İYİ Parti Edirne İl Başkanı Alpay Alpagut Engin, emeklilere yapılan son maaş artışıyla ilgili sert eleştirilerde bulundu. Engin, en düşük emekli aylığının 10 bin liradan 12 bin 500 liraya çıkarılması kararının emekliler için bir idam fermanı niteliğinde olduğunu ifade etti. Başkan Engin, yaptığı açıklamada söz konusu artışın zamlar karşısında eriyeceğini belirterek şunları söyledi: “Yıllardır haykırıyoruz, en düşük emekli maaşı asgari ücretten az olmamalıdır diye. Ancak hükümet, emeklilere reva gördüğü bu artışla onların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Yazıklar olsun. En düşük emekli maaşının 12 bin lira olmasını talep ettik, ancak sonunda 12 bin 500 lirada mutabık kaldılar. Bu artış, lüks ve şatafat meraklısı saray bürokratlarınızın, il ve ilçe yöneticilerinizin ödediği 168 bin liralık yemek hesabının bahşişi bile değildir. Biz İYİ Parti olarak, emeklilerimizin insanca yaşayabilecekleri bir maaşa sahip olmaları için mücadele etmeye devam edeceğiz. Hükümetin emeklilere karşı bu adaletsiz tutumunu kabul etmiyoruz ve değiştirmek için çalışıyoruz. Bu ülkede emekliye, çalışana, dar gelirliye hak ettiği değeri vermeyen bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Halkımızın desteğiyle bu haksızlıkları sona erdirmek için kararlıyız” .
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, tarihi Tunca Köprüsü’nün yanından iktidara seslendi ve Tunca Nehri’nin kirliliğini göstererek, “Bu pisliğin içinde yaşamak zorunda mıyız?” diye sordu. Yazgan, Tunca Köprüsü’nün önünde yaptığı açıklamada, “Bu güzel eserin etrafındaki ortamı size göstermek istiyorum” diyerek Tunca Nehri’nin kirliliğine işaret ederek, “Tunca Nehri’nde su bittiğinden dolayı ve Meriç Nehri’ne yapılan barajın buraya su gelmesini engellemesinden kaynaklı Tunca Nehri’nde canlı ortamı neredeyse bitme noktasına gelmiş durumda. Bütün tabanı yeşilliklerle kaplı, içinde artık balık yaşayamayacak duruma gelmiş” dedi.
Yetkililere çağrı yapan Yazgan, “Buradan sizlere seslenmek istiyorum; bizim sadece ilimizin değil ülkemizin bu kadar önemli bir eserin bu halde olması reva mı? Bu pisliğin içinde yaşamak zorunda mıyız? Bütün kurumların kendisini öne atması gerekirken bu şekilde izlemesi ve milyonlarca insanın bu köprüyü geçerek buraları böyle görmesi reva mı?” diye sordu. Vatandaşlara da seslenerek, daha özenli olunması çağrısı yapan. Yazgan, “Lütfen nehirlerimizi kirletmeyin. Kurumlarımız çalışacak ve temizleyecek ama biz de kirletmemeliyiz. Bütün vatandaşlarımızdan daha duyarlı olmalarını istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.
CHP 27. dönem Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, YKS sonuçlarını değerlendirdiği açıklamasında din bilgisine 6 soruda 1 doğru cevap verildiğine dikkat çekerek,“O kadar Din Bilgisine ve İmam Hatip’e önem verdiler de ne oldu?” diye sordu. Gaytancıoğlu, “Türkiye’nin geleceğini karartıyorlar” başlığı altında sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yer verdi: “Yıllardır eğitim sistemi ile uğraştılar. Öğretmenlerimizin feryatlarını duymadılar.
Öğretmenlerimizi ücretli, sözleşmeli, kadrolu olarak ayırdılar.
Köy okullarını kapattılar.
Mesleki eğitime önem vermediler. Yeni Devlet okulu yapmayarak, özel okulları acayip desteklediler.
Her ile üniversite açtılar. Eğitimi FETÖ’cülere teslim ettiler sonra onlardan alıp STK dedikleri tarikatların eğitim sistemimizde boy göstermesine izin verdiler. Her yeri İmam Hatip’lerle donattılar.
Müfredattan Atatürk’ü çıkardılar. Kurtuluş Savaşı sanki hiç olmamış gibi davrandılar. Sonuç’ta ne oldu. YKS sonuçları açıklandı. Türkçe 40 sorudan 17 Doğru Matematik 40 sorudan 7 Doğru Fen Bilgisi 20 soruda 3 Doğru Fizik 14 soruda 2 Doğru Kimya 13 soruda 1.5 Doğru Biyoloji 12 soruda 2 Doğru O kadar Din Bilgisine ve İmam Hatip’e önem verdiler de ne oldu? Din Bilgisi 6 soruda 1 doğru cevap. Demek ki dinimizi öğretememişiz. Çünkü bizim dinimiz akıl ve mantık dili. Hurafelerle olmaz, İlim Çin’de de olsa gidin alın diyor.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, en düşük emekli maaşının 12 bin 500 liraya çıkarılmak istenmesine, diğer emekliler için bir düzenleme yapılmasına, “İktidarın önerdiği artış, mutfaktaki yangını söndürmez. Artış olarak gördüğünüz 2 bin 500 liraya 4 kilo et zor alınıyor. Emeklinin ahının altında kalırsınız” diyerek tepki gösterdi. En düşük emekli maaşının 10 bin liradan 12 bin 500 liraya çıkarılmasına ilişkin maddenin de bulunduğu yasa teklifi, 16 Temmuz’da AKP tarafından TBMM’ye sunuldu. CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, AKP’nin teklifine tepki gösterdi. Teklifle yalnızca en düşük emekli maaşının yükseltildiğini, diğer emekliler için bir düzenleme olmadığını söyleyen Yazgan, “Bu teklif, daha en başından bu yönüyle hatalıdır, eksiktir. Yüksek prim ödemiş kişiler ile düşük prim ödemiş kişiler arasındaki denge, bu düzenleme ile bozuluyor. Başka bir ifadeyle iktidar, bu teklifle emeklileri tabanda birleştiriyor” dedi. Açlık sınırının 19 bin lira olduğunu, asgari ücretin dahi 2 bin lira üstünde olduğuna dikkat çeken Yazgan, “Her şeyden önce 2 bin 500 liralık artış, emeklinin cebindeki yangını söndürmez. Bu, emeklinin ağzına bir parmak bal çalmaktır ama bu bal acı. 850 gramlık çam balının fiyatı 454 lirayı geçti. İktidarın verdiği zamla emekli bal bile yiyemez” ifadelerini kullandı. ‘Böyle rezillik olur mu?’ Emekliye verilmesi öngörülen 2 bin 500 lira ile alınabileceklere dikkat çeken Yazgan, şunları kaydetti: “Marketlerde bir kilo dana etinin fiyatı 640 lirayı buluyor. Emekli, kendisine verilen fazladan 2 bin 500 lira ile 4 kilo eti zor alabiliyor. Bir emekli bugün markete gitse, 4 kilo et için cebinden 60 lira vermesi gerekiyor. Soğanın ve patatesin kilosu 20 liraya, 5 litrelik ayçiçek yağının fiyatı 280 liraya çıktı. Böyle rezillik olur mu? Böyle vurdumduymazlık olur mu? İktidardakilere sesleniyorum; başınızı gece yastığa rahat koyabiliyor musunuz? Geçinemeyecekleri ücretleri verdiğiniz emekliler hiç mi aklınıza gelmiyor?Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in de dediği gibi geçim yoksa seçim var. Ya emekliye, emekçiye hak ettiğini verin ya da ülkeyi yönetemediğini itiraf edin, o koltuklardan çekilin.” ‘Karışım zor alınıyor’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, her gece manda yoğurdu, Medine hurması, kestane balı ve yulaf ezmesi karışımı yediğini söylediğine işaret eden Yazgan, “460 gramlık kestane balının fiyatı 1000 liraya kadar yükseldi. Medine hurmasının 300 gramı da 130 lira. 1 kiloluk manda yoğurdu ise 150 liraya kadar çıkıyor. Emekliye lütuf gibi sundukları 2 bin 500 liralık artışla Sayın Cumhurbaşkanının karışımı zor alınıyor” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 24 Saat Eğitim Maratonu’nu sona erdirirken Edirne Merkez İlçe Örgütü de Saraçlar caddesindeki basın açıklamasıyla eğitimdeki sorunlara dikkat çekti. CHP’nin yeni İl Başkanı Avukat Harika Taybıllı, Belediye ve İl Genel Meclisi Üyeleri, partililer, STK temsilcilerinin de katıldığı basın açıklamasını yapan CHP Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, eğitimi konuşmak için ne 24 saat ne de 48 saatin yeterli olmadığını söyledi. Türkiye’deki eğitimin son durumunu ortaya koyan basın açıklamsında şunlara yer verildi: 24 saat önce partimizin Ankara’da Meclis yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda başlattığı Eğitim Maratonu az önce sonlandı. 24 saat boyunca, yüze yakın konuk ile eğitim gündemini konuştuk. Akademisyenler, uzmanlar, sendika yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleşen Eğitim Maratonu’muzun açılışını Genel Başkanımız Özgür Özel yaptı.
İlk çıktı olarak diyebiliriz ki, eğitim konuşmak için ne 24 saat ne de 48 saat yeterli değil. Çünkü eğitim sistemimiz maalesef bugün ne çağdaş, ne laik, ne bilimsel ne de kamusal bir hizmet anlayışına sahip. Eğitimin bileşenleri olan; öğrenciler, öğretmenler, veliler, yöneticiler, hizmetliler, sendikalar, stklar ve niceleri, eğitimin birçok farklı başlığından ve okul ortamında yaşananlardan, eksikliklerden muzdarip durumda. Bir çıkış yolu yok, nereye giderseniz gidin ülkemizin en dertli ve en eksik alanı eğitim. Gün geçtikçe de eğitim alanındaki bu dertler ve sorunlar, eksiklikler hatta yanlışlıklar devam etmeye, ettirilmeye çalışılıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bugün 24 saat gerçekleştirdiğimiz, ülkemizde ilk kez yapılan Eğitim Maratonu’ndan elde ettiğimiz sonuçları sizlerle paylaşmak istiyoruz. AKP iktidarı, bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır. Liyakatsiz atamalarla, eğitim sistemimizin niteliği yerle bir edilmiştir. Eğitim dinselleştirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Köy okulları ve yatılı okullar kapatılmış, çocuklarımız kilometrelerce uzaklardaki okullara, taşımalı eğitime mecbur edilmiştir. Deprem bölgelerindeki çocuklarımız hala birleştirilmiş okullarda eğitim görmeye, 20 metrekarelik konteynerlerde ailecek yaşamaya devam etmektedir.
Bugün ülkemizin gençliği sınavlarda her yıl daha düşük ortalama yapmaktadır. Uluslararası ölçme değerlendirme sonuçlarına göre 2002 öncesine göre geriye gidilmiştir. 81 ülke ve bölgede 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen bilimi seviyelerinin değerlendirildiği 2022 PISA araştırmasında Türkiye matematikte 39, fende 34, okumada 36’ncı sırada yer almıştır. Eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe her geçen yıl düşürülmüştür. Bunun karşılığında iktidar, ÇEDES projesiyle çocuklarımıza camide bowling oynatma, maket mezarlarda ağıt yaktırma gibi pedagojik olmayan işler yaptırmaktadır. İktidar, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi çağdışı ve laiklik karşıtı uygulamalar ile uğraşmakta, gerçek sorun ve sıkıntıları görmezden gelmektedir. Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın iddialarının aksine, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne bilimsel verilerle karşı çıkmaktayız. Çünkü bu program; ihtiyaç analizi yapılmadan hazırlanmıştır, eğitim programları geliştirme ilkelerine ve akademik etik kurallarına uygun değildir. Programın tartışılması için yeterli süre verilmemiş, geri dönüşler için doğru araçlar tanımlanmamıştır. Program çerçevesinde hazırlanacak ders içerikleri ve materyallerinin geliştirilmesi için yeterli süre verilmemiştir ve program gerekli pilot çalışmalar yapılmadan uygulamaya konmak istenmektedir. Ayrıca bu program, kamu yönetiminde ilke, ciddiyet ve israfı önleme açısından son derece kötü bir örnektir! İktidarın, kindar ve dindar nesil yetiştirme idealiyle başlattığı bu süreç, makbul ve itaatkar nesil yetiştirme istemiyle sürdürülmektedir. Bunun karşısında partimiz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli için Danıştay’a iptal ve yürütmeyi durdurma davası açmıştır. 2002 yılında 68 bin olan atanmamış öğretmen sayısı AKP iktidarında 1 milyona yükseltilmiştir. Öğretmenlerimiz okullarda şiddet görmekte, öldürülmektedir. Yoksulluk sınırının altında maaşlarla; ücretli, sözleşmeli, aday öğretmen, öğretmen, uzman, başöğretmen ünvanlarıyla aynı dersi veren ama farklı maaş alan altı farklı öğretmen yaratılmış, öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır. Bugün bir uzman öğretmen 41 bin 192, bir başöğretmen 44 bin 136 lira ücret almaktadır. Fakat ülkemizde yoksulluk sınırı, Birleşik Kamu İş Mayıs 2024 Araştırması’na göre 59 bin 353, Türk İş Mayıs 2024 Araştırmasına göre 61 bin 788’dir. Öğretmenlik Mesleği Kanunu gibi, hiç bir paydaşla görüşülmeden sunulan kanun teklifleri ile öğretmenlerin hakları hiçe sayılmış, diplomaları geçersiz sayılarak adaylık statüsüne düşürülmek istenmiştir. Böylece eğitim fakültelerinin işlevi ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. 11 Nisan 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim beyannamesini açıklarken, kamuda işe alımlarla ilgili mülakatın kaldırılacağını söylemişti. 12 Mayıs 2023’te ise dönemin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Mülakat olmayacak artık, KPSS puanına göre çok hızlı şekilde atamasını gerçekleştireceğiz. Yani tek kriter KPSS olacak.” demişti. Maalesef bir seçim vaadi olarak kalan mülakatlar, şimdiki Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından ‘mülakat gibi mülakat yapacağız’ söylemiyle devam ettirilmektedir. Mülakat, yüksek standardı olan bir ölçme aracı değildir. Ama iktidar kendi söyleminin aksine bundan vazgeçmeyerek, öğretmenlerimizi kendi amaçları doğrultusunda elemeye devam etmek istemektedir. Mülakatla, Milli Eğitim Akademisi ile kendi istediği dışında tek bir öğretmenin bile çalışmasına imkan tanımak istemeyen iktidar, özel sektörde çalışan öğretmenlerin taban maaş hakkını görmezden gelerek bugün binlerce öğretmeni mağdur etmeye devam etmektedir. 2022 KPSS sonuçları ile ek atama sözü verilen öğretmenlerin ataması yapılmamıştır. Engelli öğretmen atamaları yetersizdir. Ücretli ve sözleşmeli öğretmenlikle öğretmenlerimizin emekleri sömürülmeye devam etmektedir. Deprem bölgelerinde çifte mağduriyet yaşayan, atanmamış ya da okulu yıkıldığı için işsiz kalmış, çocuklarından uzak kalmış görev bekleyen öğretmenlerimizin sorunları çözülmemiştir. Daha bir yıl önce eski Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in ‘Her 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen’ vaadi yerine ÇEDES ile pedagojik formasyonu olmayan kişiler okullara sokulmuştur. Yine aynı bakanın “Uzman öğretmenler de artık 10 yıl değil, 5 yıl içerisinde bu sürece tabi olacaklar.” vaadi unutulmuştur. KHK uygulamaları ile üniversitelerimizin demokratik işleyişine son verilmiş, özgür düşüncenin ve bilimsel üretimin yerleri olması gereken üniversitelerimiz tektipleştirilmiştir. Nitelikli öğretim görevlileri okullardan uzaklaştırılmış, öğrencilerin sosyal etkinlikleri dahi izne tabi tutulmuş ve engellenmiştir. Anayasa Mahkemesi CHP’nin başvurusu üzerine verdiği kararda, üniversite rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması kararını Anayasa’ya aykırı bulunmuştur. Üniversiteliler için yurt sorunu bir barınamama sorununa dönüşmüş, yoksulluk gençlerimizin üniversiteyi kazansa bile gidememesine sebep olmuştur. Yüksek Öğretim Kalite Kurulu’na göre 2015 ile 2022 arasında 2,3 milyon üniversite öğrencisi okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Mesleki eğitim, Türkiye’nin eğitim gündeminin ana konularından biri olmaya devam etmektedir. MESEM’lerle çocuklarımız iş öğrenen değil, iş gören kişiler haline getirilmiştir. Çocuklarımız 4 gün işe 1 gün okula denerek okullardan uzaklaştırılmış, üzerine bir de yasal olmayan şekilde okul saati dışında ve hafta sonlarında ağır işlerde çalıştırılmıştır. Yoksul halkın çocukları için tek seçenek haline gelen MESEM’lerde birçok çocuğumuz fiziksel ve ruhsal sorunlarla baş başa bırakılmıştır. Çocuklarımız buralarda uğradıkları iş kazalarında yaralanmaya ve ölmeye devam etmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin araştırmasına göre ise 2013-2022 yılları arasında toplamda 616 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. Alperen, Erol, Murat, Arda, Ömer, Ulaş, Zekai, Yiğit… Son bir yılda MESEM’lerde 336 öğrenci çıraklık yaptırılırken iş kazası geçirmiş, 9 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve sorumlu Bakanlarının, ekonomi bilimini göz ardı eden siyasal tercihleri ile Türkiye, büyük bir ekonomik kriz ile karşı karşıya gelmiştir. Derin bir yoksullukla mücadele eden halkımız, çocuğunun beslenme çantasına bir yumurta bile koyamaz hale gelmiştir. Mahmut Özer’in 2022- 2023 Eğitim Öğretim yılının ikinci döneminde başlattığı okul öncesinde ücretsiz yemek uygulaması, bir yıl bile sürmeden, 2023- 2024 Eğitim Öğretim yılında, yeni bakan Yusuf Tekin tarafından iptal edilmiştir. Oysa, bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su ihtiyacı çocukların sağlıklı gelişimi için hayati derece önem taşımaktadır. TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Fakat iktidar bunu görmezden gelmeye devam etmektedir. En başta söylediğimiz gibi, eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale gelmiştir. 22 yıllık AKP iktidarının eğitim sistemimizde yarattığı tahribatı gerek sokaklarda gerek Meclis’te gerek yargı yoluyla, olduğumuz her yerde dile getirmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eğitim mücadelemiz dün ve bugün olduğu gibi yarın da devam edecektir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.” Laik, bilimsel, nitelikli, demokratik, kapsayıcı ve kamusal eğitim haktır!
AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından Süloğlu İlçe Başkanlığına Şaban Toprak, Enez İlçe Başkanlığı’na Ali Mercanoğlu atandı.
AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından Süloğlu İlçe Başkanlığına Şaban Toprak’ın atandığını duyurdu. İba yaptığı duyuruda, “Bu zamana kadarki hizmetleri için Veli Çolak Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Süloğlu’muz için hep birlikte yürümeye devam” dedi.
ENEZ’E ALİ MERCANOĞLU AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı Enez İlçe Başkanlığı’na Ali Mercanoğlu’nu atadı. AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, söz konusu atamaya ilişkin sosyal medyadan gerçek-leştirdiği paylaşımında, “Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımız tarafından Enez İlçe Başkanlı-ğımıza Ali Mercanoğlu atanmıştır. Bu zamana kadarki hizmetleri için Eyüp Soydemir Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Enez’imiz için hep birlikte yürümeye devam!” ifadelerine yer verdi.
Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, ücretli öğretmenlerin yaşadığı zorlukları ve ekonomik sıkıntıları TBMM’de gündeme getirdiği konuşmasında öğretmenlerin mevcut maaşlarının yetersiz olduğunu ve bu durumun eğitim kalitesini olumsuz etkilediğini vurguladı. Prof. Dr. Akalın, lisans mezunu öğretmenlerin gündüz öğretiminde aldığı brüt ek ders ücretinin 106,52 TL olduğunu, ancak yüzde 15 gelir vergisi kesildikten sonra net ek ders ücretinin damga vergisi hariç 90,54 TL’ye düştüğünü belirtti. Bu rakamların öğretmenlerin emeğinin karşılığı olamayacağını ifade eden Akalın, haftada 30 saat ders vererek 18.700 TL maaş alan bir öğretmenin artan kira fiyatları, yüksek enflasyon ve genel yaşam maliyetleri karşısında nasıl ayakta kalabileceğini sorguladı. Akalın, “Bir öğretmen, kira, faturalar ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için bu maaşı yetirmek zorunda. Bu öğretmenlerimiz, öğrencilerine nasıl verimli bir şekilde ders verebilirler?” diyerek, öğretmenlerin yaşam standartlarının insanca bir düzeyde olması gerektiğine dikkat çekti. Üstelik hazirandan eylüle kadar ücretli öğretmenlere maaş ödenmediğini ve iş güvencelerinin olmadığını vurgulayan Akalın, bu durumun öğretmenlerin ekonomik güvencesizliğini daha da artırdığını ifade etti. Öğretmenlerin sabahın erken saatlerinde uyanarak evlerinden çıktığını, saatlerce toplu taşımada yolculuk yaparak okula ulaştığını belirten Akalın, ders sırasında öğretmenlerin akıllarında kirayı nasıl ödeyecekleri ve faturaları nasıl karşılayacakları gibi kaygıların bulunduğunu ifade etti. Bu koşullar altında öğretmenlerin öğrencilerine nasıl odaklanmalarının beklendiğini sorgulayan Akalın, ekonomik sıkıntılarla boğuşan bir öğretmenin görevini maalesef hakkıyla yerine getiremeyeceğini vurguladı. Prof. Dr. Mehmet Akalın, ücretli öğretmenlerin hak ettikleri yaşam standartlarına ulaşabilmeleri için acil ve köklü değişiklikler yapılması gerektiğini belirtti. Ücretli öğretmenlerin maaşlarının ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmesi ve insanca yaşam koşullarını sağlayacak seviyeye getirilmesinin elzem olduğunu ifade eden Akalın, sadece maaş artışının meseleyi çözmeyeceğini, aynı görevi yerine getiren öğretmenler arasında yaşanan ayrımın bitirilmesi ve öğretmenlerin tamamının kadro güvencesine kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Son olarak, eğitim sisteminin güçlenmesi ve öğretmenlerin hak ettikleri yaşam standartlarına kavuşabilmeleri için gerekli adımların bir an önce atılması gerektiğini belirten Akalın, Meclis’i ve tüm öğretmen meslektaşlarını saygı ile selamladı.
Olgay GÜLER AK Parti İl Başkanlığı’na atanan Belgin İba, 40 asil ve 20 yedekten oluşan il yönetimini belirledi. Türkiye genelinde gerçekleştirilen Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde AK Parti Edirne Belediye Başkan Adayı olan ve kaybeden Belgin İba, 29 Mayıs’ta yeniden AK Parti İl Başkanlığı’na atandı. İba, aradan geçen 48 günlük sürecin ardından yönetimini belirledi. Yönetimde 40 asil, 20 yedek üye alan İba’nın listesinde ise önceki dönem il başkanlığındaki yönetimden tanıdık isimlerin çoğunlukta olması dikkat çekti. ‘HEPİMİZİN GAYESİ ŞEHRE VE VATANDAŞLARA HİZMET ETMEK’ İba, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada partiye, davaya ve Edirne’ye en iyi şekilde hizmet edecek yeni yönetimimizi belirlediklerini dile getirdi. İba şu ifadeleri kullandı: “Bu süreçte, tecrübe ve gençliğin dinamizmini bir araya getirerek, Edirne’nin her kesiminden temsilcilerin yer aldığı bir ekip oluşturduk. Kadrolarımızda yenilenme ve tazelenme bizlerde ciddi bir sinerji oluşturdu. Bizler siyaseti hizmette yarış olarak görüyoruz. AK Parti çatısı altında siyaset yapan her bir parti mensubumuz, partimizin başarısı için koşturmayı, ter dökmeyi ve tüm samimiyetiyle mücadele etmeyi kendine görev olarak bilir. Hangi konumda bulunursak bulunalım, birer AK Parti neferi olarak hepimizin gayesi şehrimize ve vatandaşlarımıza canla hizmet etmektir. Göreve geldiğimiz günden itibaren bu bilinçle hareket ettik ve bundan sonra da böyle devam edeceğiz. ‘GÖREVİ LAYIKIYLA YERİNE GETİRECEĞİZ’ Önceki dönemlerde partimize hizmet eden, şehrimiz ve teşkilatımız adına büyük emekler harcayan tüm dava arkadaşlarımıza gönülden şükranlarımızı sunuyorum. Onların katkıları ve fedakarlıkları, bugün geldiğimiz noktanın temel taşlarıdır. Rabbim, bu dava için taş üstüne taş koyan herkesten razı olsun. Yeni yönetimimizle birlikte, onların bıraktığı yerden bayrağı daha ileri taşımak için var gücümüzle çalışacağız. Bize tevdi edilen bu görevi, Allah’ın izniyle ve tüm teşkilatımızın desteğiyle layıkıyla yerine getireceğiz. Bu önemli süreci en iyi şekilde yürüteceğiz tüm arkadaşlarımıza başarılar diliyor, yeni yönetimimizin şehrimize ve teşkilatımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” AK Parti Edırne İl Başkanlığı yönetim kurulu şu şekilde oluştu: Asil Yönetim: Belgin İba, Adnan Vural, Ahmet Demircan, Ahmet Tarık Hatipoğlu, Ali Kobak, Aydoğan Akıncı, Ayhan Dinç, Ayhan Tetik, Bayram Singer, Birkan İpek, Candemir Çekiç, Dilek Arzu Dermenci, Erdi Ertek, Ergun Ellibir, Erhan Ayyıldız, Fahri Üzün, Gökhan Balta, Gözde Emel Baytar, Hakan Çevikel, Halil Gümüş, Hasene Meriç, Hatice Koçaşli, Hüseyin Yildirim, Hüseyin Dönmez, Ibrahim Kaya, Ismail Akalin, Mehmet Çapoğlu, Murat Nalça, Nehir Gergin, Neşe Coşkun , Neşe Deneri, Oktay Topalova, Pinar Ersaçmiş, Rasim Özgün, Secaattin Uyur, Semih Diramalidan, Serhat Çağatay Aydemir, Tuba Karabulut, Uğurcan Imrak, Yildiz Yeşilkurt Yedek Yönetim: Gökhan Tamküpeli, Fatih Güler, Murat Susamişleyen, Ahmet Ismailoğlu, Kadir Çevik, Hasancan Duvan, Halil Ibrahim Altun, Can Ocak, Özcan Kalkar, Nurşah Kanarya, Hüryan Hatikler, Murat Arda, Mümine Konuk, Erkan Öztaş, Melis Paluzar, İlhan Aleşgür, Cevat Darcanlı, Büşra Biricikcan, Hikmet İsmail Mert, Hasret Boydacı
Olgay GÜLER Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Kadın Kolları tarafından gerçekleştirilen genel kurulda, seçime tek listeyle katılan mevcut başkan Çiğdem Gegeoğlu yeniden İl Kadın Kolları Başkanı seçildi. CHP İl Kadın Kolları genel kurulu, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) konferans salonunda gerçekleştirildi. Genel kurula, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ile birlikte çok sayıda partili kadın da katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal marşı ile başlayan genel kurulda, CHP Edirne İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, seçime tek listeyle girerek, yeniden başkan seçildi.
‘YAPMAMIZ GEREKEN BİR VE BERABER OLMAK’ Genel kurulda konuşan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP’nin ilk seçimlerde iktidara geleceğini belirterek, “Bunun için yapmamız gereken tek şey var; bir ve beraber olmak, omuz omuza, yürek yüreğe mücadele etmek. Öylesine zorlu bir süreçten geçiyoruz ki her geçen gün ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerine yönelik saldırılar var. Her geçen gün kadınların hakları gasp edilmeye çalışılıyor. Bir kişi, tek adam bir gece yarısı üç kez ‘boş ol’ diyerek İstanbul Sözleşmesi’ni feshedebiliyor. Adalet Bakanı düşünün, kadınların eşitlik hakkı olan ‘Medeni Kanunu’nu sil baştan yazacağız’ diyebiliyor. Biz, o ‘Medeni Kanunu’nu sil baştan yazacağız’ diyenleri siyasetten sileceğiz” dedi.
‘ASIL MESELE KADINLARIN KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMA MESELESİDİR’ İktidarın kadını iki cinsiyetten biri değil, ikinci cinsiyet olarak gördüğünü ifade eden Nazlıaka, “Düşünün ki bir genel başkan, kadın milletvekilini bir etkinlikte şöyle davet ediyor; ‘Şuraya 2 kadın gelsin şöyle sembolik olarak.’ Bu salonda bulunan herkese sesleniyorum, kadınlar sembol değildir. Kadınlar dolgu malzemesi değildir. İçinde bulunduğumuz günlerden kadınların, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen kendi soyadını kullanma hakkını bile gasp etmeye çalışıyorlar. Burada mesele, basit bir soyadı meselesi değil. Burada asıl mesele, kadınların kendi kimliğine sahip çıkma meselesi. Burada asıl mesele kadın-erkek eşitliği meselesi. Burada asıl mesele, demokrasi meselesi. Burada asıl mesele, Anayasa’ya uyulması, altında imzamız olan uluslararası sözleşmelere uyulması meselesi” diye konuştu.
