
14 Ekim 2026 Çarşamba


Nişancıpaşa Mahallesi ve Lalapaşa Büyünlü Köyü sakinlerinden merhum Ramazan Türen ve Remziye Türen’in oğulları, Sevdiye Türen’in eşi, Erdem ve Kadir Türen’in babaları Ekrem Türen vefat etti. Merhum dün Büyünlü Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.


Bulgaristan’da yayımlanan bir internet sitesinde yer alan Edirne’yle ilgili değerlendirmeler, kentin ticareti açısından dikkat çekici bir tabloyu gündeme taşıdı. Yıllardır özellikle hafta sonları binlerce Bulgaristan vatandaşının alışveriş için tercih ettiği Edirne’de, artan fiyatlar ve sınır kapılarındaki bekleme sürelerinin müşteri tercihlerini etkilemeye başladığı öne sürüldü.
Bulgaristan merkezli “blitz.bg” internet sitesinin 10 Ekim 2026 tarihli haberinde, Edirne’nin tanınmış alışveriş noktalarından Balkan Pazarı’nın eski cazibesini kaybetmeye başladığına ilişkin yorumlara yer verildi. Haberde, sosyal medyada paylaşılan ve pazardaki yoğunluğun azaldığını gösterdiği belirtilen görüntüler üzerinden yapılan değerlendirmeler aktarıldı.
“FİYATLAR BULGARİSTAN’LA AYNI SEVİYEYE GELDİ”
Haberde görüşlerine yer verilen bazı Bulgar müşteriler, Edirne’deki ürün fiyatlarının artık Bulgaristan’daki fiyatlarla aynı seviyeye geldiğini, hatta bazı ürünlerin Bulgaristan’da daha ucuza bulunabildiğini savundu.
Özellikle giyim, peynir, kaşar peyniri, temizlik malzemeleri ve ev eşyalarının fiyatlarına ilişkin şikâyetler öne çıktı. Bazı müşterilerin, geçmişte uygun fiyatları nedeniyle tercih ettikleri ürünler için artık 10 ve 20 avro gibi rakamlarla karşılaştıklarını belirttikleri aktarıldı.
Haberde, Türkiye’de yüksek seyreden enflasyonun ticari ürünlerin maliyetlerini etkilediği değerlendirmesine de yer verildi.
SINIR KAPILARINDAKİ BEKLEME DE ETKİLİ
Bulgar müşterilerin şikâyetlerinde yalnızca fiyatlar değil, sınır kapılarında yaşanan uzun beklemeler de öne çıktı.
Habere göre bazı ziyaretçiler, sınır geçişlerinde 2 ila 4 saate varan bekleme sürelerinden ve araçların röntgen kontrollerinden geçirildiğine ilişkin uygulamalardan yakındı.
Özellikle Burgaz ve Güney Bulgaristan’ın diğer kentlerinden Edirne’ye günübirlik alışveriş için gelenler açısından yol, yakıt ve diğer masraflara sınırda geçirilen saatler de eklenince alışverişin ekonomik avantajının azaldığı yorumları yapıldı.
ALTERNATİF ALIŞVERİŞ ROTALARI GÜNDEMDE
Haberde, bazı Bulgar müşterilerin alışveriş için Kırklareli, Silivri ve Yunanistan gibi alternatifleri değerlendirdiğine ilişkin sosyal medya yorumları da aktarıldı. Ancak bu ifadelerin resmî istatistiklere değil, kullanıcıların kişisel gözlemlerine dayandığı vurgulandı.
Öte yandan Edirne’de hâlâ uygun fiyatlı ürünler bulabildiğini ve alışverişin kendisi açısından avantajlı olduğunu belirten Bulgar müşterilerin de bulunduğu ifade edildi.
EDİRNE TİCARETİ AÇISINDAN DİKKAT ÇEKİCİ MESAJ
Haberdeki değerlendirmeler, Edirne’nin özellikle hafta sonları Bulgaristan’dan gelen ziyaretçilerle hareketlenen ticari yaşamı açısından önem taşıyor.
Fiyat avantajının azalması, sınır kapılarındaki bekleme süreleri ve müşteri güvenine ilişkin şikâyetler, Bulgar ziyaretçilerin alışveriş tercihlerini etkileyebilecek başlıklar olarak öne çıkıyor.
Bununla birlikte, Balkan Pazarı’nda sürekli olarak boş kaldığını ya da Bulgar ziyaretçi sayısında kesin bir düşüş yaşandığını ortaya koyan resmî bir veri haberde sunulmuyor. Ancak Bulgaristan’da yayımlanan bu değerlendirmeler, Edirne esnafı ve kent ekonomisi açısından dikkate alınması gereken bir müşteri algısına işaret ediyor.
DR. AYDEMİR AY
Dr. Aydemir Ay da, söz konusu sitedeki yazıyı değerlendirip linkini de verdiği paylaşımının sonunda şunlara yer verdi:
“Önümüzde iki seçenek var: Eski avantajın geri gelmesini beklemek ya da elimizdeki değerleri yeni bir ekonomik modele dönüştürmek.
İlki, kararımızı başkalarının koşullarına bırakmak demek. İkincisi ise kendi geleceğimizin sorumluluğunu üstlenmek.
Edirne’nin kaderini sınır kapısındaki araç kuyruğu belirlememeli. Sınırın ötesinden gelen müşterinin cebindeki paraya da mahkûm olmamalıyız.
Çünkü sınır bize yıllarca bir fırsat sundu. Ama fırsat, kendi başına bir gelecek kurmaz.
Sınırın cömertliğine güvendik. Şimdi sıra, Edirne’nin kendi gücüne güvenmesinde.”


Cemal KUDAY
Edirne Şükrüpaşa Spor U19, Gelişim Ligi’nin 4. haftasında bugün deplasmanda Fevzipaşaspor ile karşı karşıya gelecek.
Geçen hafta deplasmanda Büyükçekmece Gücü FK Spor’a 6-0 yenilerek sezondaki ikinci yenilgisini alan Şükrüpaşa Spor, Fevzipaşaspor ile Çerkezköy 100.Yıl Stadı ‘nda oynayacağı karşılaşma saat 14:00’te başlayacak. Karşılaşmayı Çiğdem Uruç yönetirken, yardımcılıklarını Serkan Sözer ve Yusuf Güler yapacak, Kaan Şeremet ise dördüncü hakem olarak sahadaki yerini alacak.
Şükrüpaşa Spor, bugünkü Fevzipaşaspor maçı ile sezonun ilk 4 haftasındaki karşılaşmalardan 3’ü deplasmanda yapmış olacak.,
Gelişim Ligi U19 kategorisinde sezonun 3. hafta programında yer alan maçlar geçtiğimiz Çarşamba günü oynanırken, 2. Grup’ta yer alan Şükrüpaşa Spor, ikinci deplasman karşılaşmasında Büyükçekmece Gücü’ne konuk oldu.
U19 GELİŞİM LİGİ 2. GRUP 4. HAFTA PROGRAMI
Başakşehir Şamlar Spor Kulübü – İfa
İstanbul Beylikdüzüspor – Büyükçekmece Gücü Fk Spor A.Ş.
Fevzipaşaspor – Edirne Şükrüpaşa Spor
Başakşehirspor – Güngören Belediyesi Spor Kulübü
Çorlu Spor 1947 – Gazi Mahallesispor
Batı Trakya Türklerispor – Alibeyköyspor
Küçükçekmece Spor – Kırklarelispor
Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü – Silivrispor
U19 GELİŞİM LİGİ 2. GRUP 3. HAFTA SONUÇLAR
Gazi Mahallesispor 4-1 Başakşehirspor
Büyükçekmece Gücü FK Spor A.Ş. 6-0 Edirne Şükrüpaşa Spor
Çorlu Spor 1947 2-2 Batı Trakya Türklerispor
Silivrispor 4-1 Başakşehir Şamlar Spor Kulübü
Güngören Belediyesi Spor Kulübü 0-1Küçükçekmece Spor
Alibeyköyspor 2-2 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü
Kırklarelispor 1-4 İstanbul Beylikdüzüspor
İfa 1-1 Fevzipaşaspor



(Gezi Parkı eğlence-eylemlerine bir Karadeniz havasıyla devam edelim.)
Öyle yaparım dedin, böyle yaparım dedin.
Onu yıkarım dedin, bunu satarım dedin.
Kör mi idi gözlerin Recep’im,
Bizi niye görmedin, bizi niye görmedin?
Biz dur dedikçe vurdun, eşkıya deyip durdun, çapulcu deyip durdun.
Gün gelir hesap sorar, çapulcu dediklerin.
Dünya döner tersine, gel gezinin sesine.
Halkı koyun mu sandın oy oy Recep’im.
Birgün gelir üstüne.
Öyle dedin olmadı, böyle dedin olmadı.
Dün söylediğin sözün bugünkini tutmadı.
Ha buraya baksana oy oy Recep’im.
Kaç kişiyiz saysana, kaç kişiyiz saysana!
Gezi Parkı üniversitelerimizin mezuniyet ası ve duyurularına da sıçramış:
• Kaç yıllık elektronikçiyiz, böyle direnç görmedik.
• İnsanları geziden çıkarabilirsiniz ama geziyi insanlardan çıkaramazsınız.
• Camide toplu format attılar.
• Biz bu bölümü promter’da okumadık.
• Gündüz mühendis, akşam marjinal, gece çapulcu.
• Biz sana biber kullanma demedik. Salça olarak yine kullan. (Gıdacılar lobisi.)
• Biz bu gazla havada duran uçak bile yaparız.
• Meteoroloji bilmeyiz ama havada biber gazlı, tazyikli yağış bekleniyor.
• Taksit taksit çaldığın özgürlüğümüzü faiziyle geri alacağız. (Ekonomi lobisi.)
• Çapul bilimi ve dış mihraklarla ilişkiler (siyaset bilimi ve uluslarası ilişkiler.)
• Dış mihrak yoktur; açık ayran vardır.
• Vicdan ithal edemeyiz. (Uluslar arası ticaret.)
• Özgürlüğümüze dokunma; ekonomiyi biz hallederiz. (Ekonomi.)
……..
Bir kızımız (Deniz Özçelik) okyanus ötesinden katılmış;
Gezi parkı içinde vurdular beni;
Gözyaşına, biberle boğdular beni,
Ooof, gençliğim eyvah!
Gezi parkı içinde Beşiktaş çarşı;
Anne ben direniyom polise karşı,
Ooof, gençliğim eyvah!
Gezi parkı içinde biz çektik resti;
Türkiye’mde direniş rüzgârı esti;
Tüm satılık medya esini kesti,
Ooof, gençliğim eyvah!
(Google’da gezi parkı içinde vurdular beni yazarak kendinden de dinleniyormuş.) Son bir alıntı;
Sallan da gel, amman amman aman hey!
Meydan halk görsün aman.
Geziye gel, amman, amman, aman hey!
Halk birlik olsun aman.
Cezve, kepçe, gel yanıma,
Tencerenle gel yanıma,
Çatal, kaşık al yanına,
Dokunma gezi parkıma.
Erinme gel, amman, amman, aman hey!
Eylem çok güzel olur aman.
Direnişe gel, amman, amman, aman hey!
Park, bahçe dolsun aman.
Zıpla da gel, gel yanıma,
Gazlama gel, gel yanıma,
Maskeni tak, gel yanıma,
Dokunma gezi parkıma…
Sağlıcakla,


Geçtiğimiz günlerde “YAZLIK KONUTLARDAN HER YIL BEŞBİN TL EK VERGİ ALINSIN…” başlıklı bir yazı yazdım. Olumlu/olumsuz pek çok tepki aldım. Elbette “Ulaş Demiray böyle düşünüyor” diye yarın maliyecisi, belediyecisi yazlıkçıların kapısına dayanacak değil…
Bitip tükenen Saros Sahilleri için ne yapmak gerektiğini düşünmek, öneriler getirmek, cesaretle adımlar atmak duyarlı her aydının görevi olmalı… O yazının asıl amacı buydu… Devletin, Belediyelerin bu konuda yapması gereken pek çok şey var; ama özellikle bu sahillerde yaşayan, nimetinden yararlananların da oturup devleti belediyeyi beklemekten başka düşünecekleri, yapabilecekleri halk insiyatifleri olmalı…
**
Enez örneğinden yola çıkarsak; ne yazık ki Enez Belediyesi sahil sitelerinde yaşayanların sorunlarının çözümü konusunda yetersiz… Buna beceriksizlik, tembellik, başarısızlık gibi nitelemeler getirseniz bile olay sadece Belediyeyi ya da Devleti suçlayarak geçiştirilemiyor… Gereğinden fazla su, çöp, ilaç parası ödediklerini öne sürenler bu paralarla sahilin sorunlarının çözülebileceğini düşünüyorlar. Halbuki bu paralar bir hizmet karşılığı alınan ve o hizmetin devamını sağlamak için kullanılan – hatta yetersiz- paralar…
Bu paralardan artan olsa bile bununla kumsalı temizlemek için birkaç araç alınması, özellikle yeterli acil sağlık hizmetlerinin sahile taşınması, hizmetlerin kalitesinin artırılması, yedi gün 24 saat şehir içi ulaşımın sağlanması, yolların, meydanların daha kaliteli ve zevkli döşenmesi, denizde bir ya da birkaç cankurtaran sürat motoru bulunması, sahilde hem gençler, hem de emekliler için ayrı ayrı, ucuz tarifeli mekanlar, parklar oluşturulması, Yaz okulları açılması, çocuk oyun parkları kültür, sanat merkezleri yapılması bisiklet ve koşu yollarının düzenlenmesi vs. ne yazık ki belediyelerin de, devletin de öncelikleri değil…
**
Bir hesap yapalım… Enez’de 45 bin kişi oldukları düşünülen yazlıkçılar ikametlerini Enez’e alırlarsa Belediye kasasına iller bankasından kişi başına yılda 3-4 bin TL, toplamda 180 Milyon TL para girmesi gerekir. Halbuki şimdi Sahilde ikameti olan 700 kişi sayesinde giren hazine yardımı toplamda yaklaşık 3 Milyon TL… Aradaki farkı lütfen değerlendirin. 700 kişinin ödediği 3 Milyon TL ile, 180 bin TL ‘yi ödemeyen 45 bin kişiye hizmetin mantığı, adaleti var mı?
Sahilde villası olanın konut başına ayda 500 ya da ortalama kişi başına ayda 100 TL verecek gücü mü yok? Elbette var. Ama sanırım asıl kaygı bu ek ödeme doğrudan belediyeye yapılırsa beklenen amaca hizmet eder mi, etmez mi? Bence de etmez. Belediyeye giren para, genel hizmetlerde, aşırı personel istihdamında, önlenemeyen israf kalemlerinde erir gider.
Ama Sahil Sitelerinden oluşan, belediyenin de ortak olacağı Sahil Sakinleri’nin kuracağı ve yöneteceği bir Vakıfla(*) bu paranın tamamı Sahil Sakinlerine hizmet olarak geri dönebilir. Enez Sahilleri 4-5 yıl içerisinde akıl almaz hizmetlerle bambaşka bir çehreye kavuşur. Konutlar hızla değer kazanır. Yaz/kış oturanlar artar. İkametini alıp da oturanlar arttıkça hazine yardımı da artar.
Bu hayallerin gerçek olmasının önündeki en büyük engel şimdilik Site Başkanları olarak görünüyor. 180 civarındaki site başkanından bu konuları konuşmak için çağırdığımız toplantılara, şimdiye kadar katılan başkan sayısı 20-25 i geçmedi. Bu işi zoraki yaptıkları belli oluyor. Yarın bir vakıf kurulursa site muhasebe işleri bu Vakıf tarafından topluca ve daha çağdaş usullerle tutulacak, her siteye ayrı ayrı başkan ve hizmetli yerine hizmetler ve hizmetliler birleştirilecek. Site başkanlarının uğraştıkları pek çok hizmet daha profesyonel usullerle ve profesyonel kişilerle yerine getirilecek. Vakıf Genel Kurulu’nda konut sayısı ölçeğinde sitelerden temsilci olacak.
Evet… Ayda kişi başı 100 TL ya da hane başına ayda sadece 500 TL ödeyerek kazanılabileceklere en başından karşı çıkmak kendinize haksızlıktır… Hiç yoksa bir kere düşünmek iyi olur derim ben…
(*) Vakıf hizmet amaçlı, kar dağıtmayan bir şirket gibidir.