DOLAR 43,7269 0.05%
EURO 51,7493 -0.19%
ALTIN 6.910,55-1,48
BIST 14.291,01-0,34%
BITCOIN 2979368-0,20%
Edirne
10°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

TÜ’de INFRA etkinliği

TÜ’de INFRA etkinliği
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: tu-tanitim.jpg

Trakya Üniversitesi’nde Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları (INFRA) Bilgilendirme, Tanıtım ve İş Birliği Fırsatları Etkinliği gerçekleştirildi

Trakya Üniversitesi koordinasyonunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Araştırma Altyapıları (ESFRI–ERIC), TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi, Trakya Üniversiteler Birliği, Balkan Üniversiteler Birliği Genel Sekreterliği, Trakya Teknokent ve Trakya Kalkınma Ajansı iş birliğiyle “Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları (Research Infrastructures – INFRA) Bilgilendirme, Tanıtım ve İş Birliği Fırsatları Etkinliği” düzenlendi.

Balkan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen programa, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Üniversitenin diğer yöneticileri ve akademisyenler katıldı.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren Trakya Üniversitesi Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu, disiplinler arası iş birlikleri, açık bilim yaklaşımı ve dijital dönüşümün günümüz araştırma ekosisteminin temel unsurları olduğunu belirterek, TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Müdürlüğü öncülüğünde izlenecek yol haritasının üniversitenin araştırma kültürünü güçlendirecek temel bir rehber niteliği taşıdığını vurguladı.

TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Müdür Yardımcısı Burak Tiftik konuşmasında, Ufuk Avrupa Programının genel yapısı, öncelikli alanları, Ufuk Avrupa Ortaklıkları ve proje hazırlıkları konusunda bilgiler verdi.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise üniversitelerin bilgi üretmeyi dört duvar arasında sınırlı tutmamaları gerektiğini ve yürütülen tüm projelerin temelinde bu anlayışın yattığını ifade etti. Bilimsel süreçlerin ham veri elde etme gayretiyle başladığını belirten Prof. Dr. Hatipler, bu verinin önce enformasyona, ardından bilgiye dönüşmesi gerektiğini vurguladı.

Açılış konuşmalarının ardından katılımcılar fuayede açılan stantları gezdi. Daha sonra oturumlara geçildi. İlk oturumda Araştırma Altyapıları Ulusal İrtibat Noktasından Ebru Soyuyüce Aydın “Araştırma Altyapılarının Tarihçesi ve Yeni Nesil Araştırma Ortamları”; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Kütüphane Daire Başkanı ve OpenAIRE Yönetim Kurulu Üyesi Gültekin Gürdal “Açık Bilim, FAIR Veri ve Avrupa Açık Bilim Bulutu (EOSC)” ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ERIC Komitesi Türkiye Temsilcisi Ali Eser, “Türkiye’nin Avrupa Araştırma Altyapılarına (ESFRI ve ERIC) Entegrasyonu” başlıklı sunumu gerçekleştirdi.

İkinci oturumda ise Ebru Soyuyüce Aydın “Ufuk Avrupa 2026 Çalışma Programı ve Araştırma Altyapıları (INFRA) Çağrıları”; Trakya Kalkınma Ajansı Teknoloji ve Sanayi Birimi Uzmanı Tuğrul Kağan Asan, “Ufuk Avrupa INFRA Kapsamında EDİH West Marmara İle Araştırma Altyapılarına Erişim ve Kapasite Geliştirme” ve Trakya Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Dijital Dönüşüm Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın ise “Dijital Dönüşüm Perspektifinden Üniversitemizin Araştırma Altyapılarının Geliştirilmesine Yönelik Çalışmaları” başlıklı sunumu ile katılımcıları bilgilendirdi. Kapanış konuşmaları ile program sona erdi.

Devamını Oku

‘Medeni Kanun’a dokundurtmayız’

‘Medeni Kanun’a dokundurtmayız’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: WhatsApp-Image-2026-02-17-at-16.09.24.jpeg

Olgay GÜLER

CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak, Medeni Kanun’un kabulünün 100’üncü yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadın devrimleriyle yükselen Türkiye Cumhuriyeti’nde, kadın hareketiyle kazanılan hakların tehdit altında olduğuna dikkat çekti.

Medeni Kanun’un kabulünün 100’üncü yılı dolayısıyla CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. Partinin merkez ilçe başkanlığında gerçekleştirilen açıklamayı Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak okurken, çok sayıda kadın da destek verdi.

‘SADECE HUKUKİ DÜZENLEME DEĞİL, UYGARLIK SIÇRAMASI’

Çolak açıklamada, Medeni Kanun’un bir devrimin, bir zihniyet dönüşümünün ve kadının ayağa kalkışının adı olduğunu belirterek, “Bundan tam 100 yıl önce 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu, bu topraklarda kadının kaderini değiştirdi. Kadın, erkeğin gölgesinden çıkarıldı; hukuk önünde eşit yurttaş yapıldı. Tek taraflı boşama ve çok eşlilik tarihe gömüldü. Resmi nikâh esası getirildi. Kadınlara miras hakkı, velayet hakkı, tanıklık hakkı tanındı. Kadın, devlet karşısında birey oldu.  Bu sadece hukuki bir düzenleme değil; bir uygarlık sıçramasıydı. Ve bütün bunlar, bir büyük devrimcinin, bir büyük liderin, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuydu” dedi.

‘KAZANIMLAR TEHDİT ALTINDA’

Cumhuriyet’in kadın devrimleriyle yükseldiğini kaydeden Çolak, “Cumhuriyet laiklikle güçlendi. Cumhuriyet eşit yurttaşlıkla kök saldı.  2002 yılında yapılan değişikliklerle “aile reisi kocadır” hükmü kaldırıldı. Evlilik birliğinde eşitlik esası güçlendirildi.  Evlilik giderlerine katkı yalnızca maddi varlıkla sınırlı tutulmadı; eşlerin emek katkısı da kabul edildi.  Evlilik sona erdiğinde edinilmiş malların paylaşımında eşitlik esas alındı. Bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı. Bunlar kadın hareketinin mücadelesiyle kazanılmış tarihsel adımlardır. Ancak bugün, Medeni Kanun’un 100. yılında, ne yazık ki bu devrimci kazanımlar açık bir tehdit altındadır. Ve biz soruyoruz: 100 yıl önce kadınları hukuk önünde eşitleyen bu Cumhuriyet, neden bugün kadınların yaşam hakkını koruyamıyor? Neden her gün bir kadın cinayeti haberiyle sarsılıyoruz? Neden kadınlar sokakta, evde, işyerinde güvende değil? Neden nafaka hakkı tartışmaya açılıyor? Neden çocuk yaşta evlilikler görmezden geliniyor? Neden kadınların kazanılmış hakları “aile yapısı” bahanesiyle aşındırılmaya çalışılıyor? Neden “sil baştan aile hukuku” denilerek laik hukuk düzeni tartışmaya açılmaya çalışılıyor?” diye konuştu.

‘KADININ YAŞAM BİÇİMİNE MÜDAHALE ETMEYİ HAK GÖREN ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

İktidarın, Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşma peşindedir olduğunu dile getiren Çolak, “Kadın erkek eşitliğine inanmadığını defalarca ilan eden, kadının özgürlüğünü tehdit olarak gören, kadının kahkahasından rahatsız olan, kadının kıyafetine, yaşam biçimine, tercihine müdahale etmeyi hak gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Şimdi bu zihniyete soralım: Aile eşitlikle mi güçlenir, yoksa itaatle mi? Kadın yoksullaştırılarak mı korunur? Şiddet gören kadın, arabuluculuk masasına oturtularak mı adalet bulur? Boşanma süreçlerini hızlandırma bahanesiyle; tedbir nafakasını ortadan kaldırmayı, yoksulluk nafakasını süreyle sınırlandırmayı, kadını ekonomik güvenceden mahrum bırakmayı planlıyorlar.  Asıl mesele nafaka değil. Asıl mesele, boşanan kadının yoksullaşmasıdır. Asıl mesele, ekonomik bağımsızlığı olmayan kadının şiddet döngüsüne mahkûm edilmesidir. Aile arabuluculuğu adı altında; şiddet uygulayan erkekle kadını aynı masaya oturtmak istiyorlar. Bu, adalet değil; güç eşitsizliğini devlet eliyle meşrulaştırmaktır” şeklinde konuştu.

‘ÇARE EŞİTLİKTE’

Kadınların sadece şiddetle değil; ekonomik kuşatmayla da mücadele ettiğini belirten Çolak, “Kadın yoksulluğu derinleşiyor. Kadın emeği ucuzlaştırılıyor. Kadınlar güvencesiz çalıştırılıyor. Kadın işsizliği artıyor. Bir yandan “aile” deniliyor, öte yandan o ailenin yükü kadınların sırtına bırakılıyor. Biz kadınlar, eşitlik istiyoruz. İtaat değil, özgürlük istiyoruz. Görmezden gelinmek değil, temsil edilmek istiyoruz. Medeni Kanun bu ülkenin toplumsal anayasasıdır. Torba yasalarla değiştirilemez.                                            Pazarlık konusu yapılamaz. Parça parça budanamaz. Çünkü Medeni Kanun’a dokunmak, kadınların hayatına dokunmaktır. Çocukların geleceğine dokunmaktır. Laik hukuk düzenine dokunmaktır.                                             

Ve biz buna asla izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde, kadın haklarını, toplumsal cinsiyet eşitliğini, laik ve sosyal hukuk devletini savunmaya kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki. Çare eşitlikte” ifadelerini kullandı.

‘MEDENİ KANUN YAŞAM BİÇİMİMİZDİR, DOKUNAMAZSINIZ’  

Medeni Kanun’un yalnızca hukukçuların konusu olmadığının da altını çizen Çolak, “Beşikten mezara hayatımızın güvencesidir. Şiddete karşı kalkanımızdır. Yoksulluğa karşı dayanağımızdır. Eşit yurttaşlığın teminatıdır. 100 yıl önce nasıl cesaretle kurulduysa bu Cumhuriyet, bugün de aynı kararlılıkla savunulacaktır. Biz Cumhuriyeti kadın erkek birlikte kurduk. Onu birlikte büyüttük. Ve onu birlikte savunacağız. Medeni kanuna göz dikenler çok iyi bilsin ki; Medeni Kanun’a dokundurtmayız. Laik hukuk düzenini tartışmaya açtırmayız. Kadınların eşit yurttaşlık hakkını pazarlık masasına yatırmayız. Medeni Kanun 100 yıldır yaşam biçimimizdir. Dokunamazsınız” dedi.

Devamını Oku

 ‘Emekliler beleşçi değildir!’

 ‘Emekliler beleşçi değildir!’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: tum-emekli.jpg

Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği, 65 yaş üstü yurttaşların ve emeklilerin toplu taşımadan ücretsiz yararlanmasının keyfi bir uygulama değil, 4736 sayılı Kanun ile güvence altına alınmış yasal bir hak olduğuna dikkat çekerek, Serhad Birlik Kooperatifi ve Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aytaç Dilci’nin basına yansıyan açıklamalarını üzüntüyle takip ettiklerini belirtirken, Edirne Belediyesi’ne de  toplu ulaşım hizmetini yeniden doğrudan üstlenme ve kamusal bir model kurma konusunda çağrıda bulundu.

Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği’nde ‘Emekliler beleşçi değildir!’ başlığı altında yapılan yazılı açıklamada, “Sayın Dilci, açıklamasında Edirne’de 2025 yılı içerisinde toplam 2 milyon 701 bin 993 ücretsiz yolcu taşıdıklarını ifade etmiştir. Bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır” denilerek şunlara yer verildi:

4736 SAYILI KANUN HATIRLATMASI

“Öncelikle hatırlatmak isteriz ki; 65 yaş üstü yurttaşların ve emeklilerin toplu taşımadan ücretsiz yararlanması, keyfi bir uygulama değil, 4736 sayılı Kanun ile güvence altına alınmış yasal bir haktır.

Ayrıca Sayın Dilci’nin de belirttiği üzere, devlet ücretsiz taşımadan kaynaklanan kaybı telafi etmek amacıyla kooperatife araç başına gelir desteği ödemektedir. Bununla birlikte Edirne Belediyesi de, devletin sağladığı desteğin çok üzerinde olmak üzere, aylık olarak kooperatife ek gelir desteği sunmaktadır. Bu ödemelerin tamamı doğrudan kooperatife yapılmaktadır.

Edirne kamuoyunun yakından bildiği bir diğer gerçek ise şudur: Kooperatif, 202 araç üzerinden destek almasına rağmen, bu sayıda araç fiilen hatlarda çalışmamaktadır. Dolayısıyla ‘ücretsiz taşımadan doğan zarar’ iddiası, kamuoyuna eksik ve yanıltıcı biçimde yansıtılmaktadır. Ücretsiz taşındığı söylenen yurttaşların bedeli zaten kamu kaynaklarıyla karşılanmaktadır.

Sayın Dilci’nin, gelir desteğini yetersiz bulması kendi değerlendirmesidir. Ancak bu durum, emeklileri ve 65 yaş üstü yurttaşları ‘ücretsiz taşıyoruz’ diyerek ‘beleşçi’ gibi göstermesi hiç bir şekilde kabul edilemez. Emekliler, bu ülkenin yıllarca çalışmış, üretmiş, vergisini ödemiş insanlarıdır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki Edirne’de toplu taşıma ücretleri zaten yurttaşların belini bükmektedir. Edirne, kısa mesafe toplu taşıma ücretinin en pahalı olduğu illerden biri haline gelmiştir. Bu tablo, ulaşımın ticari bir faaliyet gibi değil, sosyal belediyecilik anlayışıyla ele alınması gerektiğini bir kez daha göstermektedir.

TOPLU TAŞIMA BİR KAMU HİZMETİ

Öte yandan Sayın Dilci’nin açıklamasında kullandığı şu ifade, gerçeğin kendisidir:

‘Toplu taşıma hizmeti sadece bir ticari faaliyet değil, halkın günlük yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir kamu hizmetidir.’

Evet, toplu taşıma bir kamu hizmetidir. Bu kamu hizmetinin asli sorumlusu Edirne Belediyesi’dir. Bu nedenle ulaşımın ticari bir mantıkla değil, kamusal sorumluluk anlayışıyla yürütülmesi gerekir.

Tüm Emeklilerin Sendikası olarak, Edirne Belediyesi’ne bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Asli göreviniz olan toplu ulaşım hizmetini yeniden doğrudan üstlenmeye ve kamusal bir model kurmaya davet ediyoruz.

Tekrar ediyoruz: Emeklilerin toplu taşımadan yararlanması bir lütuf değil, kanunla tanınmış bir haktır ve Sosyal Belediyeciliğin gereğidir. Emekliler beleşçi değildir!”

Devamını Oku

Tarımda ‘B-Reçete’ dönemi!

Tarımda ‘B-Reçete’ dönemi!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: WhatsApp-Image-2026-02-17-at-15.42.49.jpeg

Olgay GÜLER

Edirne’de, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren yönetmelikle, bitki koruma ürünleri ile bitkisel ürünlere ait hasat bilgilerinin elektronik ortamda kaydedilmesini ve izlenmesini sağlayan ‘B-Reçete’ uygulaması hakkında, üreticilere bilgi verildi.

Bitki koruma ürünlerinin uygulanmasına ilişkin mevcut kayıt ve izleme uygulamaları, elektronik ortamda yürütülecek şekilde yeniden düzenlenerek, 13 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de, ‘Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik’ adıyla yayınlandı.  Bu kapsamda, üreticiler tarafından satın alınan ve uygulanan bitki koruma ürünleri ile bitkisel ürünlere ait hasat bilgilerinin, bitkisel ürün ve parsel bazlı olarak elektronik ortamda kaydedilmesini ve izlenmesini sağlayan ‘B-Reçete Takip Sistemi’ uygulamaya alındı. Bitkisel ürünlerin depolanarak muhafaza edildiği alanlar ile gıda işletmelerinde zararlı organizmalara karşı kullanılacak bitki koruma ürünlerinin uygulanmasına ilişkin iş ve işlemler de yönetmelik kapsamına alındı. B-Reçete uygulaması pilot il olarak belirlenen Ankara, Samsun, Kırklareli ve Mersin’de 1 Ocak 2026 itibariyle uygulanmaya başlanırken, diğer illerde 1 Temmuz’da bu uygulamaya geçileceği belirtildi.  Yönetmelik ve B-Reçete uygulamasına ilişkin Edirne İl Tarım Müdürlüğü’nde, üreticilere yönelik bilgilendirme toplantısı yapıldı.

‘ÜRÜNLER REÇETEYLE ZİRAİ İLAÇ BAYİLERİNDEN ALINACAK’

Toplantıda konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, yönetmelikle birlikte koruma ürünlerinin bilinçli, kontrollü ve doğru şekilde kullanılmasının sağlanacağını belirterek, “Bunun yanında çevre ve insan sağlığının korunması, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması amaçlanıyor. Hepimiz için çok önemli bir durum. Bu kapsamda da yeni hayata geçirilen B-Reçete sistemiyle birlikte ürünler kayıt altına alınarak, reçeteli şekilde kullanılmasını sağlayan bir mekanizma karşımıza çıktı.  Aynı eczanelerde uygulanan sistem gibi, nasıl eczanelere gidiyoruz, ilaçlarımızı reçeteyle alıyoruz artık bitki koruma ürünlerimizi de zirai ilaç bayilerinden aynı şekilde reçeteyle alacağız. Bu uygulamayla birlikte üreticilerimiz ÇKS’de kayıtlı alanları ve ürünlerine göre kullanılabilecekleri miktarda kontrollü bir şekilde bayilerden ilaç alabilecekler. Yedinci ayın biri itibariyle bu sisteme geçmiş olacağız” dedi.

‘GEREKSİZ İLAÇ KULLANIMININ ÖNÜNE GEÇİLECEK’

Yeni sistemle kontrolün ve izlenebilirliğin sağlanacağını ifade eden Köse, “Biz hangi üreticimizin, hangi miktarda nasıl ilaç kullandığını artık bu sistem üzerinden takip etmiş olacağız. Gereksiz ve hatalı ilaç uygulamalarının önüne geçeceğiz. Yani o araziye, o parsellerimize ne kadar ilaç kullanabileceksek o kadar ilaç alacağımız için gereksiz ilaç kullanımının da önüne geçmiş olacağız. Çevreye ve halk sağlığını olumsuz etkileri azaltmış olacağız. İlaç kullanımının azaltılmasıyla birlikte bu çevre ve halk sağlığı da otomatikman korunmuş olacak. Artık bu bitki koruma ürünlerimiz herkesin kendi TC’si üzerinden alacağı için aslında bir kontrol mekanizması da devreye girecek. Üreticilerimizin hangi ilacı aldığını, ya da çevrede atılmışsa böyle bir ürün, biz bunların takibini de yapabileceğiz. Onun için üreticilerimiz bu konuda da artık dikkatli olmak durumunda kalacak. Üretimde ve kalitede de verimlilik elde edeceğiz doğru ilaç kullanımıyla birlikte” diye konuştu.

‘ALDIKLARI BELGELERİYLE BAYİLERE GİDECEKLER’

B-Reçete sistemiyle ilgili köylerdeki eğitimleri tamamladıklarını söyleyen Köse, “Bu eğitime katılan arkadaşlarımız imzalarını atıyorlar, TC’lerini, telefonlarını yazıyorlar. Biz bir belge düzenliyoruz. Daha sonra belgelerini bizden aldıktan sonra bayilerimizden, bu belgemizle ya da ÇKS kaydı ve TC’siyle birlikte telefonlarına bir kod gelerek bayilerden bu ürünlerimizi almış olacaklar. Sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması hedefiyle çıkılan bu yolda siz üreticilerimizin de en kısa sürede bu sisteme adapte olacağını, bu kapsamda eğitimler tamamlandıktan sonra belgelerimizi alıp artık B-Reçete sistemiyle birlikte kontrollü ve düzgün uygulayıcı bir sistemle birlikte bu yeni sisteme adapte olacağınızdan eminim. Önemli olan bu sisteme bir an önce zamanı geldiği zaman geçip, üreticilerimizin sıkıntıya girmeyecek şekilde ilaçlarını temin edebilmesini sağlamak” şeklinde konuştu.

Devamını Oku

Yurttaşlık Yasası 100 yaşında

Yurttaşlık Yasası 100 yaşında
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: add-3.jpg

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, Laik Cumhuriyet’imizin uygar bir toplum yaratma hedefinin en önemli adımlarından olan, kanunlar önünde kadın erkek eşitliğini sağlayan Türk Medeni Kanunu’nun 100. yıl dönümünü kutladı.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu’ndan yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamada Osmanlı Devletinde toplumun ihtiyaçlarını ‘mecelle’ karşıladığının altı çizilerek şunlara yer verildi:

“Medeni hukuk konusunda Mecelle’nin yetersizliği, Birinci Dünya Savaşı sırasında anlaşılmış ve değişiklik yapılmasına karar verilmiştir. Ancak, savaştan yenilgiyle çıkılınca, bu konudaki çalışmalar kesilmişti.1922 yılında TBMM’de bu konu üzerinde yeniden çalışmalara başlandı. Bu konuda, çeşitli ülkelerin Medeni kanunları incelendi. Türkiye’de Medeni Kanunun oluşumunda, İsviçre Medeni Kanunu ile Kazuistik (Olaylardan hareketle genel kurallara gidilen) metoda sahip Prusya Kanunu ve devrimci bir felsefeye sahip Fransız Kanunundan esinlenerek Ülkemizin ihtiyacına uygun ortalama bir yol izlenmiştir.

Türkiye’de 17 Şubat 1926’da TBMM’de kabul edilen ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe konulan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (Türk Medeni Kanunu) ile; Ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı.Evlilikte resmi nikâh zorunluluğu getirildi venikah yapma yetkisi belediyelere verildi. Tek eşle evlilik esası getirildi.Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanındı.Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirildi.Patrikhanelerin, din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı.

Yurttaşlık bilincini ve kadın erkek eşitliğini sağlayan bu kanun ile evlenmelerde, her iki tarafında fikri esas alındı. Resmi nikah usulü ve tek eşlilik gibi yenilikler getirildi. Boşanma hakkı kadına da tanındı. Mirasta, kadın erkek eşitliği sağlandı. Böylece, Türk ailesinin kuruluş ve işleyişi çağdaş, demokratik kurallara dayandırıldı.

Medeni hukuk, şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen, şahısların doğumdan ölümüne (tüzel kişilerde kuruluşundan sona ermesine) kadar ilişkilerini düzenleyen özel hukuk dalıdır. Kişiler hukuku, aile hukuku, eşya hukuku ve miras hukuku medeni hukuk kapsamında yer alır ve medeni kanunla düzenlenirler. Medeni hukuk, hukukun özüdür.

Medeni Kanun, her şeyden önce medeni hukuk alanını laikleştirmiş, yani akli temeller üzerine oturtmuştur. İnanç ayrımı gözetilmeksizin bütün vatandaşlara uygulanmayı getirmiştir. Medeni kanun daha çok kadınlarla ilgili getirdiği hükümlerle dikkat çekmektedir. Mahkemelerde ceza hukuku ile ilgili hususlarda iki kadının şahitliği bir erkeğe denk kabul ediliyordu. Medeni kanun bu hususta da kadın ile erkeği aynı duruma getirmiştir. Evlenme ve boşanmada belirli şartlar getirmiş, özellikle erkeğin tek taraflı boşamasını kaldırarak boşanmayı Hakimin takdirine bırakmıştır. Eski hukukun erkeğe tanıdığı dörde kadar evlenme hakkını ortadan kaldırarak sadece bir kadınla evlenmeye izin vermiştir. İmam nikahı olarak bilinen dini nikahı kabul etmemiş, nikah akti yapma yetkisini belediyelere vermiştir.

Cumhuriyetin ilanında sonra Türk kadını, Medeni kanunun kabulüyle ekonomik sosyal ve hukuksal alanlarda erkeklerle eşit haklara sahip olmuştur.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak,Tebaa anlayışından Yurttaşlık bilincine geçişi sağlayan, Hukuk alanının laikleşmesine öncülük eden ve kadın-erkek eşitliğini sağlayan Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılının Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz. ‘İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyoruz.”

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya