
28 Temmuz 2026 Salı


Edirne’de, şirketinin yürüttüğü projeyle ilgili açılan dava sonucu Edirne L Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan iş insanı Mustafa Altunhan, “Tek amacımız topluma hizmet etmekti. Halkımıza faydalı olmak, çocuklarımıza daha güvenli ve daha modern yaşam alanları bırakmak istedik. Çocuklarımız söz konusu olduğunda, bunun bedeli ne olursa olsun doğru bildiğimiz yoldan yürüdük” dedi.
Altunhan, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, 2017 yılında şirketlerinden birinin yürüttüğü proje nedeniyle cezaevinde olduğunu belirtti. Resmi kurum süreçlerinin yavaş ilerlemesi nedeniyle bedeli ödediğini kaydeden Altunhan, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim tek amacımız topluma hizmet etmekti. Halkımıza faydalı olmak, çocuklarımıza daha güvenli ve daha modern yaşam alanları bırakmak istedik. Çocuklarımız söz konusu olduğunda, bunun bedeli ne olursa olsun doğru bildiğimiz yoldan yürüdük. Bu duyguyu en iyi; Edirne Millet Bahçesi, Öğretmenevi ve DSİ Meriç Tesisleri gibi hayata geçirilen projeleri görenler bilir. Bizim ortak hedefimiz bölgemize katkı sağlamak, insanımıza hizmet etmek ve çocuklarımız için güvenli, modern yaşam alanları oluşturmaktı. Her gümrük kapısından geçerken içim yanıyor. Neden insanlarımız tatil için başka ülkeleri tercih etmek zorunda kalıyor? Benim en büyük mücadelem, Trakya Bölgemize daha fazla turist kazandırmak ve bölgemizin hak ettiği değere ulaşmasını sağlamaktı. Bunun için bedeli ne olursa olsun çalıştım.
Yine dönüp bana verilen hapis cezasına geliyorum. Şirketim tarafından gerçekleştirilen imar uygulamasının ardından tüm resmi süreçler tamamlandı, gerekli ruhsatlar alındı ve her şey yasal zemine oturtuldu. Buna rağmen bugün cezaevindeyim. Bugün varız, yarın yokuz. Ancak benden sonra kalacak olan Altunhan Şirketler Grubu’nun bölgemize kazandırdığı eserlerle anılacak olmasından büyük gurur duyuyorum. Bir Edirne evladı olarak en büyük dileğim; amacımızın her zaman bölgemize hizmet etmek ve değer katmak olduğunun unutulmamasıdır.
Unutmayalım ki; Mülkün gerçek sahibi Allah’tır.”


Olgay GÜLER
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ederek Özgür Özel önderliğinde kurulan Yeni Parti’ye geçeceğini açıkladı.
CHP’de yaşanan ‘mutlak butlan’ sürecinin ardından Özgür Özel’in önderliğinde, 91 milletvekilinin katılımıyla Yeni Parti kuruldu. Süreç içerisinde butlan yönetiminin görevden aldığı CHP Edirne il başkanı Yücel Balkanlı ve ilçe başkanı Volkan Akgüngör, partilerinden istifa ederken, CHP’li belediye başkanı Filiz Gencan’ın ne yapacağıysa merak konusu oldu. Gencan, günlerdir süren sessizliğini bozdu.
Gencan, gazetemize yaptığı açıklamada, seçilmiş il örgütü, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, kadın ve gençlik kollarıyla birlikte partilerinden istifa edeceklerini ve Atatürk Anıtı’ndan başlayıp Yeni Parti’nin yeni il başkanlığı önünde gerçekleştirilecek basın açıklamasıyla partiye katılacaklarını söyledi. Program Çarşamba günü saat 18.00’da Atatürk Anıtı’nda başlayacak.


Olgay GÜLER
Edirne Valisi Yunus Sezer, kentte 2026 yatırım programında küçük, orta ve büyük ölçekli 308 proje yer aldığını, bunların toplam maliyetinin ise 99 milyar TL olduğunu açıkladı.

Edirne Valisi Yunus Sezer başkanlığında, kamu yatırımlarının görüşüldüğü İl Koordinasyon Kurulu, 2026 yılı ikinci dönem toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya Vali Sezer’in yanı sıra, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, vali yardımcıları, kaymakamlar ile kamu kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.
’99 MİLYAR DEĞERİNDE 308 PROJE’
Vali Sezer, toplantının basına açık kısmında yaptığı açıklamada, kentte devam eden kamu yatırımlarıyla ilgili bilgi verdi. Sezer, “Kamu kuruluşlarımızın 2026 yılı yatırım programlarında küçük, orta ve büyük ölçekli 308 proje yer almaktadır. Bu projelerin toplam bedeli yaklaşık 99 milyar TL’yi bulmaktadır. Bu projeler için önceki yıllarda 42 milyar TL harcanmış, 2026 yılında da 15 milyar TL ödenek kullandırılması öngörülmüştür. İkinci yatırım dönemi sonuna kadar yapılan çalışmalar dahilinde 4,4 milyar TL harcama yapılarak % 30 yıllık harcama oranı sağlanmıştır” dedi.

‘195 PROJE DEVAM EDİYOR’
Sezer, 2026 yılının ikinci dönem sonu itibariyle yapılan yatırım harcamalarının kurum ve kuruluşlara dağılımını da açıkladı. Sezer, “Harcamaların 4,1 milyar TL’sini merkezi idare kuruluşlarımızın yaptığı görülmektedir. Merkezi idare kuruluşlarımızın bu harcama miktarı ile sağladıkları yıllık harcama oranı % 30 ’dur. Belediyelerimiz ise 304 milyon TL tutarında yatırım harcaması yaparak % 27’lik bir yıllık harcama oranı gerçekleştirmişlerdir. Merkezi ve yerel yönetim kuruluşlarımızca yapılan bu yatırım harcamaları sonucu, 2026 yılı İkinci dönemi sonunda, kamu kuruluşlarımızın programlarında yer alan 308 projenin 56 tanesi bitirilmiş, 195‘i devam etmekte olup 57’si ise ihale ve proje aşamasındadır” diye konuştu.
EN ÇOK YATIRIM TARIMDA
Uygulamaya konulan projelerin ilçelere ve sektörlere göre dağılımıyla ilgili de bilgi veren Sezer, “Merkez 143, Keşan 38, Meriç 26, Enez 18, Uzunköprü 16, İpsala 13, Havsa 11, Süloğlu 5, Lalapaşa 4 olup 34 proje ise muhtelif ilçelerde gerçekleştirilmiştir. Yatırımlar sektörel bazda değerlendirildiğinde; projelerin 107’si tarım, 96’sı diğer kamu hizmetleri (sosyal-iktisadi), 32’si eğitim, 31’i ulaştırma-haberleşme, 16’sı sağlık, 14’ü enerji, 5’i turizm, 4’ü madencilik, 3’ü İmalat sektörlerinde uygulamaya konulmuştur. Dönem sonu itibariyle en çok harcama 1,9 milyar TL ile ulaştırma-haberleşme sektöründe gerçekleşmiş olup bunu sırasıyla; 782 milyon TL ile tarım, 658 milyon TL ile eğitim hizmetleri, 325 milyon TL ile diğer kamu hizmetleri (iktisadi-sosyal), 240 milyon TL ile turizm, 235 milyon TL ile sağlık, 192 milyon TL ile madencilik, 61 milyon TL ile enerji, 1 milyon TL ile imalat sektörü izlemiştir” şeklinde konuştu.


Sanayi tesislerinde kullanılan suyun sertlik, mineral yoğunluğu ve askıda katı madde açısından kontrol edilmemesi; kireçlenme, tortu birikimi, basınç kaybı ve ekipman performansında düşüş gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle kazanlar, eşanjörler, boru hatları, soğutma sistemleri ve üretim ekipmanları sürekli suyla temas ettiği için su kalitesindeki bozulmalar doğrudan işletme verimliliğini etkiler.
Bu nedenle kireç ve tortu problemini yalnızca temizlik veya bakım konusu olarak değerlendirmek yeterli değildir. Doğru analiz, uygun ön arıtma, filtrasyon, yumuşatma ve düzenli kontrol süreçleri birlikte ele alınmalıdır. Böylece sistemlerin daha stabil çalışması, enerji tüketiminin kontrol altında tutulması ve üretim sürekliliğinin korunması mümkün hale gelir.
Sanayi tesislerinde kireç problemi genellikle suda bulunan kalsiyum ve magnezyum iyonlarının yüksek seviyede olmasından kaynaklanır. Bu mineraller, su ısıtıldığında veya basınç değişimine uğradığında yüzeylere tutunarak sert tabakalar oluşturur. Zamanla bu tabakalar boru içlerinde, kazan yüzeylerinde, eşanjör plakalarında ve üretim ekipmanlarında birikerek sistem performansını düşürür.
Tortu problemi ise yalnızca sertlik minerallerinden değil; kum, kil, pas, askıda katı maddeler ve tesisat içi korozyon kalıntılarından da kaynaklanabilir. Özellikle ham su kaynağı kuyu suyu, şebeke suyu veya yüzey suyu olduğunda suyun karakteri düzenli olarak değişebilir. Bu nedenle kireç ve tortu oluşumunu önlemek için suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kireç ve tortu birikimi, suyun temas ettiği neredeyse tüm teknik sistemlerde performans kaybına neden olabilir. Ancak etki seviyesi sistemin çalışma sıcaklığına, basıncına, su tüketim miktarına ve proses hassasiyetine göre değişir. Yüksek sıcaklıkla çalışan ekipmanlarda kireçlenme daha hızlı ilerlerken, dar geçişli hatlarda tortu birikimi daha kısa sürede tıkanma oluşturabilir.
Bu nedenle işletmelerde yalnızca ana su girişini değil, suyun geçtiği kritik kullanım noktalarını da analiz etmek gerekir. Kazanlar, eşanjörler, soğutma kuleleri, üretim hatları, nozullar ve hassas makineler farklı risk seviyelerine sahiptir. Her sistem için aynı arıtma yaklaşımı yeterli olmayabileceğinden, proses bazlı değerlendirme daha doğru sonuç verir.
Kazan ve buhar sistemlerinde kireçlenme, ısı transfer yüzeylerinde yalıtkan bir tabaka oluşturarak enerji kaybına neden olur. İnce bir kireç tabakası bile yakıt tüketimini artırabilir, kazan verimini düşürebilir ve sıcaklık dengesizlikleri oluşturabilir. Bu durum uzun vadede ekipman ömrünü kısaltırken bakım ihtiyacını da artırır.
Boru hatlarında tortu ve kireç birikimi su geçiş kesitini daraltarak debi düşüşüne ve basınç kaybına yol açar. Eşanjörlerde ise yüzeylerde oluşan birikim ısı transferini zayıflatır. Bu nedenle üretim hattında istenen sıcaklık değerlerine ulaşmak zorlaşabilir ve sistem daha fazla enerji harcayarak çalışmak zorunda kalabilir.
Üretim ekipmanları ve nozullar, dar geçiş alanları nedeniyle tortu birikimine karşı oldukça hassastır. Biriken partiküller püskürtme kalitesini bozabilir, dozajlama hassasiyetini düşürebilir veya üretim hattında duruşlara sebep olabilir. Özellikle gıda, tekstil, kimya ve metal işleme gibi sektörlerde su kalitesi doğrudan proses sonucunu etkileyebilir.
Kireçlenme ve tortu birikimi, ilk aşamada küçük performans kayıpları gibi görünse de zamanla işletme maliyetlerini ciddi şekilde artırabilir. Su geçişinin zorlaşması, ısı transferinin düşmesi ve ekipmanların daha zor şartlarda çalışması enerji tüketimini yükseltir. Aynı zamanda bakım aralıkları kısalır, parça değişimi ihtiyacı artar ve plansız duruş riski ortaya çıkar.
Bu sorunların etkisi yalnızca teknik ekipmanlarla sınırlı değildir. Üretim kalitesinde dalgalanma, proses sürelerinde uzama, temizlik kimyasalı kullanımında artış ve iş gücü kaybı da işletme performansını etkiler. Bu nedenle kireç önleyici su arıtma yaklaşımı, bakım maliyetlerini azaltmanın yanı sıra üretim sürekliliğini korumak için de önemli bir yatırımdır.
Kireç tabakası, ısı transferini zayıflattığı için kazan, eşanjör ve ısıtma sistemlerinin aynı performansa ulaşmak adına daha fazla enerji tüketmesine neden olur. Bu durum özellikle yüksek kapasiteli sanayi tesislerinde önemli bir maliyet kalemine dönüşebilir. Enerji verimliliğini korumak için su sertliği ve birikim riski düzenli izlenmelidir.
Tortu ve kireç birikimi, ekipmanların daha sık temizlenmesine, filtrelerin daha hızlı dolmasına ve hareketli parçaların daha fazla zorlanmasına yol açabilir. Bu da bakım ekiplerinin iş yükünü artırır. Sorun zamanında kontrol altına alınmadığında pompa, vana, eşanjör veya nozul gibi parçaların değişimi gerekebilir.
Su kalitesi stabil olmadığında üretim proseslerinde ölçülebilir farklılıklar oluşabilir. Püskürtme, yıkama, soğutma, buhar üretimi veya kimyasal hazırlama gibi adımlarda suyun içeriği ürün kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle kireç ve tortu kontrolü, yalnızca ekipman sağlığı için değil, standart üretim kalitesini korumak için de önemlidir.
Sanayi tesislerinde kireç ve tortu problemini önlemenin ilk adımı, su kaynağının detaylı analiz edilmesidir. Su sertliği, iletkenlik, pH, askıda katı madde, demir, mangan ve toplam çözünmüş madde değerleri belirlenmeden doğru sistem seçimi yapmak zordur. Analiz sonucuna göre mekanik filtrasyon, aktif karbon, yumuşatma, dozajlama veya ters ozmoz gibi çözümler planlanabilir.
Önleme sürecinde tek bir cihazdan ziyade bütüncül bir arıtma hattı düşünülmelidir. Örneğin tortu yükü yüksek sularda yumuşatma sisteminden önce uygun filtrasyon kurulmadığında sistem verimi düşebilir. Benzer şekilde sertlik seviyesi yüksek olan sularda yalnızca partikül filtresi kullanmak kireçlenmeyi engellemez. Bu nedenle sanayi su arıtma sistemi seçimi, proses ihtiyacına ve su analizine göre yapılmalıdır.
Kireç önleyici sistem seçerken yalnızca cihaz kapasitesine bakmak yeterli değildir. Tesisin günlük su tüketimi, pik debi ihtiyacı, suyun kullanım amacı, sertlik seviyesi, işletme sıcaklığı ve bakım koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Yanlış kapasitede seçilen sistemler kısa sürede verim kaybına uğrayabilir veya proses için gerekli su kalitesini sağlayamayabilir.
Çağlayan Su Arıtma, sanayi tesislerinde suyun kaynağına ve kullanım alanına göre arıtma yaklaşımının belirlenmesine odaklanır. Bu kapsamda endüstriyel su arıtma ihtiyaçlarında analiz, sistem seçimi, kurulum ve bakım süreçleri birlikte ele alınarak tesisin uzun vadeli performans hedeflerine uygun çözümler planlanabilir.
Su sertliği analizi, kireçlenme riskini anlamak için en temel adımdır. Kalsiyum ve magnezyum seviyeleri ölçülmeden doğru yumuşatma veya şartlandırma sistemi belirlenemez. Bu analiz aynı zamanda reçine kapasitesi, rejenerasyon sıklığı, kimyasal tüketimi ve sistem boyutlandırması için de önemli veri sağlar.
Her sanayi tesisi aynı su kalitesine ihtiyaç duymaz. Kazan besi suyu, soğutma suyu, yıkama suyu veya üretim proses suyu farklı arıtma seviyeleri gerektirebilir. Bu nedenle sert su arıtma çözümü seçilirken sadece giriş suyu değil, çıkış suyunun hangi ekipmanda kullanılacağı da dikkate alınmalıdır.
Arıtma sistemlerinin verimli çalışması için düzenli bakım ve kontrol planı oluşturulmalıdır. Filtre değişimleri, reçine kontrolleri, dozaj ekipmanı takibi ve su kalite ölçümleri ihmal edildiğinde sistem performansı düşebilir. Periyodik kontroller sayesinde kireç ve tortu riski büyümeden tespit edilerek üretim hattı korunabilir.
Sanayi tesislerinde kireç ve tortu probleminin önlenmesi için suyun kaynağı, proses ihtiyacı ve ekipman hassasiyeti birlikte değerlendirilmelidir. Çağlayan Su Arıtma, tesis özelinde yapılan analizlere göre filtrasyon, yumuşatma, dozajlama ve gerekli durumlarda ters ozmoz gibi çözümleri bir arada planlayarak su kalitesinin daha kontrollü hale gelmesine destek olur.
Bu yaklaşım sayesinde kazanlar, eşanjörler, boru hatları ve üretim ekipmanları daha stabil çalışabilir. Doğru projelendirilmiş bir arıtma hattı, tortu giderimi ve kireç kontrolü açısından işletmelere uzun vadeli avantaj sağlar. Böylece bakım yükü azalırken enerji verimliliği, proses sürekliliği ve ekipman ömrü daha sağlıklı şekilde korunabilir.


Edirne Valiliği, Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son değerlendirmelere göre Kuzey Ege’de Çarşamba günü öğleden sonra rüzgarın fırtına şeklinde esmesinin beklendiğini belirterek, uyarıda bulundu.
Edirne Valiliği’nin konuya ilişkin duyurusunda şunlara yer verildi:
“Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son değerlendirmelere göre, 29 Temmuz 2026 Çarşamba günü saat 14.00’ten itibaren Kuzey Ege’de rüzgârın kuzey ve kuzeydoğu yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde (50-75 km/saat) fırtına şeklinde esmesi beklenmektedir. Fırtınanın 1 Ağustos 2026 Cumartesi günü öğle saatlerinden sonra etkisini kaybetmesi tahmin edilmekte olup, deniz ulaşımında aksamalar yaşanabileceği değerlendirilmektedir.
29 Temmuz 2026 – 14.00 / 1 Ağustos 2026 – 14.00
Vatandaşlarımızın, özellikle denizcilerimizin ve deniz ulaşımını kullanacak vatandaşlarımızın meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları önemle rica olunur.”