
23 Eylül 2026 Çarşamba


Trakya Üniversitesi ile Kosova Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı arasında, Kosovalı sağlık çalışanlarının eğitimi ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik iş birliği protokolünün imza töreni için Edirne’ye gelen Kosova Başbakan Yardımcısı Fikrim Damka ve beraberindeki heyet, Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’ni de ziyaret etti.
Kosova Hastane, Klinik ve Üniversite Hizmetleri Sağlık Birimi Müdürü Dr. Ardian Shefkiu ile Kosova Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Dren Zeka’nın da yer aldığı heyete, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler başkanlığındaki heyet eşlik etti.
Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nin tarihçesi, darüşşifanın geçmişteki işlevi ve müzenin çalışmaları hakkında bilgilerin verildiği ziyareti sırasında müzede açık bulunan Cemil Şahin ve Saime Güler’in fotoğraf sergisini de inceleyen Başbakan Yardımcısı Fikrim Damka’ya, Müze Sorumlusu Enver Şengül tarafından, 17. yüzyıl Edirne Darüşşifası’nda geçen bir kara sevda hikâyesini konu alan “Delilik Mevsimi” adlı romanı takdim edildi.


Çocuklarda gözlük kullanımında çerçeve seçimi, görünümün yanında yüz ölçüleri, günlük kullanım süresi ve çerçevenin yüzdeki konumuyla birlikte ele alınmalıdır. Çocukların yüz yapısı yetişkinlerden farklı olduğu için yalnızca yaş bilgisine göre model belirlemek yeterli olmayabilir. Çerçevenin genişliği, burun köprüsündeki duruşu ve sap uzunluğu kullanım deneyimini doğrudan etkileyen temel unsurlar arasındadır.
Çocuk gözlük çerçevesi hakkında araştırma yapılırken çerçevenin yalnızca renk ve tasarım özelliklerine odaklanmak yerine ölçü bilgilerinin de dikkate alınması gerekir. Özellikle numaralı cam kullanılacak gözlüklerde çerçeve ve cam uygulamasının kişinin reçetesiyle birlikte yetkili optisyenlik hizmeti kapsamında değerlendirilmesi önem taşır.
Çerçevenin yüz genişliğiyle uyumlu olması, gözlüğün gün içindeki konumunu etkiler. Gereğinden geniş modeller baş hareketleri sırasında aşağı doğru kayabilirken çok dar çerçeveler şakak veya kulak çevresinde baskı oluşturabilir. Burun köprüsündeki yerleşim de gözlüğün dengeli durması açısından önemlidir.
Sap uzunluğu ise çerçevenin kulak arkasındaki konumunu belirleyen ölçülerden biridir. Çerçeve seçimi sırasında yalnızca ön görünüşe değil, ürünün ölçülerine bütün olarak bakılması daha sağlıklı bir karşılaştırma sağlar. Daha önce rahat kullanılan bir gözlüğün ölçüleri de yeni çerçeve araştırırken referans noktası olarak değerlendirilebilir.
Çocukların okul, oyun ve günlük aktiviteler sırasında farklı hareket düzeylerine sahip olması, gözlüğün gün içinde sürekli farklı koşullarda kullanılmasına neden olur. Bu nedenle çerçevenin yüzde dengeli durması ve normal baş hareketlerinde sürekli yer değiştirmemesi kullanım açısından önem taşır.
Çerçevenin ağırlığı ve yapısı da uzun süreli kullanımda dikkate alınabilir. Bununla birlikte belirli bir materyalin tüm çocuklar için daha uygun olduğu şeklinde genelleme yapmak doğru değildir. Çerçevenin çocuğun yüz yapısı, ihtiyaçları ve kullanılacak camla birlikte ele alınması gerekir.
Teknik uyum çerçeve seçiminde temel kriterlerden biri olsa da çocuğun modeli benimsemesi de göz ardı edilmemelidir. Renk, çerçeve formu ve genel tasarım konusunda çocuğun görüşünün alınması, gözlüğü düzenli kullanma isteğini destekleyebilir.
Yuvarlak, oval, kare veya daha geometrik çerçeveler farklı yüz oranlarında farklı şekilde konumlanabilir. Bu nedenle belirli bir formun yalnızca popüler olduğu için tercih edilmesi yerine çocuğun yüzünde nasıl durduğuna ve ölçü uyumuna bakılması daha doğru olur.
Çocuk gözlük çerçevesinde numaralı cam kullanılacaksa temel referans göz hastalıkları uzmanı tarafından düzenlenen güncel reçetedir. Çerçevenin seçilen camla teknik uyumu, reçete değerleri ve ölçüler birlikte değerlendirilmelidir. Her çerçeve formunun her reçete değeri için aynı sonucu vereceği varsayılmamalıdır.
Bu nedenle çerçevenin tasarımına karar verilmesi, numaralı cam uygulamasının uygunluğunu tek başına göstermez. Uygulama aşamasında reçete ve çerçeve özelliklerinin yetkili optisyenlik hizmeti kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Çerçeve araştırmasının ilk aşamasında model kodu, ölçüler, materyal ve tasarım gibi genel ürün bilgileri karşılaştırılabilir. Optizen gibi optik alanında faaliyet gösteren markaların kurumsal kanallarında sunulan genel model bilgileri, farklı çerçeve yapılarını tanımak için referans oluşturabilir.
Çocuk gözlük çerçevesi seçiminde nihai kararın yalnızca tasarıma veya marka tercihine dayanması yerine yüz ölçüleri, güncel reçete ve çerçeve-cam uyumunun birlikte ele alınması daha doğru bir yaklaşım sağlar. Özellikle numaralı gözlüklerde değerlendirme ve uygulama sürecinin yetkili optisyenlik hizmeti çerçevesinde yürütülmesi önemlidir.


