DOLAR 47,7647 0.06%
EURO 55,1630 0.01%
ALTIN 6.753,320,73
BIST 13.704,52-0,78%
BITCOIN 3041928-0,30%
Edirne
32°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Amatör futboldan TFF’ye tepki çığ gibi!

Amatör futboldan TFF’ye tepki çığ gibi!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: askf.jpg

Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (Edirne ASKF) Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 2026-2027 futbol sezonu için amatör liglerde uygulanacağı açıklanan yeni düzenlemelerin lisans ücretleri, yaş uygunlukları ve diğer hususlar bakımından değerlendirildiğinde, amatör futbolun geleceği adına ciddi endişeler doğurduğunu bildirdi.

Edirne ASKF tarafından paylaşılan Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu’nun açıklamasında, “Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 2026-2027 futbol sezonu için amatör liglerde uygulanacağı açıklanan yeni düzenlemeler; lisans ücretleri, yaş uygunlukları ve diğer hususlar bakımından değerlendirildiğinde, amatör futbolumuzun geleceği adına ciddi endişeler doğurmaktadır. Bu alınan kararların mevcut şartlar altında amatör spor kulüplerimizin ayakta kalmasını daha da güçleştireceği açıktır” denilerek şunlara yer verildi:

“- Daha önceki sezonlarda filiz ve vize işlemlerinde TFF’ce herhangi bir ücret alınmamıştır. 2023-2024 sezonunda filiz ve vize ücretlerinde 20 TL alındı. 18 Temmuz 2024 tarihinde seçilen TFF yeni yönetimi 2024-2025 sezonunda filiz ve vize lisanslarında herhangi bir ücret almadı. Doğru olanda bu idi.

– Ancak 2025-2026 sezonunda filiz ve vize ücretlerinde 150 TL ücret alındı. Bu sezon ise bu rakamın 500 TL ye yükseltildiği görülmektedir. Yani artış oranı %234 dür. (TÜİK Temmuz ayı yıllık enflasyon oranı %31,75)  Örneğin; 3-4 kategoride lige katılan bir kulüpte ortalama 100-150 adet filiz ve vize lisansı işlemi yapıldığı dikkate alındığında 150×500 = 75.000,00 TL maliyeti çıkmaktadır. Ayrıca bu maliyete kulüp vize ve diğer işlemler için yapılacak masraflar da eklenince rakam daha da yükselecektir.

Bu nedenle filiz ve vize lisans işlemlerinde daha önceki sezonlarda olduğu gibi herhangi bir ücret alınmamalıdır.

Nitekim geçtiğimiz sezondan bu yana yaşanan sorunlar, bugün açıklanan düzenlemelerle birlikte daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Sorunun temelinde, 2025-2026 sezonunda atılan hatalı adımların bulunduğu görülmektedir. Üzülerek ifade etmek gerekirse ne yazık ki bu yeni kararlar, şartları iyileştirmek yerine daha da ağırlaştırmaktadır.

Amatör futbol, yalnızca sahada oynanan bir oyundan ibaret değildir, en önemli sosyal sorumluluk projelerinden biridir.

Unutulmamalıdır ki amatör kulüpler zayıflarsa, mahalle ve semt kültürü de zayıflar. Mahalle, köy ve ilçe takımlarının yok olması, çocuklarımızın sığınabileceği güvenli limanların azalması anlamına gelir. Bunun doğuracağı sosyal sonuçlar ise yalnızca spor camiasını değil, tüm toplumu ilgilendirmektedir.

Bu yapıyı korumak ve güçlendirmek en başta TFF’nun görevi ve sorumluluğudur. Açıklanan yeni düzenlemeler lisans ücretleri, yaş uygunlukları ve diğer hususlar bakımından bakıldığında ekonomik olarak zaten zor bir dönemden geçen amatör kulüplerimizin omuzlarına bu denli ağır mali yükler bindirilmesini doğru bulmuyoruz.

Bu açıklamayı yapmak, ülkemizde amatör spor kulüplerinin üst kuruluşu olarak vicdani bir sorumluluktur. Çünkü biliyoruz ki Türk futbolunun temeli amatör kulüplerdir. Temeli zayıflatılan bir yapının güçlü kalması mümkün değildir. Amatör futbol güçlenmeden Türk futbolunun gelişmesi de mümkün olmayacaktır.

Bu vesileyle Türkiye Futbol Federasyonu’nun amatör futboldan sorumlu ilgili yetkililerini, amatör spor kulüplerinin üst kuruluşu olan ASKF’lerin ve TASKK’ın görüş ve taleplerine kulak vermeye, alınan kararları ortak akıl çerçevesinde yeniden değerlendirmeye ve amatör futbolun sürdürülebilir geleceğini güvence altına alacak aşağıda açıklanan destekleyici adımları hep birlikte hayata geçirmeye davet ediyoruz.

 -Maddi İhtiyaçları: Artan deplasman, ulaşım, tesis ve ekipman maliyetleri karşısında amatör spor kulüplerin üzerindeki finansal yük gözardı edilmemeli, bu gerçeklik dikkate alınarak sürdürülebilir düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

– Genelde Anayasamızın 59. Maddesi “Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.”

– Özelde de 16.05.2009 tarih 27230 sayılı resmi gazetede yayınlanan TFF Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 3/1-b) “Futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak” ve 3/1-ğ) “Futbolu geliştirmek amacıyla; amatör futbol, spor kulüp ve federasyonları ile bünyesinde futbol branşı bulunan engelliler spor federasyonlarına her türlü ayni ve nakdi yardımda bulunmak” denilmektedir.

– Sporcu takım ve kulüp sayısını çoğaltmamız, sporda gelişmiş ülkeler seviyesine gelmemiz gerekirken kulüp tescillerinin durdurulması doğru değildir. Sahası olmayan büyük illerde sınırlama olabilir. Ancak Anadolu’da kulüp kurmak isteyene engel olmamak gerekir. Yaklaşık bir buçuk yıldır yapılmayan kulüp tescillerinin yapılması, kulüp sayısı az olan illerde yeni kulüp kurulması teşvik edilmelidir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ülke genelinde lisanslı ve aktif sporcu sayısını artıracak politikalarına uygun çalışmalar yapılması gerekirken, son dönemde TFF tarafından alınan bu kararların Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sporcu sayısını artırmaya yönelik politikalarına menfi hareket edeceğinden endişe edilmektedir.

– BAL ve alt yaş kategorileri Türkiye Şampiyonalarında grup ve yarışma koşullarının eşit ve adil yapılması, özellikle alt yaş kategorilerinin Türkiye Şampiyonalarına katılan takımlara önceki dönemlerde maddi destek sağlanırken yeni dönemde maddi destekler kaldırılmıştır. Teminat ve katılım ücretlerinde ciddi artışlar yapılmıştır. Kulüplere maddi desteklerin yeniden yapılması gerekmektedir.

– TFF ‘ca ilan edilen ve mevcut kulüpler tarafından yerine getirilemeyecek, faal amatör kulüplerde istenilen kriterlerin 28.07.2026 tarihinde TASKK yetkilileri ile TFF Amatör İşler Kurulu Toplantısı’nda yapılan görüşmeler doğrultusunda uygulamadan kaldırılmalı ve bu husus yeni bir bildiri ile açıklanmalıdır.

-Sonuç olarak; Filiz ve vize lisanslarında alınan ücretlerin kaldırılmaması başta kulüp lisans (kulüp vize) işlemleri olmak üzere diğer ücretlerin makul bir seviyeye çekilmemesi ve özellikle 1. ve 2. Amatör küme de yaş uygulamalarının düzeltilmemesi halinde bu sezon bütün amatör liglerin başlamama riski bulunmaktadır. Bu da futbolun bitmesi anlamına gelir. Amatör futbol olmazsa ne profesyonel futbol olur ne de her kategoride milli takım olur. Başta TFF yetkililerimiz olmak üzere spor kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Devamını Oku

Futbol Turnuvası’nda gülen Gülçavuş oldu!

Futbol Turnuvası’nda gülen Gülçavuş oldu!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: koyler-turnuva.jpg

İsmail DEMİRAY

Enez’de köyler arasında düzenlenen Minikler Futbol Turnuvası’nın şampiyonu Sultaniçe köyünü 4-2 yenen Gülçavuş köyü oldu.

12 köy ve mahallenin katıldığı turnuvada tüm rakiplerini yenerek final maçında karşı karşıya gelen iki köyün mücadelesi baştan sona büyük bir çekişme içinde geçti.

Yenice Köyü Halı Sahası’nda oynanan final karşılaşmasında maçın hakemliğini Enez Gençlik ve  Spor İlçe Müdür Vekili İbrahin Atakan Arslan yaptı.

Maça Gülçavuş, Sultaniçe, Çataltepe, Yenice ve Çavuşköy’den büyük ilgi vardı. Gülçavuş Köyü Muhtarı Uğur Çetinkaya maçı heyecanla takip edenler arasındaydı.

Turnuvanın sonunda Enez İlçe Kaymakamı Yunus Emre Fırat turnuvaya katılarak dereceye giren köy takımlarına kupalarını ve madalyalarını takdim etti.

Turnuvanın ödül törenine katılanlar arasında Enez İlçe Müftüsü Halit Üzülmez, Enez İlçe Emniyet Müdürü Süleyman Trak ve Enez İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Musa Ersöz’de vardı.

MAÇIN HİKAYESİ

Rakiplerini eleyerek finale gelen iki komşu köy Gülçavuş ve Sultaniçe’nin minikleri yirmişer dakikalık iki devre halinde süren maçta kazanmak için ellerinden gelen her şeyi yaptı.

Maçın hakemliğini yapan İbrahim Atakan Arslan tansiyonun yükseldiği, mücadelenin kızıştığı anlarda oyuna müdahale ederek olası yaralanmaların önüne geçmeye çalıştı. Oyuncuları sakinleştirmek için maçı durdurup oyuncuları yanına çağırarak maç boyunca uyardı.

İlk yarıda karşılıklı kalelere atılan gollerle 2-2 beraberlikle devre arasına gidildi. Devre arasında miniklerin anne babaları çocuklarıyla özel olarak ilgilenmeleri ilginç görüntülere neden oldu. Nasihatler, su takviyeleri, taktikler havada uçuştu.

İkinci yarının başlarında Gülçavuş köyü miniklerinin arda arda bulduğu gollerle skor bir anda 4-2’ye geldi. Bundan sonraki dakikalarda gol olmayınca final maçını 4-2 kazanan Gülçavuş turnuvanın şampiyonu olmayı başardı.

KUPALAR KAYMAKAMDAN

Maçın bitiminin ardından yapılan kupa törenine katılan Enez İlçe Kaymakamı Yunus Emre Fırat dereceye giren takımlara kupalarını ve madalyalarını takdim etti. Dereceye giren takımların sıralaması şöyle oluştu;

1.Gülçavuş Köyü

2.Sultaniçe Köyü

3.Vakıfköy

4.Çataltepe Mahallesi

Köylerini ve çocuklarını desteklemek için davullarıyla gelen aileler de vardı.

Maçtan sonra görüştüğümüz Gülçavuş imamı Recep Güneri yaptığı açıklamada; şunları söyledi:

“Birbuçuk yıldır Gülçavuş köyünde imamlık yapmaktayım. Köyün gençleriyle ikinci yaz kuran kursunda birlikteyiz. Yapılacak olan turnuvaya katılmak isteklerini ilettiklerinde yetenekli olanlardan bir takım oluşturduk.

Birlikte oynadık, çalıştık. Öğrencilerimle birlikte ağabey/kardeş şeklinde maçlara hazırlandık. Tüm rakiplerimizi yenerek Sultaniçe ile final oynayarak turnuvayı şampiyon olarak tamamladığımız için çok mutluyuz.”

Devre arasında anneler çocuklarının yanındaydı.

GÜLÇAVUŞ’A HALI SAHA İSTİYORUZ

Gülçavuş köyü muhtarı Uğur Çetinkaya’da maçtan sonra yaptığı açıklamada; “Köyümüzün minik gençlerinin turnuvayı şampiyon olarak tamamlamasından dolayı köy halkı olarak sevinçliyiz. Köyümüzde yetişen minikler ve gençler için köyümüzde spora teşvik etmek için bir halı sahaya ihtiyacımız var. Bunun için Sayın Valimizden bir halı saha istiyoruz köyümüze” dedi.

Devamını Oku

Musibet ve nasihat… (4)

Musibet ve nasihat… (4)
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: nurhan-isikseren-1.jpg

Siyasetin finansmanı kanavasında ele alacaktık konuyu bu hafta fakat Çerçeve Yasa gündeme hacimli oturdu. Öncelik burada olsun…

Öze girmeden önce dikkatimizi çeken kavramsal bir hususa değinelim…

Yasa’nın ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi…’  başlığı biraz tuhaf kaçıyor, anlamakta zorlananlar çıkacaktır.

Ayrılıkçı terör örgütünün siyasal uzantısı DEM sözcülerinin sürekli dile getirdikleri “Türkiye halkları” kavramının, Atatürk Cumhuriyeti halk vurgusu ile örtüşmediği bilinen bir gerçek. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözündeki halk ifadesi;  dil, din, soy veya ırk farkı gözetilmeksizin kanun önünde eşit, ayrıcalıksız ve kaynaşmış bir bütündür” tanımlaması apaçıktır,  ülkenin çimentosudur.

Şaşırtıcı değil kuşkusuz; devlete silah doğrultmuş, binlerce vatandaşın ölümüne, sakat kalmasına yol açmış terör örgütü ve siyasal uzantısının Atatürk Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve ilkeleri ile uzun zamandır hesabı var. Başka bir cumhuriyet istiyorlar.

Fakat her nedense Çerçeve Yasa tarifinde “halkların bütünleşmesinin güçlendirilmesi” diyememişler; kim bilir belki de Cumhur İttifakı’ndan itiraz gelmiştir.

Aslında halk ile toplum kavramları arasındaki bir nüanstır sadece…

Toplum,  ortak bir kültürü, kuralları, kurumları ve sosyal yapıyı paylaşan insan grubudur.   Halk ise bir ülkede veya bölgede yaşayan insanların bütünüdür. Toplum daha çok soyut bir düzeni ve yapıyı gösterir. Halk ise o yapının içindeki canlı insan ögelerini vurgular. (Wikipedia)

Atatürk’ün halk tarifindeki kaynaşmış bütünden rahatsız Siyasal Kürt Hareketi, ‘Türkiye halkları’ ifadesinin ayrılıkçı bir zihniyeti vurguladığını elbette biliyordu. Çerçeve Yasa’da toplum ifadesinin öne çıkarılmasına rıza gösterdiler herhalde. Her halükârda DEM’in taleplerini dayattığı bir sürecin adıdır Çerçeve Yasa.

Doğrudur, yasa başlığı sarih değildir, amaç ve hedefleri muğlaklaştıran bir ifadedir “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi…”

Hatta oksimoron bir ifadedir. Toplumsal bütünlüğümüz ne durumdadır, güçlü değil midir, değilse neden böyledir, güçlenme ne zaman başlamış ve ne kadar yol alınmıştır, ne yapılırsa daha güçlenecektir vb  soruları peş peşe sıralamak,  abesle iştigal görülmemelidir.

Ayrıca belirtmek gerekirse, Kürt Siyasi Hareketi’nin yaslandığı kimlik siyasetinin ülkeye bir fayda sağlamadığı, ülkenin demokratikleşme, kalkınma ve gelişme sorunlarının boyutundan da kolayca anlaşılmaktadır. 

Ve biliyoruz ki demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik, hak, hukuk gibi alanlarda yaşanan sıkıntıları etnik/dini kimlik zemininde ele almak kör kuyudur; ayrışma getirir ve çözüme dair demokratik talepleri örseler;  hedeflenen toplumsal bütünlüğü hiç güçlendirmez.

Ülke geleceğinin kimlik siyasetine teslim olup olmayacağı, kabul edilen Çerçeve Yasa ardındaki adımlarda test edilecektir. 

Şurası ise apaçıktır: terör ve tedhiş ile amacına ulaşamayan ya da konjonktüre ve bölgemizde emperyal güçlerin tasarımına, stratejik hedeflerine yaslanarak selden kütük kapma peşindeki ayrılıkçı terör örgütü ve siyasal uzantısının “şimdi vaktidir” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerini değiştirme hevesi kabarmıştır.

Dün TBMM’de 67 ret, 7 çekimser oya karşın, 467 oyla kabul edilen Çerçeve Yasa, sahnenin ilk perdesinin ayrılıkçı terör örgütü ve siyasal uzantısı lehine kapandığını gösteriyor.                    Hatta referanduma gerek kalmadan iktidarın istediği Anayasa değişikliğinin önünün açıldığına da işarettir.  

Şüphesiz ki meselenin özü:  2024 yerel seçimlerinde DEM ile ittifak yapan                                            CHP’yi “demleniyor ” diye alaya alan iktidarın, süresini uzatmak amacıyla DEM’e mecbur kalmasıdır.  DEM’in üniter devlet yapısı – “Tek Millet/Tek Vatan/Tek Bayrak/Tek Devlet” –  karşıtı, etnik çeşitlilik vurgulu bir yurttaşlık talebine boyun eğmesidir.

İktidarın ömrünü uzatabilmesi için seçim sisteminde değişiklik içeren bir yeni anayasa da çerçevenin içinde olabilir.    

Biliniyordu lakin II. Kemal’in saltanat koltuğuna oturtulmasındaki kerametin bu boyutu silik kaldı.

Sadece CHP’yi iktidar yolunda örselemediği,  iktidara katkı sağlamakta, yancılık yapmakta ‘proje KK’nın her daim yararlı eleman kimliği bir kez daha ortalığa fışkırdı. Anayasa değişikliğinde referanduma gerek bırakmayan 400 milletvekili oyunun Çerçeve Yasa oylamasında 467’ye yükselmesinde KK’nın desteği, ‘arınma mavrası’nı gölgede bıraktı.

 Sadece İYİ Parti sürecin varacağı istasyonu doğru analiz ederek siyaset felsefesine, savunduğu değerlere uygun davrandı. Oy kaygısı ile hareket etmedi, topyekûn 29 ret oyu kullandı.

Evet, İyi Parti,  siyasetin bir sözcükten ibaret olmadığını gözler önüne serdi.

Parti içi iktidar amaçlı ayak oyunları, alavere dalavere, güç devşirmek, siyasi parti üyeliğini koltuk/rant kapısı görmek, idare-i maslahatçılık, maalesef  toplumda öyle kanıksandı ki  siyaset kavramının anlamı silikleşti.. 

Oysa Siyaset, akıl, bilim, hukuk ekseninde demokratik, adil, hesap verebilir anayasal devlet yönetimidir. Ülke güvenliği, ekonomik kalkınma, halkın gönenci için seçilmişlerin özenle ve toplum yararına sürdürmeleri gereken çalışmalara siyaset denir.

Saltanat koltuğunda II. Kemal’in CHP’si ise 29 kabul oyu ile destekledi Çerçeve Yasa’yı.                  2 ret ve oylamaya katılmayan 14 milletvekili, KK’nın görevini layıkıyla yerine getirmediğini düşündürse de 29 oy desteği Cumhur İttifakı’na önemli bir katkıdır.

Siyasette KK gibi proje elemanları kolay yetişmiyor; özenle seçilip güzelce formatlandıktan sonra siyaset sahnesine salıverildikleri yaygın bilinen bir gerçektir.

KK’nın hikâyesi kallavi ve mizah üretmeye elverişli bir örnektir mesela…   

2014 yerel seçimleri münasebetiyle 30 Mart’ta Tunceli’de miting yapan Kılıçdaroğlu,                    Seyit Rıza heykelinin bulunduğu Seyit Rıza parkında “Dersimli olmaktan gurur duyuyorum” seslenişi ile başlatmıştı aslında bugünlere gelen ittifakı.

Kılıçdaroğlu’nun bu siyasi hamlelerini bir yalpalama görmek ise, yanlış bir okumadır. 

Büyük sermaye çizgili ABD etkisini komplo teorisi şeklinde yaftalamak, yadsımak yerine bir projenin  varlığı üzerinde kafa yormak ve Kılıçdaroğlu’nun icraatlarını da bu zeminde değerlendirmek lazım.

Dersim kalkışmasının elebaşısı için isyancı yerine “Seyit Rıza bölgede sevilen bir insandı” diyerek topu taca atan Kılıçdaroğlu’nun ‘proje’ sadakati açık değil mi?

Yine 2014 yılında Sezgin Tanrıkulu’nun, “Genel Başkanımın bilgisi dâhilinde buraya geldim, CHP Genel Başkan yardımcısı olarak Dersim’de acı duyan herkesten bin kere özür diliyorum” sözleri de ‘proje’nin itina ile uygulandığının ifadesidir. Aynı günlerde CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün “Dersim katliamı, Meclis özründen sonra ise Dersim Kanunu ile çözülebilir” demesi de tesadüfi değildi elbet…

Açık kaynaklardan derlediğimiz bu alıntılarda Dersim meselesine ‘proje’ gereği farklı bakıldığını da görüyoruz.

Oysa Kuruluşun, genç Cumhuriyetin ilk yıllarında aşiretlerin, eşkıyaların feodal düzeni,  arkalarında İngiliz parmağı bir isyanı/kalkışması yok mudur?

Dersim isyanı 21 Mart 1937’de Singeç Köprüsü’nün havaya uçurulması ve yakınındaki karakola saldırılarak 33 askerin şehit edilmesiyle başlamamış mıydı, yanlış mı hatırlıyoruz?

Tarih okumaları farklı olabilir; dönemin dinamiklerine dayalı yaşanmış acılarda, travmalarda duygudaşlık/empati insani bir yaklaşımdır; ancak Kürt isyanlarını makul göstermeye kalkarsanız PKK’nın 1984’te başlattığı silahlı eylemleri savunur duruma düşersiniz.

Baran Yazgan’a haksızlık yapılıyor!

‘Proje’nin Edirne ayağı,  hoppadanak CHP Edirne milletvekili yapılan Baran Yazgan’ı da işte bu ‘empati’ stratejisinin,  bir pazarlığın taşıyıcı aktörü görmek gerektiğini belirtmiştik.

Ayrıntısına girersek ilk söylememiz gereken: Yazgan’ı milletvekili yapan dinamiklerin yanlış açıdan değerlendirilmesidir. Dedikodu siyaseti temelinde, bir iş insanı konumundan kaynaklı maddi gücün milletvekili seçtirilmesinde rol oynadığı iddiaları siyasi kulislerde öne çıkmıştır.

Sosyal medyada yayınladığı Seyit Rıza heykeli önündeki fotoğrafı da tepki almıştı CHP seçmeninde. Oysa o da piri KK gibi bir zamanlar “bölgede sevilen insan görülen Seyit Rıza” heykeli önünde fotoğraf çektirmiş!

Kaldı ki Baran’ı milletvekili yapan dinamiklerin ‘proje’ bağlantısı, 31 Mart’ta birinci parti çıkan CHP’ye Kürt oylarının katkısı hiç dikkate alınmadı. Konforlu bir suskunluk ile yetinildi. Genel bir ifadeyle, kazanılan belediyeler yan cebe konulurken iktidarı getiren dinamikleri doğru anlamak için gayret gösterilmedi.

Hülasa, Baran Yazgan CHP’de kaldı, iktidarın Çerçeve Yasa’sına ‘evet’ oyu verdi diye kızmak yerine taşları yerli yerine oturtarak vesayet siyasetinden kurtulmak için çabalamak, aktif siyaset içinde yer alan yurttaşların önceliği olmalıdır.  

Devamını Oku

 KONUKLARINIZIN SESİ 397

 KONUKLARINIZIN SESİ 397
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: erdal-akas.jpg

             Ekonomiyle ilgili bazı genel bilgileri, gayri safi milli hâsıla ve gayri safi yurtiçi hâsılayı irdeleyerek bitirecektik; ön çalışmamızı da tamamladık. Ama politik ortam öyle karıştı ki ara verip, hem az sayıdaki okurumuzla paylaşmak, hem de kendimiz için politik durumumuzu irdelemek istedik.

            Politik bir çıkmaza girdik. Göstergeleri,

            (1) Seçmenlerimizin çoğunluğu yönetimimizi desteklemiyor. Üstelik bunun ana nedeni, somut geçim sorunu. Üstelik hem ekonominin yönü, hem de buna koşut seçmen desteğinin yönü desteğin gittikçe azalacağını gösteriyor.

           (2) Bu nedenle yönetim, ilk çözüm olarak, muhalefete saldırıyor. Burada hem hukuktan, hem de muhalefet içindeki yardımcılardan yararlanıyor.

           (3) Yönetimdeki sıkıntılar, yönetim içi çalkalanmalara da neden oluyor.

           (4) Ülke yönetimimizde etkin uluslar arası güçler de bir çözüm bulamıyor; bugünkü yönetimimizden ne denli memnun olursa olsun, bu yönetimimizin korunamayacağını görüyor ve muhakkak ki kendine uygun yeni bir yönetimin oluşması için çalışıyor.

            (5) Bu olumsuz durum, yazarlarımıza da, yorumcularımıza da yansıyor; önde olanlar da yön değiştirmelerin olması, sosyal medyanın büyümesi bu çıkmazın sonucu; hiç beklemediğimiz olaylar da…

             Neden “Çıkmaza girdik” diyoruz.

            (1) Diyelim ki, yurt içinde ve uluslar arası bir karar oluştu ve bazı ikincil değişikliklerle bugünkü yönetimin devamı sağlandı. Toplumsal tepkinin patlama noktasına ulaşması önlenebilir mi?

            (2) Diyelim ki, uluslar arası güçlere de uygun yeni bir yönetim oluşturuldu. Bugünkü yönetimden yara almış olanların karşı istekleri nasıl durdurulabilir? En uç noktalara kadar ulaşmış bugünkü yönetim nasıl ayıklanabilir? Bugünkü yönetimi destekleyenler veya yeni yönetimde eskiyi devam ettirmek isteyenler nasıl etkisiz kılınabilir? …

             Evrim, ancak ekonomik yapıya ve politik bağlara karşı olmadığı zaman toplumsal.

                                                                                                                                    Sağlıcakla,

Not: İrdelememizi destekleyecek (ve not defterimize kaydettiğimiz) birçok somut olay ve bireysel davranışları vermemizin ana nedeni hukuki değil, genelden ayrılmama.

