Ankara’nın müzikal atmosferine renk katan Gordion Oda Orkestrası, genç yeteneklerin bir araya gelmesiyle oluşturduğu enerjik yapı ile büyük beğeni kazanıyor. Yiğitcan Gözoğlu’nun öncülüğünde 6 Haziran 2022’de kurulan orkestra, adını Anadolu’nun tarih kokan Gordion Antik Kenti’nden alarak sanatı ve müziği bir araya getiriyor.
Orkestra, başta Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı olmak üzere birçok konservatuvar öğrencisiyle 7 Kasım 2022’de gerçekleştirdiği ilk konserle seyircileri büyüledi. Ancak, yaşanan depremler sonrasında sanat ve toplum ilişkisi gözetilerek konserlere ara verildi. Bu süre zarfında, Gordion Oda Orkestrası’nın İstanbul ekibi harekete geçti.
İstanbul ekibi, 2 Aralık 2023 tarihinde Ataşehir Kuğu Müzik’te düzenlediği ilk konserle İstanbul’un müzik sahnesine damga vurdu. Bu başarının ardından, 6 solist + 15 orkestra ve Yiğitcan Gözoğlu’lu İstanbul ekibi 23 Şubat 2024’te Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirecekleri konserle İstanbul’daki müzikseverleri bir kez daha selamlayacaklar.
Gordion Oda Orkestrası, genç müzisyenlere destek vererek müziği bir yaşam tarzı olarak benimsiyor. Sponsor desteği olmadan ayakta duran orkestra, genç yeteneklere ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.
Yiğitcan Gözoğlu, Gordion Oda Orkestrası’nın Türkiye’nin iki büyük şehrindeki konserleriyle ilgili olarak, “Müziğin gücüyle Türkiye’nin dört bir yanındaki kalpleri birleştirmeye devam ediyoruz. Hem Ankara’da hem İstanbul’da sanatseverleri bekliyoruz. Birlikte unutulmaz anlar yaşamak için konserlerimize davetlisiniz!” diyor.
Yiğitcan Gözoğlu
Gordion Oda Orkestrası Kurucu & Genel Sanat Yönetmeni
Dağdeviren ailesinin torunu Behlül Cem Altınel, dedesi tarihçi Arif Dağdeviren ve büyük dedesi Edirne Belediye Başkanlarından, Yeni Edirne Gazetesi Sahibi Şevket Dağdeviren’in izinde… Dedesi Arif Dağdeviren’in 80 yıl önce çektiği hiç yayımlanmamış Edirne fotoğraflarını kitap haline getiren Altınel, Edirne Lisesi ve ardından, İ.Ü. Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Cem Altınel, uzun yıllar ilaç sektöründe çalıştıktan sonra emekli olarak tarih ile ilgilenmeye başladı.
Sanat ve tarih konusunda eserler veren, Oya ve merhum Abdülhalim Altınel çiftinin oğulları Cem Altınel’in bu ilgisi, Edirne Müzesi’nin kurulmasında görev alan tarihçi dedesi Arif Dağdeviren’i akıllara getiriyor. Altınel, “Arif Dağdeviren’in Vizöründen 1940’larda Edirne” isimli son eserinde, geniş ve köklü ailesinin geçmişine ve dedesi Arif Dağdeviren’in 80 yıl önce vizörüyle günümüze taşıdığı Edirne’sine bir selam gönderiyor. Edirne Kent Tarihi, Kültürü ve Sosyolojisine, “Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Yöneticilerinin Yaşam Öyküleri”, “Şevket Dağdeviren ve Edirne’si”, “Edirne Gömüt Taşları” isimli eserlerinden sonra yeni bir değer daha kazandırıyor. Dedesinin, 1940’lı yıllarda Edirne’nin her açısından çektiği binlerce fotoğraf arasından daha önce hiç yayınlanmamış ve bilinmeyenleri seçip “Arif Dağdeviren’in vizöründen 1940’larda Edirne” isimli eserde günümüz ve gelecek yaşamlara armağan ediyor. Arif Dağdeviren’in babası olan büyük dedesi 1906-1913 arasında ‘Yeni Edirne’ gazetesini çıkaran bir gazeteci ve 1918-1920 yılları arasında Edirne Belediye Başkanlığı yapan Şevket Dağdeviren… Aynı zamanda Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucularından biri… Tarih konusundaki çalışmalarıyla dedesi Arif ve büyük dedesi Şevket Bey’lerin izinden giden B. Cem Altınel ile son eseri üzerine konuştuk. Böyle bir dönemde yazılı eserler vermenin güçlüğüne karşın verdiği mücadeleyi ve çalışmaları şöyle anlattı bize:
HUDUT: KİTABIN KAHRAMANI DEDENİZ ARİF DAĞDEVİREN’İ NASIL ANLATIRSINIZ? B. CEM ALTINEL : Kitabın kahramanı, Edirne Müzesi’nin 3 kurucusundan biri olan, Edirne’nin efsane başkanlarından Şevket Dağdeviren’in (Edirne Belediyesi tarafından 2017’de kapsamlı biyografisi yayımlandı.) tek oğlu Arif Dağdeviren. Annemin babası (dedem) olan Arif Bey (1888-1979), derin tarih bilgisi yanında fotoğraf tutkusu ile de tanınırdı. Edirne’nin önemli ailelerinden Dağdevirenler’in Kurşunlufırın İzzet Bey Sokak No:8 adresindeki 18 odalı konağında yaşamını geçiren Arif Bey’in “Edirne’de Sinan ve Selimiyesi” başlıklı bir de kitabı vardır HUDUT: ARİF DAĞDEVİREN’İN VİZÖRÜNDEN EDİRNE FOTOĞRAFLARI KİTABINDA NELER VAR? B. CEM ALTINEL : Kitap 1940-50 arasında, başka deyişle 40’lı yıllarda Arif Bey’in çektiği 3 bin 135 kareden benim seçtiğim, hiç yayımlanmamış 358 fotoğraf ve ayrıca Arif Bey’in yaşamını anlatan 28 fotoğraftan oluşuyor. Yani toplamda 386 adet siyah beyaz fotoğraf içeriyor. Fotoğrafların fonunda hep Edirne işleniyor. Konak ve Aile, Kent Dokusu / Panorama, Sosyal Yaşam, Mimari Yapılar ve Çevre, Yerleşim Bölgeleri başlıkları taşıyan kitap 220 sayfadan oluşuyor.
Bilindiği gibi 1939-1945 arasında yaşanan II. Dünya Savaşı Edirne’yi de olumsuz biçimde etkiliyor. Göç vererek bir anlamda ıssızlaşan Edirne’nin dingin yüzünü bu fotoğraflarda görebiliyoruz. Ekonomik sıkıntılar nedeni ile onarılamayan mimari yapıların orijinaline en yakın görünümleri de bu fotoğraflarda yer alıyor. Bayramlar, trafik kazaları, sosyal etkinlikler ve portreler bu dönemin yaşamı üzerine belge nitelikli ipuçları veriyor. Örneğin Edirne’de yolların asfaltlanışını ben yalnızca bu fotoğraflarda gördüm. Ünlü tarihçi Franz Babinger ile Arif Bey’in Trakya’da yaptığı gezilerin fotoğrafları da bu içerikte yerini aldı. HUDUT: KİTABIN OLUŞUM SÜRECİ NASIL GELİŞTİ ? B. CEM ALTINEL : Fotoğrafları kitaba dönüştürme fikri değerli tarihçi Necdet İşli’den geldi. Necdet Bey her görüştüğümüzde bu konuyu gündemde tutarak üzerimde bir tür baskı oluşturdu. Ben de önsözü yazması koşulu ile önerisini kabul ettim. Edirne’nin Gömüt Taşları başlıklı kitabımı hazırlarken Arif Bey’in negatiflerini dijitalize ettirmiştim. Elimdeki bu eşsiz materyali belli başlıklar altında toplayarak üzerinde çalışmaya başladı HUDUT : KİTABI HAZIRLAMAK, FOTOĞRAFLARI SEÇMEK ZORLU BİR SÜREÇ OLSA GEREK… B. CEM ALTINEL : Fotoğrafların seçiminde kadrajlama, orijinallik, fotoğrafın kompozisyonu ve hasarsızlığı tercih nedenleri oldu. Oldukça kapsamlı bir arşivden 358 fotoğraf seçmek acımasız olmayı gerektiriyordu. Annemle (Oya Dağdeviren Altınel) seçkiden oluşturduğum taslağın üzerinden geçtik. Onu hüzünlendirmesine rağmen sabırla bu süreci tamamladı. Böylelikle mekan ve şahısları büyük ölçüde belirledim. Benzer bir süreci de fotoğrafların tek tek üzerinden geçerek yerel tarihçi Edirne tutkunu