
18 Şubat 2026 Çarşamba


Türkiye’nin müşteri memnuniyetini ölçen en kapsamlı platformu olan Şikayetvar tarafından düzenlenen A.C.E Awards’ta, TREDAŞ “Enerji Dağıtım” kategorisinde 6’ncı kez“Diamond” ödülüne layık görüldü. Bu başarıyla TREDAŞ, sektördeki liderliğini ve sürdürülebilir müşteri memnuniyeti vizyonunu bir kez daha kanıtladı.
Trakya Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmetini teknoloji ve insan odaklı bir yaklaşımla sürdüren Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. (TREDAŞ), müşteri deneyimini kurum kültürünün merkezine yerleştirerek sektörde sürdürülebilir bir başarı modeli oluşturdu.

MÜŞTERİ DENEYİMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARI: 6 YILDA 6 ÖDÜL
194 bin marka, 11,2 milyon bireysel üye ve milyonlarca aylık ziyaretçiyi buluşturan Şikayetvar tarafından bu yıl 11. kez düzenlenen ve markaların şikâyet yönetim süreçleri ile müşteri memnuniyet düzeylerinin titizlikle incelendiği A.C.E (Achievement in Customer Excellence) Awards töreninde TREDAŞ, müşteri deneyimi yönetimiyle ‘Enerji Dağıtım’ kategorisinde en büyük ödül olan ‘Diamond’ ödülünün bir kez daha sahibi oldu.
Firmaların şikâyet verileri, pazar payları ve Şikayetvar tarafından gerçekleştirilen, yıllık 1,5 milyon kişinin katıldığı anket sonuçlarına dayanarak hazırlanan “Müşteri Deneyim Endeksi Araştırması” sonuçlarına göre, TREDAŞ, kendi kategorisinde80,3 puan alarak “Diamond” ödülüne layık görüldü. TREDAŞ, 6 yıl üst üste aynı kategoride en yüksek performans skorunu elde ederek müşteri deneyiminde sürdürülebilir bir kalite standardı oluşturduğunu ortaya koydu.
BAŞARININ ARKASINDA DİJİTAL ÇÖZÜMLER VE KESİNTİSİZ İLETİŞİM VAR
Enerji dağıtım sektöründe operasyonel kalite ile müşteri deneyimini entegre bir yapı içinde yöneten TREDAŞ, hizmet sürekliliği ve memnuniyet performansını eş zamanlı olarak iyileştirmeyi hedefliyor.
Yapayzekâ destekli asistanlar, gelişmiş çağrı merkezi altyapısı ve dijital kanallar aracılığıyla abonelerine 7/24 kesintisiz iletişim imkânı sunuyor. Şikâyet yönetimini sadece sorun çözme değil, bir gelişim fırsatı olarak gören şirket, “Mükemmel Müşteri Deneyimi” hedefiyle altyapı ve teknoloji yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor.
“BU BAŞARI, TRAKYA’YA VERDİĞİMİZ SÖZÜN BİR KARŞILIĞIDIR”
Ödül töreninin ardından değerlendirmelerde bulunan TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, müşteri memnuniyetinin bir kurum kültürü haline geldiğini vurguladı. Ergin, şunları söyledi:
“6 yıldır aynı kategoride en yüksek performans skorunu elde etmek tesadüf değil; veriye dayalı yönetim anlayışımızın sonucudur. Müşteri deneyimini ölçülebilir kriterlerle izliyor, performansımızı düzenli olarak analiz ediyor ve sürekli iyileştirme prensibiyle hareket ediyoruz. 2026 hedefimiz, müşteri deneyiminde proaktif çözüm modellerini yaygınlaştırarak temas noktalarında sorun oluşmadan çözüm üretebilen bir yapıyı hayata geçirmektir.”


Bir fabrikanın çarkları dönmeye başladığında, sadece ürün değil, aynı zamanda devasa bir enerji faturası da üretilmeye başlar. Günümüzün sertleşen küresel rekabet ortamında, sanayiciler için en büyük gider kalemi haline gelen elektrik maliyetleri, artık sadece yönetilmesi gereken bir masraf değil, stratejik bir oyun kurucu pozisyonunda. Tam da bu noktada, fabrikaların çatıları sadece birer koruyucu kabuk olmaktan çıkıp, işletmenin en kârlı enerji santraline dönüşme potansiyeli taşıyor. Endüstriyel tesislerde GES yatırımı yapmak, bir maliyetten ziyade, geleceği garanti altına alan en güvenli finansal araçlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Bir tesisin enerji bağımsızlığını ilan etmesi, rastgele dizilmiş panellerden çok daha fazlasını ifade eder. Süreç, mevcut tüketim alışkanlıklarının detaylı bir röntgeninin çekilmesiyle başlar. Tesisiniz günün hangi saatlerinde en yüksek enerjiye ihtiyaç duyuyor? Hafta sonu üretim durduğunda şebekeye ne kadar enerji satabilirsiniz? Bu soruların cevabı, yatırımın hem verimliliğini hem de geri dönüş hızını belirleyen temel taşlarıdır. Yenilenebilir enerji dünyasına adım atarken, Karadeniz Enerji Otomasyon gibi bu alanda teknik tecrübesi yüksek ekiplerle çalışmak, projenin sadece kağıt üzerinde değil, sahada da kusursuz işlemesini sağlar.
Fabrikanızın çatısındaki statik yüklerden, bölgenin yıllık ışınım değerlerine kadar her detay, maliyet analizinin bir parçasını oluşturur. Yanlış hesaplanmış bir çatı yükü veya gölgeleme analizi yapılmamış bir kurulum, yıllar sürecek bir verim kaybına neden olabilir. Bu yüzden stratejik planlama, kurulumun en kritik evresidir.
Sanayicilerin en çok düştüğü yanılgılardan biri, GES maliyetini sadece panel ve evirici (inverter) fiyatından ibaret sanmaktır. Oysa gerçek bir maliyet analizi, “anahtar teslim” bir süreçten çok daha derinlikli bir yaklaşım gerektirir.
Bir yatırımın başarısı, cebinizden çıkan paranın size ne kadar sürede geri döneceğiyle ölçülür. Eskiden 8-10 yıl gibi uzun sürelere yayılan güneş enerjisi geri dönüş süreleri, günümüzde enerji fiyatlarındaki artış ve teknolojik maliyetlerin düşmesiyle 4 ila 6 yıl bandına kadar geriledi.
Peki, bu süreyi nasıl daha da kısaltabilirsiniz? Cevap “Öztüketim” dengesinde saklıdır. Ürettiğiniz elektriği şebekeye satmak yerine doğrudan üretim bantlarınızda kullanmak, mahsuplaşma avantajlarıyla birlikte kârlılığınızı maksimize eder. Ayrıca, yatırım teşvik belgeleri, KDV istisnaları ve devlet tarafından sağlanan düşük faizli “yeşil enerji” kredileri, yatırımın finansal yükünü hafifleterek amortisman süresini mucizevi bir şekilde aşağı çeker.
Endüstriyel bir tesiste kurulan ges sistemi, sadece pasif bir donanım değil, fabrikanızın yaşayan bir organıdır. Karadeniz Otomasyon’un sunduğu modern otomasyon çözümleri, bu organın ne kadar verimli çalıştığını her saniye denetler. Tek bir panelin verim düşüklüğü, sistemin genel performansını baltalamadan tespit edilip müdahale edilebilir.
Veri analitiği sayesinde, güneşli bir günde elde edilen fazla enerjinin tesis içindeki enerji yoğun süreçlere nasıl kanalize edileceği planlanabilir. Bu, sadece enerji üretmek değil, üretilen her bir watt-saati en akıllı şekilde yönetmek demektir. İyi bir otomasyon altyapısı, sistemin ömrünü uzatırken işletme maliyetlerini de minimize eder.
