Kategori arşivi: Ekonomi

SÜTÜB’e ‘birinci derecede tarımsal örgüt’ belgesi!

Olgay GÜLER
Edirne Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB), Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geçtiğimiz yıl uygulamaya konulan yönetmelikle, tarımsal desteklemede ayrıcalık, faiz indirimi, organizasyonlara davet ve karar alma süreçlerini katılım gibi imkanların sağlandığı ‘Birinci Derecede Tarımsal Amaçlı Örgüt’ belgesi almaya hak kazandı.
Bakanlık tarafından 2023 yılında hazırlanan Tarımsal Amaçlı Örgütlerin Derecelendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında, tarımsal amaçlı örgütlerin belirlenen kriterler çerçevesinde derecelendirilmesi kararlaştırıldı. Yönetmelik kapsamında bakanlığa başvuran kooparatif, üretici ve ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri arasından, kriterlere uyarak 60 puanın üzerinde almayı hak kazananlara ‘Birinci Derecede Tarımsal Amaçlı Örgüt’ belgesi verilmeye başlandı. Belgeyi alan örgütlere tarımsal desteklemede ayrıcalık, faiz indirimi, organizasyonlara davet ve karar alma süreçlerini katılım gibi imkanların sağlandı.
EDİRNE SÜTÜB BELGEYİ ALMAYA HAK KAZANDI
Uygulamaya bu yıl başvuran Edirne Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB), kriterlerin çoğunu yerine getirerek 60’ın üzerinde puan alıp, Edirne’de belgeyi almaya hak kazanan tek birlik oldu. Birlik Başkanı Mustafa Suiçmez, söz konusu belgeyi almalarının hem birlik hem de üye üreticiler için çok önemli olduğunu dile getirdi. Suiçmez, “Biliyorsunuz her sene tarımsal işte destekleme modelleri veyahut işte çeşitli şeyler değişkenlik gösteriyor. Bu belgeyi bu belgeye hak kazanan birliklere destekleme anlamında bir miktar farklı destekleme geleceği yazıyor genelgede. Hem birlikleri hem de birliğe üreticileri kapsıyor. Biz de; ‘madem biz bu işi başarmışız müracaatımızı yapalım’ dedik. İleride ki bu seneye olur veya bir dahaki seneye olur, bu belgede hem birliği farklı desteklemeden yararlanırız, üyeler de o belgeyi verip onlar da ilgili istenen makama sunabilecek. Bu benim için önemli” dedi.
‘BU BELGE DOĞRU YOLDA OLDUĞUMUZU GÖSTERİYOR’
Birliklerin mevcut durumlarının belirlenmesi açısından da uygulamanın faydalı olduğunu anlatan Suiçmez, “Burada birliklerin hem mali tablosunu, hem çalışma sistemlerini ortaya koyma açısından çok iyi bir şey. Yani öyle birlikler var Türkiye’de, sadece ismi var. Yani öyle bir isim kurulmuş. Yani bizim bölgemizde de var. Hatta Lalapaşa Süt Üreticileri Birliği. Sözde kapandı, tasfiye olmadı hatta biz orada onların tasfiyesi gerçekleşse o bölgede çalışma alanımız, giremiyoruz orada. Yani bu tür şeyler de var. Bunları ayıklama anlamında, derecelendirme anlamında çok iyi bir şey. Müracaat ettik ve hak kazandık, mutluyuz ve gururluyuz. Demek ki bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. İleride umarım bu farklılık da ortaya çıkar. Bunu laf olsun diye yapmazlar diye ümit ediyorum. Mutlaka ileride bunun faydasını hem birlik hem de üreticilerimiz görecektir diye düşünüyorum” diye konuştu.
‘EDİRNE’DE BU BELGEYİ ALAN TEK BİRLİĞİZ’
Söz konusu belgeyi Trakya’da sadece 3 birliğin alabildiğini dile getiren Suiçmez, “Edirne’de bu belgeyi alan tek birlik olduk, Trakya’da da üç tane birlik var. Sadece süt üreticileri alanında değil, 5200 sayılı yasayla kurulmuş bütün birlikleri kapsıyor bu. Hatta kooperatifleri de kapsıyor. Bu kriterlerden 60 puanı toplayabilen bütün tarımsal örgütleri kapsıyor. Türkiye’de benim bildiğim kadarıyla 100 civarında bir birlik bu puanı geçebildi. Trakya’da da üç tane birlik var” şeklinde konuştu.

Garsonlara hızlandırılmış eğitim

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ETSO) Trakya Kalkınma Ajansı destekleri ile yürütülen GastroAkademi Eğitim Mutfağı” kapsamında düzenlenen üç gün süreli ‘Hızlandırılmış Servis Elemanı Eğitimi’ başladı..
ETSO’dan yapılan açıklamada, “Odamız çatısı altında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2022 SOGEP programı kapsamında Trakya Kalkınma Ajansı destekleri ile yürütülen GastroAkademi ile Gelecek Mutfakta projesi ile siz değerli üyelerimizin sektörde çalıştırmaya ihtiyaç duyduğu usta aşçı ve servis elemanlarını yetiştirmenin yanı sıra, mevcut sektör çalışanlarının da eğitilerek hizmet kalitenizin geliştirilmesini de hedefliyoruz” denilerek şunlara yer verildi:.