Cengiz Bulut ile tamamladık. Fotoğrafların yapay zekaya entegre edilmiş photoshop ile temizlenmesini değerli sanatçı-yazar dostum Enver Şengül üstlendi. Bundan sonra metinleri yazmam ve doğrulamam 6 ay sürdü. Neyyir Berktay’ın titiz çevirisi ile çalışma İngilizceye çevrildi. Taslak grafik tasarım ve uygulama için Edanur Özçelik’e verilmeye hazırdı artık. Eda, özverili bir çalışma ile 29×29 cm boyutlarındaki kitabın ve kapağın önce tasarımını sonra da 220 sayfanın uygulamasını yaparak 3 ay gibi kısa bir sürede çalışmasını tamamladı. Böylelikle 1 yıllık süre içinde paralel çalışmalarla kitap basıma hazır hale geldi. HUDUT : KİTAP YAYIMLANDI AMA YAZIK Kİ SATIŞA KONAMADI. EKSİK OLAN NEDİR? B. CEM ALTINEL : Necdet İşli’nin ve benim bir dizi yayınevi ve sponsor ile yaptığımız görüşmelerden olumlu sonuç alamadık. Edirne’deki devlet ve sanayi kurumları ile STK’lar ekonomik sıkıntılarını bahane ederek projeye kayıtsız kaldı. Bunun üzerine kardeşim Hakan Altınel’in katkılarıyla kitabı dijital baskı tekniği yalnızca 50 adet kaliteli bir kağıda bastırma ve basılan kitabı satışa koymama kararı aldım. Böylelikle ileriki bir tarihte gerçekleşebilecek olası matbaa baskısının önünü açacağımı düşündüm. HUDUT : KİTABIN ÖNEMİ TARTIŞILMAZ, SİZİN DUYGUNUZ NEDİR? B. CEM ALTINEL : Edirne ile ilgili birçok kitap yayımlandı ve bu kitaplarda pek çok bilgi / belge bulunuyor. Ancak Edirne ile ilgili kitaplarda fotoğraf sayısı ve kalitesi oldukça düşük. Bu konudaki eksiği müthiş arşivi ile Arif Bey’in fotoğrafları dolduruyor. Yani sayı, içerik ve kalite olarak en kapsamlı fotoğraf arşivinin kapısını araladığı için kitabın Edirne şehir tarihinde özgün bir yeri var. HUDUT’UN NOTU : Başta B. Cem Altınel olmak üzere, ismi geçen ve her biri farklı bir noktada emek veren dostlarının emeğine sağlık. Son derece kaliteli ve her birinde açıklamaları mevcut fotoğrafların yer aldığı bu kitap elbette satılabilmeli… Edirne’nin prestij kitaplarından biri olarak baş köşede yerini almalı… Özellikle Edirne ile ilgili kararlar veren her yöneticinin elinin de altında bulunmalı ki, bu kent Edirne olmaktan çıkmasın! Edirne halkı, yaşadığı kente giderek yabancılaşır ve değişip dönüşürken; Edirne tarihi, kültürü ve sosyolojisine ışık tutan çalışmalar teşekkür ve övgüyü hak ediyor… Sayın Cem Altınel’in aile tarihi, hatta her birimizin aile tarihleri toplamda Edirne’nin tarihidir. Tek fark bazıları gizleyip kendine saklar, bazıları da geçmişin gizemlerini geleceğe aktarmak, Edirne’yi yaşatmak için emek verir…
Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu,Klasik Rumeli Akşamları “Çıkayım Gideyim Urumeli’ne” Konseri ile 6 Şubat 2024 Salı günü Edirneli musiki severlerle bir kez daha buluşacak. Şef Yıldıray Öztürk’ün yönetiminde Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu’nun salonunda gerçekleştirilecek konser saat 20.00’de başlayacak. Klasik Rumeli Akşamları “Çıkayım Gideyim Urumeli’ne” Konseri’nin biletleri biletial, sanat cepte ve Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu’nun gişesinden temin edilebilecek.
Edirne Valisi Yunus Sezer ve eşi Canan Sezer, çekimlerinin bir bölümü Edirne’de yapılan ‘Sadık Ahmet’ filminin İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan galasına katıldı.
