
02 Nisan 2026 Perşembe













Olgay GÜLER
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırıların ardından enerji piyasalarında yaşanan kriz, maliyetleri artan süt üreticisinin de belini bükmeye başladı.
Ülke genelinde Ocak ayında çiğ süt alım tavsiye fiyatını açıklayan Ulusal Süt Konseyi, 22 Ocak’tan geçerli olmak üzere yeni fiyatı 22 lira 20 kuruş olarak belirledi. Söz konusu süreçten bugüne gerek Türkiye, gerekse Dünya’da yaşanan gelişmeler, üreticinin maliyetinde artışa neden oldu. Özellikle ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırıyla birlikte, enerji piyasasının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği durdu. Ülkeler, enerji konusunda önlemler alarak, tasarrufa gitmeye başlarken, piyasalarda yaşanan kriz, her sektörü etkiledi. Türkiye’deki mazot ve çeşitli kalemlerdeki artış süt üreticisini de günden güne zora sokmaya başladı.

‘ŞAKA YAPMIYORUZ’
Konuyla ilgili konuşan Edirne SÜTÜB Başkanı Mustafa Suiçmez, Ulusal Süt Konseyi’ne çağrıda bulunarak, çiğ süt alım fiyatının revize edilmesi gerektiğini söyledi. Suiçmez, “Ulusal Süt Konseyi’nin toplanması biraz geç kaldı gibi duruyor. Ocak ayının zaten 20 gününü yemiştiler, 2026 yılının fiyatını açıklarken 1 Ocak’tan başlamadı. 22 Ocak’tan başlatıldı. Ulusal Süt Konseyi’nin aldığı kararların en son paragraf yazar, bunu herkes gördü. 1 Nisan’da tekrar toplanılacağı belirtiliyor. Bugün de 1 Nisan. 1 Nisan şakası yapmıyoruz burada sayın Ulusal Süt Konseyi. Bir an önce acilen bu fiyatın revize edilmesi lazım. Revize edilirken de burada bütün bu çevrede, dünyada gelişen olaylar, petrol fiyatlarında, enerji fiyatlarındaki artışlar bu bizim direkt üreticimize yansıyor. Yani bütün herkese yansıdığı gibi bize de yansıyor. Enerji fiyatlarına yansıyınca A’dan Z’ye her şeye, yeme de de yansıyor. Bunun revize edilmesi lazım acilen. Bunun olması gereken rakam şu anda 22.20 olan süt fiyatının en az 28 liraya tekabül etmesi lazım” dedi.
‘YENİ FİYAT 28 LİRA OLMALI’
Avrupa Birliği ülkelerinde süt fiyatları Türkiye’dekinden daha yüksek olduğuna dikkat çeken Suiçmez, “Buralarda Euro/Sent üzerinden hesapladığımızda 28 liraya, o civarlarda tekabül ediyor. Bizim de üreticimizin önünü görebilmesi için, alın terinin emeğinin karşılığını alabilmesi için en az 28 lira gibi bir fiyat açıklanmasını bekliyoruz. Geçen gün yaptığımız mali genel kurulumuzda da seslendik. Vakit kaybetmeden üreticinin ürettiği üründen, günlerden çalmanın da bir anlamı yok. Nisan ayı dediniz, Nisan ayını bekledik. 22 günümüzü çaldınız. Ona da sesimizi çıkarmadık ama burada artık bugün 1 Nisan. Acilen toplanın; 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere belirleyeceğiniz fiyatı dediğimiz rakamların altında olmamak şartında belirlenmesini talep ediyoruz. Bu da en doğal hakkımız, fazla bir şey de istemiyoruz biz. Burada maliyet girdileri hakikaten artık bu geçen sürede, bu etrafımızda olan birtakım dünyadaki gelişmelerden dolayı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntılar bize de yansıyor. Bunların giderilmesi lazım” diye konuştu.


Millî Eğitim Bakanlığı’nca, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında nisan ayı boyunca okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik “Maarifin Kalbinde Çocuk” temalı etkinlikler düzenlenecek.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasını taşıyan “Maarifin Kalbinde Çocuk” konulu yazı, 81 ilin valiliğine gönderildi.
Yazıda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışıyla Millî Mücadele günlerindeki haklı davanın kuvvetli bir istinatgâh bulduğu, Türk milletinin binlerce yıllık tarihinden tevarüs ettiği temsil geleneğinin güçlü bir millî egemenlik anlayışı olarak tebarüz ettiği belirtildi.
Bu anlamda 23 Nisan 1920’nin takvimden bir tarih olmanın ötesinde millî kimliğin, bağımsızlık ülküsünün ve ortak geleceğin temelini oluşturmak gibi büyük bir anlamı yüklenen bir dönüm noktası olduğu, aynı zamanda cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen bu günün yıl dönümlerinin “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak ülkece büyük bir coşku ile kutlanıldığı aktarıldı.
Yazıda, bayramın çocuklara ithaf edilmesi, milletin geleceğini emanet ettiği nesillerin yalnızca korunmasının değil; aynı zamanda bilinçli, sorumlu ve erdemli şahsiyetler olarak yetiştirilmesi yönündeki güçlü iradenin ifadesi olduğu vurgulandı.
Anayasanın başlangıç kısmında, “Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla…” ifadesi ile 5. maddesinde “Devletin temel amaç ve görevleri… İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” vurgusunun yer aldığı hatırlatılan yazıda Türk vatanı ve milletinin ebedî varlığını koruma, millî birlik ve beraberliği güçlendirme ve insanın maddi ve manevi varlığının geliştirilmesinin açıkça görüldüğü üzere ilgili kurumlara görev olarak tanımlandığının altı çizildi.
Bu anayasal çerçevenin eğitim süreçlerinin yalnızca akademik gelişimle sınırlı olmadığını, aynı zamanda çocuğun kimlik, değer ve sorumluluk bilinci edinmesinin de önemli olduğu, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin de çocuğun ruh ve beden bütünlüğü içinde gelişimi, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştirmesi, “yetkin ve erdemli” insanlar olarak yetişmelerini hedeflediğine dikkat çekilen yazıda, Bakanlık tarafından bu amaca matuf millî bayramlar ve günler çerçevesinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve haftasının anayasal ilkelerin hayata geçirildiği güçlü bir eğitim ve inşa süreci olarak ele alındığı bildirildi.
“Öğrencilerimizin vatanseverlik bilinciyle yetişmeleri büyük önem arz etmekte”
Yazıda, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesinde “…Türk milletinin millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasamızın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek…” gayelerinin millî eğitimin genel amaçları arasında ifade edildiği anımsatıldı.
Kanun’un bu yaklaşımı doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde yer alan “erdem-değer-eylem” çerçevesi, öğrencilerin değerleri günlük hayatlarında eyleme dönüştüren şahsiyetler olarak yetişmesini esas aldığı; saygı, sorumluluk, adalet ve vatanseverlik gibi değerlerin, bu süreçte öğrencilerin davranışlarına yön veren temel bir ahlaki pusula işlevi gördüğü aktarılan yazıda şunlar kaydedildi:
“222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesinde ise ilköğretimin öğrencilerin bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimlerine ve yetişmelerine hizmet eden temel bir eğitim süreci olduğu vurgulanmaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin merkezinde yer alan ‘yetkin ve erdemli insan’ yetiştirme hedefi de bu temel amaca matuftur. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin merkezinde yer alan yetkin ve erdemli insan idealinin; özellikle ahlaklı, bilge, cesur, estetik bakışa sahip, iradeli, merhametli, sağlıklı, sorgulayıcı, üretken ve vatansever bireylerin yetiştirilmesi hedefiyle anlam kazandığı güçlü bir eğitim zeminidir.
Bu kapsamda öğrencilerimizin, Türkçemizi doğru ve güzel kullanmaya özen gösteren; bayrağını, vatanını, milletini seven ve savunan, gelişmiş bir devlet anlayışına sahip olan, ülke çıkarlarını üstün tutan, vatandaşlık hak ve sorumluluklarını bilen, millî kültürümüze ve manevi değerlerimize bağlı şahsiyetler olarak vatanseverlik bilinciyle yetişmeleri büyük önem arz etmektedir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda öğrencilerin, değerlerini eyleme dönüştüren, sorumluluk üstlenen ve geleceği inşa eden şahsiyetler olarak yetişmelerine imkân sağlayan anlamlı bir maarif ekosistemi oluşturmaktadır.”
Yazıda, bu doğrultuda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın içinde yer aldığı nisan ayının, Atatürk’ün bu yaklaşımı doğrultusunda Bakanlık tarafından çocuklara ayrıldığı belirtildi.
Millî egemenlik anlayışı ve hukuk devleti duygusu pekiştirilecek
Yazıya göre bu çerçevede Türkiye genelindeki okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencileri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na yönelik “Maarifin Kalbinde Çocuk” temasıyla nisan ayı boyunca faaliyetler yapacak.
81 ilde öğrencilerin katılımıyla millî egemenlik bilincini güçlendiren, değerleri yansıtan ve aktif katılımını esas alan “Maarifin Kalbinde Çocuk” etkinlikleri, Bakanlıkça hazırlanan örnek etkinlik materyalleri doğrultusunda nisan ayı boyunca düzenlenecek.
Millî egemenlik, demokrasi, hukuk devleti, toplumsal birliktelik duygusunu pekiştirmek amacıyla ailelerin gönüllü katılımıyla ortak kutlama etkinlikleri ve şenlik programları yapılacak. Bu doğrultuda öğrencilerin etkinliklere aileleriyle etkin katılımı esas alınacak, millî ve manevi değerlerin aile bütünlüğü içinde deneyimlenmesi ve pekiştirilmesi sağlanacak.
Gerçekleştirilecek tüm etkinliklerde “çocuk hakları” çerçevesinde, çocukların toplumdaki rolünün önemine vurgu yapılmasına, çocuklara yönelik hak temelli farkındalık çalışmalarıyla birlikte “millî egemenlik” anlayışının ön plana çıkarılmasına ve demokrasi kültürüne yer verilecek.
Her çocuğun kendini güvende, değerli ve saygın hissettiği bir eğitim ortamı oluşturulacak.
Etkinlikler
Yazı doğrultusunda, nisan ayı boyunca düzenlenecek etkinliklere ilişkin okullara örnek olması amacıyla etkinlik rehberi de hazırlandı.
Bu kapsamda okul öncesi öğrencileri için “Benim Bayrağım, Benim Ülkem”, “Dünya Çocukları El Ele”, “Bayram Neşesi” ve “Yaşasın Çocuk Olmak” gibi etkinlikler gerçekleştirilecek.
İlkokul öğrencileri için “23 Nisan Aile Korosu”, “Haklarım ve Sorumluluklarım”, “Şenlik Günü” ve “Mikrofon Sende” etkinlikleri planlanırken ortaokul öğrencileri için de “Çocuk Şehri”, “Millî Egemenliğin Sesi”, “Egemenlik Ağacı”, “Al Bayrağın Gölgesinde Dünya Çocukları” ve “Geleneksel Çocuk Oyunları Şenliği” başlıklı etkinliklere yer verildi.


Trakya Üniversitesi, uluslararası akademik iş birliklerini güçlendiren önemli bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. Erasmus+ KA220-HED kapsamında düzenlenen “Master Degree in Integrating Innovative STEM Strategies in Higher Education” başlıklı proje çerçevesinde iki günlük uluslararası akademik personel eğitimi Balkan Kongre Merkezi’nde başladı.

Türkiye, Sırbistan, Bulgaristan ve Özbekistan’dan katılımcıları bir araya getiren program; yenilikçi STEM yüksek lisans programını tanıtmayı ve akademik personelin eğitim-öğretim yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlıyor.

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, açılış programında yaptığı konuşmada etkinliğin yalnızca bir eğitim programı olmadığını, aynı zamanda sınırları aşan bir birlikteliğin simgesi olduğunu vurguladı.
Üniversite kavramının evrenselliğine dikkat çeken Rektör Hatipler, “Üniversite eğitimi ve üniversiteler arası iş birlikleri, hiçbir ayrım gözetmeksizin bilginin ortak çatısı altında yürütülmeli” ifadelerini kullandı.
Bilgiyi hayata yön veren suya benzeten Hatipler, bu buluşmanın farklı coğrafyalardan gelen akademisyenleri ortak bir akışta birleştirdiğini ifade etti.

Toplantıyı “su toplantısı” olarak nitelendiren Hatipler, “Amuderya’dan Tuna’ya, Sava’dan Nişava’ya ve Meriç’e, Yeşilırmak’tan Sakarya’ya kadar uzanan bir su toplantısı bu. Eğer kalbinizin sesini dinlerseniz, bu nehirlerin akışını burada hissedebilirsiniz” dedi.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır ise yükseköğretim kurumlarının, bireyleri eleştirel düşünme ve problem çözme becerileriyle donatma sorumluluğuna dikkat çekti.
STEM eğitiminin ekonomik ve teknolojik kalkınmadaki rolüne vurgu yapan Bayır, program kapsamında müfredat geliştirme, disiplinlerarası yaklaşımlar ve yapay zekânın eğitime entegrasyonu gibi başlıkların ele alınacağını belirtti. Bayır ayrıca, etkinliğin uluslararası iş birliğini ve akademik dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti.
Eğitim süresince; yenilikçi STEM yüksek lisans programının tanıtımı, uygulamaya yönelik rehber dokümanın paylaşılması, disiplinlerarası STEM yaklaşımlarının ele alınması, dijital teknolojiler ile yapay zekâ araçlarının eğitime entegrasyonu ve ortak kurumlar arasında bilgi paylaşımının artırılması gibi başlıklar ele alınacak.

Projenin Türkiye koordinatörlüğü, Rektör Yardımcısı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eylem Bayır tarafından yürütülürken; Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu, Doç. Dr. Hüsniye Durmaz, Dr. Öğr. Üyesi Hasan Özyıldırım ve Dr. Öğr. Üyesi Emrah Oğuzhan Dinçer de Türkiye proje ekibinde yer alıyor.

