onların önerilerini dikkate alarak otogarı kamu yararına uygun biçimde yeniden düzenlemelidir.
Edirne halkının ortak malı olan otogarın özel kâr odaklı işletmelere devredilmesi yerine, belediyenin kendi eliyle, şeffaf, denetlenebilir ve halkçı bir anlayışla işletilmesi gerekmektedir.
Halkın çıkarı için, otogar belediye tarafından işletilmelidir!