
30 Mart 2026 Pazartesi


Olgay GÜLER
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, eski belediye başkanı Recep Gürkan döneminde başlayan altyapı çalışmalarının henüz bitmemiş olmasını eleştirip, Filiz Gencan başkanlığındaki mevcut yönetimin enkaz devraldığını söyledi.
AK Partili Aksal, aylık düzenli olarak gerçekleştirdiği halk buluşmaları kapsamında, parti il binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Aksal, açıklamalarda kentte devam eden restorasyon çalışmaları, hızlı tren projesi ve altyapı problemlerine değindi. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’nin restorasyonun ardından Ramazan’la birlikte ibadete açıldığını söyleyen Aksal, “Edirne’ye çok ciddi şekilde turist geliyor, sadece Selimiye’yi görmek için bile. Ama dört yıldır restorasyon nedeniyle çok büyük bir kesimi kapalıydı. Gelenler o muhteşem kubbeyi görmek istiyor. O muhteşem binayı görmek istiyor. Dört yıldır restorasyon nedeniyle kapalıydı. Ama restorasyona da çok ihtiyaç vardı. Biz bu ecdadımızın eserlerini geleceğe taşımak zorundayız. Selimiye ilk defa bu kadar kapsamlı bir restorandan geçti. Uzmanların görüşüne göre de Selimiye’yi en az 100 yıl ileriye taşıyacak bir restorasyon. Kubbeleriyle, minareleriyle her aşamasıyla Selimiye elden geçti. Yeni halısı Edirne kırmızısı, özel dokundu” dedi.
‘HAS BAHÇESİ OLAN TEK SARAY OLACAK’
Edirne Sarayı’nda da ihya çalışmalarının sürdüğünü anlatan Aksal, “Sadece Selimiye değil Edirne denince. Belki saray tamamlandığında, insanların gelip en az iki üç gün Edirne’de kalacakları ve sarayı, tarihi eserleri ziyaret edebilecekleri bir imkan olacak. Çalışmalarçok hızlı devam ediyor. Cihannüma Kasrı bitti. Oranın da iş tefrişatına başlanacak. Ama çok büyük bir proje. Kırkpınar stadının bulunduğu yer Saray’ın has bahçesi ve Edirne Sarayı Türkiye’de has bahçesi olan tek saray olacak. Bütün sarayların lalesi, sümbülü burada yetişiyormuş. İnşallah has bahçesi tamamlandığında güllümüzü, lalemizi, sümbülümüzü burada yetiştirip, Edirne Sarayı’nda üretip, diğer saraylarımıza da göndereceğiz. İnanılmaz bir peyzaj çalışması yapılacak” diye konuştu.
‘OSB’DE YATIRIMCILAR KONUSUNDA ÇOK SEÇİCİYİZ’
Edirne genelinde yapımı süren üç yeni Organize Sanayi Bölgesi’ne de dikkat çeken Aksal, “Bazen böyle Edirne insanı sanayiye çok sıcak bakmaz. Hep söylenen; ‘Biz sanayi istemiyoruz’ ama sanayi olmadan da kalkınma olmuyor. Onun için biz Edirne’de son dört beş yılda üç tane yeni Organize Sanayi Bölgesi’ni hayata geçiriyoruz. İpsala, Keşan ve Uzunköprü olmak üzere Edirne’deki Organize Sanayimizi de genişletiyoruz. Ama biz her zaman söylüyoruz. Gerçekten çok seçiciyiz. Yani bizim Edirne’de yapılan sanayi bölgelerimiz yeşil, yenilenebilir. Mesela Keşan Organize Sanayi Bölgesi içinde kendi ormanı olan bir sanayi bölgesi. Onun için yenilenebilir, çevreye duyarlı. Gelen yatırımcılar konusunda da çok seçiciyiz. Biz Organize Sanayi Bölgeleri’ni yaparken ilk önce bizim hedefimiz; kendi insanımıza istidam sağlamak. Kendi evlatlarımıza istihdam sağlamak. Edirne göç vermesin. İşte Uzunköprülü kardeşlerimiz, Çerkezköy’e, Çorlu’ya gitmesinler, kendileri çalışsınlar. Dışarıdan göç almayalım. Mümkün olduğunca göç almayalım, kendi çocuklarımız burada çalışsınlar. Bu konuda da tabii hem Milli Eğitim Bakanlığımızla, hem Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızla, buraya yatırım yapan firmaların ihtiyacına yönelik eğitimler vermeyi planlıyoruz. İnşallah bu yıl içinde ağırlıklı olarak onlara da başlayacağız” şeklinde konuştu.
Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren inşaatında da çalışmaların hızla devam ettiğini açıklayan Aksal, “Hızlı Tren çalışmaları çok iyi bir şekilde gidiyor aslında. Biliyorsunuz proje üç etaptan oluşuyor ve Kapıkule Çerkezköy etabının yaklaşık yüzde 95’i benim bildiğim kadarıyla tamamlandı. Tren garımız da devam ediyor. Bu yıl içinde planlanan, 2026 yılı içerisinde Çerkez-Kapıkule hattının faaliyete geçmesi. Diğer bir etap da Ispartakule-Halkalı arası. Bu İstanbul içi trafiği de etkileyeceği için o da çok hızlı bir şekilde gidiyor. Arada bir tane etap var; Çerkezköy-Ispartakule arası etabı. O üçüncü etabı inşallah 2027’nin sonu, 2028’in başı gibi tamamlamayı planlıyoruz. Biliyorsunuz dünyada inanılmaz bir daha istikrara gitmemizi tahmin ederken, inanılmaz istikrarsız bir dönem yaşıyoruz. Bütün bu felaket yaşanırken bazı projelerin aksamış olmasını, muhalefet vekilinin bunu gündeme getirmesi, belki bir başka ülkede olsaydı veya Türkiye’de bir başka iktidar olsaydı; ne maaşları ödeyebilirdi, ne deprem bölgesinde bir şey yapabilirdi. Tabii ki bu öngöremediğimiz felaketler yaşandığında belli projeler birazcık yavaşlayabilir” ifadelerini kullandı.
‘BELEDİYE’NİN BİRİNCİ GÜNDEMİ ALTYAPI OLMALI’
Edirne’de en büyük sorunun altyapı olduğuna da vurgu yapan Aksal, “Edirne’nin gündemi dediğiniz gibi çok değişen bir şey yok ama havaların yağışlı gitmesiyle birlikte tabii vatandaş yollardaki sıkıntıyı daha çok hissediyor. Biliyorsunuz suyla ilgili çok ciddi sıkıntılar vardı ama yağışlarla birlikte barajlardaki doluluk oranının artmasıyla şu an için su sıkıntısı birazcık azaldı gibi. Yollar tabii ki sıkıntı. O kadar çok şey söyledik ki aynı şeyleri de tekrarlamak istemiyorum ama Edirne’nin tabii ki çok ciddi bir altyapı sorunu var. Biz bu altyapıya da ben milletvekilliğimin ilk dönemiydi. Recep beyin de son döneminde çok ciddi bir destek verdik. Gönlüm bir altyapının yapılmış olmasını isterdi ama maalesef çok başarılı olunmadı. Bugünkü tabii ki belediyede Filiz Hanım gerçi o zaman da belediye meclis üyesiydi. Bugünkü arkadaşlar da çok ciddi bir enkaz devraldılar. Bazı çalışmalar devam ediyor. Hangi aşamada inanın ben de çok iyi bilmiyorum. Üst yapıya başlayacağız gibi açıklamalar var ama altyapıyı çok iyi yapmadıktan sonra yaptığınız üste yapının çok da bir kıymeti yok. Yani altyapı olmadan üstyapıyı yapmışsınız, çok bir kıymeti yok. Özellikle Kaleiçi çok kötü durumda. Kıyık Caddesi yine öyle, çok kötü durumda. Edirne’nin maalesef çok ciddi bir altyapı problemi var. Edirne belediyesinin bence birinci gündemi altyapı olmalı, su olmalı. Zaten onun ötesinde de birçok iş hükümet eliyle, devletimiz eliyle, bakanlıklarımız eliyle yapılıyor. Günün sonunda ben her zaman söylüyorum; Edirne hepimizin. Bu makamlar, mevkiler de gelip geçici. Elimizden gelen desteği veririz, elimizden geleni yaparız” dedi.