Türkiye Belediyeler Birliği Encümen Toplantısı, TBB Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in başkanlığında Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıda kentlerin genel aydınlatma giderleri için belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri paylarından yapılacak kesintinin arttırılması da gündeme gelirken, “Son yapılan artışla belediyelerin genel aydınlatma giderlerindeki mali yükü bir yıl içerisinde üç katına çıkmıştır” denildi.

Toplantıya katılan Encümen Üyesi Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Toplantımızda yerel yönetimlerin gündemini, kentlerimizin ihtiyaçlarını ve belediyelerimizin karşılaştığı sorunları değerlendirdik. Toplantımızda alınan kararların kentlerimiz ve belediyelerimiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Eylül Ayı Olağan Encümen Toplantısı, TBB ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında Ankara’da toplandı. Toplantıda belediyeleri yakından ilgilendiren güncel gelişmeler değerlendirilerek yerel yönetimlerin mali yapısına ilişkin düzenlemeler ile Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 hazırlıkları ele alındı.
Encümen toplantısının ardından Birlik Encümeni tarafından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

BELEDİYELERİN MALİ YÜKLERİ ARTIYOR
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 6’ncı maddesinde 2026 yılında yapılan değişiklikle genel aydınlatma giderleri için belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri paylarından yapılacak kesintinin kanuni oranı; büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir kapsamındaki belediyelerde yüzde 10’dan yüzde 30’a, diğer belediyelerde yüzde 5’ten yüzde 15’e yükseltilmiş; Cumhurbaşkanına bu oranları iki katına kadar artırma yetkisi verilmiştir.
9 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan 11573 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla bu yetki üst sınırdan kullanılarak oranlar büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir kapsamındaki belediyelerde yüzde 60’a, diğer belediyelerde ise yüzde 30’a çıkarılmıştır. Böylece belediyelerin genel aydınlatma giderlerindeki mali yükü bir yıl içerisinde üç katına çıkmıştır.

