
04 Mayıs 2026 Pazartesi


Olgay GÜLER
Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nebahat Çavuş, 14 yaşındaki Gizem Özdemir’in akranı tarafından tüfekle öldürülmesine ilişkin yayınladığı basın açıklamasında, bireysel silahlanma tehlikesine dikkat çekti.
Kentte, Cumartesi günü 02.00 sıralarında A.Ç. isimli erkek çocuğu, aynı yaştaki arkadaşı Gizem Özdemir’, henüz bilinmeyen nedenle tüfekle öldürdü. Olayın ardından kent kamuoyunda, son yıllarda üst üste yaşanan cinayetler nedeniyle tedirginlik yaşandı. Konuyla ilgili açıklama yayınlayan Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nebahat Çavuş da, bireysel silahlanma tehlikesine dikkat çekti.
‘TOPLUMSAL ALARM’
Çavuş, Duru Pakarda, Gülden Coni ve son olarak Gizem Özdemir’in yaşıtları tarafından öldürüldüklerine dikkat çekerek, “Edirne’de kısa süre içinde üç kız çocuğu Duru,Gülden, Gizem’in yaşıtları oğlan çocukları tarafından öldürüldüler. Bu kızlarımızın öldürülmeleri bireysel suçlar olarak değerlendirilemez. Bu durum ciddi bir toplumsal alarmdır. Çocukların duygusal gelişimi, toplumsal cinsiyet algısı, şiddetin normalleşmesi, silaha erişim, dijital kültür, aile içi iletişim eksikliği ve çocuk koruma mekanizmalarındaki boşlukların birlikte ele alınmasını gerektiren ciddi bir toplumsal sorundur. Hepimizin gördüğü, duyduğu gibi özellikle ergenlik dönemindeki ilişkilerde; reddedilmeyi kabul edememe, kontrol etmeyi sevgi sanma, kıskançlığı normalleştirme ve öfkeyi güç göstergesi olarak görme gibi yanlış öğrenilmiş davranışlar şiddete dönüşebilmektedir. Çocukların kesici, delici ve ateşli silahlara kolay ulaşabilmesi ise bu şiddeti ölümcül hale getirmektedir” dedi.
‘ÇOCUKLAR BİLİNÇLENDİRİLMELİ’
Toplum çoğu zaman kız çocuklarına ‘dikkatli ol’ demeyi yeterli görürken, oğlan çocuklarını yeterince bilinçlendirmediğini dile getiren Çavuş, “Ayrıca sosyal medya, diziler, oyunlar ve bazı dijital içerikler; öfkeyi kahramanlık, kıskançlığı aşk, saldırganlığı güç, silahı ise prestij gibi gösterebiliyor. Ergenlik çağındaki çocuklar bu davranışları model alabilmektedir. Kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesi için önemli çalışmalar yapılırken; oğlan çocuklara yönelik duygusal gelişim, öfke kontrolü, sağlıklı ilişki kurma ve şiddetsiz iletişim alanlarında yeterli çalışma yapılmaması sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır. Bir an önce oğlan çocuklara; öfkenin yönetilebilir olduğu, sevginin kontrol etmek olmadığı, “hayır” cevabının kabul edilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, okullar ve mahalle çalışmaları kapsamında oğlan çocuklarla düzenli sosyal-duygusal programlar yürütülmelidir. Çünkü şiddet çoğu zaman öğrenilmiş bir davranıştır ve değiştirilebilir. Kız çocuklarına ise güvenli ilişkiyi ayırt etme, psikolojik baskıyı tanıma, tehdit karşısında destek isteme ve dijital şiddeti fark etme konularında destek verilmelidir. Ancak bu yaklaşım, ‘kendini koru yoksa suç senin olur’ anlayışıyla değil; çocuk hakları perspektifiyle ele alınmalıdır” diye konuştu.
‘ÇOCUKLAR BİRBİRİNİ ÖLDÜREREK BÜYÜMEMELİ’
Okullarda akademik bilginin yanında çocuklara; duygularını ifade etme, öfke kontrolü, çatışma çözme, dijital ilişkiler, sınır koyma, rıza ve saygı konularında da eğitim verilmesi gerektiğini belirten Çavuş, “Bu çalışmalar rehber öğretmenler, psikologlar ve yaş grubuna uygun atölyelerle düzenli şekilde yürütülmelidir. Okul, aile ve rehberlik sistemi bu davranışları “ergenlik normalidir” diyerek geçiştirmemeli, ciddiyetle ele almalıdır. Çocukların silahlara bu kadar kolay erişebilmesi, devletin ve ailelerin bu konuda yeterli hassasiyet ve denetimi sağlayamadığını göstermektedir. Bireysel silahlanmanın kolaylaşması Çocuklarında silaha erişimini kolaylaştırmaktadır. Silahlanmanın yaygınlaşması için yasal düzenlemeler kadar aileler bilinçlendirilmesi ve okul çevrelerinde denetimlerin arttırılması zorunludur. Çocukların korunması için olaylar yaşanmadan önce önlem alan bir sistem kurulmalıdır. Çocuklar birbirini öldürerek büyümemelidir. Bir kız çocuğunun “hayır” deme hakkı yaşam hakkıdır. Edirne Çocuk Hakları Derneği olarak tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını çocukların korunmasına yönelik ortak kız ve oğlan çocukları kapsayan çalışmalar yürütmeye davet ediyoruz. Unutmayalım; çocuklar hepimizin sorumluluğu ve geleceğidir” şeklinde konuştu.


Olgay GÜLER
Edirne Merkez ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez, Ulusal Süt Konseyi’nin 24.30 lira olarak güncellediği çiğ süt alım fiyatının beklentinin altında kaldığını söyledi.
Ulusal Süt Konseyi (USK), 30 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Toplantısı’nda sıcak çiğ inek sütüne ilişkin yeni tavsiye satış fiyatını açıkladı. Buna göre, yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütü için tavsiye satış fiyatı, 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, üreticinin eline litre başına net geçecek şekilde 24,30 TL olarak belirlendi.
‘BEKLENTİNİN ALTINDA KALDI’
Güncellenen fiyatı değerlendiren Edirne SÜTÜB Başkanı Musatafa Suiçmez, beklentinin altında kaldığını söyleyerek, “Bizim beklentilerimizin altında bir fiyat gerçekleşti. Şunu da söylemek lazım. Sosyal medyada çok afaki fiyatlar dolaşıyordu. Biz öyle fiyatlar da beklemiyorduk. Ülkenin şu anki durumuna uygun beklentiler değildi. Bizim beklediğimiz fiyatın bir tık altında kaldı diyebiliriz. Önemli olan burada, mevsimsel olarak süt üretiminin arttığı bir mevsimdeyiz. Bu mevsimde süt fiyatlarının arttığını gördüğümüz yıldayız. Az da olsa bir artış yapıldı, yetmez ama evet diyelim. Burada en önemli olan, geç de olsa Ulusal Süt Konseyi, 3 aylık periyotta sözünde durdu. 3 ay sonra tekrar toplanmalarını bekliyoruz ki ben 3 ayı bulacağını zannetmiyorum çünkü bu fiyat Haziran ayını anca kaldırır” dedi.
‘YETMEZ AMA EVET DİYORUZ’
Üreticinin asıl sıkıntı yaşadığı sorunun, artan yem fiyatları olduğuna dikkat çeken Suiçmez, “Burada bizim asıl sıkıntı çektiğimiz olay yem-süt paritesi. Burada Ulusal Süt Konseyi ülkedeki enflasyon ve diğer girdi kalemlerine bakıyor ama yem fiyatlarına hiçbir müdahale yapılmıyor. Yem fiyatlarını belirleyen bir kurum yok daha doğrusu. Bir taraftan bizim ürettiğimiz üründe fiyat belirleyen bir kurum var ama bu yem fiyatlarını da düzene sokacak bir kurum olmak zorunda artık. Bugün 850-900 liradan aşağı yem yok. Baktığımızda buradaki artış çok fazla. Umarız böyle bir sistem gelir. Yemdeki fahiş fiyat artışları olmamalı. Nasıl ki sütün fiyatlarını Ulusal Süt Konseyi belirliyorsa, bu yem fiyatlarını da mutlaka bir mekanizma belirlemeli ve bütün Türkiye’de bulunan yem fabrikaları buna uymalı. Uymayanlara ilgili bakanlıklar gerekli yaptırımları yapmalı. Ancak böyle düzene konulabilir. Bakıyorsunuz daha yeni süt alım fiyatı açıklanmadan 3-4 gün önce yeme ciddi bir zam yapıldı. Burada 3’er aylık dönemler geçirilmeden en geç Temmuz ayında bu fiyatlar revize edilmeli. Yetmez ama evet diyoruz” diye konuştu.
‘SANAYİ YEMİNDEN UZAKLAŞMAMIZ LAZIM’
İmkanı olan üreticilerin, sanayi yemleri yerine kendi yemlerini de yapabileceğini hatırlatan Suiçmez, “Üreticilerin üzerine düşen görevler de var kendi iyilikleri açısından. Mümkün mertebe bu sanayi yemlerinden uzaklaşmamız lazım. Kendi yemimizi kendimiz hazırlamamız lazım. İmkanları olan üreticilerimiz kendi yemlerini yapıyorsa, sanayi yeminden daha iyi yem yapıyordur. Çünkü onun içerisindeki enerjiyi, proteini nasıl dengelediğini bilir. Bazı sanayi yemlerinde farklı şeylerle de bunları dengeliyorlar. Zaman zaman bunları yaşadık. Verdiğimiz yemlerden hayvanlarımızda tırnak rahatsızlıkları, çeşitli şeyler de görüldü. Yavaş yavaş buna geçmemiz lazım” şeklinde konuştu.


Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, 14 yaşındaki bir kız çocuğunun erkek arkadaşı tarafından silahla öldürülmesini, bir çocuğun ateşli silaha bu kadar kolay erişebilmesi ve nasıl ruhsatsız silah taşıyabildiği sorusunu, denetim mekanizmalarındaki boşluğunu gözler önüne serdiğini bildirdi.
Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu yaptığı açıklamada, Edirne’de yaşanan ve 14 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan derin sarsıcı olay nedeniyle büyük bir üzüntü içerisinde bulunduklarını belirterek şunları yer verdi:
“Bu trajedi, sadece bir asayiş vakası değil; toplumsal koruma mekanizmalarımızın, eğitim sistemimizin ve çocuk güvenliği politikalarımızın acilen masaya yatırılması gerektiğini gösteren bir imdat çağrısıdır.
Bu acı tablo, görmezden gelinemeyecek birkaç kritik sorunu bir kez daha gün yüzüne çıkarmaktadır:
Çocuk Suçluluğu ve Şiddete Erişim:
14 yaşındaki bir çocuğun ateşli silaha bu kadar kolay erişebilmesi ve nasıl ruhsatsız silah taşıyabildiği sorusu, denetim mekanizmalarındaki boşluğu gözler önüne sermektedir. Çocukların ateşli silahlara erişimi ile ilgili sorular kurumlar tarafından ciddiyetle yanıtlanmalıdır. Çocuk suçluluğu bir sonuçtur; asıl mesele, çocuğu suça iten çevresel şartlar ve silahsızlanma eğitimindeki eksikliklerdir.
Korunma Eksikliği ve Israrlı Takip:
Çocuklar arasındaki ‘ısrarlı takip’ ve siber zorbalık vakaları, yetişkinler tarafından çoğu zaman hafife alınmaktadır. Oysa bu durum, telafisi imkansız şiddet eylemlerine zemin hazırlayan ciddi bir güvenlik ihlalidir. Sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği ve erken müdahale eksikliği, koruma sistemimizin ne yazık ki işlevsiz kaldığını göstermektedir.
Akran Nezaketi ve Duygusal Düzenleme:
Eğitim müfredatımızda akademik başarı kadar, “akran nezaketi”, öfke kontrolü ve çatışma çözme becerilerine verilmesi hayati önem taşımaktadır. Şiddet, bir iletişim dili olmaktan çıkarılmalıdır.
Kurumsal Sorumluluk:
Çocukların güvenliğinden okul, mahalle ve ilgili tüm devlet kurumları zincirleme sorumludur. Çocukların korunmasına yönelik önleyici mekanizmalar güçlendirilmeli; ve ailelerde erken uyarı sistemleri etkin biçimde hayata geçirilmelidir.
Hayatını kaybeden evladımıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz. Komisyon olarak, adli sürecin takipçisi olacağımızı ve çocukların şiddetten arındırılmış bir dünyada yaşaması için mücadelemizi sürdüreceğimizi saygıyla duyururuz.”


Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’nin gerçekleştirileceği Sarayiçi’nde incelemelerde bulundu.

Edirne’de baharın gelişini simgeleyen ve köklü bir gelenek olarak her yıl büyük katılımla kutlanan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri öncesinde hazırlıklar yoğun şekilde sürüyor. Şenliklerin gerçekleştirileceği Sarayiçi’nde incelemelerde bulunan Filiz Gencan, yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirdi.
Edirne Belediyesi tarafından organize edilen ve 5-6 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek olan şenlikler, her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor.

Dev Kakava ateşinin yakılacağı, konserler, dans gösterileri ve geleneksel ritüellerin gerçekleştirileceği şenlikler için alan ziyareti gerçekleştiren Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Şehrimizin en önemli değerlerinden biri olan bu şenlikleri en iyi şekilde gerçekleştirmek için tüm ekiplerimizle sahadayız. Hemşehrilerimizin ve misafirlerimizin güvenli, düzenli ve keyifli bir ortamda şenliklere katılabilmesi için gerekli tüm hazırlıkları titizlikle sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Sarayiçi’nde devam eden temizlik ve düzenleme çalışmalarının hızla devam ettiğini belirten Gencan, ilgili birimlerin koordinasyon içinde çalıştığını ifade etti. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde de yer alan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, süresince yoğun katılım beklendiğini dile getiren Gencan, Edirne’nin bu büyük kültürel organizasyona hazır olduğunu söyledi.


Olgay GÜLER
Edirne Ziraat Odası’ndan yapılan açıklamada, bazı bölgelerde yüksek nem ve artan sıcaklıklar nedeniyle buğday ekili tarlalarda Pas ve Septorya hastalığı belirtilerine rastlandığına dikkat çekildi.

Oda’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, haftalık arazi ziyaretleri kapsamında Suakacağı, Yolüstü, Büyükismailçe, Sarayakpınar, Hacıumur, Musabeyli, Demirhanlı, Kemalköy, Karabulut ve Ekmekçi köylerinde inceleme yapıldığı belirtildi. İncelemelerde bazı alanlarda Pas ve Septorya hastalığı belirtilerine rastlandığı dile getirilirken, özellikle bahar aylarındaki yüksek nem ve artmaya başlayan sıcaklıkların, bu hastalıkların yayılmasına uygun ortam sağlayacağı ifade edildi.

Açıklamada, önümüzdeki günlerde sıcaklıkların daha da yükselmesiyle hastalık riskinin artacağı dile getirilerek, “İklim koşullarını göz önünde bulundurarak tarlalarınızı sık sık kontrol edilmelidir. Hastalık bitkinin üst kısımlarına ilerliyorsa, özellikle bayrak yaprağını korumak adına vakit kaybetmeden yeşil aksam ilaçlamasına başlanmalıdır. Hava şartları hastalık lehine devam ederse, ilacın etki süresine göre uygulamayı tekrarlamanız gerekmektedir. Unutmayın; sık ekimden kaçınmak, aşırı azotlu gübrelemeden uzak durmak ve zamanında yabancı ot mücadelesi yapmak en önemli kültürel önlemlerimizdir” denildi.


