DOLAR 48,65540,06%
EURO 56,18830,01%
ALTIN 6.805,761,37
BIST %
BITCOIN 3683466-0,37%
Edirne
22°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Pulmoner hipertansiyonda erken teşhis hayati

Pulmoner hipertansiyonda erken teşhis hayati
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Olgay GÜLER

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Kaya, tedavi edilmediği takdirde ölüme kadar götürebilecek pulmoner hipertansiyon hastalığında, erken teşhisin önemine dikkat çekti.

TÜ Tıp Dekanlığı tarafından, hastane bünyesindeki Pulmoner Hipertansiyon Kliniği ve hastalığın erken teşhisinin önemine yönelik basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya TÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Sedat Üstündağ ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr.Çağlar Kaya katıldı.

‘ERKEN TANI VE TEŞHİS EN ÖNEMLİSİ’

Pulmoner hipertansiyonla ilgili bilgi veren Doç.Dr. Kaya, hastalığın kalpten akciğere kan taşıyan atardamarlardaki basınç yüksekliğinden kaynaklandığını söyledi. Kaya, “Kalp ve akciğer birbiriyle uyum içerisinde çalışan dolaşım sisteminin önemli iki organıdır. Akciğere giden damardaki bu basınç yüksekliği, hayatı olumsuz etkileyen hatta ani ölüme kadar sebep olan önemli bir sağlık sorunudur. Bu hastalığın hem birçok alt tipi olduğu gibi yaklaşık 35-40 farklı durum ve hastalıklar ilişkilendirilmektedir. Bu hastalıklar pulmoner hipertansiyon dediğimiz duruma neden olabilmektedir. Bu hastalık çabuk yorulma, nefes darlığı, özellikle ilerleyen süreçte diğer hastalıklarla açıklanamayan nefes darlığının, bayılma, göğüs ağrısı gibi durumların da eşlik ettiği şikayetlerle birlikte değerlendirilebilir. En önemlisi bu hastalığın erken tanı ve teşhis edilmesidir” dedi. 

‘OLDUKÇA NADİR GÖRÜLEN BİR HASTALIK’

Hastalığın Türkiye’de milyonda 5 kişide görüldüğünü belirten Doç.Dr.Kaya, “Oldukça nadir görülen ancak ciddi bir sağlık problemi oluşturan bir hastalık olarak karşımıza çıkabilmekte. Birçok alt grubu var ancak özellikle bizim dikkati bugün çekmek istediğimiz pulmoner arteriyel hipertansiyon dediğimiz alt grubuyla ilgili aslında farkındalık yaratmak. Bu hastalar birçok hekim tarafından muayene edilmekte, tetkik edilmekte ancak belli sebeplere bağlanabildiği zaman tabii ki tedavileri yapılabiliyor. Ancak açıklanamadığı durumlarda bu hastalığı düşünmemiz gerekiyor. Bu hastalıkla ilgili başta ekokardiyografi dediğimiz kalp ultrasonu, elektro kardiografi dediğimiz kalbin ritim değerlendirmesi, bilgisayarlı tomografi gibi akciğerin tomografisi, kardiyak MR gibi birçok tetkikle birlikte değerlendirip hastalıkları ayırt etmeye çalışıyoruz” diye konuştu. 

‘GİRİŞİMSEL VE GİRİŞİMSEL OLMAYAN İŞLEMLERİ YAPIYORUZ’

Doç.Dr.Kaya, pulmoner arteriyel hipertansiyonla ilişkilendirilebilecek bazı hastalık grupları olduğunun altını çizerek, “Özellikle ailede daha önceden pulmoner hipertansiyon tanısı almış, doğumsal kalp hastalığı dediğimiz hastalığı olanlar, bağ doku hastalığı dediğimiz romatizmal hastalıkların eşlik ettiği özellikle siklorederma gibi hastalıkları olan kişilerin bu hastalıkla ilgili taranması gerekmektedir. Biz de Trakya Üniversitesi Kardiyoloji Bölümü olarak kardiyoloji polikliniğimizde haftanın bir günü pulmoner hipertansiyon polikliniği yapmaktayız. Burada hastalarımıza ayrıntılı tetkik ediyor, değerlendiriyor, gerekli olan tüm girişimsel ve girişimsel olmayan işlemleri yapıyoruz. Salı günleri sabahtan akşama kadar bu polikliniğimiz hastalara randevulu bir şekilde hizmet vermektedir. Aynı zamanda doğumsal kalp hasta tedavi edilebilir olanları olduğu gibi bazıları tedavi edilemiyor ancak tedavi edilebilir olanlar, özellikle Atriyal Septal Defekt dediğimiz ASD yani kalpte delik dediğimiz durumların da tedavileri bu poliklinikte ve hastanemizde yapılabilmekte. Dolayısıyla pulmoner hipertansiyonun gelişmesine sebep olan bu doğumsal kalp hastalıklarından bir kısmının tedavisi de kliniğimizde yapılabilmekte” şeklinde konuştu. 

‘HER NEFES DARLIĞI, ÇARPINTISI OLANDA GÖRÜLMÜYOR’

Her nefes darlığı, çarpıntısı olan, her çabuk yorulan kişiye pulmoner arteriyel hipertansiyon tanısı konulmadığını belirten Kaya, “Şunu da vurgulamak gerekiyor özellikle. Her nefes darlığı olan, her çarpıntısı olan, her çabuk yorulan kişide pulmoner arteriyel hipertansiyon veya pulmoner hipertansiyon olacak diye bir şey yok. Bunu özellikle vurgulamak gerekiyor. Birçok hastalığın öncelikle değerlendirilmesi, kişinin kendi metabolizması, yani kendi vücudunun çalışma düzeninin değerlendirilmesi neticesinde bazı hastalıklara bağlanamayan nefes darlıkları, yani herhangi bir hastalıkla, özellikle astım, KOAH veya kalp yetmezliği, kalp kapak hastalıkları, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği gibi bilinen sebeplerin dışında, açıklayamadığımız nefes darlığını ve bunun süre gelmesinde özellikle bu hastalığı düşünmemiz gerekiyor. Ve aynı zamanda her akciğer basıncı yüksekliği veya pulmoner basınç yüksekliği de pulmoner arteriyel hipertansiyon demek değil. Pulmoner basınç yüksekliğine sebep olan tüm hastalıkların ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi neticesinde aslında az bir gruba indirdiğimiz bu nadir hastalığa aslında ulaşmaya çalışıyoruz. Burada en önemlisi hastaların geç kalmadan bu hastalığın tanısıyla ilgili değerlendirilmesi ve toplum açısından da ve hekimler açısından da farkındalığın arttırılması gerekmekte” ifadelerini kullandı.

‘SÜREÇ NE KADAR UZARSA, TEDAVİ İMKANI ORTADAN KALKAR’

TÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Sedat Üstündağ da, hastalığın geç teşhisinde ortaya çıkabilecek olumsuz durumlara dikkat çekerek, “Hastalıktaki süreç ne kadar uzunsa, teşhisteki süreç ne kadar uzunsa, tam tedavi imkanı da ortadan kalkmış olur. Oysa daha başlangıçta, nefes darlığı, tıkanıklık hissi, halsizlik, yorgunluk düzeyindeyken bu hastalık teşhis edilebilir ve doğru tedavi edilirse insanlar şifa bulurlar. Yaşam konforları artmış olur. Hocamızın kardiyoloji anabilim dalı bünyesinde kurulan poliklinik de bu hastalığın erken teşhis ve tedavisinde, kısa sürede teşhis ve tedavisinde muhakkak ki hem Edirne’mize hem Trakya bölgemize büyük katkılar sağlayacaktır. Belki de 10 yıl sonra bu kadar çok pulmoner hipertansiyon komplikasyonuyla karşılaşmamış olacağız” dedi.

Özhanlar Mobilya