“Bu kapsamda, üç gün sürecek ‘Hızlandırılmış Servis Elemanı Eğitimi’ bugün itibariyle Odamızda faaliyet gösteren GastroAkademi Eğitim Mutfağı’nda başladı. İlimizdeki işletmelerde istihdam edilen garson ve servis elemanlarına hızlı ve etkili servis teknikleri kazandırmayı amaçlayan eğitim programında, teorik bilgilendirmelerin yanı sıra uygulamalı çalışmalar ile de pratik kazanımlar desteklenecek.
Gerçek iş ortamını yansıtan senaryolar üzerinden uygulamaya dayalı beceriler geliştiren katılımcılar, eğitmenlerimizin rehberliğinde sektördeki bilgilerini güncelleme ve pekiştirme fırsatı bulacaklar.
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası olarak, eğitim mutfağımızda gerçekleştirdiğimiz eğitimler ile hizmet sektöründeki rekabet gücünüzü artırmayı ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmanızı amaçlıyoruz.”

İşçiden ‘geçinemiyoruz’ feryadı!

Olgay GÜLER

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TES-İŞ) Edirne temsilciliği, ‘insan onuruna yakışır çalışma koşulları istiyoruz’ diyerek, ‘geçinemiyoruz’ sloganıyla eylem yaptı.

TÜRK-İŞ İl Temsilciliği tarafından, son yıllarda etkisini artırarak hissettiren hayat pahalılığından ve güvencesiz çalışma koşullarına kadar çalışan ve emeklileri ilgilendiren bir çok konuyla ilgili basın açıklaması gerçekleştirildi. Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen basın açıklamasına TÜRK-İŞ’e bağlı sendikaların yanı sıra BİRLEŞİK KAMU-İŞ Edirne Temsilciliği, KESK Edirne Şubeler Platformu, DİSK Emekli-Sen Edirne Şubesi ve Edirne Kent Konseyi de katılarak destek verdi.

‘İŞÇİNİN, EMEKLİNİN, YOKSULUN GELİRİ YERİNDE SAYDI’

Basın açıklamasını TÜRK-İş İl Temsilcisi Zeki Şişko okudu. Şişko, ağır çalışma koşulları ve adaletsiz ücretle birlikte işçinin ve yoksulun dayanacak gücünün kalmadığını belirterek; “Büyükşehirlerde ev kiraları ortalama 15 bin liranın üzerine çıktı. İnsanlar, yüksek kiralar sebebiyle sağlıksız ortamlarda yaşamak zorunda kalıyor. Markete, pazara, temel tüketim ürünlerine, tepeden tırnağa her şeye her gün zam gelmeye devam ediyor. Geçen ay elektrik fiyatına, bu ay da doğalgaza yüzde 38 zam geldi. Önümüzdeki ay okullar açılacak. Eğitim masrafları altından kalkılamaz bir hal aldı. Analar, babalar; ‘Çocuğumuzu okula nasıl göndereceğiz?’ diyor. İşçiler, çocuklarının eğitim masraflarını şimdiden kara kara düşünüyor. Yılbaşından günümüze kadar iğneden ipliğe her şeyin fiyatı 2 katına çıkarken; işçinin, emeklinin, yoksulun geliri yerinde saydı” ifadelerini kullandı.

‘GELİR ADALETSİZLİĞİ HIZLA BOZULUYOR’

Hissedilen enflasyonla, açıklanan arasında uçurum olduğunu kaydeden Şişko, “Yaşanan enflasyon ile açıklanan enflasyon arasında uçurum vardır. İşçilere, emeklilere yapılan düşük zamlar, her geçen gün yoksulu daha da yoksul hale getirmektedir. İşçinin alım gücü hızla düşmektedir. İşçilerin milli gelirden aldığı pay azalırken işverenlerin payı her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde gelir adaleti hızla bozulmaktadır. Türkiye, gelir dağılımı eşitsizliğinde Avrupa’da birinci, dünyada 28’inci sıradadır. Gerçek enflasyon oranları açıklanmazsa bu eşitsizlik daha da artacaktır. Enflasyonun yükselmesinde hiçbir sorumluluğu olmayan işçilerin enflasyonu düşürmek için de fedakârlık etmesi beklenmemelidir. Bu nedenle Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ile çalışanın servis ve diğer haklarının kaldırılması kabul edilemez. Servis ve diğer haklar toplu iş sözleşmesi ile elde edilmiş kazanımlardır. Bunun genelgeyle ortadan kaldırılması, başta Anayasa’nın ilgili hükümleri olmak üzere ILO normlarına ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Tasarruf, çalışanın servis ve diğer haklarının elinden alınarak değil; kamudaki israfın engellemesi ile sağlanmalıdır. İşçiler enflasyonun nedeni değil; mağdurudur. Enflasyonun bir an önce gerçek seviyesinde açıklanması için gerekli adımlar atılmalıdır” diye konuştu.

