
16 Şubat 2026 Pazartesi


Sayın okurlar dünyaya gelmişiz yaşamak için, ne bırakırsak bizden sonrakiler için kardır. En iyi bırakacağımız şey başımızdan geçen olayların yorumu ve nedeni olur. Bizden sonra gelenler bu konularda ibret alıp, aynı hataları işlemesinler. En iyi analiz, Dün neydi, Bugün ne, Yarın ne olacak? İşte bütün mesele burada. Sizleri bilmem ama benim yaşım doksan oldu, bu zaman dilimini üçe ayırıyorum. 1936-1980 birinci 45 yıl DÜN, 1980-2025 ikinci 45 yıl BUGÜN. 2025’ten sonrası YARIN dan sonrası. Bu yıllar nasıldı ? İşte bu yılların objektif bir görüşle analizini yapıp yorumlayalım.
-DÜN-
Kendimi bildiğimde yaşım 3—4 yaş arası. İyi kötü ihtiyaçlarımı karşılayabiliyordum. Güzel bir evimiz vardı. Tek noksanımız babasızlık. Bu nedenle normal bir gelirimiz olmadığı için geçim sıkıntısı çekiyorduk. Gelirimiz oturduğunuz evin alt iki odasını kiraya vermiştik. Bir de küçük babadan kalma dükkanın kirası vardı. Bunlarla kıt kanaat geçinmek. Zaten o günler Türkiye’nin geneli fakirlik ortamında yaşıyordu. Zengin çok azdı çünkü genç Cumhuriyet, Osmanlı’nın külleri üzerine kurulmuştu. Nüfusumuz 15 milyon, Edirne’nin nüfusu 40 bin, şehirde zengin olan bir kaç Yahudi tüccar, bir de toprak sahibi kimseler. O günlerde iş olarak yapılan ağırlıkta çiftçilik, esnaflık, memurluk, sanayi olmadığı için işçi zümresi pek yoktu.
Geldik kırklı yıllara, Edirne’de motorlu araç olarak Askeriyenin, resmi bir iki otomobil, şahsa ait otomobil toplasan onu geçmez, atlı araba, yedi tanede kamyon, kalanı at, öküz arabası. Edirne’de aydınlatma sokaklar ve evlerin bazıları elektrikle, diğerleri gaz lambası ile. Asfalt yol yoktu, ana yollar şose, mahalle yolları Arnavut kaldırımı, evlerin tamamı ahşap ve fakir bir Belediye.
Geldik 40’lı yıllara, bende ilk okula gitmeye başladım. Beş yaşındayım, söyleneni anlıyorum, en çok konuşulan ve dünyanın başına bela olan Alman’ya savaş çıkaracakmış ve Atatürk ölmüştü. Türkiye’nin yönetimi İsmet İnönü’de. -Paşa – Türkiye müttefiklerin yanında savaş dışı bir devlet, tabi tedbirini alıyor. Muazzaf ve, Yedekler askere alınıyor, Türkiye’nin nüfusu 17 milyon, 800 bin asker barındırıyor. O günlerde tarım ile uğraşan erkeklerdi. Evin erkeği askere alınınca gıda kıtlığı başladı. 225 gramlık ekmek 125 grama indirildi, oda karne ile satılıyordu. İstediğin kadar alamazsın. Akşamları karatma uygulanıyor, saat dokuzdan sonra sokağa çıkılmıyordu.
O günlerde bütün Türkiye fakirdi, bazı kimseler kış günü soğukta ayakkabısız, yalın ayak, karın buzun üstüne basarak yürüyenler vardı. Bende ilkokula ayakkabı alacak paramız olmadığı için nalın giyerek giderdim. İşsizlik zaten iş sahaları yok, okulda gaz maskesi nasıl kullanılır uygulamaları yapılırdı. Bu arada eğitimde çok önemli bir uygulama oldu, Köy Enstitüleri kuruldu.
Neyse zor günleri atlattık, savaş bitti, biraz rahatladık. Türkiye’de politik kıpırdanmalar başladı, çok partili devreye gireceğiz. O güne kadar Cumhuriyet kurulduğundan beri tek parti sistemi uygulanıyordu, o da CHP si idi. Çok partili sisteme girdik, en göze batan parti (DP) Demokrat Partiydi. O güne kadar duymadığımız bir söz — Demokrasi — 1946 da genel seçim yapıldı. CHP kazandı, DP kaybetti çünkü hazırlıklı değildi. Artık savaş sıkıntısından kurtulmuştuk, Türkiye biraz rahatlamıştı. Yatırımlar yavaş işliyordu, iki şehirde üniversite vardı; Ankara ve İstanbul. O günlerde en gözde grup Subaylar ve Memurlardı.
Geldik 1950’li yıllara. İlk okulu bitirmiştim, Sanat Enstitüsüne gidiyordum. Mayıs ayında genel seçim yapıldı, DP büyük çoğunlukla iktidarı kazandı, CHP kaybetti. Bu bir değişimdi. CHP’nin prensibi Devletçilik, DP’ nin özel sektördü. O güne kadar ne yapılmışsa devlet eli ile yapılmıştı. CHP niye kaybetti, CHP de iktidar yorgunluğu vardı, zor günlerin nedenini CHP ye yükleyen halk değişim istiyordu. Neticeden memnundu, yeni bir rejim başlıyordu. Dünyada bir takım değişiklikler oluyordu. Amerikan sempatizanlığı başlamıştı. Derken Kore savaşı patlak verdi, o savaşa asker gönderdik, kahramanlıklar yaptık. 1953 te NATO’ya girdik. Bu örgüt komünist düzene karşı kurulmuştu.
Yıl 1953, o güne kadar köylere traktör girmemişti. Traktör devlet çiftliklerinde ve zengin ağalarda vardı. Bir özel sektör yaratılmıştı, devir Menderes devriydi, sloganı ‘her mahallede bir milyoner yaratacağım’. İyi kötü sanayi hamleleri oluyordu, özel sektör doğuyordu. Sanayi ve işçi zümresi oluşuyordu. DP ile CHP arasında hırçınca sürtüşmeler oluyordu. Bu arada hiç bilmediğimiz şeylerle karşılaşıyorduk; Amerikan sakızı ciklet, tükenmez kalem, Amerikan yardımı sütler, Amerikan filmleri, jet uçakları, ordumuz Amerikan silahları ile donatılıyor, Amerikan eğitimi. Bende Sanat Enstitüsünü bitirdim, Gölcük’te tersane işçiliği yapıyordum. Bu arada İzmir’de Ege Üniversitesi kuruluyor, Kıbrıs olayları oluyordu.
Yatırımlar, hamleler devam ediyor, iktidar DP ile Muhalefet CHP arasında hırçınca sürtüşmeler oluyor, Vatan, Millet cepheleri kuruluyor, gençlik sokaklarda nümayişler yapıyordu. Yıl 1960, İstanbul’da Beyazıt meydanında öğrenci gösterisi sırasında iki öğrenci ölüyor, 27 Mayıs’ta ordu iktidara el koyuyor DP’lileri toplayıp Yassıada’da mahkeme kurup yargılıyor ve Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatka’nı idam ediyorlar. Türkiye demokrasisi için bir lekeydi.
Yıl 1960, bende Tekniker Okulunu bitirip, Yıldız Mühendis Okulu’nda tahsile başlıyorum. Okulun akşam kısmındayım. Devlet iki yıl askeri idare ile yönetiliyor, gerçekten askeri müdahele gerekirmiydi? Halk DP den çabuk mu bıkmıştı yoksa iktidarı ele geçirmenin bir yolu muydu askeri müdahale. Sonra genel seçimler oluyor CHP kazanıyor, Cemal Gürsel Cumhur Başkanı, İsmet İnönü Başbakan oluyor, 1965 genel seçimler oluyor Adalet PARTİSİ kazanıyor Süleyman Demirel Başbakan. Yeni bir devir yeni bir dönem başlıyor, Demirel dönemi. Demirel Menderes’in bıraktığı yerden devam ediyor, paralı üniversiteler kuruluyor, baraj inşaatları yapılıyor, özel sektör yaratılıyor. Türkiye’de yanlış doğru bir sanayileşme hamlesi uygulanıyor. 1968 yılında Fransa’da Paris’te gençler büyük bir sokak gösterisi yapar, yer yerinden oynar. Bu gösteri diğer Türkiye’de dahil diğer ülkelere de yayılır, solculuk modası başlar, sosyalizm bir moda olur o günün gençleri bu akıma kapılır.
Geldik yetmişli yıllara, politikada sosyalizme de yer veriliyor. Gençlik sağ sol diye ikiye bölünüyor, bilhassa üniversite gençliği sokaklarda numayişler yapıyor, silahlı çatışmalar oluyor. Ordu 12 Mart’ta sıkı yönetim uyguluyor, bir müddet sükunet oluyorsa da yine sağ sol sürtüşmeleri devam ediyor. CHP’de kongrede İsmet İnönü Genel Başkanlıktan düşürülüyor, yerine Bülent Ecevit — Karaoğlan – seçiliyor. Kıbrıs meselesi patlak veriyor, ordumuz denizden, havadan Kıbrıs’a çıkartma yapıyor ve Kıbrıs; Güney Rum bölgesi, Kuzey Türk bölgesi diye ikiye bölünüyor. O günden sonra, bu böyle devam ediyor.
Sağ sol sürtüşmeleri olurken Deniz Gezmiş ve arkadaşları solcuların önderliğini yapıyorlar, her gün ölenler oluyor, ben de Yıldız Mühendis okulundan mezun olmuştum, tabi doğru askere. Askerliğim yetmişli yıllarda bitmişti, sonrası iş hayatı, sağ sol çatışmaları ayyuka çıkmıştı, halk korku ve tedirgindi bir şeyler olmasını bekliyordu olan oldu ve Ordu yönetime el koydu, yıl 12.9.1980.
Hayret edilecek bir olay anarşi, sağ sol çatışması bıçakla kesilmiş gibi bitti. Türkiye sıkı yönetim altında sükunete erdi. Tabi bir takım tutuklamalar, yargılamalar, idamlar, en gözde politikacı Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel Çanakkale’de nezaret altına alınıyor, Cumhurbaşkanı Kenan Evren. Dünü burada bitirelim…
(DEVAM EDECEK)


Olgay GÜLER
FOTOĞRAFLAR: CEMAL KUDAY
TFF Nesine 3’üncü Lig’de Edirnespor, 1’inci grubun güçlü ekiplerinden Yalova FK karşısında kendi sahasında 1-1 berabere kalarak, 1 puanı hanesine yazdırdı.

Edirnespor’un takım kaptanlığı yapan ve 81 yaşında vefat eden Erol Kara için saygı duruşu yapıldı
Edirnespor, 3’üncü ligin 21’inci haftasında sahasında Yalova FK 77 Spor Kulübü’nü ağırladı. Edirne Şehir Stadı’nda oynanan maçın başında önceki gün hayatını kaybeden, Edirnespor’un eski kaptanlarından Küçük Erol anısına saygı duruşunda bulunuldu. Maçta Yalova FK 18’inci dakikada Abdurrahman Kuyucu ile golü buldu. Dakikalar 36’yı gösterdi sırada Edirnespor Ayberk Çoban’la durumu beraberliğe getirdi. İlk yarısı 1-1 berabere biten maçın ikinci yarısından gol sesi çıkmayınca karşılaşma 1-1 berabere sona erdi.

TFF’nin Ankara bölgesi hakemlerinden Abdurrahman Faruk Avşar’ın yönettiği maçta yardımcılıklarını yine Ankara bölgesinden Hüseyin Can ve Volkan Altuntaş ile Kayseri bölgesinden Cenk Uluçınar yaptı. Takımlar sahaya şu kadrolarla çıktı:

Edirnespor: Erkam Mecit Erginsoy, Berke Can Özsoy, Efe Utku Özgan, Ensar Çapar, Buğra Uçar, Ayberk Çoban, Yusuf Talha Yılmaz, Efe Yüceer, Onur Köse, Melih Sağlam, Enes Alp
Yedekler: Berke Tambay, Baran Boyraz, Ahmet Ege Evsan, Rahman Alperen Emek, Furkan Kara, Ahmet Efe Şimşek, Mehmet Mustafa Çolak, Ferdi Güzelsu, Hakan Berkant Yılmaz, Bayram Kılıç

Yalova FK: Doğukan Özkani Abdurrahman Kuyucu, Furkan Mehmet Tuncer, Doğa İşeri, Uğurhan Uğurlu, Fatih Karasu, Efe Arıgün, Muhammet Ali Demir, Sinan Kaya, Mustafa Ege Bilim, Ali Yeşilyurt
Yedekler: Rüzgar Uyar, Arif Asaf Gültekin, Mehmet Emir Danış, Habib Biçer, Efe Tecimer, Samet Güneş, Metehan Kurt, Servet Fidan, Yunus Şentürk, Halit Çokyaşar


Olgay GÜLER
Edirne’de Sevgililer Günü’nde, 7’den 70’e çiftlerin buluşma adresi, Edirne Belediyesi’nin düzenlediği organizasyonla, Saraçlar Caddesi oldu.

Edirne Belediyesi, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla Saraçlar Caddesi’nde etkinlik gerçekleştirdi. Geleneksel hale gelen 14 Şubat etkinliğinde caddede çeşitli etkinlik alanları oluşturulurken, kurulan sahnede de konser ve dans gösterileri sergilendi. Programda ‘Sevgiye Bir Kare, Edirne’ye Bir Hatıra’ konseptiyle fotoğraf çekimi yapılan çiftlerin mutlu anları LED ekrana yansıtıldı.

Edirne Belediyesi Kent Orkestrası sahne aldığı etkinlikte, vatandaşlar sevilen şarkılara eşlik etti. Konserin ardından Edirne Belediyesi Modern Dans Topluluğu sahne performansıyla katılımcıları coşturdu. DJ Can Sarvan’ın performansıyla süren programda, Edirne Belediyesi Bandosu da konser vererek, vatandaşları hareketlendirdi.





Olgay GÜLER
Edirne Valisi Yunus Sezer, yaklaşık 4 yıllık restorasyon sürecinin ardından ramazan ayı ile birlikte ibadete açılacak Selimiye Camisi yanında kurulan ‘Ramazan Sokağı’ etkinlik alanını gezdi.
Yıllık ziyaretçi sayısı 1 milyonu geçen, Mimar Sinan’ın ustalık eseri, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi, 4 yıllık restorasyonun ardından tüm alanlarıyla ibadete açılmaya hazırlanıyor. Türk-İslam mimarisinin başyapıtlarından tarihi yapıda heyecanlı geri sayım sürerken, Edirne Valiliği de bu yıl ilk kez Selimiye Camisi’nin Halk Eğitim Merkezi’ne bakan kısmında ‘Ramazan Sokağı’ kuruyor. Ramazan boyunca her gün çeşitli etkinliklerin olacağı sokakta, Ramazan coşkusunun 24 saat yaşatılması hedefleniyor.

VALİ SEZER VE VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ AKSU ALANI GEZDİ
Edirne Valisi Yunus Sezer, stant ve alanların kurulum aşaması devam eden sokağı gezerek, bilgi aldı. Valisi Sezer’e, ziyaret için Edirne’de bulunan Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk ve Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç da eşlik etti. Alandaki büyük çadır ve stantları gezen Vali Sezer, ardından açıklamada bulundu.
‘MUHTEŞEM BİR RESTORASYON OLDU’
Selimiye’nin restorasyonunda sona gelinmesinin heyecanını yaşadıklarını anlatan Vali Sezer, “Edirne’nin yaklaşık 4 yıldır beklediği, daha doğrusu Türkiye’nin, İslam aleminin beklediği Selimiye’nin restorasyonunda sona geldik. Ramazan’la beraber inşallah bütün cami ibadete açılacak. Tabii eksikleri var, onlar da kısa zamanda tamamlanacak ama Selimiye de inşallah Ramazanla beraber ibadete açılmış olacak. Bugün Vakıflar Genel Müdürümüz heyetiyle beraber geldiler, onlar da gezdiler. Muhteşem bir restorasyon oldu. Türk İslam eserleri müzesindeki orijinal halı dokumaları seriliyor, onu görme imkanımız oldu” dedi.

‘RAMAZAN BOYU HER AKŞAM ETKİNLİKLER OLACAK’
Selimiye’nin hemen yanında Ramazan Sokağı etkinliğini gerçekleştireceklerini dile getiren Sezer, “Bir taraftan da Edirne demek Balkanlar demek, Selimiye demek bütün İslam alemi demek, Türkiye demek. Dolayısıyla insanların da Selimiye’ye gelip ibadet yapacakları bir dönemde bütün Balkanlar’la ilgili, Edirne’yle ilgili de Ramazan Sokağı etkinliğini inşallah bu sene gerçekleştireceğiz. Ramazan Sokağı’yla beraber de burada başta Kur’an tilaveti olmak üzere, tasavvuf musikisi, burada açılacak olan tiyatro gösterileri ve birçok etkinliğin; Hacivat-Karagöz’ün, geleneksel oyunların sahne aldığı bir ayı beraber geçirmiş olacağız. Burada Ramazan boyunca her akşam etkinlikler olacak. Edirne’mizin yöresel ürünlerinin olduğu burada stantlar açılacak. Kitap fuarları olacak birçok kitap yine aynı şekilde çocuklarımızla buluşturulacak. Burası güzel olacak diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
’24 SAAT YAŞAYAN BİR SELİMİYE TASAVVUR EDİYORUZ’
Selimiye çevresinin Ramazand’a şenlik meydanı olacağını belirten Vali Sezer, “Burada büyük bir çadır kurduk, yaklaşık 600 kişilik. Burada ay boyunca, Ramazan boyunca çeşitli etkinliklere sahne olacak. Bütün Edirne’mizi, bütün Selimiye’nin açılışıyla beraber Edirne’mizi görmek isteyen bütün İslam coğrafyasını ve milletimizi buraya davet ediyoruz. Özellikle Edirneli hemşerilerimize hayırlı olsun diyoruz. Onları da inşallah ramazan boyunca bu etkinliklere katılmaya, çocuklarıyla, aileleriyle beraber katılmaya davet ediyoruz. Burası Selimiye’nin etrafı, inşallah böyle bir şenlik meydanı olacak. Ramazan, sahur ve sahura kadar süren programlarla beraber 24 saat yaşayan bir Selimiye ve Edirne’yi tasavvur ediyoruz, inşallah gerçekleştireceğiz” diye konuştu.


Keşan Belediyesi, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla düzenlediği konser etkinliğiyle vatandaşlara unutulmaz bir akşam yaşattı. Konser, Müze Keşan bahçesinde gerçekleştirildi.
Saat 20.30 sıralarında başlayan etkinliğe çok sayıda vatandaş katıldı. Soğuk havaya rağmen alanı dolduran Keşanlılar, müzik eşliğinde gönüllerince eğlenerek Sevgililer Günü’nün coşkusunu birlikte yaşadı.
“Gönlünüzden Sevgi Eksik Olmasın”

Gecede konuşma yapan Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, tüm hemşehrilerinin Sevgililer Günü’nü kutlayarak şunları söyledi:
“Sevgili olabilmek için önce insan olabilmek gerekir. Yaşın hiçbir önemi yok; yeter ki yüreğimiz sevgiyle dolu olsun, birbirimize saygı ve anlayışla yaklaşabilelim. Bu akşam komşu vilayetimiz Çanakkale’den aramızda bulunan çok değerli sanatçımız Gizem Hanım’a hoş geldiniz diyorum. Ülke genelinde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle bu tür etkinlikleri düzenlemekten imtina ediyoruz. Ancak, bundan sonra da, sizleri birkaç kez daha buralarda görmek isterim.Sanat hayatında kendisine mutluluklar ve başarılar diliyorum. Gönlünüzden sevgi eksik olmasın.”
Konuşmanın ardından Başkan Özcan, sanatçı Ezgi Gizem Erdoğan’a çiçek takdim etti. Sevilen şarkıların seslendirildiği konserde vatandaşlar zaman zaman sanatçıya eşlik etti.Müzik dolu gece, katılımcıların alkışları ve memnuniyeti eşliğinde sona erdi.