
26 Ocak 2026 Pazartesi













Olgay GÜLER
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), hasattan yaklaşık 4 ay sonra alım fiyatı açıklaması, çeltiğin başkenti Edirne’de üreticinin tepkisine yol açtı.
TMO geçtiğimiz cuma günü 2025 yılı çeltik alım fiyatlarını açıkladı. Açıklamada; baldo grubunun 40.000 TL/Ton, cammeo grubunun 38.000 TL/Ton, osmancık grubununsa 32.000 TL/Ton’dan alınacağı belirtildi. Çeltiğin başkenti Edirne’de üretici, hasattan yaklaşık 4 ay sonra TMO’nun fiyat açıklamasına tepki gösterdi.

‘ÇOK GEÇ KALINMIŞ BİR AÇIKLAMA’
TMO’nun açıklamasını ‘geç kalınmış’ olarak değerlendiren Edirne Belediye Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı İsmail Sancakçavuşu, “Çeltik hasadının üzerinden yaklaşık dört ay geçtikten sonra Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fiyat açıklaması açıkçası çok geç kalınmış bir açıklamadır. Ofis sanki bugün aklına gelmiş gibi, ‘Ben artık biraz da çiftçimin arkasında durayım’ diyerek fiyat açıklamış oldu. Açıklanan fiyatlara baktığımızda, sezon başındaki piyasa fiyatlarıyla neredeyse birebir aynı olduğunu görüyoruz. Yani açıklasa da olurdu, açıklamasa da olurdu” dedi.

‘ÜÇ KALEM AÇIKLAMAKLA BU İŞ OLMAZ’
Fiyat açıklanan çeşitlerin bölgede çok üretilmediğini, üretenlerin de çoktan sattığını dile getiren Sancakçavuşu, “Bugün yapılan açıklama bana göre tam anlamıyla bir talihsizliktir. Çünkü Baldo, Kameo ve Osmancık gibi çeşitler şu anda çiftçimizin elinde zaten yok denecek kadar az. Olan ürün de büyük ölçüde elden çıkmış durumda. Açıklanan fiyatlar piyasada zaten giden fiyatlarla aynı. Devlet sanki iyi ürünü olan çiftçiden mal alırım, diğerini boş veririm gibi bir yaklaşım içinde. Peki alım ne zaman yapılacak? Alım yeri neresi olacak? Ödemeler ne zaman yapılacak? Alım baremleri nedir? Bunların hiçbiri açıklanmadı. Sadece üç kalem fiyat açıklamakla bu iş olmaz. Çünkü çiftçinin çok ciddi sorunları var. Çiftçinin mazot alması lazım, gübre alması lazım. Geçmiş dönemden kalan banka borçları var. Çiftçi şu anda kara kara düşünüyor: Ofis alacak mı, almayacak mı?” diye konuştu.
‘ÇİFTÇİYLE ALAY ETMEK GİBİ’
Üründe fiyatın, ekilmeden açıklanması gerektiğinin altını çizen Sancakçavuşu, “Edirne özelinde konuşursak, Türkiye’deki çeltik üretiminin yaklaşık yüzde 40-45’i Edirne’de yapılıyor. Edirne bir tarım kentidir. Sadece çeltikte değil; pancar, buğday, ayçiçeğinde de son derece önemli bir kenttir. Bu yıl kuraklık yaşandı, sulamada ciddi problemler oldu. Bunu herkes biliyor. Ama çiftçimiz alnının teriyle bu süreci başardı. Peki neden devlet çıkıp da ‘Sen bu ürünü ek, ben bunu şu fiyattan alırım’ demiyor? Neden ürün çıktıktan sonra fiyat açıklanıyor? Bu, çiftçiyle adeta alay etmek gibi. Bana göre açıklanan bu fiyatlar tam anlamıyla bir talihsizliktir. Avrupa’ya baktığımızda çiftçi, daha ürünü ekmeden kaça satacağını biliyor. Fiyatlar en azından harman hazırlıkları yapılırken açıklanmalıydı. Çiftçi kaça satacağını, parasını kaç gün vadeyle alacağını bilirdi. Belki çok para kazanmazdı ama geleceğini planlayabilirdi” şeklinde konuştu.

PROF. DR. OKAN GAYTANCIOĞLU
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili ve Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal meyde hesabından “TMO kimin için var? Türk çiftçisi için mi? Hindistan çiftçisi için mi?” sorusunu yönelttiği paylaşımında şunlara yer verdi:
“Edirne’deki çeltik tarlalarının %70’inde “Provisia” denilen uzun ve ince taneli bir çeltik çeşidi ekilmiştir. Hastalıklara dayanıklı olması, kırmızı tane yapmaması, yüksek verimli olması gibi nedenlerle üreticilerimiz bu çeşidi tercih etmiştir. Ama nedense TMO bu çeşidi yok saymakta ve satın almamaktadır. Halbuki TÜİK verilerine göre 2025 yılının tamamında 146,7 milyon $’lık pirinç ithalatı yapılmıştır. Rakamları incelediğimizde Hindistan, Çin, Kamboçya gibi ülkelerden bu çeşide benzer uzun taneli çeşitler ithal edilmiştir. İthal ederken bu tip çeşitler yurtiçinde satılabiliyor, pekiyi çiftçi ürettiğinde neden TMO bu çeşitlerin yüzüne bakmıyor? Eğer rakamları incelemek istiyorsanız www.tüik.gov.tr adresine girmeniz yeterli..”

21.DÖNEM EDİRNE MİLLETVEKİLİ ŞADAN ŞİMŞEK
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, “Hükümete açık çağrı” başlıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan alım fiyatları, yalnızca üreticiyi değil, ülkenin tarımsal geleceğini de hiçe sayan bir yaklaşımın açık göstergesidir. Bu fiyatlar, artan maliyetler karşısında zaten ayakta durmakta zorlanan çiftçiye vurulmuş ağır bir darbedir.
Buradan hükümete açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz: Bu fiyatlar kabul edilemezdir ve derhal geri çekilmelidir.
Mazotun, gübrenin, tohumun, ilacın ve işçiliğin geldiği nokta ortadayken; çiftçiye zarar ettiren bu rakamların savunulacak hiçbir yanı yoktur. Açıklanan alım fiyatları, üreticiyi bilinçli şekilde üretimden koparmaya, tarımı tasfiye etmeye yönelik bir anlayışın ürünüdür.
Hükümet bilmelidir ki; çiftçiyi yok sayarak gıda güvenliği sağlanamaz, üreticiyi ezerek enflasyon düşürülemez, tarımı bitirerek ülke yönetilemez.
Bugün açıklanan fiyatlar, çiftçinin borcunu ödemesine değil, borcunun katlanmasına hizmet etmektedir. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Bu yanlış politikanın devamı, tarlaların boş kalması, üretimin düşmesi ve halkın daha pahalı gıdaya mahkûm edilmesi anlamına gelecektir.
Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Çiftçinin zarar ettiği hiçbir fiyat politikasını kabul etmiyoruz.
Hükümeti, TMO alım fiyatlarını gerçek maliyetler ve üreticinin yaşam hakkı esas alınarak yeniden belirlemeye davet ediyoruz.
Aksi halde ortaya çıkacak ekonomik ve sosyal sonuçların sorumluluğu, bu fiyatları onaylayan siyasi iradeye ait olacaktır. Üreticinin sesi duyulana kadar bu konunun takipçisi olmaya başta ziraat odalarımız olmak üzere, seçilmiş arkadaşlarımızın, il ve ilçe başkanlarımız olarak devam etmeliyiz.”


Edirne Valisi Yunus Sezer, Milli Saraylar Başkanlığı’nca yürütülen yaklaşık 6 asırlık geçmişe sahip, Edirne Sarayı’nda devam eden ihya ve restorasyon çalışmalarını yerinde incelerken, DSİ emekli Bölge Müdür Yardımcısı Yüksek Mühendis Hüseyin Erkin, aynı çalışmaların gerçekleştirildiği Mahmudiye Kışlası’nın Sultan Ahmet Kapalı Cezaevi gibi beş yıldızlı otel ve fuar merkezi olarak hizmet vermesi önerisinde bulundu.

VALİ SEZER EDİRNE SARAYI’NDA
Edirne Valisi Yunus Sezer, Milli Saraylar Başkanlığı’nca Edirne Sarayı’nda yürütülen ihya ve restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi. Edirne Valiliği’nin sosyal medya hesabından “Edirne Sarayı yeniden yükseliyor” başlığı altında gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:
“92 yıl Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi olan Edirne Sarayı ihya ve restorasyon çalışmaları ile eski ihtişamına kavuşuyor.
Valimiz Yunus Sezer, yaklaşık 6 asırlık geçmişe sahip, Edirne Sarayı’nda devam eden ihya ve restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi.
Edirne Sarayı (Saray-ı Cedid-i Amire) Cihannüma Kasrı ve padişahın kabul odası olan Arz Odası, ikinci avluyu çevreleyen sur duvarları, Kum Kasrı hamamı ve birçok eseri ile Milli Saraylar Başkanlığımız himayelerinde yeniden ayağa kaldırılıyor.
Cumhurbaşkanımız Sayın @rterdogan ‘a ve Milli Saraylar Başkanlığımıza şükranlarımızı sunuyoruz.”

ERKİN’İN ÖNERİSİ
DSİ emekli Bölge Müdür Yardımcısı Yüksek Mühendis Hüseyin Erkin, aynı çalışmaların gerçekleştirildiği Mahmudiye Kışlası’nın Sultan Ahmet Kapalı Cezaevi gibi beş yıldızlı otel ve fuar merkezi olarak hizmet vermesi önerisinde bulundu.
Erkin, Hudut’a yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“2010 yılında Anadolu Ajansı’na yaptığım açıklamada, Edirne’ye beş yıldızlı hotel ihtiyacı gündemdeyken, Kapalı Cezaevi olarak kullanılan tarihi Mahmudiye Kışlası’nı öneren açıklamam da şöyle demişim;
‘’Tarih ve kültür kokan Edirne de şayet otel yapılacaksa hem yatırımcı hem de tarihsel mirasımızı koruyacak anlayışla en uygun beş yıldızlı otel yapımı kapalı cezaevinin düzenlemesidir. Örnek olarak da‘Sultan Ahmet Kapalı Cezaevi’nin beş yıldızlı Hotele dönüşünü örnek göstermiştim.1996 yılından beri, Dünyada 150’den fazla beş yıldızlı hoteli bulunan Kanada kökenli Four Seasons Hoteller zinciri tarafından işletilen Four Seasons Sultanahmet beş yıldızlı hoteli geçen yıl dünya üçüncüsü seçildi. 67 odası bulunan bu hotel Sultanahmet Cezaevi’nden bu hale getirilmiş ve çok önemli bir tarihi miras yaşatılmaktadır. 60 milyon dolar değerinde olan bu hotelin bir zinciri de neden Edirne’de olmasın.’

Aradan 15 yıl geçti. Bahsettiğim Edirne Kapalı Cezaevi, Avarız Köyü yakınlarında birinci sınıf tarıma arazilerinin bulunduğu alana taşınarak üç yıldan beri L tipi Kapalı Cezaevi olarak hizmet yapmaya başlamıştır. Bir süredir boş kalan Kapalı Cezaevi’nin müze yapılacağı haberini basından okudum. Edirne de yeterince müzenin olduğunu sanıyorum. Bunun yerine 15 yıl önce ısrarla önerdiğim konuyu tekrar kamuoyuyla paylaşmak istedim.
‘Mahmudiye Kışlası (Piyade Kışlası) olarak adlandırılan bu yapı II. Mahmut döneminde 1827’de inşa edilmiştir.133 bin metrekare toplam alanın 33 bin metrekaresi kapalı alan 100 bin metrekaresi avlu olarak kullanılmıştır.
Dört köşesinde kuleleri ve güney tarafında görkemli kule ve kapısı olan güzel bir yapıdır.1933 yılına kadar askeri amaçlarla kullanılmış ve 1936 yılında tamamen onarılmıştır. Büyük bir avlusu ve hamamı olan bu bina iki katlı L planlı olup 1945 yılında cezaevi olarak hizmet görmeye başlanmıştır.
Ne yazıktır ki birçok odası ve pencereleri ilave yapılarla cezaevi konumuna sokulmuştur. Halen yüzde 30’u cezaevi olarak kullanılan bu tarihi bina ve hamamı bir an önce bu konumdan kurtarılıp harika bir beş yıldızlı hotel haline getirilme girişimi yapılmalıdır.
Bu bina ile ilgili Ahmet Badi’nin ‘Edirne Şehir Tarihi’ eserinde ve askeri kaynaklarda detaylı bilgi mevcuttur. Sultanahmet Four Seasons’dan daha fazla oda ve güzelliğe sahip bu yapı ve geniş avlusu beş yıldızlı hotel olarak Edirne’ye büyük katma değer yaratacaktır.
Hemen yakınından geçen TEM otoyolu bağlantısı ve şehri yüksekten gören konumu ile harika bir manzarası var. Hele gece şehrin silüeti buradan daha güzel. İnanıyorum ki, Sultanahmet Cezaevi’ni hotele dönüştüren Enternasyonal Turizm Yatırım A.Ş ve Four Seasons yetkilileri veya başka yatırımcılarla temasa geçilerek bu yatırımın Edirne’ye kazandırılması büyük bir hizmet olacaktır.’
Edirne de çok ihtiyaç olan fuar alanı için uluslararası standartlarda bir fuar alanı bu hotel ile birlikte inşa edilerek, 100 bin metrekarelik alanın bir bölümüne düzenlenirse İstanbul’un fuar alanı yükünü hafifleterek Balkanların en güzel hoteli ve fuar merkezi olacaktır. Edirne’ye büyük bir ivme kazandıracak bu projenin mutlaka Edirne’ye kazandırılması lazım.”




FATMA BİLCAN ÖRNEK VEFAT ETTİ
Orhan Yağar’ın eşi, Şükrü Yaşam Yağar ve Hayati Anıl Yağar’ın anneleri, Sinan Dündar, Seyhan Dündar, Gülcan Örnek ve Nurcan Erkencioğlu’nun kardeşleri, Emin Örnek’in baldızı Fatma Bilcan Örnek 66 yaşında vefat etti. Merhume dün Alaca Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
NEVRİYE GÜLTİKEN VEFAT ETTİ
Merhum Ahmet Gültiken’in eşi, Neşe Baskak ve Özlem Gültiken Kavak’ın anneleri, Osman Baskak’ın kayınvalidesi, Atalay ve Ece’nin anneanneleri Nevriye Gültiken 78 yaşında vefat etti. Merhume, dün Lala Şahin Paşa Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
AYŞE KOZAN VEFAT ETTİ
Merhum Halil Bilar ve merhume Hafize Bilar’ın kızları, Enver Bilar ve Mustafa Yalçın’ın kardeşleri, merhum İsmet Kozan’ın eşi, Sevinç Kozan’ın kayınvalidesi Ayşe Kozan 86 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi, 1’nci Murat Devlet Hastanesi’nden alınarak Yağcılı Köy Mezarlığında toprağa verildi.
HÜSEYİN KOÇ VEFAT ETTİ
Merhume Ümmühan Koç’un eşi, Veli Koç ve Birgül Engin’in babaları, Dorukhan Koç, Gökhan Koç, Hüseyin Engin ve Melis Engin’in dedeleri Hüseyin Koç 98 yaşında vefat etti. Merhum; dün Hasan Sezai Dergahı Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
SERAP TECELLİBAŞ VEFAT ETTİ
Ciğerci Feridun Tecellibaş’ın eşi Serap Tecellibaş 56 yaşında vefat etti. Ruşen ve Sabriye Urtekin’in kızları, Seçkin, Levent, Mehtap Urtekin’in ablaları, Hüseyin ve Türkan Tecellibaş’ın gelinleri, Tuğçe, Tuncer, Tunç’un anneleri, Arif, Elif, Rüya’nın kayınvalideleri, Hanzade, Yaman, Ferman’ın babaanneleri olan merhume 24 Ocak Cumartesi günü Sarı Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
MUSTAFA NECMİ TOPRAK VEFAT ETTİ
Merhume Müzeyyen Toprak’ın eşi, Nalan Başoğlu ve Canan Torozlar’ın babaları, Altan Başoğlu, İbrahim Torozlar’ın kayınpederleri, merhum Halit Toprak, merhum Nejat Toprak ve Nevzer Ayrık’ın kardeşleri Mustafa Necmi Toprak vefat etti. Merhum; Cumartesi günü Kıyık Kıyak Baba Camisinde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
NAZİF REİS VEFAT ETTİ
Karaağaç semti sakinlerinden; Mevlüde Reis’in eşi, Mehmet Halil ve merhum Ahmet Reis’in babaları, Selahattin, Recep, Raif Kerolar’ın enişteleri Nazif Reis 87 yaşında vefat etti. Merhum; cumartesi günü Karaağaç Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.
FAİZE YILMAZ VEFAT ETTİ
Merhum emekli eski bekçi Ramazan Yılmaz’ın eşi, Bahise Kuru’nun annesi Faize Yılmaz 90 yaşında vefat etti. Merhume; Cumartesi günü Kıyık Yeni Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
MENŞURE SONSUZ VEFAT ETTİ
Turgal Sonsuz’un eşi, Sergen Sonsuz, Dilara İlktan, Serpil Kuru, Büyükerman’ın anneleri Menşure Sonsuz 64 yaşında vefat etti. Merhume; Cumartesi günü ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
MAHMUT OYAN VEFAT ETTİ
Eski Korucu Köy Muhtarı Mahmut Oyan 70 yaşında vefat etti. Merhum Rafet Oyan ile merhume Emine Oyan’ın oğulları, Gülseri Oyan’ın eşi, Rafet Oyan’ın babası, İlhan Oyan, Hatice Yüksel, Fatma Güç, Gülsen Adalı’nın kardeşleri olan merhumun cenazesi Cumartesi günü Korucu Köy Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.