‘İŞÇİLERİN ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜ AZALTILMALI’

İşçi ücretlerinin üzerindeki vergi yükünün de azaltılması gerektiğinin altını çizen Şişko, “Bu ülkenin sağladığı kaynakları kullanarak servet elde edenler, topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmeli ve kazançları oranında vergi ödemelidir. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalıdır. Gelir vergisi tarife basamakları ve oranları acil olarak güncellenmelidir. Ücretliler için düzenlenen gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 2024 yılı için 110 bin TL olarak belirlenmiştir. Geçmiş yıllarda yılın son aylarına kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçi, günümüzde Mart ayında ikinci vergi dilimine girmektedir. Yılda fazladan 1,5 aylık ücretini vergi olarak ödemektedir. Gelir vergisi tarifesi ilk basamağı, geçmiş yıllarda olduğu gibi, brüt asgari ücretin 12 katından az olmamalıdır. İşçi ücretlerinin üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. İşçiler hem kaynaktan kesilen doğrudan vergi, hem de harcamalar yoluyla dolaylı vergi ödemektedir. İşçiler üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır. Gelir vergisi oranı bütün işçiler için yüzde 15’de sabitlenmelidir. İşçilerin sosyal haklarından vergi kesilmemelidir” şeklinde konuştu.

‘EMEKLİ AYLIĞIYLA GEÇİNMEK İMKANSIZ HALE GELDİ’

Günümüzde emekli aylığı ile geçinmenin de imkansız hale geldiğini belirten Şişko, “Maalesef günümüzde emekli aylığı ile geçinmek imkânsız hale gelmiştir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’nun açıkları kapanmamış, daha da artmıştır. Değişen emekli aylığı hesaplama sisteminde işçinin ortalama kazancına enflasyon ve milli gelirdeki büyümenin yüzde 30’u eklenmektedir. Bu nedenle emekli aylığının miktarının belirlenmesinde enflasyon oranı çok önemli hale gelmektedir.  Enflasyon hareketlerinin çok yüksek olması sebebiyle aynı işyerinde, aynı dönemde çalışan iki işçiye emekli aylığı başvuru tarihleri farklı olduğu için farklı aylık bağlanabilmektedir. Bu sebeple enflasyon farkının yüksek olduğu bu dönemde, 2024 yılı içerisinde emekli aylığı talebinde bulunanların emekli aylıkları, 2025 yılında başvuracaklara göre daha fazla olacaktır. Bu durum birçok işçinin emeklilik başvurusu yapmasına sebep olmaktadır. Nitelikli çalışanlar oluşacak fark sebebiyle emekli olmayı tercih etmektedir. Bu mağduriyetin yaşanmaması için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır” ifadelerini kullandı.

 ‘BOZULAN EKONOMİNİN BEDELİNİ BİZ ÖDEMEYECEĞİZ’

TÜRK-İŞ’in işçinin emeğinin karşılığı olan gelirinin, enflasyon verilerine kurban edilmesine karşı açık bir tavır aldığına vurgu yapan Şişko, “Emeğimizin karşılığı olan gelirimizin, enflasyon verilerine kurban edilmesine karşı açık bir tavır alıyoruz. Bir kez daha belirtiyoruz; hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, adaletsiz vergi sistemi, işsizlik, kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalıştırma sorunları altında ezilmeyeceğiz. Bozulan ekonominin bedelini biz ödemeyeceğiz. 696 sayılı KHK ile kadroya giren işçilerin kanundan doğan haklarını aramaya devam edeceğiz. KİT’lerde ve kamuda taşeron işçilik sona erene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Örgütlenmenin önündeki engelleri tek tek aşacağız. Yaşasın TÜRK-İŞ, yaşasın emek, barış ve özgürlük mücadelemiz” dedi.

Ziraat Odası’ndan çığlık!

Uzunköprü Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Kayalı, tarımda son yılların en kötü sezonu yaşandığına dikkat çekerek, “Üretimin sürdürülebilir kılınması gerekmektedir. Çok geç olmadan üreticiye sahip çıkın!” diye seslendi.

Bölgenin çeltik, ayçiçeği ve buğday başta olmak üzere yaygın üretimin gerçekleştirildiği Uzunköprü ilçesinin Ziraat Odası Başkanı Kayalı, küresel ısınma ve kuraklık, yüksek girdi maliyetlerinin tarımsal üretimi olumsuz etkilerken çiftçinin ürününün ise para etmediğini söyledi. Buğday ancak maliyet oranında fiyat bulurken, ayçiçeğinin borsa fiyatları ile zarar ettiğinin altını çizen kayalı, “Et ve süt piyasası da gergin bir dönemden geçiyor. Tarihte görülmemiş şekilde süt fiyatları 1 TL. geri çekildi. Et piyasalarında da durum farksız , en düşük kıyma fiyat 600 TL. iken canlı sığır kesim fiyatları tepetaklak geriye geldi” dedi.

Yaş sebze, meyve ve kavun, karpuz fiyatları düzgün bir hal yasası olmaması sebebi ile yerle bir olduğuna işaret eden Kayalı, “Çeltik maliyetleri Kg. başına yaklaşık 28 TL. civarı elektrik fiyatlarının yükselmesi ve diğer masraf kalemlerinin artması ile maliyetler yükselmiştir. Çeltik üreticisini küstürmeyecek fiyat belirleyip T.M.O.’nun alım yapması gerekmektedir” diyerek şöyle devam etti:.

“Tarım, Maliye, Ticaret Bakanları Strateji ve Bütçe Başkanı, Merkez Bankası Başkanı ilgili Bakanların yardımcılarının yaptığı toplantı sonunda yapılan açıklamada ülkemizde tarımsal ürünlerde arz ve talep dengesinin sağlanmasına hem üreticilerimizin hem de tüm vatandaşlarımızın menfaatlerinin korunmasına yönelik dış ticaret tedbirleri dahil olmak üzere gerekli tüm tedbirlerin uygulanmasına devam edileceği vurgulanmıştır.

Çiftçi ucuza satarken tüketici pahalı tüketiyor. Yetkililerimiz dış ticaret tedbiri yerine üreticiye destek versin. Yeni Hal Yasası, ayçiçeği kuraklık desteği, çeltik pirim desteği, yem hammaddesi temini, çiftçinin kullandığı mazota ve elektrikte indirim yapılması gibi önlemlerle üretimin sürdürülebilir kılınması gerekmektedir. Pandemi gıdanın ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Yabancı çiftçiye değil Türk çiftçisine kolaylık sağlanmalıdır. Çok geç olmadan üreticiye sahip çıkın!”

Üniversitelinin ‘oda kira’ formülü!

Olgay GÜLER
Ülke genelinde YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, öğrenciler okuyacakları şehirlerde yurt ararken, bulamayanlar ise fiyatları son dönemde iyice artan kiralık ev arayışına girdi.
Üniversite öğrencilerinin yeme ve içmeden sonraki en büyük problemi olan barınma, son yıllarda artan kira fiyatlarıyla birlikte daha büyük sorun haline gelmeye başladı. 1 artı 1 olarak kiralanan en küçük evlerde bile fiyatlar 10 bin liradan başlarken, konumu, oda sayısı ve bina durumuna göre bu fiyat katlanarak da devam edebiliyor. Edirne Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Serhat Çeker, kentte kiralık daire sayısının oldukça az ve fiyatların yüksek olduğuna dikkat çekti.


‘ÖĞRENCİLER SONUÇLARLA BİRLİKTE YER ARAYIŞINA GİRDİ’
Öğrencilerin kazandıkları illeri öğrenir öğrenmez ilk iş olarak ev tutma telaşına girdiklerini söyleyen Çeker, “Öğrenciler nereye kazandığını öğrendiği gibi kalacak yer arayışına başladı. Geçtiğimiz hafta öğrenciler epey bir arayış içindeydi. Biliyorsunuz ki biz sınır kenti olduğumuz için bizim gümrükçülerimiz çok fazla. Kapıda yoğunluk son yıllarda artınca fazlasıyla atama yapıldı. Yeni peronlar, yeni bölümler açıldı. Bazı yerlerde atamalar hızlandı. Bu atama ile gelenler için lojman yok ve birçoğu genç. Bu insanlara da 10 gün öncesinde bayağı bir ev verdik. Aynı şekilde askeriyenin de atama dönemiydi. Eskiden askeriyenin lojmanı vardı. Şimdi ne lojman ne orduevi var. Onlarda bir ev arayışına girdiler. Elimizde ki evlerin yüzde 50’sini dağıttık” dedi.
‘KİRALIK SAYISI AZ, FİYATLAR YÜKSEK’
Kentte kiralık daire sayısının da azlığına dikkat çeken Çeker, “Geçtiğimiz hafta öğrencilerin arayışı ile birlikte daireleri gördüğü gibi tuttular. Edirne’de kiralık olarak baktığımızda fazla bir çeşitlilik de yok. Yapılar fazla görünse de kiralık sayımız oldukça az. Olanlar da çok çok yüksek fiyatlar isteniyor. Elimizde bol ev olsa fiyatlar bu kadar yüksek olmaz” diye konuştu.
‘ARTIK OLAY ODA KİRALAMAYA DÖNDÜ’
Kentteki tüm emlakçılarda durumun aynı olduğunu belirten Çeker, “Ben geçen hafta elimde olan çoğu evi verdim. Biz birimiz ile sürekli irtibatta oluruz, diğer arkadaşlarda da durum hemen hemen aynı. İşte; ‘Başkanım bir öğrenci kardeşimiz var, tıp fakültesini kazanmış, temiz bir aile elinde ev var mı?’ şeklinde soruyorlar. Yurt fiyatları da çok yüksek. Genellikle öğrenciler ev tercih ediyor. 3+1, 2+1 evlere kaymaya başladı öğrenciler. Kayıtlarda birbirileri ile tanışıp beraber çıkalım eve diyorlar. Ama durum böyle olunca eşyalıysa ev 30 bin liraya çıkıyor. 3 öğrenci kalacaksa diyor ev sahibi her oda da bir kişi kalsın kişi başı 10 bin lira versinler. Oda kiralamaya döndü olay” şeklinde konuştu.
Bir çok mal sahibinin de işi ticarete döktüğünü ifade eden Çeker, “Edirne’de öğrenci sayısı da arttı. 50 binden fazla öğrenci var. Yurt sayısı yetersiz ve fiyat olarak yüksek. Ailelerin ekonomisi kötü ancak çocuk üniversiteyi kazanmış okutmak mecburiyetinde, bir şekilde maaşından kısıp; ‘3’te 1 ile biz geçinelim 3’te 2 ile onu okutalım’ diyor. Birçok mal sahibi işi ticarete döktü. Kaba davranıyorlar. Fiyatları daha uygun tutsunlar, kiracıyı da düşünsünler.1 artı 1 olarak şu anda 10 bin liradan aşağı kiralık ev yok. Eşyalı derseler 13 bin liradan aşağı yok. Bunun üstüne baktığımızda 20’lere kadar dayanan daireler var eşyalı olarak. 2 artı 1 15’ten başlıyor, 3 artı 1’ler ise 20 bin liradan başlıyor” dedi.