Düzenlemenin önemli bir diğer yönü, yılın önemli bir bölümü tamamlandıktan sonra getirilen bu mali yükün 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren uygulanmasıdır. Belediyelerin 2026 yılı bütçeleri 2025 yılında hazırlanmış ve belediye meclislerince kabul edilmiş; yatırımlar ve hizmetler bu bütçelere göre planlanmıştır. Yıl içerisinde getirilen yeni mali yüklerin geçmiş aylara da uygulanması; hukuk devleti, hukuki güvenlik, belirlilik, öngörülebilirlik ve bütçe hakkı ilkeleri bakımından ciddi hukuki sorunlar doğurmaktadır.
Genel aydınlatma giderlerindeki artış, belediyelerin karşı karşıya bulunduğu tek mali baskı değildir. SGK prim borçları, vergi borçları ve diğer kamu alacakları nedeniyle genel bütçe vergi gelirleri paylarından kaynakta yapılan kesintiler belediyelerin kullanılabilir gelirlerini azaltmakta; bu borçlara uygulanan yüksek gecikme zammı ve faiz oranları da borç stokunu büyüterek yerel hizmetlere ayrılabilecek kaynakları daraltmaktadır.
Anayasa’nın 127’nci maddesinde mahallî idarelere görevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanması öngörülmektedir. Belediyelerin karar ve uygulama yetkisinin sınırlı olduğu alanlarda mali sorumluluğun giderek daha büyük bölümünün belediyelere bırakılması; görev, yetki ve kaynak dengesi ile yerel yönetimlerin mali özerkliği bakımından yeniden değerlendirilmelidir.
Türkiye Belediyeler Birliği olarak bu konuda yalnızca sorunları tespit etmekle yetinmiyor, sürdürülebilir bir mali denge kurulmasını öneriyoruz. Genel aydınlatma giderlerinde belediyelerin payını üç katına çıkaran oranların yeniden değerlendirilmesi; yeni oranların geçmişe yürütülmeyerek belediyelerin bütçelerini buna göre hazırlayabilecekleri ileri bir tarihten itibaren uygulanması gerekmektedir.
Aynı şekilde belediyelerin SGK prim ve vergi borçları için uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ödeme modeli oluşturulmalı; gecikme zammı ve faiz yükünün borç stokunu sürekli büyüten etkisi azaltılmalı ve borçların belediyelerin mali kapasitesine uygun koşullarda yapılandırılması değerlendirilmelidir. SGK, vergi, genel aydınlatma ve diğer kamu alacakları nedeniyle genel bütçe vergi gelirleri paylarından yapılan toplam kesintilere, temel belediye hizmetlerinin sürdürülebilirliğini güvence altına alacak makul bir üst sınır getirilmesi de değerlendirilmelidir. Buradaki amaç kamu alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi değil; kamu alacağının tahsili ile vatandaşın yerel hizmet alma hakkı arasında adil ve sürdürülebilir bir denge kurulmasıdır.
Çünkü belediyenin kaynağı kentin kaynağıdır. Belediye paylarından yapılan her ilave kesinti; ulaşımdan altyapıya, sosyal hizmetlerden çevre ve temizliğe kadar vatandaşlara sunulan hizmetlere ayrılabilecek kaynağın azalması anlamına gelmektedir.
Belediyelerin karşı karşıya bulunduğu mali sorunların kalıcı biçimde çözülmesi için, ilgili tüm paydaşların katılımıyla; görev ve sorumluluklarla uyumlu, adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yerel yönetim gelir sisteminin yeniden oluşturulması gerekmektedir.
COP31 YEREL İKLİM EYLEMİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSATTIR
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’i; ülkemizin iklim politikalarının geliştirilmesi, yerel yönetimlerin uluslararası iklim gündemine güçlü bir biçimde katılması, uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliklerinin artırılması açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz ve memnuniyet duyuyoruz.
İklim değişikliğiyle mücadele, ulusal politikalar ile yerel uygulamaların birbirini tamamladığı çok düzeyli bir yönetişim anlayışını gerekli kılmaktadır. Belediyeler; ulaşım, enerji, yapılaşma, su ve atık yönetimi, afetlere hazırlık ve yeşil alanlar gibi birçok alanda hem emisyonların azaltımında hem de iklim değişikliğine uyumda doğrudan sorumluluk üstlenmektedir.
İklim Kanunu ve ilgili düzenlemelerle yerel yönetimlerin sorumlulukları daha belirgin hale gelirken, belediyelerin teknik ve kurumsal kapasitelerinin güçlendirilmesi ve iklim finansmanına erişimlerinin artırılması da gerekmektedir. Yerel yönetimler yalnızca iklim politikalarının uygulayıcısı değil, bu politikaların oluşturulması süreçlerinin de temel aktörlerinden biri olmalıdır.
Türkiye Belediyeler Birliği olarak COP31 kapsamında Mavi Alan ve Yeşil Alan başvurularımızı gerçekleştirdik. Ülkemizdeki 1.402 belediyeyi temsil eden Birliğimiz açısından, farklı ölçek ve kapasitedeki belediyelerin COP31 sürecine katılım imkânlarının mümkün olduğunca geniş tutulmasını; özellikle kapasitesi ve uluslararası finansmana erişim imkânları sınırlı belediyelerin sesinin sürece taşınmasını önemsiyoruz.
Hazırlamakta olduğumuz Yerel Yönetimler COP31 Pozisyon Belgesi ile belediyelerimizin deneyimlerini, karşılaştıkları güçlükleri, kapasite ve finansman ihtiyaçlarını ve politika önerilerini ortak bir çerçevede ortaya koyacağız. COP31’in Türkiye’de gerçekleştirilmesini aynı zamanda merkezi ve yerel yönetimler arasındaki iş birliğini ve çok düzeyli iklim yönetişimini güçlendirecek kalıcı mekanizmaların oluşturulması için bir fırsat olarak görüyoruz.
Türkiye Belediyeler Birliği olarak yaklaşımımız açıktır: Belediyelere yeni görev ve sorumluluklar verilirken bu görevlerle orantılı kaynak sağlanmalı; mali özerklik ve bütçe öngörülebilirliği korunmalı; yerel yönetimlerin karar süreçlerine katılımı ve ulusal ve uluslararası finansman kaynaklarına erişimi güçlendirilmelidir.
Güçlü yerel yönetimler; güçlü kentlerin, sürdürülebilir kalkınmanın ve etkili iklim eyleminin temelidir.


Havsa Şehit Engin Şahin İlkokulu ve Ortaokulu öğrencileri, “Maarifin Kalbinde Oyun” teması kapsamında düzenlenen sportif etkinliklerde bir araya geldi.

Antrenör Mustafa Akkaya eşliğinde gerçekleştirilen etkinliklerde öğrenciler, çeşitli spor aktivitelerine katılarak hem eğlenceli vakit geçirdi hem de takım ruhu, dayanışma ve birlikte hareket etme bilincini pekiştirdi.

Okul yönetimi, öğrencilerin sosyal ve fiziksel gelişimine katkı sunan etkinlikteki destekleri dolayısıyla Antrenör Mustafa Akkaya’ya teşekkür etti.


Olgay GÜLER
Edirne’de hakkında kesinleşmiş 15 yıl 2 ay hapis cezası bulunan firari hükümlü U.Ö., polis tarafından saklandığı evde bazanın içinde yakalandı.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, aranması bulunan şüphelilerin yakalanmasına yönelik yapılan çalışmada, ‘Birden fazla kişi tarafından silahlı yağma’ suçundan hakkında kesinleşmiş 15 yıl 2 ay hapis cezası bulunan cezaevi firarisi U.Ö.’nün, Lalapaşa ilçesinde bulunduğunu belirledi.

Ekiplerin, saklandığı eve operasyon düzenlediği U.Ö., gizlendiği bazanın içinde yakalandı.
Gözaltına alınan U.Ö., sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklanıp, cezaevine gönderildi.