DOLAR 43,4990 0.19%
EURO 51,6240 -0.9%
ALTIN 6.786,60-9,85
BIST 13.838,290,05%
BITCOIN 36059110,21%
Edirne

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Selimiye’ye ‘Arap’ aydınlatması!

Selimiye’ye ‘Arap’ aydınlatması!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: WhatsApp-Image-2026-01-29-at-14.22.48-1.jpeg

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi eski başkan yardımcısı, şehir plancısı Namık Kemal Döleneken, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındığı dönemde alan başkanlığını da yürüttüğü Selimiye Camisi’nde restorasyon sürecinde konulan beyaz ışıkları eleştirerek, Avrupa’nın hiçbir yerinde bu aydınlatmanın kullanılmadığını söyledi.

Edirne’nin yakından tanıdığı şehir plancısı Döleneken, kent gündemindeki konularla ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi. Döleneken toplantıda, Selimiye Camisi restorasyonu, Kırkpınar Er Meydanı ve Edirne Sarayı restorasyonu gibi konulara değindi. Edirne’ye zaman ayırmak için artık daha fazla vakti olduğunu anlatan Döleneken, 4 ay önce Kadirhane Tekkesi önünde geçirdiği kaza sonucu diz kapağının kırıldığını, bu olayla ilgili de Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün sorumlu olduğunu söyledi.

‘VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ BENDEN ÖZÜR DİLEMELİ’

Müdürlüğün söz konusu yapının önüne koyduğu paneller nedeniyle kaza geçirdiğini anlatan ve bu nedenle maddi ve manevi mağduriyet yaşadığını dile getiren Döleneken, “Bu şehirde hepimiz yaşıyoruz. Bu şehirde yayaların yayalara ait alanlarda güvenle yürümesinin bu anlamda bir kıvılcımı olsun istiyorum. Vakıflar Bölge Müdürlüğü bu konuda bir kere çıkıp benden özür dilemeli ve Edirne’den özür dilemeli. Böyle bir kurumun yaptığı, koyduğu panellerin ayaklarını kaldırıma uzatmasının yanlış olduğunu ve bunun da aslında şehre karşı aslında bir suç olduğunu bir şekilde onlar da kabul etmeliler ve bunu beyan etmeliler. Benim istediğim aslında bu, çok hafif bir şey ama bunu yapmalılar. Bunu yapmazlarsa o zaman daha fazla üstlerine bu konuda gideceğim ve bu konuyu mesele edeceğim. Bu aslında bu şehirde genel olarak yaya alanlarının, yaya kaldırımlarının şehrin yayalar için daha güvenli bir yer olması için de çaba göstereceğim” dedi.

‘SELİMİYE’YLE İLGİLİ TARTIŞMALAR İŞE YARADI’

Selimiye Camisi’yle ilgili yaşanan tartışmalara, mahkemenin son noktayı koyduğunu belirten Döleneken, “Nitekim Selimiye’yle ilgili büyük tartışma, nihayet belli bir sonuca varan, kubbenin içindeki kalemişleri konusunda bir karar çıktı. Biliyorum buradaki, yereldeki kurumlardaki arkadaşlar da çok mutlu değildi bu karardan ama bir karar geldi ve uygulama aşamasına geçildi. O dönemde de Türkiye’de çok büyük tepkiler oldu ama Edirne biraz yavaş kaldı bu konuda. O dönemde ben de devreye girip bazı konuları anlatmıştım. Ama sonunda en azından bu kadar tartışmanın işe yaradığını gördük. O karara rağmen yapılamadı. Şimdilik rafa kaldırıldı. Böylece bunun yanlışlığını, doğruluğunu uzun uzun tartışacak kadar zamanımız oldu önümüzde. Yani önümüzdeki yıllarda elbette gündeme gelecektir bu konular ama en azından neyin doğru, neyin yanlış olduğunu daha çok tartışma imkanınız olacak” diye konuştu.

‘KAPALI KAPILAR ARDINDA RESTORASYON DOĞRU DEĞİL’

Kamu kurumlarında ‘gizli iş yapma’ alışkanlığı olduğunu belirterek, bunu eleştiren Döleneken, “Bu tür sorunların aslında ortaya çıkmasının bir nedeni de bizdeki gizli iş yapma alışkanlığı. Biz açıklığı sevmiyoruz. Kapalı kapılar ardında yapıp ve sadece birkaç cümleyle ya da birkaç açılışla her şeyi bitirdiğimizi sanıyoruz. Dünyada böyle değil. Dünyada Selimiye gibi bir şaheseri siz eğer restore edecekseniz ki çok önemli bir iştir hakikaten bu. Birincisi bir kere acele etmezsiniz. Bizde ağzı olan herkes konuşuyor. Biraz da onun için bundan sonra belki ara ara ben de konuşacağım. Hiçbir restorasyonun hızlı yapılması makbul bir iş değildir dünyada. Çünkü Selimiye çok ciddi bir eserdir. Dünyanın göz bebeğidir. Böyle bir eseri; ‘Bir an önce yapalım. Hala bitiremedik. Sinan 4 senede yaptı. Biz bilmem kaç senedir onardık’ gibi basit yani kahve muhabbetleriyle hakikaten zorlamamak lazım. Gerekirse 10 sene sürer, 20 sene sürer. Önemli olan doğru işler yapılması. Dünyada örnekleri var. En son meşhur Notre Dame Katedrali’nde yangın sonucu bütün çatı yandı. Bina büyük ölçüde hasar gördü. Bunun restorasyonu yapıldı son yıllarda, şu anda devam ediyor bazı bölümleri. Daha ilk andan başlayarak bütün süreci kamuoyuna açtılar. Ne durumdayız? Neler yapılması lazım? Bunu dünyadaki bütün önemli uzmanlarla tartışmaya başladılar. Malzeme konusunu yine bütün uzmanlarda tartışarak o malzemenin aynısını ya da benzerini nasıl bulduğunuzu, nasıl üretirizi yaptılar ve bunların hepsinde her aşamada kamuoyuyla paylaştılar. O yüzden Fransa halkı ve dünyadaki bu işlerle ilgili bütün insanlar Notre Dame Katedrali restorasyonunda ne yapıldığını herkes biliyor. O yüzden de burada tartışma neredeyse hiç olmuyor. Biz Edirne’de Edirne Sarayı’nda da, Selimiye’de de ne yapıldığını ancak açılış yapıldıktan sonra göreceğiz. Doğrusu sarayda da aynı şey olması gerekiyordu” şeklinde konuştu.

‘BU TÜR AYDINLATMA BATI’DA YOK’

Selimiye Camisi’ndeki yeni beyaz ışık aydınlatmasını da eleştiren Döleneken, “Selimiye çok önemli olduğu için en sonunda ışıklar tartışılıyor. Şimdi ışıkları görünce iki şey yaptım. Önemli bir uzman arkadaşım var ışık konusunda. İstanbul’da boğaz köprülerinin ışıklandırmalarında filan danışmanlık yapmış. ‘Bu beyaz ışık hastane ışığıdır, bu tür yerlerde beyaz ışık kullanılması batıda yoktur’ dedi. Ben gördüm, yani beyaz ışık kullanan ülkeler var, Suudi Arabistan beyaz ışık kullanıyor. Örneğin Medine’de gittiğiniz zaman oradaki meşhur dev cami haline gelen, eski peygamberimizin evinin olduğu kendi mescidi ve aynı şekilde Kabe’de oradaki camiler beyaz ışıkla yapılmış. Bir tek orada gördüm. Ama Batı’da hiçbir kilise, hiçbir cami, hiçbir anıtsal yapı böyle bembeyaz parlak ışıkla olmaz. Belli ki yapan arkadaşlar oradan bir örnek aldılar, öyle görünüyor. Caminin yapısı çok önemli Selimiye’de. Çünkü insanlar ilk defa gördüğü zaman sarsılıyor yani müthiş bir kitledir o. Gece de doğru aydınlatıldığında o binayı algılıyorsun ve hakikaten çok etkileyici. Yani o ışığı yaptığın zaman senin binayı algılama şansın kalmıyor. Yani bir ışık topu göreceksin. O yüzden de herkes ışık çekecek orada geceleri. O yüzden bu konular son anda test aşamasında değil de daha önce biraz daha geniş konuşulabilseydi, daha iyi olurdu. Umarım bu konuda da bir daha düşünme imkanları olur” ifadelerini kullandı.

‘KIRKPINAR’IN YERİNİN DEĞİŞMESİ UNESCO’YU ETKİLEMEZ’

Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Er Meydanı stadının yerinin değiştirilmesinin UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ni tehlikeye sokmayacağını belirten Döleneken, “Kırkpınar Yağlı Güreşleri değildir UNESCO’ya giren. Kırkpınar Festivali UNESCO’ya girmiştir. Bu konuda da yanlış bir algı var; ‘Panayır olmaktan çıkaracağız’ dedi aşağı yukarı bütün belediye başkanları şimdiye kadar. Yani aslında panayır kötü bir şey değil. Panayırına herkes koşa koşa gidiyor. Panayır zaten geleneksel bir şeydir. Kırkpınar da geleneksel olduğu için bu somut olmayan kültür mirası listesine girdi. O yüzden önemli olan kısmı festival ve festivalin özelliğini korumak. Bunu yaparken güreşin içindeki ritüeller, oradaki adetler, peşrevinden, kispetine, ağasından davul zurna ekibine. Bunların hepsi aslında onun parçaları. Bunlardan bir bölümünü çıkarırsan; ‘Davul-zurnasız yapacağım artık, bunu kayıttan çalacağım’ dersen, bu mesela tartışma konusu olur. Yani onun vazgeçilmez öğeleri olan birini çıkarın, işte bu Kırkpınar’ın ruhunu zedeler ve sonuçta UNESCO’yla ilgili alanı da etkiler” dedi.

Özhanlar Mobilya