Çeltikçiler taleplerini anlattı!

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Uğur Erdem ve BÜGEM Tarla ve Bahçe Bitkileri Daire Başkanı Dr. Veyis Yurtkulu, kuraklık ve aşırı sıcakların etkilediği ayçiçeği üretim alanlarını incelemek üzere Edirne’ye geldi.
Tarım ve Orman İl Müdürlüğünü ziyaret eden Genel Müdür Uğur Erdem, Tunca Nehri havzasında yaşanan kuraklık ile ilgili nehir havzasında bulunan köy muhtarları ve Edirne Ziraat Odası Başkanı ile biraraya geldi. Alınan tedbirler hakkında bilgi alan Erdem, çeltik üreticilerinin taleplerini de dinledi.


ALIM MERKEZİNE ZİYARET
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim (BÜGEM) Genel Müdürü Uğur Erdem, BÜGEM Tarla ve Bahçe Bitkileri Daire Başkanı Dr. Veyis Yurtkulu, İl Müdürü Atilla Bayazıt ve Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbıç, Trakya Birlik Ayçiçeği Ürün Alım Noktası’nı ziyaret etti.
Ziyaret sırasında ayçiçeği ürünü ve devam eden hasat sezonu hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu.

Ün’den ayçiçeği ve süt tepkisi

CHP Edirne Milletvekilive Ziraat Mühendisi Ediz Ün iktidarın ayçiçeğinde ithalatı düşünmekten çiftçiyi düşünmeye zaman ayırmadığını söyledi. Ayçiçeğinde yaşanan kuraklıkla birlikte çiftçinin zor durumda kaldığına dikkat çeken Ün, buna karşın iktidarın çiftçiyi koruyacak sorunlarını çözecek adımları atmamakta ısrar ettiğini vurgularken, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt alım fiyatlarını sabit tutma kararını da eleştirdi.

AYÇİÇEĞİ
Ayçiçeği üreticilerinin yaşadığı sorunları içeren bir soru önergesini Tarım ve Orman Bakanının yanıtlaması için veren CHP Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ün Bakan’a, “Yaşanan kuraklığı da dikkate alarak ayçiçeği çiftçisinin yaşadığı mağduriyeti gidermek için neden hala destekleme ve prim fiyatlarını açıklamadınız? Ne zaman açıklayacaksınız?” diye sordu.
Yaşanan kuraklığın görüldüğünü ama buna rağmen önlem alınmadığını ifade eden Ediz Ün açıklamasında şunları söyledi:
“Bölgemizde ve ülkemizde yaşanan kuraklık ortadayken iktidar, bu duruma karşı önlem almak ve çiftçisini desteklemek yerine hemen 6 Ağustos’ta ithalat kararını açıkladı. Ne aceleniz var? Önce çiftçinizi düşünseydiniz, çiftçinizi koruyacak kararlar alsaydınız. Ukrayna’daki, Rusya’daki çiftçiler sizden acele karar mı bekliyordu?
Ayçiçeği prim desteğini neden açıklayıp hemen çiftçinize ödemiyorsunuz? Ortada çok ciddi bir kuraklık var ve çiftçinin yaşadığı sıkıntı var. Bu politikalarla giderseniz çiftçi nasıl üretim yapmaya devam edecek? Ayçiçeğinde en az 5 lira prim desteği artı kuraklık desteği olmalıdır. Bu 5 lira kafadan uydurduğumuz bir rakam değil, geçmişte verilen prim desteğinin dolar bazında günümüzdeki karşılığıdır?
Sayın Bakana sorduk: ‘6 Ağustos’ta ResmiGazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen 1 milyon ton ayçiçeği tohumu ve 400 bin ton ham yağ ayçiçeği ithalatı miktarları nasıl hesaplanmıştır? Sulama yatırımları neden bir türlü tamamlanmamaktadır?’Şurası çok açıktır ki AKP ve ortaklarının çiftçiye verecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Aksine bundan sonra çiftçinin elinde ne kalmış ise onu da almak için çalışıyorlar. Çiftçimiz bugün felaketi yaşıyor bu felaketten kurtuluşun ilk günü de bunların iktidardan gittiği CHP’nin iktidarının başladığı gün olacaktır.”


ÇİĞ SÜT
CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt alım fiyatlarını sabit tutma kararını da eleştirerek, “Türkiye’de bir Tarım Bakanlığı tabelası var, ama bu tabela Türk çiftçisinin üretimini desteklemek için değil, yabancı çiftçilerden ithalat yapmak için çalışıyor” dedi.
Milletvekili Ün, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya yanıtlaması için bir soru önergesi verdi. Ün, önergesinde, “Ulusal Süt Konseyi, 9 Ağustos 2024 tarihinde yaptığı toplantıda çiğ süt alım fiyatlarını sabit tutma kararı almıştır. Bu karar, zor durumdaki üreticilerimiz için büyük bir hayal kırıklığıdır. Çiftçiyi korumaktan uzak olan bu karar, yanlış ekonomik politikaların bedelini üreticiye ödetmektedir” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Bu karar, maliyetler dikkate alınarak mı yoksa Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın talimatıyla mı alınmıştır?” diye sordu.
Milletvekili Ün, soru önergesinde üreticilerin yıllardır yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, bu sabit fiyatın uzun vadede herkes için olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti. Hayvan sayısındaki ve çiğ süt üretimindeki düşüşe vurgu yaparak, “Artan nüfusa rağmen süt üretimimiz düşüyorsa, ortada ciddi bir toplum sağlığı sorunu var demektir. Bu, çocuklarımızın yeterli ve sağlıklı beslenemediği anlamına gelir” dedi.
CHP Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, yanlış ekonomik politikaların bedelinin çocuklara, çiftçilere ve tüm halka ödetildiğini ifade ederek, “Çiğ süt fiyatını artırmasak enflasyonu kontrol altına alabileceğimizi sanıyorlar. Oysa bu fiyatlar sadece hayvanların kesime gönderilmesine ve üretimin düşmesine yol açar. Sonuçta halk, süt ve süt ürünlerine çok daha yüksek fiyatlarla erişmek zorunda kalır. Bugüne kadar yaşanan olumsuzluklar derinleşerek devam eder. Türkiye’de bir Tarım Bakanlığı tabelası var, ama bu tabela Türk çiftçisinin üretimini desteklemek için değil, yabancı çiftçilerden ithalat yapmak için çalışıyor” şeklinde konuştu.

Uzunköprü OSB için ilk imza!


Olgay GÜLER
Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde bin dönüm alanda kurulması planlanan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) Müteşebbis Heyeti Kuruluşunun imza töreni yapıldı.


Uzunköprü ilçesinde kurularak bölgeye büyük istihdam sağlaması planlanan Uzunköprü Atatürk OSB’nin Müteşebbis Heyeti kuruluşu için Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası’nda imza töreni gerçekleştirildi. Törene Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Vali Yardımcısı Eyyüp Batuhan Ciğerci, Uzunköprü Kaymakamı Onur Kökçü, Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, UTSO Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Akalın ve yönetim kurulu üyeleri, Uzunköprü Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Egemen Aslan ve yönetim kurulu üyeleri, il genel meclisi üyeleri ile kamu kurumu müdürleri katıldı.


‘ALTYAPI ÇALIŞMALARI EKİM’DE BAŞLAYACAK’
Törende konuşan Vali Sezer, Uzunköprü OSB’de alt yapı çalışmalarının Ekim ayında başlanmasının planlandığını aktardı. 1000 dönüm alanda 73 adet sanayi parselinin yer alacağı OSB’nin yenilikçi, yenilenebilir ve doğa dostu yeşil bir sanayi olacağını dile getiren Vali Sezer, kurulması ile birlikte OSB’nin ilçedeki istihdama büyük katkı sağlayacağını söyledi. Konuşmaların ardından Uzunköprü Atatürk OSB Müteşebbis Heyeti’nin kurulması için imzalar atıldı.


Vali Sezer törenin ardından, OSB’nin kurulacağı alanda incelemede bulundu. Bölgeye büyük katkı sağlayacak OSB’nin kurulacağı alanı gezen Vali Sezer, yapılacak çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Yazın sonu ‘kara kış’!

Olgay GÜLER
Edirne Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (EDESOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Cingöz, geçiminin büyük kısmını tarım ve turizmden kazanan Edirne’de, Ekim ayından sonra turist sayısında ve tarım ürünlerinde yaşanacak azalışa dikkat çekip, “Şimdi çarklar iyi kötü bir şekilde dönüyor. Esas Eylül ayından sonra ne olacağını göreceğiz. Vatandaşın alım gücü her geçen gün düşüyor. Sıkı para politikası sadece dezavantajlı grupları etkiliyor. Avantajlılar için hiç önemli değil” dedi.
EDESOB Başkanı Cingöz, turizm ve tarım sektörlerinde çarkların, devam eden yaz aylarıyla birlikte bir şekilde döndüğünü belirtip, esas tehlikenin Ekim ayından sonra geleceğini söyledi. Ekim’den sonra turist sayısında ve tarım ürünlerinde yaşanacak azalışa dikkat çeken Cingöz, esnafı uyarırken hükümetin tasarruf politikasını da eleştirdi.
‘ESAS SIKINTI EKİM’DEN SONRA’
Yaz mevsiminde turizm ve tarımda belirli bir oranda hareketlenme yaşandığını kaydeden Cingöz, özellikle Ekim ayı ile birlikte maddi sıkıntıların ortaya çıkabileceğini anlattı. Cingöz; “Şu anda tarladan her türlü ürün çıktı. Tarlada sadece ayçiçeği, çeltik ve pancar kaldı. Bunların dışındaki bütün ürünler piyasaya sürüldü. Ucuz ya da pahalı olsa da alım ve satım sonucu piyasada bir hareketlilik var. Bununla birlikte turizm sezonundayız. Turizm sezonundan dolayı şu anda iyi kötü bir döviz girdisi var. Gurbetçilerin Türkiye’ye geldiği dönemdeyiz. Yarın bunların hiçbiri olmayacak. Esas sıkıntı, bu dönemden sonra ortaya çıkacak” dedi.
‘ÖNÜMÜZDEKİ KIŞ KARA KIŞ OLACAK’
Avrupa’da yaşayan gurbetçiler ve Bulgar turistlerin bu sezonda Edirne’ye döviz de bıraktığını belirten Cingöz, “Şu anda Bulgar turistlerin de gelişinde azalma var. Biz bunu gurbetçilerden dolayı sınır kapılarındaki yoğunluğa bağlıyoruz. Ama Bulgaristan’daki fiyatlar ile Türkiye’deki fiyatlar arasındaki avantaj kaybolduğundan dolayı gelmiyorlarsa, gurbetçi sezonu bittikten sonra da gelmeyecekler demektir. Herkes gardını buna göre alsın. Önümüz kış, hem de kara kış olacak” diye konuştu.
‘PARAYI HARCAYAN YÜZDE 20-25’LİK KESİM’
Ülke genelindeki fiyat artışlarına da dikkat çeken Cingöz; “Her ne kadar hükümet enflasyonu düşürmek için tedbir alıyorsa da fiyatlar bir türlü durmuyor. Fiyatların artmasını sağlayan da emekli, asgari ücretli veya sabit ücretli değil. Bu ülkede yüzde 20-25 oranında bir segment var. Parayı harcayan onlardır. Onlar için fiyatların ne olduğu hiç önemli değildir. Çünkü çok ciddi paralar kazanıyorlar. Bu faizler düşmediği sürece fiyatlar da stabile gelmez. Havadan para kazananlar da harcamayı durdurmaz” şeklinde konuştu.
‘ÇIKIŞ HARCI TÜKETİCİYE YANSIYACAK’
Türkiye’den yurt dışına çıkış harçlarının 150 TL’den 500 TL’ye yükseltilmesinin de tüketiciye yansıyacağını dile getiren Cingöz; “150 TL’den 500 TL’ye çıktı. Hatta ilk etapta 3 bin TL, bin 500 TL konuşuldu ve sonunda 500 TL’de karar kılındı. Vatandaş buradan oraya çıkarken ticaret yapmak için gidiyorsa 500 TL çıkış parası ödeyecek. Bu kime yansıyacak? Ticaretini yapan kişi, bunu ürüne yansıtacak. Sonunda bütün yük tüketicinin sırtına biniyor. Burada mağdur olan tüketicilerdir. Ama bazı tüketiciler için de fiyatların ne olduğunun hiçbir önemi yok” ifadelerine yer verdi.
“ALIM GÜCÜ HER GEÇEN GÜN DÜŞÜYOR”
Eylül ayından sonra piyasalardaki fiyat politikalarıyla birlikte asıl tablonun netleşeceğini sözlerine ekleyen Cingöz; “Şimdi çarklar iyi kötü bir şekilde dönüyor. Esas Eylül ayından sonra ne olacağını göreceğiz. Ekim’den sonra sebze fiyatları kaça çıkacak? Şu anda sebze var. Bazıları satamıyor ve çöpe atıyor ya da hayvanlara yediriyor. Ekim’den sonra bunların hiçbiri tarlada olmayacak, hepsi seralarda yetişecek. Tarlada yetişen ürün ile serada yetişen ürünün üretim maliyeti eşdeğerde değil. Eşdeğerde olsa bile bugün Karaağaç’ta yetişen bir domatesi buraya getirmek ile Antalya’da yetişeni getirmek arasındaki gider arasındaki farkı düşünüyor muyuz? Vatandaşın alım gücü her geçen gün düşüyor. En düşük emekli maaşı 12 bin 500 TL. Elektriğe ve doğal gaza yüzde 38 zam geldi. Ne oldu? Hükümet, sıkı para politikası uygulamanın peşinde. Sıkı para politikası sadece dezavantajlı grupları etkiliyor. Avantajlılar için hiç önemli değil” şeklinde konuştu.

Ayçiçeğinde ‘maddi’ kuraklık endişesi!

