DOLAR 47,2446 0.04%
EURO 54,1256 0.31%
ALTIN 6.264,35-0,10
BIST 14.138,851,18%
BITCOIN 3099917-0,80%
Edirne
20°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

‘Altın madeni akıyor, biz bakıyoruz’

‘Altın madeni akıyor, biz bakıyoruz’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: gurbetciler-2-1.jpeg

Olgay GÜLER

Türkiye Otelciler Birliği Edirne Temsilcisi Gökhan Balta, tatillerini geçirmek için Türkiye’ye gelen gurbetçilerin, kente giriş sayılarında son yıllarda büyük düşüş yaşandığını, çözümün kurum ve kuruluşların empati yaparak, turistin ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmelerinden geçtiğini söyledi.

Birliğin Edirne Temsilcisi, turizmci Balta, 22 Haziran’dan itibaren, tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye gelişleri başlayan gurbetçi sezonunu değerlendirdi. Kentte, önceki yıllardaki gibi yoğunluğun yaşanmadığını, sezonun durgun geçtiğini söyleyen Balta, kurum ve kuruluşların empati duygusuyla hareket edip, turistin ihtiyaçlarına göre planlamalar yapmaları gerektiğini dile getirdi.

‘SEZON SÖNÜK GEÇİYOR’

Sezonun sönük geçtiğini dile getiren Balta, “2026 sezonu Avrupa’da yaşayan Türkler açısından ve Edirne’de yaşayanlar olarak ikisini birleştirdiğimiz zaman biraz sönük geçiyor. Bunun tabii çeşitli sebepleri var. Temmuz ayının 20’sine geldik. Ortasını da geçtik. Bir önceki yıllara baktığımız zaman daha yoğun, daha kalabalık, daha hızlı süreçler yaşanmıştı. Ama giriş sayılarında çok önemli olmasa da düşüş var ama şehre giriş sayılarında büyük düşüşler var. Bunun çeşitli etkenleri var. Türkiye’nin ekonomik durumu Avrupa’dan da izlendiği için Avrupa’da yaşayan bir çok Türk vatandaşımız tatil planlarını Avrupa’nın başka yönlerine kaydırdı. Bunun dışında oldukça hızlı geçişler sağlanmaya başladı. Gümrükte fazla beklenmemesi, bu da şehirdeki konaklamayı ve şehre girişi etkilemeye başladı. Çok hızlı geçişler var çünkü. Orada uzun süreli beklemeler çok yaşanmıyor. Ülkeye girer girmez de insanlar hızlıca memleketlerine en yakın noktalara kadar ilerliyorlar” dedi. 

‘YÜZDE 1’İ ANCA ŞEHRE GİRİYOR’

Şehrin çok önemli eksiklikleri olduğunu söyleyen Balta, “Bizim şehri olarak da bu konuda çok önemli eksiklerimiz var. Yıllardır dile getirdiğimiz eksikler var. Kamu görevlilerinin yapması gerekenler var. Şehrin ileri gelen sivil toplum kuruluşlarının yapması gerekenler var. Özel sektörün yapması gerekenler var. Bunların bir çatı altında toplanması gerekiyor. Ama maalesef bunları bir türlü başaramıyoruz. Temmuz ve Ağustos ayları Kırkpınar ve Kakava var şenliklerinin iki ay sürdüğünü düşünün, öyle bir durum bu. Kırkpınar ve Kakava’da konaklamalar birer gecelik ama Avrupa’da yaşayan Türklerin ülkemize gelişlerinde 60 günlük konaklama yapılıyor. Dolayısıyla Kırkpınar’a ve Kakava’ya verilen önemin kat ve kat fazlasının verilmesi gerekiyor. Otoban yolunun yapımından sonrasında bu durum vatandaşlarımızın Türkiye’ye girdikten sonra şehre girişlerini etkiledi. Onları etkileyecek bir durum olmadığı için birçoğu pas geçiyor. Yani yüzde 1’i anca şehre giriyor” diye konuştu. 

‘İLK BAŞTA VİTRİN KİRLİ’

Kurum ve kuruluşların, empati yaparak hareket etmesi gerektiğine vurgu yapan Balta, “Burada en önemli nokta empati duygusudur. Ben bunu sürekli söylerim. Ben 2 bin kilometre yol yaparken neye ihtiyacım oluyor? Kendi memleketime geldiğim zaman ne yapmak istiyorum? Bunları gelecek olan yurttaşlarımızın ihtiyaçlarını görerek hareket etmek gerekiyor. Biz kendi kendimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Kendi kendimize bir şeyler yapalım ama mantıklı yapmak gerekiyor ve bunu sadece bir kuruma yüklemek de doğru bir şey değil. Bunu sadece vali beye söyleyeyim vali bey yapsın, bu doğru bir şey değil. Burada STK’lar var, esnaf odaları var, ticaret odası var, belediye var. Her türlü kurum var, özel sektör var. Herkes bir arada olacak ki yapılacak olanları ta kapının ağzından, şehrin çıkışına kadarki olan noktalarda belirleyeceğiz. Şu anda herkes Bulgaristan’dan giriş çıkış yapıyor. Bir göz ucuyla bir bakın. İlk gördükleri şey ne? Kapıdan çıktıktan sonra sağ tarafta camimizi görüyorlar. Orada bir duruyorlar. Oradan çıkarken çıkış noktasını hiç gördünüz mü? Yol bozuk. Asfalt bitmiş. Arabalar böyle sallana sallana ana yola geçiyor. O şekilde ülkeye giriyorlar. İlk başta orayı düzeltin. Vitrinini temizleyin, camlar kirli” şeklinde konuştu.

‘İNSANLARIN ALGISINI TETİKLEYECEK TANITIMLAR LAZIM’

Kapıkule yolundaki tabela kirliliği oluştuğunu da belirten Balta, “Otoban ayrımına yaklaşıncaya kadar da tabela kirliliğinden kurtarın bu şehri. Orada önüne gelen, kafasına göre tabelalar koymuş, tabela kirliliği yaratılmış. Yani bir temizlik olsun, şehri anlatan şehri kısa cümlelerle insanların ilgi çekeceği bir yönlendirme olması gerekiyor. Sadece herkesin bildiği o Sarıbayır ayrımına kadar değil. Bunlar planlanarak, düzenlenerek yapılabilecek şeyler. Aslında çok büyük maliyetler de değil. Biz buradan İstanbul’a giderken öyle reklam tabelaları var ki insanın içini çekiyor. Orada bir tane ‘kahve molası’ diyor. Aklınıza düşüyor, bir benzin istasyonuna giriyorsunuz ve kahve içiyorsunuz. Bu seviyede insanların algısını tetikleyecek tanıtımlar lazım. İhtiyaca yönelik bir yönlendirme ve tabela işi gerekiyor. Bununla bitmiyor olay. Şehir merkezindeki otopark problemi, yönlendirmeler. Bunlar bizim misafirimiz. Biz evimize misafiriz çağırıyoruz. Misafire nasıl davranmak gerekir? Türk kültüründe nasıl davranmak gerekir? Misafiri kazıklamayacağız. Evimize gelen misafire kötü yemek vermeyeceğiz. Arabasını düzgün park ettireceğiz. Bu empati duygularıyla bu planlamaları yapmalıyız. Esnafın da buna göre bakması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 ‘ÖNÜMÜZDE ALTIN MADENİ AKIYOR, BİZ BAKIYORUZ’

Saros Körfezi’nde başlanan planlamada da geç kalındığını söyleyen Balta, “Saros Körfezi’nde yapılan planlamalarda çok geç kalınıyor. Buradaki sıkıntı şu. Sezon kısa. Sezonun kısalığı uzunluğu size bağlı. Dünyanın birçok şehrinde denizi olmayan yerler var. Kanada’ya gidiyorsunuz. Kanada’nın mevsimi ne kadar? Toplasanız bir ay denize girme mevsimi vardır ama beş yıldızlı otellerle doludur. Dedeağaç’a gidin. Karşı kıyı. İçindeki kaç tane beş yıldız tesis var? Tatil köyü var. Kordon boyları var. Düzenlemesi var. Bir şehircilik planlama var. Yat limanı var. Enez gibi bir alanda ‘istemeyiz’ deyip, doğal kalsın derseniz, o zaman doğal kalsın, hiçbir şey yapmayın. Çadırla gelsin, pisliğini bıraksın. gelsin, pisliğini bırak, onu yapsın. Sen bakımını yapma. Betondan doğan bir yer olsun. Önüne gelen işte kafasına göre bungalov koysun. Ben bir turizm yatırımcısı olarak orada bir tesis yapmayı tabii ki isterim. Benim çevremdeki insanlar tabii ki isterler ama altyapısını kurmadan olmaz. Biz ilk önce tesis yapıyoruz, altyapıyı sonra getiriyoruz. Turizm böyle yapılmaz. Gurbetçinin birçoğu şu anda Ege’ye, Akdeniz’e de inmiyor. Çünkü otel fiyatları çok pahalı. Adam memleketine gidiyor, memleketine, anasını, babasını görüyor. Dönerken de birkaç gün bir yerde kalıyor, sonra dönüş yapıyor Yani önümüzden altın madeni akıyor biz bakıyoruz. Yapacak bir şey yok” dedi.

Devamını Oku

Saros’da denizanası istilası!

Saros’da denizanası istilası!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bülent AYAN

Kendi kendini temizleyebilen yapısı ve el değmemiş doğasıyla “Ege’nin İncisi” olarak bilinen Saros Körfezi’nde olağanüstü denizanası popülasyonu bulunduğu, berrak denizin denizanaları tarafından işgal edilmiş durumda olduğu bildirildi.

Facebook’ta “Saros Gönüllüleri”  sayfasının yöneticisi Gülçin Cengiz Özgül, denizanalarını gösteren bir video görüntüsünü de eklediği paylaşımında, “Saros’ta olağanüstü bir denizanası popülasyonu var. Kıyılar-açıklar denizanaları tarafından işgal edilmiş durumda…” diyerek şunlara yer verdi:

“O kadar çoklar ki dokunmadan yüzmek olanaksız. Defalarca temas etmemize rağmen herhangi bir sokma, kızarma, alerji, ağrı vs. yaşamadık.

Deniz ekosistemi için de zararsızlar mı?İşte bunu bilmiyoruz. Bunlar neyle besleniyorlar, nasıl ürüyorlar, neden bu kadar çoklar bilmiyoruz. Bunlar iyi günlerimiz mi, üreme hızları bu denli yüksekken önümüzdeki aylarda, yıllarda varlıkları yüz milyonları bulacak mı kestiremiyoruz. İstilacı bir tür mü bilmiyoruz. Bunların varlığı denizimizdeki hangi türler için tehdit, bilmiyoruz.

Nereden türediler, nereden geldiler bilmiyoruz ama şüphelerimiz var. Yetkililere soruyoruz. Bunlar neyin nesi? Araştırdınız mı, üniversitelere sordunuz mu, eylem planınız var mı?

Saros sahipsiz mi?

Yok mu bu Saros’u kurtaracak?

Adilhan’dan Onur Bey durumu bir video ile dile getirerek hepimiz adına endişe ve sorularını iletiyor.”

Gülçin Cengiz Özgül’ün sözünü ettiği videoda “Onur Bey” olarak andığı isim şunları anlatıyor:

“Sevgili doğa severler, Saros severler, Saros gönüllüleri, Saros aşıkları. Burası Adil Han. Saros’un en bakir noktalarından biri. Arkamız orman, önümüz deniz. Denizde de kimsecikler yok. Biz eskiden burada denize giremezdik. Deniz kestanelerinden denize giremezdik. Deniz çayırlarından denize giremezdik. Aralardan derelerden buranın halkının bildiği bir kısım yollar vardı. O yollardan girerdik ve terliksiz mümkün değil giremezdik. Ayaklarımız haritaya dönmüştü. Şimdi hiç burada deniz kestanesi kalmadı. Eskiden biz deniz patlıcanı görürdük, deniz yıldızı görürdük. Onları görmek mümkün değil. Deniz kestanesini de görmek mümkün değil. Eee şimdi pek denize giremiyoruz. Şimdi de denizanasından denize giremiyoruz. Görüyor musunuz denizimizi? Özellikle gölgelere bakmanızı rica ediyorum. Her yer denizanası. Silme denizanası. Deniz kestane kadar temiz denizin nişanesi ise denizanası da bildiğim kadarıyla bir o kadar pis denizin nişanesi. Saros’umuz çok kısa süre içerisinde nasıl bu hale geldi? Ben yaklaşık kırk yıldır hemen her yaz Saros’a gelirim. Bir sene daha yapmıştı bundan yaklaşık 20 sene kadar evvel denizanası. Ağustos olunca bunların hepsi kaybolmuştu. Hatırlıyorum. Ama bu kadar. Şimdi bu beyaz dolma biber büyüklüğünde tipi de dolma bibere benziyor ve denizanası popülasyonu hiç kimse gündem yapmıyor. Ben gündem yapayım istedim. Şimdi tabi üç dört sene evveline kadar buraya deniz kestanesinden denize giremiyorken şimdi denizanasından denize giremiyoruz. Lütfen gölgelere bakınız. Bunun sebebi ne ola? N değişti de burada artık? Biz denizanalarıyla mücadele etmek durumunda kalıyoruz. Ne değişti. Bir düşünün bakalım. Ne geldi buraya?  Saros’da nasıl bir değişiklik oldu? Şu son üç dört senede. Ben şu soruyu sorayım. Cevapları yorumlara bekliyorum. Haydi kalın sağlıcakla.” 

HER RENGİ VAR

Facebook’ta “İncikum Sahili” isimli sayfada da aynı konuya ilişkin olarak şöyle denildi:

“Gelmeye başladılar,bu sene göç yolu körfezden geçiyor.Her rengi var. Oldukça zehirlidirler,dokunursanız çok canınızı yakar,yanık acısı gibidir,ölüsüne bile dokunmayın. Elinizi kimseye sürmeyin. Sakın kendinize çıplak elle dokunmayın, kaşımayın, ovalamayın alanı genişletirsiniz. Asla tatlı su ile tahriş bölgesini yıkamayın acıyı iki kat arttırır. 45-50 derece sıcak deniz suyu ile yıkayın, kredi kartı gibi bi  aparatla tahriş bölgesini kazır gibi temizleyin. Karbonatı tuz gibi bölgeye serpin, 30 saniye sonra tekrar sıcak su ile temizleyin. Elma sirkesi ile bölgeyi dezenfekte edin. Geçmiyorsa sağlık kuruluşuna gidin.Acı en az 3-4 saat sürer. Bu uygulamalar sadece acıyı azaltır.”

Devamını Oku

Demir atlarla 4655 metreye tırmandılar!

Demir atlarla 4655 metreye tırmandılar!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: docek-3.jpg

Keşan Doğa Çevre ve Kültür Derneği (DOÇEK) Başkanı Hakan Eşme, dağların ardı arkası kesilmeyen ​‘Dünyanın Çatısı’ Pamirler’de pedal çevirmenin haklı gururunu ve heyecanını yüreklerinde taşıdıklarını bildirdi.

DOÇEK Başkanı Hakan Eşme,  dernek üyeleri Mehmet Erkul, Kenan Taşkın ve Rahman Ketenciler  ile birlikte gerçekleştirdikleri dev bisiklet turuna ilişkin sosyal medyadaki son paylaşımında şunlara yer verdi:

“Pamir’in ıssız coğrafyasında pedal çevirmek, sadece haritadaki yolları aşma mücadelesi olmaktan çıkıp insanın kendi özüne yaptığı derin bir yolculuğa dönüşüyor git gide.

Kaçıncı güne uyandığımızı unuttuğumuz bir zamansızlığın içindeyiz.

İmkan buldukça dağ köylerindeki yerel konukevlerinin sıcaklığına sığınıyor, imkansızlıkta ise çadırlarımızı ıssızlığın ortasına kurup gökyüzüyle baş başa kalıyoruz.

Ağır yüklerimizle 4000 metrelerin üzerindeki o incecik havaya direnmek, her pedalda ciğerlerimize ve bacaklarımıza coğrafyanın sertliğini hatırlatıyor.

​Geçidin ve rotanın en yüksek noktası olan 4655 metrelik Ak-Baital tırmanışını soluk soluğa bitirdik.

Demir atlarımızla adeta Ağrı Dağı’nın yüksekliğine yakın bir noktadan geçerken, zorluğun ve harcanan eforun boyutunu anlatmak oldukça zor.

​Dağların ardı arkası kesilmiyor, her yer su ama bir yudum temiz içme suyu bulmak burada en büyük sorunlardan biri.

Ağacın bulunmadığı bu çıplak zirvelerde eriyen kar suları ve dereler çamur renginde akıyor. Nispeten duru görünenleri bile süzgeçten, filtreden geçirmeden mataralarımıza doldurma imkanımız olmuyor.

​Ak-Baital’ın sert tırmanışından sonra Karakul’un (Karagöl) kıyısına vardığımızda, karşımızda beliren turkuaz ile mavinin birbirine karıştığı o devasa krater gölü bütün yorgunluğumuzu bir anda unutturdu. Öyle ki 25 km. dümdüz bir yolda pedal çevirdik.

O durgun maviliğe bakarken içimizdeki sıla hasreti ağır basmış olmalı; zihnimizde bir anda Saros Körfezi’nin o tanıdık, ferahlatıcı suları canlandı.

​Zirveyi geride bırakmakla mücadele bitmedi. Tırmanış kadar sert geçen ikinci günde, 9 dereceye kadar düşen sıcaklık, tam karşıdan vuran rüzgar ve yağmura karşı pedal çevirmek zorunda kaldık.

Doğanın bu yükseklerde önümüze çıkardığı neredeyse bütün engellerle sırasıyla yüzleştik. Yine de yaşanan her zor an, bu serüveni unutulmaz kılan ayrı bir heyecan ve deneyim olarak belleğimizde.

​Ekibin keyfi de sağlığı da yerinde. Takım ruhundan, bir arada olmanın verdiği güçten ödün vermeden her engeli birlikte aşıyoruz.

Ülkemizden bu çetin rotayı tek başına pedallayan ve bir elin parmaklarını geçmeyen saygıdeğer bisikletçilerin izinden giderek, ilk defa bir ekip olarak bu dağları aşmanın haklı gururunu ve heyecanını yüreğimizde taşıyoruz.

Şimdi önümüzde Tacik-Kırgız sınırı ve Kyzyl-Art Geçidi (4280 m.) var, bu geçiş sonrası Kırgızıstan’a gireceğiz.

​‘Dünyanın Çatısı’ Pamirler’in  yükseklerinden memlekete kucak dolusu selam, sevgi ve saygı. Çok özlendiniz…

Bir kez daha, bu yolculukta, yanımızda olamasa da desteğini esirgemeyen Keşan Prefabrik-Tevfik Karakaş’a çok teşekkür ediyoruz.”

Devamını Oku

Tayakadın’da ÇED toplantısı

Tayakadın’da ÇED toplantısı
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: tayakadin.jpg

Teknik Masura Ambalaj Kâğıt Geri Dönüşüm San. ve Tic. A.Ş. Edirne Şubesi tarafından Edirne merkez Tayakadın Köyü’nde planlanan “Kâğıt Üretimi ve Tehlikesiz Atık Geri Kazanım Tesisi Kapasite Artışı” projesi için 6 Ağustos Perşembe günü Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği kapsamında “Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım Toplantısı” yapılacak.

Tayakadın Köyü Düğün Salonu’nda saat 10.00’da başlayacak ÇED Sürecinde Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım Toplantısı’na ilişkin duyuruda şunlara yer verildi:

“Teknik Masura Ambalaj Kâğıt Geri Dönüşüm San. ve Tic. A.Ş. Edirne Şubesi tarafından Edirne İli, Merkez İlçesi, Tayakadın Köyü No: 437 (265 Ada, 2 Numaralı Parsel, 263 Ada 1 Numaralı Parsel ve 263 Ada numaralı Parsel) adresinde “Kâğıt Üretimi ve Tehlikesiz Atık Geri Kazanım Tesisi Kapasite Artışı” projesinin gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Söz konusu proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince aşağıda belirtilen tarih ve saatte faaliyetle ilgili halkı bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak için ‘Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım Toplantısı’ yapılacaktır.”

Devamını Oku

Parasını verdiği altınları alamadı

Parasını verdiği altınları alamadı
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: altin-4-scaled.jpg

Edirne merkezde bir kişi 23 adet altın satın almak için anlaştığı kuyumcuya 848 bin lira ödemesine rağmen altınları alamayınca soluğu polis merkezinde aldı.

Edinilen bilgilere göre, R.I. isimli kişi polis merkezine başvurarak Saraçlar Caddesi’ndeki 23 adet altın almak için anlaştığı ve 848 000 TL ödediği kuyumcudan altınlarını alamadığını belirterek davacı ve şikayetçi olduğunu bildirdi. R.C., İ.C. ve Ç.M. isimli kişiler hakkında dolandırıcılık suçundan yasal işlemlere başlandı.

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya