
04 Kasım 2026 Çarşamba


Bulgaristan’ın Türk turistlerin ülkeye seyahatini kolaylaştırmak amacıyla vize prosedürlerinde yeni düzenlemelere hazırlandığı bildirildi. Yeni uygulamayla birlikte konsoloslukların başvuru kabul ve değerlendirme kapasitesinin artırılması, böylece işlem sürelerinin kısaltılması hedefleniyor.
Turizm Bakanı Dr. İlin Dimitrov, Londra’da düzenlenen World Travel Market (WTM) 2026 Fuarı kapsamında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
BNR; web sayfasında. “Turizm Bakanlığı’nın aktardığı üzere, Turizm Bakanı İlin Dimitrov, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen World Travel Market (WTM) 2026 Turizm Fuarı kapsamında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ‘Bulgaristan, konsolosluk personelini artırarak ve randevu almak için yeni bir elektronik sistem getirerek Türk turistler için vize işlemlerini kolaylaştıracak’ açıklamasında bulundu” ifadelerine yer verdi. .
Kırcaali Haber Gazetesi’nin paylaşımına göre, planlanan düzenlemeler kapsamında Bulgaristan’ın konsolosluk birimlerindeki personel sayısının önemli ölçüde artırılması ve vize başvuruları için yeni bir elektronik randevu sisteminin hayata geçirilmesi öngörülüyor.
Turizm Bakanı Dimitrov, söz konusu adımların turizm sektörünün uzun süredir gündeme getirdiği vize sorununa yönelik somut bir çözüm olduğunu belirterek, Bulgaristan’a seyahat etmek isteyen Türk vatandaşlarının vize işlemleri nedeniyle başka destinasyonları tercih etmek zorunda kalmaması gerektiğini ifade etti.
Dimitrov, düzenlemelerin hayata geçirilmesine yönelik katkılarından dolayı Başbakan Rumen Radev ve Dışişleri Bakanı Velislava Petrova’ya teşekkür etti.
Yeni uygulamayla birlikte konsoloslukların başvuru kabul ve değerlendirme kapasitesinin artırılması, böylece işlem sürelerinin kısaltılması hedefleniyor. Elektronik randevu sisteminin ise test aşamasının ardından devreye alınması planlanıyor.
İki ülke arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesi de görüşmenin gündeminde yer aldı. Bakanlar, karşılıklı turist hareketliliğinin artırılması, ortak turizm ürünlerinin oluşturulması ve iki ülkenin ortak tarihî ve kültürel mirası ile gastronomi değerlerini öne çıkaran yeni turizm rotalarının geliştirilmesi konularını ele aldı.
Açıklanan verilere göre, 2026 yılının ocak-ağustos döneminde Bulgaristan’daki konaklama tesislerinde yaklaşık 192 bin Türk turist kayıtlara geçti. Aynı dönemde Türk vatandaşlarının Bulgaristan’a gerçekleştirdiği toplam ziyaret sayısı ise yaklaşık 746 bin oldu.
Görüşmede turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi ve üniversiteler arasındaki iş birliği de gündeme geldi.
Bulgaristan Turizm Bakanı Dimitrov, Türk üniversitelerini Bulgaristan’da kurulan Turizm Alanında Eğitim Veren Yükseköğretim Kurumları Birliği’ne katılmaya davet etti.
Girişimin öncelikle Balkan ülkelerindeki üniversiteleri kapsayan, ilerleyen süreçte ise Avrupa geneline yayılan uluslararası bir eğitim ağına dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda öğrenci ve akademisyen değişimi, bilgi ve deneyim paylaşımı ile üniversiteler ve turizm sektörü arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.


Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın 6 Kasım Cuma günü gerçekleştirilecek seçiminde Beyaz Liste ile yarışa girecek olan Recep Zıpkınkurt, ETSO’nun geleceği için yeni bir döneme, güçlü bir iradeye ve kararlı bir yönetime ihtiyaç bulunduğunu bildirdi.
ETSO’nun eski başkanı Zıpkınkurt, “Beyaz liste ile yeniden göreve talibiz!” dediği açıklamasında şunlara yer verdi:

“Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın geleceği için yeni bir döneme, güçlü bir iradeye ve kararlı bir yönetime ihtiyaç var.Çünkü bu şehir için üretmenin, ticaretin, yatırımın ve istihdamın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.
Geçmişten gelen tecrübemiz, birikimimiz ve Edirne iş dünyasına hizmet etme kararlılığımızla yeniden yola çıkıyoruz.
Beyaz Liste ile daha güçlü bir ETSO, daha etkin bir temsil, daha fazla üretim ve daha büyük hedefler için hazırız.
Bizim için bu seçim sadece bir görev yarışı değil; Edirne’nin ticari geleceğine sahip çıkma meselesidir.
Dünü bilen, bugünü değerlendiren, yarına güvenle bakan bir anlayışla…
Tecrübemiz var. Hedefimiz büyük. Kararlılığımız tam!
Şimdi söz, Edirne iş dünyasının! 6 Kasım 2026 Cuma. Tercihiniz beyaz liste olsun! Beyaz Liste ile yeniden göreve talibiz!”


Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, kentin ticari hayatının, yüksek kiralar, düşen alım gücü, artan işletme maliyetleri ve daralan piyasa koşulları altında her geçen gün biraz daha sıkıştığını bildirdi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Kira ateşi çarşıları sarıyor” başlığı altında yaptığı açıklamada, “Edirne’nin tarihi ve ticari merkezinde giderek büyüyen bir sorunla karşı karşıyayız. Saraçlar Caddesi’nden, Alipaşa Çarşısı’na, Bedesten’e ve Selimiye Arastası’na kadar kentimizin birçok sokağına uzanan ticari hayat, yüksek kiralar, düşen alım gücü, artan işletme maliyetleri ve daralan piyasa koşulları altında her geçen gün biraz daha sıkışmaktadır” diyerek şunlara yer verdi:
“Bugün artık mesele yalnızca bazı dükkânların boş kalması değildir. Mesele, Edirne’nin ekonomik hayatını ayakta tutan küçük esnafın şehir merkezinden çekilmek zorunda bırakılmasıdır. Kasım 2025 tarihinde yayımladığımız ‘Vakıf Dükkânlarının Sessiz Küçülüşü’ başlıklı açıklamamızda, 2026 kira dönemi için Vakıflar Edirne Bölge Müdürlüğü tarafından uygulanan yüzde 40’lık kira artışına dikkat çekmiş; aynı çarşıda bazı işletmelere farklı oranlarda artış uygulanmasının gerekçelerinin açıklanmasını istemiştik Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak 30 Nisan 2026 tarihinde yayımladığımız ‘Edirne’nin Kalbi Tarihi Çarşılarda Sessizlik’ başlıklı basın açıklamamızda; Alipaşa, Saraçlar, Bedesten ve Selimiye Arastasında esnafımızın siftah yapamadan kepenk kapattığını, hafta sonları dahi işletmelerin açılmadığını, azalan cironun işten çıkarmaları ve işletme kapanışlarını beraberinde getirdiğini ifade etmiştik. Geçtiğimiz günlerde yerel basına yansıyan haberler, ortaya koyduğumuz ekonomik risklerin artık yalnızca bir öngörü olmadığını göstermektedir.
31 Ekim tarihinde yerel bir gazete de yayınlanan haberde, Saraçlar Caddesi’nde iş yeri kiralarının 180 bin TL’ye kadar yükseldiği, hemen yakınındaki Sabuni Mahallesi Fuzuli Sokak’ta üç işletmenin kira artışları nedeniyle iş yerlerini boşaltmak zorunda kaldığı aktarılmıştır. Haberde iki işletmenin kirasının 35 bin TL’den 60 bin TL’ye, bir başka işletmenin kirasının ise 45 bin TL’den 80 bin TL’ye yükseldiği belirtilmektedir.
Bu rakamlar, yalnızca birer kira bedeli değildir. Bunlar, küçük esnafın faaliyetini sürdürebilme imkânının ne kadar daraldığını gösteren ekonomik göstergelerdir. Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir husus vardır: Sorun yalnızca Vakıflara ait dükkânlarla sınırlı değildir. Vakıf mülklerindeki kira politikası, özel mülklerdeki kira seviyeleri, ticari beklentiler ve genel maliyet baskısı birbirini besleyen bir yapıya dönüşmüştür. Ana caddedeki kira artışları yan sokaklara taşınmakta, bir bölgede başlayan ekonomik sıkışma bütün ticari çevreyi etkilemektedir.
BU TABLONUN İKTİSADİ BİR AÇIKLAMASI VAR
Bir işletmenin ayakta kalabilmesi için yalnızca satış yapması yetmez. Elde ettiği cironun kira, personel, enerji, vergi, SGK, tedarik ve finansman giderlerini karşılaması; bunların ardından işletmenin faaliyetini sürdürebilecek bir gelir bırakması gerekir. Ancak bugün Edirne esnafı aynı anda birkaç yönden sıkıştırılmaktadır:
Enflasyon nedeniyle vatandaşın satın alma gücü gerilemektedir.
Daralan iç talep, esnafın satış hacmini ve cirosunu düşürmektedir.
Yüksek kira bedelleri, işletmelerin sabit maliyetlerini artırmaktadır.
Vergi, SGK, enerji ve tedarik giderleri işletmelerin hareket alanını daraltmaktadır.
Yüksek finansman maliyetleri, borçla ayakta kalmaya çalışan esnafın yükünü ağırlaştırmaktadır.
Ekonomik açıdan bu tablo bir maliyet-talep sıkışmasıdır. Esnafın giderleri yükselirken gelirleri aynı hızda artmamaktadır. Kâr marjı daralan işletme önce çalışanından, ardından stoğundan ve faaliyet hacminden kısmakta; son aşamada ise dükkânını kapatmak veya başka bir bölgeye taşınmak zorunda kalmaktadır.
Dolayısıyla bugün yaşananlar münferit işletme sorunları olarak değerlendirilemez. Bu, kent merkezinin ticari yapısını tehdit eden yapısal bir ekonomik sorundur. Bir dükkânın kapanması yalnızca o işletmenin sahibini etkilemez. O dükkânda çalışan işçiyi, tedarikçiyi, yan sokaktaki diğer esnafı, bölgedeki müşteri hareketliliğini ve nihayetinde şehrin ekonomik dolaşımını etkiler.
TARİHİ ÇARŞILAR RANT ALANI DEĞİL, EDİRNE’NİN YAŞAYAN HAFIZASIDIR
Alipaşa, Bedesten, Arasta ve Saraçlar Caddesi yalnızca ticari gayrimenkullerden ibaret değildir. Bu alanlar Edirne’nin tarihidir, kültürüdür, ahilik geleneğidir. Bir şehrin tarihi çarşısını korumak, yalnızca binalarını restore etmekle mümkün değildir. O çarşılarda ticaret yapan esnafı, ustayı, zanaatkârı ve çalışanı da yaşatmak zorundasınız. Dükkânların içi boşalırken dış cephelerin yenilenmesi tek başına başarı değildir. Ticaretin olmadığı, esnafın tutunamadığı, müşterinin alışveriş yapamadığı bir tarihi çarşı, zaman içerisinde yalnızca fiziksel bir yapıya dönüşür. Ahilik kültürünü yılda bir kez anmak, esnafın gerçek sorunları karşısında sessiz kalmayı haklı çıkarmaz.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak ilgili kamu kurumlarına ve yerel yöneticilere şu soruları yöneltiyoruz:
1. Son üç yılda Edirne merkezde, Saraçlar Caddesi’nde ve tarihi çarşılarda kaç işletme kapanmış, kaç yeni işletme açılmıştır?
2. Vakıflara ait iş yerlerinde uygulanan yüzde 40’lık kira artışının dayanağı nedir? Aynı çarşıda farklı kira artışları uygulanıyorsa bunun objektif kriterleri nelerdir?
3. Başta çarşılarımız olmak üzere kentin geneline yayılan kira artışları karşısında küçük esnafı korumak için hangi somut tedbirler alınmıştır?
4. Vergi ve SGK borçları, yüksek finansman maliyetleri ve artan işletme giderleri nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlanan esnaf için hangi destek ve yapılandırma imkânları değerlendirilmektedir?
5. Edirne’nin tarihi çarşılarında ticari canlılığı korumaya yönelik kurumlar arası ortak bir eylem planı hazırlanmış mıdır?
Bizim meselemiz yalnızca bir kira tartışması değildir. Bizim meselemiz, Edirne’nin ekonomik geleceğidir. Bir şehirde esnaf kepenk indiriyorsa, yalnızca bir işletme kapanmıyordur. İstihdam azalıyor, ticaret daralıyor, üretim ve hizmet zinciri zayıflıyor, şehrin sosyal hayatı da bundan payını alıyordur. Esnafı yaşatmadan çarşıyı yaşatamazsınız. Vatandaşın alım gücünü yükseltmeden ticareti canlandıramazsınız. Gelir yaratmadan sürekli artan maliyetleri esnafın sırtına yükleyerek ekonomik sürdürülebilirlik sağlayamazsınız. Aylar önce dile getirdiğimiz sorunların bugün daha geniş bir alana yayıldığını görüyoruz. Yarın daha fazla dükkânın boşalmasını, daha fazla esnafın borç yükü altında faaliyetini sonlandırmasını beklemek zorunda değiliz. Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak esnafımızın sorunlarını gündemde tutmaya, ilgili kurumları hesap vermeye davet etmeye ve çözüm üretilene kadar bu meselenin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Edirne’nin tarihi çarşılarını yaşatmak, yalnızca geçmişe saygı değil, geleceğe karşı sorumluluktur.”


CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi görüşmelerinde emekli maaşlarının alım gücüne, kademeli emekliliğe, intibak yasasına ve gazilerin haklarını gündeme getirdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda önceki gün görüşüldü. Bütçe üzerine söz alan Yazgan, “Ülkemizde o kadar çok sorun var ki hangi birini saymak yerinde olur bilmiyorum. Bir ülkenin çalışma hayatı ve sosyal güvenlik sistemi, o devletin vatandaşına verdiği değerin, insan onuruna verilen değerin, anayasal bir ilke olan sosyal devlet olmanın en somut aynasıdır” dedi. Mevcut tablonun Türkiye için olumlu görünmediğini kaydeden Yazgan, “Milyonlarca emeklimiz açlık sınırı altında yaşıyor. Maalesef Türkiye’de en düşük emekli maaşı açlık sınırının bayağı bir altında.Enflasyonun gerçek yüzü çarşıda, pazarda, mutfakta. Sizlerin de eşiniz, dostunuz gidiyor, aileniz gidiyor, görüyorsunuz, biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2017 yılına işaret eden Yazgan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2017’den örnek vermek istiyorum. Bin 402 lira aylık alan bir emekli, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde bile evinin kirasını rahat rahat ödeyebiliyordu. Bugün, maaşının 2 katı bile maalesef yetmiyor.Emeklinin mutfağı yangın yeri. 2017’de bir emekli maaşı 9,66 gram altınmış.Bugünün rakamıyla aşağı yukarı 60 bin TL ediyor bu. Yani 60 bin TL olsaydı bugünün en düşük emekli maaşı, ancak o günün şartlarında olacaktı. Bugün alım gücü yaklaşık yüzde 61 geriye düşmüş.
Bir de yıllardır ertelenen intibak yasasıyla ilgili gerçeği söylemek istiyorum. Aynı primi yatıran, aynı gün sayısına sahip olan ama yalnızca farklı yıllarda emekli olduğu için aralarında uçurum bulunan vatandaşlarımızın feryadını duymakta da fayda olduğunu düşünüyorum. 2000 yılı öncesi emekliler arasındaki bu adaletsizlik derhâl giderilmeli.”
Kademeli emeklilik konusuna da değinen Yazgan, şöyle konuştu:
“Binlerce kişinin gözü, kademeli emeklilik konusunda Meclis’in üzerinde. Uzun mücadeleler neticesinde EYT çıktı ancak sistem yanlış kurgulandı.Sonuç olarak emekli olan da memnun değil, olamayan da memnun değil.Bu, kademeli ihtiyacının olduğu gerçeğini değiştirmiyor.Ülkemizi ekonomik olarak çok da zora sokmayacak ama bir şekilde herkesin hakkını koruyacak bir kademeli emeklilik yasası da bekleniyor, bekliyoruz.”
Yazgan, gazilere ve emekli olmak zorunda kalan askerlere de dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“Gazilerimiz arasında maaş ve özlük hakları bakımından bayağı farklar var. Daha adil bir düzenleme bekliyor gazilerimiz. Bir de mesleklerinin zorluğu göz önüne alındığında bu malulen emekli olan askerlerimiz var. Genelde başka bir yerde çalışamayacak durumdalar, yani bu emekli maaşıyla yaşamak durumundalar. O yüzden bunların emekli maaşı sadece o maaşla geçinebilecek noktada olmalı. Bir nebze olsun sesimizi duyurmak, vatandaşımızın sesini duyurmak için çıktık. Umarım daha iyi bir gelecek hepimizin yanında olur.”


Trakya Elektrik Perakende Satış A.Ş. (TREPAŞ), Great Place To Work® tarafından açıklanan Best Workplaces for Women™ 2026 listesinde yer aldı. Çalışanlarının yaklaşık yüzde 50’sini kadınların oluşturduğu TREPAŞ’ta, müdür ve üzeri yönetici pozisyonlarında kadınların oranı ise yüzde 40’a ulaşıyor.
Enerji sektöründe kadın istihdamını, fırsat eşitliğini ve kapsayıcı çalışma kültürünü destekleyen TREPAŞ, bu alandaki uygulamalarıyla Great Place To Work® tarafından hazırlanan Best Workplaces for Women™ 2026 listesine girdi. Kadınların kariyer gelişiminden yönetim kademelerindeki temsiline kadar pek çok alanda eşit fırsatlar sunmayı önceliklendiren şirket, eğitim ve gelişim programlarının yanı sıra iş ve özel yaşam dengesini gözeten uygulamalarıyla da çalışan deneyimini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Kadın çalışanların iş yeri deneyimlerini fırsat eşitliği, adalet ve kapsayıcı kurum kültürü gibi kriterler üzerinden değerlendiren araştırmanın 2026 sonuçlarına göre, listeye giren şirketlerde kadın çalışanların yüzde 89’u iş yerlerinde cinsiyetten bağımsız olarak adil davranıldığını belirtiyor.
“Kadınların karar alma süreçlerinde daha fazla yer almasını önemsiyoruz”
TREPAŞ Genel Müdürü S. Burak Savaş, Best Workplaces for Women™ 2026 listesinde yer almalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Geleneksel olarak erkek istihdamının ağırlıkta olduğu enerji sektöründe, kadınların yalnızca iş gücüne katılımını değil, yönetim kademelerinde ve karar alma süreçlerinde daha fazla yer almasını da önemsiyoruz. Bugün TREPAŞ’ta çalışanlarımızın yaklaşık yüzde 50’sini kadınlar oluşturuyor. İlk ve orta kademe yönetici pozisyonlarında kadınların oranı yüzde 40’ın üzerinde, direktör seviyesi ise yüzde 33. Kadınların potansiyellerini ortaya koyabilecekleri, kariyerlerinde eşit fırsatlarla ilerleyebilecekleri bir çalışma ortamı oluşturmak kurum kültürümüzün önemli bir parçası. Best Workplaces for Women™ listesinde yer almak, bu alandaki yaklaşımımızın değerli bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde de kadınların kariyer gelişimini ve liderlik rollerini desteklemeye devam edeceğiz.”
“Bu yaklaşımın kurum kültürümüze yerleşmesinde, IC Holding İnsan ve Kültür Başkanımız Sayın Nazire Ulusoy’un kadınların iş hayatındaki konumunun güçlendirilmesine, kariyer gelişimlerine ve liderlik rollerinde daha fazla yer almalarına yönelik desteği bizim için son derece kıymetli. İnsan ve kültür alanındaki bu yaklaşımın, grup şirketlerimizde fırsat eşitliğini destekleyen kurum kültürünün gelişmesine önemli katkı sağladığına inanıyoruz.”
“Kariyer gelişiminden esnek çalışma modellerine”
IC İçtaş Enerji Grubu İnsan ve Kültür Direktörü Haluk Köktürk “TREPAŞ’ta kadın çalışanların kariyer gelişimi; performans ve yetkinlik odaklı değerlendirmeler, eğitim ve liderlik programlarıyla destekleniyor. Kadınların liderlik pozisyonlarında yer alması teşvik edilirken terfi süreçleri ve yönetici pozisyonlarına geçişleri düzenli olarak takip ediliyor. IC Holding’in DENK Projesi kapsamında ise kadın çalışanların hakları ve fırsat eşitliğine yönelik bilgilendirme çalışmaları yürütülüyor.
Çalışanların iş ve özel yaşam dengesini desteklemek amacıyla doğum izni sonrası altı ay uzaktan çalışma, haftada bir gün hibrit çalışma, doğum günü izni, doğum ve evlilik yardımları ile özel sağlık sigortası gibi yan haklar sunuluyor. Ayrıca Re/flex Çalışma Düzeni ve 10’dan Başla İzin uygulamalarıyla farklı ihtiyaçlara yönelik esnek çalışma modelleri hayata geçiriliyor.”