‘HAK GASPI YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ’ Kadına yönelik şiddetin merkezi politikalarla sonlandırılması gerektiğine vurgu yapan Nazlıaka, “Diyorlar ki ‘Kadının soyadı hakkı aile bütünlüğünü bozar.’ Aile bütünlüğünü, kadının soyadını kullanması mı bozar, yoksa şiddet mi bozar? Aile bütünlüğünü yoksulluk mu bozar, yoksa kadının soyadını kullanması mı bozar? Aile bütünlüğünü toplumsal barışın sağlanmaması mı bozar, yoksa kadının kendi soyadını kullanması mı bozar? İşte bu samimiyetsiz duruş, eşitsizliği her geçen gün derinleştiriyor. Üstelik birçok gelişmiş ülkeden çok daha önce seçme-seçilme hakkına sahip olduğumuz, ulu önderimiz ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yeryüzündeki her şey kadınların eseri’ dediği ülkemizde giderek hak gaspı yaşamaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu. ‘BİR DÖNEM DAHA DEVAM ETMEK İSTİYORUM’ Kendisinin de bir dönem daha kadın kolları genel başkanlığına aday olduğunu belirtip, delegelerden oy isteyen Nazlıaka, “Eğer sizler de layık görürseniz bir dönem daha devam etmek istiyorum. Tüzük Kurultayı yapılacak. Bu kurultayda sizden gelen istekleri de derledik, topladık ve onların tüzük maddelerinde nasıl değiştirileceğine dair bir taslak hazırlayarak, Hukuktan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımıza sunduk. Umut ediyorum ki Eylül ayında hep birlikte mücadele edeceğiz ve kadın kollarımızın yetkisi de olacak, bütçesi de olacak, protokolde yeri de olacak” ifadelerini kullandı.
‘ATATÜRK’ÜN YOLUNDAN YÜRÜMEYE DEVAM EDİYORUZ’ Genel Kurul’da konuşan İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Gegeoğlu da, mevcut iktidar tarafından hayatın her alanında geri plana atılmak istenen kadınların eşit hak ve eşit yaşam mücadelesinde söz sahibi olmak için çalışan kadınlar olması için mücadele verdiklerini belirtip, “İktidar yoluyla kadınların gücünü küçümsemek, emekle yürünen ve emekle kazanılan her şeyi küçümsemek demektir. Kadınlar sadece erkeklerin açamadığı, çalamadığı kapıları açan figürler değildir. Kadınlar emekle, alın teriyle, üstündeki tüm sorumluluklarla ülkemizin laik, demokratik, eşitlikçi haklarla yönetimi için çalışan kahramanlardır. Bu ülkede, 22 yıllık AKP iktidarı kadınları önemsiyor ve kadınlar için çalışmalar yapıyormuş gibi görünse de görünenlerin altında yatanları bilen, anlayan ve okuyan biz Atatürk kızları her zaman dik durduk. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bize kazandırdıklarını hep farkında olarak, vazgeçmeden, unutturma çalışmalarına aldırış etmeden Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün yolundan hiç durmadan yürümeye devam ettik, ediyoruz, edeceğiz. İşte bu sebeplerle yeniden CHP İl Kadın Kolları Başkanı olarak karşınızdayım” diye konuştu. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen seçime tek listeyle katılan Çiğdem Gegeoğlu, yeniden CHP Edirne İl Kadın Kolları Başkanlığı’na seçildi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Teşkilatı’nda bir dönem merkez ilçe başkanlığı yapan, son yerel seçimlerle belediye meclisine kontenjan üye olarak giren Avukat Harika Taybıllı, partinin Merkez Yürütme Kurulu kararı ile CHP il başkanlığına atandı.
CHP Edirne İl Başkanı Samet Kahraman, 13 Haziran’da görevinden istifa ettiğini açıkladı. Partide il başkanlığına vekaleten aradan geçen 1 aylık süreçte İl Sekreteri Bahar Şevik Elibol vekalet etti. Son kulis bilgilerine göre, CHP’de önceki gün gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK), Harika Taybıllı ismi öne çıktı.
GÖREVLENDİRME YAZISI BEKLENİYOR
CHP’de 2013 yılında merkez ilçe başkanlığı yapan Taybıllı, son mahalli idareler genel seçimlerinde ise partinin belediye meclisine kontenjan aday olarak girdi. Taybıllı’nın seçimlerin ardından belediyede uzun süre ne görev alacağı merak ediliyordu. İl başkanlığına atanmasının ardından Taybıllı’nın partinin genel merkezinden gelecek görevlendirme yazısını beklediği öğrenildi.