Kategori arşivi: Siyaset

Av. Taybıllı CHP İl Başkanı

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Teşkilatı’nda bir dönem merkez ilçe başkanlığı yapan, son yerel seçimlerle belediye meclisine kontenjan üye olarak giren Avukat Harika Taybıllı, partinin Merkez Yürütme Kurulu kararı ile CHP il başkanlığına atandı.

CHP Edirne İl Başkanı Samet Kahraman, 13 Haziran’da görevinden istifa ettiğini açıkladı. Partide il başkanlığına vekaleten aradan geçen 1 aylık süreçte İl Sekreteri Bahar Şevik Elibol vekalet etti. Son kulis bilgilerine göre, CHP’de önceki gün gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK), Harika Taybıllı ismi öne çıktı.

GÖREVLENDİRME YAZISI BEKLENİYOR

CHP’de 2013 yılında merkez ilçe başkanlığı yapan Taybıllı, son mahalli idareler genel seçimlerinde ise partinin belediye meclisine kontenjan aday olarak girdi. Taybıllı’nın seçimlerin ardından belediyede uzun süre ne görev alacağı merak ediliyordu. İl başkanlığına atanmasının ardından Taybıllı’nın partinin genel merkezinden gelecek görevlendirme yazısını beklediği öğrenildi.

‘Emekliye reva mı?’

CHP eski Edirne Milletvekili Doç. Dr.Okan Gaytancıoğlu, çarşı pazar, market yangın yeri olmuşken emekliye reva görülen 2500 TL artışın çok düşündürücü olduğunu bildirdi.
Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından “Emekliyi Yine Düşünmüyorlar” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımında, en düşük emekli maaşına ayrı bir zam diğer emeklilere de ayrı bir zam oranının kabul edilemez olduğunu belirterek şunları kaydetti:


“Suriyelilere, 100 Milyar dolar veriyorlar, yol, köprü, tünel, müteahhitlerine müşteri garantisi veriyorlar, emekliye gelince ‘Batarız(” diyorlar. Çok değil bundan 2 yıl önce en düşük emekli maaşı asgari ücretin üzerindeydi. Şimdi 2500 TL zam için emeklilerimizi perişan ediyorlar.
Düzenli olarak işleyen bir sistem olsaydı, kök maaş, en düşük emekli maaşı gibi kavramlar hayatımıza girmezdi.TÜİK verileri zaten gerçekleri yansıtmıyor. Çarşı pazar, market yangın yeri olmuşken emekliye reva görülen 2500 TL artış çok düşündürücüdür.
En düşük emekli maaşına ayrı bir zam diğer emeklilere de ayrı bir zam oranı zaten kabul edilemez. Bu yönetenler eliyle oluşturulan adaletsiz bir durumdur.

‘Emekli açlığa mahkum edildi’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, AKP hükümetinin 3,7 milyon emekliye yaptığı 2 bin 500 liralık zam ile ilgili sert açıklamalarda bulundu. İlçe BaşkanıÇakır, bu zammın emeklileri yoksulluk düzeninde açlığa mahkûm eden bir tercih olduğunu vurguladı.CHP olarak emekliler için mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyen Çakır, “Geçim yoksa, çok yakında seçim var” diyerek birlik ve mücadele çağrısında bulundu.
“KAYNAK VAR AMA EMEKLİYE YOK”
AKP hükümetinin geçiş garantili yol ve köprülere, hasta garantili hastanelere, yandaş müteahhitlere kaynak ayırırken, emeklilere gelince ‘kaynak yok’ dediğini belirten İlçe Başkanı Çakır, yurt dışı çıkış harcına üç katından fazla zam yapıldığını ama emekliye zam konusunda duyarsız kalındığını ifade etti. İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerine şu ifadelerle başladı:
“AKP hükümeti insanlık ayıbı sayılacak koşullarda yaşayan 3,7 milyon emekliye 2 bin 500 lira zammı layık gördü. Bu hareket milyonlarca emekliyi yoksulluk düzeninde açlığa mahkûm eden akıl almaz bir tercihtir. Geçiş garantili yol ve köprülere, hasta garantili hastanelere, yandaş müteahhitlere ve bir avuç rantçıya gelince yağmur gibi yağdıran AKP hükümeti söz konusu emeklilerimiz olunca ‘kaynak’ yok diyor. Yurt dışı çıkış harcına üç katından fazla zam yapan iktidar, söz konusu emekli, zammı olunca üç maymunu oynuyor.”
“AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRLARI ALTINDA KALAN ZAM”
İlçe Başkanı Çakır, açlık sınırının 19 bin lira, yoksulluk sınırının ise 62 bin lira olduğu bir dönemde, en düşük emekli maaşının 12 bin 500 liraya çıkarılmasının yetersiz olduğunu söyledi. Bu durumun, temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak olduğunu belirten İlçe Başkanı Çakır, iktidarın yaşam ile ölüm arasında bir seçim yapmaya zorladığı milyonlarca emekliden madalya beklediğini ifade etti. İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Açlık sınırı 19 bin liraya, yoksulluk sınırı 62 bin liraya ulaşmış, bu iktidar en düşük emekli maaşına 2 bin 500 lira zam yaparak, 12 bin 500 liraya çıkarmakla övünüyor. Bırakın yoksulluğu yönetmeyi, haneleri yangın yerine çeviren sefaletin bile farkında olmayan, milyonlarca vatandaşın gerçeklerine yabancılaşan bu iktidarın beyin ölümü gerçekleşti.Bugün açıklanan zamla en düşük emekli aylığı açlık sınırı olan 19 bin liranın ancak yüzde 66’sına denk geliyor. Bu zam hayatta kalmak için gerekli olan temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak. Hal böyle olunca iktidar yaşam ile ölüm arasında bir seçim yapın dediği milyonlarca emekliden madalya mı bekliyor?”
“EMEKLİLERİN ALIM GÜCÜ DÜŞÜYOR”
En düşük emekli maaşının 10.000 lira olduğu dönemde 25 kg kıyma alınabildiğini, bugün ise 12.500 TL ile 20 kg kıyma alınabildiğini söyleyen İlçe Başkanı Çakır, emeklilerin alım gücünün düştüğünü belirtti. Gerçek enflasyon ve pahalılığın halkı etkilediğini, ancak Saray’ın açıkladığı sahte enflasyon verilerinin memur ve emeklilerin sofralarındaki lokmayı gasp ettiğini dile getirdi. İlçe Başkanı Çakır, “En düşük emekli maaşı 10.000 lira olarak açıklandığında 25 kg kıyma alınabiliyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 12. 500 TL ile 20 kg kıyma alınabiliyor. Siz bugün emeklinin cebinden altı ay öncesine göre beş kilo kıyma parası çalışıyorsunuz.Bir yanda halkın hissettiği gerçek enflasyon ve pahalılık var, diğer yanda Saray’ın açıkladığı sahte enflasyon verileri var. Saray, milyonlarca memuru ve emekliyi işte bu sahte TÜİK enflasyonu oranında artışa mahkûm etmiştir. Saray, talimatıyla yönettiği TÜİK’in verileriyle memurumuzun ve emeklimizin sofrasındaki her bir lokmayı adeta gasp etmiştir.” dedi.
“SARAY, ÜLKENİN KAYNAKLARINI, 5’Lİ ÇETEYE, BALLI MÜTEAHHİTLERE AKTARIYOR”
İlçe Başkanı Çakır, partilerinin en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi teklifinin reddedildiğini belirterek, AKP’nin tercihinin emekliden, memurdan, işçiden yana değil, yandaşlardan yana olduğunu vurguladı. İlçe Başkanı Çakır,“AKP Genel Başkanı açlık sınırının 19 bin lira olduğu ülkemizde, 12.500 TL emekli aylığı vermekle övünüyor. Partimizin en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çekilmesi teklifini ise reddediyor. Neden? Çünkü Saray, ülkenin kaynaklarını, hazinesini; kimi üç, kimi dört, kimi ise beş yerden maaş alan danışmanlarına, faiz lobilerine, 5’li çeteye, ballı müteahhitlere aktarıyor.Tercihini emekliden, memurdan, işçiden yana değil, bir avuç yandaştan yana kullanıyor. Milyonlarca memura, emekliye, dul ve yetime, işçiye ise açlığı ve yoksulluğu reva görüyor. Emeklinin, memurun, işçinin sofrasından kepçeyle alan iktidar, söz konusu ücret zammı olduğunda kaşıkla veriyor. Emeklilerimiz, memurlarımız, işçilerimiz iktidarın asgari sefalet ücretine, zam adı altında verdiği sadakaya muhtaç bırakılamaz.”ifadelerini kullandı.
“CHP OLARAK SÖZ VERİYORUZ EMEKLİLER AVRUPA STANDARTLARINA KAVUŞACAK”
CHP olarak emekliler için mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyen Çakır, “Geçim yoksa, çok yakında seçim var” diyerek birlik ve mücadele çağrısında bulundu.
Emeklilerin Avrupa’daki emekliler gibi rahat etmesi için çalışacaklarını belirten Çakır, zengini kayıran, yoksulu sömüren düzeni değiştirene kadar mücadele edeceklerini ve emeklilerin haklarını alacaklarını ifade etti. Çakır, ülkede çocukların yatağa tok gireceği bir düzenin kurulması gerektiğini vurguladı. CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Günlerdir üst üste toplanarak kılı kırk yaran AKP’nin sözde ekonomistleri açlık sınırının asgari ücreti geçtiği bir dönemde emekliye 2 bin 500 lira artışı layık görmüştür. Sizlere örnek veriyorum. Keşan’da en düşük kira bedeli 12 bin lira iken bir emekli 12 bin 500 lira ile kirasını mı ödesin, geçimini mi sağlasın? Emeklilerimize kirasını ödemek bir yana kendini doyuramayacak noktaya 22 yıllık AKP iktidarı getirmiştir. Ama biz buradan CHP olarak söz veriyoruz. Emeklilerimiz Avrupa’daki emekliler gibi rahat etmeden, huzur bulmadan, yüzleri gülmeden sizleri rahat ettirmeyeceğiz. Sadece zengini kayıran, yoksulu sömüren bu düzeni değiştirene kadar sizin için çalışacağız, sizinle birlikte hakkınızı söke söke alacağız. Bu ülkede çocuklar mutlaka yatağa tok girecek. Genel başkanımızın da dediği gibi “Geçim yoksa, çok yakında seçim var”. Hep birlikte mücadele edeceğiz ve ne olursa olsun mutlaka kazanacağız.”

MHP Havsa’da ‘Çetinkaya’ dönemi

Olgay GÜLER
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Havsa İlçe Başkanlığı’na, ilçede veteriner hekim olarak görev yapan, bir dönem partide yöneticilik de yapan Tolga Çetinkaya atandı…
MHP Havsa ilçe başkanlığına, genel merkezin görevlendirmesiyle Tolga Çetinkaya atandı. Çetinkaya, görevlendirme belgesini; partinin il başkanlığında düzenlenen törenle, il başkanı Emre Tokluğu’ndan aldı. Törende konuşan ilçe başkanı Çetinkaya, hedeflerinin çok çalışıp Havsa’da belediyeyi kazanmak olduğunu dile getirdi.


‘HEDEFİMİZ BELEDİYEYİ KAZANMAK’
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’a teşekkür eden Çetinkaya, “Emre başkanımın da emriyle birlikte görevi devraldım. Ken-disine şükranlarımı sunuyorum. Havsa’mıza hayırlı olsun. Yönetici arkadaşlarımla beraber Havsa için bundan sonra çalışıp, yeni bir soluk getireceğiz. Hedefimiz; Havsa’da bıraktığımız oyu tekrar yakalayıp, önce belediyeyi ve il geneli kazanmak” diye konuştu.
MHP İl Başkanı Emre Tokluoğlu da, Çetinkaya ve ekibine başarılar diledi. Tokluoğu, “Kendisine başarı dolu, alnının akıyla yapacağı bir hizmet süreci diliyoruz. Tolga Çetinkaya, bizim dava ve yol arkadaşımızdır. Allah kendisini mahcup etmesin. Tolga Çetinkaya başkanıma ve yönetimine başarılar dilerken, geçmiş dönemlerde hizmet yapmış bütün ilçe başkanlarımıza ve yönetimdeki arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Allah birliğimizi, dirliğimizi daim etsin” dedi.
TOLGA ÇETİNKAYA KİMDİR?
1980 yılında Havsa’da doğdu. Öğrenimini Havsa’da tamamlayan Çetinkaya, yaklaşık 20 yıldan beri Veteriner Hekim olarak hizmet veriyor. Önceleri partide yöneticilik, il genel meclis üyeliği adaylığı yapan Çetinkaya, son olarak Havsa İlçe Başkanlığı’na atandı.

 Yazgan’dan Bakan Ural’a tepki!

Halkalı – Kapıkule Hızlı Tren projesinde 21 Mart 2024 tarihinde Çerkezköy’de iki işçinin göcük altında kalması sonucu ölümüyle sonuçlanan iş cinayetine ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın idari soruşturma başlatmadığı ortaya çıktı. Bakanlık, gerekli önlemlerin alındığını ve denetimlerin düzenli olarak yapıldığını savundu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, “Can bu kadar mı kıymetsiz?” tepkisini gösterdi.

2019’da temeli atılan, 2023 olarak öngörülen bitiş tarihi 2028’e ertelenen ve yıl geçtikçe maliyeti katlanan Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren projesi, 21 Mart’ta iş cinayeti ile gündeme geldi. Çerkezköy’de süren çalışmalar sırasında hızlı tren hattı şantiyesinde göçük meydana geldi ve toprak altında kalan 2 işçi kurtarılamadı.

İş cinayetini TBMM’ye taşıyan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Yazgan, iş güvenliği kapsamında alınan önlemleri, gerçekleştirilen denetimleri ve idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığını sordu. Bakan Uraloğlu’ndan aylar sonra yanıt geldi. Yanıtta, “Projede iş güvenliği konusunda ilgili mevzuatlar çerçevesinde gerekli önlemler alınmıştır. İş güvenliği planının uygulanması ve can güvenliğinin sağlanması için alınan bu önlemler düzenli olarak denetlenmiştir” denildi. Bakan Uraloğlu, ayrıca, iş cinayetine ilişkin mahkemenin sürdüğünü, bu nedenle bakanlık tarafından soruşturma açılmadığını açıkladı.

‘Kaza niye oldu?’