Olgay GÜLER
Edirne Ziraat Odası eski meclis başkanlarından, üretici Erdal Akgün, aşırı sıcak ve kuraklık nedeniyle ayçiçeğinde yaşanan kuraklığın üreticinin belini büktüğünü belirterek, açıklanacak alım fiyatının 25 TL’den aşağı olmaması gerektiğini söyledi.
Edirne’de kış aylarında yeterli yağışın alınamamasıyla birlikte, yaz ayının da kavurucu sıcak ve kurak geçmesi, ayçiçeği ekili tarlalarının kuruyup çatlamasına yol açtı. Kuraklıkla birlikte bölgedeki tarlalarda verim büyük ölçüde düşerken, bazı üreticiler ürününü de biçmeme kararı aldı. Verimin büyük ölçüde düştüğü bölgede üretici bir nebze de olsa yüzünün gülebilmesi için ayçiçeğinde açıklanacak alım fiyatına kulağını kabarttı. Kentin büyük üreticilerinden, Edirne Ziraat Odası eski meclis başkanlarından Erdal Akgün, alım fiyatının 25 TL’den az olmaması gerektiğini belirtti.


‘ÇOK ZOR DURUMDAYIZ, VERİM YOK’
Fiyatın bir an önce belli olması gerektiğini dile getiren Akgün, “Açıklanmayan her fiyat, üreticilerin aleyhinedir. Piyasanın oluşması bekleniyor herhalde. Ama böyle 30-40-50 kilogram ayçiçeği hasadının yapıldığı bir dönemde fiyatın belli olması gerektiğine inanıyoruz. Bunu daha önceleri Trakya Birlik açıklıyordu, daha sonra ayçiçeği fiyatlarıyla ilgili açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yapmaya başladı. Bir bekleyiş içerisindeyiz. Piyasanın oluşması bekleniyorsa, fiyat yukarı çıkarsa olumlu bir şekilde karşılanır, ama çıkmazsa da çiftçinin aleyhine olur. Artık tehlike çanları çalıyor demiyoruz; çanlar bile patladı gitti. Çok zor durumdayız, verim yok. 300 kilograma kadar ayçiçeği sapı yaptığımız zamanlar oldu. Yani bizim büyüklerimizin de söylediği gibi; bizi verim kurtarır. Şimdi ne verim ne de fiyat var” dedi.
’25 LİRADAN AŞAĞI OLURSA, BİR KURAKLIK DAHA EKLENİR’
Ayçiçeğinin dönüm başına maliyetinin 23-24 lira arasında değiştiğini anlatan Akgün, “Ayçiçeğinin maliyeti 23-24 liralarda. Bize ne para verseler, artık hiç kıymeti yok. Dediğim gibi 30-40 kilogram ayçiçeği biçiyorsak eğer, 100 liralık fiyat verse ne olacak. İş bu yönüyle de kötü. Kuraklıkla ilgili yaklaşık 2-3 aydır Edirne’mizin ve Trakya’mızın her tarafında müthiş bir haykırış var. Ama atılmış hiçbir adımın olmaması bizleri derinden üzüyor. Bir şeyler yapılmalı, ama biz bunu görmüyoruz. Hiçbir şey yapılmasa, sadece çiftçinin borçları faizsiz ertelenmiş olsa inanın bütün çiftçi kardeşlerimiz ‘Allah razı olsun’ der. Tarımla ilgili örgütlerden de ne olacağına dair bir açıklama yok. Artık devleti idare eden insanlar şimdiden çıkıp bir şeyler söylemeli. Borçların ertelenmesi, eğer faizli bir şekilde olursa hiçbir işe yaramayacağı kanaatindeyim. Hiç yapmasınlar, kimisi kalan 1-2 ineğini satacaktır, kimisi tarlasını satarak borcunu ödemeye çalışacaktır. Fiyat bir an önce açıklansın, belli olsun. Biz de kendimize ona göre bir yön çizelim. 25 liradan aşağı olmaması lazım. Olduğu zaman bu kuraklığın yanına bir kuraklık daha eklenir” diye konuştu.
Devlet desteklemezse, şu anda Edirne’nin yüzde 40-50’si ne buğday ekimi yapabilir ne de ayçiçeği ekimi yapabilir. Sosyal devlet devreye girmeli. Biz bunları daha önce çok gördük. DYP ve SHP hükümeti döneminde orak başlamıştı, Tarım İl Müdürlüğümüz biçerdöverlerden buğday numunesi almaya başlamıştı. Yapılan laboratuvar tahlillerinde Edirne’mizde ekilmiş olan buğdayların tohumluk vasfı taşımadığını, tanelerin çok zayıf olduğunu, bundan 1 yıl sonra şartlar uygun olsa da yüksek verim elde etmenin mümkün olmadığını söylediler. Muhtarlıklar vasıtasıyla müracaatını yapan her çiftçimize, Devlet Üretme Çiftliği’nden gelen tohumluk buğdaylarla resmen bayram yaptırmışlardı. İşte rahmetli Süleyman Demirel’in dediği gibi; ‘Hükümeti ayrı tutmak lazım, devleti ayrı tutmak lazım.’ Biz bunu devletimizden istiyoruz. Biz, devlet gibi davranan iktidar istiyoruz.