Güneş enerjisine yatırım yapmak artık sadece bir tasarruf yöntemi değil, aynı zamanda bir ihracat sigortasıdır. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemeleri kapıdayken, fabrikasında yenilenebilir enerji kullanmayan üreticiler yakında yüksek karbon vergileriyle karşı karşıya kalacak. Bu vergiler, maliyet analizinize eklenmesi gereken gizli birer giderdir. GES yatırımı yaparak bu yükten kurtulmak, amortisman süresini dolaylı yoldan daha da kısaltan ve küresel pazarda elinizi güçlendiren bir hamledir.
Yatırım tamamlanıp şalterler kaldırıldığında, her şey bitmiş sayılmaz. Panellerin temizliği, elektriksel bağlantıların periyodik kontrolleri ve yazılımsal güncellemeler, sistemin ilk günkü verimiyle çalışmaya devam etmesini sağlar. Özellikle endüstriyel bölgelerdeki toz ve duman, paneller üzerinde ince bir katman oluşturarak üretimi ciddi oranda düşürebilir. Bu yüzden bakım planlaması, yatırımın maliyet analizine en başından dahil edilmelidir.
Sonuç olarak, endüstriyel tesislerde güneş enerjisi yatırımı, bir işletmenin yapabileceği en rasyonel ve en güvenli yatırımlardan biridir. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan korunmak, karbon ayak izini silmek ve üretim maliyetlerini öngörülebilir kılmak, sürdürülebilir büyümenin anahtarıdır. Doğru mühendislik, kaliteli ekipman ve profesyonel bir otomasyon desteğiyle birleşen GES projeleri, kendisini rekor sürelerde amorti ederek fabrikanızı geleceğin enerji dünyasına hazırlar.
Eğer siz de tesisiniz için en doğru analizi yapmak ve enerji maliyetlerinizi kalıcı olarak düşürmek istiyorsanız, profesyonel bir ekiple yola çıkmak en kârlı kararınız olacaktır. Unutmayın, gökyüzündeki bu sınırsız kaynak her sabah sizin için doğuyor; onu fabrikanızın gücüne dönüştürmek ise tamamen sizin elinizde.


Dışarıda hava değişirken, ağaçlar yapraklarını döküp doğa yeni bir renk paletine bürünürken, biz kadınların da ruh hali genellikle bu değişime ayak uydurur. Gardırobumuzdaki kalın kazaklar raflardan iner, botlar gün yüzüne çıkar ve makyaj çantamızdaki rujların tonları bir tık daha koyulaşır. Ancak stilimizi tamamlayan o son ve en zarif dokunuş, her zaman parmak uçlarımızda saklıdır. İtiraf edelim, tırnaklarımızın bakımlı ve estetik görünmesi, sabah aynaya baktığımızda kendimizi çok daha iyi hissetmemizi sağlayan o gizli özgüven kaynağıdır.
Son yıllarda moda dünyası sadece kıyafetlerle değil, tırnak tasarımlarıyla da konuşuyor. Artık sadece “kırmızı sür ve çık” devri kapandı. Şimdi kendimizi ifade etmenin, karakterimizi yansıtmanın ve yaratıcılığımızı konuşturmanın yeni bir yolu var. Evet, son dönemlerin en büyük yükselişi olan nail art dünyasından bahsediyorum. Eğer siz de her mevsim değişen o büyüleyici trendleri takip etmeyi seviyor ama kuaför koltuğunda saatlerce beklemekten yoruluyorsanız, doğru yerdesiniz. Gelin, bu sezonun en çok konuşulan trendlerini ve bu trendleri hayatımıza dahil etmenin en pratik yolunu birlikte keşfedelim.
Mevsim sonbahara veya kışa evrilirken, doğanın bize sunduğu o muazzam renk paleti doğrudan tırnaklarımıza yansıyor. Bu yılın en popüler akımlarından biri, kesinlikle “sessiz lüks” dediğimiz, abartıdan uzak ama son derece kaliteli duran tasarımlar. Kahvenin her tonu, yanık turuncular, derin mürdümler ve tabii ki her dönemin asil rengi olan haki yeşili bu sezonun başrollerinde.
Ancak bu renkleri sadece düz bir oje olarak sürmek yerine, ufak dokunuşlarla birer sanat eserine dönüştürmek mümkün. Örneğin, nude bir zemin üzerine çekilen incecik bir altın şerit veya tırnak diplerine yerleştirilen minik bir nokta, o klasik görünümü bir anda modern bir seviyeye taşıyor. Ohora’nın sunduğu teknoloji tam da burada devreye giriyor. Geleneksel yöntemlerle evde yapmaya kalktığınızda elinizin titrediği, çizgilerin yamuk olduğu o anları unutun. Yarı kürlenmiş jel tırnak teknolojisi sayesinde, bu karmaşık görünen tasarımlar sadece birkaç dakikada tırnağınıza kusursuzca oturuyor.
Eğer sosyal medyada biraz vakit geçiriyorsanız, Hailey Bieber ile hayatımıza giren ve bir türlü popülerliğini yitirmeyen o inci parlaklığındaki tırnakları görmemiş olmanız imkansız. “Glazed Donut” tırnaklar, bu sezon da tahtını kimseye bırakmıyor. Özellikle kış aylarının o puslu havasında, tırnaklardaki bu hafif ve şeffaf ışıltı, ellere inanılmaz bir zarafet katıyor.
Krom etkili tasarımlar ise bu ışıltıyı bir adım öteye taşıyor. Metalik yansımalar, aynamsı yüzeyler ve holografik detaylar, özellikle gece davetlerinde veya enerjinizi yükseltmek istediğiniz günlerde en büyük yardımcınız oluyor. Eskiden bu görünümü elde etmek için salonlarda özel tozlar sürülür, defalarca UV ışığı altında beklenirdi. Şimdiyse bu ışıltılı nail art modelleri arasından dilediğinizi seçip, evde kahvenizi yudumlarken bu profesyonel görünüme kavuşabiliyorsunuz. Hem de tırnaklarınıza zarar vermeden, o ağır kimyasallarla uğraşmadan.
Modern kadının hızıyla yarışan bir başka trend ise geometrik formlar. Tırnağın bir kısmının doğal renginde kaldığı, diğer kısımlarına ise asimetrik çizgilerin, karelerin veya üçgenlerin eklendiği “negatif alan” tasarımları, sanatsal bir duruş sergilemek isteyenler için birebir. Bu tarz tasarımlar özellikle ofis şıklığında veya günlük jean-tişört kombinlerinde o kadar “cool” duruyor ki, insanların gözlerini tırnaklarınızdan alması pek mümkün olmuyor.
Peki, neden Ohora bu noktada hayatımızı bu kadar kolaylaştırıyor? Çünkü geleneksel ojelerle bu keskin hatları oluşturmak profesyonel bir el becerisi gerektirir. Oysa Ohora’nın tasarımları, zaten bu sanatsal estetikle hazırlanmış olarak size geliyor. Size sadece tırnağınıza uygun boyutu seçip, yapıştırmak ve dondurmak kalıyor. İşte bu, modern zamanın güzellik devrimidir.
Fransız manikürü (French) asla ölmez, sadece şekil değiştirir. Bu sezon, o bildiğimiz beyaz uçlu klasik manikürü bir kenara bırakıyoruz. Artık uçlarda neon renkler, simli dokular veya koyu bordo hatlar var. “Double French” denilen, hem tırnak ucuna hem de tırnak dibine ince şeritler çekilen modeller ise şu sıralar moda ikonlarının favorisi.
Mevsimin ruhuna göre, örneğin yılbaşı yaklaşırken tırnak uçlarınıza biraz ışıltılı bir gümüş veya sıcak bir kırmızı eklemek, içinizdeki kutlama coşkusunu dışarı vurmanın en zarif yoludur. Kendi başınıza o ince çizgiyi çekmeye çalışırken yaşadığınız o stresli anları düşünün; fırçanın kayması, ojenin taşması… Ohora ile bu stres yerini tamamen bir keyfe bırakıyor. Esnek ve tırnağa tam uyum sağlayan yapısı sayesinde, o kusursuz French hattı her daim sizinle oluyor.
Çoğumuzun en büyük korkusu, sürekli jel tırnak veya kalıcı oje yaptırmanın tırnakları inceltmesi, yıpratması ve cansızlaştırmasıdır. Ohora’nın felsefesi ise tam olarak burada ayrışıyor. Yüzde 60 oranında kürlenmiş olarak gelen bu jel şeritler, tırnağınıza uygulandıktan sonra UV lamba ile tamamen sertleşiyor. Ancak bu süreçte tırnağın nefes almasına izin veren, çıkarma aşamasında ise tırnak yüzeyini soymayan bir teknoloji kullanılıyor.
Güzellik, sağlıktan ödün verilerek elde edilen bir şey olmamalıdır. Bir arkadaşınızın size “Tırnakların harika görünüyor, nerede yaptırdın?” diye sorması ne kadar keyifliyse, sizin de içinizden “Ve tırnaklarım hala çok sağlıklı!” diyebilmeniz o kadar değerlidir. Mevsim ne olursa olsun, hangi trendi takip edersek edelim, tırnaklarımızın temel sağlığını korumak her zaman önceliğimiz olmalı.
Hayat çok hızlı akıyor. İş toplantıları, ailevi sorumluluklar, arkadaşlarla planlanan yemekler derken kendimize ayırabildiğimiz o kısıtlı zaman dilimi altın değerinde. Bir güzellik salonuna gitmek, git-gel trafiğiyle uğraşmak ve orada en az iki saat harcamak bazen bir lüks haline gelebiliyor. Ohora, bu noktada bize sadece güzel tırnaklar değil, aynı zamanda “zaman” hediye ediyor.
Kendi evinizin huzurunda, sevdiğiniz bir diziyi izlerken veya podcast dinlerken sadece 15-20 dakikada profesyonel bir manikür yapmak, aslında bir öz bakım (self-care) ritüelidir. Bu, kendinize verdiğiniz değerin bir göstergesidir. Tırnaklarınıza o jel şeridi yerleştirirken yaşadığınız o odaklanma anı, günün stresinden uzaklaşmanıza yardımcı olan küçük bir meditasyon gibi bile görülebilir.
Güzellik dünyası sürekli değişiyor, trendler birbiri ardına geliyor ve geçiyor. Ancak değişmeyen tek bir şey var: Kendimizi nasıl hissettiğimiz. Mevsimin en popüler renklerini ve desenlerini takip etmek, modaya uyum sağlamak harikadır; ama bunu yaparken kendi tarzınızı ve konforunuzu korumak çok daha önemlidir.
Ohora Türkiye, bize bu özgürlüğü ve yaratıcılığı sunuyor. Geniş tasarım yelpazesi, uygulama kolaylığı ve tırnak dostu yaklaşımıyla, her kadının kendi evinin sanatçısı olabileceğini kanıtlıyor. İster minimalist bir çizgi, ister göz alıcı bir krom parlaklığı, isterse klasik bir zarafet… Seçiminiz ne olursa olsun, parmak uçlarınızın her zaman bir hikaye anlatmasına izin verin.
Unutmayın, en güzel aksesuarınız bakımlı elleriniz ve o ellerin ucundaki parlayan özgüveninizdir. Yeni mevsimi, yeni bir sizle ve taptaze tırnaklarla karşılamaya ne dersiniz? Şimdi o çok beğendiğiniz modeli seçmenin ve kendinizi şımartmanın tam zamanı.


Borsa İstanbul’daki yatırımcı sayısının son yıllarda önemli ölçüde artması, finans odaklı dijital yayınlara olan ilgiyi de beraberinde getirdi. Özellikle halka arz dönemlerinde doğru bilgiye zamanında ulaşmak yatırımcılar için kritik bir unsur haline geldi. Bu noktada https://www.halkaarzgazetesi.com/ yatırımcıların yakından takip ettiği platformlar arasında bulunuyor.
Site üzerinde son halka arzlar, taslak başvurular ve SPK kararları düzenli olarak yayımlanıyor. Şirketlerin faaliyet alanları, fon kullanım planları ve temel finansal bilgileri sade bir dille aktarılıyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların karmaşık dokümanlar arasında kaybolmadan temel bilgilere ulaşmasını sağlıyor.
Halka arz sonrası performans verileri de yatırımcıların karşılaştırma yapmasına imkan tanıyor. Borsa ve ekonomi kategorilerinde yer alan içerikler ise piyasa dinamiklerini daha geniş bir perspektiften değerlendirmeye yardımcı oluyor.
Güncel ve erişilebilir içerik yapısıyla platform, finans dünyasını yakından izlemek isteyenler için dijital bir başvuru kaynağı konumunu sürdürüyor.


Kuzey Kıbrıs’ın gelişen gayrimenkul sektöründe güven, kalite ve estetiği bir araya getiren Emtan İnşaat, bölgenin en saygın inşaat firmalarından biri olarak yıllardır birçok önemli projeye imza atıyor. Ada yaşamının sunduğu huzurla, modern mimari anlayışı buluşturan yapı yaklaşımı sayesinde Emtan, gerek yerli gerekse yabancı yatırımcıların dikkatini çeken markalardan biri haline gelmiştir. Projelerinde nitelikli yaşam alanları ve sürdürülebilir yapılar oluşturmayı hedefleyen firma, bu yaklaşımıyla yalnızca konut inşa etmekle kalmıyor, aynı zamanda bir yaşam kültürü tasarlıyor.
Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren birçok inşaat markası arasından Kıbrıs İnşaat Firmaları dendiğinde Emtan ismi, kalite ve güvenle özdeşleşmiş bir marka olarak öne çıkıyor. Emtan’ın projelerinde kullanılan malzeme kalitesi, mühendislik standardı ve mimari detaylar, uluslararası standartlara uygun biçimde tasarlanıyor. Firma, sadece konut değil; ticari alanlar, tatil siteleri ve karma projelerde de geniş bir deneyime sahip. Yıllar içinde edindiği bilgi birikimiyle bölgesel gereksinimlere uygun projeler geliştiren Emtan, yaşamı kolaylaştıracak pratik çözümler üretirken çevreye duyarlı tasarımlarıyla da fark yaratıyor.
Kıbrıs’ın iklimi, coğrafi konumu ve sağladığı avantajlar, inşaat sektörünü özellikle yatırımcılar için cazip kılıyor. Bu bağlamda Emtan gibi köklü yapılar, sadece bina üretmekle kalmıyor; adanın kentsel kimliğini yeniden şekillendiriyor. Gerek tasarımında gerekse proje süreçlerinde uluslararası deneyimlerden yararlanan firma, kalite kadar estetiğe de önem veriyor. Bu bakış açısı, Kıbrıs’ta modern bir yaşamı benimseyen yeni nesil yatırımcı ve sakinleri cezbediyor.
Uzun yıllardır sektörde öncü konumda olan Emtan İnşaat, Kıbrıs’ın farklı bölgelerinde gerçekleştirdiği projelerle marka bilinirliğini ve güvenini sağlam temellere oturtmuş durumda. Her projesinde kullanıcı deneyimini ön planda tutan Emtan, mimari anlayışında fonksiyonelliği, estetiği ve sürdürülebilirliği bir araya getiriyor. Bu yaklaşım, Emtan’ın yalnızca bir inşaat firması olmanın ötesine geçerek yaşam tasarımcısı olarak öne çıkmasını sağlıyor.
Şirketin hayata geçirdiği projeler, yatırım değeri yüksek, estetik açıdan özgün ve uzun ömürlü yapılarıyla dikkat çekiyor. Akdeniz yaşam tarzının huzurlu atmosferini modern bir planlama anlayışıyla yorumlayan Emtan, proje detaylarında doğayla iç içe, ferah iç mekanlar ve geniş sosyal alanlara önem veriyor. Her daire, her villa ya da ticari birim, kullanıcıların beklentilerine yanıt verecek şekilde özenle tasarlanıyor. Böylece her proje, zamanla artan değeriyle bir yatırım aracı olmanın yanı sıra sürdürülebilir bir yaşam alanı haline geliyor.
Emtan İnşaat’ın sektördeki farkı, yalnızca güçlü mühendislik altyapısından değil, aynı zamanda müşteri memnuniyetine odaklı yaklaşımından kaynaklanıyor. Şeffaf iletişim, söz verilen zamanda teslim ve garanti anlayışı ile firma, yıllardır yüksek memnuniyet oranına sahip projelere imza atıyor. Bu nedenle, Kıbrıs’ta güvenilir bir yatırım yapmak isteyenler için Emtan, doğru ve kalıcı bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor.
Kuzey Kıbrıs’ın en çok ilgi gören bölgelerinden biri olan Girne, tarihî dokusu, deniz manzarası ve modern yaşamla iç içe geçmiş atmosferiyle ön plana çıkıyor. Emtan, Girne Konut Projeleri kapsamında bu bölgenin eşsiz doğasını koruyarak modern tasarım anlayışını kente kazandırıyor. Her proje, Girne’nin tarihî zenginliğini ve doğal güzelliklerini yansıtan detaylarla tasarlanıyor. Böylece Emtan, bölgenin mimari kimliğine katkı sağlayan markalardan biri haline geliyor.
Girne’de konut sahibi olmak, yalnızca bir mülk edinmek değil, bir yaşam biçimini benimsemek anlamına geliyor. Emtan’ın bu bölgede hayata geçirdiği projeler, hem aileler hem de yatırımcılar için ideal koşullar sunuyor. Geniş sosyal yaşam alanları, deniz ve dağ manzaralı daireler, modern site konseptleri ve yüksek kalite malzeme kullanımı, projeleri yatırım açısından da cazip hale getiriyor. Özellikle uluslararası yatırımcılar, Kıbrıs’ın güvenli ortamında uzun vadeli gayrimenkul yatırımı fırsatlarını değerlendirirken Emtan’ın markalaşmış geçmişine güveniyor.
Battığı doğal ışık, yılın büyük bölümünde hissedilen yaz havası ve Akdeniz yaşam tarzını destekleyen planlamasıyla Emtan’ın Girne’deki konut projeleri, modern konforun yanında huzurlu bir atmosfer sağlıyor. Konut sakinleri için tasarlanan alanlarda sosyal yaşam, spor ve dinlenme olanakları bir arada sunuluyor. Bu da hem yaşam kalitesini artırıyor hem de projelere estetik bir kimlik kazandırıyor.
Güçlü geçmişi, yenilikçi vizyonu ve kaliteden ödün vermeyen iş anlayışıyla Emtan, Kuzey Kıbrıs’ta gayrimenkul ve inşaat sektörünün gelişimine yön vermeye devam ediyor. Projeleri, adanın geleceğine yapılan modern dokunuşlar olarak değerlendiriliyor. Sadece bugüne değil, yarına da yatırım yapan Emtan, sosyal yaşamın merkezinde, doğa ile uyumlu güvenli yapılar üretmeye devam ediyor.
Hem yatırımcılar hem de konut sahipleri için Emtan, Kıbrıs’ın potansiyelini en iyi şekilde değerlendiren, kaliteyi öncelik haline getiren bir marka olarak konumlanıyor. Emtan projelerinde yaşam, estetiğin ötesinde güven, konfor ve sürdürülebilirlik anlamına geliyor. Kıbrıs’ta nitelikli yaşamın ve doğru yatırımın adresini arayanlar için Emtan, köklü tecrübesiyle her zaman sağlam bir referans olmaya devam ediyor.