Kategori arşivi: Siyaset

Zafer Partisi’nden CHP’ye destek

Mehmet ŞELECİ

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, mutlak butlan kararının açıklanmasının ardından CHP Edirne İl Başkanlığı binasına giderek, destek verdi.
Başkan Konak, CHP hakkında mutlak butlan kararının verilmesi sürecinin Ocak 2025’te Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın tutuklanarak cezaevine gönderilmesiyle başladığını kaydetti. Konak konuşmasında şunlara yer verdi:
Muhalefete yönelik uygulanan düşman ceza hukuku anlayışı daha sonra Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla devam etti. Ardından farklı belediye başkanlarına yönelik süreçler yaşandı ve bugün geldiğimiz noktada Türkiye demokrasi tarihi açısından son derece kaygı verici bir tabloyla karşı karşıyayız.
Açık konuşmak gerekirse, Türkiye demokrasi tarihinde böylesine büyük bir garabetin yaşandığını düşünmüyorum. Yaşananlar Türk toplumu açısından kabul edilebilir değildir. Vatandaşın oyuyla, delegelerin iradesiyle seçilmiş insanların yerine bir mahkeme kararıyla başka isimlerin getirilmeye çalışılması demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.
Bizler bugün burada yalnızca bir siyasi partiye destek vermek için değil, gelecekte başka siyasi partilerin de benzer süreçlerle karşı karşıya kalmaması adına demokrasiyi savunmak için bulunuyoruz. Çünkü mesele yalnızca bir partinin meselesi değildir; mesele Türkiye’de demokratik düzenin, halk iradesinin ve hukuk güvenliğinin korunması meselesidir.
Bu nedenle bugün CHP Edirne İl Başkanlığı’ndayız. Demokrasiye, milli iradeye ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak adına dayanışma gösteriyoruz.
Demokrasi mücadelemize hep birlikte devam edeceğiz.

Yazgan’dan 100. soru önergesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, TBMM’de 100. soru önergesini çocuklar için verdi. Okul çağında olup okula gitmeyen çocukları Meclis gündemine taşıyan Yazgan, “İlkokul çağındaki çocukların dahi okuldan kopması veya hiç başlamaması, bir neslin geleceğinin kararması anlamına gelmektedir” dedi.

Toplumun her kesiminin sorunlarını TBMM’de dile getiren CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, 100. soru önergesini çocuklar için verdi. Okul çağında okula devam etmeyen çocukları Meclis gündemine taşıyan Yazgan, Anayasayı ve yasaları anımsattı. “Anayasamızın 42. maddesi, kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağını ve ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu olduğunu hüküm altına almıştır” diyen Yazgan, şöyle devam etti:

“Ancak son yıllarda yayımlanan eğitim izleme raporları ve saha verileri, zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen çok sayıda çocuğun örgün eğitim sisteminin dışında kaldığını göstermektedir. Özellikle 6-14 yaş aralığındaki ilkokul çağındaki çocukların dahi okuldan kopması veya hiç başlamaması, bir neslin geleceğinin kararması anlamına gelmektedir. Derinleşen ekonomik kriz, çocuk işçiliği ve sosyal dışlanma gibi faktörler, eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırırken, devletin ‘sosyal devlet’ olma yükümlülüğünü de tartışmaya açmaktadır. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 52. maddesi, çocukların okula devamlılığını konusunda aileleri, mülki idare amirlerini ve ilköğretim müfettişlerini sorumlu kılmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘Erken tespit projeleri var mı?’

Yazgan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde şu soruları yöneltti:

“2025-2026 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Türkiye genelinde zorunlu eğitim çağında olup örgün eğitime kayıtlı olmayan toplam çocuk sayısı kaçtır? Zorunlu eğitim çağında olup okula gitmeyen çocuk sayısı kaçtır? Bu çocukların cinsiyetlerine ve illere göre dağılımı nedir?Bakanlığınızın tespitlerine göre, çocukların okul dışı kalmasındaki temel gerekçeler nelerdir? Maddi imkansızlıklar, çocuk işçiliği ve mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle okuldan kopan çocuklara dair elinizde bir veri seti mevcut mudur?MERNİS kayıtları ile okul kayıtları karşılaştırıldığında, yaş grubuna göre okulda olması gerekirken sisteme hiç girmemiş çocukların tespiti için İçişleri Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürütülmekte midir?Son 3 yılda, çocuğunu okula göndermediği tespit edilen kaç veliye idari yaptırım uygulanmıştır? Bu süreçte sosyal yardım mekanizmaları ile eğitim sistemi arasında bir entegrasyon sağlanmış mıdır?Okuldan kopma riski taşıyan çocukların erken tespiti ve sisteme geri kazandırılması için Bakanlığınız tarafından yürütülen güncel proje ve uygulamalar nelerdir?”

CHP il başkanlarından ortak yanıt

CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayımladığı videonun ardından 81 il başkanı tarafından yapılan ortak açıklamada “Sandığın iradesine de partimizin hukukuna da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e de sonuna kadar sahip çıkacağız” denildi.