1947 yılında Gümülcine’de doğan ve tıp eğitimi aldıktan sonra Yunanistan’da yaşayan Batı Trakya Türklerinin birçok hakkının elde edilmesi uğruna siyasi bir mücadele sürdüren Dr. Sadık Ahmet’in hikâyesini anlatan TRT ortak yapımı “Sadık Ahmet” filminin galasına çok sayıda davetli katıldı.
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde düzenlenen galaya; Edirne Valisi Yunus Sezer, eşi Canan Sezer ile birlikte katıldı. Galaya Dr. Sadık Ahmet’in eşi Işık Sadık Ahmet, oğlu Levent ile kızı Funda Sadık Ahmet, filmin oyuncuları, yapım ekibi ile sanat ve kültür dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Kırklareli Valisi Birol Ekici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, kurucusu merhum Sadık Ahmet olan Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren de galaya katılıp filmin ilk gösterimini izledi.
Gökalp TOPYAN Edirne Yerel Tarih Grubu’nun 3 Şubat Cumartesi günü gerçekleştireceği Halk Buluşması Toplantısı’nın konuğu, kitapları ve fotoğraflarıyla Edirne tarihine, sanatına ve kültürel yaşamına katkılarda bulunan Ahmet Gökhan Demirer olacak. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde Cumartesi günü saat 14.00’te başlayacak toplantıda, Demirer; hısımlık bağları bulunan Edirneli Şevket Süreyya Aydemir’i, dönem fotoğrafları ve filmler eşliğinde anlatacak. Edirne Yerel Tarih Grubu Başkanı Güngör Mazlum ve Grup Sözcüsü Şükrü Akıllı Edirneli tarih meraklılarını toplantıya davet etti. EDİRNELİ ŞEVKET SÜREYYA ; YAZAR, DÜŞÜN İNSANI, İKTİSATÇI, TARİHÇİ Şevket Süreyya, Edirne’de 1897 yılında, tüm varlıklarını geride bırakıp gelen Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Mehmet Efendi, Dertli Mustafa Bey’in (daha sonraki Zorlutuna) Konağı’nda bahçıvanlık yaptı. Annesi ise aydın bir kadın olan Şaziye Hanımdır. Türk yazar, düşün insanı, iktisatçı ve tarihçi Şevket Süreyya, Kadro Dergisi’nin kurucularından ve Kadro Hareketi’nin önderlerindendir. Türk tarihinde önemli rol oynayan kişilikleri inceleyen eserleri ile ünlenmiştir. Kendi yaşamını anlattığı Suyu Arayan Adam (1959), Atatürk ve İnönü dönemlerini incelediği üçer ciltlik Tek Adam (1963-65) ve İkinci Adam (1966-68) adlı kitapları en ünlü eserleridir. Atatürk’ün de okuduğu Toprak Uyanırsa adlı romanı ise tanınan bir diğer eseridir. Bu romanında, bir aydın eşliğinde kalkınan köyün hikâyesini birinci şahıs bakış açısıyla anlatmıştır. Kitapları arasında Menderes’in Dramı, Enver Paşa gibi biyografiler, Kahramanlar Doğmalıydı (Roman) gibi eserler ile çok sayıda gazete ve dergi yazıları yer aldı. Çeşitli dönemlerde farklı ideolojileri savundu. Gençliğinde Turancı, 1920-1927 yılları arasında Türkiye Komünist Partisi yöneticisi, 1927 sonrasında Kemalist rejimin savunucusu ve kuramcısı olarak çalışmalar yaptı. 25 Mart 1976’da Ankara’daki evinde öldü. Tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedildi. Adı, Ankara’da yıllarca oturduğu sokağa verildi.
AHMET GÖKHAN DEMİRER Edirneli Hakim Doğan Demirer ile Yeniimaretli Edebiyat Öğretmeni Talia Demirer çiftinin ilk çocukları olan Ahmet Gökhan Demirer 1960 yılında Edirne’de doğdu. Gül Demirhan isimli bir kız kardeşi var. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Demirer, Merkez Bankası’nda uzman olarak çalıştı. İzmir’de ortaokul sıralarında başlayan fotoğrafa olan ilgisi, lise çağında bir kaç arkadaşıyla birlikte oluşturdukları fotoğrafçılık kulübü ile gelişti. Bir dönem yönetiminde görev aldığı Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği AFSAD’ın 2006-2008 yılları arasında başkanlık görevini yürüttü ve dernek seminerlerinde eğitmenlik yaptı. Ahmet Gökhan Demirer’in, annesinin ve babasının da katkıda bulunduğu notlarından yola çıkarak “Edirneli İki Harp Çocuğunun Memleket Anıları” isimli kitabı ile aile tarihçesini anlattı. Annesi Talia Demirer’in Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili Edebiyatı mezuniyet ödevini değerlendirdiği “Edirne Ağzı” isimli iki kitabı ile çok sayıda fotoğraf kitabı ve katalogları bulunuyor.
Konya Çatalhöyük’te 8 bin 500 yıllık mezarda genç bir erkeğe ait olduğu belirlenen kafatasından 2,5 santimetre çapında, düzgün dairesel bir kesitle yuvarlak kemik parçası çıkarıldı. Aralarında Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Başak Boz’un da bulunduğu akademisyenler, Çatalhöyük’te ilk kez net olarak trepanasyon örneği gördüklerini söyledi.
Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Başak Boz, Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Handan Üstündağ, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Prof. Dr. Arzu Demirel ile yüksek lisans öğrencisi arkeolog Donald Kale tarafından yürütülen Çatalhöyük kazılarında genç bir erkek bireye ait kafatası kemikleri üzerinde, 2,5 santimetre çapında bir deliğe rastlandı. Deliğin kafatası delgi işlemine ait olduğu tespit edildi. Çatalhöyük Kazı Heyeti Başkanı Ali Umut Türkcan, “Dünyada eşine az rastlanır bir bölge. Kültürün çok ağır ilerleyerek terkedildiği bir yerleşim. Çalışmalarımız özellikle ‘kuzey korugan’ adını verdiğimiz alanın yanındaki uzun sokakta bulduğumuz mahallede sürüyor. Yerleşmenin yamacına doğru yeni bir alan açtık. Yeni alanda büyük bir bina tespit ettik. 80 metrekarelik, 5 mekânlı binada çalışmaları yoğunlaştırdık. Buradaki bir evde akbaba pençesi ile kapatılmış bir mezara rastladık. 7 bireyin bulunduğu mezarda kazının antropoloji uzmanları detaylı incelemeler yaptı. Bir genç bireyin kafatasındaki delgi işlemi dikkatimizi çekti. Çatalhöyük’te ilk kez net olarak trepanasyon örneğini gördük” dedi. Araştırmacılar, kafatasının yan tarafında 2,5 santimetre çapında, düzgün şekilde açılan dairesel bir kesitle yuvarlak bir kemik parça çıkarılmış olduğunu ve bu esnada kafa derisini sıyırdıklarını gösteren birçok kesi iziyle karşılaştıklarını belirterek, bunun tedavi amacıyla yapılmış bir trepanasyon olduğunu düşündüklerini ifade ettiler.
Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yılmaz savunucusu, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, araştıran ve sorgulayan değerli gazeteci, yazar Uğur Mumcu’nun hayatını anlatan “Unutma Bizi” tiyatro oyunu Edirne Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda Edirneliler ile buluşacak! 24 Ocak 1993 tarihinde evinin önünde uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci- yazar Uğur Mumcu, katledilişinin 31. yılında Edirne’de, Edirne Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda gösterime sunulan “Unutma Bizi” tiyatro oyunu ile özlemle anılacak. Levent Üzümcü Tiyatrosu tarafından hazırlanan, Cengiz Toraman’ın yazıp yönettiği, Zülfü Livaneli, Timur Selçuk, Cem Karaca ve Dengin Ceyhan’ın bestelerinin yer aldığı, Orhan Aydın ve Levent Üzümcü’nün usta oyunculuğu ile sahneye taşınacak “Unutma Bizi” tiyatro oyunu 31 Ocak Çarşamba Saat 20.00’de Edirne Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda ücretsiz olarak sahnelenecek. 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu katledilen aydın-gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun hayatını anlatan “Unutma Bizi” tiyatro oyuna tüm Edirnelileri davet eden Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, “Türkiye Cumhuriyeti’nin özgürlük ve adalet mücadelesinin simgelerinden, araştıran ve sorgulayan değerli gazeteci, yazar Uğur Mumcu, ülkemizin yetiştirdiği en önemli değerlerden biriydi. Alçak bir suikast sonucu kaybettiğimiz devrimci gazetecimizi aramızdan koparılışının 31’inci yılında saygı ve özlemle anıyor, 31 Ocak Çarşamba Saat: 20.00’de sahnelenecek “Unutma Bizi” tiyatro oyununa tüm Edirnelileri davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
Tıp Doktoru, Akademisyen, Yazar, Eğitimci, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda gençlere ışık tutan, Cumhuriyet Kadını Prof. Dr. Türkan Saylan’ın hayatını anlatan “Ben Türkan Saylan” oyunu Edirne AKM’de, tiyatroseverler ile buluşacak. Fedakârlığın, aydınlığın, çağdaşlığın, Cumhuriyet ilkelerine bağlılığın en önemli isimlerinden biri olan Türkan Saylan’ın hayatının ele alındığı, “Ben Türkan Saylan” isimli tiyatro oyunu 01 Şubat Perşembe Saat 20.00’de Edirne Belediyesi Kültür Etkinlikleri kapsamında Edirne Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda ücretsiz olarak sahnelenecek. Levent Üzümcü Tiyatrosu tarafından hazırlanan, Cengiz Toraman’ın yazıp yönettiği “Ben Türkan Saylan” isimli oyunda Cumhuriyet Kadını Prof. Dr. Türkan Saylan’ı ünlü tiyatro sanatçısı Şenay Gürler canlandıracak. Oyunun dış sesinde ise Mert Fırat, Berna Laçin, Levent Üzümcü, Uğur Dündar, Ayşe Yüksel ve Yetkin Dikinciler yer alacak. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan ücretsiz sahnelenecek “Ben Türkan Saylan” tiyatro oyununa tüm Edirnelileri davet ederek, “Büyük çabalarla kurduğumuz Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı çağdaşlığın simgesi Türkan Saylan’ın yaşamını anlatan, anlamlı bir tiyatro oyununa ev sahipliği yapacak. Sanatın ve kültürün birleştirici gücüyle, Türkan Saylan’ın örnek yaşamını sahneye taşıyan bu etkinlikte bir araya gelmek için 7’den 70’e tüm hemşehrilerimi 01 Şubat Perşembe günü gerçekleştirilecek oyunumuza davet ediyorum ” dedi.
Her kentin bir özelliği var, Ama seninki bambaşka. Benliğinde tarihin güzelliği var, Beyinlerde izlerin, senin gururun başka.
Sana şöyle bir baktım Selimiye’den, Yücelen bir ruh var nefesinde, Unutulmasın seni yâd eden, Bir nişane var her tepesinde
Şühedalar diyarısın sen Edirne, Sende kucaklaşıyor Tunca, Arda, Meriç Çok şey borçluyuz Balkan şehitlerine Sana ruh veren abideyi gördün mü hiç?
Ey Edirne’nin öz evladı, Uğrunda can verenleri unutma Hepside yurdun gözbebeği ahfadı Filizlenen umutları kurutma.
Sen bir Serhat şehrisin, Dillerde söylenip efsaneleşmişsin, Edirne’den Ardahan’a, Ardahan’dan Edirne’ye Sen bir uhdesin, hakkın var övünmeye.
Basri GÜRSES 8 Ekim 2000
––––––––––––––––––––––– BASRİ GÜRSES KİMDİR ? 1933 yılında doğdu. İlk, ortaokulu Bulgaristan’da, Liseyi İstanbul’da, üniversiteyi de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde okudu. Devlet hizmetinden emekli oldu. Trakya’da görev yapmıştı, tek torununun Edirne’de doğması nedeniyle Edirne’ye karşı bir sempatisi olduğu için içinden gelerek bu şiiri yazdı.
Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi viyolonsel öğrencisi Ege Dikbıyık, Parlayan Yıldızlar Projesi’nde sahne aldı. İstanbul Levent İş Kulelerinde bulunan İşSanat programı çerçevesinde her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen “Parlayan Yıldızlar” projesi kapsamında bu yıl Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi viyolonsel öğrencisi Ege Dikbıyık, yapılan seçmeler sonucunda İşSanat konser salonunda sahne almaya hak kazandı.
Çalışmalarını halen Doç. Musa Eren İşkodralı ile birlikte sürdüren Ege Dikbıyık, konserde piyanist Seyyah Tatlıdede eşliğinde D. Shostakovich Op.40 Viyolonsel Sonatı’nı ve K. Davidov “At the Fountain” isimli eserleri başarılı bir şekilde icra etti. Trakya Üniversitesi öğrencisini kutlayarak başarılarının devamını diledi.