Soru önergesine gelen yanıta tepki gösteren CHP’li Yazgan, “Bu yanıt, bakanlığın iş güvenliğine verdiği önemi gözler önüne seriyor. Yanıtta ne alınan önlemlerden bahsediliyor ne yapılan denetimlere ilişkin ayrıntı açıklanıyor” dedi. Yazgan, şunları kaydetti:

“Bakanlık, iddia ettikleri gibi yeterli ve gerekli önlemleri aldıysa ve düzenli olarak bunları denetlediyse, 2 işçimizi yitirdiğimiz bu iş cinayeti neden yaşandı? Önlem alındıysa niye kaza oldu, işçi niye öldü? Bakanlık bu sorulara yanıt verebiliyor mu? Hayır. Neden? Çünkü bir idari soruşturma bile başlatmamışlar. Bakanlık, iş cinayetinin neden gerçekleştiğini öğrenmek için mahkemeyi beklemek zorunda. Kendi eksiklerini görüp, kusurluları tespit etmek gibi bir niyetleri yok. Bu kaza, gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığını ortaya koyuyor. Bakanlık idari soruşturma başlatmadığı için eksiklerini bilmiyor. Başka kaza riskleri halen bulunuyor. Can bu kadar mı kıymetsiz? Çorlu’daki tren faciasından da mı ders almadınız? Çorlu’da kaybettiğimiz canları önemsemeyen iktidarın, Çerkezköy’de iki canı yitirmemizi önemsemesini beklemiyorduk zaten. Ama biz gözlerinin içine baka baka umursamazlıklarını yüzlerine vurmaya, yitirilen canlarımızın hesabını sormaya devam edeceğiz.”

‘AKP’nin eğitimde rotası Afganistan’

CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün, TBMM’de görüşülen Öğretmenlik Meslek Kanunu ile AKP’nin çoktan öldürdüğü Milli Eğitimin tabutuna bir çivi daha çakmak istediğini söyledi.
Milli eğitimi çökerten AKP’nin yandaşlarına kadro açmak, muhalif kesimleri susturup baskı altına almak için yeni bir adım attığını ifade eden Ün, susmak bir yana laik, parasız, çağdaş bir eğitim için bedeli ne olursa olsun mücadele edeceklerini belirtti. Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Ediz Ün açıklamasını şöyle sürdürdü:
“AKP geldiği günden bu yana milli eğitimi çökertti. Daha geçtiğimiz aylarda eğitimi gericileştirmek için müfredatta bir değişiklik yapmışlardı. Şimdide Öğretmenlik Meslek Kanunu diye bir ucube teklifi Meclise getirdiler.
Azıcık aklı, insafı olan herkes görüyor ki bu kanunla öğretmenlik mesleğini biraz daha değersizleştirmeye çalışıyorlar. Getirdikleri teklif öğretmenlerin ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını gasp edilmekte, iş güvenceleri ortadan kaldırılırken kariyer basamakları ile mesleki dayanışmayı bozulmaktadır.
Sözde yetersiz görünen öğretmenler meslek içi eğitime alınacak. Eğer liyakate bakılacaksa önce başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere orada hiçbir bürokratın kalmaması gerekir. Öğretmenlerin güvencelerini elinden alıp, aba altından sopa gösteren bu teklif öldürdükleri milli eğitimin tabutuna yeni bir çivi çakmaktan başka bir şey değildir.
Öğretmenleri güvencesiz çalışmaya mahkûm edilmek istiyorlar. Karma eğitime karşı çıkılması, ÇEDES uygulamaları, dinî referansları esas alan ders müfredatlarının hazırlanması, mülakatın uygulanması, en sonunda ÖMK ile kurulacak Milli Eğitim Akademileri’nde iktidarın öğretmeninin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.
Biz laik, çağdaş, bilimsel eğitimden yanayız. Türkiye’yi aydınlığa çıkaracak yol böyle bir eğitim sisteminden geçer. AKP cemaatlere, tarikatlara, gericiliğe giden bir eğitim sistemini arzuluyor. Örnek aldıkları yer Afganistan’dır. Anlaşılan Afgan şeyhlerinin dizlerinin önünde çökmekten hiç vazgeçmemişler.
Bizim Cumhuriyet devrimlerimizin temeli çağdaş eğitimdir. Cumhuriyet köy çocuklarına eşit parasız laik ve bilimsel eğitim olanağı sunmuş, dünyanın en iyi üniversitelerinde gurur duyduğumuz bilim adamları olmalarını sağlamıştır. Cumhuriyetin yetiştirdiği bu insanlar ülkelerine hizmet etmiştir. Asıl hedef Cumhuriyet değerlerimizdir.
Getirilen bu kanun teklifini tamamen ret ediyoruz. AKP’yle birlikte çöpe atacak, yeniden çocuklarımızın geleceği için çağdaş bir eğitim modeline geçeceğiz.”

‘Su kaybında kırmızı alarm’

Zafer Partisi Edirne İl Başkanlığı, Edirne’nin içme suyunun sağlandığı Kayalıköy Barajı’nın su seviyesinin %18’lere kadar düşmesinin kaygı verici olduğunu belirterek, kayıp kaçak oranı oldukça yüksek olan Edirne’de bunun en kısa sürede aşağı çekilmesi için ivedilikle tedbir alınması konusunda Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın’a çağrıda bulundu.
Zafer Partisi Edirne İl Başkanlığı’ndan yapılan ‘Sudaki Kayıp Kaçak Oranı Kırmızı Alarm Veriyor’ başlıklı yazılı açıklamada, iklim değişikliği yüzünden havanın dengesinin bozulmasının aşırı hava olaylarına, su mevcudiyetinin öngörülememesine, su kıtlığının şiddetlenmesine, kaynaklarının kirlenmesine yol açarken tüm bunların da dünyada su krizinin yaygınlaşmasına ve de derinleşmesine sebep olduğunun altı çizilerek şunlara yer verildi:


“UNICEF’e göre dünya nüfusunun nerdeyse üçte ikisini oluşturan dört milyar insan en az 1 yıl şiddetli su kıtlığı yaşamaktadır. 2030 yılına kadar yaklaşık 700 milyon insanın su kıtlığı sebebiyle göç etme tehlikesi ile karşı karşıya kalabileceği tahmin edilmektedir. 2040 yılı itibarıyla da dünya çapında her 4 çocuktan 1′ i su açısından gayet yüksek derecede sıkıntılı olan bölgelerde yaşıyor olacaktır.
Suyun var olmaması sadece susuzluğa değil eğitim, sağlık, cinsiyet eşitsizliği, ekonomi vs. gibi birçok alanda sorunlara sebep olmaktadır. UNICEF’in 2023 yılında yayınladığı rapora göre; dünyada 1,8 milyar kişi su olmayan hanelerde yaşamaktadır. Su imkanının bulunmadığı her 10 haneden 7’sinde eve su tedarik görevi birincil derecede kadınlarda ve de 15 yaş üzerindeki kız çocuklarındadır. Kadınlar ve kız çocukları su tedariği için uzak mesafelere gittikleri için eğitime, oyun oynamaya ve çalışmaya daha az vakit harcamaktadırlar. Su sorununa sağlık açısından baktığımızda her yıl yaklaşık 1 milyon insanın su, sanitasyon ve hijyenle ilgili hastalıklardan ötürü hayatını kaybettiği ile yüzleşmekteyiz.
Havanın 40 derecelere vardığı şu günlerde suyun önemi ve gelecekteki durumu bizleri bir kez daha endişelendirmeli; susuzluğa ve kuraklığa önlemler almaya sevk etmelidir. Edirne’nin içme suyunun sağlandığı Kayalıköy Barajı’nın su seviyesinin %18’lere kadar düşmesi hepimiz açısından kaygı vericidir.
2023 Sayıştay raporuna göre Edirne Merkez’de su kayıp kaçak oranı %48,1 olurken 2023 yılında bu oran %45,55 olmuştur. Bu da demek oluyor ki üretilen suyun yarısı kayıptır.
Tarım ve Orman Bakanı Ocak 2023 tarihinde yapmış olduğu açıklamada Türkiye genelindeki kayıp kaçak oranının %33 olduğunu söyleyerek ‘bizim bu oranı hızla aşağı çekmemiz gerekiyor’ demiştir. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü de 2040 yılına kadar bu oranı %10 seviyesine indirmeyi planlamaktadır. Su kayıp kaçak oranına gelişmiş ülkeler açısından bakıldığında oranın %8-24 arasında değiştiği görülmektedir.
Verilerden hareket ettiğimizde Edirne’de kayıp kaçak oranın Türkiye ortalamasının yaklaşık %12 üzerinde, gelişmiş ülkelerin ortalamasının da %21-37 oranla üzerinde olduğu karşımıza çıkmaktadır.
Bu sebeple tüm vatandaşlarımıza su konusunda hassasiyet göstermeleri çağrısında bulunur, kayıp kaçak oranının en kısa sürede aşağı çekilmesi için tedbirlerin ivedilikle alınmasını Sayın Başkan’ın dikkatine sunarız.”

Saadet Kırkpınar’ı değerlendirdi

Saadet Partisi İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin, Edirne Belediyesi’nin kısıtlı mali gücüyle Kırkpınar Güreşleri gibi önemli bir organizasyonun altından kalkmasının mümkün olmadığına dikkat çekerek, birçok spor ve kültür organizasyonu gibi Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılmasını önerdi.
Tekin, 663 üncüsü gerçekleştirilen Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Edirne’mizin, dünyada ben-zeri olmayan miraslarından birisi Kırkpınar Güreşlerimizdir. Kırk-pınar Güreşleri en eski spor orga-nizasyonlarındandır. Kırkpınar Güreşleri’nin Edirne ekonomisi açısından sosyo-ekonomik etkileri bulunmaktadır. Kıymetini bilmek lazım! Her yıl olduğu gibi bu yıl da mahalli idareler komisyonumuz ile toplantı yaparak bu yıl yapılan Kırkpınar Güreşleri’ni değerl-endirdik. Geçen yıldan bu yıla değişen pek bir şey yok. Otopark sorununa kısmen çözüm bulundu-ğunu söyleyebiliriz. Ancak temel sorunlar, problemler halen devam ediyor.
Her yıl söylüyoruz. Hiç vakit kaybetmeden, en kısa zamanda konusunda uzman kişileri bir araya getirerek bir çalıştay yapmak lazım. Şimdiden planlama yaparak önümüzdeki yılların Kırkpınar Güreşleri’ne hazırlanmak gerekiyor. Geçen yıl bir teklifte bulunmuştuk. Aynı teklifimizi yineliyoruz. Edirne Belediyesi’nin kısıtlı mali gücüyle böylesine önemli bir organizasyonun altından kalkmak mümkün değil, muhakkak suretle iktidarın mali destek sağlaması gerekir. Bununla birlikte; Edirne Belediyesi’nin böylesine önemli bir organizasyonu bu anlayış ve bu sınırlı kadroyla yönetmesi de mümkün değildir.
Teklifimiz şudur; malumunuz Cumhurbaşkanlığı himayelerinden gerçekleşen birçok spor ve kültür organizasyonları bulunmaktadır. Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin de T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yapılması çok faydalı olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanının bu teklife olumlu yaklaşacağını düşünüyoruz. Tabi ki Edirne Belediyesi’nin de geçmişten gelen katkı ve tecrübeleri de dikkate alınarak Edirne Belediyesi’nin de paydaşlığında yürütülmelidir.
Bu konuda başta Edirne Valimiz, Belediye Başkanımız, tüm siyasi parti İl başkanları ve STK’lar ile bir araya gelerek ortak bir fikir ve eylem geliştirebiliriz. Edirne Valimiz Sayın Yunus Sezer’in önderliğinde şehrin yöneticileri ve kanaat önderleri olarak bir araya gelelim. Adeta kasaba panayırına dönüşen Kırkpınar Yağlı Güreşleri organizasyonunu dünyanın sayılı spor organizasyonlarından biri haline getirelim. Teklimiz; daha iyi, daha güzel bir Kırkpınar Yağlı Güreşleri yapılabilmesi içindir!”

‘Elektrik zammı geri çekilsin’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, 1 Temmuz’da yürürlüğe giren elektrik zamlarını sert bir dille eleştirdi. Çakır, zammın yükünün yurttaşların, sanayicilerin ve çiftçilerin sırtına bindirildiğini ve iktidarın bu zammı özel dağıtım şirketlerine kaynak aktarmak için kullandığını söyledi. İlçe Başkanı Çakır, iktidara elektrik ve dağıtım zammının geri çekilmesi çağrısında bulundu.
“YURTTAŞIN SIRTINDAN KAYNAK TRANSFERİ
Dağıtım bedeline yapılan yüzde 60’lık zammın, yurttaşın, sanayicinin ve çiftçinin sırtından iktidara yakın özel dağıtım şirketlerine kaynak transferi olduğunu belirten İlçe Başkanı Çakır, açıklamasına şu ifadelerle başladı:
“1 Temmuz’da yürürlüğe giren yüzde 38’lik elektrik zammında, dağıtım bedeline yapılan yüzde 60 zam, yurttaşın, sanayicinin, çiftçinin sırtından iktidara yakın özel dağıtım şirketlerine kaynak transferidir. Özelleştirilen dağıtım şirketlerinin döviz kredileri halka ödetilmektedir.”
“SEÇİM SÜRECİNDE OY AVCILIĞI, ŞİMDİ AĞIR YÜKLER”
Seçim sürecinde elektrik ve doğalgaz zamlarını erteleyerek oy avcılığı yapan iktidarın, Mayıs’tan itibaren doğalgaz ve Temmuz’dan itibaren de elektrik zamlarıyla halkın, sanayicinin, esnafın ve çiftçinin sırtına ağır yükler bindirdiğini söyleyen İlçe Başkanı Çakır, “Seçim sürecinde elektrik ve doğalgaz zamlarını erteleyerek oy avcılığı yapan iktidar, mayıstan itibaren doğalgaz ve temmuzdan itibaren de elektrik zamlarıyla halkın, sanayicinin, esnafın ve çiftçinin sırtına ağır yükler bindirdi. 1 Temmuz’dan itibaren meskenlerde, sanayide, tarımsal üretimde kullanılan elektrik tarifeleri zamlandı” dedi.
“İKTİDAR HALKIN YAŞAM MALİYETLERİNDEKİ ARTIŞI GÖRMEZDEN GELİYOR”
İktidarın, gerekçesini ‘elektrik üretim maliyetlerinde artış’ olarak açıkladığı elektrik zammına karşılık halkın yaşam maliyetlerindeki artışı görmezden geldiğini ifade eden İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“İktidar, gerekçesini ‘elektrik üretim maliyetlerinde artış’ olarak açıkladığı elektrik zammına karşılık halkın yaşam maliyetlerindeki artışı görmezden geliyor. Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından yapılan açıklamada enerji üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle perakende elektrik satış fiyatının; mesken aboneleri için yüzde 38, tarımsal faaliyetler aboneleri için yüzde 30, kamu ve özel hizmetler sektörü abonelerinin düşük kademesi için yüzde 38, yüksek kademesi için yüzde 20oranında artırıldığı vurgulandı.”
“İSO VE TZOB’DEN TEPKİ”
İSO ve TZOB gibi kuruluşların yüksek oranlı elektrik zamlarına tepki gösterdiğini belirterek, sanayicilerin ağır sorunları dikkate alınmadan yapılan zamla iktidarın enflasyonla mücadele söylemine inancın sarsıldığını söyleyen Çakır,“Türkiye’nin en büyük sanayi odası İstanbul Sanayi Odası (İSO), yüksek oranlı elektrik zammına tepki gösterirken, sanayicilerin ağır sorunları dikkate alınmadan yapılan zamla iktidarın enflasyonla mücadele söylemine inancın sarsıldığını açıkladı. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) ise mazot, gübre, zirai ilaç, tohum zamları ve düşük taban fiyatların ardından tarımsal üretim ve sulamada kullanılan elektriğe de yüzde 30 zammın, üreticileri ikinci ürün ekimi ve damla sulamadan vazgeçirdiğini dile getirdi.” ifadelerini kullandı.
“GIDA ENFLASYONUNU TETİKLEYECEK”
Elektrik zammının tarımsal üretim maliyetlerine yansımasının gıda enflasyonunu tetikleyeceğini belirterek, dağıtım şirketlerine aktarılan payın yüzde 58,9 artırılmasının altını çizen İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerine şöyle devam etti:
“Güneydoğu, Harran ovası, Çukurova, Konya Ovası, Trakya’da tarımsal üretimin yüzde 50’den fazlasının sulamayla yapıldığı anımsandığında, üretim maliyetine yansıyacak elektrik zammının gıda enflasyonunu tetikleyeceği çok açıktır. Elektrik zammındaki asıl gerçek elektrik birim fiyatı yüzde 38 artırılırken, dağıtım şirketlerine aktarılan payın yüzde 58,9 artırılmasıdır. Ailelerin, sanayicilerin, çiftçilerin ödediği tutarın yaklaşık yüzde 60’ı zamlı faturalarla iktidar müteahhitlerine verilip özelleştirilen elektrik dağıtım şirketlerine akmaktadır.”
“ŞİRKETLERİNİN KÂRI ARTIYOR”
Elektrik dağıtımını özelleştirerek sözde daha ucuz elektrik ve kaliteli hizmet vaat eden iktidarın, kendine yakın müteahhitlere imtiyaz sağlayarak halkın sırtından servet aktardığını ifade eden İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerinde şu ifadeleri kullandı:
“Elektrik dağıtımını özelleştirerek sözde daha ucuz elektrik, daha kaliteli dağıtım hizmeti vaat eden iktidar, kendine yakın müteahhitlere imtiyaz sağlayarak halkın sırtından servet aktarmaktadır. Elektrik dağıtımını üstlenen iktidar müteahhitleri, faturaların yaklaşık yüzde 60’ına ‘dağıtım bedeli’ diye el koyuyor. Faturada ana kalem olan tüketim bedeli yüzde 38 artırılırken dağıtım bedelinin yüzde 58,9 zamlanması, asıl amacın özel dağıtım şirketlerini kayırmak olduğunu gösteriyor.”
“HALKA YÜKLENEN MALİYETLER”
Elektrik faturalarında dağıtım bedeline yapılan fahiş zamlarla tüketicilere üç misli fazla ödeme yaptırıldığını ve özel dağıtım şirketlerinin borçlarının halka, sanayiciye ve çiftçiye ödetildiğini belirten İlçe Başkanı Çakır,“Elektrik faturasında 50 kuruşun altındaki birim elektrik tüketim bedeli, dağıtım bedeline yapılan fahiş zamla tüketiciye yaklaşık üç misli fazladan 1,36 TL olarak ödetiliyor. Özelleştirme ihalelerinde kamu bankalarından milyarlarca dolar kredi alan bu şirketlerin borçları üç kat zam yapılan dağıtım bedeliyle, halka, sanayiciye, çiftçiye ödetiliyor. Dağıtım şirketleri aldıkları imtiyazları yabancılara satıp servetlerini katlıyor.” dedi.
“ÖZEL DAĞITIM ŞİRKETLERİNİN YATIRIM EKSİKLİKLERİ”
Özel dağıtım şirketlerinin taahhüt ettikleri yatırımları yapmadığını ve bu nedenle halkın büyük sıkıntılar yaşadığını ifade eden İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerine şu ifadelerle devam etti:
“Kamudan aldığı ihalelerle dünyada ilk beşe giren iktidar müteahhidi, imtiyaz sahibi olduğu Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ’yi (UEDAŞ) İngilizlere satıp milyarlarca sterlini kasasına koydu. Dağıtım imtiyazına karşılık iletim hatlarında taahhüt ettikleri yatırımı yapmayan özel dağıtım şirketlerinden CK Akdeniz EDAŞ, kış ortasında Isparta ve ilçelerinde yüzbinlerce yurttaşı günlerce soğukta, karanlıkta bıraktı. Şanlıurfa’da Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) faturasını ödeyemeyen üreticilerin elektriğini kesip, ürünlerini heba etti. Trafolarını sökmeye çalıştı.”
“ZAM GERİ ÇEKİLMELİDİR”
Çakır, maliyet artışı gerekçesiyle yapılan elektrik zammının acilen geri çekilmesi ve dağıtım bedelindeki artışın düşürülmesi gerektiğini vurgulayan İlçe Başkanı Çakır,“Şimdi maliyet artışı gerekçesiyle asgari ücretli, emekli yurttaşın evinde, sanayicinin fabrikasında, çiftçinin tarlasında kullandığı elektriğe yüzde 38 zam yapan iktidar, zamlı faturaların yüzde 60’ını dağıtım şirketlerine aktaracak. ACİLEN YAPILMASI GEREKEN; elektrik ve dağıtım zammının geri çekilmesi, dağıtım bedelindeki üç kat artışın düşürülmesidir. Nihai aşamada özel dağıtım şirketlerine verilen bölgesel lisans ve imtiyazlar iptal edilmelidir” dedi.
“ELEKTRİK ÜRETİMİ VE DAĞITIMI KAMULAŞTIRILMALIDIR”
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, eleştirilerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Elektrik üretimi, dağıtımı ve satışı tekrar tamamıyla TEDAŞ (Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.), EÜAŞ (Elektrik Üretim A.Ş.), TEİAŞ’a (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.) devredilerek kamulaştırılmalıdır. Akkuyu Nükleer Santralı dahil özel üretim ve dağıtım şirketlerine verilen yüksek fiyattan dövize endeksli elektrik alım garantileri ya kaldırılmalı ya da TL’ye çevrilmelidir!”

‘Yurttaşın ocağına incir ağacı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan; ayçiçek yağı, tereyağı, zeytinyağı, şeker ve un gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarında 6 yılda yüzde 700’ü aşkın artış olduğuna dikkat çekerek, “Ekono-minin cenazesini kaldırdılar, helvasını kavuramadılar” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Meh-met Şimşek’in “Verginin tabanını genişleteceğiz” açıklamasını anım-satan Yazgan, “İktidar, 2018’deki sistem değişikliğinden bu yana uygulanan yanlış ekonomik poli-tikalarla yurttaşın ocağına incir ağacı dikti. Ekonominin cenazesini kaldırdılar ama helvasını kavura-madılar” tepkisini gösterdi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, iktidarın ısrarcı olduğu yanlış ekonomik politika-ların faturasının yurttaşa kesilmesine tepki gösterdi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile tüm yetkinin tek kişiye verildiğini, birçok alanda olduğu gibi ekonomide de çöküşün hızlandığını söyleyen Yazgan, “Tek adam anlayışı, halkımızın zor zamanlar geçirmesine neden oldu, olmaya devam ediyor. 2018’den bu yana birçok temel gıda maddesinde dudak uçuklatan artışlar yaşandı. Asgari ücrette zammı çok gören iktidar, yine kemeri halka sıktırmaya çalışıyor” dedi.
Yazgan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in geçtiğimiz günlerde yaptığı “Verginin tabanını genişleteceğiz” açıklamasını anımsatarak, “Dakikada binlerce lira harcayan saraydan, itibardan tasarruf yapamayanlar, yurttaşlarımızın cebine göz dikiyor. Bu halktan alacağınız daha ne kaldı? Halihazırda yaşanan krizin sorumlusu emekçiler değil. Bu krizi üreticiler, işçiler, emekçiler yaratmadı. Bu krizin sorumlusu tek adam iktidarı” ifadelerini kullandı.
ARTIŞ 10 KATI BULDU
Yazgan, 2018’den bu yana temel gıda maddelerinde yaşanan yüksek artışları da derledi:


‘İNCİR AĞACI DİKTİLER’
Tarım Yasası’na göre milli gelirin en yaz yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi gerektiğini ancak desteklerin yıllardır bu oranın çok altında kaldığını anımsatan Yazgan, “İktidar; çiftçimizi, üreticilerimizi görmezden geliyor. Tarım Yasası’nı uygulamadıkları gibi düşük alım fiyatları ile üreticilerimizi tüccarın eline bırakıyorlar. Son olarak buğday için açıkladıkları fiyatlar, çiftçilerimizi üretimden koparacak kadar düşük” dedi.
Helva yapmak için gereken yağ, şeker ve undaki artışa işaret eden Yazgan, “İktidar, bu ekonominin helvasını kavurmak istese, maliyeti yüzde 700’den fazla artmış durumda. İktidar, 208’deki sistem değişikliğinden bu yana uygulanan yanlış ekonomik politikalarla yurttaşın ocağına incir ağacı dikti. Ekonominin cenazesini kaldırdılar ama helvasını kavuramadılar” diye konuştu.