CHP Edirne İl Başkanlığı tarafından paylaşılan ortak açıklamada şunlara yer verildi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş 81 il başkanı olarak, partimizin kurumsal kimliğine, seçilmiş organlarına, hukukuna ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde sürdürülen adalet ve demokrasi mücadelesine, sonuna kadar en güçlü biçimde sahip çıktığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

Kökleri Kuvayı Milliye mücadelesine dayanan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Partimiz, meşruiyetini millet iradesinden, gücünü 81 il örgütünden alır.

Partimizde Genel Başkanımızın ve yönetim organlarının nasıl seçileceği bellidir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, kurultayımızın iradesiyle 4 kez Genel Başkanımız olarak seçilmiştir. Sayın Ekrem İmamoğlu da üyelerimizin ve toplamda 15,5 milyon vatandaşımızın oyuyla Cumhurbaşkanı Adayımız olmuştur. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız, ülkemizde kurumları ve kuralları çürüten, toplumsal meşruiyetini kaybeden ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan despot bir iktidarın karşısında tarihi bir direnişle, Partimizi halkımızın umudu haline getirmiştir.

Bu mücadele, Partimizi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yapmıştır. Bugün tüm kamuoyu araştırmalarında Partimiz Türkiye’nin birinci partisidir. Ve iktidar değişimi artık bir takvim meselesidir. Vakti gelmiş bir değişimin önünde kimse duramaz.

Tam bu aşamada görüyoruz ki; 19 Mart Darbesi ile Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımıza yönelen hukuksuz saldırılar, bugün de Partimizin kurumsal kimliğini ve Genel Başkanımızı hedef almaktadır. Partimiz, 19 Mart Darbecileri ile kurultayımızın hür iradesine aykırı olarak ‘butlan’ arzusu taşıyanların oluşturduğu yeni ittifakın saldırıları altındadır.

Herkes bilmelidir ki; Partimizin iktidar yürüyüşü hiçbir siyasi mühendislik girişimiyle ve hiçbir dış müdahaleyle yolundan döndürülemez. Örgütümüzün, delegelerimizin ve milletimizin vermediği hiçbir yetki, iktidar güdümündeki mahkemelerden ve bizatihi Adalet ve Kalkınma Partisi’nden umulamaz ve kullanılamaz.

Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri oynanan tüm oyunları görmektedir ve buna asla teslim olmayacaktır. Sandığın iradesine de partimizin hukukuna da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e de sonuna kadar sahip çıkacağız.

Bugün daha güçlüyüz ve bu saldırılardan daha da güçlenerek çıkacağız.”

‘Gençler ciddi sorunlarla karşı karşıya’

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada gençlerin yaşadığı ekonomik ve manevi sorunlara dikkat çekti.

Çalışkan açıklamasında 19 Mayıs’ın gençliğe verilen değerin, milli ve manevi şuura sahip nesiller yetiştirmenin öneminin simgesi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Ancak bugün geldiğimiz noktada gençlerimiz ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Birçok lise öğrencimiz ekonomik sıkıntılar nedeniyle okul kantinlerinden bir öğün yemek dahi alamaz hale gelmiştir. Gençlerimizin en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir dönemi yaşıyoruz.

Bunun yanında eğitim sisteminde ahlak, maneviyat ve milli değerler konusunda ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Okullarımızda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni eksikliği halen devam etmektedir. Manevi eğitimden uzak yetişen nesillerin geleceğe sağlıklı şekilde hazırlanması mümkün değildir.

Yıllardır ‘Asım’ın Nesli’ söylemleriyle gençlik üzerinden siyaset yapanların bugün ortaya çıkan tabloyu iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Özellikle yakın zaman iktidar partisi tarafından düzenlenen programlarda ortaya çıkan görüntüler, gençliğin hangi noktaya sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Gençliğimizi sadece sloganlarla değil; ahlaklı eğitim, kaliteli öğretim, güçlü aile yapısı ve ekonomik desteklerle korumak zorundayız.

Yeniden Refah Partisi olarak gençlerimizin sadece bugünün değil, yarının da teminatı olduğuna inanıyoruz. Milli ve manevi değerlerine bağlı, ahlaklı, bilinçli ve güçlü bir gençlik için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bu vesileyle tüm gençlerimizin ve milletimizin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.”

Balkanlı: Değişim talebi büyüyor


Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İl Danışma Kurulu Toplantısı’nda konuşan İl Başkanı Yücel Balkanlı, iktidarın tüm engellemelerine rağmen CHP’li belediyelerin çalışmaya, üretmeye ve halka hizmete devam ettiğini söyledi.
CHP Edirne İl Başkanlığı tarafından İl Danışma Kurulu Toplantısı gerçekleştirdi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi salonunda gerçekleştirilen toplantıya CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, partinin merkez ve ilçe başkanları, ilçe ve belde belediye başkanları, önceki dönem il ve ilçe başkanları, önceki dönem milletvekilleri ile partililer katıldı.


‘CHP’NİN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNÜ BÜYÜTMEK İÇİN BİRARAYA GELDİK’
‎Toplantının açılışında konuşan CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, danışma kurulu toplantısında aynı zamanda ülkenin içerisinde bulunduğu tabloyu da değerlendireceklerini belirterek, “Bugün burada yalnızca bir danışma kurulu toplantısı gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda ülkemizin içinde bulunduğu tabloyu değerlendirmek, halkımızın yaşadığı sorunlara çözüm üretmek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü daha da büyütmek için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren büyük emeklerle kazanılmış ekonomik, sosyal ve demokratik değerler ne yazık ki son yıllarda birer birer yok edilmiştir. Cumhuriyet’in temel kurumları zayıflatılmış, hukuk sistemi siyasetin baskısı altına alınmış, liyakat yerine sadakat anlayışı hakim kılınmıştır. Eğitimden sağlığa, tarımdan ekonomiye kadar ülkemizin tüm alanlarında derin bir çöküş yaşanmaktadır. Vatandaşlarımız her geçen gün daha da yoksullaşırken emekliler, işçiler, çiftçiler, esnaf ve gençler ağır bir geçim mücadelesi vermektedir” dedi.


‘HER TÜRLÜ OYUNUN FARKINDAYIZ’
Ülkede gençlerin gelecek kaygısı yaşadığını dile getiren Balkanlı, “Gençlerimiz gelecek kaygısı yaşamaktadır. Üreten kesimler desteklenmek yerine yalnız bırakılmaktadır. Halkın gerçek gündemi ekonomi ve adalet maalesef ikinci plana açılmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada iktidar halkın sorunlarını çözmek yerine baskıyla kutuplaştırmaya ve algı siyasetiyle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Çünkü artık korkmaktadırlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nin büyümesinden, halkın umudu haline gelmesinden korkmaktadırlar. Cumhurbaşkanı adayımız sayın İmamoğlu’ndan korkmaktadırlar. Halkın değişim iradesinden korkmaktadırlar. Bu nedenle belediyelerimize baskılar artmakta, seçilmiş belediye başkanlarımız hedef alınmakta, yargı siyaset aracı haline getirilmektedir. Demokrasiye ve millet iradesine gölge düşürülmek istenmektedir. Ancak bilinmelidir ki; Cumhuriyet Halk Partisi’ni hiçbir baskıyla susturamazlar. Bizleri ayrıştırmaya, örgütümüzü bölmeye, kutuplaştırmaya ve her mücadele azmimizi kırmaya yönelik her türlü oyunun farkındayız. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütlü gücü, dayanışması ve halkın kurduğu gücü, bu oyunların tamamını boşa çıkaracaktır. Çünkü bizim mücadelemiz kişisel değil, memleket mücadelesidir” diye konuştu.


‘DEĞİŞİM TALEBİ HER GEÇEN GÜN DAHA DA BÜYÜYOR’
CHP’li belediye başkanlarının sosyal belediyecilik anlayışıyla Türkiye’ye örnek olduğunu da ifade eden Balkanlı, “Sosyal belediyecilik anlayışıyla yurttaşlarımızın zor günlerinde yanında olan, halkın kaynaklarını halk için kullanan belediye başkanlarımız bugün Türkiye’ye örnek olmaktadır. İktidarın tüm engellemelerine rağmen belediyelerimiz çalışmaya, üretmeye ve halkımıza hizmet devam etmektedir. Biz büyük bir aileyiz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Çünkü halkın değişim talebi her geçen gün daha da büyümektedir. Bizler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin neferleri olarak hak, hukuk ve adalet mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Hiçbir baskı, hiçbir tehdit, hiçbir siyasi operasyon bizi halkın yanında durmaktan vazgeçiremeyecektir. Önümüzde ilk seçimde halkın iktidarını koyacağız” şeklinde konuştu.
Balkanlı’nın konuşmasının ardından il danışma kurulu toplantısı, basına kapalı devam etti.

‘Ekonomi programında tutarlılık yok’

Olgay GÜLER

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Alper Akdoğan, Merkez Bankası’nın yüzde 16’dan yüzde 24’e çıkararak, güncellemeye gittiği 2026 enflasyonu ara hedef tahminine yönelik açıklamalarda bulundu.

Genel Başkan Yardımcısı Akdoğan, partisinin ‘Türkiye’yi STK’lardan Dinliyoruz’ programı kapsamında Edirne’ye geldi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panel öncesi İYİ Parti İl Başkanlığı’na gelen Akdoğan’a burada İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, İl Başkanı Hasan Hakan Şahin ve partililer eşlik etti. Burada basın açıklaması yapan Akdoğan, toplantıya ve ülke gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

‘TÜRKİYE’NİN STK RAPORUNU ÇIKARACAĞIZ’

Edirne’de STK’lar ve esnafla bir araya gelerek sorunlarını dinleyeceklerini söyleyen Akdoğan, “Geçen aydan başlayan, bu ay da devam eden il ziyaretleri programlarımız var, genel başkan yardımcılarımızın katıldığı. Bu kapsamda da ben de Edirne’de hem sayın milletvekilim, hem il başkanım, hem ilçe başkanlarım, teşkilat mensuplarımızla birlikte Edirne’de olacağız, Edirneli vatandaşlarımızla beraber olacağız. Onların dertleriyle hem dert halleriyle hemhal olacağız. Akabinde de bugün saat 2 ile 5 arasında, İYİ Parti olarak Türkiye’de ilkini gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi STK’lardan dinliyoruz programıyla, sivil toplum kuruluşlarının başkanları, yöneticileri, üyeleriyle birlikte bir panel gerçekleştireceğiz. Orada da sivil toplumun siyasetten beklentilerini, güncel sorunlarını, tüm bu tıkanıklığın ülkedeki uzunca bir süredir devam eden yönetim krizinin nasıl aşılacağına ilişkin görüş, öneri, dileklerini, taleplerini dinleyeceğiz. Daha çok onların konuştuğu, bizlerin dinleyici olduğu bir çalışmamız olacak. Bu çalışmaları ülkemizin tüm illerinde gerçekleştirildikten sonra da Türkiye’nin bir STK haritası, STK raporunu, beklentilerini genel merkezimizde hazırlayıp bu çalışmayı da milletimizle paylaşacağız” dedi.

‘EDİRNE, POTANSİYELİNİN ÜSTÜNE ÇIKACAK YATIRIMLARI ALMADI’

Geride kalan 24 yıllık AK Parti iktidarında Edirne’yi, potansiyelinin üzerine çıkaracak yatırımların gelmediğini dile getiren Akdoğan, “Özellikle 25 yıldır AK Parti iktidarıyla incelediğimizde, potansiyelinin üzerine çıkacak yatırımlar da Edirne’ye maalesef gelmemiştir. Civar illerin kalkınma durumlarına baktığımızda, bunu Edirne’mizle karşılaştırdığımızda rakamlar da bize bunu gösteriyor. Tarımda tarihinde ilk defa Türkiye’yi yeni bir terimle karşılaştı değil mi? Tarımla ilgili bütçe sunumunda ekonomi bakanı negatif büyüyen bir tarımdan bahsetti. Yani küçülüyoruz, biz kendimize yetemiyoruz demenin, diyememenin yeni bir söylem üretmesi. Bunlar da tabii ki Edirne’nin, Edirneli çiftçinin, çeltik üreticisinin de etkilenmediğini kabul etmek mümkün değildir” diye konuştu.

‘TUTARLILIĞI OLMAYAN BİR EKONOMİK PROGRAM İÇERİSİNDELER’

Merkez Bankası’nın güncellemeye gittiği yıl sonu enflasyonu ara hedefine değinen Akdoğan, “Programın çalışmadığının en büyük ispatı aslında bu durum. Bu Merkez Bankası’nın yaptığı kaçıncı güncelleme artık takip etmekte gerçekten bizler de yoruluyoruz. Çünkü reel ekonomiyle, tutarlılığı olmayan bir programın içerisindeler. Sizler sadece rakamlarla hoş görünmek için bir çalışma gerçekleştirirseniz bunun toplumda, gerçek ekonomide, yaşayan ekonomide, vatandaşın alım gücünde bir karşılığının olmadığını zaten göreceksiniz. İki tane ekonomik programı karşılaştıralım. Bir AK Parti iktidara ilk geldiği 2002 yılından sonra ‘Güçlü Ekonomiye Giriş’ diye bir ekonomik programları vardı. Oradaki 3-31-32 ayla Mehmet Şimşek’in göreve geldiği bu dönemdeki 31-32 aya baktığımızda oradaki performansların özellikle enflasyon için baktığımızda o dönem yaklaşık 30-35 puan enflasyonda bir iyileştirme gerçekleştirilmiş 2002’den sonraki programda. Buradaki dönemde baktığımızda yüzde 5.5 civarında enflasyonda bir düşüş var. O da TÜİK rakamlarına inanırsınız. Vatandaşa soralım; ‘Bu ekonomik program niçin tutmuyor?’ diye. Ha birileri için çalışıyor. Türk milleti için değil, Londra bankerleri için çalışıyor program, New York bankerleri için çalışıyor, Dubai bankerleri için çalışıyor. Zaten biz ne yapacaksak dışarıya karşı, yani öz yurdumuzda garip öz yurdumuz da parya haline gelmiş bir durumdayız. Siz eli kanlı bir terörist başına statü aramanın peşindesiniz Cumhur İttifakı. Alım gücü, yokluk, yoksulluk ortadayken yurt dışından gelecek olan kaynağı belirsiz paralara varlık barışı getirmenin derdindesiniz. O zaman yani Türk milletinin, Türk insanının, bizim yurttaşlarımızın hakkını kim savunacak? Bizim hükümetimiz savunmayacak mı?” şeklinde konuştu. 

‘BU EKONOMİK POLİTİKA SINIFTA KALMIŞTIR’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da, milletin şu anda açıkla sefalet arasına sıkıştırıldığını söyleyerek, “Türk milleti şu anda açlıkla sefalet arasına sıkıştırılmış. Bakın sefaletle zenginlik arası demiyorum. Açlık ve sefalet. Yani fakirlik sınırı arasına sıkışmış vaziyette. Bunun sebebi tabii ki en önemli sebeplerinden bir tanesi enflasyon. Biz parti olarak bunu aylardır, hatta yıllardır söylüyoruz. Enflasyonla mücadele sadece bir enstrümanla olmuyor. Yani para politikalarıyla olmuyor. Evet para politikaları yani faiz, bunlardan bir tanesi ama bunu destekleyici iki ayrı temel daha var. Tasarruf tedbirleri ve yapısal reformlar. Bakın para politikası tamam, faizle müdahale ediyorsunuz. Bu yetmiyor. Ama tasarruf tedbiri var mı? Hiçbir konuda yok. Dolayısıyla bu şekilde enflasyonu kontrol etmemiz mümkün değil. Bunu bize açıklıkla söylüyoruz. Yıllardır söylüyoruz. Bu ekonomi programınız yanlıştır ve sınıfta kalmıştır. Milleti açlığa sürüklemiştir. Hükümetin uygulamış olduğu bu ekonomik politika yok olmuştur. Kendi yok olduğu gibi milleti de yok etmiştir. O yüzden de bu ekonomik politika sınıfa kalmıştır” ifadelerini kullandı.

‘Kaynaklar bir avuç rantiyeye’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, sosyal güvenliğin bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortası olduğunu belirtti.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Emekliyi yoksullukta eşitleyen düzenin sonu: Zafer ekonomisi ile hak temelli sosyal güvenlik” başlıklı yazıyı açıklamasında,”Her yıl 16 Mayıs’ı içine alan haftada kutlanan Sosyal Güvenlik Haftası vesilesiyle, öncelikle büyük bir özveriyle görev yapan SGK çalışanlarımızın haftasını kutlarım. Ancak bu anlamlı hafta, aynı zamanda Türkiye’nin sürüklendiği ekonomik dar boğazın ve derinleşen toplumsal sorunların en somut yansıması haline gelen sosyal güvenlik sistemimizi; halkımızın ve özellikle emeklilerimizin giderek ağırlaşan sorunlarıyla birlikte yeniden ve ciddiyetle ele alma zorunluluğunu da ortaya koymaktadır” diyerek şunları kaydetti:

Mevcut Durumun İktisadi ve Sosyolojik Teşhisi: ‘Bir Bölüşüm Şoku’

Türkiye bugün, dünya ekonomi tarihinin gördüğü en büyük “bölüşüm şoklarından” birini yaşamaktadır.

Uygulanan neoliberal model ve ‘yolsuzluk kapitalizmi’ yani, kamu gücünün ve kaynaklarının özel çıkarlar ve kayırmacılık (nepotizm) amacıyla kullanılarak sermaye birikimi sağlanması, iktidar yanlısı şirketlere verilen haklar kapitalizmin kar odaklı yapısının, haksız rekabet ve yasa dışı yöntemlerle birleştiği, yolsuzluğun sistemin işleyişine entegre olduğu bir ekonomik yapı olarak tanımlanmasına sebep olmaktadır.

Kaynaklarımızı halkın sosyal güvenliği yerine bir avuç rantiyeye, özel çıkar amaçlı iktidar gruplarının işletmelerine aktarılmaktadır.

Sosyolojik Çürüme:

Emeklimiz bugün sadece yoksul değildir. Emeklimiz ‘sosyal dışlanmaya’ m aruz bırakılmıştır. Ömrünü bu vatana adamış büyüklerimizin yaşadığı sorunlar, ay sonunu dahi getirememeleri, çarşıda pazarda filesini dolduramamaları, Kurban Bayramı öncesinde değil kurbanlık almalarını bayramda torununa harçlık veremeyecek durumda olmaları toplumun kültürel dokusunun ve aile yapısının (mikro-sosyolojisinin) çöküşüdür.

İktisadi Paradoks:

SGK sistemi bugün bir ‘zombi kurum’ haline getirilmiştir. İnsan merkezli ekonomi yerine iktidarın ‘beton -rant ekonomisi’ tercih edildiği için istihdam yaratılamamakta, sisteme taze prim girişi sağlanamamaktadır. Zira primler çalışma hayatımız süreci içerisinde aylıklarımızdan yapılan kesintiler ile oluşturulan havuza aktarılmaktadır. Bu havuzda biriken ücretler ise emekli olduğumuz anda emekli aylığı olarak bağlanmaktadır. Ne var ki sermayeye aktarılan, bütçe uygulamaları, söz konusu emekli olunca bütçe yok denilerek göz ardı edilmektedir. Bu durum daha önce de ifade ettiğimiz gibi ekonominin politik olduğu gerçeğini ve iktidarın emekten, işçiden yana değil de sermayeden yana olduğunu en acı bir biçimde ortaya koymaktadır.

Sosyal Güvenlik Sistemi Nasıl Olmalıdır?

Sosyal güvenlik bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortasıdır. Zafer Partisi Ekonomi doktrinine göre sistem şu sac ayakları üzerine kurulmalıdır:

Primli ve Primsiz Hizmetlerin Yeniden Tanımı:

Devlet, yoksulluk sınırı altındaki Türk vatandaşlarına ‘Ayyıldız Kart’ aracılığıyla aracısız sosyal destek sunarken; çalışanların primlerini sadece ve sadece üretim yatırımlarında değerlendirecek bir ‘Adalet Fonu’ mantığıyla yönetmelidir.

İstihdam Odaklı Aktüeryal Denge:

SGK’nın açığını kapatmanın yolu emekli maaşını kısmak değil, ‘4 Bölge 4 Deniz’  projesiyle sanayiyi ve tam istihdam hedeflemesini Anadolu’ya ve ülke sathına yayarak gençlere sigortalı iş sahaları açmak olacaktır.

Refah Payı ve İntibak Yasası:

Emekli maaşları sadece enflasyona (ki o da sahte rakamlarla) değil, milli gelirdeki artışa (refah payı) endekslenmelidir. Maaşlar arasındaki adaletsizliği giderecek ‘İntibak Yasası’ derhal çıkarılmalı, 3600 ek gösterge tüm mağdurları kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

Zafer Partisi’nin Radikal Çözüm Planı

Bizim modelimiz, saray rejiminin ‘sadaka kültürüne’ karşı, Türk Milleti’nin ‘hak temelli’ planlı kalkınma modelidir.

1. İsrafın Tasfiyesi: Kamudaki makam araçlarını, saray harcamalarını ve yandaş vakıflara aktarılan kaynakları kestiğimizde, SGK’nın yıllık açığının önemli bir kısmını tek kalemde karşılandığı unutulmamalıdır. Bu kaynakların planlı bir model ile tekrar üretime kazandırılması ve neticesinde emeklilerimiz başta olmak üzere Türk halkı hak ettiği müreffeh yaşama istikrarlı bir şekilde kavuşacaktır.

2. Anadolu Kalesi: Sığınmacıları ülkelerine göndererek, sağlık sistemimiz üzerindeki milyarlarca dolarlık yükü bitireceğiz. Kendi vatandaşımız eczanede ilaç farkı öderken, sığınmacının bedava ilaç aldığı bu ‘tersine ırkçılığa’ son vereceğiz.

Açıklamamın sonlarına gelirken, bir kez daha değinmek istediğim bir husus var; kaynak yok değil, niyet kötü! Türkiye, ‘savrulan ekonomiden’ kurtulup ‘devlet planlama’ disiplinine döndüğünde, emeklisiyle, işçisiyle ve esnafıyla beraber zenginleşecektir.

Zafer Partisi, Türk Milleti’nin ‘son savunma hattı’ olduğu kadar, ekonomik kurtuluşunun da tek adresidir. Bilimle, birlik içinde, mutlak zafere! Zafer, Türk Milleti’nin ve Türk ekonomisinin olacaktır!”

CHP İl Başkanlarından ortak açıklama

CHP İl Başkanları ortak açıklama yaparak, “Kirli ve karanlık odakların siyaseti dizayn etme çabasına izin vermeyeceğiz dedi.

Başkanların açıklamasında şunlara yer verildi:

Tarihimizin her döneminde siyasi rekabet yaşanmış, fikir ayrılıkları olmuş, hangi görüşün hakim olacağı konusunda mücadele verilmiştir. Bu mücadelenin yol ve yöntemleri yıllardır bellidir.

AKP iktidarının, vatandaşlarımızın yaşadığı gerçek, yakıcı ve ağır sorunları çözmeye muktedir olmadığı ortaya çıkmıştır.

Zamanı gelen bir iktidar değişimine direnmek için gösterdiği beyhude çaba, AKP’yi en temel insani değerlerimize aykırı marjinal bir pozisyona savurmuştur.

İktidar; siyasi tükenmişliğinin sonucunda ahlaki değerlerinin tamamını da yitirmiş haldedir.

Halkımız; iktidarın ahlaki pusulasını kaybetmesini, iftira atmanın da ötesine geçerek insanların onuruna ve iffetine alçakça saldırılara yeltenmesini ibretle görüyor, not alıyor.

Çaresizce sarıldıkları ahlaksız saldırıların senaryosunun altında karanlık, kadın düşmanı ve sapkın bir zihin yapısının olduğu, bu zihniyetin kimseye bir faydası olamayacağı açıktır.

Genel Başkanımızı, yöneticilerimizi ve bilhassa kadın siyasetçileri hedef alan bu mide bulandırıcı kampanyayı yürütenlerin aciz birer kukla olduğunu biliyoruz. Bu kuklaların iplerini elinde tutan, devletin gücünü kendi gücü zannedenlerin hangi çarpık ilişki ağları içinde yer aldığını da detaylarıyla biliyoruz.

Sefil saldırıların hedefi olan tüm kadın yol arkadaşlarımızın yanındayız. Her birinin hakkını, hukukunu ve onurunu savunmayı görev biliyoruz.

81 ilde Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde, tüm gücümüzle memleketimizin geleceği için çalışmaya dün olduğundan daha kararlı şekilde devam edeceğiz.

Hakikat mutlaka kazanacak.

Hak yerini bulacak.

Halkımız hak ettiği onurlu hayata CHP iktidarında kavuşacak.

Halkın dediği olacak, Türkiye kazanacak.

Yalçın: CHP Türkiye’ye zarar veriyor

Olgay GÜLER

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, belediyelere yapılan operasyonlar üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yüklendi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, İnsan Hakları Başkanlığı’nın 81 ilde düzenlediği istişare toplantıları kapsamında Edirne’ye geldi. AK Parti il başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Yalçın, ülke genelindeki son bölge toplantısını Marmara’da gerçekleştirdiklerini belirterek, “Türkiye’nin birçok bölgesinde bu toplantıları yaptık ve teşkilatımızdan insan hakları konusunda vatandaşlarımızın beklentilerini, dilek ve temennilerini dinleme şansımız oldu. Karşılıklı istişarelerde bulunduk. Gerçekten biz AK Parti olarak her zaman toplumun nabzını tutmaya özel önem gösteren, bütün siyasetini vatandaşın beklentilerine göre belirleyen, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ şiarından hiçbir zaman uzaklaşmadığı için, hep o şiar çerçevesinde iş yaptığı için, aslında vatandaşın nabzını her zaman tutan siyasi parti olmuştur. Şükürler olsun ki vatandaşımızla aramızda kurduğumuz bu gönül bağının sonuçlarını hep beraber gördük” dedi.

‘AK PARTİ, İNSAN HAKKININ SAVUNULMASI GEREKTİĞİ HER DÜZLEMDE VAR OLMAYA DEVAM EDECEK’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, başta insan hakları olmak üzere tüm alanlarda yapılan katkıları devam ettireceklerini dile getiren Yalçın, “Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde bu zamana kadar ülkemize; başta insan hakları meseleleri olmak üzere, tüm alanlarda yaptığımız katkıları arttırarak devam ettirmek ve bu zamana kadar elde edilmiş kazanımları korumak istiyoruz. Çünkü dünya siyaseti gerçekten maalesef insanı merkeze almayan bir dönemden geçiyor. İnsanların yaşamlarının dünyanın dört bir tarafında tehdit altında olduğu, savaşların yoğun bir şekilde hissedildiği, iç çatışmaların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Buna rağmen şükürler olsun biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye olarak çevresindeki bütün zor koşullara rağmen bir barış ve istikrar adası olarak yaşıyoruz. Cumhurbaşkanımızın diplomatik manevraları ve diplomatik becerisi sayesinde bugün Türkiye herhangi bir savaşın parçası olmadığı gibi barış masalarının da ana inşa edicilerinden, ana kolaylaştırıcılarından bir tanesi haline geldi. Hepimiz bununla gurur duyuyoruz. Ama ülkemizin sahip olduğu güvenliğin, huzurun ve refahın paha biçilemez olduğunu da biliyoruz. O yüzden biz AK Parti olarak insan merkezli siyasetimizi devam ettirdikçe, dünyanın her neresinde olursa olsun insanın hakkının savunulmasının gerektiği her düzlemde AK Parti var olmaya devam edecek. Biz vatandaşlarımıza, vatandaşlarımız bize bu teveccühü, karşılıklı saygı ve sevgiyi gösterdiğimiz müddetçe bunun başarılabileceğine inanıyoruz. Bugünkü toplantımız da aslında bu çerçevede gerçekleşiyor. Bu toplantılardan sonra şehrimizde başka ziyaretlerimiz de olacak. Edirne’nin gündemini, Edirne’nin mesele mümkün olduğunca Edirne İl Başkanlığımızda il başkanımızla birlikte ele almaya özen göstereceğiz” diye konuştu.

‘YAŞANAN OLAYLAR AK PARTİ’NİN ALTERNATİFSİZ OLDUĞUNU GÖSTERDİ’

Edirne’de de AK Parti’nin hizmet siyasetini inşa etmek için ellerinden geleni yapacaklarını söyleyen Yalçın, “Birçok kimse artık görüyor ki AK Parti’nin hizmet siyasetinin bir alternatifi yok. Birçok şehirde Türkiye’nin genelinde son dönemde yaşanan olaylar bize hiçbir şeyi göstermediyse bile AK Parti’nin alternatifsiz olduğunu gösterdi. Maalesef bizim konuşmaya bile utanacağımız bazı meseleler Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin ana gündemini oluşturuyor. Her türlü yolsuzluğa bulaştıkları yetmezmiş gibi bir de her türlü ahlaksız ilişkilerin ayyuka çıktığı bir dönemi yaşıyoruz. Biz vatandaş olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden utanıyoruz. Biz gözlemciler olarak Türkiye’nin ana muhalefet partisinin ortaya koyduğu bu görüntülerden, bu söylentilerden utanıyoruz. Tabii ki bunların hepsi mahkemelere yansımış ve mahkemelerin sonuç ve karar verebileceği meseleler. Ama şu ana kadar etrafa saçılanlara baktığımızda, maalesef Türkiye adına bir muhalefet partisi adına utanç duymanın ötesinde söyleyebilecek hiçbir şey olmadığını düşünüyoruz. Türkiye bunu hak etmiyor. Türkiye Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu kötü yönetimini etmiyor. Edirne Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu kötü yönetimini hak etmiyor” şeklinde konuştu.

‘CHP ÜLKEYE ZARAR VERMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYOR’

Cumhuriyet Halk Partisi’nin ülkeye zarar verdiğini dile getiren Yalçın, “Türkiye’nin dört bir köşesindeki Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinden gelen bu pis kokular hepimizi rahatsız ediyor, hepimizin vicdanını sızlatıyor. Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin kendisinin de artık tartışmalara konu olduğunu hep beraber görüyoruz. Araba bagajlarında valizler, valizlere aktarılan paralar, yetmezmiş gibi otel odalarında ortaya konulan aşağılık görüntüler. Bütün bunlar Türkiye’ye yakışmayan görüntüler. Cumhuriyet Halk Partisi maalesef Türkiye’ye zarar vermekten başka bir şey yapmıyor. Ama biz elimizden geldiğince bu kötü gündemleri geride bırakıp Türkiye odaklı, insan odaklı siyasetimizi devam ettireceğiz. Edirne de dahil olmak üzere Türkiye’nin dört bucağına AK Parti’nin ahlaklı, ilkeli, tertemiz, hizmet siyasetini götürmek için elimizden geleni yapacağız. Edirne’de yaptığımız bu toplantının da hayırlara vesile olmasını Cenabıhak’tan niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı. 

Yalçın, basın toplantısının ardından partinin il yönetimi ve teşkilat mensuplarıyla bir araya gelerek toplantı yaptı.

Çiftçi emeğinin karşılığını bekliyor

Olgay GÜLER

Türkiye’nin buğday ihtiyacının önemli kısmının karşılandığı Edirne’de, artan mazot fiyatları gölgesinde ürününü yetiştirmeye çalışan üreticiler, 14 Mayıs Çiftçiler Günü’ne, üretime devam edebileceği fiyat beklentisiyle girdi.

Ülkenin ayçiçeği ve çeltik üretiminde lider, buğday üretimindeyse önde gelen şehirlerinden Edirne’de, üretici 14 Mayıs Çiftçiler Günü’ne, başta mazot fiyatları olmak üzere artan gider maliyetleri gölgesinde girdi. Üretici, hasat döneminin yaklaştığı buğdayda, açıklanacak fiyatı beklerken, CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, fiyatın en az 20 TL olması gerektiğinin altını çizdi.

‘ÖYLE BİR FİYAT VERİLMELİ Kİ, DIŞARIDAN BUĞDAY ARAMAYALIM’

Dünya genelinde son günlerde fiyatların artmaya başladığını dile getiren Gaytancıoğlu, “Son günlerde dünyada gıda fiyatları artmaya başladı. Örneğin buğday fiyatları 180 – 200 dolarlardan önce 220 dolarları, Amerika-İran savaşıyla birlikte şimdi 240 hatta 250 dolarları görmeye başladı. Bunun temel nedeni; aslında dünyada yaşanan istikrarsızlıklar. Kuraklık var, üretimde düşüşler var bazı ülkelerde ama navlun fiyatları, yani taşıma maliyetleri çok arttı. Yani daha önce pandemi döneminde görmüştük bu gıda fiyatlarının artışını, ardından Rusya-Ukrayna savaşında gördük, şimdi Amerika-İran savaşında da görüyoruz. 250 dolar şu anda. Bunda taşımacılık yapacağız, gümrük vergisi var. Yani şunu anlatmak istiyorum; çiftçiye verilecek fiyat öyle bir fiyat olmalı ki, dışarıda gemi aramayalım, dışarıda buğday aramayalım, kendi çiftçimizi destekleyelim” dedi.

‘EN AZ 20 TL OLMALI’

Fiyatın belirlenirken, enflasyon ve mazot fiyatlarının göz önünde bulundurulması gerektiğinin altını çizen Gaytancıoğlu, “Geçen sene bunun 11.5 – 12.5 aralığında olduğunu unutmayalım, bu sene enflasyonu da unutmayalım, mazot fiyatının artışını da unutmayalım, gübre fiyatının artışını da unutmayalım. Çiftçiye en az 20 TL gibi, hatta daha üstünde bir fiyat verelim ki, çiftçi biraz nefes alsın, borcunu ödesin, kişiliğini bulsun, üretim yaptığının karşılığını alsın. Başka ülkelerde bu fiyatlar daha da yükselirse alamazsınız. Pandemi döneminde paramız vardı alamadık, buğday fiyatı 450 dolara çıktı. Yine aynı şeyler olabilir. Kendi çiftçimizi toprağa küstürmeyelim, kendi çiftçimizi destekleyelim. Üretelim, üretmekten başka çare yok” diye konuştu.