Olgay GÜLER
Edirne’de, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla düzenlenen programda, ilk ve ortaokul öğrencilerine geri dönüşümün önemi anlatıldı.

Edirne Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında farkındalık programı düzenlendi. Edirne Spor Salonu’nda ‘Dünya Tek Kullanımlık Değil, Hareket Geç’ sloganıyla hazırlanan programda 3, 4, 5 ve 6’ncı sınıf öğrencilerine, geri dönüşümün önemi anlatıldı. Programa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ayşe Sarı, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Müzekka Bayrak ile çok sayıda öğrenci katıldı.

‘GIDA İSRAFININ AZALTILMASI YÜKSEK ETKİ BIRAKACAK BİR ÇÖZÜM’
Programın açılışında konuşan İl Müdürü Sarı, bu yıl Sıfır Atık Günü temasının ‘gıda israfı’ olduğunu hatırlatarak, “Bu yıl 30 mart sıfır atık günü temamız gıda israfı olarak bakanlığımız tarafından belirlenmiş olup bu konuda farkındalık oluşturmak siz kıymetli öğrencilerimize gıda israfının önemini uygulamalı olarak oluşturduğumuz çeşitli atölyelerde anlatmak amacıyla bu etkinliği düzenlemiş bulunmaktayız. Doğamız yoruldu, kaynaklarımız azaldı, bakın, 2022 yılında bile, yaklaşık 1 milyar ton gıda, yani toplam gıdanın beşte birini israf etmişiz. Sadece gıda israfının azaltılması bile, çok yüksek etki bırakabilecek bir iklim çözümüdür. Yani hala bir şansımız var ve o şans, biziz; bizim irademiz, bizim tercihlerimiz, bizim attığımız adımlardır” dedi.

‘GERİ KAZANIM ORANIMIZ YÜZDE 36’YA YÜKSELDİ’
Sıfır atığın bir tercih değil, bir mecburiyet olduğunu belirten Sarı, “Ülkemizde 205 bin nokta sıfır atık yönetim sistemiyle donatılmış, geri kazanım oranımız yüzde 36’ya yükselmiş durumda. Bizim için siz kıymetli çocuklarımızda “ben de yapabilirim” bilincini oluşturmak çok önemlidir. Sıfır atık hareketinin başladığı 2017 yılından bu yana 74,5 milyon ton atık geri kazanıldı. 553 milyon ağacın kesilmesi ve 150 milyon ton karbon salınımı engellemiştir. Tüketim alışkanlıklarımız değişmeden, geleceğimizi korumamız mümkün değil. Bugün ürettiğimiz atık miktarı, doğanın kendi kendini yenileme hızını aşmış durumda. Artık mesele sadece üretmek değil, nasıl tükettiğimiz. İşte sıfır atık tam bu noktada devreye giriyor. Çünkü sıfır atık: israfı reddeden, kaynağı koruyan, geleceği önceleyen bir harekettir. Gelecek nesillere israfı yendiğimiz, açlığı bitirdiğimiz, dünyayı koruduğumuz bir miras bırakmak dileğiyle sözlerime son veriyor saygılar sunuyorum” diye konuştu.

Salondaki programda, öğrenciler için çeşitli atölyeler hazırlandı. Sıfır atık, gıda israfı azaltılması, kompost atölyesi gibi çalışmalarla öğrencilerin israfın önlenmesine karşı bilinç kazanmaları hedeflendi.


Aracın yolda kalması, anlık ve doğru yönetilmesi gereken bir operasyonel krizdir. Bu noktada Akyüz Oto Çekici, standart bir taşıma işleminin ötesine geçerek süreci araç güvenliği ekseninde kurgular. Sektördeki en büyük yanılgı, kurtarma işleminin sadece bir aracı A noktasından B noktasına götürmek sanılmasıdır; aksine bu süreç, aracın mevcut mekanik bütünlüğünü koruyarak gerçekleştirilen hassas bir lojistik mühendisliğidir. Dolayısıyla, profesyonel bir müdahale tesadüflere veya kaba kuvvete bırakılamaz.
Bölgenin dar sokakları ve yoğun ana arterleri, kurtarma araçlarının manevra kabiliyetini doğrudan test eden bir sahadır. Klasik halatlı yöntemlerle çalışan ekipler dar alanlarda zaman kaybederken, hidrolik kayar kasa sistemleri kriz anını dakikalara indirger. Bu teknolojik entegrasyon, aracı zorlamadan ve çizmeden kendi ekseninde platforma almayı sağlar. Başka bir deyişle, doğru ekipman kullanımı sadece zaman kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda stres altındaki araç aksamını ikincil bir hasardan kesin olarak korur.
Hatalı açıyla çekilen bir otomobil, şanzıman dişlilerinde ve yürüyen aksamda geri döndürülemez yapısal hasarlara yol açar. Karabağlar çekici hizmeti arayan sürücülerin en sık düştüğü hata, kriz anının paniğiyle en ucuz veya en hızlı görünen onaysız seçeneğe yönelerek bu mühendislik gerçeğini göz ardı etmeleridir. Akyüz ekipleri, aracı platforma alırken çekiş açısını ve eğimi milimetrik olarak hesaplayarak aktarma organlarındaki stresi tamamen ortadan kaldırır. Bu sistematik yaklaşım, kurtarma sonrasında ortaya çıkabilecek binlerce liralık sürpriz tamir faturalarının önüne geçer.
Saha operasyonlarında hata payını sıfıra indiren temel prensipler, standart bir şablondan ziyade her araca özel uygulanan dinamik kurallardır:
Teoride doğru görünen ama pratikte patlayan nokta, her çekicinin her aracı sorunsuz kurtarabileceği yanılgısıdır. Özellikle yeni nesil elektrikli araçların alt yapısı veya alçaltılmış spor otomobillerin alt takımları milimetrik toleranslara sahiptir. İşin mutfağında, sıradan bir zincirli çekim işleminin elektrikli bir aracın batarya paketini nasıl çizebileceğini veya karteri nasıl kolayca delebileceğini çok net tecrübe ediyoruz. Bu yüzden sahaya indiğimizde sadece aracı platforma yüklemeyiz; önce aracın yapısal anatomisini okur, operasyonun tüm fiziksel adımlarını o modele özel olarak baştan şekillendiririz.
Profesyonel bir kurtarma operasyonu, amatör ellere bırakılmayacak kadar fazla teknik değişken barındıran hassas bir süreçtir. Sürücünün panik anında verdiği hızlı ve doğru karar, aracın o günkü kaderini doğrudan çizer. Sonuç olarak, yolda kalmak kontrol dışı gelişen bir talihsizlik olabilir ancak aracın hasarsız kurtarılması tamamen bilinçli bir mühendislik tercihidir.
Karabağlar bölgesinde araç kurtarma operasyonları, hidrolik sistem entegrasyonu ve milimetrik şasi sabitleme protokolleri ile yürütülmelidir. Akyüz Oto Çekici, karabağlar çekici ihtiyaçlarında şanzıman ve aktarma organlarını koruyan sıfır toleranslı yükleme stratejileri uygulayarak, ikincil mekanik hasar riskini tamamen ortadan kaldıran profesyonel bir kurtarma standardı sunmaktadır.


Olgay GÜLER
Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, muhtarların görev ve yetkilerini belirleyen ve 1924’te yazılan yasanın revize edilerek, ‘Muhtarlar Yasası’ çıkarılmasını talep etti.

Konfederasyon Başkanı Delibalta, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gerçekleştirdikleri, Nisan ayındaysa Edirne’de yapmayı planladıkları ‘Güçlü Mahalle, Güçlü Köy, Güçlü Türkiye’ buluşmaları kapsamında Edirne’ye gelerek, temaslarda bulundu. Kentte, Edirne Valiliği, Edirne Belediye Başkanlığı ve sivil toplum kuruluşlarını gezerek etkinlikle ilgili bilgi alışverişinde bulunan Delibalta’ya Edirne Muhtarlar Federasyonu Başkanı Fatih Kıyga ve yönetim kurulu da eşlik etti.

‘GELECEĞE DAHA KURUMSAL BİR YAPI BIRAKMAK İSTİYORUZ’
Edirne Merkez, Süloğlu ve Havsa Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez’i ziyaretinde basın mensuplarına açıklamada bulunan Delibalta, Nisan ayındaki toplantıyla Edirne’nin tarımdaki sorunlarını masaya yatırmak olduğunu söyledi. Delibalta, “Tarım Bakanımızı da az önce gelirken aradım. Onu da buraya getirmek için mücadele edeceğiz inşallah. Türkiye’nin her ili önemli. Her ilin ayrı bir özelliği var. Her ilin ayrı bir güzelliği var. Her ilin ayrı bir etkisi var toplumda. Edirne de çok önemli bir il. Avrupa’nın dibinde. Dediğim gibi Osmanlı’ya payitahtlık yapmış, Cumhuriyet’te çok büyük emekleri olan, işgal görmüş, acı görmüş bir şehir. Bu kurumu daha da ileri götürme adına, 197 yıldır gelmiş bu geliş sürecinde hep kendi öz gücünü kullanmış. Şimdi buna biz yeni bir hayat öpücüğü vererek gelecek nesillere daha kurumsal, daha sorun çözücü, daha işlevsel, ‘Muhtar ne işe yarar?’ denildiği noktalarının kalmayacağı bir kurum yaratmak için uğraşıyoruz” diye konuştu.

‘YASA REVİZE EDİLİRSE DEVLETİN ELİ AYAĞI OLACAĞIZ’
Muhtarlık yasasının revize edilmesi gerektiğine değinen Delibalta, “Cumhuriyetin kurulduğu zaman nüfusun yüzde 85’i köyde yaşıyordu. Tarım ve hayvancılık ağırlıklı bir toplumduk. Köy enstitüleri vardı. Bu milletin medeniyeti, kültürü, gelişmesi, kalkınması köyden başladı. Yerel demokrasinin en güzel örneği köy kanunudur. Şimdi köyde insan kalmadı. Toplum şehre göçtü. Şimdi sorun şehirde. Uyuşturucu, işsizlik, fuhuş, torbacılar, çeteler, yabancı uyruklu sorunu, aklınıza ne gelirse hepsi şehirde. Dolayısıyla şehrin muhtarının çok aktif, bilgili, etkili, değişen dünyaya, değişen sorunlara karşı çok daha düzenli bir kuruma sahip olması lazım. Şimdi kendi iç gücümüzle sorunlara cevap veriyoruz ama bir yasamız olduğu zaman, yaptırım gücümüz olduğu zaman devletin eli ayağı olacağız. İlk ayaktan vatandaş geldiği zaman muhtarlığa, bakacak ki donanımlı, bilgili, sorun çözen bir kurum var. Devlete saygısı artacak, sorunu çözülecek” şeklinde konuştu.

‘ETKİLİ BİR MUHTARLIK YASASI ŞART’
Yasanın mevcut haliyle, muhtarlık kurumunun yürütülme şansının kalmadığını da dile getiren Delibalta, “Bu kurumu artık bir şekilde yürütme şansı kalmadı. Mutlaka yasanın revize edilmesi lazım. 15 yıldan beri bunun savaşını veriyoruz. Yaptığımız bütün sempozyumlar, çalıştaylar, raporlamalar hepsi bu minval üzerinden yapıldı. En son olgunlaştı, 82 maddelik bir tasarı hazırladık. Bakanlık bunlarla beraber 35 maddeye düşüldü, meclise getirildi. Hala çıkmadı maalesef. Devletin gündemi yoğun. Bu toplumun huzuru, bu toplumun kalkınması temelden başlar. Temelde kim var? Muhtar var. Peki o temsilci olan muhtar bilgili değilse, yetki değilse ne kadar faydalı olabilir? Az faydalı olur. Hep hedefimiz bu. Etkili bir muhtarlık yasasıyla sorun çözen, çağdaş, kurumsal, bilimsel bir muhtarlık kurumu devletin yükünü hafifletecektir. Vatandaşa da devletin ilk elden en güzel hizmetini verecek olduğu için devlete olan saygı, güven artacaktır ve gelişme de buradan devam edecektir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.


İsmail DEMİRAY
Kütüphane Haftası dolayısıyla Kırkpınar Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinlikle başlarken, açılış programı kapsamında yılın okurları ödüllendirildi, çocuk okurlara da çeşitli hediyeler takdim edildi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, kütüphanelerin geçmişten bugüne bilgi birikimini taşıyan ve geleceği şekillendiren önemli kültür merkezleri olduğuna vurgu yapıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda, okuma alışkanlığının bireysel gelişim ve toplumsal ilerleme açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi.

Program kapsamında yıl boyunca kütüphaneyi en verimli kullanan okuyucular ödüllerine kavuştu. Çocuk kategorisinde Mustafa Daşdan, Akif Emre Karaçam ve Bilge Ela Kapkara ödül alırken; yetişkin kategorisinde ise İbrahim Aslan, Ahu Durak, Esin Kahramanoğlu ve Feride Nisanur Erdur ödüle layık görüldü.
Ayrıca Edirne Çocuk Hakları Derneği tarafından çocuk okurlara hediye takdimi gerçekleştirildi.
Etkinlikler, saat 14.30’da Nergis Özdinç tarafından gerçekleştirilen “Kitapla İyileşme: Bibliyoterapi” sunumuyla devam etti. Program kapsamında ayrıca “Yeni Gelen Kitaplar Sergisi”nin açılışı da yapıldı.
Kütüphane Haftası kapsamında bugün saat 10.30’da Dr. Arkeolog Umut Doğan, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ‘Kitabın Kültür Tarihi’, aynı saatte Masal Anlatıcısı Deniz Sayın Kırkpınar Halk Kütüphanesi Konferans Salonu’nda, saat 14.00’te aynı salonda Edirne Aile ve sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü personeli Sosyolog Gamze Çapkın‘Akran Zorbalığı’ konulu sunumda bulunacak.
Kütüphane Haftası etkinliklerinin hafta boyunca çeşitli programlarla devam edeceği bildirildi.