Devamını Oku

SAHİL TOPLANTISININ ARDINDAN

SAHİL TOPLANTISININ ARDINDAN
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: enez-mektubu-1.jpg

Enez Sahil Sakinleri ile Dayanışma Derneği’nin Sahil Sakinleri için düzenlediği 3’üncü toplantı hayal kırıklığı yarattı.. Belediye Başkanı Sn. Özkan Günenç’in de söz verdiği için katıldığı toplantıya 40 bin kişinin yaşadığı sahilden yalnızca 25-30 kişi katıldı.

Başkanın katılımının duyulması ile daha fazla katılımlın olabileceği varsayımı ile daha geniş bir mekanda yapılan toplantının konukları her toplantıya katılmayı görev kabul eden bir avuç insandı. Yani hep aynı insanlardık ve yaş ortalamalarımız da altmışın üzerindeydi.

***

“El elin eşeğini türkü çığırarak arar” diye bir atasözümüz var. Sahilde 10-15 milyonluk villaları olanlar kendi sorunlarına ilgisiz olurlarsa çare aramayı düşünmezlerse, bir araya gelerek daha güçlü olmayı akıl edemezlerse, siyasete ağırlık koyabileceklerinin farkına varamazlarsa, “Beni ısırmayan yılan bin yaşasın” kurnazlığını marifet zannederlerse, sizin yerinize sizin sorunlarınızın çözümüne soyunanların çözüm ararken türkü söylemelerini doğal karşılamak gerekir.

Bu vurdum/duymazlıkla o villalarınızı düşündüğünüzden çok daha az bir fiyatla satamayacağınız günler yakındır.

***

Belediye Başkanı 2 kez ayağınıza kadar gelmiş ve birkaç saat sizleri dinlemek, yanıtlamak, birlikte çözüm aramak fırsatı yaratıyor, ama sahilimizin değerli sakinleri bunun önemini kavrayamıyorlarsa bunun sonucundaki olumsuzluklardan sizi yönetenler değil öncelikle sahil sakini dediğimiz kitle yani sizler baş sorumlusunuz.

Toplantıda çok az sayıda kadın vardı, gençler zaten hiç yoktu.. Aslında en başta olması gereken sahildeki 180 site yöneticisinden sadece 6-7 si toplantıdaydı.

***

Sevgili Sahil sakinleri, Enez sizin umurunuzda değilse, sizler de bizim umurumuzda olmazsınız… Bu ülkenin en değerli kıyı şeridini varoş ve teneke mahallesi ölçütlerinde kullanamazsınız. Bu kıyıların ve Enez’de yaşamanın bedelini de ödemek zorundasınız. Sahilin ve site çevrelerinin temizliğine, sivrisinek mücadelesine, yolların yapımına, kıyının bakım ve korunmasına, planlanmasına, projeler üretilmesine fiilen katılmak, katkı vermek doğal ve çağdaş bir komşuluk görevidir. Hatta menfaatiniz gereğidir.

Ama bu işler site ödentisi olarak ödediğiniz aylık 500-600 TL ile olamaz. Bu para bahçelerinizin çimini biçmeye bile yetmez. Site ödentileri ayda en az 2-3 bin TL olmalı ve böylece oluşacak yeni 100’den fazla kadro, yani sitelerin bekçilileri, çalışanları hem çevre temizliğinde hem de sivrisinek mücadelesinde çok etkin olarak katkı verebilmelidir. Ucuz etten yahni olmaz…

***

Başkan Günenç toplantı sonunda ilk fırsatta, yine derneğimizin düzenleyeceği ve sadece site başkanların katılacağı bir toplantı için ilgililere talimat verdi..İlk fırsatta bunu gerçekleştireceğiz.

Her şeyi, devletten, belediyeden bekleyerek bir yere varılamayacağını artık görmeliyiz.. İyi bir örgütlenme ve sorumluluk anlayışı ile biraz da elimizi cebimize atarak, ya da her haneden bir kişinin ikametgahını Enez’e aldırarak, temizlik sorununu da, sivrisinek sorununu da, şehir içi ulaşım sorununu da, sağlık kabini sorununu da, karavan ve çadır sorununu da çözebiliriz.

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya